cLaSs

cLaSs

Üye
15.11.2005
Onbaşı
662
Hakkında

#11.05.2006 01:10 0 0 0
#11.05.2006 01:09 0 0 0
  • Konu: Matemli Kuş
    tesekkurler Paylasim icin

    diger haftada amcasini furur kesin
#11.05.2006 01:05 0 0 0
  • Telefon piyasasi O Kadar hizli ilerliyorki takip etmekte zorlaniyor. hangisini alacagi Konusunda saskinLikla Bakiyor..
#10.05.2006 17:39 0 0 0
#10.05.2006 17:06 0 0 0
  • Gönül Bahcesine Bir Gül Yetistirmek..Gözyasi ile Onu "Sulamak" .Tebessum ile Isitmak..Kalbin ile Symsyki Sarmak.. Buyudukce Dikenlerinin Acisina aLismak...



    Acisiyla Tatlisiyla Harika Bir Paylasim Arkadasim Emegine Yuregine SagLik
#10.05.2006 16:45 0 0 0
#10.05.2006 16:41 0 0 0
#10.05.2006 16:37 0 0 0
  • Asbes insan vucuduna Nefes Yolu ile Ulasan Bir madde .. Asbes Oldugundan Suphelendiginiz Birseyi Sakin Su ile iyice islatmadan Kirmaya veya Tasimaya Kalkmayin Mumkunse Özel Görevliler Var. Onlari Cagirin
#10.05.2006 15:18 0 0 0
  • Konu: Chat
    Harika Bir Paylasim tesekkurler
#10.05.2006 02:52 0 0 0
  • Bu karikaturu cizenin Kalemi kirilmaz insaLLah Gercekten Guzel anLatmis..
#10.05.2006 02:50 0 0 0
#10.05.2006 02:49 0 0 0
#09.05.2006 20:00 0 0 0
  • Oyun severlerin merakla beklediği oyun konsolu Playstation 3 (PS3), sonunda 11 kasımda Japonya'da, 17 kasımda da ABD ve Avrupa'da piyasaya çıkıyor.

    Japon elektronik devi Sony, Japonya dışında biri 20 gigabite, diğeri de 60 gigabite sabit diske sahip olmak üzere iki tür PS3 satışa sunacak. 20 GB'lik konsol Avrupa'da 499 avro (yaklaşık 850 YTL), ABD'de ise 499 dolara (650 YTL), 60 GB'lik olanı da Avrupa'da 599 avroya (yaklaşık 1020 YTL), ABD'de ise 599 dolara (yaklaşık 780 YTL) satılacak.

    PS3'ün 20 gigabite sabit disk kapasiteli modeli Japonya'da ise 62 bin 790 yene (yaklaşık 765 YTL) satılırken, 60'lık olanının fiyatı distribütörler tarafından belirlenecek.

    ''Cell'' adı verilen ultra hızlı bir işlemci ve yine Sony tarafından geliştirilen yeni kuşak yüksek-çözünürlüklü Blue-Ray formatındaki bir DVD okuyucusuna sahip PS3, Microsoft'un Kasım 2005'te piyasaya çıkardığı XBox 360'a rakip olacak.

    PS3, ayrıca Nintendo'nun bu yıl sonunda piyasaya çıkarması beklenen ''Wii'' adlı oyun konsoluyla da rekabet edecek. Sony'nin ilk 3 yıl için piyasaya 2 milyon PS3 sürmesi öngörülüyor.
#09.05.2006 19:52 0 0 0
  • Çocuğunuz bağımlı mı?
    Çocuğunuzun uyuşturucu kullandığını nasıl anlarsınız?


    Uyarıcı ve uyuşturucu haplar, her kullanımda beyinde hücre kaybına sebep olur. Çocuğunuz aşırı unutkan olduysa, gözlerinde yaşarma, sulanma ve kızarma varsa, yüzünde aşırı kızarma görüyorsanız dikkat edin. Hap kullanıyor olabilir.

    Son yıllarda özellikle gençler arasında bağımlılık yapan uyuşturucu ve uyarıcı hap (ecstasy, captagon) kullanım oranı giderek artıyor. İlk başlarda olumsuzlukları unutturduğu, heyecan verdiği düşünülse de, kısa sürede bağımlılık oluşturan bu haplar ruhsal ve bedensel çok ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Ecstasy, diğer uyuşturucu maddelere göre daha kolay ulaşılabildiği ve bağımlılık yapmadığı sanıldığı için daha yaygın kullanılıyor. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ergen-Genç-Erişkin Kliniği Şefi Psikiyatr Doç. Dr. Kemal Sayar, kliniğe müracaat eden gençlerin yarısının madde bağımlısı olduğunu söylüyor. Gençlerin bu tür maddelere yönelmesindeki sebepleri ailede aramak gerektiğini belirten Sayara göre, ekonomik ve sosyal sıkıntılar sonucu ailenin çözülmesi ve gençlerin üzerindeki dikkatin azalması olumsuzlukların başlıca sebebi. Aile bir arada yaşadığı halde, anne-babalar çocuklarına yeterince ebeveynlik yapmıyor, gerektiği kadar zaman ayırmıyor. Çocuklar, televizyonda ve video oyunlarında gördükleri parlak, ışıltılı dünyaları ve heyecanı gerçek hayatta yaşamak istiyor. Çocuğun hayatında var olan anne-baba, onun için kararlı bir üs gibi emniyet veriyorlar. Anne-baba hayatında yoksa çocuk, o ışıltılı dünyanın baştan çıkarıcı unsurlarının peşine koşuyor. Bu noktada karşısına ilk olarak madde kötüye kullanımı çıkıyor.

    Her hastalığın, her bağımlılığın kendisini gösteren, dışa ya da duygulara yansıyan belirli, belirsiz özellikleri olduğu gibi bu durumlarla karşılaşan çocukların da bazı özellikleri var.

    Çocuğunuzun akademik başarılarında düşme varsa, eve bulutların üzerinde gibi geliyorsa, şaşkınlık emareleri gösteriyorsa, unutkanlık emareleri gösteriyorsa, bazı şeylerini okulda unutuyorsa, bazı şeylerin hesabını iyi veremiyorsa, para çalmaya başlamışsa, vücuduna zarar verici davranışlarda bulunuyorsa, gözlerinde yaşarma ve sulanma varsa, yüzünde ve gözlerinde aşırı kızarma gözlüyorsanız şüphelenmelisiniz. Çocuğunuzun arkadaş gruplarına çok dikkat etmeli, olumsuz arkadaşlarla dolaşmaya başlamışsa, arada bir kayboluyorsa ve gece belirsiz saatlerde gelmeye başlamışsa mutlaka tetikte olmalısınız.

    Doç. Dr. Kemal Sayar, toplumun hızla değişmesiyle birlikte, eski değerler aşınırken yerine yeni değerlerin konulamamış olmasının da gençlerin bir değersizlik buhranıyla karşı karşıya kalmalarına sebep olduğunu söylüyor. Gençlerin hayatı sevmediğine dikkat çeken Sayar, Her gün yüzlerce gencin hikayesini dinliyorum. Gençler öyle şeyler anlatıyor ki vizite sonunda gazetelerin 3. sayfalarını okumuş gibi oluyorum. Büyük bir değer buhranı var. Gençler tutunacak dal bulamıyor, aidiyet hissedemiyor. Moral değerler hızla aşınıyor; ama onların yerine konulacak bir şey bulunamıyor. Popüler kültür insanlara geçici sahte aidiyetler sunuyor; fakat tam olarak gençleri tatmin etmiyor. Anne-baba yok, sağlam değerler yok. Gençler suni mutluluklara koşuyor. Haplar onlara geçici bir şekilde kendilerini iyi hissetme imkanı veriyor. diyor.

    Tedavi için çevre değişmeli

    Hap kullanan gençler, bir süre sonra suni mutluluğa alıştıkları için bu maddeler olmadan mutlu olmayı unutuyor. Hayatın güzelliklerini ancak bu şekilde görebileceklerini sanıyorlar ama, bu maddeler zaman zaman öyle büyük depresyona yol açıyor ki, uzun vadede ciddi moral bozukluğu yaşıyorlar. Bu da gençlerin hayattan soğumalarına ve küsmelerine yol açıyor. Hayata bir türlü tutunamıyorlar. Haplar karaciğeri iflas ettiriyor. Her kullanımda beyinde hücre kaybına sebep oluyor. Bir süre sonra beyin de iflas etmeye başlıyor. Özellikle tiner, bali çeken gençlerde beyin ve akciğer hızlı bir şekilde ölüyor. Zaten bir müddet bu maddeleri kullanan insanlarda iç organlar iflas ediyor. Bağımlı bir kişinin tedaviden sonra eski sağlığına kavuşması çok zor oluyor. Bu maddelerin her alımında vücudun yeni hücrelerini öldürdüğünü unutmamak gerekiyor. Sınavlara hazırlanan çocuklar uyanık kalmak için kullandıklarını söylüyor; ama uzun vadede bu haplar unutkanlığa yol açıyor. Uyarıcı olan hap o an içindir; fakat kronik kullanımında zihnin yavaşlamasına ve zayıflamasına yol açar. Tedavi için kişinin motive olması çok önemli. Eğer istiyorsa ailenin de desteğiyle çok hızlı tedavi olabilir. Beden maddeden yi arındırdıktan sonra birtakım motivasyon egzersizleri veriliyor. Madde kullanımını bırakmanın en önemli şartı, bulunulan çevreden uzaklaşmaktır. Çoğu, mahalle arkadaşlığı gibi bir alt kültürün sonucu olarak başlıyor. Bağımlı olsalar bile arkadaşlığını devam ettirmek için genç de kullanmaya başlıyor.
#09.05.2006 19:34 1 0 0

  • Nevşehirde asbest yüzünden ölümün kol gezdiği üç köyü yıllarca inceleyen doktorlar, tıpta çığır açacak bir sonuca vardı Kanser, genetik yolla geçiyor

    Nevşehire bağlı Karain, Tuzköy ve Eski Sarıhıdır köylerinde 50 yıldır yaşanan kanser vakaları tıp dünyasında çığır açacak bir ayrıntıyı ortaya çıkardı

    Türk ve Amerikan bilim adamlarının yaptığı çalışmaya göre, kanser vakalarında genetiğin önemli bir faktör olduğu anlaşıldı

    İlk kez 1970de Hacettepe Üniversitesi bünyesinde Prof Dr İzzetin Barış başkanlığında yapılan çalışmalar 2000den itibaren Amerikalı bilim adamlarının çalışmalara katılmasıyla farklı bir boyut kazandı...

    PROJE 3 AYAKLI

    Aralarında Hacettepe Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salih Emrinin yanı sıra Prof. Dr. Michele Carbone, Prof. Dr. İzzetin Barışın da bulunduğu bilim adamları, asbestle temasa bağlı kanser vakalarında, genetiğin de en az çevre kadar önemli olduğunu ortaya çıkardı.

    Doç. Dr. Salih Emri, projenin üç ayaklı olduğunu; birinci projede asbestli maddelerden bulaşan kanser vakalarında genetiğin rolünü, ikincisinde SV40 ismi verilen bir virüsün yol açtığı kanser çeşidinin araştırıldığını, üçüncü aşamada ise kansere yol açan genetik faktörlerin ve diğer bileşenlerin incelendiğini belirtti.

    SOYAĞAÇLARI BULUNUYOR

    Doç. Dr. Emri, yapılan araştırmalara yönelik şunları söyledi;

    Karain, Tuzköy ve Eski Sarıhıdır Köylerinde yaşayanlardan alınan kan ve taze doku örneklerini 2000 yılından bu yana inceliyoruz. Arkadaşlarımızdan bir tanesi bu köyde yaşayanların DNAlarını açığa çıkartıp, kansere yol açacak genetik yatkınlık olup olmadığını araştırdı. Bu çok önemli bir olay. Çünkü, burada yaşayanların aile soyağaçları ortaya çıkarılıyor ve ayrıştırılıyor.

    Evlerin hepsi kanserojenli

    Nevşehirde kanser yapan erionit adlı bir lifli madde var. Bu erionitin özelliği kansere yol açan asbestten 300 ile 800 kat daha fazla kanserojen madde içermesi. Ancak, yapılan ölçümlerde erionit bu kadar kuvvetli bir kanserojen madde içermesine rağmen, bu maddenin bulunduğu üç köyde yaşayan insanların yüzde 50si kanser vakalarından hayatlarını kaybettikleri belirtiliyor. İnsanlar evlerini beyaz topraklı erinoit ile kaplamasına rağmen yüzde 50sinin kanser olması şaşırtıcı bir durum.

    Genetik olarak aktarıyor

    Numuneler ABDdeki örneklerle karşılaştırıldı ve fark bulunamadı

    Doç. Dr. Salih Emri, ellerinde bulunun erionitli bulgular ile ABDde görülen benzer kanser vakalarını araştırdıklarında, sonucun kanserde genetik faktörünün çok önemli olduğunu açıkladı. Emri şöyle devam etti;

    Şimdiye kadar Kapadokyada yapılan çalışmalar gösterdi ki, bu kanser vakaları erinoit dediğimiz lifsel yapılı bir maddeyle ilişkili. Ancak, bu lifli maddenin yol açtığı kanser vakalarının herkeste görülmediğini tespit ettik. Her evde erionit denen kanserojen madde varsa neden herkeste kanser vakası yok? sorusunu kendimize sorduk. Buradan hareketle ilk kez kristal yapısı bu köyden alınmış olan erionit numunelerini ABDdeki örnekleriyle karşılaştırdık. Türkiyedeki erinoit ile ABDdeki benzerleri arasında bir fark bulunamadı. Biz de bu üç köydeki aile yapılarını çıkardık. Araştırmalarda bu üç köyde de bazı ailelerde daha fazla kanser vakasına rastlandığını gördük. Mesela kişinin ailesinde kanser yok, bir eve gelin gidiyor, ama çocuğunda kanser vakası ortaya çıkıyor. Buradan hareketle kanser vakalarının görülmesinde genetiğin çok önemli bir faktörü olduğu sonucuna vardık. Yani kanser genetik olarak aktarılabiliyor. Genetik olarak yatkın kişiler, bölgeden şehir dışına çıksa dahi kanserin gelişebildiğini gördük. Çalışmalarımızın amacı, hangi kişilerin genetik olarak asbest- erionit gelişmesine daha duyarlığı olduğunu gösterilmesiydi. Buradan çıkan sonuçlar bütün dünyaya örnek teşkil edecek ve bütün dünya bu kanser gelişimine karşı önlem almaya çalışacak. Türkiyede yapılan çalışmalarla birlikte asbest-erionite bağlı kanser gelişiminde genetik ve virüslerin doğrudan etkileşimi var.
#09.05.2006 19:32 0 0 0
  • Parfümlerin ozan tabakasini zedeledigini ve Bunun sonucunda Dunyaya gelen Gunes isiklarinin yan etki yaptigini Hesaba katarsak.. Kullandigimiz Urunlerin sadece Bayanlara degil. Tum Dunyaya Zarar verdigini Gormus Oluruz..


    tesekkurler bilgi icin...
#09.05.2006 19:27 0 0 0
  • Baslangic icin Normal Bir Fiyat.. Zamanla azalir Japonlar uLke ekonomilerinin % 40 ni bilime ve teknolojiye harcayan insanlar Bu diz ustu Bilgisayari gelistirdikce Bununda Fiyati Mutlak dusecektir. Ancak O Zaman Bize bunu aLmak düser
    Tesekkurler
#09.05.2006 19:19 0 0 0
#09.05.2006 19:17 0 0 0