dosdoğru

dosdoğru

Üye
20.01.2010
Er
435
Hakkında

  • rüştükam kardeşim

    olur kardeşim.İnşallah bunuda daha açk anlamak için ilave edebiliriz.

    Allah c.c senden ve ümmetten razı olsun
#26.11.2010 18:31 0 0 0
  • bu yeni bir şey değildir.camilerde ben kendimden biliyorum 50 yıldır yapılıyor.ama verilen islam dini ile laik-demokratik-kapitalizm dini karıştırılarak verliyor.sıkıntının kaynağı budur.

    bir müslüman , kimin olursa olsun heykellere putlara saygı göstermenin islam dininden çıkmak olduğunu bilir.

    müftü efendi başına asarsa ya da cami derneğine asılırsa bu din adamları insanlara islam dinini nasıl anlatacak.çünkü kendileri anlamamıştır.peygamber efendimiz ve bütün peygamberler islam dinini tebliğe öğretmeye heykelleri-putlerı onları atarak başlamıştır.

    bunlar tam zıttını yaptıkları için islam ve ümmet bu duruma düşürülmüştür.

    bence yapılan islam dinini yanlış öğrenilmesini sağlamaktır.laik-demokratik-kapitalizm dininin yıklmasına engel olmaktır.insanlar artık doğru dinin camilerde ve mevcut teşkilatla öğretilmediğine inanıyor.

    inşallah doğru islam dinini bilenlerden oluruz.
#25.11.2010 04:23 0 0 0
  • Konu: tapma konusu
    sevgili kardeşlerim

    1-bir heykele selam vermek saygı göstermekAllah c.c ye göre o heykele tapmaktır.

    zümersüresi 3. ayet:
    - İyi bil ki, halis din yalnız Allah'ındır. O'ndan başka dostlar edinerek, "Onlar bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye saygı gösteriyoruz " derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde hüküm verecektir. Allah, yalancı, inkârcı insanı doğru yola iletmez.


    2-Allah c.c nin kanunlarını beğenmeyip hevese göre kanun yapmak ilahlık taslamaktır.kendisini ilah ilan etmektir.

    yusuf sresi 40. ayet:

    - "Allah'ı bir yana bırakarak taptığınız düzmece ilahlar, ya sizin ya da atalarınızın taktığı birtakım boş, içeriksiz adlardan başka bir şey değildirler. Allah onlara hiçbir güç vermiş değildir. Egemenlik sadece Allah'ın tekelindedir. O yalnız kendisine kulluk sunmanızı emretmiştir. Dosdoğru din, işte budur. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyor."



    3-Kanun yapanları seçmek rab seçmektir.çünkü bu rabler senin uygulaman için kanun yaparlar. sende o kanunlara karşı gelmekten korkarsın ,bu rablere karşı gelmezsin.ya da başka rabler seçersin.

    yusufsüresi 39.ayet:

    - "Ey hapishane arkadaşlarım, çok sayıda ilaha inanmak mı, yoksa ezici iradeli tek Allah'a inanmak mı daha iyidir?"



    4-sadece Allah c.c yi rab kabül edenler kanun yapan rableri seçmezler.

    yani müslümanların rabbi birdir , ilahı birdir.bu da Allah c.c dir.

    yusufsüresi40.ayet:

    "Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir. O'ndan başkasına değil yalnız kendisine ibadet etmenizi emretmiştir. Dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmez."



    5-büyük rab olarak kabül edilenin ilke ve inkilaplarına şeref ve namus sözü verenler küçük rab olarakta kendileri seçmenine söz verirler.

    5.1-Yusuf süresi 67.ayet:

    Hüküm yalnız Allah'a aittir. O'na güvendim. Güvenenler de O'na güvensin."

    5.2-Şura 10 ayet:

    "İhtilafa düştüğünüz her şeyin hükmünü Allah'tan alın.."

    5.3-Mü'min 12ayet.:

    Yalnız Allah'ın hükmüne çağrıldığınız zaman kabul etmiyorsunuz. Fakat (bununla birlikte, şirk unsuru olan) başka hükümler söz konusu olunca kabul ediyorsunuz. Oysa, hüküm yalnız her şeye gücü yeten Allah'a aittir."

    5.4-Kasas 70ayet:

    "Dün yada ve ahirette hamd Allah'adır. Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz."

    5.5-Kasas 88 ayey:

    Allah'dan başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur. O'na döndürüleceksiniz."

    5.6-Maide 50ayet:

    "(Hak onlara apaçık geldikten sonra) Onlar cahiliyyenin hükmünü (Allah'ın hükmünden başka bir hüküm) mü istiyorlar? İnanmış bir topluluk için Allah'dan daha iyi hüküm veren kim vardır?"

    5.7-En'am 114:

    "Size apaçık (her şeyi açıklayan) kitabı indiren Allah'ın hükmünden başka bir hüküm kabul eder miyim?"

    5.8-Kehf 26ayet:

    "Allah hüküm koymada kendine ortak kabul etmez."
#20.11.2010 20:02 0 0 0
  • 1- Allah c.c den başka kanun yapan kabul etmek.kanun yapan seçmek veya seçilmek.kaynak:hüküm koymak,bu hükümler için kanun yapmak sadece Allah c.c ye ait olduğunu açıklayan ayetler.

    2-Tağutu reddetmemek.aksine tağuta göre amel etmek.hem tağutu hemde Allah c.c yi de kabul etmek.şirk koşmak.kaynak :Tağutla ilgiii ayetler.

    3-islam devleti dışındaki bir devleti kabul etmek.Laik-demokratik devleti kabul edip desteklemek gibi.sapmışların yolunu kabul etmek.
    sapmışların devletini kabul etmek.kaynak : fatiha süresi-neml süresi

    4-heykellere saygı göstermek.çelenk koymak.selam vermek.

    Kaynak:ilgili ayetler ve tüm peygamberlerin heykelleri büstleri kırmaları.

    5-peygamberimizi son peygamber kabul etmemek.başka peygamber geleceğini kabul etmek.gelecek peygamberin peygamberlik rütbesini sökmek atmak peyganber olarak gelmiyecek görüşünü savunmak.
    Kaynak:imanın şarlarından olan peygamberlere iman etmeyi bozmak , peygamberin rütbesini atarak sıra bir kula çevirmek.

    6- Allah c.c nin islam dini-düzeni-rejimi-sistemi ile birlikte başka bir din olan Laik-demokratik-kapitalizm-dini-düzeni-rejimi-sistemi kabul etmek.kaynak:sizin için islam dinini seçtim diyen Allah c.c nin ayeti.

    7-Allah c.c dışında; insanların ilke ve inkilaplarına bağlı olunacağına dair namus ve şeref sözü vermek. veya veren milletvekili seçmek.

    Kaynak:şeref ve namusunuzu putların yanında mı arıyorsunuz ayeti.

    8-peygamberimiz Hz. muhammed sav. dışında insanlardan lider kabul etmek.demokratisin yolunda olduğunu söyleyip aynı zamanda islam için çalıştığını söylemek.

    9-insanları rabıta edip putlaştırmak.Allah c.c den başka insanları
    şefaat verici kabul etmek.

    kaynak:şefaat Allah c.c dendir ayeti.

    10-imanın şartları olan Allah c.c ye,meleklere,kitaplarına,peygamberlerine,hayır ve şerrin imtihan amacıyla Allah c.c den olduğuna,mahşer gününe iman ettiğimizi söylüyoruz.

    ancak münafıkların tuzağına düşen kardeşlerimiz için yukarıdaki maddeleri inş açıklamak ihtiyacını duydum.

    Allah c.c yar ve yardımcımız olsun
#20.11.2010 19:57 0 0 0
  • Laik –demokratik dinin ibadetleri


    1-heykellere ,büstlere kısaca putlara yapılan ibadetler:

    1.1- bir dakika hareketsiz kıyamda durmak.

    1.2- canlı çiçekli veya kuru çiçekli , resim çizili çelenk koymak.

    1.3-çelenk en az iki kişi tarafından taşınır.

    1.4-her kurum ve kuruluşun çelenkleri ayrı olup üzerinde adı yazılmıştır.

    1.5-kurum ve kuruluşun başı müdür,genel müdür ,bakan çelenki taşyanlarla birlikte taşıyormuş gibi çelenki putun yanına ayrılmış yere yerleştirir.
    1.6- hızlıca çelenkin karşısına geçerek puta selam verilir.

    1.7-selam ibadetten çıkıldığını gösterir.

    1.8-putun yanında çelenk ibadet bayramı bitinceye kadar kalır.

    1.9-çelenk gelecek ibadet için kurumlarca korumaya alınır.

    2- fazla sayıda insan katılımları merasim törenlerinde,milli spor karşılaşmalarında , okullarda haftalık açılış ve kapanışlarda yukarıdaki ibadetlere ilave olarak ayrıca puta marş okunur.

    3-ibadet yerinde bayrak olmasına özen gösterilir.bayrak keyfe göre önceden veya ibadet esnasında direğe çekilir.

    4-bazı heykellerin veya büstlerin kısaca putların yanında folklor gösterileri de yapıldığı,yemek dağıtıldığı da yapılan ibadetler arasındadır. Bu çeşit ibadet değişik ibadetler kanuni sultan süleyman putunda yapılmaktadır.

    5-seçilmişlerin ilke ve inkilaplara namus ve şeref sözü ile seçenleri temsilen de umumi yani genel bir ibadeti de saymalıyız.


    Müslümanlar islam dinine göre bu ibadetleri asla yapmaz.yaparsa Allah c.c ye orak koşmuş olur.adı müslüman değil müşrik olur.

    Allah c.c nin islam dinine göre verdiği ibadetleri yapanlardan olup bu ibadetleri atanlardan olalım.

    Allah c.c yar ve yardımcımız olsun.


#18.11.2010 22:58 0 0 0
  • inşallah bu ayetlerden yararlanıp kurban bayramı vesilesiyle heykellere kıyamda duranlar,heykellere selam duranlar,heykellere putlaraçelenk koyanlar ,bu heykellere namus ve şeref sözüverenler ve de bunları destekleyenler , bunları oyları ile seçenler tevbe edip sadece islam dinine ve sadece Allah c.c ye kıyamda dururlar.

    iki dinller bilerekveya bilmeden çok ilahlılar tevbe edip sadece Allah c.c yi ilah kabül edip sahte ilahları atanlardan olur.

    inşallah hz. İbrahim , hz.Muhammed sav. ve diğer peygamberler gibi önce putları kalbimizde ,beynimizde tüm organlarımızla kırıp

    sonrada etrafımız dakileri kırmaknasip olur.

    peygamber efendimizgibi birlik olup güçlenince putlar heryerde aynı anda kırılır.

    Allah c.c yar ve yardımcımız olsun.
#17.11.2010 18:22 0 0 0
  • KURBAN İLE İLGİLİ AYETLER

    Bakara süresi-196.ayet

    - Hac ve umreyi de Allah için tamam yapın. Eğer bunlardan alıkonursanız, o zaman kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Bununla beraber bu kurban, kesileceği yere varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olana veya başından bir rahatsızlığı bulunana tıraş için oruç veya sadaka yahut da kurbandan ibaret bir fidye gerekir. Engellemeden kurtulduğunuz zaman da her kim hacca kadar umre ile sevab kazanmak isterse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutması lazım gelir. Bu hüküm, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah'ın azabı gerçekten çok şiddetlidir.

    Al-i İmran-183.ayet

    "Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu." diyenlere de ki: "Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onları niçin öldürdünüz?"

    Maide süresi-2.ayet

    Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir

    Maide süresi-27.ayet –

    Onlara Âdem'in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):" Seni öldüreceğim" demişti. Diğeri ise şöyle demişti: "Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder".

    Maide süresi-95.ayet

    Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidir.

    Maide süresi-97.ayet

    Allah, Kâbe'yi, o Beyt-i haram'ı, haram ayı, kurbanı ve (kurbanlardaki) gerdanlıkları insanlar için bir nizam kıldı. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah'ın herşeyi hakkıyle bilici olduğunu sizin de bilmeniz içindir.
    Saffat süresi :

    83- İbrahim de Nuh'un milletindendi. ·
    84- Çünkü tertemiz bir kalp ile Rabb'ine gelmişti. ·
    85- Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti. ·
    86- Allah'dan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz? ·
    87- Alemlerin Rabb'i hakkındaki düşünceniz, zannınız nedir?
    88- İbrahim yıldızlara bir baktı. ·
    89- "Ben hastayım " dedi. ·
    90- Bunun üzerine onun yanından kaçtılar. ·
    91- İbrahim de; gizlice onların tanrılarına sokuldu. "Size sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz?"
    92- "Neyiniz var konuşamıyor musunuz?" dedi. ·
    93- Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle putlara kuvvetli bir darbe indirdi.
    94- Bunun üzerine puta tapanlar koşarak İbrahim'in yanına geldiler.
    95- İbrahim onlara "Elinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"
    96- "Oysa sizi de, yaptığınız bu şeyleri de Allah yaratmıştır" dedi.
    97- Puta tapanlar: "Onun için bir bina yapın da onu ateşe atın" dediler.
    98- İbrahim'e bir tuzak kurmak istediler, biz de onların tuzaklarını boşa çıkardık, onları alçalttık.
    99- İbrahim dedi ki: "Ben Rabb'ime gidiyorum, O beni doğru yola iletecek. "
    100- Rabb'im bana iyilerden olacak bir çocuk ver.
    101- Biz ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjde/edik.
    102- Çocuk onun yanında koşma yaşına gelince ona; "Yavrum! Ben uykuda iken seni kestiğimi görüyorum, bir düşün ne dersin? Çocuk; "Babacığım sana emredileni yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın " dedi.
    103- İkisi de Allah'a teslimiyet gösterip babası, oğlunu alnı üzerine yere yatırınca.
    104- Biz ona "Ey İbrahim " diye seslendik. ·
    105- Sen rüyayı doğruladın; biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız. ·
    106- Gerçekten bu apaçık bir imtihan idi. ·
    107- Ona fidye olarak büyük bir kurban verdik.
    108- Sonra gelenler arasında ona iyi bir ün bıraktık. ·
    109- "İbrahim'e selâm olsun. " ·
    110- İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız. ·
    111- Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı.


    Kevser süresi:


    1- Ey muhammed! Doğrusu biz sana pek çok nimet vermişizdir.
    2- Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.
#17.11.2010 18:19 0 0 0
#15.11.2010 04:26 0 0 0
#12.11.2010 06:52 0 0 0
  • a-yan

    evet seyfen 145 yazıldı.144 yazılmalıydı.uyarın için teşekkür ederim.düzeltiyorum.

    ancak manasında bir ayrılık yoktur.hz. İsa peygamberimiz de

    öldü.diğer peygamberlerde.son peygamber hz. Muhammed sav. dir.

    bu ayetle verildi.

    nisa 159. ayette. hz. isa mahşerde hiristiyanların alehine şahid olacaktır.

    bu ayet bize açık olarak mahşerden önce dünyaya gelip hiristiyanları islama çevireceği itikatını ortadan kaldırıyor.

    ayet açıktır.ayetin başındaki ölüm anı fravunun ölüm anında hz. musa ya inandığını söylemesi ile aynıdır.bunu ayetin sonunda verilen hiristiyanların alehine şahidlik yapacağından anlıyoruz.

    inşallah itikatımızı uydurma menkıbelerden değil Kur'an ve sünnetten alalım.

    veda hutbesinde hz. Muhammed sav. efendimiz bize Kur'an ve sünneti bıraktı.

    hz. isa gelecek diye bir ifadesi yoktur.

    inşallah anlayanlardan oluruz.

    Allah c.c yar ve yardımcımız olsun
#12.11.2010 06:43 0 0 0
#12.11.2010 06:32 0 0 0
  • CİHAD AYETLERİ

    1-(2-BAKARA/218) :

    Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    2-(3-AL-İ İMRAN/142):



    Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

    3-(4-NİSA/95):

    Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

    4-(5-MAİDE/35):

    Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.


    5-(5-MAİDE/54):

    Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisine sevdiği mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise 'güçlü ve onurlu,' Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.

    6-(8-ENFAL/72):

    Gerçek şu ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar, sizin onlara hiç bir şeyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak, sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah, yaptıklarınızı görendir.
    7-(8-ENFAL/74):


    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler, işte gerçek mü'min olanlar bunlardır. Onlar için bir bağışlanma ve üstün bir rızık vardır.

    8-(8-ENFAL/75);

    Bundan sonra iman edip hicret edenler ve sizinle birlikte cihad edenler, işte onlar sizdendir. Akrabalar (mirasta) Allah'ın Kitabına göre, birbirlerine (mirasta) önceliklidir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.

    9-(9-TEVBE/16):

    Yoksa siz, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan ve Resûlü'nden ve mü'minlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    10-(9-TEVBE/19):

    Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.


    11-(9-TEVBE/20):

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır.

    12-(9-TEVBE/24):


    De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü'nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez.

    13-(9-TEVBE/41):

    Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.


    14-(9-TEVBE/44):


    Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir.

    15-(9-TEVBE/73):

    Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o!..

    16-(9-TEVBE/81):

    Allah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı.

    17-(9-TEVBE/86):


    "Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çıkın" diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.

    18-(9-TEVBE/88):


    Ama Resul ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler; işte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler onlardır.

    19-(16-NAHL/110):

    Sonra gerçekten Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından cihad edip sabredenlerin (destekçisidir). Şüphesiz senin Rabbin, bundan sonra da gerçekten bağışlayandır, esirgeyendir.

    20-(22-HAC/78):

    Allah adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı.

    21-(25-FURKAN/52):

    Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver.

    22-(29-ANKEBUT/6):

    Kim cihad ederse, yalnızca kendi nefsi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir.

    23-(29-ANKEBUT/69):

    Bizim uğrumuzda cihad edenlere, şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçeten Allah, ihsan edenlerle beraberdir.

    24-(49-HUCURAT/15):

    Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiç bir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir.

    25-(60-MÜMTEHİNE/1):


    Ey iman edenler, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler edinmeyin. Siz onlara karşı sevgi yöneltiyorsunuz; oysa onlar haktan size geleni inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah'a inanmanızdan dolayı elçiyi de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp-çıkarmışlardır. Eğer siz, Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız (nasıl) onlara karşı hâlâ sevgi gizliyorsunuz? Ben, sizin gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı bilirim. Kim sizden bunu yaparsa, artık o, elbette yolun ortasından şaşırıp-sapmış olur.


    26-(61-SAFF/11):

    Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edersiniz, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Bu, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz.

    27-(66-TAHRİM/9):

    Ey Peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı 'sert ve caydırıcı' davran. Onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o.


    28-(2-BAKARA/177):


    Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.

    29-(2-BAKARA/190):

    Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez.

    30-(2-BAKARA/191):

    Onları, bulduğunuz yerde öldürün ve sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, öldürmekten beterdir. Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Kafirlerin cezası işte böyledir.

    31-(2-BAKARA/192):

    Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir.


    32-(2-BAKARA/193):

    (Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur.

    33-(2-BAKARA/216)

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.

    34-(2-BAKARA/217)

    Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah katında, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır). Fitne, katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır.

    35-(2-BAKARA/244):

    Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah işitendir, bilendir.


    36-(2-BAKARA/246):

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi, O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.)" demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı (öngörüldüğü) zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.

    37-(2-BAKARA/250):

    Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et."

    38-(2-BAKARA/279):

    Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz.

    39-(3-AL-İ İMRAN/111):

    Onlar size ezadan başka kesinlikle bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşırlarsa size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.

    40-(3-AL-İ İMRAN/121):

    Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir.

    41-(3-AL-İ İMRAN/146):

    Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever.

    42-(3-AL-İ İMRAN/156)

    Ey iman edenler, inkâr edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: "Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir.


    43-(3-AL-İ İMRAN/167)

    Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde, "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir.

    44-(4-NİSA/71):

    Ey iman edenler, (düşmanlarınıza karşı) tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın.

    45-(4-NİSA/74):

    Öyleyse, dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaşsınlar; kim Allah yolunda savaşırken, öldürülür ya da galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz.

    46-(4-NİSA/75)

    Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?

    47-(4-NİSA/76):

    İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.

    48-(4-NİSA/77):

    Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksİnız."

    49-(4-NİSA/84):

    Artık sen Allah yolunda savaş, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur.

    50-(4-NİSA/90):



    Ancak sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavime sığınanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savaşmak (istemeyip bun)dan göğüslerini sıkıntı basıp size gelenler (dokunulmazdır.) Allah dileseydi, onları üstünüze saldırtır, böylece sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaşmaz ve barış (şartların)ı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhinde bir yol kılmamıştır.

    51-(4-NİSA/94):

    Ey iman edenler, Allah yolunda adım attığınız (savaşa çıktığınız) zaman gerekli araştırmayı yapın ve size (İslam geleneğine göre) selam verene, dünya hayatının geçiciliğine istekli çıkarak: "Sen mü'min değilsin" demeyin. Asıl çok ganimet, Allah katındadır, bundan önce siz de böyle idiniz; Allah size lütufta bulundu. Öyleyse iyice açıklık kazandırın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.


    52-(4-NİSA/101):

    Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.

    53-(5-MAİDE/24):

    Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burda duracağız."

    54-(5-MAİDE/33):

    Allah'a ve Resûlü'ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.

    55-(5-MAİDE/64):

    Yahudiler: "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Onların elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır; O'nun iki eli açıktır, nasıl dilerse infak eder. Andolsun, Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun taşkınlıklarını ve inkârlarını arttıracaktır. Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.

    56- (8-ENFAL/1):

    Sana savaş-ganimetlerini sorarlar. De ki: "Ganimetler Allah'ın ve Resûlündür. Buna göre, eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin."

    57-(8-ENFAL/5)

    Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında mü'minlerden bir grup isteksizdi.

    58-(8-ENFAL/15):

    Ey iman edenler, toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman, onlara arka çevirmeyin (savaştan kaçmayın).

    60-(8-ENFAL/16):

    Kim onlara böyle bir günde -yine savaşmak için bir yana çekilen ya da bir başka bölüğe katılmak için yer tutanın dışında- arkasını çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o.


    61-(8-ENFAL/39):

    Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa, şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir.

    62-(8-ENFAL/57):


    Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar.

    63-(8-ENFAL/65):


    Ey Peygamber, mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur.

    64-(9-TEVBE/13)

    Yeminlerini bozan, elçiyi (yurdundan) sürmeye çabalayan ve sizinle ilk defa (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır.

    65-(9-TEVBE/29):

    Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resûlü'nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın.

    66-(9-TEVBE/36):

    Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşmayın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.

    67-(9-TEVBE/38):

    Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır.

    68-(9-TEVBE/39):

    Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız, O sizi pek acı bir azabla azablandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir. Siz O'na hiç bir şeyle zarar veremezsiniz. Allah, her şeye güç yetirendir.

    69-(9-TEVBE/41):

    Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

    70-(9-TEVBE/42):

    Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.

    71-(9-TEVBE/46):

    Eğer (savaşa) çıkmak isteselerdi, herhalde ona bir hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, (savaşa) gönderilmelerini çirkin gördü de ayaklarını doladı ve; "(Onlara) Siz de oturanlarla birlikte oturun" denildi.

    72-(9-TEVBE/81):

    Allah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı.

    73-(9-TEVBE/83):

    Bundan böyle, Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de, (yine savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Kesin olarak benimle hiç bir zaman (savaşa) çıkamazsınız ve kesin olarak benimle bir düşmana karşı savaşamazsınız. Çünkü siz oturmayı ilk defa hoş gördünüz; öyleyse geride kalanlarla birlikte oturun."

    74-(9-TEVBE/87):

    (Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalbleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp-anlamazlar.

    75-(9-TEVBE/92):

    Bir de (savaşa katılabilecekleri bir bineğe) bindirmen için sana her gelişlerinde "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin ve infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk) yoktur.

    76-(9-TEVBE/93):

    Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler.
    77-(9-TEVBE/107):


    Zarar vermek, inkârı (pekiştirmek), mü'minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve: "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin edenler (var ya,) Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir.

    78-(9-TEVBE/111):

    Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.

    79-(9-TEVBE/118):

    (Savaştan) Geri bırakılan üç (kişiyi) de (bağışladı). Öyle ki, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti, nefisleri de kendilerine dar (sıkıntılı) gelmişti ve O'nun dışında (yine) Allah'tan başka bir sığınacak olmadığını iyice anladılar. Sonra tevbe etsinler diye onların tevbesini kabul etti. Şüphesiz Allah, (yalnızca) O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.

    80-(9-TEVBE/123):

    Ey iman edenler, inkâr edenlerden size en yakın olanlarla savaşın; sizde 'bir güç ve caydırıcılık' görsünler. Ve bilin ki gerçekten Allah takva sahipleriyle beraberdir.

    81-(16-NAHL/81):


    Allah, sizin için yarattığı şeylerden gölgeler kıldı. Dağlarda da sizin için barınaklar-siperler kıldı, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, sizi savaşınızda (zorluklara karşı) koruyacak giyimlikler de var etti. İşte O, üzerinizdeki nimetini böyle tamamlamaktadır, umulur ki teslim olursunuz.

    82-(21-ENBİYA/80):

    Ve sizin için ona, zorlu-savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim-sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz?

    83-(22-HAC/39):

    Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir.

    84-(24-NUR/53):

    Yeminlerinin olanca gücüyle Allah'a and içtiler; eğer sen onlara emredersen (savaşa) çıkacaklar diye. De ki: "And içmeyin, bu bilinen (örf üzere) bir itaattır. Allah, yaptıklarınızdan haberdârdır."

    85-(27-NEML/33):

    Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savaşçılarız. İş konusunda karar senindir, artık sen bak, neyi emredersen (biz uygularız).

    86-(33-AHZAB/18):

    Gerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilir. Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.

    87-(33-AHZAB/20):

    Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (askeri) birlikler gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden arzu ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.

    88- (33-AHZAB/25)

    Allah, inkâr edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiç bir hayra varamadılar. Savaşta Allah (yardımcı ve zafer nasib edici olarak) mü'minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve galib olandır.

    89-(33-AHZAB/50):

    Ey Peygamber, gerçekten biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiç bir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    90-(47-MUHAMMED/4):

    Öyleyse, inkâr edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları 'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı, elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş,) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah,) amellerini giderip-boşa çıkarmaz.

    91-(47-MUHAMMED/20)

    İman edenler, derler ki: "(Savaş izni için) Bir sûre indirilmeli değil miydi?" Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):

    92-(48-FETİH/15):

    (Savaştan) Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi bırakın da sizi izleyelim." Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu." Bunun üzerine: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir.

    93-(48-FETİH/16):

    Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: "Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azab ile azablandırır."

    94-(48-FETİH/22):

    Kafir olanlar, sizinle savaşmış olsalardı, arkalarını dönüp kaçarlardı; sonra, ne bir veli (koruyucu dost), ne bir yardımcı bulamazlardı.

    95-(49-HUCURAT/9):

    Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık tecavüzde bulunanla, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah'ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları sever.

    96-(57-HADİD/10):

    Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olanı va'detmiştir. Allah, yaptıklarınızdan hâberdardır.

    97- (59-HAŞR/11):

    Münafıklık edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkâr eden kardeşlerine derler ki: "Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiç bir zaman itaat etmeyiz. "Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz." Oysa Allah, şahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancıdırlar.

    98-(59-HAŞR/12):

    Andolsun, (yurtlarından) çıkarılacak olurlarsa onlarla birlikte çıkmazlar. Onlara karşı savaşılırsa da, kendilerine yardımda bulunmazlar; yardım etseler bile (arkalarına) dönüp-kaçarlar. Sonra kendilerine yardım edilmez.

    99-(59-HAŞR/14):

    Onlar, iyice korunmuş şehirlerde veya duvar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir.

    100-(60-MÜMTEHİNE/8):

    Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

    101-(60-MÜMTEHİNE/9):

    Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir.


    102-(60-MÜMTEHİNE/11):

    Ve eğer eşlerinizden (kafirlere kaçmalarından dolayı) herhangi bir şey kafirlere geçer, böylece siz de (savaşta onları yenip) ganimete kavuşursanız, eşleri (kaçıp) gidenlere (mehir olarak) harcama yaptıklarının bir mislini verin. Kendisine iman ettiğiniz Allah'tan sakının.


    103-(13-RA'D/4):

    Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.

    104-(47-MUHAMMED/20):

    İman edenler, derler ki: "(Savaş izni için) Bir sûre indirilmeli değil miydi?" Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):








#29.10.2010 11:21 0 0 0
  • inşallah davut peygamberimiz davacılardan tek tarafı ; koyunu alınanı dinleyip , koyunu alanı dinlememiştir.acele açıklama yapmasından dolayı

    tevbe etmiştir.

    bu ayetten bizler de ders almalıyız.

    kesinlikle davalarda iki tarafı da dinlemek şarttır.bizim tahmin edemiyeceğimiz bir unsur olabilir.

    mesela bu davada çok koyunu olan bir koyunu olana bir koyunun peşinde cobanlık yaparak kendi zamanını harçama nasılsa ben bu kadarkoyunacobanım seninki de arada bakılır.bana bir fazla zahmeti olmaz diyerek ikna etmiş olabilir.akşama da gelir sütünü sağıp alırsın.ama yününü cobanlığım karşısında alırım diye ikna etmiş olabilir.

    başka başka binlerce çeşit unsur şekil bu konuda olabilir.yani karşı tarafı dinlemeliyiz.

    en doğruyu Allahc.c bilir.

    Allah c.c yarve yardımcımız olsun.
#26.10.2010 10:58 0 0 0
  • sad süresi 29.ayet

    - Ey Muhammed! Bu Kur'an çok mübarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsın.

    burada açık ve net anlıyoruz ki kur'an alimlerin, hocaların, mürşidlerin

    anlayıp insanlara anlatması için verilmedi.

    Aklı olan düşüne bilen her bireye her kişiye her insana verildi.


    zamanımızda birtakım sözde ilim sahipleri kur'anısadece kendileribileceğini anlatıp insanların kur'ana yanaşmasına kur'an meallerinin okunmasına izin vermemektedir.

    işte bunlar zalim insanlardır.

    Allah c.c aklı olan kişilere verdim diyerek bizi aydınlatmaktadır.

    Allah c.c yar ve yardımcımız olsun
#26.10.2010 10:21 0 0 0
#26.10.2010 10:12 0 0 0
  • Konu: Tekfir Nedir
    tekfir nedir ? ne değildir.?
    Allah c.c biz müslümanlar ile kafirleri+müşrikleri+münafıkları birbirinden ayırmaya tekfir denir.

    tekfir olayı kesin istenen bir farzdır.

    bu farzı uygularken Kur'an ve sünneti esas temel almalıyız.

    sahabe tekfir olayını çok doğru yaşamıştır.

    babasını-annesini-kardeşini de olsa tekfir etti.

    Allah c.c nin tekfir hükmünü yerine getirmek için onlarla bile savaştı.iş bu derece önemlidir.

    biz ise böyle tavranmıyoruz.bize verilen laik din bizi gerçek islam akidesinden ayırmıştır.

    sahabe hayatları bizlere örnektir.


    sahabe öğrendiği ayetlere teslim olmuştu.


    biz ise Allah c.c nin ayetlerini mealen verilmesi bu meallerin yüzlerce çevirmen tarafından aynı farksız verilmesine rağmen yine şüphe etmemiz iman zayıflığındandır.yeterli imana sahip olmayışımızdandır.

    mesela örnek maide süresi 44. ayeti alalım:

    Allah c.c ayetlerim ile insanları idare etmeyenlerin kafirlerin ta kendileri olduğunu diğer ayetlerde de aynı zamanda bunların zalim ve fasık kişiler oldukları hükmünü verdi.

    bu ayet 100 lerce çeviri tarafından böyle çevrilmiştir.

    gelelim uygulamaya:

    bizi Laik-demoktatik-kapitalizm dini sistemi düzeni ile idare edenlere müslüman dememiz doğru olur mu ?

    şüphesiz doğru olmaz. neden Allah c.c hüküm verdi.

    onlar kafirlerin ta kendisidir.

    efendim bu idarecileri namaz kılarken görüyoruz.oruç ta tutuyorlar.bunlara nasıl kafir deriz.

    Allah c.c demişse biz de deriz.

    evet bunlar kafirin başka türü olarak bunlar için de Allah c.c ayetler verdi.

    bunların iki ilahlı olduklarını verdi

    bunların hem haktan hem batıldan yana olduklarını ne haktan ne de batıldan vazgeçtklerini izah etti.bunları yalancı oldukları ayetlerini verdi.

    bunlara ne ad verdi

    MÜNAFIKLAR

    adını verdi.

    bu uyanık sözde müslümanlar gerçekte münafıklar olduğunu Allah c.c bize bildiriyor.

    peki bu uyanıklar iki taraflı olanlar kıyamet günü


    nereye gidecek.sözde kafiri aldattıklarını iddia edenler bu şekilde akıllarınca hareket edenler

    Allah c.c ayetinde münafıklar cehennemin en altında yer alacaklar.

    demekki namaz kılmak ve diğer ibadetleri yapmak kurtarmıyor.

    diğer dinleri yani Laik-demokratik-kapitalizm dinini düzenini-sistemini-rejimini atmak gerekiyor.

    dosdoğru olmalıyız ki kafirler münafıklar da doğru yolun doğruluğunu anlayıp eğri yolu terk etsinler.biz Allah c.c nin ilkelerine sarılalım ki başka ilkeleri inkilapları kabül etmeyelim

    ki onlar o yolu terk etsin bizim gittiğimiz yola girsinler.

    biz hem sahte ilahın ,ilke ve inkilaplarına hemde Allah c.c nin ilkelerine inandığımızı söylersek sahte ilaha inancı olanların inancını güçlendiririz.onlar o yodan neden ayrılsın.biz doğru yolu savunmaya devam edersek onlardan o yoldn ayrılıp hak yoluna girip bizden daha imanlı müslümanlar olabilirler.inşallah.laik dini

    atarsak müslüman adını alıyoruz.

    aksi halde Allah korusun münafık oluyoruz.

    bunu bu şekilde izah edince bazı kişilerin hoşuna gitmiyor.

    tekfirci diye suçmuş gibi vebalı insanmış gibi insanlar kaçıyor veya harici diye suçluyor.

    yani Allah c.c nin hükümlerini beğenmiyor.

    aklınca iki taraflı olmayı doğru yol olarak aldığı içindir.

    inşallah tek dini olan tek ilahı olan tek hüküm verici kabul edriz.

    Allah c.c yar ve yardımcımız olsun
#24.10.2010 20:29 0 0 0
  • Sadece Allah c.c vepeygamberi hz. Muhammedsav. efendimize itaat edilmelidir.

    Laik-demokratik-kapitalizm dinine itaat edenler

    yunanlı demokradise ve

    Adams simith e itaat edenlerdir.

    Al-i İmran 61 ayet:

    canı gönülden yalvaralım,Allah 'ın Lanetlerinin yalancıların üzerine olması için.

    En Nahl 105.ayet:

    Ancak yalan uyduranlar,Allah c.cnin ayetlerine inanmayan kimselerdir.

    En Nahl 106. ayet:

    Kim imanından sonra Allah ı inkar ederse (Allahc.c yerine başka birini kabül ederse)

    anck o kimse inkara zorlandığnda kalbinde imanı sükünet bulmuşsa müstesnadır.

    Küfrü (batılı) önül genişliği içinde kabül ederse onların üzerine Allah' tan gazap gelir.


    inşallah Laik dini atanlardan olalım yalancı olmayalım
#16.10.2010 06:29 0 0 0
  • Sadece Allah c.c vepeygamberi hz. Muhammedsav. efendimize itaat edilmelidir.

    Laik-demokratik-kapitalizm dinine itaat edenler

    yunanlı demokradise ve

    Adams simith e itaat edenlerdir.

    Al-i İmran 61 ayet:

    canı gönülden yalvaralım,Allah 'ın Lanetlerinin yalancıların üzerine olması için.

    En Nahl 105.ayet:

    Ancak yalan uyduranlar,Allah c.cnin ayetlerine inanmayan kimselerdir.

    En Nahl 106. ayet:

    Kim imanından sonra Allah ı inkar ederse (Allahc.c yerine başka birini kabül ederse)

    anck o kimse inkara zorlandığnda kalbinde imanı sükünet bulmuşsa müstesnadır.

    Küfrü (batılı) önül genişliği içinde kabül ederse onların üzerine Allah' tan gazap gelir.


    inşallah Laik dini atanlardan olalım yalancı olmayalım
#16.10.2010 06:26 0 0 0
  • Kur'anı kerim Neml süresinde sebe melikesi Belkıs'ın

    Laik-demokratik düzeni atıp müslüman olması ülkesini bir kadın olarak şeriatla idare etmesi ne güzel örnektir.
#15.10.2010 06:13 0 0 0