9 yaşında hafız,
14 yaşında padıhşah,
21 yaşınd fatih oldu
9 yaşında hafız,
14 yaşında padışah,
21 yaşında fatih oldu...
Ecdad tarih yazdı...!
Evlat okumaktan aciz !!!
Sözüm ona Hür Dünya güçleri, Suriye’yi “balistik füzelerle” vurmaya hazırlanırken, 2 yıldır kargaşalı bir iç savaş yaşayan ülkeyi paylaşma senaryoları şimdiden hazırlanıyor.
Gerçekten de, diktatör Esad’ın durumu gün geçtikçe zorlaşıyor.
Her şeyden önce, ABD Başkanı Obama’nın da büyük bir “sınav” vereceği belirtiliyor.
ABD eğer, Afganistan ve Irak harekâtlarında olduğu gibi, “çuvallarsa” bunu, Obama’nın ve kadrosunun sonunu hazırlamanın başlangıç noktası olarak “kaydetmek” gerekiyor.
Bu arada, muhtemel Suriye operasyonunun beklendiği gibi “başarılı” olabileceği peşinen kabul edilmiyor.
Çünkü, Suriye’de 2 yıldır yaşananlar, büyük bir kargaşa ortamı yaratmış bulunuyor.
Öte yandan, Türkiye’yi zor günlerin beklediğini kabul etmek icap ediyor.
Suriye’de; etnisite olarak Kürtler, Araplar ve Türkmenler, mezhep olarak, Sünniler, Nusayriler, Aleviler kısmen Şiiler ve Hıristiyanlar bulunuyor.
Homojen bir yapıya sahip olmayan bu sınır çizgisi üzerinde Kürtlerin yer aldığı Kamışlı, Afrin, Kobani, Derik, Amuda, Rasil el Ayn, Tel Ebyad ve Haseki dışındaki noktalar da, Alevi ve Sünni Arap ve bir bölümü Araplaşmış ve Kürtleşmiş Türkmenlerin yerleşim bölgeleri olarak biliniyor.
Türkiye için en endişe verici gelişme, Suriye’nin Kuzeyi’nde özerk bir Kürdistan oluşumu olarak gösteriliyor.
Buna fırsat verilmeden, Esad’ın devrilmesi hedefleniyor.
Nitekim, Başbakan Erdoğan’ın, her fırsatta dile getirdiği ve uygulamak istediği diktatörün düşürülme hedefine karşılık, Esad, Suriye’nin Kuzeyi’nde sınırımıza yakın olan yerleri Kürtlerin denetimine bırakarak Türkiye’yi “tehlikeli” bir gerçekle baş başa bırakma planını uyguluyor.
Denilebilir ki; Türkiye şu anda hem Esad’a karşı yıkıcı bir politika izliyor, hem de diktatörün PYD’nin kontrolü altındaki bölgeden vazgeçmesine de karşı çıkıyor.
Cüneyt Mengü’nün Irak’ın Kuzeyi’nin iz düşümü ile kaleme aldığı makalesinden bazı alıntılar, Suriye’yi “derin” , bir şekilde dile getiriyor:
“Şu anda bugünkü Suriye’de 3 yapıdan bahsedilmektedir.
Ülkenin merkezinde Sünni Arap Bölgesi, batısında Alevi Hıristiyan yapıda bölge, kuzeyde bir Kürt devleti kurulma ihtimali oldukça yüksektir.
Bütün bu gelişmeler arasında ne yazık ki Irak’ta olduğu gibi Türkmeneli bölgesi gibi nüfusu 2 milyondan fazla olan Türkmenlerden bahsedilmemektedir.
Suriye’nin yeniden yapılandırma çalışmalarında Türkmenlerin kurucu unsur olarak temsil edilmeleri, Türkiye için çok büyük önem taşımaktadır.
Bunun için de Ankara, 1000 yıldan beridir bu topraklarda yaşayan Suriye Türkmenlerinin sorunlarıyla yakından ilgilenmelidir.
Sürekli sözü edilen Arap Baharı ise görünürde demokrasi ve özgürlük adı altında Müslümanları birbirine kırdırma ve nihai hedefinin de bölge ülkelerinin ardı ardına bölünme projesidir.
Başka bir ifade ile Büyük Ortadoğu Projesi’dir.
Ne yazık ki, sırada Türkiye de vardır.
Önümüzdeki günler içerisinde Esed’li veya Esed’siz nasıl bir yönetimin iş başına geleceği ile ilgili görünürde herhangi bir reçete bulunmamaktadır.
Esad’lı yönetim devam ettiği takdirde yukarıda da sözü edildiği şekilde Irak gibi 3 parçaya bölünmüş bir Suriye, Esad’sız yönetimde ise radikal İslamcı gruplar İsrail karşıtı oldukları için kabul görmeyecekler ve bu da Mısır’da olduğu üzere ayrı bir kriz yaratacaktır.
Netice itibari ile, Irak’a yapılan müdahaleler sonucunda Kuzey Irak yaratıldı. Suriye’ye yapılacak müdahalenin ana hedeflerinden birinin de Kuzey Suriye’nin oluşturulması olması büyük bir ihtimal dahilindedir.”
Türkmenler’le ilgili görüş, yazı ve kitaplarıyla dikkatleri çeken Mengü’nün uyarıları, Suriye kaosundan “gerçekçi” kesitler sergiliyor.
Suriye, sonra da Türkiye’nin “muhtemel” büyük tahribatı görmesi ve buna göre önlemler alması öncelikli yer alıyor.
Özetle, Irak’ın Kuzeyi’nden sonra Suriye’nin Kuzeyi “dehşeti” ne yazık ki Türkiye’yi bekliyor.
Bu tarihi sorumluluğu yüklenebilmek gerçekten de “mantık” sınırlarını zorluyor.
08.09.2015
Kenan AKIN
Konjonktür analizi açısından önemli bir haftaya giriyoruz. Yarın Temmuz sanayi üretimi, Salı ikinci çeyrek milli geliri, Perşembe Temmuz ödemeler dengesi yayınlanıyor. Üçünün de ayrıntılarına gireceğim.
Hazine Ağustos sonu nakit dengesini açıkladı. Bütçeyi yakından izler. Sekiz aylık nakit açığı 1.7 milyar TL çıktı. Sıkı maliye politikası istikrarın temel çapası olmaya devam ediyor. Küresel türbülansın ve Suriye krizinin etkilerini hafifletiyor.
Oynaklık ve denge
Türkiye’nin tarihi gerçeğidir. Ekonomik ve siyasi sorunlar anında döviz piyasasında gerginlik yaratır. Suriye krizi kuralı bozmadı. Ay sonunda döviz sepeti 2.40 TL’den döndü. Perşembe tekrar 2.41 TL’yi gördü. Haftayı 2.38 TL’den kapattı.
Bir bölümü olağan piyasa oynaklığıdır. Adı üstünde; dalgalı kur dalgalanır. Bir bölümü ise kurun denge düzeyindeki değişimi yansıtır. Yani dalgaların merkezi değişir. İçerdiği eğilimi yakalamak zordur.
Küresel konjonktürün yeni aşaması TL’nin denge değerinde kalıcı bir artış gerektirdiği genelde kabul görüyor. Bilinmeyen yeni dengenin nerede oluşacağıdır. Düzeltme sürecinin maliyeti açısından da önemlidir.
Ortalama yükseldi
Soruyu daha net soralım. Ortalama kur hangi düzeye oturacak? Yaz başında döviz sepeti için (0.5 $ + 0.5 Euro) 2.10 TL ile 2.20 TL arasında kararsız kaldım. Ekonomi yönetimine bağlıdır dedim.
Son gelişmeler bu düzeyin aşıldığını gösteriyor. Merkez Bankası da yeşil ışık yakıyor. Ortalama sepet kurda 2.30 TL’nin üstü ihtimali güçlendi. Örneğin dolar 2.00 TL ve euro 2.60 TL civarında istikrar kazanabilir. Şu anda makul duruyor.
Sepet kurun 2009’dan bu yana aylık ve yıllık ortalamaları grafikte izleniyor. Olayın reel kur boyutunu ayrıca ele alacağım.
ONU BUDUR!!!
Bir Gün Padişah Yavuz Sultan Selim pazarda gezerken keklik satılan bir tezgah görür ve keklik satılan tezgaha yönelir. Bütün keklikler 1 altındır fakat bir tanesi ayrı bir kafes içinde ve 100 altındır.
Yavuz Sultan Selim sorar:
-Bunlar 1 altın da bu neden 100 altın?
Satıcı:
-Hünkarım 100 altınlık olan ötüşüyle diğer keklikleri kendine çeker ve yakalanmalarını sağlar.
Yavuz Sultan Selim 100 altını çıkarıp adama verir ve
-Ver o kekliği bana! der.
Herkes şaşkınlık içinde napacak acaba koca Padişah bir kekliği diye düşünürken Yavuz Sultan Selim kekliğin kafasını tuttuğu gibi gövdesinden ayırıverir ve der ki:
Yahudi lobisinin etkisinde olan Haçlı-Siyonist ittifakı, Arz-ı Mev'udu İsrail'e katma Planı çerçevesinde Suriye'nin derhal işgal edilmesini istiyor' Prof. Dr. Necmettin Erbakan 2003
Mısır hükümeti, sivil toplum kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdüren Müslüman Kardeşler'in yasaklanmasına karar verdi.
Mısır'da devlet eliyle yayın yapan El Ahbar gazetesi hükümetin Müslüman Kardeşler'in "kayıtlı bir sivil toplum kuruluşu" olarak faaliyetlerine son verilmesi kararını aldığını bildirdi.
Mursi'nin devrilmesi sonrasında Müslüman Kardeşler yönetime karşı her türlü eylemini gizli şekilde planlıyordu. Yönetim ise Müslüman Kardeşler'in protesto yürüyüşlerini yasadışı olarak tanımlıyor.
MÜSLÜMAN KARDEŞLER KAPATILDI
Son olarak Müslüman Kardeşler'in kapatılması için mahkemeye başvuruda bulunulmuştu. Mahkeme, başvuruyu dikkate alarak Müslüman Kardeşler'in faaliyetlerini durdurma kararı aldı ve teşkilatı feshetti.
Sözcü gazetesi
Eylül 6.3013