SOSYOLOJİ PROFESÖRÜ FARUK BİRTEK: AKP'nin Osmanlı ile alakası yok.
Osmanlı kapılarını bütün dünyaya açmış bir imparatorluktu. Osmanlı bürokrasisinin içinde Sırp'ından Arap'ına her milletten, her dinden insan vardı. AKP ise bunun tam tersi. Dar, sadece başı örtülü insanları kendi içine alan bir kasaba partisi...
Türkiye'nin AK Parti döneminde bölgesel bir güç olduğu konuşuluyor artık. Böyle olumlu gelişmeler de var...
Ben Amerika'ya öykünmek istemiyorum, ben niye arogan (zalim) olayım? Bölgesel güç olmanın bana ne faydası var? Bölgesel güç olmanın 15. yüzyılda haraç kesen toplumlar için iktisadi bir getirisi vardı ama bugün hiçbir getirisi yok, götürüsü var. Aç çocuklar, aç insanlar var Türkiye'de. Bana sokakta her gün insanlar geliyor; "İki gündür açım, 5 lira verir misin?" diye. Gözlerim doluyor, ağlıyorum. Ben bunun için bölgesel güç olmak istemiyorum, bu aç insanların doymasını istiyorum. Hayır kardeşim, insanların doyacak. Bunu yapman lazım. Ama bu böyle sanayi politikasıyla, böyle yatırım politikasıyla olmaz... Onun için bu bölgesel güç hikâyesini de milletin gözüne perde indirme olarak görüyorum. Şimdi seçimler geldi, bu bölgesel güç olma söylemini daha çok artıyorlar. Millet de böbürlenmekten hoşlanıyor ne yazık ki! Bu da milliyetçiliğimizin bir neticesi. Ama şunu hatırlamak lazım, milliyetçilik AKP ile başlamıyor. Milliyetçilik, cumhuriyetin kuruluş düzeninin içinde vardı. Çünkü sıfırdan, yeniden toparlanmak istiyorlardı. Milliyetçilik bunun önemli, itici bir gücüydü. Ama bitti. Kurduk cumhuriyetimizi! Bu milliyetçilik kamburundan kurtulmak lazım artık. Bu hükümet bu milliyetçilik kamburundan istifade ederek bunun yeni bir sentezini getirdi. Mavi Marmara olayı bütün bunların bir parçasıdır. Ben Mavi Marmara olayını tehlikeli, aşırı buluyorum. Çünkü orada yoğun bir milliyetçilik sömürüsü var.
AKP'nin ülkeye getirdiği düşük düzey yaşam tarzı!
Nasıl?
İslam ile iç içe geçmiş bir milliyetçilik savaşı var o olayda. Bu bölgesel güç olma hikâyesi de milletin mevcut milliyetçilik hislerinden istifade ederek esas problemlerin önüne perde çekmekten başka bir şey değil. Türkiye'de fakirlik var, işsizlik var. Gelir dağılımı hiçbir zaman olmadığı kadar, Osmanlı dönemi dahil, bir ayrışıma girmiş. Sokaklarda çocuklar dileniyor. Ben bölgesel güç oldum! Nasıl bir bölgesel gücün var? Sokaklarında fakir, yalınayak çocukların dolaştığı bir ülke, bölgesel güç oluyorum terbiyesizliğini yapmaz. Ben istemiyorum olmak zaten. Ben Avusturya gibi olmak istiyorum.
Niye İsveç ya da bir başka ülke değil de Avusturya?
Çünkü İsveç sıfırdan buraya gelmiş, Avusturya aynı Osmanlı gibi kocaman bir imparatorluğu Birinci Dünya Harbi'nde kaybetmiş, parçalanmış. Adamlar bunu kabul etmişler ve şimdi devamlı dünyanın en yaşanılır ülkesi seçiliyor Avusturya. Ben de ülkemde yaşam düzeyinin düzelmesini istiyorum. Burada yeni bir kavram getirmek istiyorum, bugün Türkiye'de yaşam tarzı dendiği vakit, sadece Müslüman olup olmamak değil, ortada bir de düşük düzey yaşam tarzını kabul edip etmemek var. Bugün AKP'nin bize getirdiği düşük düzey yaşam tarzı! Bu, modern insanın alıştığı yaşam tarzından uzaklaşmak demek... Şunu kast ediyorum, ortada insanların daha iyi, daha üst düzeyde yaşamalarına set çeken bir yaşam tarzı var. AKP'nin önerdiği yaşam tarzı bu. Çok acayip bir şey bu, çünkü Arabistan'a, daha koyu Müslüman bir ülkeye, fevkalade üst düzey yaşama öykünüyorlar. Fakat AKP'nin millete, ama kendine, kendi zenginlerine değil, hep önerdiği bir lokma bir hırka! Bir fakirlik edebiyatı içinde millete bunu kabul ettirmeye çalışıyorlar. Ortadaki içki kavgası da bununla ilgili, akşam lokantaya gitmek de bununla ilgili, bireylerin hür olmaları da bununla ilgili... İnsanlar kendi yaşam tarzlarını biraz daha güzelleştirmek, daha yükseltmek, güzeli aramak istiyor. AKP ise, insanların güzeli aramasını istemiyor. Daha dar, daha sobanın başına oturmuş kestane pişiren insanlar istiyor.
Oysa siz CHP'lilere "Ne yapsınlar türbanlılar evde oturup babaanneleri gibi kestane mi pişirsin?" demiştiniz...
Evet. Ama bu türban üstüneydi. Ben orada türbanlıları kestane pişirmeye mahkum etmek isteyenleri, Neo-Kemalistleri tenkit ediyordum ama şimdi bakıyorum AKP de aynı şeyi yapıyor. AKP de fevkalade bir şekilde milletin dar kalıplar içinde kendi kendini üretmesini istiyor.
Aşiretçilik yapmaya çalışıyorlar ama...
AKP halk daha da dindar olsun diye mi düşük yaşam tarzını getirmek istiyor, yoksa halkı yönetmek daha kolay olsun diye mi?
Bilemiyorum. Ama AKP'liler ufukları dar insanlar. AKP'nin problemi orada, dünya görgüsü, bilgisi yok. AKP'nin yöneticilerine bakınca görüyoruz, ne yazık ki fazla bilgili insanlar değil. Dar köşelerden gelmiş, dar köşeleri yöneten insanlar. Bilgileri yok, görgüleri yok, dünya ile ilişkileri dar. Bunlar kasabanın tezahür etmiş insanları, şehri idare etmeye çalışıyorlar. Ama şehir kasaba değil. Kasabanın düşük düzey yaşam tarzını şehirli istemiyor.
O yüzden de mi kentleşemiyoruz?
Bu çok iyi bir örneği... Kentleşmenin bir devlet politikası olamamasının sebebi devleti yönetenlerin en iyi bildikleri şeyin kasabanın imkan verdiği dar ufuklu bir dünyalarının olması. Beni en rahatsız eden AKP kadrolarında, hakikaten dünyadan uzak, ufukları dar, bilgileri kısa, dünyadan kopmuş insanlar güruhu olmaları. Onun için de AKP'nin Osmanlı ile alakası yok.
Neden yok?
Osmanlı kasaba partisi değildi, evrensel bir kültür dünyasıydı. Osmanlı kapılarını bütün dünyaya açmış bir imparatorluktu. Osmanlı bürokrasisinin içinde Hırvat'ından Yahudi'sine, Rum'undan Ermeni'sine, Çek'inden Leh'ine, Sırp'ından Arap'ına her milletten, her dinden insan vardı. Osmanlı dünya zenginliğini terennüm edip kapsamaya çalışan bir idari mekanizmaydı. AKP ise bunun tam tersi. Dar, sadece başı örtülü insanları kendi içine alan bir kasaba partisi... Ben bu millete hizmet etmek istiyorum, ben bu vatana hizmet etmek istiyorum. Bütün hayatımda bunu amaçlamışım ama benim karım başını örtmeyi reddetti. Benim Türkiye'de bugün idari bir mevkide yerim olmasına imkan yok! Bu ne demek? Kulüpçülük var..."Başını Örtenler Kulübü" kurmuş AKP... Bu beni çok rahatsız ediyor. İki sebepten; bir ben Osmanlı geçmişi olan, Osmanlılığa çok bağlı bir insanım. Bu ne demek? Dünyaya açılmak demek... Herkesin bu imparatorluğun içinde yer alabilmesi demek. İtikadı ne olursa olsun insanların bu devlete hizmet edebilmesi demek. Kamu hizmeti yetenekli insanlara açık olmalı, Osmanlı bunu becermiş. Bugünkü Amerika gibi... Osmanlı imparatorluk, ama neden imparatorluk biliyor musunuz? Kapsadığı büyük coğrafyadan değil. İmparatorluk metre murabba (yüzölçümü) işi değildir. Kavrama işidir. Osmanlı herkesi içine dahil eden bir imparatorluktu. Halbuki AKP dar tabanlı aşiretçilik yapmaya çalışıyor. Ama aşiret de olamıyor. Olsa sınırları belli olacak, dışındakiler daha rahat olacak! Dolayısıyla kalkıp iki kere Suriye'ye, altı kere Irak'a gitmekle Osmanlı olunmuyor.
AKP Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç partisinden istifa etti.
İrbeç düzenlediği basın toplantısında "Kaygılarıma sebep olan hadiselerin başında, Başbakan'ın, her konuşmasında toplumu ayrıştırmaya yönelik söylemleri gelmektedir" dedi.
İrbeç, vatanına, milletine bağlı bir milletvekili olarak, AK Parti'nin, özellikle iç politikada takip etiği
stratejinin, Türkiye'ye getireceği zararlar konusunda endişeli olduğunu ifade etti. İrbeç, takip edilen politikalarla milletin sosyolojik, psikolojik ve
coğrafi yönden bölünme sürecine sürüklendiğini iddia etti.
Bu endişelerini parti toplantılarında da defalarca dile getirdiğini belirten İrbeç, "Ancak yaptığım görüşme, konuşma ve ikazların fayda getirmediğini müşahede ettim. Bu kaygılarıma sebep olan hadiselerin başında,
Başbakan'ın, her konuşmasında toplumu ayrıştırmaya yönelik söylemleri gelmektedir" dedi.
İrbeç, şöyle devam etti:
"Şahsen, milletin ismini telaffuz etmekten kaçınan bir tutuma karşı tepki vermek zorunluluğunu hissediyorum. Ülkemizin anayasal adı Türkiye'dir ve
üzerinde vatandaş sıfatıyla yaşayan herkes Türk'tür. Bu, bir alt kimlik değildir. Oysa Başbakan, söylemlerinde, milletimizi bütünleştirici bir unsur olan Türklüğü,
sürekli ve anlaşılmaz bir biçimde alt kimlik haline getirme çabası içindedir.
AK Parti'ye oy vermiş, aynı endişeleri taşıyan milletvekili arkadaşlarımın ve vatandaşlarımızın olduğunu da biliyorum."
Bu düşüncelerle AK Parti'den istifa ettiğini söyleyen İrbeç, "Görevimi bundan böyle de bir nefer olarak aynı hassasiyet içinde sürdüreceğim" dedi.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan İrbeç, başka bir partide görevini sürdürüp sürdürmeyeceği yönündeki soru üzerine, bu konuda ilkeleri doğrultusunda
bir karar vereceğini, ancak şimdi bağımsız milletvekili sıfatıyla çalışmalarını sürdüreceğini bildirdi.
Herhangi bir teklif sonucu istifa etmediğini, bunun bir prensip kararı olduğunu söyleyen İrbeç, yapacağı değerlendirmelerin ardından gelecek günlerde
açıklamada bulunacağını ifade etti.
İrbeç'in istifasıyla AK Parti'nin TBMM'deki milletvekili sayısı 334'e düştü.
İrbeç'in istifa etmesinin ardından TBMM'deki sandalye dağılımı şöyle oldu:
AKP 334
CHP 101
MHP 70
BDP 20
Bağımsız 9
DSP 6
TP 1
Boş 9
Toplam 550
sen beyinsiz şakşakçı takımının en önde gidenisin dünyadan haberiniz yok,bilgi deseniz senin gibilerde hiç yok,,sizin bu kadar beyniniz çalışır zaten,sıkışınca ARGO ya başlarsınız
seni uyarmama rağmen sıkışınca ağzını bozdun,yine diyorum her bozdugunda ben daha çok bozacağım ağzımı haberin olsun