crazy_boy

crazy_boy

Üye
03.11.2005
Uzman Onbaşı
3.207
Hakkında

#01.06.2007 00:15 0 0 0
#01.06.2007 00:07 0 0 0
#31.05.2007 23:50 0 0 0
#31.05.2007 23:38 0 0 0
#31.05.2007 01:54 0 0 0
#15.05.2007 15:47 0 0 0
  • Konu: TM 7614
    Paylaşım için saol arkadaşım
#15.05.2007 15:45 0 0 0
  • Visual Basic karmaşık mantıklara ve biçimlere sahip, Windows uyumlu uygulamaların tasarımlarını kolaylaştırıcı bir görsel dildir. Bu dilde program geliştirmenin ilk adımı, kullanıcının ekranda görmek istediklerini saptamak ve ekran tasarımını gerçekleştirmektir. Bu programda her şey nesne olarak tanımlanmıştır (form, yazı kutusu, komut düğmesi v.b.). Nesneler, kendilerine iliştirilmiş olan olayları (farenin tıklanması, farenin çift tıklanması gibi) tanıyabilir ve yazılmış olan komutlara göre tepki verebilir. Olaylar gerçekleştiğinde işlemler yerine getirilir, ve pencereler güncelleştirilir. Sistem daha sonra yeni olayları bekler.

    TEMEL KAVRAMLAR
    Form: Windows pencerelerinin Visual Basic'deki karşılığıdır. Uygulama çalıştırıldığında formlar pencerelere dönüşür. Her uygulama en az bir form içermek zorundadır.

    Prosedür: Komut cümlelerinden oluşan program parçalarıdır.

    Modül: Tek bir dosyada toplanan ve programın herhangi bir yerinden çağırılabilen prosedürler ve tanımlamalar topluluğu.


    Özellik (Property): Nesne karakteristiklerini (boyut, renk, konum, &) ve nesne davranışlarını tanımlayan nitelikler.

    Olay (Event): Nesnelerin algılayabildiği eylemlerin adıdır.

    ARAÇ ÇUBUĞU VE KISAYOL TUŞLARI

    Araç çubuğu üzerindeki kısayol tuşlarının işlevleri soldan sağa aşağıdaki gibidir:
    · Standart EXE Proje Ekleme - File/Add Project (File Menüsünden Add Project seçeneği tıklanır)
    · Form Ekleme - File/New Form
    · Menü Tasarımı - Window/Menu Design - Ctrl+M
    · Proje Aç - File/Open Project
    · Proje Kaydet - File/Save Project
    · Kes - Edit/Cut - Ctrl+X
    · Kopyala - Edit/Copy - Ctrl+C
    · Yapıştır - Edit/Paste - Ctrl+V
    · Bul - Edit/Find - Ctrl+F
    · Geri Al - Edit/Undo - Ctrl+Z
    · Tekrar - Edit/Redo
    · Başlat - Run/Start - F5
    · Ara Ver - Run/Break - Ctrl+Break
    · Sona Erdir - Run/End
    · Proje Gezgini - View/Project Explorer
    · Özellikler Penceresi - View/Properties Window - F4
    · Form Görüntü Penceresi - View/Form Layout Window
    · Nesne Gezgini (tüm nesneleri gösterir) - View/Object Browser
    · Araç Kutusu (kontrol nesnelerini içerir) - View/Toolbox
    · Veri tabanı Bağlantıları - View/Dataview Window

    Proje ve Form Pencereleri
    Tüm Visual Basic bileşenleri bir proje içerisinde bulunur. Proje yaratıldıktan sonra, proje penceresinde, o uygulamada yer alan formlar, modüller ve özel denetçiler listelenir. Listeden istenilen form seçildikten sonra View/Form ile formun kendisi ya da View/Code ile o forma ait kod görüntülenebilir. Formun üzerinde yer alan noktalara grid denir. Bu noktalar form üzerineyerleştirilecek nesnelerin hizalanmasını sağlar.


    ÖZELLİKLER PENCERESİ
    Bir formun konumunu değiştirmek onun özelliğini değiştirmek anlamına gelir. Başlık çubuğu altındaki nesne kutusunda (Object Box) yer alan açıklama nesnenin adını ve ne tip bir nesne olduğunu belirtir. Örneğin Şekil-2'deki "Form1 Form" açıklaması seçili nesnenin bir form olduğunu ve adının Form1 olduğunu göstermektedir. Nesne kutusunu altındaki ayarlar kutusunda (Settings Box) ise pencerede o anda seçilmiş olan ayarın değeri görüntülenir ve değiştirilebilir. Seçeneklerin çoğunluğu kullanıcıya düşen liste olarak sunulur. Bu liste renkler için paleti görüntülerken, pencerenin görünür olma özelliği için ise doğru/yanlış (True/False) olarak sunulur.

    Bazı Form Özellik Tanımları(Name): İsim
    Appearance: Formun düz ya da 3-boyutlu görünmesini sağlar.
    BackColor: Artalan rengi
    BorderStyle: Kenar çizgisi biçimi
    Caption: Form Başlığı
    ControlBox: Pencere kontrollarının olup olmayacağını belirler.
    Font: Yazı tipini belirler.
    Height: Formun yüksekliğini belirtir.
    Left: Formun sol koordinatını belirler.
    Top: Formun üst koordinatını belirler
    Visible: Formu gizlemek ya da gizli formu görüntülemek için kullanılır.
    Width: Formun genişliğini belirtir.
#15.05.2007 01:04 0 0 0
#11.05.2007 15:22 0 0 0
#08.05.2007 00:22 0 0 0
  • İlk gerçek Sayısal Bilgisayar İngiliz matematikçilerinden Charles Babbage (1792-1871) tarafından tasarlanmıştır. Ancak onun yaşadığı yıllarda teknoloji yetersizliklerinden, tasarladığı makinelerde işletim sistemleri mevcut değildi.

    a) Birinci Nesil İşletim Sistemleri (1945-1955)

    Babbage ın başarısızlıkla sonuçlanan çalışmalarından sonra, II. Dünya savaşına kadar olan dönemde yok denecek kadar az bir gelişme olmuştur. 1940 lı yıllarda ise, Harvard Üniversitesinde Howard Aiken; Princeton Üniversitesinde, John Von Neumann ve Amerika ile Almanyadaki bazı diğer araştırmacıların çalışmaları sonucunda vakum tüpleri kullanılarak sayısal bazı makinelerin geliştirilmesi mümkün olabilmiştir. Ancak bu geliştirilen makineler son derece büyük ve odalar dolusu on binlerce vakum tüplerinden yapılmış ve bugün evlerde kullanılan bilgisayarlardan yüzlerce kez daha yavaş çalışmaktaydılar.

    Bu dönemde makinenin hem tasarımını yapan, hem imalatını yapan, hem programlayan, hem işleten ve hem de bakımını yapan hep aynı küçük bir gruptu. Bütün programlama, kontrol panelindeki ilgili yerlere, ilgili kabloları takarak makine dili ile yapılırdı. İşletim sisteminin ise adı bile anılmamaktaydı. Sonraları 1950 li yılların başında kartlı makinelerin gelişmesi ile programların kartlara yazılıp buradan okutulması sağlanmakla beraber, diğer olaylar tümüyle aynıydı.

    b) İkinci Nesil İşletim Sistemleri (1955-1965)

    1950 li yıların ortasında transistörlerin geliştirilmesi ile büyük bir devrim oldu. Bu dönemde bilgisayarlar müşterilerin işlerini yapabilecekleri düzeye geldiği için üretici firmalar tarafından satılmaya başladılar. Bu yıllarda, bilgisayar tasarımcıları, üreticileri, operatörler, programcılar ve bakım personeli kesin olarak birbirinden ayrıldılar.

    Bu makineler yine de çok büyük ve çok pahalı olduklarından, çok büyük kapasiteli klima cihazları ile soğutma gerektirdiğinden ve çok büyük devlet daireleri ya da çok büyük özel sektör kuruluşları tarafından satın alınabildiler. Bu nesil bilgisayarlarda, kullanıcı her bir satırını bir karta yazdığı programını getirip eliyle sistem operatörüne verirdi.

    Operatör kartları kart okuyucu cihazında okutur ve okunmuş seklini teyp bantına aktarırdı. Sonra sisteme derleyici bantını yükler ve arkasından da kullanıcının programının bulunduğu bantı yükleyerek derleme işlemini yapardı. Bu derleme işlemi tamamlandıktan sonra programın çalıştırılabilir halini 3. banta çıkar ve bunu tekrar sisteme götürüp çalıştırarak programın sonucunu yazıcıdan yazdırırdı.

    Bu dönemde bundan sonra sağlanan en büyük aşama, derleyicinin bir defa yüklenmesinden sonra, çok sayıda farklı programcının programlarının 1 bant üzerine arka arkaya yüklenip çalıştırılması olanağı ile Yığın İşlem (Batch Processing) kavramının getirilmesi ve uygulamaya koyulmasıdır. Bundan önce bilindiği gibi her programcının programı için derleyici bantınıda bir defa yükleme zorunluluğu vardı. Bu nesil bilgisayarlar bilimsel ve mühendislik işleri için ve Fortran dili ile kullanılırdı. İşletim sistemi ise IBM in geliştirdiği ve 7094 makinelerin de kullanılan IBSYS di.

    c) Üçüncü Nesil İşletim Sistemleri (1965-1980)

    1960 lı yılların başına kadar üretici firmalar iki farklı üretim çizgisinde gittiler. Bir taraftan mühendislik ve bilimsel işlerde kullanılan bilgisayarlar, diğer taraftan da bankacılık ve sigortacılık şirketleri gibi ticari kuruluşlar tarafından kullanılan bilgisayarlar üretildi.

    Ancak bu durum çeşitli sorunlar yarattığından IBM firması bu iki farklı yaklaşımı tek bir yapı üzerinde birleştirmek ve sorunları gidermek amacı ile 360 mimarisini duyurdu.

    Bu nesil bilgisayarların mimari yapısındaki en önemli yenilik transistörlerin yerine entegre devlerin kullanılmış olması idi. Böylece makinelerin boyutları küçülürken, çıkardıkları sıcaklıkta binlerce kat azalmıştı. Bununla beraber kullanım açısından bu mimari yapının getirdiği en önemli yenilik ise mutiprogramming tekniği idi.

    Eski nesil bilgisayarlarda, kart ya da bant okuma süresi boyunca CPU tamamen boş olarak beklemekte iken, bu nesilde belleğin parçalara ayrılıp, her parçada başka bir programın çalıştırılması sayesinde, örneğin bir program teypten okuma yaparken CPU atıl (boş) olarak durmamakta ve diğer programın gereksindiği hesaplama işini yapmakta idi.

    Üçüncü nesil bilgisayarların getirdiği bir diğer önemli özellikle, aynı anda gelen çok sayıda program destelerinin, kendinden önce gelenin çalışıp bitmesini beklemeden arka arkaya okutulup disk üzerinden sıra ile çalışmayı beklemelerinin sağlanması idi. Bu olanağa SPOOLİNG (Simultaneous Peripheral Operation On Line) adı verilmiştir. Spooling tekniği, yazıcı gibi paylaşımlı kullanıma uygun olmayan ünitelerin kullanıcılar tarafından hiç beklemeksizin kullanabilmelerine olanak sağlamıştır.

    Örneğin var sayalım ki, aynı bir yazıcıda yazılmak üzere aynı anda 3 farklı kullanıcı programı tarafından 3 tane çıktı gönderilse ne olur? Eğer işletim sistemi ve onun kaynakları yöneten fonksiyonları olmasaydı, kağıt üzerinde ilk 5 satır mesela 1. kullanıcının, sonraki bazı satırlar 2. kullanıcının ve diğer bazı satırlar da 3. kullanıcının olurdu ki bu tam bir kaos yaratırdı. İşte işletim sistemi örneğin sahip olduğu Spooling mekanizması sayesinde bu kullanıcılar tarafından gönderilen işleri disk üzerinde sıra ile biriktirir ve yazıcı ünitesinden de sıra ile birbirine karışmadan yazdırır.

    Özet olarak Spooling;

    Paylaşımlı kullanıma uygun olmayan çevre ünitelerinin, kullanıcılar arasında birbirlerini beklemelerine gerek olmaksızın paylaşıyorlarmış gibi kullanmalarını sağlar.
    Hız bakımından birbirinden çok farklı üniteleri arasındaki bilgi transferinin etkin bir şekilde yapılabilmelerini sağlar.

    Yine üçüncü nesil bilgisayarlarla gelen diğer bir özellik zaman paylaşımıdır (Time-Sharing). Bu yazılım teknolojisi ile de, aynı anda çok sayıda kullanıcının terminalleri başındayken çalıştırdıkları işlere yada terminal vasıtası ile olmasa da sistem üzerinde yığın işlem Batch Processing olarak çalıştırılan işlere CPU nun sıra ile ve kısa sürelerle tahsis edilmesi sağlanabilmiştir. Bu sayede hem sistemde çalıştırılan işlerin hepsi CPU yu kısa aralıklarla kullanabilmiş olmakta, hem de sistemde çalışan örneğin ekran başında oturan kullanıcılar CPU nun yalnızca kendilerine servis verdikleri hisisne sahip olurlar.

    d) Dördüncü Nesil İşletim Sistemleri (1980-....)

    LSI (Large Scale Integration circuits) entegre devrelerinin gelişmesi ile ve binlerce transistörü ihtiva eden chiplerin 1 cm2 üzerine yerleştirilmesi ile kişisel bilgisayar (PC - Personal Computer) devri doğmuş oldu.

    O dönemdeki kişisel bilgisayarlar mimari bakımından mini bilgisayarlardan farklı olmamakla beraber, fiyatı bakımından çok daha ucuzdular. PC lerin gelişmesi ve bunlar üzerinde çalışabilecek yazılımların, hiç bilgisayar bilgisi olmayan kişiler tarafından da kullanılabilir olması bu nesil bakımından evrim olmuştur. Bu nesilde iki tane işletim sistemi sektöre hakim olmuştur. Bunlardan bir tanesi Ms-Dos, diğeri de Unix dir.

    1980 li yılların ortalarında ilginç bir teknolojik yapılanmada başlamıştır. PClerin Ağ İşletim Sistemleri (Network Operating System) ve Dağıtık İşletim Sistemleri (Distributed Operating System) ile kullanılmaya başlamasıdır.

    Bir ağ işletim sisteminde, kullanıcılar ortamda çok sayıda bilgisayarın mevcut bulunduğunun farkında olurlar ve aynı zamanda uzaktaki başka bilgisayarlara Uzaktan Bağlanma (Remote Login) olabildikleri gibi dosyalarını bir bilgisayardan diğerine kopya edebilirler. Ağ işletim sistemindeki, en önemli özelliklerinde biri de, her makinanın kendi yerel işletim sistemi tarafından işletilmesi ve her makinenin kendi kullanıcılarına sahip olmasıdır.

    Dağıtık işletim sistemlerin de, bunun tersine, gerçekte ortamda çok sayıda CPU, olduğu halde, ortamın kullanıcıya sadece geleneksel tek işlemcili gibi görünmesidir. Bir gerçek dağıtık sistemde, kullanıcılar programlarının nerede çalıştırıldığının ve dosyalarının nerede yerleşmiş olduğunun farkında olmazlar. Bu işlemlerin hepsi otomatik olarak ve etkin olarak işletim sistemi tarafından gerçekleştirilir
#05.05.2007 19:58 0 0 0
#03.05.2007 20:09 0 0 0
#27.04.2007 16:19 0 0 0
#24.04.2007 04:27 0 0 0
#23.04.2007 02:12 0 0 0
#19.04.2007 22:17 0 0 0
  • Konu: ASKER
    payLaşım için saoL
#06.04.2007 03:30 0 0 0
  • 87 / 3 Askerim büyük ihtimal

    ßu vatan için seve seve Askerliğimi yapıp gelcem gerekirse her türLü savaşa gireriz Bu vatana canımız feda

    Paylaşım için saol arkadaşım
#06.04.2007 03:28 0 0 0
  • Siz de mide yanmasından şikayetçiyseniz öğünlerinizde lahana, karnabahar, ıspanak, kepekli besinler ve baklagillere ağırlık verin. Yemeklerinizde zeytinyağı kullanın ve bol bol su için. Çok yağlı yiyecekler, kızartmalar, çikolata, kafeinli besinler ve asitli meyve sularından uzak durun. Yemeklerden hemen sonra adaçayı veya melisa çayı için. Yatmadan önce 1 çorba kaşığı lavanta, nane, akdiken çiçeği ve portakal çiçeği karışımını 1 fincan kaynar suda 5 dakika bekletip süzdükten sonra için. Midenizi rahatlatacaktır.
#06.04.2007 02:59 0 0 0