* Müslüman, diğer müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
* Müslüman, sevdiğini Allah için seven, Allah'ı ve Resulü'nü her şeyden çok seven ve Allah kendine imanı nasip ettikten sonra tekrar küfre dönmeyi, cehenneme yüz üstü atılmaktan daha tehlikeli gören kimsedir.
* Müslüman, diğer müslümanların canına, malına ve namusuna saygı duyan kimsedir.
* Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve başkalarının zulmetmesine de razı olmaz.
* Müslüman, özü, sözü ve işleriyle en doğru hareket eden, haksızlık yapmayan, daima her işin iyi yanını görmeye ve almaya çalışan, dünyada her davranışın iyi yanını görmeye ve almaya çalışan kimsedir.
* Müslüman, İslam dinini kabul eden, Allah'a teslim olmuş kişidir.
Haklisin kardes ama bu irakta öldürülen türkler müslüman degilmiydide müslüman, müslümana öldürüyor dünyanin sonu yavas yavas geliyor.
Bir gün Hoca sallana sallana yolda yürürken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere düsecek. Hoca hiddetle,
-Ne cüretle vuruyorsun!
Genc adam, biraz ukala bir tavirla, kisaca özür diler. Kücük bir hata yaptigini, Hoca'yi bir arkadasina benzettigini söyler. Ayrica, Hoca'nin kücük bir tepeyi dag haline getirdigini belirtir.
Bunun üzerine, Hoca'yi mahkemeye gitmekten baska hicbir sey tatmin etmez. Hoca israrlidir ve genc adamin kabul etmekten baska caresi yoktur. Kadiya giderler.
Kadi her iki tarafida dinler. Ancak kadi genc adamin arkadasi oldugundan, onu müskül durumdan kurtarmanin caresine bakarken, Hoca'yi da yumusatmaya calisir.
-Hoca, hislerini anliyorum. Herkes ayni seyleri hissederdi bu durumda. Simdi ne dersin, bu genc adam kendine bir tokat atsa kabul edermisin.
Hoca bununla tatmin olmaz, israr eder mahkeme yapilsin der.
Bunun uzerine kadi, genc adama 5 kurus ceza verir ve gidip getirmesini söyleyip kürsüden iner.
Hoca, genc adamin dönmesini bekler. Bir saat gecer, iki saat gecer fakat genc adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapisinin kapanmasina az kalmisken, Hoca kadinin, en mesgul bir aninda ensesine okkali bir tokat atar ve ekler,
-Kusura bakma kadi efendi, daha fazla bekleyemecegim.
Gelirse söyle ona, 5 kurusu sana versin.
Temel ile Idris bir gün kamp yapmak icin bir daga gitmisler. Gece olmus ve cadirlari kurup uyumaya baslamislar. Aradan biraz zaman gecince Temel saskinlik icinde kalkmis ve Idrise yönelerek: Ula Idris, uyan sana cok onemli diyecegum var. Demis. Idris merakla uyanmis ve ne diyeceksun ula tez söyle demis. Bunu üzerine Temel Havaya bak ula ne görisun diye sormus. Önemli bir sey soracakmis zanneden Idris, böyle önemsiz bir soru ile karsilasinca uyumasina devam etmek istemis, ama Temel hic birakirmi, dürterek ula kalk, ne görisun solye ba, demyis. Idris Ula ne görecegum, yildizlari görirum demis. Temel daha ne görisun diye sormus. Idris kizarak baslamis saymaya: Allah'in yaratmis oldugu tabiati, yildizlarin parlayisini, yarim ayi v.s.i. görirum. Ama Temel Idrisi birakmaya niyetli degil. Israrla daha ne görisun demis. Idrisi baya bir kizmis olacak, ve Temel'e ula peki sen ne görisun demis. Bunun üzerine Temel'in cevabi Ula ne görecegum, cadirimizi calmislar, o'nu göremirum olmus.
Aslen Bayburt kökenli olan sanatçı 10.11.1964 yılında Samsun'da doğdu. Müziğe olan ilgisi çok küçük yaşlarda başlamıştı. Babasının da müziğe karşı olan ilgisi sanatçının müziğe olan tutkusunu daha çok artırmıştı. Sanatın o büyük deryasına babasının da desteği ile 6 yaşında bağlama çalarak başladı. Eğitimine Samsun'da başlayıp İstanbul'da bitirdi. İlkokulu Samsun'da okudu. 8 yaşında Karadeniz Altınses Yarşmasında Birinci oldu. 12 Yaşında İstanbul Radyosu amatör ses sanatçısı kazandı ve bant yapma izni verildi.
Bir çok kez TRT İstanbul Radyosunda "Çocuk Saati" adlı programa katılıp türkü söyleyip, bağlama çaldı 1977 yılında İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuarı giriş imtihanlarını kazanarak öğrenimine başladı. Konservatuarda değerli hocalardan rahmetli Nida Tüfekçi'nin öğrencisiydi. Aynı zamanda TRT İstanbul Radyosunda akitli sanatçı olarak göreve başladı. Yaklaşık iki sene çalıştı.
1988 yılında 11 senelik eğitimini bitirip mezun oldu. Aynı yıl İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuarı'nda öğretim görevlisi olarak göreve başladı. 1991 yılında İ.T.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü T.H.M. Alanında yüksek lisans yaptı ve tez olarak "Ege Bölgesi Ağır Zeybeklerin İncelenmesi" adlı çalışmayı sundu. 1994 yılında İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuarı Korosunda şef yardımcılığı daha sonra şeflik yaptı. TRT Radyosunun ve Devlet Konservatuarı'nın T.H.M. konserlerinde solist, korist ve bağlama sanatçısı olarak yer aldı. 2000 yılında İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuarı'nda ki görevinden ayrıldı. Halen albüm ve konser çalışmalarına devam etmektedir
"Ben öyle duyuyom, o gocuman memleketlerde cicili bicili, boyalı moyalı, şıngırdak fıngırdak, kirpikleri takma, saçları sokma, onlan bunlan düşüp kalkma, gözleri elde, etekleri belde, artanı da yerde, sıska mıska, şıbıldak gibi bazı, çirkin mirkin hanımlar, gızlar oluveriyormuş&
Türk dinleyicisi onu peruk saçı, şık takım elbisesi ve yeleği, kolunda tesbihi, sazının altında bacağına serili mendili, ayağında çizmesi ile Ege yöresinden derlediği türküleri ama illa ki de "Ninenin Mektupları" ile tanıdı. Teatral yeteneği, yöresel icra tekniği, vokal yorumu ve "yâren"i ile Türk Halk Müziğinde bir ekoldu Özay Gönlüm.
Özay Gönlüm baba tarafından Denizliliydi. Babasının askeri görev aldığı Erzincan'da 1940 yılında doğdu. Küçük yaşta ağız armonikası çalarak müziğe başladı, ortaokul yıllarında keman çaldı. Bağlama çalmaya başladıktan sonra, 1965 yılında köy köy dolaşıp derlemeler yapmaya başladı. Özellikle Ege yöresinden pek çok türkü derledi. Yurttan Sesler'in kurucusu Muzaffer Sarısözen'in davetiyle Ankara Radyosu Yurttan Sesler programına misafir sanatçı olarak katılmaya başladı. Kısa bir süre M.E.B. Film ve Radyo Telavizyon Merkezi'nde çalıştıktan sonra Yurttan Sesler'de "yetişmiş saz sanatçısı" olarak çalışmaya başladı.
1973'ten sonra on yıl kadar İzmir Fuarı'nda sahne aldı. Özellikle bu yıllarda şöhreti yayıldı. Pek çok 45'lik ve uzunçalara imzasını attı. Kendi derlediği ve TRT repertuarına kazandırdığı yüzlerce türküden "Çöz de al Mustafa Ali", "Sobalarında kuru meşe", "Denizli'nin horozları", "Evlerinin önü bulgur kazanı", "Avşar Beyleri", "Cemilemin gezdiği dağlar meşeli", "Tepsi tepsi fındıklar", "Şu dağlar tepe tepe"yi bu dönemde plaklara okudu. Ama asıl satış rekorlarını "Ninenin Mektubu" plaklarıyla kırdı. Onlarca mektubu plaklara okudu. Denizli şivesi ile anlattığı bu hikayeler ve fıkralar çok sevildi. Saz çalıp söylemenin yanına şovmenlik ve taklit yeteneğini de katmıştı.
Gönlüm, radyo programlarında bağlama çalmasına rağmen cura ve "şelpe" tekniğine de çok önem vermiştir. Ege yöresinde Ramazan Güngör'den Hamit Çine'ye kadar bir çok cura çalanla çalışmış, katıldığı programlarda her boydan cura çalmıştır.
70'li yılların sonunda esprili kişiliği ve türkülerinin yanı sıra bağlama yapımcısı Cafer Açın'a yaptırdığı "yâren"i ile de ünlendi. Cura, bağlama ve çöğürü içeren bu sazla televizyon, radyo ve konserlerde şovlar yaptı.
TRT için pek çok alanda çalışan Gönlüm, 80'li yıllarda Maliye Bakanlığı'nın televizyon için hazırladığı KDV reklamlarında oynadı. Ayrıca bazı radyo tiyatrolarında, tarıma ve çocuklara yönelik televizyon programlarında yer aldı.
"Yâren"ini yanına katıp 42 ülkede konserler veren Özay Gönlüm, Kültür Bakanlığı Hagem'de Repertuar Kurulu üyeliği, TRT Türk Halk Müziği Repertuar Kurulu üyeliği ve birçok sınavda jüri üyeliği görevlerinde de bulundu. Son süreli yayını olan TRT 1'deki "THM İstekler Programın"da dinleyicileriyle buluşan Gönlüm, yâreni, boy boy curası ve söylediği türkülerle Türk dinleyicisine yine doyumsuz geceler yaşatıyordu.
Özay Gönlüm, 1 Mart 2000 Çarşamba günü, birkaç gündür tedavi gördüğü Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde gece yarısına doğru solunum yetmezliğinden vefat etti. Hiç kimsenin beklemediği bir anda neşeli simasını ve türkülerini sevenlerinin anılarında bırakan Gönlüm, Türk Halk Müziği repertuarına da derlediği 1000 kadar ezgiyi bırakmıştı.
Özay Gönlüm'ün TRT repertuarında yaklaşık olarak derlenmiş 44, kaynaklık ettiği 8 türkü bulunmaktadır. Derlediği türkülerden bazıları:
Cemilemin gezdiği dağlar meşeli, Dam ardıne dolaştım, Elindedir bağlama, Et aldım elim yağlı, Gara gabak kökeni, Osmanım mendili saman sarısı, Şu dağlar tepe tepe, Zobalarında guru meşe yanıyor...