drhope

drhope

Üye
25.02.2005
Er
370
Hakkında

  • Gerçekten endişelenecek bir durum yok. Bu tür seğirmeler normaldir. bir süre sonra geçer. ama geçmezse ve bu seğirmeler artarsa sosyal yaşantınızı etkilemeye başlarsa bir nöroloji uzmanına danışmanızı öneririm.
#14.11.2008 20:17 0 0 0
  • bu tür titremelerin kesin sebebini bulmak çok zordur.sinir sisteminden mineral eksikliğine kadar bir sürü de problem olabilir. ne kadar süredir oluyor bu titremeler?
    bir nöroloji uzmanına danışmanızı tavsiye ediyorum.
#13.11.2008 20:08 0 0 0
  • Biran önce bir plastik cerraha başvurmalısınız. Tek tedavisi ameliyattır.
#10.11.2008 20:25 0 0 0
  • Biz doktorlar bu konuda aslında çok duyarlıyızdır. Ama eczacılar için aynı şeyi söylemem adamların ekmek parası olduğu için ne kadar çok ilaç satarsam o kadar iyi mantığı ile hareket ediyorlar.
    Asla ama asla bir eczaneye gidip şikayetlerinizi sayıp ilaç istemeyin. benim çalıştığım bölgede bu çok yapılıyor. Hastalar önce eczaneye gidip şikayetlerine göre ilaçları istiyorlar sonra ellerine kutuları alıp bize gelip hadi bu ilaçları karneme yaz. İşte en sinir olduğum durum bu. kesinlikle yazmam. bence bu, doktora hakaretten başka bişey değil. sizde böyle şeyler yapıyorsanız lütfen yapmayın. eczacının görevi sadece doktorun reçete ettiği ilaçları vermektir. doktorculuk oynamak gibi bir hakları yoktur.

    Bu arada Prf. Dr. İskender Sayek Türkiye'de genel cerrahinin babasıdır. Türkiye'nin bir numaralı cerrahıdır.
#03.11.2008 19:07 0 0 0
  • dert edecek bir durum yok. gelişme çağındasın vücudun gelişimini tamamlayana kadar bu tür olayların olması gayet normal. gelişimini tamamlaman 20li yaşlarına kadar devam edicek. meraklanma gençliğini yaşa...
#03.11.2008 00:24 0 0 0
  • Bazı doktorlar ise vücut direncini düşüren gribal enfeksiyonun başka bir bakteriyel enfeksiyona zemin hazırlamaması için antibiyotik tercih ediyor.
    Eğer ateşiniz yükselmezse antibiyotik kullanmayın derim ben size.
#03.11.2008 00:16 0 0 0
  • Moderatör arkadaşlar lütfen bu konuyu sabitleyin. Türk halkı için bu çok önemli bir sorun. Halkımız o kadar bilinçsiz ki bu konuda. Hergün onlarca hasta ile kavga ediyorum bu yüzden ve hepsi beni ukala, kendini beğenmiş doktor olarak görüyor.
    Antibiyotiği ağrı kesici niyetine kullananlar, ufacık bir burun akıntısında alanlar, yazdığımız her antibiyotiği beğenmeyip 1000lik antibiyotik isteyenler. (1000lik antibiyotik dedikleride amoksilav, augmentin 1000 mgrlık olanı. şuan en çok direnç gelişen ilaçlardan biri.)
    antibiyotik kullanacağınız zaman kesinlikle başladığınız kutuyu bitirin ve düzenli kullanın. antibiyotik tedavi dozuna kanda en erken 2 günde ulaşır.yani hemen iyileşmeyi beklemeyin. birde bu sorun var reçeteyi yazıyoruz iki gün sonra hasta geri (hatta aynı gün içinde gelende oluyor) geliyor bu ilaç bana yaramadı diye. eğer yarım bırakırsanız yada düzensiz kullanırsanız tedavi dozuna ulaşamayan antibiyotiğe karşı bakteriler direnç geliştirir.
    doktor tavsiyesini almadan kesinlikle antibiyotik kullanmayın. doktor olmayan birinin verdiği hiçbir ilacı kullanmayın.
    dizleri ağrıyan birine arkadaşı epilepsi (sara) ilacı vermiş, ilaç bitmiş, tekrar yazdırmak için gelmişti.
    aklınızda bulunsun kullandığınız her ilacın artık maddeleri siz ölene kadar vücudunuzda kalır. yani bebekken aldığınız ateş düşürücülerin artık maddeleri hala vücudunuzda. ne kadar çok ilaç alırsanız o kadar çok madde birikir.

    BU KONUYU AÇAN CADIKIZ ARKADAŞA ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.
#03.11.2008 00:10 0 0 0
  • sanmıyorum folikülit bu kadar uzun sürmez bence başka bişey vardır. yada folikulit iyileşme sonrası kistleşmiş olabilir. dediğim gibi görmeden yorum yapmam çok zor.
#01.11.2008 20:11 0 0 0
  • @Pedaliza adlı üyeden alıntı:
    Şu anda başımda sağ tarafta var iki defa gittim hiçbir şeyde yapmadı doktorlar ufak diye önemsemiyorlar ama başıma felaket ağrı yapıyor :(
    Orijinali Göster...


    Öncelikle görmem lazım lezyonları. Ne zamandır varlar. ağrı dışında, kızarıklık ve az da olsa akıntı oluyor mu? yoksa sadece ağrılı iki tane şişlik mi?
#31.10.2008 20:41 0 0 0
  • bu konuda bir yazı buldum sanırım sizi aydınlatır.

    Barış Atasoy isimli bir arkadaşın kendi blogunda yazdığı bir yazı.

    "akvaryumcular bilir, ama bu isimle değil: Su maymunu, esasen Artemia Salina'nın bir türüdür ve komiktir ama, tescilli bir markadır.

    Ama bu su maymunu, o su maymunu değil!

    Son zamanlarda bir su maymunu çılgınlığıdır gidiyor! Bu su maymunu dedikleri şeyin bizim Artemia Salina ile alakası yok. Bunlar, suda şişen renkli toplar.

    Suda şişen bu renkli topları canlı zannedenler olduğunu akvaryum.com forumlarında öğrendim. Hayır; canlı olmadıkları gibi, sizi de canınızdan edebilirler! Bu renkli topların oldukça kanserojen oldukları söyleniyor. Çocukların ilgisini çok daha fazla çektiğinden, bu tip şeyleri çocuklarınıza kesinlikle almaya yeltenmeyin. Muhteviyatı nedir bilmiyorum; açıklanmıyorda.

    Bu renkli toplar hakkında gerekli açıklama ve uyarıyı yaptıktan sonra, gelelim gerçek su maymunlarına!

    Dediğim gibi, sea monkey bir tür Artemia. Hibrid bir canlı olduğu söyleniyor; yani bildiğimiz Artemia Salina'dan laboratuar ortamında üretilmiş. Deniz atını andırıyor, geri yüzebiliyor, suda gerçekten maymunluk(!) yapıyor. Aile kurdukları, hatta aile arasında kavga ettikleri söyleniyor (test kabında İtalyan ya da Türk kanı kalmış olmalı!).

    Gerçek su maymununu Türkiye'de görmedim, satıldığından da emin değilim. Hatta Southpark'ın bir bölümünde bundan esinlenildiğini görmüştüm. Gerçekten de, Pakmaya gibi bir poşette satılıyor ve akvaryuma atıp çıkmalarını bekliyorsunuz. Artemia çıkaranların yabancı olmadıkları bir şekilde yumurtadan çıkıyorlar. Kilosu 1.000 YTL (eskilerin dedikleri gibi 1 milyar!) den fazla olabilen Artemia Salina'dan bile daha pahalılar; ufacık paketin ABD fiyatı 7 dolar civarı.

    Esasen bu bir mini tuzlu su karidesi. Artemia Salina nadiren 1 santim olabilirken, sea monkey 2-2.5 santim olabiliyormuş. 2 sene yaşadıkları söyleniyor ama Artemia tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, bu minik şeyleri yaşatmak bahçe havuzunda Discus üretmekten daha zor olmalı.

    Eğer çocuğunuza su-bişeysi alacaksanız, sea monkey iyi bir seçim olur. Ama diğer su maymunundan, yani suda 400 kat şişebilen, boyalı, misketimsi, ne idüğü belirsiz şeylerden uzak durun!

    Sihirli su topları diye de satılan bu tuhaf şeyleri satın alanlardan bazıları hastalanmış ve Sağlık Bakanlığı bu ürünlerin ithalatını yasaklatmış. Ben de Zaman gazetesinin yalancısıyım"

    ALINTI

    burdan anladığım kadarıyla sizin bahsettiğiniz su mayunları eğer suda şişen plastiklerse zararlı. eğer bir tür su canlısı ise. herhangi bir zararı yok.
#26.10.2008 15:42 0 0 0
  • Konu: Kola icince
    cola hakkında çıkan bu yazıların arkasında ticari bir politika olduğu düşüncesindeyim. çıkan yazıların çoğu kulaktan dolma, uydurma, bilimsel verilere dayanmayan yazılar. insanları kandırmak ve yönlendirmek amaçlı çoğu.
    kesinlikle kolayı savunmuyorum. kesinlikle sağlıklı bir içecek değil.
    ben burda uygulanan bu politikaya karşıyım.
#26.10.2008 15:24 0 0 0
  • Konu: Kola icince
    Ben anlamıyorum bu koladan ne istiyorsunuz. Nerdeyse 21 yıldır kola içerim. Çok da severim. Dişlere direk zararı dışında bir zararı olduğunu düşünmüyorum.
    yukarda saydıklarınızı okuyunca gün içinde yediklerimiz içtiklerimizde hiç mi glikoz (çay şekeri) yok. Bir kafeye gidip pasta yanında kahve istesenizde aynı şeyler olur.
    Türk halkı olarak çok çay tüketiyoruz. Çayda bulunan teofilinde aynı kafein gibi uyarıcı bir madde. İdrar söktürücü özelliği var. "Buda vucutta depolanmis kalsiyum, magnezyum ve cinkonun daberaberce disari atilmasi demek" bu cümlede bir yanlış var sağlıklı bir insanın idrarında atılanlar vücudun o an ihtiyacı olmayan ürünlerdir. bu depo minerallerin atılması demek insanın ölmesi demek bunlar hayati mineraller. sağlıklı böbreklerde böyle bir olay olmaz. insan vücudu kadar tutumlu bir sistem yok dünya üzerinde. bu arada şekersiz çay tüketimide çok az.
    kafeine gelince her 100 mlde türk kahvesinde 40 mg kafein varken kolada 18 mgdır. Adı üstünde TÜRK KAHVESİ ne kadar çok tüketildiğini siz düşünün. kafeinin bir özelliği daha vardır.buna değinilmemiş; yağ asitlerinin yıkımını artırıp glikojen depolarını korur. profesyonel sporcular müsabakalara çıkmadan bir kaç saat önce koyu bir bardak kahve içerler. yağlardaki daha fazla enerjiyi (şekerin iki katı) kullanmak için. kabul etmek lazım çok yararlı bir madde değildir. uyarıcı olduğu için çok fazla tüketildiğinde beyin ve kalbe dolaylı yoldan zarar verebilir. ama gerektiği zaman işimize yarayacak özellikleride vardır.
    Türklerin pilavsız öğünü olmaz. (kahvaltı alışkanlığımız olmadığı için onu saymıyorum). Beyaz ekmek zaten baştacımız. baklavalar, börekler, mantılarda mutfağımızın vazgeçilmezi. bu yiyecekler önce glikojene çevrilir. daha sonra karaciğer fazlasını yağa çevirir. bir insanın glikojen depoları yaklaşık 12 saatlik bir açlıkta tamamen tükenir. egzersizde bu süre çok daha kısadır. kaslardaki glikojen çok daha kısa sürede boşalır. eğer depolar bittikten sonra yeni glikojen gelmezse yağlar yakılır.

    kolanın yararlı olduğunu savunmuyorum. isteyen içer isteyen içmez elzem bir gıda değil. ama bu saydıklarınız sadece kolanın yaptıkları değil. bunlar ne yersenir yada içerseniz fark etmez gün içinde vücudumuz tarafından yüzlerce kez tekrarlanan tepkimeler.

    restoranda yada evde kebab, yanında künefe üstüne türk kahvesi yada çay içip sigara eşliğinde tabi. kola içmem zararlı dedikten sonra ben sadece gülerim. hepinizi tenzi ederek kuruyorum bu cümleyi. dengeli ve sağlıklı beslenmeye özen gösteren herkese saygım vardır.
#26.10.2008 14:46 0 0 0
  • bende bir yerde zararlı olduklarını okumuştum ama nelere sebeb olduğu konusunda bilgim yok. yeni bir ürün olduğun için bu konuda yapılmış fazla tıbbi araştırma olduğunu sanmıyorum. hatta okuduklarımızın ciddi bir tıbbi araştırma sonucu yazıldığını da sanmıyorum.
#26.10.2008 00:48 0 0 0
  • Konu: astim
    hastalığa yakalandıktan sonra yapacak birşey yok. dönem dönem ataklarla seyreden allerjik kökenli bir hastalıktır. ilaçları düzenli kullanmak gereklidir. ve astım ataklarını başlatabilecek ortamlardan uzak durmak gerekir. parfüm, toz, polenler, sigara vs gibi ortamlardan uzak durmak gereklidir.
#26.10.2008 00:44 0 0 0
  • Konu: yel cikarmak
    sadece barsakları fazla çalışmasından kaynaklanıyor. tüm insanlarda olan barsaklarda yaşayan bakteriler vardır. bizi hasta etmekten çok koruma ve sindirime yardımcı olmak için bulunurlar. onlar fazla çalışıyordur. çok büyük sıkıntı olacağını sanmıyorum.
#21.10.2008 18:04 0 0 0
  • http://www.truthorfiction.com/rumors/i/infestedbreast.htm

    bu linkteki ikinci paragrafı okumamıştım şimdi okudum. Pedaliza arkadaşın verdiği video ile ilgli zaten resim bu video ortaya çıktıtan sonra yapılmış ve ikisinin bir alakası yok. benim bir üstte dediğim gibi kadın nijeryalı yani afrikada yaşıyor. o çıkartılanlar ise tumbu sineğinin larvalarıymış. ve görülen tek vakaymış. kadının yaptığı tek şey kıyafetlerini yıkadıktan sonra açık havada kurutuyormuş ve ütülemeden giyiyormuş. dediğim gibi kadında büyük ihtimalle çatlaklar vardı. sağlam deride, sağlıklı, temiz insanlarda böyle şeyler görülmez.

    benim bugüne kadar Türkiye'de bizzat şahit olduğum buna en yakın vaka. haycancılıkla uğraşanlarda bir tür sineğin insanların gözüne larvarını bıraktığıdır. bu olayda bir anda gerçekleşiyor. sinek birden göze (bilerek yada bilmeyerek) bir hamle yapıyor ve göze bırakabildiği kadar larva bırakıyor. tedavisi çok komplike değil hasta zaten dayanamaz biran önce doktora gider yada gözlerini iyice yıkayarak bu larvalardan kurtulur.
#15.10.2008 18:28 0 0 0
  • arkadaşlar lütfen bu tür haberlere inanmayın. Böyle bişey mümkün değil! sütyenden parazit kapacaksın!. Tıp okumak şart değil azcık biyoloji bilginiz varsa bu tür bir olayın gerçekleşmesinin ne kadar zor olduğunu anlarsınız. sütyenler özellikle ucuz sütyen sentetik kumaştan yapılıyor. bu tür kumaşlarda larvaların yaşaması mümkün değil. bit veya uyuz etkeni belki bir ihtimal ama oda çok uzun yaşayamaz. neyle beslencek bu yaratıklar sentetik kumaşlar petrol bazlıdır. hadi doğal kumaşlar pamuktan yapılıyor ama onun da çok fazla bir besin değeri yok. zaten bu tür kaliteli ürünler üreten firmalar ise hijyene çok dikkat ediyor. zaten bu linkte h$ttp://www.truthorfiction.com/rumors/i/infestedbreast.htm herşeyi anlatıyor. böyle bir kayıta bu isimde bir kadına rastlanmamış. öyle yazıyor. ayrıca bu resim bir kadın göğüsü ile çicek tohumları birleştirilerek yapılmış. tohumların ise su lotusu bitkisine ait olduğu anlaşılmış. yazıda böyle bahsediyor. resmin photoshop ürünü olduğu çok belli ayrıca bu kadar sayıda ve derinin derinlerine inmiş larvalarda o yaralar bu kadar temiz olmaz kanama olur, kızarıklık olur, serum adı verilen kan hücrelerini içinde barındıran açık renkli sarımtırak bir sıvı akar. dikkat ederseniz yaralar inanılmaz temiz.

    videoya gelince;
    sinek larvalarının insan derisine yerleştiği bir gerçek ama bu tür sinekler özellikle tropik bölgelerde yaşar. ve sağlam deriye yumurtalarını bırakamazlar. siz derininiz esnek olduğunu görüp pek sağlam değil diye düşünüyorsunuz ama derimiz gerçekten çok sağlam bir yapıdır. ayrıca dikkat ederseniz hasta zenci yani afrikada yaşıyor. büyük ihtimalle yerli bi kabile mensubu. azcık belgesel falan seyrediyorsanız afrika yerlilerinin çıplak gezdiğini bilirsiniz. bu kadın büyük ihtimalle emziren bir anne. emzirdiği için yada güneş altında gezmekten göğüs çatlakları olmuştur. göğüs çatlaklarını ne kadar sık karşılaşılan bir sorun olduğunu bilirsiniz (sanırım). o bölgelerde su az olduğu için temizlenemiyorlar. ayrıca afrikanın açlıktan süründüğünü hepimiz biliyoruz. bağışıklık sistemleride kötü. böyle olunca bu göğüs çatlaklarına sinekler yumurtalarını bırakmıştır. sonuçta böyle bir vaka çıkmıştır.

    bu tür mesajlar insanları paniğe sokmak için yapılıyor. yazının tarzına bakarsanız ne kadar ürktücü ve panik yaratacak bir tarz. neden yapılıyor derseniz dünyada manyak çok. sayın yorgun-şair lütfen daha dikkatli davranın ve bu manyaklara prim verdirtmeyin. onların istediğine siz de farkına varmadan ve iyi niyetle alet oluyorsunuz.

    takmayın kafanıza böyle şeyleri.
#15.10.2008 18:16 0 0 0
  • Konu: MİDe
    öncelikle yaşını, kilonu, boyunu ve hangi hapı verdiğini ve dozunu nasıl verdiğini yazarsan sana yardımcı olabilirim.
#13.10.2008 00:32 0 0 0
  • kaç yaşındasın önce bunu öğrenmem gerek. bu tür kramplar olabilir. daha fazla kalsiyum alman iyi gelebilir. bu kramplar dışında başka şikayetlerinde oluyor mu? bunları bilmem daha iyi olur.
    birde başlık açarken daha anlaşılır bir dil kullanırsanız daha iyi olur. sms yazmıyorsunuz, yada msnde mesajlaşmıyorsunuz. şikayetinizi dile getiriyorsunuz.
#11.10.2008 13:36 0 0 0