Fadimeyle Temel bulusmaya gitmisler. Fadimenin elinde birde papagani varmis. Temel sormus:
- Hangi dili konusagi bu kus?
Fadime:- ze inglis. lafganse. a capan
Temel:- Lazca bilmiyor mu?
Fadime: -Bilmiyor
Temel: -Ha ha haa ula bosuna büyütmüssün o kadar burunu
Dört kisilik avci grubu, tecrübeli avci Temel'in önderliginde ormanda ilerlemektedirler. Karsilarina kücük bir delik cikar. Temel yatin yere tavsan deligi! Bütün avcilar yere yatarlar. Gercekten bir müddet sonra delikten tavsan cikar. Avcilar hemen Vururlar.
Tekrara yürümeye baslarlar. Bir süre sonra büyük bir delik cikar karsilarina. Temel: "Yatin yere, tilki deligi!" Yatarlar. Biraz sonra tilki cikar onu da vururlar. Tekrar düserler.
Bu defa daha büyük bir delik cikar. Temel:" Yatin yere ayi ini", Yere yatarlar ve cikan ayiyi vururlar. iyice keyiflenen avcilar yürümeye devam ederler. Kisa bir zaman sonra kocaman bir deligin basinda dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakaralar. Temel:"Usaklar ne cikacagunu bilmeyrum. Ama yatin ne cikarsa bahtumuza!" Ertesi gün gazetelerde:
Dört avci tren altinda can verdi...
Temel uzun yoldan gelir ve yol boyunca da esini hayal eder durur. Ama eve geldiginde cok yorgundur ve bu yüzden performansi ile ilgili tereddütleri vardir... Ya yorgunluktan birsey olmazsa, ya yapamazsam rezil olurum diye düsünür. Sonunda ne yapacagina karar verir ve fadimeye seslenir...
- Fadime suyu ocaga koy! Olmazsa cay demleruz!
Temel eczacilik fakültesini bitirmis. Fakat eczane acacak parasi yok, Girmis bir eczaneye:
- Beyefendi sizde sogan var mi?
Adam Temel'i basindan savmis.Temel bu durur mu? Hergün yeni sacma soru larla geliyormus. Birgün eczaci Temel'e:
-Kardesim senin derdin ne? -Burayi bana sat.
Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmis,birkac gun sonra Eczaneyi satan a dam iceri girmis,Temel'e:
-Siz de sogan varmi? demis...
Temel adama 'biz de sogan var ama senin receten var mi?'demis...
Temel bir gün bir hayvanat bahcesine gitmis. Akvaryumlarin yaninda birini görmüs. Adam elini akvaryumun neresine götürse balik da takip ediyormus. Temel sormus:
- Ula bu nasi oliyi?
Adam: - Her zaman daha zeki olan yaratiklar kendinden daha az zeki olanlari yönetebilirler demis.
Adam oradan uzaklasmis. Bir kac dakika sonra geldiginde bir de ne görsün? Temel kafasini akvaryuma sokmus agzini baliklar gibi bir acip bir kapatiyor.
Temel Laz oldugu icin kendinden nefret ediyormus. Amerikaya gitmis ve bircok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmis, iyi sekilde ingilizce ögrenmis ve meshur bir piyanist olmus. Birgün büyük bir topluluga konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymus:
-Helal sana hemserum, cok iyi calayusun da!
Temel: - Benim Laz oldugumu nereden anladin yahu. Halbuki Lazlara benzememek icin bir sürü ameliyat oldum.
- Nasil anlamayayim, demis adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendilerine cekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine cekeyusun
Temel arabayla giderken bakmis benzini bitiyor. Hemen en yakin benzinciye girmis, pompanin yaninda durmus, arabadan inip benzin deposunu acmis, baslamis isemeye. Temel'in isedigini g ören pompaci
"-Ya sen ne yapiyorsun, bu yaptigin normal mi?".
Temel "yooo Süper."
Dursun fena halde sikintiya düsmüstü.. Bir cocuk kacirip fidye istemeye karar verdi. Dogru, Yildiz Parki'na gitti.. Orada kendi kendine oynayan bir cocukla ahbap oldu.. Trilyoner Temel'in oglu oldugunu ögrenince, planini yapti.. cocugu hemen bir kalin cinar agacinin arkasina cekti.. Cebinden cikardigi kagida fidye notunu yazdi:
"Temel Bey, Oglunu kacirdim. Yarin sabah yedide, Yildiz parkindaki büyük cinar agacinin icindeki kavuga, sari bir canta icinde 10 bin dolar birak..Dursun!."
Notu cocugun ic cebine itina ile yerlestirdi ve "simdi dogru eve git, baban bu notu okusun" dedi..
Ertesi sabah yedi bucukta parka gittiginde, cinarin kovugunda sari bir canta icinde 10 bin dolari buldu. Yaninda bir de not vardi:
"iste paran. Ama gene de bir Karadenizli'nin kendi hemserisine bunu yapabilecegine inanamiyorum. Temel..."
Tıp Fakültesi birinci sınıfta, profesör öğrencileri kadavranın başında toplamış ve "arkadaşlar" demiş "birinci kural; kadavradan iğrenmeyeceksiniz, mideniz bulanmayacak" der ve hemen kadavranın arkasını çevirir, parmağını kadavranın kıçına sokar ve sonra da ağzına götürüp yalar, tüm öğrenciler de iğrenerek bakarlar ama çare yoktur; hepsi de aynı hareketi tekrarlar. Bütün sınıf aynı işlemi yaptıktan sonra profesör yeniden kadavranın başına geçer ve "arkadaşlar" der; "ikinci ve en önemli kural, kesinlikle çok dikkatli olacaksınız, asla en küçük bir ayrıntıyı bile atlamayacaksınız... Mesela az önce ben işaret parmağımı kadavranın kıçına sokup, orta parmağımı ağzıma götürdüm ama hepiniz bunu atladınız..."
Adamın biri karakola müracaat ederek hayatından endişe ettiğini söyler. Komiser: - "Sizi kim tehdit ediyor?" - "Kümes hayvanları." - "Kümes hayvanları mı? Anlayamadım." - "Anlayamayacak ne var komiser bey? Görmüyor musunuz ben bir mısır tanesiyim!" Bir akıl hastasıyla karşı karşıya kaldığını anlayan komiser, hemen iki polis çağırarak adamı akıl hastanesine gönderir. Uzun bir tedaviden sonra adamı güç bela mısır tanesi olmadığına ikna ederler ve taburcu ederler. Adam akıl hastanesinden çıkar çıkmaz, tekrar başhekimin karşısına gelir. Rengi sapsarıdır. Başhekim: - "Hayrola neyin var?"
Avcılar aralarına yeni katılan acemi avcıyı sınamak isterler ve ellerinde bulunan; av kuşları ile ilgili kitabı çıkartıp bir sayfa açarlar. Bu sayfada bulunan kuşun gövdesini kapatıp bacaklarını acemi avcıya gösterirler, cevap alamayınca diğer resme geçerler... Ondan da cevap alamazlar ve birkaç resimden sonra alaylı biçimde "senin iyi bir avcı olman için daha çok çalışman lazım" deyince, acemi olan avcı mahçup ve üzgün olarak aralarından ayrılırken, diğer arkadaşlardan biri "arkadaşım senin adın neydi?" deyince acemi avcı pantolonunu indirip bacaklarını gösterir
On dört asir evvel yine bir böyle geceydi
Kumdan ayinon dördü bir öksüz çikiverdi
Lakin o ne hüsrandi ki hissetmedi gözler
Halbuki kaç bin senedir beklesmedelerdi
Nerden görecekler göremezlerdi tabi
Bir kere zuhur ettigi çöl en sapa yerdi
Bir kere de ma'mure-i dünya ozamanlar
Buhranlar içindeydi bugünden de beterdi
Sirtlanlari geçmisti beser yirticilikta
Dissiz mi bir insan onu kardesleri yerdi
Fevza bütün afakini sarmisti zeminin
Salgindi bugün Sark'i yikan tefrika derdi
Derken büyüyüp kirkina gelmisti ki öksüz
Baslarda gezen kanli ayaklar suya erdi
Bir nefhada kurtardi insanligi o masum
Bir hamlede kayserleri kisralari serdi
Aczin ki, ezilmekti bütün hakki, dirildi
Zulmün ki, zeval akilina gelmezdi, geberdi
Alemlere rahmetti evet serr-i mübini
Sehbalini adl isteyenin yurduna gerdi
Dünya neye sahipse onun vergisidir hep
Medyun ona cemiyeti medyun ona ferdi
Medyundur o masuma bütün bir beseriyyet
Ya Rab! Bizi mahserde bu ikrar ile hasret
Güzelim seninle, gel daglara kaçalim
Arayanlar bize sir oldu desinler
Yelkenimizi ufka, ummana açalim
Bir damlayiz ya , Deniz oldu desinler,
Tasa etme melegim düsmeyiz dile,
Seviyoruzya ne derlerse desinler
Nefesimiz rüzgar,Atesimiz günes olsun,
Kum tanesiyiz ya , çöl oldu desinler,
Sevdamiz yeter gülüm yakar kavurur bizi ,
Kor alevden atesiz,volkan oldu desinler,
Ayazlar üsütür , Seller Sürükler Bizi,
Bir pinariz lakin Nehir oldu desinler ,
Mum isiginda pervaneyiz sevdigim
Atesine yandilar , kül oldular desinler ,
Bir göldeki Nilüferleriz, Sürükleniriz derine ,
Caydilar bu daridünyadan, Hayal oldu desinler .
Daglar yurt,Ormanlar Meskenimiz olsun,
Kuzu ile kurttular , Kardes oldu Desinler ,
Kurak topraklarda alkim renkli gülüz biz,
Kederlenme birtanem,Sararipta soldu desinler
Bir varmis derdi dedem
Birde yokmus,
Aska Düsenler
Yanar kavrulurmus,
Kimi mutluluktan
Göklerdeki kusmus,
Kimi uykusuz gecelerde
Baykus olurmus,
Yildizlar istenirse
Gündüzleride Görünürmüs,
Askin Ellerinde daglar,
Büklüm büklüm Dürülürmüs,
Sevdiginin ugruna asik
Sürüm sürüm sürünürmüs
Sevene çirkin bile
En güzel görünürmüs.
Gökyüzü kararir
Yeryüzü Yarilirmis
Ay'la Günes bile
Birbirine Darilirmis.
Sevdalar kolay Bitmez,
Ölüm Aciz kalirmis,
Sevenlerin Topragi
Birbirine karilirmis,
Bir su damlasina
Deryalar Sigarmis,
Bulutlar sevgiliye
Denizleri sunarmis,
Martilar Gökyüzünde
Aski Haykirirmis,
Insan bir kez sevince
Sevdigine Taparmis.
Dudaklar suspus olur,
Gönülller yanarmis
Yarinden ayrilanin
Hayalleri kanarmis,
Hasret bitince birkez
Gönülleri Cosarmis,
Bir masalda yasanan
Bir daha yasanmazmis
Odamiz kararirken indirdigin perdeler,
-Çarsinin gittikçe artan gürültüsü-
Gelip kenarina oturdugun minder,
Genç kizken isledigin masa örtüsü,
Yesil abajurlu lambamiz,
Küçük sobamiz,
Anlatsaniz,
Ne oldu o geceler, eski aksamlarimiz?
Beyaz elbiseler giydigin zamanlar...
Niçin yazmadik bir yere satir satir,
Duvarlar! ne oldu konustuklarimiz?
Yüzünün pembeligi, saçlarinin örgüsü.
Ben diyeyim: Kis sarkisi; sen de: Yaz türküsü.
Ne ettik ömrümüzü..
Tanrim, sonsuz dünyada ben âcim ve ufagim,
Kullarin arasinda Tanrim ben bir koyunum.
Iki tugla halinde kenetlenmis dudagim,
Sonra geçtigim yollar kum, hep kum, daim kum.
Aradigim pinardan içebilsem bir yudum.
Artik o günden sonra hiç susmayacagim.
Inecek gözlerime uzun, en rahat uykum.
Tuz çalinip agzima, baglaninca ayagim.
Kullarin arasinda ben yasadim sessizce,
Hiç agzimi açmadim, verdim bütün yünümü.
En genis bir sabahi düsünerek her gece,
Ben, Tanrim, suracikta bekliyorum günümü.