DİDEM

DİDEM

Üye
02.11.2005
Yarbay
48.540
Hakkında

  • AIDS hastalarına ücretsiz tedavi
    Rusya Başbakanı Mihail Fradkov'un, AIDS hastalarının ücretsiz tedavi edilmelerini sağlayacak kararnameyi imzaladığı bildirildi.



    Moskovski Komsomolets gazetesinde yayımlanan haberde, kararnameyle birlikte Rusya'daki AIDS hastalarının en pahalı ilaçları bile ücretsiz
    alabilecekleri ve tüm tedavilerinin devlet tarafından karşılanacağı
    belirtildi.

    Rusya Sağlık Bakanlığı'nın geçen yıl sonunda aldığı bir karara
    göre, AIDS hastalarının ilaçları bundan sonra reçetesiz satılamayacak.
    Rus hükümeti, ücretsiz verilecek ilaçlar listesine yeni
    geliştirilmiş olanları da dahil ederken, hükümetin bu sayede ülkedeki
    AİDS'li hastaların sayılarını tam olarak ortaya çıkarmayı amaçladığı
    kaydedildi.
    Rusya'da resmi rakamlara göre 13 bini çocuk 350 bin AİDS'li
    bulunurken, yetkililer ülkedeki AIDS'li sayısının 1 ve 1.5 milyon
    arasında olduğu tahminini yapıyorlar.
#24.01.2006 16:36 2 0 0
  • Grip

    Belirtiler: Hızla yükselen ateş, baş ağrısı ve kırıklık, öksürük, burun akıntısı, üst solunum yollarında mukoza iltihabı. Ağır durumlarda kusmalar.

    Normal seyreden bir grip 8 gün sürer. Sonraki 8 gün süresince bedenin kendini toparlamasına yardımcı olunmalıdır, çünkü grip bedeni çok hırpalar!

    Grip başlangıcında, ağrılara ve halsizliğe karşı, civanperçemi, mürver çiçeği, nane,mayıs papatyası eşit karışımının çayı, 2 saatte 1 bardak, mümkün olduğunca sıcak içilmelidir. Çayın tadını acı bulanlar, onu biraz meyan kökü veya balla tatlandırabilirler.

    Grip tedavisinde, bedeni terletmek çok önemlidir. Yatak istirahatinde, limon ve bal karıştırılmış ıhlamur veya mürver çiçeği çayı, mümkün olduğunca sıcak içilerek ter atmaya çalışılmalıdır.

    *Adaçayı, gargara yapılarak içilir. *Ekmek üstüne dilimlenerek yenen bolca soğan, bedeni zararlı maddelerden arındırır ve sinir sistemini güçlendirir. Savunma sistemini güçlendirmek için, eczaneden temin edeceğiniz echinacea preparatlarını kullanınız. Bu preparatlar, önemli ruhsal ve bedensel yüklere karşı da savunma sistemini güçlendirir. *Açık havada bol spor yaparak, bağışıklık sistemini güçlendirin.

    *Nezle ve soğuk algınlığından farklı olarak, gribe karşı aşı yaptırabilirsiniz. Ama hep yeni grip virüsleri salgınlara yol açtığı için, aşının bile kesin bir korunma yöntemi olduğu söylenemez. Ama yine de, grip bedeni çok hırpalayan bir hastalık olduğu için, 60 yaşın üstündeki güçsüz kişilerin aşı yaptırması doğru olur.

    Ayrıca, kronik astım, kronik bronşit, kalp kası zafiyeti, diyabet, bağışıklık sistemi yetmezliği ve kansızlık durumunda da aşı yaptırmayı düşünmek gerekir.

    Ama, yumurta akına karşı alerjisi olanlar aşıdan yararlanamıyorlar, çünkü grip aşıları tavuk yumurtasında üretiliyor!

    Uyarı: Gerçek grip, yatak istirahatinde ve doktor kontrolünde tedavi edilmelidir! Hastalık sırasında dinlenmeyerek kendini aşırı derecede yoranlar, kalp veya akciğerlerde enfeksiyon oluşabileceğini unutmamalıdırlar!

    Sinüzit

    Belirtiler: Arada bir baş ağrısı ve burundan rahatça soluyamama duygusu. Göz altındaki ve göz üstündeki bölgelere bastırıldığında, hafif veya aşırı basınç ağrısı.

    Sinüs iltihabı eğer hemen tedavi edilmezse, genellikle kronikleşir ve sinüzite dönüşür. Aşağıdaki karışım, kısa sürede başarılı olabilecek bir tedavi için uygundur:

    Hatmi yaprağı, altınbaşak, orman sarmaşığı eşit karışımının çayı, 2-3 saatte 1 bardak içilir. 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür.

    Aynı zamanda, enfeksiyonlara karşı savunma gücünü arttıran echinacea preparatları da, eczaneden temin edilerek kullanılmalıdır.

    -Mayıs papatyası buğu tedavisi çok eski ve etkisi kanıtlanmış bir reçetedir. Enfeksiyonu önler ve mukus birikintilerinin çözülmesini sağlar.

    1 litre suya 2 yemek kaşığı dolusu papatya eklenir, ağır ateşte kaynamaya başlayınca ocaktan alınır. Baş ve göğüs büyük bir havlu ile örtülerek, papatya buğusu 10 dakika solunur. Tedavi sonrası hemen açık havaya çıkılmaz.

    -İsveç Şurubu ile nemlendirilen bir pamuk, yatar durumdaki hastanın iltihaplı sinüsünün (veya sinüslerinin) üstüne yatırılır. En az yarım saat olmak üzere, uzunca bir süre beklenir. Olumlu sonuç alınması olasılığı yüksektir.

    -Burun spreyleri başlangıçta rahatlatıcı olabilir, ama uzun vadede burun mukozasının kurumasına ve sonuçta enfeksiyona elverişli bir ortamın oluşmasına yol açar.

    -Sinüsleri sıklıkla iltihaplanan kişiler, mutlaka bir uzman doktora başvurmalıdırlar.

    -Sigara içilmemelidir! Duman, mukozaya ve onun koruyucusu kirpiksi uzantılara zarar verir, ayrıca bağışıklık sistemini zayıflatır.

    -Bedeninizi dayanıklı ve güçlü kılın! Özellikle kışın sıkça açık havada yürüyüşler yapın. Sabahları yapılan sıcak-soğuk-sıcak duşlar kan damarlarını güçlendirir ve bedeniniz soğuğa karşı duyarlı olmaktan kurtulur.

    -Bağışıklık sisteminizi güçlendirin! Bu konuda en önde gelen, echinacea bitkisinin preparatları eczanelerden temin edilebilir.

    -Yeterli miktarda C Vitamini almaya özen gösterin! Bu vitamin, bedenin temizlenmesi işleminde bir numaradır. C Vitamini, portakal, kivi, limon ve maydanozda bol miktarda vardır.

    -Uzun süreli tedavilerde, sümüksel madde (mukus) üretimini arttırabilecek besinlerden kaçınmalı (solunum sistemi bölümünde, sümüksel madde üretimini arttıran besin maddelerine bakın), diyet programına bolca soğan ve sarmısak eklenmelidir.

    Saman nezlesi/Bahar nezlesi

    Saman nezlesi ve benzeri nezle türleri, bağışıklık sisteminin tepkisi sonucu, alerjiye yol açan maddelerin (histamin) aşırı miktarda üretilmesinden kaynaklanır. Bedenimizin neden bu tür duyarlılıklar gösterdiği ise pek bilinemiyor. Acaba bir alerji onu açığa çıkaran maddelerin eseri midir, yoksa iç dünyamızdaki bazı gelişmelerin bir sonucu mudur? Belki soyaçekimden, ölçüsüz bir yaşam biçimine kadar varan çeşitli nedenlerin bileşiminden kaynaklandığı da varsayılabilir. Ama eğer yaşam biçimi ölçülü ve iç dünya dengeli ise, soyaçekimden kaynaklanan bir dayanıksızlık hiçbir zaman hastalığın oluşmasında etken olmayabilir!

    Sanırım, burada polen alerjisinin soyaçekimle ilişkisi hakkında kısa bir açıklama yapmak gerekiyor. Belirli uyaranlardan etkilenecek biçimde gelişmiş bazı sinir ucu molekülleri (receptor molekül), gereğinden fazla histamin üretmeleri için dokuları yanıltırlar. Yakın geçmişte bir İngiliz-Japon araştırma grubunun varmış olduğu sonuca göre, polen alerjisi olan kişiler, bu molekülü annelerinden miras alırlarmış. Yani, polen alerjisini babalarımızdan değil, yalnızca annelerimizden alıyoruz. Sonuç olarak, bu durum herhalde salt soyaçekim sayılamaz, ama belki anayaçekim olarak betimlenebilir!

    -Saman nezlesi, aşağıdaki bitki karışımıyla yatıştırılabilir veya tedavi edilebilir: Mürver çiçeği 2 ölçü, ısırganotu 2 ölçü, ıhlamur 1 ölçü, hindiba 1 ölçü, ince kıyılarak karıştırılır.

    1 tatlı kaşığı dolusu bitki, 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak çay, tatlandırılmadan, öğün aralarında veya aç karnına içilir.

    Bu tedaviye, saman nezlesi mevsiminden 3-4 hafta önce başlanırsa, mevsim nezlesiz geçirilebilir. Ayrıca, C Vitamini alınmalı, bolca soğan ve sarmısak yenmelidir.

    -Gün boyunca pek çok kere burun, soğuk suyla, tuzlu suyla, limonlu suyla,mayıs papatyası çayı ile veya atkuyruğu çayı ile temizlenebilir.

    Doğru uygulama: Avucunuzun içindeki sıvıyı burnunuza yaklaştırın. Sonra bir burun deliğini parmağınızla tıkayın, öteki burun deliği ile sıvıyı iyice içeri çekin. Özellikle nezle belirtileri arttığında, bu yıkamayı yineleyebilirsiniz. Burun temizlenirken, hızla sümkürülmemelidir.

    Uyarı: Alerjik rahatsızlıklar astıma yol açabilir! Kısa sürede etkili olabilecek tedavilere yönelmek gerekir.

    Polip (burunda)

    Burun polipleri, sıkça görülen bir problem olabilir ve bedenin genel sağlık durumu göz önüne alınarak tanıya varılıp, tedavi edilmelidir.

    -İsveç Şurubu ile nemlendirilen bir pamukla sık sık nemlendirildiğinde, kısa sürede yok olabilir. *Normal sıcaklıkta atkuyruğu veya ceviz yaprağı çayı ile burun günde pek çok kere temizlenir. Polip birkaç gün içinde yok olur.
#23.01.2006 22:08 2 0 0
  • Grip ve nezleden korunmak için domates
    Soğukların yol açıp, beslediği hastalıklara karşı en doğal ve sağlıklı kalkan şüphesiz meyve suları. Özellikle domates suyunda bol miktarda bulunan C vitamini ve bir antioksidan olan likopen, grip virüsüne karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.



    Hava sıcaklıklarının değişkenliği ve mevsimsel virüsler, grip ve soğuk algınlığını artırıyor. Gribin en sık görüldüğü dönem ise içinde bulunduğumuz kış ayları. Doğal birer sağlık iksiri olan meyve suları ile gribe karşı önlemler alabilir ve böylece grip ve soğuk algınlığına yakalanmaktan kurtulabiliriz.

    Gıda mühendisi Ebru Akdağ; "Bağıyık sistemini güçlendirmek için en ideal meyveleri şöyle listeledi:

    DOMATES SUYU:
    Domates içerdiği C ve E vitaminleri, potasyum ve diğer mineralleri ile, insan sağlığı için oldukça yararlı bir sebzedir. Domates suyunda bol miktarda bulunan C vitamini ve bir antioksidan olan likopen, grip virüsüne karşı bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu grip ve nezleden korur. Ayrıca likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan bir maddedir. Hazmı kolaylaştırıcı ve vücudun su tutmasını önleyici özelliğe sahiptir. Kan basıncının düşürülmesinde de etkilidir. Bir bardak domates suyu ve bir adet çiğ yumurta ile hazırlanan karışım fazla miktarda sistein içermekte ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasını hızlandırmaktadır.

    PORTAKAL SUYU:
    Bağışıklık sistemini güçlendirerek bizleri soğuk algınlığı ve gripten koruyan meyvelerin başında portakal gelmektedir. İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır. Bunların dışında da, portakal suyundaki bir antioksidan olan bioflavin damarları ve kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engeller. Portakal suyunda bulunan yüksek miktardaki potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda cildin kuruyup kırışıklıkların oluşmasını da engeller. Ayrıca, içerdiği vitaminler ve antioksidanlar sayesinde portakal, kanın pıhtılaşmasını, mide ve pankreas kanserini engeller ve ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar.

    VİŞNE SUYU
    Ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunur. Ateşi düşürüp susuzluğu gideren vişne suyu, ateşli hastalıklardan sonra asitleşen kanı temizlemeye de yardımcı olur. Susuzluğu giderdiği gibi, vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasında da etkin rol oynar. Mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını sağlar.
    Ayrıca, diyareyi keser ve idrar söktürücü özelliği vardır.

    KAYISI SUYU
    Grip ve soğuk algınlığına karşı bir başka silahımız olan kayısı, içerdiği A, B3(Niasin) vitamini,kalsiyum, magnezyum, potasyum ve fosfor sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir kansızlığa iyi gelir, kan yapımına yardımcı olur ve sinirleri gevşetip uyku getirir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Kayısı, doğal lif açısından çok zengin bir meyvedir. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kayısıda bulunan betakaroten ise , kanserin,özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcıdır.

    ELMA SUYU
    Elma bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği olan B3(Niasin) ve E vitamini, potasyum ve bol miktarda pektin içerir. Kan şekerini kontrol altında tutan elma suyu baş ağrısına da iyi gelir. Ayrıca böbreklerin temizlenmesine yarar ve kolesterolü düşürür. Hastalanmamızda büyük rol oynayan bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar. Grip ve soğuk algınlığını tetikleyen bedensel ve zihinsel yorgunlukların giderilmesinde ise etkin rol oynar. Bunların dışında, romatizma, gut ve mide rahatsızlıklarının (Gastrit, Ülser) panzehiridir. Elma suyunun içindeki bitki besinleri, kalp ve akciğer kanseri rahatsızlıklarına yakalanma riskini azaltır. Damar sertliğini önler, kan basıncını düşürerek tansiyonun yükselmesine engel olur.

    ŞEFTALİ SUYU
    Şeftali içerdiği A, B3 (Niasin) ve C vitaminleriyle, folik asit, betakaroten, potasyum ile gribe karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. Vücutta A vitamini oluşturan temel madde olan betakaroten, şeftalide çok zengin miktarda bulunur. Ayrıca antioksidan özelliği ile toksit maddelerin vücuda vereceği zararları önler. Sinir sistemi üzerinde olumlu etki yapar, uykusuzluğu giderir. Sindirim sistemini çalıştıp hazmı kolaylaştıran şeftali aynı zamanda böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar ve iyi bir idrar sökücüdür.

    ÜZÜM SUYU
    Uzmanlar tarafından sihirli iksir ve bitki sütü olarak da adlandırılan doğal kalkanlarımızdan üzüm suyu, bileşimindeki zengin vitamin ve mineral maddeler vücudun günlük ihtiyacını karşılayabilecek özelliktedir. Bol miktarda A ve C vitaminleri, mineraller en çok da demir ile potasyum içeren üzüm suyu vücudun hastalıklara karşı daha dirençli olmasını sağlar. Antioksidan özellikli olduğu için cildin yaşlanmasını geciktirir. Kan yapıcı özelliğinin yanı sıra romatizma ve mafsal ağrılarına iyi gelen üzüm suyu, kalp sistemini düzenler, bedensel ve zihinsel yorgunlukları giderir.
#23.01.2006 01:08 2 0 0
  • Tiryakinin yarası geç iyileşiyor
    Sigara tiryakilerinin, sadece nikotini değil 100'e yakın zararlı maddeyi vücutlarına teneffüs ederek, damarlarının nefessiz kalmasına yol açtığını, buna bağlı olarak damarlarda sertleşme ve bel ağrısına neden olduğu belirtildi.


    SİGARA tiryakilerinin, sigara içmeyenlere oranla bel rahatsızlıklarına yakalanma riski yüzde 27 daha fazla.Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Gülşen, başta akciğerler, kalp ve damarlar olmak üzere vücutta birçok tahribata neden olan sigaranın bel ağrılarını da tetiklediğini belirtti.

    YÜZE YAKIN ZARARLI MADDE
    Gülşen, sigara tiryakilerinin, sadece nikotini değil 100'e yakın zararlı maddeyi vücutlarına teneffüs ederek, damarlarının nefessiz kalmasına yol açtığını, buna bağlı olarak damarlarda sertleşme ve bel ağrısına neden olduğunu anlattı. Sigara aynı zamanda vücutta oluşan yaraların iyileşmesini de geciktiriyor. Bel bölgesinde oluşan damar sertliği ile kireçlenmeye karşı tedavi uygulanırken sigara içmeye devam edilmesi, tedaviden olumlu sonuç alınmasını da önlüyor.
#19.01.2006 22:27 2 0 0
  • Yaşlanma bilimi uzmanı İngiliz doktor, vücuttaki her şeyin insanın sağlığı için bir gösterge olduğunu ileri sürüyor.

    Uzmanlar, insan vücudunun sağlık için hayat kurtaracak 16 ipucu verdiğini belirterek, sadece parmaklarınızın uzunluğunun bile sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmanızı sağladığını kaydediyor.

    Londradaki King College Hastanesi Gerontoloji (yaşlanma bilimi) Enstitüsünde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Wale, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şeyin birer gösterge olduğunu belirterek, hayat kurtaracak ipuçlarını şöyle açıklıyor:

    Görünüş: Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı koyun. Kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız bu göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

    Troit misiniz: Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda bir şeye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa, o zaman tiroit olma riskiniz çok yüksek.

    Parmak uzunluğu: İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.

    Ayak bilekleri: Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

    Diş kanıyorsa...

    Düz yürümek: Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor demektir.

    Doğum kilonuz: Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

    Beliniz kalın mı: Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.

    Tuvalet sıklığı: Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.

    Nabız kontrolü: Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.

    Dişlerinizi fırçalayın: Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.

    Avuç içi lekeliyse...

    Tırnaklar: Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik ya da morluk görürseniz, bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.

    Nefeslerinizi sayın: Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız, sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demektir. Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız, o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

    Gözler: Aynada gözlerinizden birine bakın. İrisin etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.

    Avuç içinize bakın: Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse, karaciğerinizde sorun var demektir.

    Hafıza kontrolü: Bir tepsinin üstüne rastgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer ile karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

    Kas kontrolü: Sırtüstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınızda bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.
#19.01.2006 22:24 2 0 0
  • Klimalar yoluyla bulaşan hastalıklar

    Memorial Hastanesinden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Soysal klimalar yoluyla bulaşan hastalıklarla ilgili şu bilgileri verdi:

    'Akciğer dokusunun iltihaplanması olarak tanımladığımız zatürrenin,havalandırma sistemleri yoluyla bulaşan şeklini Legionella Pnömonisi olarak adlandırıyoruz.

    Bu hastalık ilk kez,1976 senesinde Pensilvanya lejyonerlerinin yaptıkları bir toplantıda bulunan kişilerde görülmüş ve toplantı salonundaki havalandırma sisteminden kaynaklandığı anlaşılmıştır.Hastalığın tanınması ile birlikte, bu zatürre tipinin, alışılagelmiş yüksek ateş, öksürük, balgam gibi bulguların görüldüğü tipik zatürreden farklı olduğu anlaşılmıştır.

    Hastalığa neden olan, Legionella Pneumophilia denen bir bakteridir. Bu bakteri,klimaların filtre sistemlerinde, uygun nem ve ısıda kolonize olmakta ve buradan ortam havasına dağılmaktadır. Sıklıkla otel ve hastanelerden kaynaklanan salgınlar yapa,ancak tek tek vakalar da nadir değildir. İnsandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için saptanmış en önemli yollar, solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Dolayısıyla, klimatize büyük otel ve iş yerlerinde çalışanlar, havalandırma işçileri ve sağlık personeli riskli gruplardır. Bu arada bakteriyi alan kişinin vücut direnci de çok önemlidir. Şeker hastaları, alkolikler, yaşlılar ve bebekler, kortizen tedavisi altında olanlar, kemoterapi görenler, böbrek yetersizliği ve kronik akciğer hastalıklarına sahip kişilerde hastalığın oluşumu daha yüksek orandadır. En yaygın, kolaylaştırıcı faktör ise sigara içimidir.

    Hastalarda, tipik zatürreden farklı olarak, akciğere ait şikayetler ön planda değildir. Yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, ateş, huzursuzluk vardır. İlk iki günde yoğun olmak üzere kuru öksürük görülür. Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi sindirim sistemi bulguları olabilir. Hastaların %20 sinde sinir sistemi bulguları, ajitasyon, konsantrasyon bozuklukları, hatta koma görülebilir. Bu belirtiler arasında solunum sistemini aklımıza getirecek en önemli bulgu, kuru öksürüktür.

    Hastanın muayenesi ve akciğer filminde, kesin tanıyı koydurabilecek özel bulgular yoktur. Grafide akciğerlerin alt kısımlarında iltihaplı alan görülebilir, akciğer zarında sıvı birikimi olabilir. Hastalık genellikle tek taraflıdır. Akciğerlerin bilgisayarlı tomografisi, daha detaylı incelemeye olanak verir. Laboratuar olarak, serolojik birtakım testler tanıya yardımcıdır.

    Hastalığın tedevisinde, 15-21 gün süreyle, bu bakterilere yönelik antibiotiklerin kullanımı önemlidir. Uygun zamanda ve dozda kullanılan antibiotiklerle hastalığın iyileşmesi tamdır.

    Klimaları yoğun olarak kullandığımız şu günlerde ateş ve öksürük şikayeti olan kişiler, bu bulguların basit bir gripal enfeksiyon olmayıp, zatürre başlangıcı da olabileceğini akılda bulundurmalı ve hastaneye başvurarak tetkiklerini yaptırmalıdır.
#18.01.2006 20:44 2 0 0
  • İlaçla etkileşmeyen bitki çayı için

    Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bijen Kıvçak, yaptığı açıklamada, ilaç kullanan kimselerin, bitki çayı içerken hekime danışmalarının son derece önemli olduğunu vurguladı.

    Hastaların, kullandıkları ilaçlarla etkileşmeyen bitki çayı içmeleri gerektiğini belirten Prof. Dr. Kıvçak, şunları kaydetti:
    En fazla tüketilen papatya ve ıhlamur gibi çayların bile çeşitli ilaçlarla etkileşimi vardır. Bitkinin içindeki etken madde ve kullanılan ilacın etkileşimi mutlaka hekime sorulmalı, hekim de eczacıya danışmalıdır. Örneğin, ısırgan tohumunun yararları kadar gizli kalp yetmezliği olan kimselerde kalp krizini tetikleyici bir yanetkisi vardır. Bu gibi durumların önüne geçmek için hasta, hekim ve eczacının işbirliği şarttır.

    BAKANLIĞIN ONAYI ARANMALI
    Prof. Dr. Kıvçak, bitki çaylarının Sağlık Bakanlığının denetiminde üretilmesi gerektiğini de ifade ederek, Bitkiyi toplayan kişinin ne kadar ehil olduğu, bitkinin nereden toplandığı ve hangi koşullarda kurutulduğu önemlidir. Başta egzoz gazı olmak üzere çeşitlidış faktörler nedeniyle bitki, şehir merkezinden toplanmamalıdır. Bitki, egzozun yaydığı ağır metalleri çektiği için bu durum çok tehlikelidir dedi.

    Bu kriterlere dikkat edilmeden üretilen ve Sağlık Bakanlığının onayı olmayan bitki çaylarının tüketilmemesi gerektiğini bildiren Prof. Dr. Kıvçak, özellikle son dönemde oldukça popüler bir bitki olanketen tohumunun yaygın kullanımında da yanlışlıklar bulunduğuna dikkatçekti. Prof. Dr. Kıvçak, şunları kaydetti:
    Keten tohumu genellikle dövülmüş şekilde satılıyor. İçeriğinde sabit yağ, değişik asitler ve omega yağları içerdiği için bu bitkinin ezildikten sonraki iki günde tüketilmesi gerekir. Aksi takdirde mide ülseri ve kanser gibi tehlikeli hastalıklara yol açar. Bu yüzden ezilmemiş olarak alınıp tüketileceği zaman ezilmelidir. Ayrıca keten tohumu bitkisinin, halk arasında sanılanın aksine zayıflatıcı özelliği yoktur. Sadece bağırsak mekanizmasını harekete geçirerek metabolizmayıhızlandırır.




    --------------------------------------------------------------------------------
#18.01.2006 20:37 2 0 0
  • İngİltere'de yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi. Araştırmayı yürüten ekipten Courtney Van de Weyer, ''Vücudu iyi beslemek, zihni de iyi beslemek anlamına geliyor'' dedi. Araştırmaya göre, yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilaçları, hayvan organizmasında değişikliğe yol açıyor. Bu nedenle de insanlar, omega 6 adlı yağ asidini omega 3'ten çok daha fazla tüketir hale geliyor. Bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza sorunları ortaya çıkıyor.
#17.01.2006 12:40 2 0 0
  • Stresle mücadele etmek, her dem genç kalmak, günün yoğun temposunu yorulmadan yaşamak istiyorsanız adresiniz yulaflı yiyecekler olmalı. Sağlıktan güzelliğe pek çok derdin devası olan yulafı, özellikle soğuk kış günlerinde sofranızdan eksik etmeyin.



    Çinliler yulafın zindelik verici özelliklerini binlerce yıl önce keşfetmişler. Antik Romalılar onu enerji depolamak için sofralarından eksik etmemişler. Savaşçı Vikingler efsanevi fiziki güçlerini yulaf ezmesi ile hazırlanan 'porridge' adlı kahvaltılık yiyeceğe borçlu olduklarını sık sık dile getirmişler.

    'Bitkisel protein' de denilen yulafta bol miktarda protein, lipid, lif, mineral tuzlar, vitaminler ve B grubu vitaminleri bulunuyor.
    Yulaf, pek çok derdin devası olan bir tahıl. Düzenli olarak tüketildiğinde vücudu tazeleyip adeta yeniden yapılandırıyor. Yüksek dozdaki enerji verici özellikleri nedeniyle sınavlara hazırlanan öğrencilere, bebek bekleyen anne adaylarına, sporculara, soğuk havalarda çok üşüyenlere, sık hastalanan küçük çocuklara, büyümekte olan çocuklara ve nekahat dönemindeki hastalara birebir geliyor. Yulaf, hücrelere enerji taşınmasında, dokulara kan aracılığı ile oksijen transferinde ve zarar gören yaşlı hücrelerin yenilenmesinde son derece etkili bir besin. Ayrıca zehirli kurşun, kadmiyum ve krom gibi ağır metallerle birleşip bu maddelerin vücuttan atılımını sağlıyor. Moskova Devlet Üniversitesi bilim adamları, yulafın çok değerli bir kocakarı ilacı olmaktan öte gerçek bir sağlık iksiri olduğunu belirterek Rusların uzun yıllardan bu yana kurşun zehirlenmelerine karşı yulaf unu kullandıklarını ifade ettiler.

    Yulaf piyasada un, ezme, yulaf tanesi, yulaf ekstresi (özü), müsli ve kahvaltı gevreği olarak satılıyor. Un halindeki yulaf ile ekmek, tatlı ve tuzlu hamurişi çeşitleri hazırlayabilirsiniz. Ya da köftelere ilave edebilirsiniz. Kahvaltı gevreği şeklinde ılık süte ilave ederek yiyebilirsiniz. Ezme şeklindeki yulafla değişik muhallebiler hazırlayabilirsiniz. Yulaf unu ile güzellik kremleri hazırlayabilir, yulaf ekstresi ile sağlık banyoları yapabilirsiniz.

    Güne iyi başlamak için sütle karıştırılmış yulaflı müsli yiyin. Öğle öğününde besleyici, doyurucu aynı zamanda hafif yulaf köftesi (5 çorba kaşığı un, 5 çorba kaşığı yulaf unu, 1 yumurta ve tuzu karıştırıp kızgın yağa kaşık kaşık ilave ederek kızartın) yiyebilirsiniz. Akşamları rahat bir uyku çekmek ve kadifemsi bir cilde kavuşmak için banyo suyuna yulaf tanesi ilave edin. Yatmadan önce yulaflı çayla sağlık depolayın.

    Yulafın kimlik kartı
    * Yulaf oldukça kalorili bir tahıl. 100 gramında 390 kalori bulunuyor. Oysa aynı miktar pirincin kalorisi 354, makarnanın ki ise 346. Bol miktarda nişasta içerdiği için değerli bir karbonhidrat kaynağı.

    * Yulaf, kasları tazeleyen 'lisina' denilen bir protein ve sinirlerin işlevini düzenleyen yüksek dozda B grubu vitaminleri içeriyor.

    * 'İyi' yağlar açısından çok zengin. İçeriğindeki 'oleik asit' denilen yağlar, sinir hücrelerinin düzenli bir şekilde işlemesi için son derece yararlı.

    * Yulaf mineral açısından da çok zengin: 100 gramında 53 mg kalsiyum, 405 mg fosfor, 4.5 mg demir ve 268 mg potasyum bulunuyor. Ayrıca değerli bir magnezyum deposu.


    Kolesterolünüz yüksek ise
    Yulafta bulunan yağ asitleri 'iyi yağlar' olup zindelik veriyor ve kolesterolün yükselmesini önlüyor. İçeriğindeki lifler sayesinde kandaki kolesterolü düşürüyor.

    Yulafta kolesterole çok benzeyen bitkisel moleküller, kötü kolesterol alımını en aza indirgiyor. Bu nedenle aşırı yağlı beslenme sözkonusu olduğunda yulafın içeriğindeki fitosterol maddesi kandaki aşırı yağlanmayı engelliyor. Yani yulaf bir tür yağ giderici. Eğer kolesterolünüz yüksekse yulafı sofranızdan eksik etmeyin.


    Adet dönemi sıkıntılarını gidermek için
    Ani kişilik değişimi, aşırı sinirlilik, uykusuzluk, melankoli, aşırı tatlı yeme arzusu... Pek çok kadın adet döneminde hormonal dengesizlikten kaynaklanan bu sorunlardan yakınıyor.

    Çözüm için kahvaltı ve öğle öğünlerinde yulaflı yemekler yiyin. Yulaf, tiroid bezinin işlevine yardımcı olup, östrojen hormonunun üretimini dengeliyor. Yulafın zengin içeriğinde bulunan magnezyum minerali, alt karın bölgesindeki kas gerilimini en aza indirgeyerek sancıyı azaltıyor. Fosfor, adet öncesi ve sırasında sık karşılaşılan konsantrasyon güçsüzlüğünü ve unutkanlığı önlüyor. Adet sıkıntılarından şikayetçiyseniz adetten 1 hafta önce ve adet boyunca yulaf ağırlıklı beslenin. Günde iki porsiyon yemek ideal.




    Nekahat dönemindekiler için
    Nekahat dönemindeki hastalar için yulaf çok yararlı bir besin. Vücut bitkin olduğu zaman yulaf, her türlü fiziksel ve beyinsel yorgunluğu giderip zindelik veriyor. Çok enerjik bir besin olduğu halde son derece hafif ve hazmı kolay. Yulaf, vücuda doğru miktarda karbonhidrat, B grubu vitaminleri, demir, fosfor ve kalsiyum sağlayarak kas ve kemikleri güçlendiriyor. Dişleri koruyor ve sinir sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı oluyor.





    İltihaplı hastalıklara karşı
    Her türlü iltihaplı hastalıklara karşı yulaf iyi geliyor. İster sıcak süte ilave ederek için, isterseniz yulaf lapası (1 su bardağı yulaf ununu 2 su bardağı suda eritip koyu muhallebi kıvamına gelinceye kadar kısık ateşte pişirin. Ilınınca bölgeye uygulayıp üzerini ılık havlu ile kapatın) hazırlayıp hastalıklı bölgeye uygulayın. Larenjit ve boğaz ağrısı gibi solunum yolları enfeksiyonlarına, sigaranın yol açtığı boğaz rahatsızlıklarına ve bronşite iyi geliyor. Özellikle küçük çocukların bronşit hastalığında göğüse ve sırt bölgesine uygulanan sıcak yulaf lapası rahat nefes almayı sağlayıp, balgam söktürüyor ve öksürüğü kesiyor. Yulaf, rahatlatıcı etkisi nedeniyle midenin de dostu. Yulaf çayı hazırlamak için 1 tutam yulaf tanesini bir fincan kaynar suya ilave edip 20 dakika bekletin. Süzüp balla tatlandırıp için.









    Tiroid bezi rahatsızlıklarına karşı
    Guatr hastalığına yol açan tiroidin düzenli işlevi için yulaf ideal bir besin. Tiroid bezi yavaş çalıştığı zaman bitkinlik, soğuğa karşı dayanıksızlık ve çabuk üşüme gibi sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor. Tiroid ile birlikte kan dolaşımı da yavaşlıyor. Halsizlik ve başdönmesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bu konuda şikâyetleriniz varsa kahvaltıda her gün düzenli olarak yulaflı yiyecekler tüketin.







    Ciltteki kızarıklık ve kaşıntılara karşı
    Yulaf, cildi yumuşatıcı ve rahatlatıcı etkisi sayesinde ciltteki kızarıklık ve kaşıntıları gideriyor. Yulaf tanesi ilave edilmiş sıcak banyo suyu, bebeklerdeki pişik sorunlarını ve ciltteki dermatit ile iltihaplanmaları gideriyor. Bunun için 1 çay bardağı yulaf tanesi veya yulaf ununu 1 küçük tencere sıcak suya ilave edip karıştırın. Kaynatıp süzün ve sorunlu bölgeye uygulayın. Yulaf, sabunun yol açtığı cilt tahrişlerine ve ani hava değişimlerine maruz kalan cildi de koruyor. Bunun için sorunlu bölgeye yulaf lapası uygulayın.





    Diyabet ve karaciğer yorgunluğuna karşı
    Sağlık sorunları olanların özel diyetler uygulamaları gerekiyor. Özellikle tiroid bozukluğu ve kanda aşırı yağ birikmesi nedeniyle ortaya çıkan karaciğer yorgunluğu sözkonusu olduğunda diyet, yulaf ağırlıklı olmalı.
    Yulaf, şeker diyetinde de mutlaka yer alması gereken bir tahıl. Çünkü sodyum ve şeker açısından fakir. Pektin ve emicelluloz (bu madde vücuda giren şekeri yakalayarak konsantrasyonunu azaltıyor) sayesinde kan şekerini düşürüyor.





    Soğuktan çatlayan eller için
    Dış etkenlere birebir maruz kalan cilt ve ellere kış aylarında ekstra bakım uygulamakta yarar var. Soğuktan çatlayan ve kızaran ellerinize yulaf lapası sürün.1çay bardağı yulaf ununu 2 çay bardağı suda eriyinceye kadar karıştırıp hafif muhallebi kıvamına gelinceye kadar kısık ateşte pişirin. Soğuyunca cildinize sürüp 3-4 dakika bekletin ve ılık suyla durulayın. Elleriniz yumuşacık olacaktır. El kremi kullanmıyorsanız kış aylarında bu uygulamayı 3 günde bir yapmayı ihmal etmeyin.








    Uykusuzluğa karşı
    Ninelerimiz, rahat uyumak için yastıklarının içini yulaf tanesi ile doldururlarmış. Bugün ise 2 su bardağı yulaf tanesi veya
    yulaf unu ilave edilmiş sıcak banyolar, rahat ve sağlıklı bir uyku sağlıyor. Banyo suyuna dilerseniz eczane, doğal ürün satan mağaza ya da baharatçılardan satın alacağınız yulaf ekstresini de ilave edebilirsiniz.






    Epilasyondan sonra
    Epilasyon yaptıktan sonra cildinize yulaf içeren bir krem (veya yulaf lapası) sürün. Yulafın içeriğinde bulunan nişastanın nemlendirici etkisi cilde kadifemsi bir yumuşaklık sağlayacaktır. Yulaf, tüylerin daha geç ve güçsüz çıkmasını sağlıyor.






    Çabuk yağlanan saçlara
    Yulaf saçlara parlaklık verip güçlendiriyor. Eğer saçlarınız yağlı ise günde iki öğün yulaflı yiyecekler yiyin. Örneğin; kahvaltıda yulaflı müsli, ikindi de yulaflı muhallebi veya kurabiye yiyin. Saçlarınız için15 günlük yulaf kürü uygulayın. Yemek aralarında yulaflı çay için.


    İştahsız ve sık hastalanan çocuklar için
    Küçük yaramazlar günboyu aşırı enerji harcarlar ama genelde abur cubur ile karınlarını doyururlar. Anneler, özellikle okula giden çocuklarının nasıl beslendiklerini kontrol etmekte zorlanırlar. Besin değerleri çok yüksek olan yulaf, özellikle büyümekte olan enerjik yapılı ve sık hastalanan çocuklar için son derece önemli bir besin. Yulaf, büyüme hormonu olarak bilinen, 'auxina' hormonunun üretimine katkıda bulunuyor. Yulaf, içeriğindeki zengin aminoasitler (protein sentezi için çok gerekli olan maddeler) bitkisel proteinler ve nişasta sayesinde vücuda uzun süreli bir enerji sağlıyor ve vücudun tüm işlevlerinin mükemmel bir şekilde düzenlenmesine yardımcı oluyor. İçeriğindeki kalsiyum ve fosfor ile çocuklardaki kemik oluşumunu hızlandırarak kemik ve dişleri güçlendiriyor. Fosfor ayrıca yağ ve protein metabolizması için de gerekli.



#17.01.2006 12:38 2 0 0
  • orta yaşlardaki 1500 kişinin boy ve kilo orantısına bakmak suretiyle obez olup olmadıklarını ve sahip oldukları kilolarla ileri yaşlarında alzheimer ve zihinsel sorun yaşama risklerini ölçmeye çalıştı. Ortalama 21 yıllık takip sonrasında katılımcıların 61inin zihinsel sorun, 48inin ise Alzheimer hastalığıyla karşı karşıya kaldıklarını gözlemleyen araştırmacılar, yaşlılıkta zihinsel sorun ve Alzheimer hastalığının orta yaşlarında obez olanlarda daha yaygın olduğunu fark etti
#01.01.2006 18:37 2 0 0
  • Beslenme dünyasında şu aralar en çok tartışılan konulardan biri, akşamları karbonhidrat alımının doğru ya da yanlış olduğu konusu. de dahil, pek çok bilinen diyet programında, akşamları makarna ve patates gibi karbonhidratlardan uzak durup sadece protein alınması gerektiği belirtiliyor.

    İyi de aslında şişmanlamamıza neden olan şey yağlar değil mi? O zaman suçlu neden karbonhidratlar oluyor?
#31.12.2005 15:31 2 0 0
  • YILLARDIR UZAK DURDUĞU SANAT DÜNYASINA HIZLI BİR GİRİŞ YAPAN ÜNLÜ POPÇU, HAZİRAN AYINDA YENİ BİR DİZİ İLE EKRANLARDA OLACAK!..
    Bir zamanların Bebeto"su Burak Kut yıllarca uzak kaldığı sanat dünyasına hızlı bir giriş yaptı. Yeni bir dizi ile sevenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanan Burak Kut, oldukça heyecanlı.

    Yapımcılığını Ata Türkoğlu`nun üstlendiği AŞK KAPIYI ÇALINCA dizisi Star Tv ekranlarında yayınlanacak. Burak Kut, Aslı Yılmaz, Burak Davutoğlu, İpek Erdem başrolleri paylaştığı yapımda önceleri birbirlerinden nefret eden Duygu ile Murat";ın büyük aşk hikayesi, Ozan ve Ela"nın sevda uğruna engellerle amansız mücadelesi anlatılacak!..

    İzleyenlerin kalbinde kısa sürede taht kuracağı ve izlenme rekorları kıracağı düşünülen dizinin akıbeti ne olacak bakalım?
#24.05.2007 16:48 1 0 0
  • Trt 1 'in dizisi Baba Oluyorum'da Hakan Yılmaz, çocuk isteyen koca, Deniz Uğur idr çocuk degil kariyer diyen kadın rolünde.. Sitcom tarzı projenin yönetmeni ve aynı zamanda senaristi :Ertaş Uygun. Yapımcıgı ise Marmara Yapım üstleniyor.
    Dizi, deneyimli kadrosu, izleyenleri güldürürken düşündüren senaryosu ve ünlü oyuncu kadrosuyla dizi kısa sürede ilgi odağı olacak, TRTnin hafızalardan silinmeyen komedi klasikleri arasında başköşeye yerleşecek. Yapımcılığını Mahmut Özden, proje tasarımını ve yönetmenliğini Ertaş Uygunun üstlendiği, senaryosu Yaşar Araka ait olan Baba Oluyorumda televizyon dünyasının usta isimleri başrolleri paylaşıyor: Deniz Uğur, Hakan Yılmaz, Ferdi Akarnur, Evin Esen, Yıldırım Öcek, Kemal Kuruçay, Türkan Eryavuz, Hilmi Erdem, Nilgün Karababa, Levent Ünsal, Selma Özkanlı, Didem Gürüzümcü ve Özhan SargınBaba Oluyorum ayrıca, Türk sanat dünyasına iki minik yıldız da kazandıracak: Emel Gözübüyük ve İrem Gökhan
#19.03.2007 19:14 1 0 0
  • "Elif'in Günlüğü" hafta içi her gün 11:30, haftasonu (C.tesi)
    22:00'de TGRT-EU da...


    Elif, konservatuar sınavlarına hazırlanan, 17 yaşında bir genç kızdır. Hayatta yaşadığı belirsizlikler ve doğruyu bulma konusunda yaşadığı kararsızlıklar onu günlük tutmaya yönlendirir.

    Peki her zaman doğru kararı verebilecek mi ?

    İşte hikaye tam bu noktada başlar... Elif, kararsız kaldığı anlarda izleyiciden yardım alır. Acaba sınavına mı çalışsa yoksa birkaç gündür onunla arkadaşlık kurmaya çalışan Burak ile sinemaya mı gitse ?

    Hafta içi her gün izleyicinin interaktif katılımıyla ekrana gelecek dizinin, hafta sonunda finali yayınlanacak ve Elif için kararları izleyici belirleyecek!

    Oyuncuclar: Ceren Olcayto, Hazal Erdal, Fırat Güner, İzmir Selen Tenim, Ebru Ertan, Kerem Özşeker, Burak Talaslıoğlu
#15.03.2007 19:11 1 0 0
  • Konu: KARA DUVAK
    kara duvak çok yakında

    Kara Duvak Dizisi Web sitesi KaraDuvak dizisi 14 Mart Çarşamba show tv de başlıyor ... Hande Ataizi nini başrollerini oynadığı dizi urfa da çekiliyor
    Pastel Film Yaşar İrvül'le anlaşan Ataizi, tamamı Mardin'de geçen, cezaevi sahneleri Suriye ve Şam'da çekilecek olan dizide, güzel, zeki, güçlü, inatçı, öfkesi ile herkesi korkutan bir kahya kızını canlandıracak. Müftüoğlu Çiftliği'nin kahyası Halil Bey"in tek çocuğu Süreyya olarak kamera karşısına geçecek olan ünlü oyuncu, "Bu kez bambaşka bir Hande olarak karşınızda olacağım" dedi.
    Çekimler daha başlamamış. Bu hafta ya da bir sonra ki hafta başlıyormuş.
    Hande Arapça derslerine başlamış... Bazı bölümlerde arapça konuşacakmış...
#13.03.2007 13:21 1 0 0
  • Konu: hayat kavgam
    noimage

    noimage

    İnsanlık tarihinin ilk kavgası; Mutlu sondan sonrası için; Hayat Kavgam
    İnsanoğlunun Adem ve Havvadan bu yana çözemediği kadın erkek bilmecesini her bölümünde yeniden soracak olan Hayat Kavgam, kadınları ve erkekleri kendi gerçekleriyle güldürecek, düşündürecek. Hayat Kavgam, ilişkileri, evlilikleri, masalların bittiği yerden, mutlu sondan devam ettiren bir dizi olarak, çözülmez zannedilen sorunlar hakkında yüreklere su serpecek. Dizi, ilk beş dakikada yaşanan kavganın, bölüm boyunca kadın ve erkek bakış açısıyla ayrı ayrı değerlendirilmesini konu ediyor.

    SHOW TV'de
#08.03.2007 17:06 1 0 0
  • Ayrılık dizisi 15 Mart'ta Show TV de

    Ayrılık dizisi 15 Mart'ta Show TV ekranlarında Pana Filmin Türk genciyle Ermeni gencin aşkını anlatan Ayrılık adlı dizi 15 Martta Show tv de başlayacak.

    Bir sevda hikayesi...
    1970;lerin Türkiye;sinde Ermeni kızı Maria ile Türk genci Yunus arasında yaşanan sevda, Erivan-Los Angeles hattında bir hasret hikayesine dönüşür. Ayrılıkla geçen yıllar, Asala cinayetlerinin de işlendiği, Ermeni diasporası ile Türkiye arasındaki gerilimin en sıcak zamanlarıdır. Diasporanın beyin takımı tarafından büyütülen Yunus ve Maria;nın kızı Aslı, yıllar sonra geçmişini ve ;aslı;nı aramak için geldiği İstanbul;da babasından önce Kerem;ini bulacaktır. Ayrılık, hem ayrı düşülmüş sevdaların, hem de aynı topraklarda aynı türkülerle büyüyüp, ayrı düşürülmüş iki halkın hikayesi

#08.03.2007 16:57 1 0 0
  • Düş Yakamdan her Salı 18:45'te FOX'da

    Oyuncular : Şafak Sezer, Bülent Polat, Günay Karaca.

    Reklam dünyasının şeytan tüylü delikanlısı Ozi, İstanbul'un taşını toprağını kendi elleriyle altına çevirmiş, iş hayatında başarıyı yakalamıştır. Evi, arabası, pek çok dostu ve etrafındaki sayısız güzel kadınla gününü gün etmektedir.

    Sülo'nun ise İstanbul'un ne taşında ne de altının da gözü vardır. Ne var ki ağa kızının düğününde ortalığı birbirine katınca pılıyı pırtıyı toplayıp, İstanbul'a yola çıkar. Elinde eski bir fotoğrafta, adının Sabahattin olduğunu bildiği süt kardeşini arar ve bulur.

    İki zır karakter Ozi'yle Sülo, birlikte yaşamak zorunda kalırlar. Ve Sülo, Ozi'yi hiç te istenmedik durumlara sokar.
#03.03.2007 15:55 1 0 0
  • Konu: Tutsak
    Oyuncular:
    Hülya Darcan, Ezo Sunal, Uğur Polat, Demir Karahan, Kaan Urgancıoğlu, Güzin Özyağcılar, Emre Karayel, Savaş Karakaş, Mihriban Er, Bilge Şen, Gürkan Demir

    Begüm Akınhan, biricik kızı Elif ve kocası Kemal Akınhan'ı bir trafik kazasında kaybetmiş, bu acı kazadan sonra kocasının ortak olduğu ilaç ve kimya şirketinden uzaklaşıp, kendini kurduğu vakfın çalışmalarına adamıştır.

    Bu sırada, diğer ortak Fehmi Erçelik, FEKA Şirketler Grubu'nu hızla geliştirmiş, bir holding haline getirmiştir. Begüm Akınhan işlerini avukat Serhat aracılığıyla yürütür. Fehmi Erçelik ise işleri hırslı ve başarılı oğlu Mehmet'e devretmiştir.

    Begüm Akınhan bir gün beklenmedik bir telefon alır. Arayan kişi, Begüm'e kızının yaşadığını ve kendi tutsağı olduğunu söyler. Bu kişi, aslında Fehmi Erçelik'in seneler önce Kemal Akınhan'ı öldürmesi için tuttuğu kiralık katil Adil'den başkası değildir. Adil yedi yıl boyunca Elif'i tutsak, kendini de gardiyan kılmıştır. Ancak yaptığı şantaja boyun eğmeyen Fehmi'ye karşı Begüm Akınhan'ı arar. Kızına karşılık 1 milyon dolar ister. Begüm Akınhan bu parayı temin etmek için holdingle temasa geçince Fehmi Erçelik şüphelenir.

    Mehmet tüm olanları öğrenip Begüm'e yardım etmek üzere peşinden geldiğinde, artık çok geçtir. Mehmet'in Begüm'den duyduğu şu sözler onu dehşete düşürür.

    Kızım elinde, kızımı bul

    Soluk soluğa izleyeceğiniz Tutsak Her Çarşamba 20:30'da FOX'da
#03.03.2007 15:52 1 0 0