KÜÇÜK BİLGECİĞİM KATILIYORUM SANA BENCEDE ORADA ÇOK BÜYÜK BİR MANA VAR.
SEVGİLİ OPARETÖR EN KISA ZAMAN DA SAYFANIZA LAYIK BİR ŞİİR YAZACAĞIM İNŞALLAH.BİRAZ UZUN SÜREBİLİR ÇÜNKÜ SİZİN SAYFANIZA LAYIK BİR ŞİİR BULMAK BENCE ÇOK ZOR. ÇÜNKÜ SİZ ÇOK İYİLERİNE LAYIKSINIZ.
Ruh Sağlığı Nedir?
Ruh sağlığı, erken çocukluktan ölüme kadar devam eden ve düşünce, iletişim becerileri, öğrenme, duygusal gelişim, kendine güven gibi bir dizi süreci ifade eden bir kavramdır.
Genel olarak bakıldığında birey yaşamını, geçmekte olan bir zaman diliminin içinde ve değişen mekanlarda; kendisiyle, ailesiyle, yakın çevresiyle, içinde yaşadığı toplumla ve yaptığı iş ya da görevi, ile yoğun bir ilişkiler ağı içinde sürdürmektedir. Eğer bu ilişkiler ağında denge uyum ve doyum mevcut ise birey ruhsal açıdan sağlıklıdır.
Freud bireyin ruh sağlığı açısından sağlıklı sayılabilmesi için temel iki ölçütün "çalışma ve sevmek'" olduğunu bildirmiştir. Bir kişinin ruhsal durumu, o kişinin genetik yapısı ve yaşam deneyimlerinden etkilenmektedir.
Ruh sağlığını tanımlamak güçtür. Çünkü aynı toplum içinde bile olsa, kültürel özelliklerin etkisi çok büyüktür. Ruh sağlığı tanımlamasındaki güçlükler ve etiolojisine ilişkin bilgilerin sınırlılığından dolayı koruyucu ruh sağlığı programlarının gelişmesi gecikmiştir. Bu nedenle yalnız ülkemizde değil bütün dünyada temel sağlık hizmetleri içerisinde ruh sağlığı hizmetlerinin gelişmesi diğer sağlık hizmetlerine göre geç olmuştur.
Ruh sağlığı alanı hızla gelişen bir alandır. Çünkü yapılan çalışmalar davranış ve beyin arasındaki karmaşık yapının anlaşılmasına ve elde edilen bilgilerin uygulamada kullanılmasına zemin hazırlamaktadır. Günümüzde ruh sağlığı alanında etkin tedavi yöntemleri geliştirilmekte ve ıv.ıhsal bozukluğu olan kişiler tedavi edilebilmektedirler. Buna karşın ruhsal bozukluğu olan kişilerin yaklaşık yarısının tedavi hizmeti alamadığı bilinmektedir. Bunun en temel nedenlerinden biri, toplumda ruhsal bozukluğu olan kişilerin damgalanmasıdır. Damgalanma sonucu kişinin tedavi hizmetinden yararlanması sınırlanmakta, çalışma yaşamı, toplum kaynaklarına ulaşması, tedavi ve sosyal hizmetlerden yararlanma oranı düşmektedir.
ALINTIDIR!
Türkiye'nin en iyi hastanesi yeni asistanlarıyla yeni bir güne başlamaktadır Ela, Zenan, Burak, Kader ve Hasan! Farklı karakterleri ama ortak bir hedefleri vardır onların. İyi bir doktor olmak!
İlk bakışta gayet sıradan gözüken ve içimizden birini izliyormuşuz gibi hissettiren genç doktor Ela ve onunla aynı zamanda , Türkiye'nin en ünlü ve en iyi hastanesinde eğitime başlayan bir grup genç cerrahın hikayesi. Ancak kahramanlarımızı tanıdıkça ve onların renkli , bir o kadar sıradışı hayatlarına tanık oldukça hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlarız.Hayatın tüm renkleri bu dizinin içinde yer alacaktır.Hastaneye gelen her hasta , kurtarılan ya da doktorların elinden kayıp giden her hayat bize bir gerçeği gösterecektir.Ne kadar kibirli ya da önyargılı olduğumuzu ... Nefretlerimizi ya da sevgilerimizi ... Gururumuzun , kıskançlığımızın , öfke ya da açgözlülüğümüzün eşlik ettiği hayatımızla kaybettiklerimizin değerini.Elbette aşkla beraber !
Bu dizi ; Bütün değerlerin içinin boşaltıldığı , paranın tek güç olduğu ve her kapıyı açacağı düşüncesinin empoze edildiği dizilerin arasında bir vaha olacaktır !
Ve en önemlisi ; Bu genç cerrahlar bize biz olduğu olduğumuzu bir kez daha hatırlatacaktır.
Ela ..... Genç , güzel bir doktor.Aynı zamanda ona inanmayan ve her seferinde " Ela bu işi başaramayacaksın.Çünkü yeterli değilsin " diyen dünyaca ünlü bir cerrahın kızı. Hayran olduğu babası ona hiçbir zaman inanmamış ama o her seferinde kendi ayakları üzerinde durmayı başarmıştır.Ve şimdi babasının alzheimer olduğunu herkesten saklamak zorunda.Onu unutan babasına kendini ispatlamak zorunda.Dışardan bakıldığında çok mutlu , çok başarılı , çok güzel bir kadın.Oysa o da hayat mücadelesinde tek başına.Ama onun bu mücadelesi eminiz bir çok kişiye ilham verecektir...
Levent ...Zeki , yakışıklı , çok yetenekli ve doğal olarak çok başarılı bir beyin cerrahı.Yeri geldiğinde , yumuşak , romantik bir prens.Bazen de yaramaz , muzip bir çocuk. Ela'nın büyük aşkı. Hepimizin içini ısıtacak kadar naif bir sevgi bu. Engellere , acılara ve hayal kırıklıklarına rağmen. Levent hani şu "başarıyı hakediyor" diyebileceğimiz ender insanlardan. Onun da hataları olmayacak mı ? Elbette olacak. Ne de olsa o da bir insan ama Ela'yı sevmekten asla vazgeçmeyecek. Bir de hayat kurmaktan ...
Kader .... İlk görüşte güzelliğiyle dikkat çeker. Manken gibidir. Bu yüzden iç çamaşırı da dahil olmak üzere bir çok tanıtıma katılmıştır. Okuyabilmek için bunları yapmaya mecburdur. Çünkü hayatta ona yardım edecek kimsesi yoktur.Daha bebekken sokağa bırakılmış , ismi onu bulan polisler tarafından verilmiş , yetimhanede büyümüş ondan sonra da tek başına mücadelesine devam ederek hem çalışıp hem okumuştur.Fiziğini kullanarak daha kolay bir hayata sahip olabilecekken , doktor olmayı seçmiştir...
Hasan ....Tam bir anne kuzusudur. Görünüşü tamamen kişiliğini yansıtır.İnsana güven veren temiz yüzlü biridir. Bunun yanı sıra çok utangaçtır. Hemen yüzü kızarır. Özellikle kadınlar konusunda fazlasıyla utangaçtır. Şimdiye kadar hiç sevgilisi olmamıştır. Bu yüzden aşık olduğunda tüm dünya onun etrafında dönmeye başlar.
Zenan ....İsminden de anlaşılacağı gibi doğulu zengin bir ailenin kızıdır. Beş erkek kardeş içindeki tek kızdır. Bu yüzden erkeksidir. Kızların hiç önemsenmediği , ikinci sınıf vatandaş yerine konduğu bir kültürde büyüdüğü için her şey kendini ispatlamak üzerine kuruludur. İlk önce babasına sonra herkese kendini ispatlamak için sürekli çalışmış ve çok başarılı olmuştur.Hep en iyi okullara gitmiş ve onları da birincilikler bitirmiştir.
Burak ....Tam anlamıyla bir play boydur. Yakışıklı ve zengin. Kadınlara fazlasıyla düşkün. Kısacası duygularını yıllar önce kaybetmiştir. Gösteriş budalası , ukala ve kendini öne çıkarmak için gereken her şeyi yapar. Ama onu da değiştirecek bir kadın muhakkak karşısına çıkacaktır.
Fikret ...Ela ve diğer asistan cerrahların sorumlu doktoru ,"Gestapo" lakabıyla anılan ama aslında çok sevimli bir görüntüsü olan bir kadındır.Bu lakabın sebebi iş konusunda çok sert olması ve gerçek anlamda bir kabusa dönüşmesidir. Ama öyle olması gerektiği için sert davranır. Gerektiğinde sergilediği anlayış ve duygusallıkla hem şaşırtıcı hem de hayran bırakıcıdır.
Haldun ...Cerrahi bölümünün şefi Haldun Bey. Orta yaş üstü babacan bir adamdır. Sisteme , çözemediği sorunlara , karşı karşıya kaldığı haksızlıklara , en çok da elindekini paylaşmayan insanlara kızgındır. Sinirlendiğinde ağzına geleni söylemekten de çekinmez.
Suat .....Hastanedeki en başarılı cerrahlardan biridir. Kendini beğenmiş ve kibirli tavırları nedeniyle pek sevilmez. Fazlasıyla takıntılıdır. Dolabında tek renk gömlek ve takım elbise vardır. Tüm elbiseler , temizleyiciden gelen şeffaf kılıflarıyla dolaplara asılır. Yapılan en ufak bir hatayı bile affetmez. Bu yüzden hem bir baş belası hem de çok iyi bir öğretmendir ....
Kehribar (Amber) Taşı
Ham ve İşlenmiş Kehribar
Çakra: Boğaz, Kök, alt karın, güneş sinirağı
Kehribar Taşı Unsuru: Hava
Kehribar Sertlik Derecesi: 2.5
Bileşiminde süksinik asit, karbon, hidrojen, oksijen ve su vardır.
Boğaz çakrasının taşıdır.
Kehribar Taşı
Ağaç reçinesinin fosilleşmiş halidir. Bir çoğu içerisinde fosilleşmiş canlılarda bulundururlar.
Çoğunlukla baltık ülkelerinde bulunduğundan bu yörede çıkarılanlar Baltık Amber diye anılmaktadır.
Kehribar aşırı derecede saydam, oldukça yumuşak ve hafiftir.
Genelde iki renkte bulunur. Birincisi kırmızımsı sarı veya içinde kırmızı bulunan portakal yani kehribar rengidir ki halk arasında en çok bilineni budur.
Kırmızı Baltık Kehribarı
Mavi Renkli Kehribar
İkinci ise donuk sarı renktedir. Eskitilmiş kehribar olarakta bilinir. Yeşil renkli kehribarlar renklendirilmiştir.
Bedenle teması halinde vucuda sıcaklık yarar.
Sürtme sonucunda elektriklenir ve hafif kağıt parçaçıklarını çeker.
Gerçek kehribar yakıldığında çam kokusu yayar.
Oltu taşı kehribarın bir çeşididir.
•Gerdanlık olarak kullanıldığında boğaz ve troid bezi enfeksiyonlarını yok eder, guatrın oluşmasını önler, oluşmuşsa küçülmesine yardımcı olur.
•Astım, bronşit gibi solunum yolları hastalıklarını önler.
•Alerjileri önler ve iyileştirir.
•Ağrı bulunan yerlere sürüldüğünde ağrıyı azaltır. Özellikle romatizmal ağrılarda etkilidir.
•Sol el veya bilekte bulunduğunda vücutta eletrik yığılmasına engel olur, böylece depresyonu engeller.
•Melankolik ruh halini önler.
•Bedeni sağlıklı tutar, kişiye canlılık ve hayattan hoşnutluk hissi verir.
•Sindirim sisteminin özellikle bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
•Ruhsal sağlığı korur, melankolik ruh halini önler, ortamdaki olumsuz havayı emerek yok eder, negatif enerjiyi pozitif enerjiye çevirir ve rahatlama hissi verir.
•Çakraları olumsuz enerjiden temizler.
•Bademcik hastalığını iyileştirir.
•Psikolojik takıntılara karşı iyi gelir.
•Yaşamın bir yük olduğunu düşündüğünüz ve sorumluluklar altında ezildiğinizi hissettiğiniz anlarda, şifa yüklü enerjisiyle sizi canlandırır.
•Yaşamın güzel yanlarını fark etmenizi ve böylece içinizin neşeyle dolmasını sağlar.
Taş olarak bilinir ama, reçinenin taşlaşması sonucu oluşmuştur. Çok yumuşak ve çok hafiftir. Özellikle ısıtıldığı zaman elektriksel ve manyetik özellikleri açığa çıkar. Yaydığı sıcaklık enfeksiyonun yayılmasını önlediği ve soğuk algınlığını giderdiği için, genelde boynun çevresine takılır. Boğaz ve tiroid bezi enfeksiyonlarını tedavi etme özelliği vardır. Roma devrinde kehribar, guatrı tedavisinde kullanıldığı gibi günümüzde de bu yöntem çok yaygındır. Bütün sarı taşların aslan burcu insanına iyi geldiği bilinir. Bu sebeple aslanlara uyarıcı bir etki yapar.
Kehribar çoğunlukla kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanısıra, tropik çiçekli ağaçların reçinesinden de oluşabilir.
Milyonlarca Yıl Sonra Kehribara Dönüşecek Reçine
Reçine, ağaçların bir korunma mekanizmasıdır. Ağacın gövdesi veya dalı herhangi bir şekilde zarar görürse (atmosferik koşullar, yaşlılık veya iri hayvanlar nedeniyle v.b. dış etkenler), yani kırılıp, yarılırsa kabuksuz dokuların dış etkenlere dayanıksız olduğu bir bölge açığa çıkar. Bu durumda reçine salgılanarak, taze yüzeyin kapatılarak iyileştirilmesine çalışıldığı gibi, kendisine zarar verebilecek böcek ve mantar gibi canlılarında reçinenin kendisine has kokusu, tadı ve yapışkanlığı ile ağaçtan uzak tutulmasına çalışılır. Bazı hastalıklarını iyileştirmek için salgılama yapmasının yanında yüksek ağaçlarda hızlı büyümenin oluşturduğu tansiyon nedeniyle oluşan boyuna çatlaklardan da bolca reçine salgılanır. O dönemlerde tropik ve yarı tropik iklim koşullarında yaşayan yüksek ağaçların, iklimin gittikçe yüksek sıcaklıklara ulaşması nedeniyle de bol miktarda reçine ürettikleri düşünülmektedir ALINTIDIR!
KRİZAPRAS TAŞI
Sertlik Derecesi : 7
Kimyasal Yapısı : SiO2
Özgül Ağırlığı : 2,62
Burçlar : İkizler, Yengeç, Terazi
Ayrıca, Boğa, Aslan, Akrep burçlarını da temsil ettiği bilinmektedir.
Çakralar : Kalp
Krizopras Taşının Fizyolojik ve Psikolojik Etkileri
* Kişinin kendini ifade etme yeteneğini güçlendirir.
* Tüm çakraları düzenlemek için kullanılabilir.
*İyimserlik,neşe ve iç huzuru verir.
* Nörolojik rahatsızlıklarda dengeleyicidir.
* Depresyon durumunda rahatlatıcıdır.
Krizopras Madeni
Nörotik durumlarda, dengeleyici ve iyileştirici özelliklere sahip olduğu gibi depresif, panik atak durumlarında da rahatlatıcı özelliği bulunmaktadır.
Kişinin kendi problemlerini görmesine yardımcı olur ve kendisini daha iyi tanımasına yardımcı olur. İç huzur, rahatlık verir. Tarihte cinsel problemler içinde kullanıldığı bilinmektedir. Taşın bir diğer etkisi de kişinin içinde saklı duran yeteneklerin ortaya çıkmasına yardımcı olmasıdır.
Çuha çiçeği,uzun saplarının ucunda şemsiye şeklinde,altın sarısı çiçekleri olan bal gibi hoş bir kokuya sahip bir bitkidir.
Daha çok dağ eteklerinde ve kırlarda bulunur.
Uzun çuha çiçeği (primula elatior) daha çok kırlarda bulunan,uzun saplarında açık sarı çiçekleri olan daha hafif bir kokuya sahip bir türdür.
İkisi de aynı tıbbi değere sahiptir ve aynı amaçla kullanılır.
Çuha çiçeğinin 3.çeşidi olan ayı kulağı-yıldız çiçeği de denir-( primula auricula) daha çok bir bahçe bitkisidir.
Bir akşam yemeğinde bir beyfendinin yanında oturuyordum.
Çok kuvvetli uyku hapları kullanıyor olmasına rağmen uyuyamıyordu.Bu tedavi son umuduydu ,fakat hiç bir gelişme sağlamamıştı.Kuvvatli uyku haplarına rağmen hala uyuyamıyordu.
Uzanır uzanmaz sanki birisi ayak altına sigara basıyormuş gibi bir acı hissediyormuş.
Ona uykusuzluk için harika bir ilaç bildiğimi söyledim.
Uzun zamandır uyku hapları kullanan birine yardımcı olacak mıydı?
7 Aralık 1976 tarihiydi,bitkiyi denedi.
7 gün sonra arkadaşlarından biriyle karşılaştım,ortak dostumuzun tekrar uyuyabildiğini söyledi.
Ayrıca ayağında hissettiği acı da son bulmuştu.
Çuha çiçeği çayı ona sağlığını geri vermiş ve sinirsel rahatsızlığını bitirmişti.
Uykusuzlık için 50 gr Çuha çiçeği,25 gr lavanta,10 gr sarı kantaron,15 gr serbetçi otu kozalağı,5 gr kedi otu kökü.
Bu karışımdan 1 tepeleme çay kaşığı çeyrek litre kaynar suyla 3 dakika demlenir.
Bu çayı yatmadan önce yudumlayarak mümkün olduğu kadar sıcak içiniz gerekirse balla tatlandırabilirsiniz.
Bu çay bütün kimyasal uyku ilaçlarına tercih edilmelidir.
Uyku hapları sinir sistemini tahrip ederken bu karışım tam tersine sinir sistemindeki tahribatları onarır.
çuha çiçeğinin kalp ve sinir sistemi için ne kadar faydalı olduğunu bildiğinden her bahar toplardı.
Sadece çiçeği toplayın.
Kan temizleyici özellikleri nedeniyle ,gut ve romatizma rahatsızlıklarına neden olan toksik maddelerden vücudu temizler.
Abbe Kneip çuha çiçeğinin büyük bir destekleyicisiydi,elinde çuha çiçeği ile bir resmi vardır.
Romatizma ve gut rahatsızlığı olanlar uzun bir süre günde 1-2 bardak çuha çiçeği çayı içmelidirler.
Yoğun ağrılar azalacak ve zamanla kaybolacaktır.
Kalp ve sinirleri kuvvetlendirmede çuha çiçeği çayı eşsizdir,migreni,sinirsel başağrılarını keser,kalp kası iltihaplanması ,su toplanması(ödem)için mükemmeldir.
Köklerin kaynama suyu balla karıştırılarak böbrekler için güzel bir çay elde edilir,mesanedeki taşları atmaya yardım eder.
Kan temizleyici olarak bahar mevsiminde şu karışım tavsiye edilir:50 gr çuha çiçeği,50 gr mürver çiçeği filizi(mürver çiçeğinin açmadan önceki yeşil kısımları),15 gr ısırgan otu,15 gr hindiba kökü.
Bir tepeleme çay kaşığı karışımı çeyrek litre kaynar suyla 3 dakika demleyin.
Balla tatlandırılabilir.
Kalp şikayetleri için çuha çiçeği bitkisinin çiçekleri bir şişeye doldurulur ve üzerine çiçekleri örtecek şekilde elma sirkesi doldurulur.Şişe iyice kapanır.Güneşin altında 14 gün bekletilir.Kalp şikayetleri için gerektiğinde 1 yudum içilir.Kalp hastalığı olanlar günde 3 yemek kaşığı içmelidir.
ALINTIDIR!
Yerküre, çeşitli kayalardan oluşmuş katı bir kabukla çevrilidir. Buna yerkabuğu denir.
Yerkabuğunun ortalama kalınlığı karalarda 35-40 km ,denizlerde ise
8-10 km dir.
Yerkabuğu yoğunluğu ve kalınlığı farklı iki tabakadan oluşur. Bunlar;
a)Sial: Üzerinde yaşadığımız katmandır. Silisyum ve alüminyum bileşikleri fazla olduğu için bu isim verilmiştir.
Kalınlığı karalarda fazla, denizlerde azdır. Granit , kalker ve kumtaşı gibi hafif olan taşlardan oluşur.
b)Sima: Bu katman henüz katılaşmamış taşlardan oluşur. Yoğunluğu daha fazla olan bazalt türü taşlardan oluşur.
Silisyum ve magnezyum bileşikleri fazla olduğu için bu isim verilmiştir. Kalınlığı karalarda az , deniz diplerinde fazladır.
YER KABUĞUNUN ANA MALZEMESİ TAŞLAR (KAYAÇLAR)
Çeşitli minerallerin doğal bir çimento ile birleşmesi ile oluşan katı maddelere kayaç veya taş denir.
İnsanlar kayaçları tarih boyunca değişik amaçlarla kullanmıştır.
Başlıca kullanıldığı alanlar:
Kesici aletlerin yapımı,
Bitkilerin öğütülmesi,
Süs eşyası ve kap kacak yapımında
Barınmak ve yırtıcı hayvanlardan korunmak,
Günümüzde de insanlar kayaçlardan
İnşaat faaliyetlerinde,
Yollarda kaldırımların döşenmesinde ve sanayide hammadde olarak yararlanmaktadır.
Bütün bunlar kayaçların yaşamımızda önemli bir yeri olduğunu göstermektedir.
Yeryüzündeki kayaçlar, dış kuvvetlere bağlı olarak sürekli aşınıp şekillenirler. Genel olarak granit, andazit , bazalt, kireç taşı gibi kayaçlar aşınmaya karşı dirençli olduklarından çevresine göre belirgin ve yüksek yer şekilleri oluştururlar.
Alüvyon, kil, kum gibi kayaçlar aşınmaya karşı dirençsiz olduklarından çevresine göre alçak ve belirgin olmayan yer şekillerini meydana getirirler.
BAŞLICA TAŞLAR
1- VOLKANİK (PÜSKÜRÜK-MAĞMATİK-KATILAŞIM) TAŞLAR
Mağmanın yer kabuğunun yarıkları içinde veya yeryüzüne kadar çıkarak soğuması ile oluşan taşlardır.
Volkanik kayalar, kütle halinde bulunurlar ve kristalli yapıya sahiptir.
Soğumanın gerçekleştiği yere göre iç ve dış püskürük taşlar şeklinde gruplara ayrılır.
a) İç püskürük
Mağmanın yer kabuğunun yarıkları içinde yavaş yavaş soğuması oluşan taşlardır. Soğuma yavaş gerçekleştiğinden iri kristallidir.
Başlıcaları; Granit, siyenit, gabro ve diorit gibi.
Bir iç püskürük taş olan granit kendine has yer şekilleri oluşturur.
Kütle halindeki granitler, fiziksel ve kimyasal ayrışmaya uğradıklarında değişik boyut ve şekillerde bloklara dönüşür. Bu şekilde granit bloklarından oluşan topografyaya tor topografyası denir.
b) Dış Püskürük
Mağmanın yeryüzüne kadar çıkarak soğuması ile oluşan taşlardır.
Yeryüzüne çıkan lavlar hızlı soğudukları için ince kristalli ve camsı özellik gösterirler.
Başlıcaları; Andezit, bazalt, volkan camı (obsidian), trakit, inci taşı, katrantaşı, sünger taşı ve volkan tüfüdür.
Yurdumuzda en yaygın olanı andazit ve bazalt olup aşınmaya karşı dirençlidirler.
Ülkemizde volkanik tüflerin yaygın olduğu Nevşehir (Ürgüp, Göreme, Avanos) çevresinde sel aşındırması sonucu peribacaları oluşmuştur.
2-TORTUL (SEDİMENT) TAŞLAR
Dış kuvvetlerin etkisiyle fiziksel veya kimyasal çözülmeye uğrayan taşların çukur alanlarda çökelmesiyle oluşur.
Bu taşların Ortak Özellikleri ; tabakalıdır ve fosil bulundururlar.
a) MEKANİK (KIRINTILI) TORTUL TAŞLAR
Akarsu, rüzgar , buzul gibi dış kuvvetlerin etkisiyle aşınarak çukur yerlerde biriken ve sonra da doğal bir çimentoyla birleşerek oluşan taşlardır.
Başlıcaları: Kum taşı (gre), kil taşı ,çakıl taşı (konglomera) , marn, lös ve moren örnektir.
b) KİMYASAL TORTUL TAŞLAR
Suda çözünebilen kayaların kimyasal yolla ayrışması ve tekrar çökelmesi ile oluşan taşlardır.
Başlıcaları: Kalker ( kireç taşı), Jips (alçı taşı), kaya tuzu, dolamit, traverten , sarkıt ve dikitler örnektir.
Kimyasal tortul kayaların sular tarafından işlenmesiyle karstik şekiller meydana gelir.
Karstik şekiller en yaygın olarak yurdumuzda Akdeniz Bölgesi'nde görülür
C) ORGANİK TORTUL TAŞLAR
Bitkisel ve hayvansal maddenin, havasız bir ortamda ve basınç altında değişerek çökelmesi olan taşlardır.
Başlıcaları : Mercan kaya , kömür (antrasit , taşkömürü , linyit , turba) ve tebeşir buna örnektir.
Not: Petrol , antrasit , taşkömürü , linyit, turba hariç diğer madenlerin oluşmasında genelde volkanizma etkilidir.
3-BAŞKALAŞIM (METAMORFİK) KAYAÇLARI
Tortul ve volkanik taşlar yerin derinliklerinde yüksek sıcaklık ve basıncın etkisiyle eski özelliklerini kaybederek yeni özellikler kazanırlar. Bu şekilde oluşmuş taşlara başkalaşım taşları denir.
MANTO
Manto katmanı, yeryüzündeki hareketliliğin en büyük nedenidir. Yani iç kuvvetlerin enerjisini aldığı katman burasıdır.
Manto, kısmen ya da tümüyle eriyik durumdaki kayaçlardan oluşan magmayı içeriyor. Demir, magnezyum, silikon ve oksijence zengin mineralleri içerir.
ÇEKİRDEK
Yoğunluğu , kalınlığı ve sıcaklığı en fazla olan katmandır.
Demir ve nikel fazla olduğu için buraya NİFE denilmektedir. Yoğunluğu fazla olduğundan barisfer de denilmektedir. Yoğunluğun fazla olmasından dolayı iç çekirdek kristalleşmiştir.
*** Yerin iç yapısıyla ilgili en geçerli bilgiler deprem dalgaları ile elde edilir. Ayrıca volkanizma ile çıkan malzemelerin ve taşların incelenmesiyle de gerekli bilgiler elde edilir.