Şulesi şem-i canın sığmaz oldu fanusa*;
aşıkların maşuku, pişmişlerin Taptuk'u
'Kilitlerin çözüldü derviş bir şiir oku! '
diyecek mi bu gece içimdeki Yunus'a?
Aradan kalksa zahîr - kalem, kâğıt ve satır-
serpilir gibi şebnem semâvattan -Elif, Lâm-
ezberimden dökülse leblerimden saf anlam
açılayazsa kat kat gülizar gibi sadır.
Velâkin ipim gibi ilmeğim değil kavi;
bir hamalken dergâha çalı çırpı taşıyan
nasıl olam Ebâbil kuşlarına aşiyan,
zebun eder omzumu böyle bir ağır davi.
Beklenen bir çakra mı, zil sesi mi, 'İkra' mı?
Şulesi şem-i canın sığmaz oldu fanusa;
inecek mi bu gece içimdeki Yunus'a
sonsuz bir his halinde meleklerin ikramı?
Halat, kazıktan sıyrıldı;
duyan sadece bir küçük balık...
Tekne, kıyıdan ayrıldı,
kimsecikler fark etmedi kamptan,
ne çılgın kalabalık,
ne sarhoş Kaptan,
ne mürettebat...
Daha önce, pruvada,
yaptığımız provada
geliştirdiğimiz uydurma oyun,
doğaçlama şakalar,
hakikat oldu bak; kayıyoruz üstünden suyun.
Bizi artık kim yakalar?
İlahi, cinli meşrubat!
Hangimiz ilk el attık acaba?
Benim ne kadar aklımdaysa palamar,
senin de aklındaydı o kadar
o mıh gibi çakılı baba.
Belki bulaşmadık biz cürüme:
Sebep, rutubet ve ilerleyen çürüme;
ipek iplik gibi koparıvemiştir imbat.
Pusula bir albatros, kılavuz ise yunus
bu gece Ay halojen, yıldızlar halüsinojen
o koy senin, bu koy benim
bu gece mürekkep bir okyanus
mürekkep rujun, ojen
başıma gelen oy benim
kayboluyor zaman, mekan ve ebat.
Can vereceğiz koptuysa halat
sonunda, ya yedi denizlerin katili
bir korsanın kancasında
ya da azgın dalgalarda bir tahta paçasında.
Bu gece, hatırladığın romanlardan iki satır anlat;
tercihim İki Sene Mektep Tatili
yahut Denizci Simbad.
Her rüzgara evet, her güzergaha kabul,
her rican bence emir.
Bu gece haritalardan daha ılıman
daha destansı bir Hindistan bul
ve sabah alalım demir
dolaşalım liman liman,
Macera-abad, Ölüm-abad.
Etrafın nasıl da kalabalık;
Ne çok kişi var hayatında,
Çoğunluğu sadece birer sayıdan ibaret, değil mi?
Ve çoğu zaman o sayılarla hiç karşılaşmazsın...
Bir borç alacak ilişkisi gibi,
Alacak verecek yoksa
Dağınık bir uzaklıkta olur kimi
Varlığı da yokluğu da hiç sezilmez …
Bir matematik sorusu gibi ansızın çıkar kimi karşına,
Kimi ya sıfırdır yer yutar;
Eklesen işe yaramaz
Çıkarsan hiç anlamı olmaz,
Ya hiçtir ya hiç eder adamı…
Kimisi tektir; bir gibidir
Yanına gelince bir kale gibi dayanırsın acılara
Arkandan gelirse sırtını yaslarsın,
Önünden gitse yol olur sana…
Yani hayatındakilerin çoğu bir yığın sayıdan ibarettir aslında
Ama seni sen eden;
Ya sıfırdır
Ya da bir…
Kadınları severim
Tarlada, pamukta
Ayazda, çamurda
Fabrikada, mahpusta
Evde, sokakta…
Yatakta, bir mermi ucunda
Bir bıçak sırtında onlar
Kadınlar; kadınlarımız, analarımız
Kızlarımız ve bacılarımız
Doğan da doğuran da kadınlar
Kadınlarımız…
Kadınları severim;
Toprak gibidir onlar
Şiir gibi kokarlar
Gökyüzü gibi mavidir onlar...
Ve kadınlar vardır sevdiğim;
Su, hava, ateş, çelik, taş, inci
Ve toprak gibidir onlar
Koynunda yavrusu gibi
Özgürlüğünü koruyan kadınlar...
Ve kadınlar vardır sevdiğim;
Yaprak, mevsim, gök, bulutlar
Günler, aylar
Acılar ve kavgalar yoğururlar
Koynunda yavrusu gibi
Özgürlüğünü koruyan kadınlar...
Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi
Neydi çekip kendine, beni bağlayan
Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan
Elleri ta içimde o dev miydi
Etime bir alev değmişçesine
Nasıl da yakardı öptüğü zaman
Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan
Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine
Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı
Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe
Hani, o var olmalarımız öpüştükçe
O delice sürdürmeler yaşantımızı
Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka
Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek
Kudurmuş arzularla zamanı yenmek
Ve en kuytularda buluşmak korka korka
Kimi gün utanmak otlardan, çimenlerden
Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara
Varmak için o sevgiyle açılmış kollara
Apansız düşmek yükseklerden bir yerden
Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de
Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık
Avunmak... Kırık dökük anılarla artık
Kimbilir? o geceler yaşanmadı belki de
Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.
Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez..!!!