DarkAngel

DarkAngel

Üye
04.03.2006
Uzman Çavuş
5.810
Hakkında

  • Öpünce anlıyorum; ben seninle yaşıyorum


    Gün birden beri kaç kere yoruluyorum
    Gidince anlıyorum, her şeyini özlüyorum
    Tenin benim gibi, kokunu içime istiyorum

    Birden bire hayatının tümü oldun
    Gecelerine gün gibi doğdun
    Gidersen bir gün biri üzülür çok
    Hayatının tümü oldun
    Gecelerine gün gibi doğdun
    Gidersen bir gün biri kırılır çok
    Adı lazım değil, baş harfi ben


    Festival gibisin katılmak istiyorum
    Önlerden yer kapıp, gözünü kalbime istiyorum
    Asaletinin bedeli, çok kölen var belli
    Hem biraz deli, azdan çok da serseri
    Adı lazım değil baş harfi ben

    Birden bire hayatının tümü oldun
    Gecelerine gün gibi doğdun
    Gidersen bir gün biri üzülür çok
    Hayatının tümü oldun
    Gecelerine gün gibi doğdun
    Gidersen bir gün biri kırılır çok
    Adı lazım değil, baş harfi ben



    main-board.com


    bu bölümde mp3 sunmak yasaktir

    edit by vatan_42
#29.08.2006 12:56 0 0 0
  • buralardan hemen gidesim var yeniden baslamak hevesim var ne varsa attım içime cart diye yiyesim var katlanıyoruz herkes gibi malum herkes gibi acıklarımız kacıklarımız var ama döngel foto takımına hart diye yiyesim var cat diye catlamak üzereyim neresinden tutupta düzeliyim oratlıgın olmusum düzelesyim herkesi oyasım var amanda hadi kalk kaynasalım kız azıcık alttan azıcık üstten hoppidi hpolatalım kız amanda hadi kalk kaynasalım kız azıcık alttan azıcık üstten hoppidi hpolatalım kız buralarda bunlar benim fikrim mi amanda hadi kalk kaynaslım kız hoppidi hoppidi hoplatalım kız catta diye catlamak üzereyim ortalıgın olmusum düzelegin kendimi öpesim var
#29.08.2006 12:54 0 0 0
#29.08.2006 12:52 0 0 0
#29.08.2006 12:51 0 0 0
#29.08.2006 12:48 0 0 0
  • noimage



    IV. Leyla Gencer Şan Yarışmasının 28 Ağustos Pazartesi günü yapılan yarı finalinde, 3ü Türk olmak üzere 7 yarışmacı finale katılmaya hak kazandı.Yarışmanın finali ve ödül töreni, 30 Ağustos Çarşamba akşamı Aya İrini Müzesinde gerçekleşecek.Leyla Gencer Şan Yarışmasının 28 Ağustos Pazartesi günü yapılan ve 14 yarışmacının katıldığı yarı finalinde 7 finalist belirlendi.



    3Ü TÜRK 7 FİNALİST

    Yarışmanın finalinde; Simge Büyükedes (soprano / Türkiye), Asude Perihan Karayavuz (mezzosoprano / Türkiye), Nino Machaidze (soprano / Gürcistan), Eleonore Marguerre (soprano / Almanya), Teresa Romano (soprano / İtalya), Francesca Ruospo (soprano / İtalya) ve Burcu Uyar (soprano / Türkiye) yarışacaklar. Leyla Gencer Şan Yarışmasının 30 Ağustos Çarşamba akşamı saat 20.00de Aya İrini Müzesinde gerçekleşecek Final Konserinde yarışmacılar jüri tarafından belirlenen aryaları, jüri ve izleyicinin karşısında seslendirecekler. Finalistlere, Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Leyla Gencer Şan Yarışmasının final gecesinde toplamı 23.500 Euroyu bulan ödüller, jürinin kararları doğrultusunda sahiplerini bulacak. Haziran ayında La Scalada oluşturulan ön eleme jürisi, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen 162 başvuruyu değerlendirdi ve İstanbuldaki elemelere katılmaya hak kazanan yarışmacıları belirledi. 26 ve 27 Ağustosta yapılan çeyrek finaline katılan 14 ülkeden 35 yarışmacıdan 14 tanesi yarı finale katılmaya hak kazandı. Uzun bir aradan sonra yeniden düzenlenen Leyla Gencer Şan Yarışması, TC Dışişleri Bakanlığı Yurtdışı Tanıtım ve Kültür Genel Müdürlüğünün önderliğinde; Doğuş Grubu ve Garanti Bankasının sponsorluğunda, Borusan Holdingin katkılarıyla İKSV ve La Scala Tiyatrosu Sahne ve Gösteri Sanatları Akademisi Vakfının işbirliğiyle gerçekleşiyor.

    BİLETLER HAKKINDA...

    IV. Leyla Gencer Şan Yarışmasının final gecesinin biletleri, Biletix satış noktaları, Biletix çağrı merkezi (216) 556 98 00,ve İKSV binasında satılıyor. Bilet fiyatları final gecesi için 75 YTL (balkon), 40 YTL, 20 YTL ve 10 YTLden (öğrenci) olarak belirlendi.

    Edit: By Lazmafia61
    Baska Site Adresi Yazmak Yasak
#29.08.2006 12:44 1 0 0
  • noimage

    Uzmanlar uyarıyor, menopoz döneminde östrojen azalmasına bağlı olarak kalp damar hastalıklarının analizi yaparken sadece kolesterol seviyesinin ölçümüyle yetinmeyip, iyi kolesterolün aktifleşmesini taşınmasını sağlayan "Apo-A1", kötü huylu kolesterolün damar duvarına geçişini hızlandırarak damarlardaki hasarı artıran "homosistein" ve bağımsız risk faktörü olan "Lp(a)" düzeylerinin mutlaka tespit edilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

    Kalp damar hastalıkları (KDH) dendiğinde herkesin aklına gelen fotoğraf hep aynıdır; orta yaş ve üzeri kilolu erkekler... Hatta eskiden kalp ve damar hastalıklarıyla ilgili yapılan klinik çalışmalara kadınlar dahil bile edilmezdi. Oysa yapılan son araştırmalar 50 yaş ve üzeri kadınlardaki en sık ölüm sebebinin kalp damar hastalıkları olduğunu ortaya çıkardı. Ayrıca, araştırmaların sonucuna göre, damar tıkanıklarına bağlı inme ve felç oranı da kadınlarda en sık rastlanan ölüm nedenlerinin başında yer almaktadır.

    E-LAB Medikal Direktörü Dr. Aytaç Keskineğe, menopoz dönemindeki kadınlarda kalp damar hastalıkları ortaya çıkma ihtimalinin; menopoz öncesi dönemde diabet, hipertansiyon ve kronik hastalıklara oranla daha yüksek olduğunu belirtti. Kadının hayatında meydana gelen tüm bu değişikliklerin sebebinin ise yumurtalıklar tarafından üretilen "Östrojen" hormonu olduğunu belirten Dr. Keskineğe, "Bu yüzden menopoz döneminde östrojen azalmasına bağlı olarak kalp damar hastalıklarının analizi yaparken sadece kolesterol seviyesinin ölçümüyle yetinmeyip, iyi kolesterolün aktifleşmesini taşınmasını sağlayan "Apo-A1", kötü huylu kolesterolün damar duvarına geçişini hızlandırarak damarlardaki hasarı artıran "homosistein" ve bağımsız risk faktörü olan "Lp(a)" düzeylerinin mutlaka tespit edilmesi gerekir." dedi.

    Kadınları kalp damar hastalıklarından koruma mekanizmasıyla ilgili en yaygın görüşün, östrojenin kolesterol üzerine yaptığı olumlu etki olduğunu belirten Dr. Keskineğe, şunları söyledi: "Östrojen, Apolipoprotein-A1 sentezini arttırarak, kanda iyi kolesterol adı verilen HDL-Kolesterolün yükselmesini sağlar. Bu durum, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Ayrıca LDL-Kolesterol adı verilen kötü huylu kolesterol sentezini de azaltarak ikinci bir fayda daha sağlar. Menopozla birlikte kalp ve damar hastalıklarından korunmak için özellikle Apo-A1 seviyesini yükseltmek gerekmektedir. Bunun için doktor kontrolünde Apo-A1 ilaçlar kullanılabilir."

    Erken menopoza giren kadın daha fazla risk altında Erken yaşta menopoza giren kadınların ise kalp damar hastalıkları açısından oldukça şanssız bir grubu temsil ettiğini belirten Dr. Aytaç Keskineğe, "Bu grup hastaların mutlaka kardiyoloji uzmanları tarafından da takip edilmeleri gerekmektedir. Total Kolesterol, HDL-Kolesterol, LDL Kolesterol ve trigliserid seviyelerini, Apo-A1 tahlilini, kalp damar hastalıkları için bağımsız risk faktörü olarak kabul edilen Homosistein düzeyleri ve damar sertliği analizinde kullanılan hs-CRP testleri mutlaka yapılmalıdır."
#29.08.2006 12:42 0 0 0
  • noimage



    Tıbbi Bitkiler Bahçesinde Kurutulan bitkilerden ilacın ham maddesi olan droglar yapılıyor. Üniversitelerden öğretim üyeleri, doktor ve eczacıların işbirliği ile yürütülen çalışmalar sonucu kullanıma sunulan bitkilerin artırılması hedefleniyor.Ekinezya, Dul Avrat Otu, Kantaron çiçeği, Zencefil, Zerdeçal, Ginseng, Demir Hindi, Ananas, Yaban Mersini, Deve Dikeni, Meyan Kökü, Isırgan, Kırlangıç Otu, Alman Papatyası, Çörek Otu bahçede en çok ilgi gören bitkiler arasında.



    ASTRAGALUS:

    Deli Çöven bitkisidir. Bağışıklık sistemini güçlendirme, kanserli hastalarda kemoterapinin yan etkilerini azaltma, AIDS, diyabet ve enfeksiyonlarda kullanılır. 250 ve 500 mglık kapsülleri günde 4 kez alınır, ayrıca çay ve kurutulmuş kök ekstreleri mevcuttur.

    DULAVRATOTU:

    Literatürdeki adı Arctium Majus olan bitki, ödem çözme, kan şekerini düşürme özellikleriyle bilinir. Diyabet, kanser ve enfeksiyonlarda hem koruyucu hem tedaviye yardımcı olması bakımından tercih edilir. Günde üç kez sıvı olarak 2 ml. kullanılması önerilir.

    DEVE DİKENİ:

    Safra taşından ve kanserden korur, hepatit, siroz ve psoriasis hastalıklarında etkilidir, Hamilelere önerilmez. Günde 200 ile 400 mg. kullanılır.

    KARAHİNDİBA:

    Dandelion olarak da bilinen bitkinin tamamı yenilebilir, yaprakları yemeklerde kullanıldığı gibi kendisinden şarap da üretilebilir. Kanserden koruyucu ve diüretik özelliği vardır. Karaciğer toniği olarak da tercih edilen bitki, kurutulmuş solit ekstre olarak günde 250 ya da 500 mg. alınmalıdır.

    ECHINACEA:

    Özellikle soğuk algınlığı ve gripte etkili olan bitkinin vatanı Kuzey Amerikadır. Kanserden korunmada soğuk algınlığında, bağışıklık sistemini güçlendirmede, enfeksiyon ve yaralarda faydalıdır. 8 haftadan fazla kullanılması önerilmez. Preparatlarının değişkenliği nedeniyle dikkatle kullanılması gerekir. Kurutulmuş kök günde üç kez 200 ile 1000 gram arasında tüketilebilir.

    GİNKGO BİLOBA:

    Mabet ağacı olarak da bilinen bitki, dolaşım bozukluğu, astım, bellek kaybı, işitme kaybı, ani saç kaybı, impotans ve Alzheimer hastalığında kullanılır. Günlük dozu 120 ile 240 mg. arasında değişir.

    GINSENG:

    Panax, Amerikan ve Sibirya olmak üzere 3 çeşidi vardır. Kanserden koruma, bağışıklığı güçlendirme, diyabet, kolesterol ve fiziksel aktiviteyi artırma özellikleriyle bilinir. Her çeşidinin kullanım miktarı farklıdır.

    ISIRGAN:

    Kullanım alanları arasında alerji, prostat büyümesi, prostat kanseri, artrit, bronşit ve spazmlar vardır. İştah açıcı ve afrodizyat etkileri ile de bilinir. Günde 150 ile 300 mg. kullanılabilir. Kurutulmuş yapraklarının günde 4 ile 12 gram tüketilmesi önerilir.
#29.08.2006 12:41 0 0 0
  • Konu: Kul Hakki..
    Esselamu aleykum

    Bismillahirrahmanirrahim

    Yasam boyunca her zaman icin insanlarla birlikteyiz, hep birlikte yasiyoruz, birbirimizden kurtulmamiz imkansiz, birbirimizi bir kenara atmamiz da imkansiz.
    O yüzden bu sekil yasamayi kabul ediyoruz elbette ki, ama insanoglu hep bencillik yapiyor, burasi gercek. Bakalim etrafimiza ve görecegiz ki hepimiz bir nebze benciliz, bu kendi icimizde olan bir sey ve de kurtulmamiz hic kolay degil.
    Sirf bu bencilligi ortaya cikaran nefs yüzünden hep günahlar isliyoruz ve Allah'in emrettigi yoldan bir anda cikiyoruz. Sonrasinda yani o yoldan her ayrilisimizda geri dönmemiz daha da zorlasiyor, iste o vakit is isten gecmis oluyor kimi zaman.
    Nefs yüzünden insan bir cok isler yapiyor, bir cok kötü is yapiyor.(Allah korusun) Konu itibariyla kul hakki ve nefs birbirine cok yakin. Esasinda iyi bir insan olmanin temeli zaten sahip olunan nefsi kontrol edebilmektir. Kul hakki Allah'in yarattigi her kulun sahip oldugu vede Allah'in verdigi haktir.
    Bu Allah(c.c.) tarafindan verilen öyle bir haktir ki, eger baskasi tarafindan alinirsa veya ezilirse en büyük günahlardan teki islenmis olur.
    Kul hakkinin cignenmesi cigneyene cok büyük bir mesuliyet ve cok büyük bir günah getirir.
    Öyle ki eger kul hakki helal edilmemisse öbür dünyada kendisine yanlis yaptigimiz kisiyi bulmakla ve ondan özür dilemekle onun gönlünü almakla yükümlüyüz ki Cehennem atesinde günahlarimiz hafiflesin. Insan Islam'da en önemli ünsürlardan tekidir, ki din insan icin Allah (c.c) tarafindan yollanmistir, peygamberler insanlara mesaj vermek icin secilmislerdir, cehennme ve Cennet tüm evren, dünaydaki tüm nimetler, tüm hayvanlar ve bitkiler alemi insanlar icin yaratilmis, ve insanlarin hizmetine sunulmustur.

    Allah (c.c.) insani kendi benliginden yaratmis, ve de insana ruhu vermistir, ki bu nitelikler baska hic bir yaratilan varlikta yoktur. Öyle ki insan yaratilmis en önemli varliklardan tekidir, Adem yaratildigi zaman tüm melekler Adem'e secde etmislerdir, seytan ise tek karsi cikan olmustur.
    Bu sebeplerden dolayi kul hakki Islam'da cok önemli bir konudur.
    Kul hakkini üzerine alan kisi bir cok mesuliyeti de üzerine almaktadir. Kul hakkini hepimiz biliyoruz ama bu hak sadece büyük konular icin degil en ufak detaylar icin bile gereklidir.
    Bir insani öldürmek örnektir, onun disinda otobüs beklerken siradaki bir kac kisinin önüne gecmek te bir kul hakkini cignemektir, bunlari unutmamak gerekir. Hadis der ki "Gercek Müsluman, dilinden ve elinden diger Müslumanlarin emniyette olduklari kimsedir.
    Gercek mühacir de Allah'in yasakladigiıni terkedendir.
    Gercek Müsluman diger Müslumanlarin emniyette olduklari kimsedir, ki bu gercek Müsluman hic bir zaman baskasinin hakkini üzerine alarak kendini asagilik bir vazifeye sokmaz.

    Bir örnek verelim ki bu gercekten yasanmis bir olaydir.
    Vaktinde bundan bir kac zaman öncesi yasli bir kadin ve de onun torunu olan genc uni'de ögrencisi bir kizi düsünün. Yasli kadin kocasini uzun zaman önce kaybetmis oldugundan bu genc kizin yanina tasiniyor yani ailenin yanina tasiniyor, köyünü birakip sehre yasamaya geliyor.
    Öylesine bir iman var ki bu yasli kadinda, bir gün olsun Allah kelimesini dudaklarindan eksik etmiyor. Ve de sabrin gücüne inaniyor, Kur'an'da bir cok yerde gecen "Ey iman edenler sabr edin, ve Allah'i anin..." ayetlerini dilinden düsürmüyor.
    Gelelim genc kiza, onun yeri ancak kendine aittir ve de hep öyle olmustur, ne insan sözü dinler, ne büyüklerine itaat eder ne de Allah'a iman eder.
    Namazi bir tek derslerinden iyi notlar almak istedigi zaman kilar, namazi kilar ki Allah ona hayatta iyi seyler versin, derslerini düzeltsin, istedigi kisiyle birlikte olmasini saglasin.
    Sahip olunan iman iman degil baska bir seydir, sahtecilik yapmacikliktir. Bu yüzdendir belki de ki bu genc kiz yasli kadina hayati boyunca eziyetler cektirir, yerlerde süründürür, her gün bagirir, her gün döver, her gün söver, yasli kadinin akittigi gözyaslari yagmurlara karisir. Ama yasli kadin kimseye söylemez, cünki bilir ki eger söylerse kizin hayati biter, rezil olur. Yillar gecer eziyetlerle ve bu yasli kadinin dilinde tek kelime, o kelime ki Allah'i anar ve Allah'tan sabr ister.
    Bu genc kiz öyle vakitlere gelir ki yasli kadindan nefret eder, ona beddualar eder, ölmesini ister, geceleri yasli kadina uyku haplari icirir. ve de bu tür davranislar yillar boyunca devam eder.
    Yasli kadin aglar da aglar, yillar boyunca genc kiz onun kul hakkini üzerine alir.
    Her dökülen gözyasi bir hak olur bu genc kizin üzerine yigilir. Ve bir gün gelir, yasli kadin ölür, en sonunda Allah'in rahmetine kavusur, sonrasinda bu genc kizda bir rahatlama belki de bir mutuluk olusur.

    Nasil bir vicdan nasil bir kalp olabilir böyle bir insanda orasini ancak kalbin sahibi bilebilir.
    Gecen yillar sonunda her an boyunca baska bir insanin hakkini yemek, onun kul hakkini üzerine almak, bir insani yikmasi gerekirken bu genc kiz her gecen yilin ardindan daha da kötü bir kisilige sahip olmaya baslar, daha da canilesir. Nasil olabilir böyle bir olay, herkes sasirir, ama nefs bir kez seytanin eline düstügü vakit geriye dönüs cok zordur.
    Bu cesit örnekler her zaman icin yasaniyor, etrafimiza bir baksak böylesini bir cok kez görebiliyoruz. Iste nefsleri seytanin eline düsmüs kisiler artik kurtulamazlar, öylelerine dersin "Niye kul hakki yedin, günah oldugunu bilmiyor musun?" onlar ise sana cevap verir "O benim Allah ile aramdaki meseledir, sen karisamazssin." Simdi o kisi senin kul hakkini üzerine aldiysa o mesele sen ile onun arasindadir, Allah kul hakkini hakki yenen kisi affetmedigi sürece affetmez. Bu örnekler cok, bir bakalim devlet büyüklerinin yaptiklarina, ortaligi kaynatan batan banka konularina bir göz atalim. Iste o zaman anlayabiliriz durumun ne oldugunu. Devlet yöneticileri her para yedikleri zaman, bizlerin halkin parasini yiyorlar, kendi lüksleri icin her adimi attiklarinda kul hakkini üzerine aliyorlar, hem de milyonlarcasini, ama ne istir ki anlamasi cok zor, bir kez olsun da bu konudan utanc duymuyorlar, Allah'tan ve tüm haklarini yedikleri insanlardan af dilemiyorlar.
    Utanma yok, vicdan ve ruh denen nitelikler ise hic yok. Allah öylelerinin kulaklarini sagir gözlerini kör eder ki bir daha dogru yolu bulamazlar. Bir bakalim kendimize ve düsünelim ne kadar kul hakki yedim acaba bu vakte kadar diye, ve de af dileyelim Allah'tan af dileyelim o insanlardan, bir daha da nefsimizi kontrol ederek günahlardan kacinalim, daha iyi bir insan olmak icin calisalim insaAllah.

    Huzeyfe (r.a.) Rasulullah efendimiz sallalahu aleyhi vesselem söyle buyurdugunu rivayet eder

    Canim elinde olan Allah'in adiyla yemin ederim ki insanlara iyilik yapmayi tavsiye edip kötülükleri yasaklayacaksiniz.
    Bunu yapmadiginiz takdirde Allah (cc) size kendi katindan azap indirebilir.
    Sonra Allah'a dua edersiniz fakat duaniz kabul olmaz.


    Bir Hadis-i Serif aklima geldi

    Müslumanin müsluman üzerindeki hakki bestir

    1.Selami almak
    2.hastayi ziyaret etmek
    3.cenazeye istirak etmek
    4. daveteye icabet etmek
    5. isede hapsurana yerhamukellah demektir (Hadis-i Serif)

    Helallasmak Sünnetdir
    Hakkinizi helal edin insaAllah...!

    Dualarimla

    Vesselam
#29.08.2006 12:33 0 0 0
  • üzerinde çok düşünülmesi ve tartışılması gereken bir haber ama bizim medyamızda ne yaıkki hak ettiği yeri bulamadı...
    El Ezher'den Coca Cola'ya darbe


    El Ezher üniversitesi, Coca Cola ve Pepsi'nin haram olduğunu açıkladı.

    23/08/2006




    Dünya Bülteni Haber Merkezi

    Mısırda İslam Dünyasının en etkin eğitim kurumlarından biri olan El Ezher, Coca Cola ve Pepsinin haram olduğunu açıkladı. El Ezher üniversitesine bağlı Yüksek İslami İşler Meclisi, yaptıkları bir incelemenin ardından Coca Cola ve Pepsinin içilmemesi gerektiğini açıkladı. Her iki içeceğin içinde domuz etinden bazı maddelerin konulduğunu tespit ettiklerini açıklayan Meclis, Müslümanları Coca Cola ve Pepsiyi içmemeye davet etti. Bu tür gazlı içeceklerin insanlar için zorunlu şeyler olmadığını belirten Meclis, zor durumlarda Zarûretler haramı mübâh kılar kaidesi gereğince domuz, içki ve ölü etinin dahi sadece ölünmeyecek kadar yenilmesine izin verildiğini açıkladı. Meclis, böyle bir zorunlu durum olmadığına göre Müslümanların bu tür ferahlatıcı içeceklerden uzak durmalarını önerdi. Ürdün'de geçen gün uzun zamandır yapılan araştırma sonucu yapılan açıklamada, Coca Cola ve Pepsi'nin domuz'dan yapılmış bazı katkı maddeleri içerdiği açıklanmıştı.



    Coca Cola ve Pepsi geçtiğimiz hafta Hindistanda içinde zehirli bulunduğu gerekçesiyle ülke çapında resmen yasaklanmıştı.
#29.08.2006 12:32 0 0 0
  • tşkler...o sizin şekerliliğiniz...ayrıca sizli bizli konuşmanıza gerek yok nasıl hitap etmek isterseniz edebilirsiniz..
#29.08.2006 12:10 0 0 0
#29.08.2006 12:04 0 0 0
#28.08.2006 14:31 0 0 0
  • Konu: Ağlama
    Bir gün ezan sesiyle uyanirsan eger,
    Bilki ogün benim öldügüm gündür.
    Biliyorum Allah korusun diyorsun şimdi,
    Olmaz olamaz öyle bir şey diyip dua ediyorsun.
    Ama bir rüyanın içinde başka bir rüya da
    Görüp yıkılıp gidiyorsun işte

    Gelirsen cenaze törenime eger
    Bir elham okuman yeter be gülüm.
    Ağlama, buz kes, konuşma
    Sadece dua et benim için,ogün
    Üzülme, ben kiminki diye düsün
    Ama baş ucumda otur ve beni dinle

    Sessizliktir yalnızlığımın tek tanığı
    O sana sevgimi, bir ömür boyu rüzgarlar
    Eşliginde kulağına hep fısıldar durur.
    Gerçeği ve dogruyu ben ölsemde sevgim
    Evet sevgim rüzgarlarla konuşacak kulağına
    O zaman bileceksin sevgimi
    Ama ben çoktan toprak olacam bile
#27.08.2006 21:16 0 0 0
#27.08.2006 21:12 0 0 0
#27.08.2006 21:11 0 0 0
  • noimage

    Maurice Leblancın eserinden sinemaya uyarlanan Arsen Lüpen, Hitchcock tarzı film Alacakaranlık, bilgisayar animasyon filmi Orman Çetesi, popüler Fransız yapımı Tatlı Hayat ve Wayans kardeşlerden Küçük Adam.Meşhur centilmen soyguncunun sevilen hikayesi ARSEN LÜPEN, başrollerini Demi Moore ile İngilizlerin yıldızı parlayan aktörlerinden Hans Mathesonın paylaştığı film ALACAKARANLIK, Bruce Willis, William Shatner, Avril Lavigne, Nick Nolte ve Thomas Haden Church gibi ünlü isimlerce seslendirilen animasyon film ORMAN ÇETESİ, para ile duyguların, iyi ile kötünün iç içe geçtiği, eğlenceli bir romantik komedi TATLI HAYAT ve komedi yaratıcıları Keenen Ivory Wayans, Shawn Wayans ve Marlon Wayansın zekalarının bir ürünü KÜÇÜK ADAM sinemalarda...
#27.08.2006 21:09 0 0 0
  • noimage

    Konya (AA)- Son haftalarda etkili olan aşırı sıcakların, konsantrasyon düşüklüğü ve dikkat kaybına yol açtığı, bunun da trafik kazalarına neden olabildiği bildirildi.

    Konya Numune Hastanesi'nde görevli Trafik Psikoloğu Nevzat Tekin, son dönemlerde şehirlerarası yollarda ve şehir içinde trafik kazalarının arttığını söyledi.

    Bu artışın aşırı sıcaklarla ilişkilendirilebileceğini dile getiren Tekin, bu yüzden sürücülere daha dikkatli davranmalarını önerdi.Aşırı sıcakların insanların biyokimyasal dengesini bozduğunu, bunun da psikolojik dengeyi olumsuz etkilediğini vurgulayan Tekin, ''Psikolojik denge bozulunca da aşırı sinirlilik ve depresyon hali ortaya çıkıyor ve birey daha öfkeli ve tepkili oluyor. Sıcaklar, kişide dikkat kaybı ve konsantrasyon düşüklüğüne neden oluyor. Ayrıca aşırı sıcak hava bir stres nedenidir. Bu olumsuzlukların hepsi bir araya geldiğinde sürücüler için trafik kazası riski artıyor''dedi.
#27.08.2006 21:07 0 0 0
  • noimage



    Araştırmacılar, embriyona zarar vermeden alınan kök hücreleri laboratuvar ortamında kan ve göz hücresine dönüştürdü.Kök hücreler, vücutta herhangi bir hücrenin yerini alabiliyor. Kök hücreler, hücre çürümesine bağlı kanser gibi birçok hastalığın tedavisinde umut vaad ediyor. Kök hücre sadece kişinin gelişimi başlamadan, embriyon halindeyken elde edilebiliyor. Ancak, kök hücrenin embriyondan çekilmesi zarar verdiğinden bu yöntem şimdiye dek büyük tartışma konusu olmuştu. Mevcut yöntemlerde hücre alınmasından sonra embriyon 5 gün içinde ölüyor. Yeni teknik ise embriyona zarar vermediğinden kök hücre araştırmalarında temiz bir sayfa açıyor.ABDnin Worcester kentindeki Advanced Cell Technology araştırma merkezinde bilim insanları, elde ettikleri kök hücreden kan hücresi ve göz hücresi üretmeyi başardı. Yeni teknikte en erken evresindeyken embriyondan mikro-pipet yardımıyla tek bir hücre çekip alınıyor ve bu tek hücrenin kendi başına gelişimini sürdürmesi sağlanıyor. Sadece tek bir hücre çekildiği için embriyon da kendi gelişimini sürdürebiliyor.



    KALP YETMEZLİĞİ VE GÖRME ÖZÜRÜ

    Advanced Cell Technology adlı araştırma kurumu, geçen yıl da aynı tekniği fare üzerinde denemiş ve başarılı olmuştu. Ancak genetik uzmanları yeni tekniğin umud vaad etmesine karşın, etik tartışmaları çözemeyeceğini vurguluyor. En erken evresindeyken embriyonda 10 kök hücre bulunuyor. Uzmanlar aldıkları hücreden iki ayrı hücde tipi geliştirdi. Advanced Cell Technologynin ArGe Başkanı Robert Lanza, iki deneyde de türetilen hücrelerin sırasıyla kronik kalp yetmezliği ve görme özürüne çare olabilecek potansiyele sahip olduğu belirtiyor. Lanza, deneyin ikinci aşamasında laboratuvar ortamında türetilen bu hücrelerin ne kadar uzun ömürlü olacağının araştırılacağını ifade ediyor. Lanza, deneyde kullanılan 16 embriyonun özel izinle temin edildiğini belirtti. ABDnin önde gelen üniversitelerinden Dartmouth College profesörü ve Advanced Cell Technologynin ücretsiz danışmanı olan Ronald Green, yeni tekniğin kısa zamanda kök hücre araştırmalarında standart yöntem olacağını dile getirdi.

    KÖK HÜCRE TARTIŞMALARI ALEVLENECEK

    Yeni tekniğin embriyona zarar vermemesine karşın, kök hücre araştırmalarına karşı çıkan çevreler henüz ikna olmuş değil. ABDde 1995 yılında çıkan bir yasayla kök hücre araştırmalarına kısıtlama getirilmişti. Başka George W. Bush da yeni imzaladığı bir yasayla kök hücre araştırmalarına devlet desteğini kesmişti. Ancak Bushun sözcüsü yeni teknikle ilgili olarak Başkanın olumlu görüş belirttiğini açıkladı. Kök hücre araştırmalarına karşı çıkan çevreler, tek bir hücrenin dahi alınmasının embriyonun bütünlüğünü bozacağını savunuyor. Embriyon geliştikçe de bu tek hücrenin olmamasının o kişiye önceden tahmin edilemeyen sorunlar çıkaracağını vurgulanıyor.
#27.08.2006 21:06 0 0 0