Beşiktaşımız, UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanşında karşılaştığı Tromso’yu 2-0 yendi.
Maç, konuk ekip Tromsolu oyuncuların vuruşuyla başladı. Siyah-beyazlılarımız maça çok istekli başladı. Oyunun kontrolünü eline alan Ekibimiz, rakibine baskı uyguladı ve rakibinin oyun kurmasına engel oldu. Takımımız, kendi yarı sahalarına kapanan Tromsolu oyuncuları hazırlık paslarıyla üzerine çekmeye çalıştı. Siyah-beyazlılarımız, oyunun ilk 10 dakikasında net bir pozisyon bulamasa da rakibine de hızlı hücum şansı vermedi. Devrenin ilk 20 dakikasında tempolu oynayan Ekibimiz, ilerleyen dakikalarda tempoyu düşürdü ve oyun orta alan mücadelesine döndü. Takımımız, topa daha fazla sahip olan taraf olsa da bu durumu gol pozisyonuna çevirmekte zorlandı. 34. dakikada sol kanattan gelişen atağımızda Ersan’ın ortasına ön direkte Almeida yükseldi ama Sahlman topa müdahale etti. Dönen topa Atiba yöneldi ama Tromso savunmasının hareketiyle yerde kaldı. Takımımızın devrenin son bölümünde yaptığı baskı da sonuç vermeyince ilk yarı golsüz eşitlikle sona erdi.
Beşiktaşımız, ikinci yarıya Ersan-Oğuzhan değişikliğiyle başladı. 47. dakikada Gökhan Töre’nin pasıyla sağ kanattan ceza sahasına giren Fernandes’in vuruşunda top kalecide kaldı. Siyah-beyazlılarımız, aradığı golü Almeida ile buldu. 52. dakikada Fernandes’in sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta topla penaltı noktası üzerinde buluşan Almeida’nın kafasında top ağlarla buluştu(1-0). Beşiktaşımız, bu golden iki dakika sonra Oğuzhan ile farkı ikiye çıkardı. 54. dakikada Gökhan Töre’nin pasıyla ceza sahasının sağ tarafında topla buluşan Oğuzhan, rakibine çalımladıktan sonra şutunu çekti ve top filelerle buluştu(2-0). İkinci yarının ilk 15 dakikasında başarılı bir performans çizen Takımımız, gollerin ardından temposunda değişikliğie gitmedi ve farkı artırma çabalarını sürdürdü. Savunma disiplinini elden bırakmayan Ekibimiz, rakibinin gol bulma çabalarına izin vermedi. Ekibimiz, oyunun son bölümünde temposunu düşürdü. Maçın başından sonuna kadar üstün bir oyun ortaya koyan Beşiktaşımız, Tromso’yu 2-0 yendi.
İlk dört halife seçimle iş başına gelmesine rağmen, Emeviler zamanında bu sistem değiştirilmiş ve halifelik makamı babadan oğula geçer duruma getirilmişti. Abbasiler devrinde de bu saltanat dönemi devam etti. Aslında İslamiyet'in ilk yıllarında bu sistem bu şekilde işlemiyordu. Ancak daha sonraki devirlerde bu sistem amacı dışına çıkarılmış ve sadece saltanat haline dönüştürülerek belli bir zümrenin emrinde yanlış kullanılır hale getirilmiştir.
Halifelik zaman içerisinde Osmanlı Devleti tarafından kullanılmaya başlanmıştı. Bu durum bağımsızlığını kazanmış Türk Devleti'nin karşısında bir sorun olarak duruyordu.
1 Kasım 1922 tarihinde saltanat ve halifelik makamı birbirinden ayrılmış, saltanat tamamen kaldırılmış, halifenin yetkileri de sadece dini konular ile sınırlı bir hale getirilmişti. Halifelik makamında son olarak görevde bulunan Abdülmecit Efendi'nin de devlet işleri ile uğraşma girişimleri göz önüne alındığında, halifelik makamının gereksiz olduğu ve devlet adına sorunlar oluşturduğu gerçeği apaçık ortada duruyordu.
Atatürk bu sorunun biran evvel halledilmesi için çalışmalarda bulundu. 1 Mart 1924 tarihinde Atatürk'ün mecliste yaptığı konuşma ile halifeliğin kaldırılması gerektiği herkesçe kabul gördü. 3 Mart 1924'te TBMM tarafından çıkarılan bir kanunla halifelik kaldırılarak, yeni yapılacak ilke ve inkılapların önü tamamen açılmış oldu.
Halifeliğin kaldırılmasının sonuçları:
Yeni kurulan Türk Cumhuriyeti Devleti'nin laik düzene geçişi kolaylaştı.
Yapılacak ilke ve inkılapların önü açılmış oldu...
Aslında söylediklerin doğru senin söylediyin gibi olmuş olsa böyle bir durum olmazdı tabi.
biz osmanlılar o bölgeden ayrılınça o bölgeleri emeryaliz güçler kendi himayesi altına aldılar haritalarla çizerek ayrı ayrı küçük ülke parça parçaya böldüler .emperyaliz güçlere karşı.ORTADOĞU ÜLKELERİ KENDİ BÖLGESİN DE İSLAM BİRLİĞİ KURULMASI.
İran`dan Suriye uyarısı!
Suriye`ye müdahale senaryoları için bir uyarıda İran`ın komutanından geldi.
İran Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Caferi, ABD`nin Suriye`ye olası bir askeri müdahalesinin İsrail`in yok olmasıyla sonuçlanacağını söyledi.
Suriye`ye askeri müdahale tartışmaları hakkında Tasnim Haber Ajansı`na konuşan Caferi, "Uzun yıllardır bölgedeki terörist grupları destekleyip silahlandırarak direniş eksenini kırmaya çalışan ABD ve müttefikleri, şimdi de Suriye`de onlar adına savaşan teröristlerin kayıp vermelerinin ardından askeri tehditlerde bulunmaya başladı. Ancak Siyonistler şunu iyi bilsin ki ABD`nin Suriye`ye olası bir askeri müdahalesi İsrail`in yok olmasıyla sonuçlanacaktır" diye konuştu.
"ABD, EN UTANÇ VERİCİ YENİLGİSİNİ TECRÜBE EDECEK"
"ABD, Afganistan ve Irak`taki acı tecrübelerin ardından Suriye`ye askeri müdahalede bulunursa yenilgi dominosunu tamamlayacak ve tarihinin en utanç verici yenilgisini tecrübe edecektir" uyarısında bulunan Caferi, "Suriye`nin ABD için ikinci Vietnam olacağını" söyledi.
Suriye rejiminin kimyasal silah kullandığı iddialarının, ABD`nin ürettiği bir saldırı bahanesi olduğunu ifade eden Caferi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünya halkı özellikle Müslümanlar ABD`nin Irak`a askeri müdahalede bulunmak için öne sürdüğü yalanları hala unutmadı. ABD, kitle imha silahları bulunduğu bahanesi ile Irak`a saldırmış ve binlerce masum Iraklı sivilin katledilmesinin ardından yıllar sonra istihbarat bilgilerinin yanlış olduğunu söyledi."
Caferi, Suriye`ye askeri müdahaleye destek veren bölge ülkelerini, "Bu ülkeler şunu çok iyi bilsin ki bu savaş sevdasının yakacağı ateş Suriye sınırları içerisinde kalmayacak ve tüm savaş destekçilerini saracaktır" sözleriyle uyardı.
ben sana var olanı üzerinde söylüyorum..siyasi parti liderler gelir geçer..inandın davaya sahipcık,ki bir gün türk milleti sahip çıktıgın parti iktidar olur.