Son akşam içine kapandı,
son rüzgar kapıları çarpıp çıktı,
son çocuk da sobelendi.
Yalnız kuşların düşleri kırıldı, yenleri içinde kaldı.
Ağaçların yeşil saçları zülüf zülüf esti yüzüne aşıkların.
İşbirlikçi bir meltem, ıhlamurların kokularını ciğerlere sundu yakamoz tabağında.
Bağdat'ı sorsalar bilir miyim nerdedir?
Şimşekler çakarken üzerimi kim örter?
Susku mu koyarım yalnızlığımın adını?
Menekşelerin kulağına ezan okuyan kim?
Sessizlik şalına bürünen bir şehrin pırıltısından, aşk evleri olan camilerin suya düşen akislerinden, toprağa damlayan cemreden, uykunun sularından ve akasya dallarından vazgeçtim!
Ey aşk seni seçtim!
eyliyorsa böylesi bir özlemi, bil ki canından çok seviyor seni.
Bil ki vaktini saatini bekliyor vuslatların en güzelinin...
Uykuların en derininde kıpırdanıyordur şimdi dudakların, kim bilir hangi ben'li rüyanın en tatlı yerinde belli belirsiz mırıldanıyorsundur sevdiğini.
Bense uykusuz bir gecenin koynunda dört harf seçmişim alfabeden, ismin diye döndürür dururum dilimde.
İsmin, susuzluktan ölsem bile içmeye kıyamadığım bir damla su...
Sana kavuşacağım ana dek geçecek tüm saatler, kollarında olacağım zamana takvim dokumuş bütün günler nasıl adınla başlıyorsa, içime çektiğim her nefes de adınla doluyor bedenime...
Verir vermez nefesimi, hızla içime çekiyorum yine, ya kaybolursa ismin bu odanın içinde?!
Ya ölürsem; hem de sırf bu yüzden?...
Güneş, ilk ışıklarını nice alemlerin üzerine yaymak, nice karanlıkları aydınlatmak için nazlı nazlı süzülürken ufuktan gökyüzüne doğru, benim güzel gözlü meleğim de salacak bakışlarını dünyamın üzerine ki anlayayım gecemin güne kavuştuğunu...
Yaşamımın en büyük müjdesi, en büyük aşkı, duy bu dediklerimi:
Her ne geldiyse başıma seni bilene dek; bin beterine razı olurdum yine;
ödülün yine "sen" olacağını bilsem.
Ben talihsiz sanırken kendimi, meğerse ne büyük bir sınavdan geçiyormuşum!
Meğerse diyetini en başından ödüyormuşum şimdiki mutluluğumun.
Çok dua etmişim; bir o kadar da almışım demek ki, sevabım günahımdan çokmuş demek ki.
Bilmem ki şimdi nasıl şükretmeli?...
Hem içimdesin; hem dışımdayım.
Hem bendesin, hem sendeyim...
Ruh ikizim, eşim, aşk metalinden bir ferman yazıyor parmağımda; sen diye sevip okşadığım...
Hani bir gece, gül yaprakları arasında bana sunduğun, taktığım gibi parmağıma kazınmış sevda mühürün...
Hiç korkmayasın bensiz kalmaktan, hiç korkmayasın ellerimi tutmak isteyip de dokunamamaktan.
Öyle bir yazgı ki bu; öyle bir "bir" olmak ki, bizi ayırmaya kimsenin gücü yetmez, biri ikiye bölmeye kimse cesaret edemez.
Şu ömür dedikleri rüyanın içinde sen bulmuşsun ya beni, daha ne isterim ki hayattan?
Başka ne için yaşanabilir ki bundan sonra?
Sadece senin için; sen diye, seninle...
Senin gülüşün, sesin, nefesin, tenin olmadan tutunamam artık hayata, çünkü bana kendini tertemiz aşkından süzüp de getirdin sen;
onca pisliğin arasında can çekişirken bu yorgun dünya...
"İnsan" olan insan sevince, sevdası da "sevda" oluyormuş demek; görmemişim ki senden önce...
Yalanları, yamalı hırsları, küçük hesapları, sinsiliği; sahte aşkları ile kuşatıp her önüne gelene lütufmuşcasına dağıtanlara ibret olsan keşke;
yüreğinin saflığıyla, dürüstlüğünle...
"Böylesi de varmış" dedirten yüreğinle, beni gerçek aşkın güzelliğine inandıran yüreğinle...
Geçmişin tüm puslu izleri silindi gitti, dün de sensin bugün de. Yarın varsa, senin için var.
Görür gibiyim gelecek günleri, bembeyaz; kollarında yaşlanıp giderken saçlarıma düşecek tel tel aklar gibi...
Olmazı "ol" deyişi ile olur kılan yüce tanrım yüzünü bana senin yüzünde göstermiş demek ki...
Bu yüzden biliyorum ki, ne geri dönüşü vardır bu yolun, ne de sonu...
Tüm kelimeler, senin dünya üzerindeki varlığını bildiğim gün yeni baştan vücut buldular, gerçek anlamlarına o zaman kavuştular.
İşte bu yüzden "sevdiğimsin",
işte bu yüzden "seni seviyorum"...
İşte bu yüzden ruhumu tüm kötülüklerden koruyan
bu aydınlığın diğer adı;
Sus gönlüm.
Çok dile getirme.Sen dile getirdikçe gönlün daha da coşuyor,daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.
Sus gönlüm.
Çok laf etme.Az söyle ki işimiz olgunlaşsın.Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın.
Sus gönlüm.
Bir elif miktarı sus.Az kaldı bahara.Dayan gönlüm.Denizin içinde meydana gelen görünmeyen dalgalar gibi yüreğin biliyorum.Beklemekten başka çare olsaydı,seni durdurmazdım İnan bana Ama yok.Başka çare yok.Unutma ki ilaç bile beklemeden tesir etmez,çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz
Sus gönlüm.
Bu kışın bahara dönünceye kadar.Bu gece gündüz oluncaya kadar.Uzak yollar yakınlaşıncaya kadar.Bu sıkıntının ardından ferahlık gelinceye kadar.Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus
Sus gönlüm.
Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuku buluncaya kadar.Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar,ulaşmayanlarınsa senin nasibin olmadınığını anlayana kadar sus
Sus gönlüm.
Onun geleceğini görünceye kadar.Acının bala dönüştüğünü farkedinceye kadar.Onun gönlünün senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar.
Sus gönlüm.
Sebepler var edilinceye kadar.Bahaneler oluşuncaya,birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.
Sus gönlüm.
Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.
Sus gönlüm.
Her susuşun bir cevap olsun.Her susuşun,sabrın olsun.Her susuşun,duan olsun.İçten yakarışının adı olsun,susuşun.Bekleyişinin.umut edişinin,inancının,sevdiğinin vurgusu olsun,susuşun..
Sen
Solgun baharlardaki mavi yağmurum,
Akşam kızıllığında yorgun gölgem,
Kış ayazında yaz güneşimsin.
Bulutlardaki saklı düşlerim,
Her günün sonunda özlediğimsin.
Yüzün kadar temizdir kalbin,
Hangi sevgi alabilir yerini?
Yokluğun yağmura yazı yazmak kadar zor,
Sensizlik ölüm kadar acı
Amansız ve zamansız yaşıyorum hayatı
Kendimden bezmiş, yıllar eskitmiş
Çığlıklarım içimde yankılanır
Fırtınalar vardır ruhumun derinliklerinde
Kimseye söyleyemesem de
Biriktiririm sana ait duyguları
İçimde bir sen var benden uzak
İçimde bir sen var bana tuzak
İçimde bir sen var
Anlatamam
Susarım!
İçimde yaşarım
Acılara sığınır
Onlarla kanarım
Ama ben yine de susarım
Ölümüm senden olsun
Gözümü bile kırpmam bu canı atarım
Sokak lambaları şahittir gözyaşlarıma
Ecel sırdaşım olmuş
Bekler beni her sokak başında
Ay saklanır göstermez ışığını bana
Yollarım sana uzansa da, tuzaksın bana
Eller var arada
Başka bir yüz
Seni uzaklaştıran, bana yasaklayan
Hayatımı anlamsız kıldıran
Tuzaklarda bırakan
Hasret kalmamı sağlayan
Nefret duygusunun ne demek olduğunu hatırlatan
Kinim büyük belki?
Sen gül yeter ki!
Bilirsin sana kıyamam,
Gözlerindeki bir damla yaşa dayanamam
Acımasın yüreğin ben yaşayamam
Kimseye söyleyemesem de
Biriktiririm sana ait duyguları
İçimde bir sen var benden uzak
İçimde bir sen var bana tuzak
İçimde bir sen var
İçimdeki senle sokak aralarında ölür giderim
Ayyaşın tekiydi şimdi cehennemin sevgilisi
Arakamdan pek güzel konuşmayacaklar bilirim
Sevdiğimi suçlamasınlar
Sevdi de ne hale geldi bu böylemi ölecekti demesinler
Benim sevgilim içimdeki insan onla yaşadım onla öldüm
Seni kimseye anlatamam!
İçimde bir sen var benden uzak
İçimde bir sen var bana tuzak
İçimde bir sen var