Yanlış: "Ben yaşlıyım bu yüzden tansiyonumun 14/90 mmHg'nın üzerinde olması normaldir."
Doğru: Kronik böbrek yetersizliği ve diyabeti olanlar dışında herkesin tansiyon hedefleri 140/ 90 mmHg 'nın altı olmalıdır.
Yanlış: "Tansiyon ilaçları böbreğimi çürütüyor"
Doğru: Tam tersine tansiyon ilacı kullanılmazsa böbrekler hasarlanıyor. Böbrek yetersizliğinin en önemli nedenlerinden biri hipertansiyondur.
Yanlış: "İlaçlar bağımlılık yapıyor ve bir süre sonra etkisi olmuyor o yüzden uzun süre ilaç kullanmamak lazım."
Doğru: Hipertansiyon ilaçları bağımlılık yapmaz, sürekli olarak kullanılmalıdır.
Yanlış: "Ben ilacımı bıraktım ve tansiyonum normal gidiyor. Artık ilaç almama gerek yok."
Doğru: Çünkü tansiyona bağlı birçok değişiklik uzun süreli ilaç kullanımı ile geriye dönüyor. Ve damarsal değişiklikler meydana gelmeden ilaç başlanan hastalarda ilaç bırakılınca ilk başta bazı hastalarda gerçekten tansiyon yükselmiyor. Ama üç dört ay sonra yeniden yükselmeye başlıyor. Fakat bulgu vermediği için hasta yıllar sonra çok yüksek tansiyonla ve komplikasyonları çıkmış halde geliyor. O yüzden tansiyon geçen bir hastalık değildir.
Kadında anatomik olarak üretranın kısa olması, üretral meatus, vagina ve anüsün birbirine yakın olması mikroorganizmaların meatusa ve vaginaya kolayca taşınmasına yol açar. Bu nedenle kadınlarda, genital ve üriner sistem enfeksiyonlarının önlenmesinde perine hijyeni son derece önemli bir rol oynar.
Özellekle menapoz döneminde vajinal salgıların azalması vaginada kuruluğu ve Ph'sında değişikliğe yol açar. Ayrıca kronik hastalıklar da (DM) vagen pH2sını değiştirir. Bu durumlar enfeksiyonların gelişme riskini artırır.
Fekal ve üriner inkontinans perine bölgesinde irritasyona ve enfeksiyona yol açar. Bu nedenle inkontinansı olan yaşlılarda perine bölgesi temiz ve kuru tutulmalıdır. Deri zinc oksit ya da benzer yağlarla korunmalıdır.
Perine temizliği önden arkaya doğru yapılmalıdır. Temizlik sonrası bölge kurulanmalıdır.
perine temizliğinin yanı sıra,
el ve vücut temizliği,
iç çamaşırının her gün değiştirilmesi,
çamaşırların beyaz pamuklu ve kişiye özel olması önemlidir.
Mehmet akif böyle bir cevap vermiş olabilir mi bilmiyorum. bence o karşısındaki kişi gibi başkalarını alt etmeye çalışmamıştır. hatta ince espri de olsa hakaret etmek istememiştir.
teşekkürler, güzel izlenimler
fakat
osmanlı'yı hovarda babaya, türkiye'yi de borçlu evlada benzetmeni doğru bulmuyorum.
Osmanlı imparatorluğu bize sadece borç değil şanlı bir tarih bıraktı.
Yatak yarası (Bası yarası, Dekübit ülseri)Vücudun ağırlığı yatar pozisyonda iken, yatak ile temas eden bölgelere basınç uygular.
Yatağa ya da sandalyeye bağımlı olan kişilerde, uzun süre aynı pozisyonda kalmak, vücut ağırlığının hep aynı bölgelerde basınç uygulamasına neden olur. Bu da basınç bölgelerinde kan dolaşımının ve beslenmesinin bozulmasına, deri ve deri altı dokusunun hasarına ve sonuçta yatak yaralarının açılmasına yol açar.
Sürtünmeler de yatak yarasının oluşmasını kolaylaştırır, oluşmakta olan yarayı ilerletir.
İdrar, ter ve dışkının cilt ile temas etmesi yatak yarasına davetiye çıkarır.
Oluşan yaranın üzerinde enfeksiyon gelişmesi de sık görülen bir durumdur.
Yatak yaraları kişinin konforunu bozar, hastalık ve ölüm riskini artırır, hastanede yatış süresini uzatır, mali yükü artırır. Bu nedenle önemli bir sağlık sorunudur.
Oysa ki bu sorun, risk altındaki hastalarda çok basit yöntemler yardımıyla henüz başlamadan sona erdirebilir.
Kimler risk altındadır?
Yatağa ya da sandalyeye bağımlı kişiler, hareket kısıtlılığı olanlar, sinir hasarına bağlı his kusuru olanlar (omurilik zedelenmesi, diyabet vb. nedenlerle), dolaşım sorunu bulunan kişiler, yaşlılar, çok şişman ya da zayıf olan kişiler risk altındadır. Çok şişman kişiler dokulara uygulanan basınç arttığı için, çok zayıf kişiler de yeterli cilt altı dokusu olmadığından yatak yarası gelişmesi bakımından risk taşırlar. İdrar ve dışkı kaçırma sorunu olanlar, beslenme bozukluğu ve sıvı alımında eksikliği olanlarda bası yarası oluşumu kolaylaşır. Bir bölgede yatak yarası oluşmuşsa, o bölgede ikinci defa yara oluşma riski daha yüksektir.
Yatak yarasının oluşma yerleri
Yatak yarasının sık oluştuğu yerler, vücudun ağırlığını taşıyan bölgelerdir. Kuyruk sokumu, kalçalar, dirsekler, topuklar, omuz çıkıntıları, dizler, ayak bileklerinin çıkıntıları, kafanın çınıntılı bölgeleri ve kulaklardır. Şişman kişilerde göğüs altları, karın bölgeleri ve vücut kıvrımlarının arası da yatak yarası için riskli bölgelerdir.
Yatak yarasından korunma nasıl olur?
Hastanızın yatak ile temas eden cilt yüzeyini her gün kontrol edin. Yatak yaralarının önlenmesinde ilk adım risk altındaki kişilerin cildinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir.
Hastanızın sık sık pozisyonun değiştirmesini sağlayın. Hastaların pozisyonu sık sık değiştirilmesi ağırlığı taşıyan bölgenin sürekli olarak değişmesini sağlar. İdeali 2 saatte bir pozisyon değiştirmektir. Havalı yatak kullanılması yara oluşumunu engelleyici önlemlerdendir.
Hastanızın yatak çarşaflarının kuru, temiz ve kırışıksız olmasını sağlayın. Hastanın yatak çarşafları, sandalyesi, koltuğu vb. temiz ve kuru olmalıdır. Çarşaflar kırışık olmamalıdır. Çarşaf ve çamaşır seçiminde teri, ıslaklıpı emmeyen sentetik malzemeler kullanılmamalıdır. Hastanın cildi de temiz ve kuru olmalıdır. Tuvalet sonrasında tahriş edici olmayan malzemelerle, aşırı sıcak olmayan suyla temizlenmeli ve hemen kurulanmalıdır. Hastanın cildine alkol veya kolonya sürülmemelidir.
Hastanızın yeterli beslenmesini ve sıvı almasını sağlayın. Uygun beslenme ve sıvı alımının sağlanması yara oluşumundan koruyucudur. Hekiminiz veya bir beslenme ve diyet uzmanı ile görüşerek bu konudaki görüşlerini alabilirsiniz.
Masaj ve egzersiz uygulanmasını sağlayın. Hareketsiz bölgeye uygulanan masaj ve eksersiz uygulanması, basınç altında kalan bölgelerdeki kan akımını hareketlendirerek yara oluşumunu engeller.
Tüm alınan önlemlere rağmen, gene de yatak yarası oluşabileceğini unutmayın. Bu nedenle olası yatak yarasına erken müdahale etmek için neler yapılabileceği önceden gözden geçirilmelidir.
Yatak yarasının oluşmaya başladığı nasıl anlaşılır?
Yatak yarası oluşan bölgede basınca solmayan bir kızarıklık, ısı artışı, sertlik ve şikinlik (ödem) görülür. Cillteki hasar başladığında ısı artışı yerine soğukluk görülür. İlerleyen durumlarda mavi-mor renk değişimi, su toplaması gözlenir.
Risk altındaki kişilerin yatak ile temas eden çıkıntılı vücut bölgelerinde ciltlerinde renk değişikliği, ısı artışı, sertlik farkedildiğinde derhal bir hekime başvurulmalıdır.