drhope

drhope

Üye
25.02.2005
Er
370
Hakkında

  • kolunuzdaki uyuşma bir boyun fıtığı habercisi olabilir. yada farkında olmadan kolunuzun üstünde uyumuşsanız oluşan sinir sıkışması sonucu bir süre kolunuzda uyuşma hissetmenizde normal geçici bir durumdur. bu konuda bir nöroloji uzmanına görünmenizi tavsiye ederim. geçmiş olsun...
#10.02.2009 19:23 0 0 0
  • Konu: Varikosel
    çok kısa süren, hızlı iyileşme gösteren bir cerrahi müdahale diye biliyorum. tedavisi için cerrahi şart. çok ilerlediği zaman kısırlığa yol açabilir.
#05.02.2009 22:52 0 0 0
  • nasıl bir çalışma ortamınız var tam bilmiyorum ama tahminin masabaşında, bilgisayar karşısında çok vakit geçiriyorsunuz.
    başımızın ağırlı yaklaşık 3 kilodur. boyun kaslarımız bu ağırlığı tüm gün boyunca taşır bazen farkına varmadan saatlerce kafamızı fazla hareket ettirmeden kalırız. 45 dakikada bir 5'er dakkalık molalar vermenizi öneririm. boyun kaslarını gevşetici hareketler, kısa bir yürüyüş rahatlamanızı sağlar. gözleri dinlendirmek için 5 metreden daha uzak bir noktaya, imkan varsa ufuk çizgisine bir süre bakmak göz kaslarını gevşeteceği için rahatlama sağlar.
    boyun kaslarında ki kramplarda sırt ve baş ağrılarına sebeb olabilir.
    bu şekilde çalışmayı tam bir disiplin haline getirdiğiniz zaman büyük oranda rahatlarsınız.
    geçmiş olsun...
#05.02.2009 22:50 0 0 0
  • almanca bilmediğim için cdnin ismini anlayamadım. kasları çalıştırmakla alakalı bir şey olduğunu tahmin ediyorum. size bu tavsiyede bulunan doktor çok haklıymış.
    yapılan tetkiklerde herhangi fizyolojik bir problem bulunamadıysa. tarif ettiğiniz şikayetler büyük oranda stresle alakalılar.
    yapılacak bazı egzersizlerin sizi baya rahatlatacağını söyleyebilirim...
#03.02.2009 22:28 0 0 0
  • bu konu ile ilgili daha önce konuştuk diye hatırlıyorum. daha önce de söylemiş olduğum gibi diş çürükleri dışında çok fazla problem olmaz diye düşünüyorum. psikolojik yönde de araştırlabilir...
#03.02.2009 22:17 0 0 0
  • sürekli devam eden kabzılık olduğu zaman anal bölgede zedelenmelere bağlı oluşur bu kanamalar. hemoroid, fissür gibi. biran önce bir genel cerrrahi uzmanına gitmelisiniz. sürekli sızıntı şeklinde kanama göze çok görünmesede uzun vadede çok ciddi problemlere sebeb olabilmektedir.
#28.01.2009 22:33 0 0 0
#06.01.2009 20:35 0 0 0
  • doğrudur greyfurtun böyle bir etkisi olduğunu bende duymuştum. abartmadıkça greyfurt tüketebilirsiniz. o kadar baskın bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. bence haftada 1-2 tane yemekten bir zarar gelmez.
#05.01.2009 00:32 0 0 0
  • bu konu üzerine çok düşündüm ama gerçekten bir yanıt bulamadım.
#02.01.2009 21:54 0 0 0
#31.12.2008 21:47 0 0 0
  • doğumdan bu yana ne kadar zaman geçti? bu önemli. bu konuda bazı etkili kremler var. biraz araştırma yapmam için izin verin. en kısa sürede sizi bilgilendireceğim.
#31.12.2008 21:46 0 0 0
  • kusura bakmayın bir bitkiden bahsettiğimi hatırlamıyorum. konunun linkini verebilirsen sana yardımcı olabilirim. boyunu kilonu bana yazabilirsen daha iyi olur. bu arada annen ve babanın boyu nasıl? onlar uzunken sen mi kısasın?
#23.12.2008 23:03 0 0 0
  • bu konuda bir şanssızlığınız var o da ilaç allerjisi. bayanların adet düzenleri çok karmaşık bir sistemle kontrol edilir. psikolojik, fizyolojik bir çok sebebten etkilenebilir. çok hızlı ve kontrolsüz kilo verme, kadının kendini hamile sanması gibi çok değişik sebebler olabilir. çok detaylı tetkikler gerekli. hormon seviyeleriniz nasıl çıktı? doktor ultrason çekti mi? sorularınıza ancak bu şekilde cevap verilebilir. kısırlık konusunda kesin bir şey söylemek zor.
#23.12.2008 22:57 0 0 0
  • üroloji uzmanı gördüyse endişelenecek bir durum yoktur. bazen vücudumuzda sebebini bulamadığımız ağrılar olabilir. Ultrason falan çekildi mi?
#23.12.2008 22:49 0 0 0
  • bu konuda size yardımcı olamayacağım. uzman gözetiminde olması gereken bir hastalık büyük merkezlerde (hacettepe, cerrahpaşa) romatoloji servislerine başvurabilirsiniz.
#23.12.2008 22:47 0 0 0
  • biran önce bir üroloji uzmanına gitmelisiniz. ultrason çekilmesi gerekli.
#16.12.2008 19:41 0 0 0
#16.12.2008 19:39 0 0 0
  • Bu bilgilendirici yazı için cihanasran arkadaşa teşekkür ediyorum. HIV (AIDS virüsü) bütün vücut sıvılarında bulunan bir virustür. Tükrükteki oranı çok az olduğundan HIV+ hastalarını tükrüğünün bulaştığı bölgede (deri, ağız mukozası vs) herhangi bir açık yara yoksa pek bir sorun teşkil etmiyor. HIV'in yoğun olduğu sıvılar kan ve cinsel organlarının salgıladığı sıvılardır.
    HIV çok ama çok zayıf bir virüstür. 10/1 oranında çamaşır suyu/su karışımında ölür. Dayanıklı bir virüs olsa sivrisinekler başımıza çok büyük bir bela olurlardı.
    Bu arada HIV+ hasta ile AIDS'li hasta farklıdır. Şöyle açıklayım her HIV+ AIDS değildir ama eninde sonunda olacaktır, ama AIDS'li hasta her zaman HIV+dir.

    AIDS (açılımı) Acquired Immuno Deficiency Syndrome kelimelerinin kısaltması olarak ortaya çıkmış ve Kazanılmış Bağışıklık Sistemi Yetersizliği Sendromu olarak Türkçe'ye çevrilmiştir. AIDS için halen kesin olarak bilinen bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. AIDS'ten korunmak bu tehlikeli ve ölümcül virüsün yayılmasını önlemek için uygulanabilecek tek yoldur. HIV, Human Immune Deficiency Virus, (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) vücut bağışıklık sistemi virüsü, AIDS tamamen vücut bağışıklık sistemi ile ilgili olduğundan, hastalığa sebep olan virüse bu isim verilmiştir. Virüs, insan vücudunun hastalıklara karşı direncini sağlayan bağışıklık sistemini etkisiz hale getirmektedir. Vücut bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi, virüsten etkilenmeden önce kolayca başedebildiği diğer hastalık mikroplarıyla artık çarpışamayacak duruma gelmesi demektir. Bu da basit bir enefeksiyonun bile ölümcül hale gelmesine sebep olabilir. AIDS hastalarının yarısından çoğu bağışıklık sistemlerinin etkisiz hale gelmesi yüzünden basit enfeksiyonlara yenilerek hayata veda etmişlerdir.
#23.11.2008 02:27 0 0 0
  • Konu: yara izi
    DLE (Diskoid lupus eritematozus) otoimmün dediğimiz vücudumuzun kendi kendine oluşturduğu bir hastalık grubundandır. bu tür hastalıkların tam bir tedavisi yoktur. ilerleyici bir karakteri olmasına rağmen günümüzde düzenli ilaç kullanımı ve dikkatli bir hayat sonucu ilermesi yavaşlatılabilir. bu konuda bir üniversite hastanesinde dermatoloji polkliniğine başvurmanızı tavsiye ediyorum. güneş ışınlarına karşı hassas olan bir hastalıktır. kaliteli güneş koruyucuları kullanmanızı öneririm. otoimmün hastalıklarda stres kaçınmak çok önemlidir.
#19.11.2008 20:12 0 0 0