Genç Odası - Genç Odası Dekorasyonu - Genç Odası Nasıl Dekore Edilir - Genç Odası Dekorasyon Önerileri
Her insan kendi zevkine göre tasarlanmış ortamlarda vakit geçirmek ister. Bundan mutluluk duyar ve kendisi mutlu olduğu için çevresine de yansıtır. Peki genç odaları nasıl tasarlanmalıdır? Ebeveynlere yol gösterici birkaç önemli noktalar vardır.
Genç odaları için öneriler
Her şeyden önce genç odası dediğimizde orada yaşayacak gencin bir birey olduğunu unutmamak ve ona göre davranmak gerekmektedir. Sınırsızca, özgürce ve bireysel olarak dekore edilen odalar gençleri de mutlu eder.Ergenlikten yetişkinliğe geçiş dönemi oldukça zordur. Hem bireyler için hem ebeveynler için. Bu dönemlerde oda dekorasyonunda dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biri tasarımın size değil, onlara ait olmasıdır.
Belirlediğiniz bütçe doğrultusunda seçimi onlara bırakmanız, sizin yalnızca yol gösterici olmanız gerekmektedir.
Firmalar sürekli değişiklik gösteren ihtiyaçlara ve beklentilere karşı modüler mobilya sistemini kullanmaktadırlar. Zaman içerisinde değişiklik gösterecek düşünce ve isteklere karşı ekleme veya çıkarma yapılabilecek yapıda ürünlerdir. Yatma, oturma ünitesi, çalışma masası ve odada kullanılacak diğer eşyaları seçerken lütfen onlara karşı biraz daha anlayışlı olun. Size mantıklı ve hoş gelmeyen herhangi bir düşünce ve tasarım onlara yaşı ve duyguları itibari ile gayet mantıklı, ilgi çekici gelebilir. Her şeyden önemlisi onları daha çok mutlu edebilir. Ergenlik dönemlerinde sürtüşmeler hat safhada olacağı için gerginliği ve iletişim bozukluğunu en aza indirmek olasıdır. Örneğin iki kız çocuğunuz varsa geçirdikleri zorlu dönem esasıyla kıyafetler başta olmak üzere birçok alanda tartışma yaşayacaktır. Odaya kullanışlı olacak biçimde iki küçük gardırop almanız ve özel eşyaları için kullanacakları çekmecelerin kilit özelliğinin olmasına özen gösterin. Hem onlara birey olduğunu ve özelliğini hissettirirsiniz hem de sorunlar azalacağı için problemler en az düzeye iner.
Eğer iki erkek çocuğunuz varsa ve aynı odayı paylaşıyorsa dolaptan ziyade onların ilgi alanlarına uygun olarak, kullanıma uygun boş bir alan yaratmanız daha iyi olacaktır.
Bir erkek bir kız çocuğunuz var ve aynı odayı paylaşıyorlarsa mümkün olduğu kadar eşit miktarda özerk bölgeler vermeye dikkat ediniz. İmkânınız varsa ayrı oda kullanmayı öneririz.
Yatak Nasıl Alınır - Yatak Alırken Nelere Dikkat Edilir - Yatak Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Gece uykunuzun kaliteli olması ertesi gün enerjik olabilmeniz için çok önemlidir. Uykunuzun kalitesini ise yatağınızın rahatlığı ve vücudunuza uygunluğu belirler. Vücut tiplerine göre farklı özelliklerde yataklar bulmak mümkündür.
Yatak seçerken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Yüksek ya da alçak, yumuşak ya da sert bir yatakta yatmak seçime bağlı olsa da eski bir yatakta yatmak uykuyu her zaman olumsuz yönde etkileyecektir. Ortası çökmüş, yayları bozulmuş, engebeli yataklar uykunuzu alamamanıza ek olarak anatomik sorunlar yaşamanıza da neden olacaktır. Bel ve sırt ağrıları, buna bağlı halsizlik ve yorgunluk kaçınılmaz sonuçlardandır.
Yaşamımızın üçte birini uyuyarak geçirdiğimiz düşünülürse bu sorunlarla sürekli iç içe olmak eninde sonunda yaşam kalitemizi de etkileyecektir.
Yatak alırken dikkat edilmesi gerekenlerden biri, onu uzun yıllar kullanacağınızı bilerek en iyisi ve kalitelisini almanız olacaktır. En az bir kez ters yüz edilmiş yatağın kullanım ömrü 8-10 yıl arasında değişmektedir. Kumaştaki lekelenmeler, çökmeler, deformeler yatağın değişim döneminin geldiğinin habercisidir.
Satın almadan önce yatağın üzerine uzanmanız önemlidir. Yatağın sertliği/yumuşaklığı ve en nihayetinde rahatlığı konusundaki kararınızı bu deneyime göre vermeniz gerekir. Omuz ve kalçalarınızın yatak üzerinde yeterince rahat olup olmadığına dikkat edin. Vücudun baskı noktalarına tam oturan bir yatak, uyku sırasında yavaşlayan kan dolaşımının hızlanmasını sağlar.
Yatağı almadan önce, kumaşın ve içindeki materyalin, kullanılan yay sisteminin detaylarını öğrenmeniz lehinize olacaktır. Kaliteli yataklarda yay konstrüksiyonu ile üst dolgu malzemesi arasında koruyucu bir malzeme bulunur. Bu malzemelerin üzerinde de sizin konforunuzu sağlayacak asıl dolgu katmanları yer alır. Yatağınızın bu kalıplarda olmasına dikkat ediniz. Yatağın taşıma, yer değiştirme sırasında eğilip bükülmemesi de yay sisteminin sağlamlığı açısından doğru olacaktır.
Yatak kadar, yatağı koyduğunuz baza ya da karyola da önemlidir. Öncelikle sert olması gereken bu zemin yatağınızın ömrünü ve dayanıklılığını da etkileyecektir.
Yatağınızda koruyucu bir kılıf kullanmanız da ömrünün uzamasına yardımcı olacaktır. Ayrıca yatağın periyodik aralıklarla ters yüz edilmesi de önemlidir. Bir tarafı yazlık, diğer tarafı kışlık olarak tasarlanmış yataklar, mevsimlere göre uykunuzun kalitesini artıracaktır.
Ahşap Mobilya Bakımı - Ahşap Mobilya Nasıl Bakım Yapılır - Ahşap Mobilya bakımı Ne Zaman Yapılır - Ahşap Mobilya bakımı İçin Neler Gerekli
Kaplamasız ahşap mobilyalar bakımı ve tamiratı zor olan eşyalardır. İster evinizde ister işyerinizde olsun mobilya olarak ahşap ürünleri tercih ediyorsanız, mobilyalarınızı uzun süre kullanabilmek için düzenli ve bilinçli bir temizlik yapmalısınız.
Toz, ahşap mobilyaların en büyük düşmanlarından biridir. En az haftada iki kez nemli bir bezle (ıslak olmayan) toz almalısınız. Kuru bezle toz almak ahşap mobilyanıza uzun vadede zarar verecektir. Çünkü kuru bez ile ahşap arasında kalan toz zerrecikleri mobilyanızın çizilmesine ve renk kayıplarına neden olmaktadır.
Su ve sabun temizliğin vazgeçilmezlerinden olsa da sözkonusu ahşap olunca durum tamamen farklıdır. Su ve sabun ahşap mobilyanızın cilasına ve hatta içine işleyerek yapısına da zara verir. Hiç istemeyiz ama diyelim ki üzerine dökülen herhangi bir sıvı da aynı etkiyi yapar. Aynı şekilde üzerine konulan sıcak tabak, bardak boyasına zarar verir ve kabarmasına yol açabilir. Bu nedenle bu gibi şeyleri mobilyalarınızın üzerine koyarken mutlaka altlık kullanmak gerekir.
Ahşap mobilyanın üzerine koyduğunuz bardak veya tabaktan dolayı rengi solan mobilyalarınız için saç kurutma makinenizi kullanabilirsiniz. Makinenizi lekenin üzerine doğru tuttuğunuzda, lekenin kaybolduğunu göreceksiniz.
Eğer mobilyalarınızda vernik ya da cila dökülme / soyulma sorunu başladıysa düzgünce yapılacak bir zımparalama işleminden sonra (siz de kolayca yapabilirsiniz) bir kat vernik atmak mobilyanın ömrünü uzatacaktır.
Önem vermeniz gereken bir diğer konu da mobilyalarınızı taşırken özen göstermenizdir. Unutmayalım ki mobilyalar en çok taşınmalar sırasında zarar görürler. Bu nedenle taşınmalar sırasında çok özenli davranmak gerekir.
Nemli ortamlarda mobilyaların iskeletlerinde zamanla kaymalar bozulmalar oluşabilir. Bu gibi durumlarda mutlaka işini iyi bilen bir kişiden destek almalısınız çünkü bilinçsizce yapacağınız tadilatlar mobilyalarınıza geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. Eğer mutfak gibi nemli bir ortamda ahşap mobilya kullanmak durumundaysanız nem konusunda çok daha fazla dikkali olmak zorundasınız. Ocak yanıda direkt buhara maruz kalan ahşap mobilyaların ömrü çok kısa olacaktır. Mobilya üzerinde buhar birikmemesini sağlamalıyız. Bu da sürekli kontrol ve temizlik demektir. Bu yüzden mutfak gibi nemli olabilecek ortamlarda ahşap mobilya kullanımı önerilmemektedir. Ahşap yüzey üzerine yapıştırılan selobant, etiket gibi maddeler kimyasal çözücüler içerdiğinden mobilyalarınız için zehir niteliğindedirler.
Ahşap güneş ışığından doğrudan etkilenir ve rengi solar. Bu nedenle odanızda ahşap mobilyalarınızı güneş ışığına maruz kalacak şekilde yerleştirmekten kaçının.
Vintage Mobilya - Vintage Mobilya Nasıl Seçilir - Vintage Mobilya Nasıl Kullanılır - Vintage Mobilyanın Özellikleri Nelerdir - Vintage Mobilya Dekorasyonu
Geçmişin izlerini bugünün yaşam alanlarına taşımak isteyenler için antika mobilyalar her zaman geçerliliğini korumuştur. Ancak son yıllarda antikanın dışında vintage mobilya kavramıyla da karşılaşır olduk. Peki, tıpkı antikalar gibi modern yaşam alanlarına entegre edilen eski mobilyalar için kullanılan bu kavram neyi ifade ediyor? Antikadan farkı nedir? Hangi özellikteki mobilyalar vintage sayılıyor?
Vintage mobilya en basit şekliyle 20-90 yıllık bir geçmişe sahip mobilya olarak tanımlanabilir. Zaten antika mobilya ile ayrıldığı temel nokta da burasıdır; yani bir mobilya genellikle yüzyıldan daha az bir geçmişe sahipse vintage, yaşı yüz yıl ve üzeriyse de antika olarak anılabilir.
Vintage mobilyaların en belirgin özellikleri yüz yıllık süreç içerisinde öne çıkan mobilya akımlarını yansıtan tasarımlardan oluşmalarıdır. 1920’lerden 1940’lara kadar etkili olan Art Deco stiline, 1930 ve 1940’lı yıllarda etkili olan yalın Modernist çizgilere ya da yalın ve sofistike İskandinav tarzına sahip ikonik mobilyalar günümüzde vintage olarak popülerliğini koruyan tasarımlardır. Geçmiş yıllarda kullanılan uzun tabureler, sandalyeler, oymalı dolaplar, eski sehpalar, koltuklar, gramafonlar ve müzik kutuları gibi döneminin popüler aksesuarları günümüzde vintage eşyalar için en güzel örneklerdir.
Vintage Mobilyayı Nerede Bulurum?
Anneanne ya da dede gibi aile büyüklerinizden kalma eşyaları karıştırabilirsiniz. Aralarında mutlaka vintage özelliğine sahip parçalar çıkacaktır. İkinci el eşya satan dükkanları, antikacıları ya da bit pazarlarını dolaşarak da gerçek vintage parçalara ulaşmanız mümkün.
Dekorasyon mağazalarını gezerken geçmiş dönemlere ait gibi görünen mobilyalarla sıklıkla karşılaşabilirsiniz; ama bunların bir çoğunun gerçek anlamda vintage değil reprodüksiyon tasarımlar olduğunu bilmenizde yarar var. Evinizde nostaljik etkiye sahip bir dekorasyon yaratmak istediğinizde gerçek vintage parçalara ulaşmak zor ve maliyetli olsa da bu reprodüksiyon tasarımları daha uygun fiyatlara alarak istediğiniz dönemin izlerini yaşam alanınıza taşıyabilirsiniz.
Bebek Mobilyası - Bebek Mobilyası Seçimi Nasıl Yapılır - Bebek Mobilyası Seçerken Nelere Dikkat Edilir - Bebek Mobilyası Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler - Bebek Mobilyası Nasıl Alınır
Bebek bekleme süreci heyecanlı olduğu kadar yorucudur da… Özellikle aileye yeni katılacak küçük misafirin odasını hazırlarken birbirinden şirin renklere, desenlere sahip eşyalar arasından en güzelini seçmek zordur. Ancak bebek odası için mobilya seçiminde renk ve tasarımdan önce sağlık ve güvenlik konusunun geldiğini unutmamak gerekir. Bebeğinizin sağlıklı gelişimi için mobilya seçiminde nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenin.
Öncelikle bebek odasının boyutunu göz önünde bulundurarak kaç parça mobilyaya ihtiyacınız olduğunu belirleyin. Küçük bir bebek odası için karyola, alt değiştirme ünitesi, küçük bir dolap ya da şifonyer yeterli olacaktır.
Seçtiğiniz mobilyaların kolay temizlenebilir ve sağlıklı malzemeden üretilmiş olmasına dikkat edin. Ahşap mobilyalar bebek odası için en doğru tercih olacaktır. Mobilyalarda toksik madde içermeyen boyaların kullanıldığından emin olun, kullanılan malzemelere ilişkin uluslararası standartlara uygunluğu gösteren sertifikalar olmasına dikkat edin.
Yeni doğan bir bebek günün neredeyse 16 saatini uyuyarak geçirir. Dolayısıyla bebek odası için en önemli mobilya bebek karyolasıdır. Karyola seçiminde rahatlık kadar güvenlik de göz önünde bulundurulmalı. Örneğin beşik ya da karyolanın parmaklıkları arasındaki mesafe, bebeğin kafasının geçemeyeceği kadar dar olmalıdır. Karyola üzerinde çıplak metal bağlantılar, çıkıntılı ya da sivri köşeler olmamasına dikkat edilmelidir.
Beşikten sonra önemli ve sık kullanılacak bir diğer mobilya da alt değiştirme ünitesidir. Ünitenin bebeğin altını değiştirirken ya da üstünü giydirirken güvenli bir zemin sağlaması gerekir. İşlevsel olması için ünitenin eğilmenizi gerektirmeyecek yükseklikte olmasına dikkat edin. Ünitede çocuk bezlerini depolamak için yeterli bir alan olmasına dikkat edin. Bebeğinizin düşmemesi için alt değiştirme zeminin kenarlarının yüksek olması gerekir. Ayrıca bebeği sabitlemek için ünitede bir emniyet kemeri olmasına da özen gösterin.
Bebek odasında ihtiyaç duyulabilecek bir diğer mobilya da emzirme koltuğudur. Eğer yeterli alan varsa bebeğinizi emzirirken size rahatlık sağlayan bir koltuk ya da sandalyeyi de odada kullanabilirsiniz.
Çalışma Odası - Çalışma Odası Nasıl Dekor Edilir - Çalışma Odası Dekorasyon Önerileri - Çalışma Odası Dekorasyonu Nasıl Yapılır
Çalışma odası, evde amacına uygun dekore edilmesi gereken yerlerin başında geliyor. İster iş için ister ders çalışmak için kullanılsın, bir çalışma odasının yaratıcılığı tetikleyen, odaklanmayı kolaylaştıran, işlevsel ve rahat bir dekorasyona sahip olması gerekir. İşte size çalışma odanızı amacına uygun dekore etmek için birkaç ipucu...
Renkler: Dekorasyon işine çalışma odanızın rengini seçmekle başlayın. Burada çıkış noktanız, çalışırken konsantrasyonunuzu zorlaştırmayacak, rahat bir atmosfer yaratacak renkler olmalı. Bunun için de kırmızı gibi çok canlı renklerden uzak durmak gerekiyor. Konsantrasyonunuzu yüksek tutmak için beyaz, krem ya da uçuk maviler ve yeşiller gibi yumuşak nötrleri tercih edebilirsiniz. Eğer biraz daha renk katmak istiyorsanız bunun için duvarlarınızda canlı renklerin uçuk tonlarında vurgulara yer verebilirsiniz.
Aydınlatma: Çalışma odasındaki en önemli unsurlardan biri aydınlatmadır. Buradaki anahtar nokta, çalışma odanızdaki doğal ışığı gün boyu maksimum seviyede tutmaya çalışmak olacaktır. Gün ışığını fazla görmeyen bir odanız varsa o zaman, odanın merkezinde konumlanan bir tavan aydınlatması ve çalışma masanıza ışık verecek bir masa üstü aydınlatması kullanabilirsiniz. Ancak ışığın çok fazla parlak olmamasına özen gösterin.
Mobilya: Odanızın, çalışırken ihtiyaç duyabileceğiniz her şeyi karşılayabilecek, fonksiyonel bir alan olması gerekiyor. Bu nedenle çalışma alanınızda çok fazla mobilya kullanmamaya özen gösterin. Bilgisayarınıza ve çeşitli kırtasiye malzemelerinize ev sahipliği yapacak bir çalışma masası, ergonomik ve rahat bir sandalye, kitap, dosya, klasör gibi eşyalarınızı düzenleyebileceğiniz bir kaç raf genel anlamda yeterli olacaktır.
Depolama alanı: Çalışma alanınızın dağınık olması da konsantrasyonunuzu bozacaktır. Derli toplu bir çalışma ortamı için depolama alanları gereklilik olarak öne çıkıyor. Çalışma masanızın çekmeceli olması, kapaklı raflar, saklama kutuları pek çok eşyanızın derli toplu muhafaza edilmesine ve düzenli bir çalışma ortamı yaratılmasına yardımcı olur.
Kişisel dokunuşlar: Çalışma alanı her ne kadar işlevsel bir mekan olsa da seveceğiniz, yaratıcılığınızı tetikleyecek sıcak ve davetkar bir mekan olması da oldukça önem taşır. Mekanın sıcaklığını artırmak için halı kullanabilirsiniz. Klasik formda mobilyalar yerine daha keyifli ve tarz sahibi tasarımlara yer verebilirsiniz. Okumayı seviyorsanız tarzınıza uygun bir tasarıma sahip okuma koltuğu kullanabilirsiniz. Odaya renk katacak eğlenceli ya da dekoratif aksesuarlar, biblolar, antika eşyalar, tablolar ile kişisel dokunuşunuzu yaparak çalışma alanınızı çekici hale getirebilirsiniz.
Saksafon - Saksafon Nasıl Çalınır - Saksafon Nerede Çalınır - Saksafon Hakkında
Saksofon veya saksafon,1840’li yillarda Adolphe Sax tarafından tasarlanmış, çoğunlukla koni ve “S” biçiminde pirinçten üretilen ve ağzındaki kamış vasıtasıyla ses çıkaran bir çalgıdır. Önceleri klasik batı müziği ve ordu müziği çalgısı olarak tasarlansa da daha sonraları pop ve caz müziği ile ilişkilendirilmiştir.
Antoine-Joseph 'Adolphe' Sax, Paris’de yaşayan Belçika’lı müzik aygıtları yapımcısıdır. Aynı zamanda klarnetçidir. ‘’Saksofon’’un kelime anlamı “sax’ın sesi”dir. Sax, babasının klarnet ve ophicleide fabrikasında yıllarca çalışmıştır. 1846 yılında saksafonun patentini almış ve yirmi yıl boyunca yalnızca Sax’ın fabrikasınca üretilmiştir. 1866 yılında, patent süresinin bitimi ile saksofonda, üreticilerce birçok değişiklik yapıldı.
Saksofon, klarnetteki gibi içi yuvarlak ya da dört köşe oyulmuş, tek kamışlı ağızlık kullanılması ile klarnete benzer. Tuş sistemi ise flüt ile benzerlik gösterir. Saksofon, bakır üflemeli değil, tahta üflemeli çalgılardandır. Metalden yapılmış bir enstruman olsa da, yapısı ve kökeni gereği tahta üflemeli çalgıdır. Saksofonlar genellikle pirinçten yapılıp, altın ya da gümüş kaplama üzerine saydam vernik atılır. Vernik ve kaplamalar, pirincin paslanmasını önler ve sesin niteliğini arttırır. Aynı zamanda saksafonun görüntüsünün daha güzel ve ilgi çekici olmasını sağlarlar.
1930 yılları öncesi saksofonların verniklenmeden ya da kaplama yapılmadan satışa sunulması yaygındı. Bazı dönemlerde, saksofon yapımında plastik ve tahta gibi değişik malzemeler de denenmiştir. Bazi saksofonlar daha ucuz olmaları için gümüşle değil de, nikelle kaplanırdı.
Saksofon topluluğunun, en büyük olandan en küçüğe on üyesi bulunur. Bunlar; kontrabas, bas, bariton, tenor, C-ezgi, alto, F mezzo-soprano, C soprano, soprano, sopranino saksofondur. Soprano, Tenor, Alto ve Bariton saksofonlar en çok kullanılanlardır.
Saksafon çalanlar, kauçuk, plastik ya da metal ağızlık kullanırlar. İç kısmı içbükey oyulmuş ağızlıklar, Adolphe Sax’ın özgün tasarımına benzemektedir. Aynı zamanda daha yumuşak tonlarda ses çıkarmaktadırlar. Saksofonda ses çıkarabilmek için tek kamış kullanılmaktadır. Her saksafon çeşidine göre farklı boyutlarda kamışlar kullanılır. Kamışlarda ses gücü, 1 ile 6 rakamları ile ölçülendirilmiştir. Saksafonun üzerinde 12 tuş ve delik bulunmaktadır. 6 çiviye basip birakilarak gruplar halinde açilip kapatılarak degisik tonlarda ses elde edilir. Normal sesinin bir oktav altinda veya üstünde ses çikartmayı sağlayan yardimci 2 de fazladan delik bulunur.
Saksofon çalmaya yeni başlayanlar için alto saksofon gereklidir. Deneyim kazanıldıkça tenor ya da bariton saksafon ile devam edilir. Alto saksofon daha çok klasik batı müziği alanında, çalması daha zor olan soprano ise caz müziği alanında yaygınlaşmıştır.
Flamenko Ne Demek - Flamenko Tarihi - Flamenko Nerede Oynanır - Flamenko Nasıl Oynanır
Flamenko, İspanya'da Endülüs bölgesi halk dansı olmasına rağmen Endülüs ile sınırlı kalmamış, oldukça farklı kültürlerden etkilenmiş bir dans türüdür. Aslında bir dans türü olmaktan öte Berberi-Arap Müslümanlar, İspanyalı Yahudiler, Çingeneler gibi kendini ifade etme çabasındaki kültürlerin beraberce ortaya çıkardığı bir kendini yansıtma şeklidir.
Neşe, canlılık, duyguların dışavurumu gibi özellikleri ile betimlense de Flamenko parçalarında ve parçalara eşlik eden dans gösterilerinde hüznün de işlendiği görülür.
Tam olarak sözcük tarihi bilinmeyen Flamenko isminin nereden geldiğine dair de çeşitli teoriler vardır. Bazılarına göre Flemenkçe kelimesi ile ilgisi olduğu söylenir. Yine bazı kaynaklara göre Arap dilindeki Fellah-Minküm yani Sizden Olan Çiftçi(Köylü) anlamındaki kelimeden türediği belirtilir. Yine Arap dilinden geldiği varsayılarak Fellah Mangu (Köylü Şarkıcı) kelimesi ile benzetilir. Diğer bir teori de İspanyol Yahudilerinden Flandre’ye göç eden kişilerin geride kalan akrabalarının bu şarkıları söylemesi yasaklandığı için, kalanların gidenlerin söylemesine izin verilen şarkılar anlamında bir terim olarak kullandığı yönündedir.
Flamenko şarkı (cante), dans (toque) ve gitardan oluşur. Şarkıcının karakteristik bir sesi olmalıdır ki hüzün, mutluluk, neşe, canlılık,isyan, haykırış gibi duyguları dinleyicilere yansıtabilsin.
Yine şarkı esnasında dansı icra eden kişinin ayakkabıları ve kostümü özeldir. Flamenko dansında giyilen ayakkabılar en fazla 5-6 cm topukları olan, altı kösele ve üstten bantları olan ayakkabılardır. Öte yandan Flamenko dansında bir yandan dansı icra edip bir yandan ritmik sesler çıkarmak için kullanılan bu ayakkabıların altında çivi bulunur. Bu çiviler sık ve düzgün çakılmalı, ayakkabıların derisi kaliteli ve rahat olmalıdır. Ayakkabıların burun kısımları normal ayakkabılara göre daha sert yapılır çünkü dans esnasında ayakkabının ucu da kullanılmaktadır ve dayanıklı olması gerekir.
Flamenko dansının bir diğer unsuru olan gitarda bulunan kişinin ise dans ve şarkıya eşlik etmede usta, doğaçlama becerisi olan bir sanatçı olması gerekir.
Flamenko son derece net bir sanat dalıdır. İçten söylenen bir şarkı, kendini ifade edercesine icra edilen ve istenen tüm duyguları hem bedenin hareketlerine hem de mimiklere yansıtan bir dansçı ve bu iki unsurun en büyük tamamlayıcısı olan Flamenko gitaristi bir araya geldiğinde, beslendiği kültürlerin izlerini görmek mümkündür.
Obua Ne Demek - Obuanın Tarihçesi - Obuanın Kullanıldığı Müzik Dalları - Obua Nasıl Çalınır - Obua Hakkında
Obua batı dünyasında orkestralarda ilk düzenli olarak yerini alan nefesli çalgıların başında gelmektedir. Bu nedenle ünlü besteciler tarafından obua ile çalınmak üzere solo besteler bir hayli fazladır.
Obua Nedir?
Obua ya da Hautbois adı ile anılan bu nefesli çalgı genel olarak abanoz ya da gül ağacından yapılmaktadır. Konik biçimli olan obua dar olan uç kısımdan geniş olan son kısma doğru genişleyerek devam eder. Yaklaşık olarak 60 santimetre boyunda olan obuaların daha uzun versiyonları da bulunmaktadır.
Obuanın Tarihçesi
Obua 17. yüzyılda Fransız müzisyenler Jean Hotteterre ve Michel Philidor tarafından “Shawm” adı verilen bir enstrümanı dönüştürmeleri ile ortaya çıkmıştır. O tarihten bu yana kullanılan obua fazlaca bir değişime uğramasa da gelişen teknoloji ile birlikte bazı eklemeler yapılmıştır.
İlk dönemlerde iki tuşu bulunan obuanın klasik dönemde tuş sayısında artış gözlemlenmiştir. Bugünkü formuna Viyana döneminde oluşan obua sonraki süreçlerde Avrupa’daki bazı ordu orkestralarında değişkenlikler gösterse de bu formunu günümüze kadar korumuştur.
Öte yandan Eski Yunan’da obua ile temel benzerlikleri olan enstrümanların varlığı kanıtlanmıştır.
Obuanın Kullanıldığı Müzik Dalları
Obua genel olarak batı müziğinde ağırlığı olan bir enstrüman olmasıyla birlikte birçok folklorik müzik dalında da karşımıza çıkabilmektedir. Aynı zamanda cazda da büyük bir etkiye sahip olan obua aynı zamanda rock ve pop müzikte de kullanıldığı örnekler mevcuttur.
Obua Nasıl Çalınır?
Obua çalmaya yeni başlayanlar ilk olarak obuanın düdük kısmını enstrümandan ayırarak, düdükten ses çıkartma egzersizleri yaparlar. Düdük kısmı tek bir ses çıkartır. Daha sonra düdük kısmı enstrümana takılara, obua üzerindeki deliklerin çıkardığı seslere alışılır. Burada önemli olan enstrümanın düdük kısmına doğru basıncı gönderebilmektir. Bazen doğru deliği kapatsanız bile istediğiniz sesi, düdüğe yeterli basınç göndermediğiniz için çıkartamayabilirsiniz. Önemli olan konulardan birisi de yapılacak olan parmak egzersizleridir. Bunun için seslerin ardı ardına sıralandığı gam adı verilen çalışmalar yapılır. Sadece yeni başlayanlar için bu çalışma ileriki seviyelerde de kendinizi geliştirmek için kullanabileceğiniz bir tekniktir. Ayrıca düdüğe doğru basınçta hava gönderebilmek için nefes çalışmaları da yapılmalıdır. Bunun için genelde uzun ses çalışmaları yapılmaktadır. Bunlar genelde 8 ila 10 saniye arasında yapılan çalışmalardır. Bunlar çıkan sesi ve kişinin ustalığını geliştiren bir çalışmadır. Obuanın nefesli bir çalgı olması nedeniyle bu anlamda nefesinizin kuvvetli olması gerekmektedir.
Gitar Çeşitleri Nelerdir - Kaç Çeşit Gitar Vardır - Gitar Çeşitleri ve Tanımları
Gitar, parmakla ya da pene adı verilen yardımcı bir nesne ile çalınan telli bir çalgıdır. Gitar kullanım özellikleri nedeniyle her türlü müzikte kullanılabilen oldukça geniş bir yelpazeye sahip bir enstrümandır.
Gitar çeşitleri şu şekildedir;
Klasik Gitar: Bilinen en geniş kullanım alanına sahip gitar türüdür. Toplamda 6 teli bulunur. Kalın 3 tek ipek üzerine çelik sarılmış tellerdir. Diğer üç tel ise naylondur. Klasik gitarda sağ elin önemi büyüktür. Sağ elin işlevselliğine göre çok farklı ritimler oluşturulabilir.
Akustik Gitar: Klasik gitarda büyük oranda benzerlik gösterir. En temel ayrımı teller üzerinden yapmak mümkündür. 6 telin tamamı çeliktir. 3 teli sarımlı çelik, diğer 3 tel ise düz çeliktir. Rock, Blues ve Caz müzikte kullanılan bir enstrümandır. Sesi akustik gitara göre daha temiz çıkar. Sadece peneyle çalınır.
Elektro Gitar: Tellerin titreşimini üzerinde bulunan manyetikler sayesinde elektrik akımına çeviren ve bu sesleri amfi yardımıyla sese dönüştürebilen bir sistemdir. Ses çıkartabilmesi için kesinlikle bir amfiye ihtiyaç duyar. Amfisiz ses çıkarması mümkün değildir. Tremolo kolu, manyetikler, ses ve ton ayarı, switch gibi diğer gitarlardan farklı bölümleri de mevcuttur.
Bas Gitar: Yapı olarak elektro gitar ile birebirdir. Bas gitarın, elektro gitardan farkı sesinin 1 oktav farklın daha kalın olmasıdır. 4 telli, 12 telli, 6 telli, 7 telli ve 5 telli çeşitleri vardır.
Lap Steel Gitar: Hawaii’ye ait bir gitar türüdür. 6, 7 ve 9 telli örnekleri vardır. Enstrümanın diğer gitarlardan farklı olarak sağ ele nazaran sol el daha önemlidir. Gitar sol ele takılan metal bir nesne sayesinde çalınmaktadır.
7 Telli Gitar: Klasik gitar ile farkı yoktur. Klasik gitarda yer alan 6 tel 6 notaya karşılık gelir (yukarıdan aşağı; mi, la, re, sol, si, mi) 7. tel sona eklenen daha kalın veya daha ince bir sese karşılık gelir.
12 Telli Gitar: Solo çalım için pek uygun olmayan bir tür gitardır. Acemi müzisyenler için önerilmez. Blues ve rock müzikte ritim enstrümanı olarak kullanılır.
Weissenborn Gitar: Bir tür lap slide gitardır. Yaklaşık olarak 5000 kopya olarak üretilmiştir. Ancak şu anda ne kadarı sağlam kalmış orijinal kopyalardır bilinmemektedir.
Jazz Gitar: Jazz müzikte kullanılan geniş gövdeli bir gitar türüdür.
Aşık Veysel - Aşık Veysel Biyografisi - Aşık Veysel Hayatı - Aşık Veysel Hakkında
Tam adı Veysel Şatıroğlu olan Aşık Veysel, 25 Ekim 1894 yılında Sivas Şarkışla’ya bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Çiftçilik yapan babasının ismi Ahmet, annesinin adı ise Gülizar idi. Köylerinde Şatıroğulları lakabı ile bilinirlerdi.
Aşık Veysel’in çocukluk yıllarında Sivas ilinde oldukça yaygın olan çiçek hastalığı Aşık Veysel’in de iki kız kardeşinin canını almıştı. 7 yaşında Aşık Veysel de bu hastalığa yakalanmıştır. Kendi ağzından o günleri şöyle anlatmıştır; “Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha da kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım. Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de solun zorundan olacak perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan.” *
Şiir ile ilgilenen babası Veysel’in acılarını hafifletmek için uğraş olsun diye ona bağlama almıştır. İlk bağlama derslerini de babasının arkadaşı olan Aşık Ala’dan almıştır. Köy odalarında aşık fasılları yaparak sanatını geliştirmiştir.
Aşık Veysel 1933 yılından itibaren başkalarının yazdıklarını söylemeyi değil de kendisi yazmayı tercih eder. Aşık geleneğinin en önemli temsilcilerinden olan Aşık Veysel böylece kendi sözlerini yazmaya başlar. Sade bir dil kullanan Aşık Veysel, dili maharetle kullanmıştır. Acılarını ve sevinçlerini yansıtmanın yanında yazdığı sözlerde toplumsal olaylara da duyarsız kalmamış, din ve siyaset gibi konularda da şiirlerini kullanarak eleştiride bulunmuştur.
Aşık Veysel’in anne babası bir buçuk yıl arayla vefat etmişlerdir. Daha sonra Sivas Lisesi’nde çalışan Ahmet Kutsi Tecer ile tanışması Veysel’in hayatında önemli bir dönemeçtir. Gazi Mustafa Kemal için yazdığı bir destan gazetede 3 gün boyunca yayınlanmıştır. Bu destandan sonra memleketin çeşitli yerlerinde gezerek çalıp söylemeye başlayan Aşık Veysel’in plağa okuduğu ilk türkünün adı ise “Mecnunum Leyla’mı gördüm” isimli türküdür.
Köy enstitülerinin kurulmasından sonra bu okullarda saz öğretmenliği yapan Aşık Veysel böylelikle birçok aydın sanatçı ile tanışma fırsatı bulmuştur.
TBMM’nin 1965 yılında özel bir kanunla aylık bağladığı Aşık Veysel 21 Mart 1973 günü Sivrialan köyünde vefat etmiştir. Öldüğü ev, şu anda müze olarak düzenlenmiştir.
Blues Müzik Nedir - Blues Müzik Tarihi - Blues Müzik Özellikleri - Blues Müzik Çalgıları
Blues müzik yaklaşık 400 yıllık bir geçmişi olan kökleri Afrika'ya dayanan bir müzik türüdür. Afrıkadaki köleler tarafından başlanan ve temeleri atılan bu müzik tarzı yaşanan acıları, hüznü, zorlukları anlatan bir çığlık gibi bu güne kadar değerleri artarak gelmiştir.
İnsanlık dışı muameleye maruz kalan kölelerin kendini ifade etmek, acıları ve üzüntülerini dile getirmek amacıyla başladıkları bu müzik tarzı bugunkü modern müziği de temellendirmiş dersek çok da yanlış olmaz. kölelik döneminde ruhen kaçılacak tek yer olan müziğe sığınan köleler buna kapılara vurarak ritm tutmayla başlamıştır. Köleliğin kalkmasıyla beraber acılarını umutlarını ve özgürlüklerini anlatan şarkılar yapmaya başlamışlar ve artık müziğin coğrafyası genişleyerek Afrika'da başlayan blues müzik Amerika toplumu üzerinde etkili olmaya başlamıştır. Amerika coğrafyasından da dünyay doğru bir yayılma yaşanmıştır.
Kendi içinde çeşitli gruplara ayrılan Blues müzik; Delta Blues,Teksas Blues ,Memphis Blues gibi isimler almıştır. Bu isimleri alması değişik kültürlerle ve değişik coğrafyalarla farklı bir etkileşime girmesidir. Bu etkileşim sonucu bazı farklılıklar oluşmuştur. Örneğin Delta Blues türünde ölçü ve nota kullanılmamıştır. tamamen ağıt formunda gelişmiş bir türdür.
Acının, hüznün müziği olan Blues müziğin adını çivit mavisinden alması bu rengin matemsel bir havada yas tutma ikonu yaşatmasıyla alakalıdır. Cenaze ve yas törenlerinde acının etkili ifadesi olarak kullanılmıştır.
Derin acılar sonucu oluşan bu müziğin temelinde ritm vardır. Zaten çıkış aşamasında da herhangi bir müzik aleti olmaksızın kapılara vurulan ritm bu muhteşem müziğin yaratılmasında öncülük etmişti. Daha sonra armonika ve gitarla eşlik edilerek geliştirilmiştir. Bu müzik aletlerine ulaşmaları ise gospel denilen ilahilerin söylenmesi ve müziği dini boyuttan biraz olsun hareketli ,eğlenceli bir forma dünüştürerken gerçekleşmiştir. Sonunda Blues müziğin ortaya çıkması etnik köklü olarak ortaya çıkan ve çeşitli coğrafyalarla büyüyerek dünyaya açılan bir tür olarak günümüze gelmiştir.
Blues müzikte enstrüman hakimiyeti oldukça önemlidir. En önemli ve değerli enstrüman ise ''clap''tır. Ellerini çırparak müziğe ritim ve yön veren blues sanatçısı melankolisini, acısını ve yer yer isyanını işte bu şekilde kulağımıza fısıldar.
Kına Gecesi - Kına Gecesinde Ne Söylenir - Kına Gecesine Özel Şarkılar - Kına Gecesinde Hangi Şarkılar Söylenir
Kına her ne kadar bir süs aracı ise de toplum gelenekleri içersinde birçok önemli törende başrol oyuncusudur. Örneğin erkek çocuklar sünnet olurken ve askere giderken de kına yakılır. Bununla birlikte evlilik töreniyle hayatlarını birleştiren genç çiftlere düğünden bir gece önce kına töreni yapılır. Bu düğün öncesi törene kına gecesi adı verilir. Kına gecesinde erkeğe de kına yakılsa da asıl olarak kız üzerine oynanır bütün oyun. Kız evinde gerçekleştirilen tören eğlenceli başlasa da kınanın ortaya çıkması ile gecenin amacı netleşir. Gelinin başına kırmızı bir örtü örtülür ve damatla beraber ortaya koyulan sandalyeye oturtulur. Işıklar azaltılıp mumlar eşliğinde kına tepsisi çeşitli türküler söylenerek salona getirilir. Burada söylenen türküler daha çok ağıt şeklindedir. Doğal olarak ayrılık konusu ağır bir şekilde işlenir. Evden ayrılıp yaban ellerde garip kalınacağı, horlanacağı, anne babaya tekrar zor kavuşulacağı ve onların yerini hiç bir şeyin tutmayacağı iyice vurgulanarak gelin ağlatılmaya çalışılır. Sonrasında gelin ve damadın ellerine kına yakılarak gece bitirilir.
Yöresel kültürlere göre kına türküleri veya kıyafetleri farklılık gösterse bile nerdeyse hepsinde ortak olarak söylenen türküler vardır. İşte bu gelinleri örtünün altında, kız annelerini bir kenarda, babalarını ise gizli gizli kimseye göstermeden ağlatan türkülerden popüler olan bazıları şunlardır;
YÜKSEK YÜKSEK TEPELER
Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
KPSS Nasıl Çözülür - KPSS Soruları Nasıl Çözülmeli - KPSS Soruları Çözmek İçin Öneriler
KPSS birçok sınav gibi test mantığına dayalıdır. Bu da sınava girecek kişilerin test çözme yeteneğinin yüksek olmasını gerektirmektedir. Her yıl milyonlarca kişinin girdiği ve sürekli başvuruların arttığı bu sınavda atama sayıları kısıtlıdır. Bunun için düzenli ve doğru bir şekilde çalışarak, rakiplerinizi elemelisiniz.
Test tekniğinden başarısız olmanın sebebi genellikle bilgi eksikliği olarak algılanmaktadır. Asıl sebebi soruyu doğru okumamak, doğru algılamamaktan ve soru stiline aşina olmamaktan kaynaklanmaktadır. Bu gibi problemleri aşmak içinde bol bol test çözülmesi gerekmektedir. Peki bu soruları nasıl çözmelisiniz?
♥ Türkçe sorularını çözmeden önce genel kavramları iyi bilmeniz gerekmektedir. Soruları çözmeye başlamadan önce “ana fikir, verilmek istenen mesaj, vurgulanmak istenen, en genel yargı vb” gibi kavramları iyi bilmelisiniz. Bu kavramların anlamını bilmezseniz KPSS Türkçe sorularını çözerken yanılma payınız çok olacaktır. Türkçe sorularında önce sorunun kökünü okumalısınız. Daha sonra hızlıca şıkları gözden geçirerek yanlış olanları eleyip en doğru sonuca ulaşmalısınız.
♥ Tarih soruları yorumlama yeteneği gerektirse de çoğunlukla ezber ağırlıklıdır. Bunun için bol tekrar ve sürekli test çözmeyi gerektirir. Okunulan soruyu doğru anlamalı ve şıklardan eleme yöntemi ile doğru sonuca ulaşılmalıdır.
♥ Matematik sorularını çözerken bazılarında uğraşmanıza rağmen sonuca ulaşamadığınız olur. Bu soruya tekrar döndüğünüzde, o soruya dair bütün işlemleri silmelisiniz. O çözüme dair işlemleri görürseniz aklınız o çözüme kayacak ve zaman kaybedeceksiniz.
KPSS soru çözme stratejilerine değinelim;
♥ Önce soru okunmalıdır. Soruda istenilene göre paragraf var ise incelenmelidir.
♥ Sorularda altı çizili olan yerlere dikkat edilmelidir. Sınavlarda altı çizili yerdeki mesaj dikkate alınmadığından birçok hataya düşülmektedir.
♥ Sınav anında şıkları eleme mantığını kullanın. Bu sizi en doğru şıkka ulaştıracaktır.
♥ Sınavın belli bir süresi olduğu için takıldığınız soruyu geçmeli en son o soruya bakmanız önemlidir. Bir soru takılıp onu çözmeye çalışırsanız vaktiniz yetmeyecektir.
♥ İşlem hatası yapmamak için acele edilmelidir. Anlık heyecanlar ve yetişmeyecek gibi düşünceler sizi strese sokar ve soruları çözerken hatalara düşebilirsiniz.
KPSS Coğrafya Nasıl Çalışılır - KPSS Coğrafya Soruları Nasıl Çalışılır - KPSS Coğrafya Nereden Çalışılır
Coğrafya dersi öğrencilerin korktuğu ve ön yargılı yaklaştığı bir ders olarak süre gelmiştir. Coğrafya dersi sayısal ağırlıklı öğrenciler için özellikle tam bir çekilmez ders olarak görülmekle kalmayıp sözel ağırlıklı öğrenciler için de ezberlenmesi gerektiğine inanılan bir ders olmuştur. Oysa ki coğrafya dersinin sadece ufak bir kısmının ezbere dayalı olduğu büyük bir çoğunluğunun mantık çerçevesinde oluştuğunu bilmek gerekir.
Peki, Kpss coğrafya dersine nasıl çalışılır? Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki KPSS coğrafya dersi Türkiye coğrafyasını kapsamakta dünya coğrafyasını kapsamamaktadır. Dolayısıyla KPSS sınavına hazırlanan öğrenciler üniversite giriş sınavlarına hazırlanan öğrencilere göre daha avantajlı konumdadırlar. Coğrafya dersi tıpkı matematik dersi gibi birbiriyle örüntülü ilerleyen bir derstir. Dolayısıyla coğrafya dersine çalışılırken en baştan itibaren konulara hakim olmak oldukça önemlidir. Bunun dışında yapılabilecek kolay ipuçları da vardır.
Bu ipuçlarından ilki küçük küçük notlar almaktır. Örneğin tarım konusunda Türkiye'nin zaten bir tarım ülkesi olduğu dolayısıyla tarımsal çeşitliliğin fazla olduğu kısa notlar halinde hatırlatıcı olacak şekilde yazılabilir.
Coğrafya dersinin temelini oluşturan harita bilgisi öğrencilerde oldukça iyi olmalıdır. Örneğin Ege Bölgesi denildiğinde direkt olarak kişiler gözlerinin önüne Ege Bölgesi' ni, Ege Bölgesi' nin sınırlarını, nerede başlayıp nerede bittiğini getirmelidirler. Harita bilgisi olmadan coğrafyanın pek de bir işe yarayabileceği söylenemez. Bununla beraber harita bilgisinin içinde Türkiye' nin komşularını da bilmek oldukça önemlidir. Çünkü Türkiye coğrafyası demek Türkiye' nin bulunduğu bölgedeki konumu çevredeki ülkelere göre durumu da demektir.
Gelelim coğrafyanın en çok gözde büyültülen kısmına, ezber kısmına. Coğrafyada ezber yapmak öğrencilerin bilgileri çok kısa sürede unutmasına yol açacaktır. Bunun önüne geçmenin en kolay yöntemi ise şifreleme tekniğini uygulamaktır. Örneğin Ege Bölgesi' nde yetişen tarımsal ürünler denildiği zaman incir, zeytin, üzüm, haşhaş ve tütün akla gelmektedir. Bunları akılda tutabilmek için "ZÜHTİ" şifrelemesini yaparsak buradan aklımıza zeytin, üzüm, haşhaş, tütün ve incir gelecektir. Şifreleme yöntemi sadece coğrafya dersi için tüm dersler için oldukça pratik bir yöntemdir.
KPSS coğrafya dersine çalışmanın bel kemiğini oluşturacak unsur ise bol bol ve farklı kaynaklardan soru çözmektir. Böylelikle soru sayısı ve çeşidi arttıkça öğrencilerin sorulardan korkusu azalacak ve soruları çözme potansiyelleri artacaktır.
KPSS Genel Kültür Nasıl Çalışılır - KPSS Genel Kültür Soruları Nasıl Çalışılır - KPSS Genel Kültür Nereden Çalışılır
Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS), kamu sektöründe çalışacak elemanları seçmek adına yapılan bir sınavdır. Sınava giren adaylar, aldıkları puanlara göre tercih yaparlar ve boş olan kadrolara yerleşirler. Kadrolarını aldıktan sonra devletin birer memuru olurlar ve çeşitli avantajlardan yararlanırlar. Devletin kurumlarında yer alan farklı kadrolar için farklı sınavlar ve oturumlar geçerlidir. Genel kültür sınavı ise her devlet memuru adayının çözmesi gereken zorunlu bir sınavdır. Genel kültür sınavı içerisinde tarih, coğrafya, vatandaşlık ve güncel konular gibi ayrı kısımlar mevcuttur. Bu genel kültür sınavına nasıl hazırlanıldığı da oldukça önemlidir.
KPSS genel kültür sınavında en çok soru sorulan alan tarihtir. En büyük ağırlığın tarihte olması, yüksek puan alabilmek için tarih netlerinin de yüksek olması gerektiği anlamına gelir. Tarih ise ezbere dayalı bir alan olup, yorum yapmaktansa konu hakkında bilgi sahibi olunması önemlidir. Ancak konu hakkında temel seviyede bir bilgi sahibi olunursa, bazı sorular için yorum yapmak da mümkün olmaktadır. Bu nedenle tarih çalışmak için kişinin ezberini kuvvetlendirmesi gerekmektedir. Yazarak çalışmak bunun için en etkili yöntemlerden biridir. Kişinin not aldığı şeyler daha çok aklında kalır. Küçük kağıtlara alınan notlar kişinin gün içerisinde en çok gördüğü yerlere asılabilir. Böylelikle bu bilgiler ister istemez kişinin gözüne çarpacak ve akılda kalacaktır. Coğrafya çalışmak için de tarih ile aynı yöntemler uygulanabilir. Tarih ve coğrafya için, kişinin boş vakitlerinde konular ile ilgili belgeseller izlemesi de ders çalışmayı zevkli hale getirebilir. Böylelikle görsellik de sürece dahil olacak ve kişi öğrendiklerini daha uzun süre akılda tutabilecektir.
KPSS genel kültürün vatandaşlık kolu, büyük ölçüde hukuk konularını içermektedir. Bunların da bir kısmı ezber olup, güncel siyasi olaylar takip edildiğinde de bazı konular hakkında bilgi sahibi olunabilir. Bunun için siyasi olaylara hakim olmak, televizyon, gazete ve dergileri takip etmek gerekir. Böylelikle öğrenilen konularla yaşanan güncel olaylar arasında bağlantı kurulabilir. Bu da öğrenilenlerin akılda kalmasını kolaylaştıracaktır.
Güncel konular kısmı için ise çalışılabilecek belirli bir konu olmamakla birlikte, kişilerin güncel olaylar hakkındaki bilgileri ve bu olayları takip ediyor oluşları önemlidir. Bazı kurumlar küçük dergiler halinde güncel konularda çıkan konuları özetlemişlerdir. Bu dergilerde ödül alan film ve yönetmenler, ulusal kuruluşlar ya da doğal afetler gibi güncel konular sınavında çıkabilecek konulara yer verilmiştir.
KPSS Tercihleri - Nasıl KPSS Tercihleri Yapılır - KPSS Tercihleri Ne Zaman Yapılır - KPSS Tercihleri Nereden Yapılır - KPSS Tercihlerini Kimler Yapabilir
Her üniversite mezunu ve üniversite öğrencileri bir kamu kurum ve kuruluşunu girip hayatlarının tamamını garanti altına alarak çalışmak istemektedir. Ancak sınısız olan kamu kurumuna yerleşme isteleri karşısında sınırlı kadrolar bulunmaktadır. Devletimiz bu durumun önüne geçmek için düzenli olarak her yıl belli dönemlerde kadrolar açmaktadır. Bu kadrolar dikkatli ve adil dağıtılması için devletimiz tarafından Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezine devredilmiştir. Kısa adı ÖSYM'dir. ÖSYM tercih işlemleri ile kamu personeli adayları arasından en nitelikli olanları seçmektedir. Her yıl yapılan (bazı bölümler için KPSS B grubu sınavı vardır ve 2 yılda bir yapılır) merkezi KPSsınavında yeterli puanı aldıktan sonra, ÖSYM'nin ilan ettiği tercih döneminde gereken tercih işlemlerinizi yapabilirsiniz.
KPSS tercihleri nasıl yapılır ?
♥ Öncelikle dikkat etmeniz gereken konu, ilgili tarihlerde KPSS sınavına girmiş ve yeterli puanı almış olmalısınız. Daha sonra ÖSYM'nin ilan ettiği muhtemel tarihleri takip etmelisiniz.
♥ Kesinleşen tercih tarihinde, ÖSYM:::T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi adresine girmelisiniz. Bu adres ÖSYM'nin resmi web adresidir.
♥ Karşınıza gelecek olan sayfadan" Tercihler" butonuna tıklayınız.
♥ Açıklamalar alanındaki "Tercih bilgileri için lütfen tıklayınız" butonunu tıklayınız.
♥ Daha sonra karşınıza çeşitli linkler çıkacaktır. Bitirdiğiniz bölüme göre (ortaöğretim, ön lisans ya da lisans) tercihleriniz arasında gösterebileceğiniz kadro ve pozisyonları inceleyiniz.
♥ Hangi ilde hangi ilçede sizin branşınıza uygun olan kadro ve pozisyonları dikkatle inceleyiniz.
♥ Alım yapılacak olan kadro ve pozisyonlar için ayrıca nitelik istenmiş ise ve siz o nitelik kodunu bilmiyorsanız nitelik kodu bölümünü incelemelisiniz. Yani geri tuşuna basıp bir öncekisayfaya gelmelisiniz.
♥ Ortaöğretim, önlisans ve lisans kadrolar için ilgili nitelik kodlarını incelemelisiniz.
♥ Nitelik kodları ile kadro ve pozisyonlarınızı inceledikten sonra yapmanız gereken eğer bilmiyorsanız, mezun olduğunuz programın kodunu öğrenmek olmalıdır. Aynı şekilde geri tuşuna basıp gelen sayfadan mezun olduğunuz branşa göre kodlar bölümünü şeçmelisiniz.
♥ Karşınıza gelen sayfadan bitirdiğiniz bölümün kodunu öğrenebilirsiniz.
♥ Gereken tüm bilgileri öğrendikten sonra ilk sayfaya geri dönüp, "Tercih işlemi için lütfen tıklayınız"a tıklayınız.
♥ Gelen sayfadan TC Kimlik numaranızı ve şifrenizi girdikten sonra işlemler bölümüne geçip tercihlerinizi kodları ile birlikte yazınız. 30 tercih hakkınızı doldurduktan sonra kaydet tuşuna basmalısınız.
♥ İşlemizin tamalanması için son olarak ÖSYM adına 15 TL para yatırmalısınız.
KPSS'ye Nasıl Çalışılır - KPSS'ye Nasıl Hazırlanılır - KPSS'ye Ne Zaman Çalışılır
Kpss'nin açılımı kamu personeli seçme sınavıdır. Kamu kurumlarında görevlendirilmek isteyen kişiler için hazırlanan kendi içinde çeşitlilik gösteren bir sınav türüdür. Bu sınav ÖSYM tarafından hazırlanmaktadır. ÖSYM sınav içeriğinde sürekli değişiklik yapıyor olsa da temel konular sürekli aynı kalmaktadır. Sınava ortaöğretim, önlisans ve lisans mezunları ve mezun olabilecekler sene içerisinde belirlenen tarihlerde girebilmektedir. Milyonlarca kişinin hazırlanarak girdiği bu sınavda başarılı olmak ve iyi bir puan almak çok önemlidir. Girilen sınavda almış olduğunuz puanın 2 yıl geçerlilik süresi mevcuttur. Hazırlık aşamasında ciddi hedefler konmalı ve prensibli olarak çalışılması gerekmektedir. Sınava girecek her aday genel kültür ve genel yetenek derslerinden soru yapacaktır.
Genel yeteneğin %50'sini Türkçe dersi %50'sini matematik dersi oluşturmaktadır. Genel kültürde ise adaylar coğrafya, tarih, temel yurttaşlık bilgisi, Türkiye ve dünya ile ilgili güncel konulardan konularla karşı karşıya gelecektir. Ders çalışırken pek çok denemeden çalışmaya özen gösterin. Kpss ezber ve detay ağırlı bir sınav olduğundan, siz ne kadar farklı kaynak görürseniz o derece konu hakimiyetiniz artacaktır. Örneğin Türkçe dersine çalışırken paragraf konularına önem verilmelidir. Türkçede konu bütünlüğü olduğundan her konu birbiriyle bağlantılıdır. Tarih dersi çalışılırken günümüzle geçmişi özdeşleştirebilirsiniz. Tarih dersinde okumaktan sıkılmamak ve geçmişi merak etmekte önemlidir. Matematik sorularını çok vakit harcamadan çözmek için konular ve kullanılacak formüller tam anlamıyla bilinmelidir. Güncek konular için bol bol gazete okuyabilir günlük olan olaylara kulak aşınalığı edinebilirsiniz. Coğrafya da ise bölgeleri, nerden ne çıkarıldığını iyi bilmek gerekmektedir.
Kpss maratonunda sınav zamanına kadar geçecek olan zamanı çok iyi değerlendirmek şarttır. Kendinize uygun olacak şekilde bir program oluşturmalısınız. Son 3 ay çalışırım ve hallederim gibi söylemler doğru değildir. Çalışmaya zamanında başlarsanız tüm konular kafanız karışmadan oturmuş olacaktır. Sınava hazırlanacağınız süre zarfı içerisinde kendinizden ödün vermelisiniz. Farklı uğraşlardan kesinlikle kendinizi minimum seviyede uzak tutmalısınız. İlk başladığınız zamanlarda belki sonuçlar çok istediğiniz gibi olmayacaktır. Fakat yılmamalısınız. En sıkı tutmanız gereken bir dönemde çalışma şeklinizi gevşetmeniz tamamen temponuzun düşmesine neden olur.
Hangi derste daha fazla zorlanırsanız onun üstüne pes etmeden gidin. Bir süre sonra anlamaya başladığınızı göreceksiniz. Konularda detaylandırmalara dikkat edin detayları gözünüzden kaçırmayın. Gün içinde çalıştığınız her konuyu aynı gün içerisinde mutlaka tekrar edin. Tekrarlar bilginin hafızanıza daha kolay yerleşmesini sağlayacaktır. Ders çalışmayı daha zevkli hale getirmek için küçük küçük renkli kağıtlara notlar tutun ve gözünüzün görebiliceği her yere yapıştırın. Özet çıkarmak da yine ders çalışmada son derece faydalı bir yöntemdir. Konuların tüm içeriklerini öğrenmeden asla test çözmeye kalkmayın. Konulara çalışın ve testlerini çözün. Bu konuya çalışmasamda olur ya da bu dersi asla yapamam gibi söylemleri zihninizden uzak tutun. Çünkü çalışıpta başaramayacağınız hiçbir şey yoktur. Pes etmeyin. Kpss de puan çok önemli olduğuna göre her derse her konuya ihtiyacınız var demektir. Sınav tarihinden birkaç ay önce artık tüm konularınızı bitirmiş olun. Ve sadece test ve denemelere yönelin. Bu yöntemle zaman kullanımıyla ilgili olarak da kendinizi geliştireceksiniz.