İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar.. Tabii insan kılığında.. Akşam olmuş.. Kentin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak çalmışlar.. Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları.. Yemek falan teklif etmemişler.. Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp Geceyi burada geçirebilirsiniz" demişler.. Şilteleri betona sererken, yaslı melek duvarda bir çatlak görmüş. Elini uzatmış. Söyle bir sürmüş yarığa.. Duvar eskisinden sağlam olmuş.
Genç melek,
"Niye yaptın bunu?" diye sormuş merakla..
"Her şey her zaman göründüğü gibi değildir" demiş yaşlı melek yavaşça..
Ertesi akşam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuşlar. Her şeyleri bir tanecik inekleri imiş. Onun sütünü satıp geçiniyorlarmış. Ev sahipleri mütevazı sofralarına almış onları.. Allah ne verdiyse beraber yemişler. Yatma zamanı gelince kadın, "Siz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalısınız" demiş..
"Bizim yatakta siz yatın, bir rahat uyuyun. Biz su divanda idare ederiz"
Güneş doğarken uyanan melekler, zavallı adamla karısını iki gözleri iki çeşme ağlar bulmuşlar. Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatıyormuş. Genç melek öfkeden deliye dönmüş..
"Bunu nasıl yaparsın.. Bu kadar iyi insanların yegane servetinin ölmesine nasıl izin verirsin.. Önceki gece gittiğimiz villada her şey vardı, ama kötü ev sahipleri bize hiçbir şey vermediler. Sen onların bodrumlarını tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her şeylerini paylaştılar. Sen ise ineklerinin ölmesine göz yumdun?.."
"Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat" demiş, yaşlı melek yine..
"Nasıl yani?" diye daha da öfkeyle yinelemiş sorusunu genç melek.. "Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat" demiş yaşlı melek bir daha..
Ve anlatmış.. "İlk gittiğimiz zengin evinin o duvar çatlağının içinde yıllar önceden saklanmış bir hazine vardı. Ev sahipleri, zenginlikleri ile çok mağrur, ama hiç paylaşmayı sevmeyen insanlar oldukları için bu defineyi bulmayı hak etmemişlerdi. Çatlağı kapayıp, onları bu hazineden ebediyyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yatağında yatarken ölüm meleği, adamın karısını almaya geldi.
Kadının hayatını bağışlamasına karşılık ona ineği verdim. Her şey her zaman göründüğü gibi değildir. İşler bazen istendiği gibi gitmez göründüğünde, aslında olan budur.
Eğer inançlı isen, her işte bir hayır olduğunu düşünürsün. O hayrın ne olduğunu da, bir süre sonra anlarsın veya hiç anlayamayabilirsin.
Kız öğrenciler : " Bilgisayar erkektir. Çünkü bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler. Daha da önemlisi bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi görüp pişman olursunuz.." demiş.
Erkekler ise : "Bilgisayar dişidir. Çünkü onun mantığını yaratıcısından başka kimsenin anlaması mümkün değildir.Yaptığınız en ufak hatayı bile hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar Ve bir bilgisayar aldıktan sonra fark edersiniz ki, asıl parayı ona gereken aksesuarlar için harcamak zorundasınız
>>>EVLİLİK VE AŞK
> >>>
> >>> Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu,
> >>>
> >>> saçları taralı, dişleri fırçalanmış adamı / kadını
>
>>>
> >>> sevmek kolaydır.
> >>>
> >>>Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan
> >>>
> >>> uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul
> >>>
> >>>
> >>>
> >>> edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla
> >>>
> >>>
> >>>
> >>>
> >>>
> >>>kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanapede
> >>>
> >>> yastıklara sarılıp sızmışken bile şevkatle
> >>>
> >>> okşayabilmektir.
> >>>
> >>> Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir.
> >>>
> >>> Bu durumda evlilik
hoşlandığın insana karşı olan
> >>>
> >>> duygularını öldürüyor diyebiliriz.
> >>>
> >>> Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir.
> >>>hep
> >>>
> >>> beraber olmak istersin. banyodan gelen su sesi bile
> >>>
> >>> onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir.
> >>>
> >>> Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını
> >>>
> >>> düşünürsün.
> >>>
> >>> Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin.
> >>>
> >>> Bin tane ayakkabısı varken binbirinciye sahip
> >>>olmaktan
> >>>
> >>>
>
>>>
> >>> mutlu olacak diye, istediğin gömleği satın almaktan
> >>>
> >>> vazgeçersin.
> >>>
> >>>
> >>>
> >>> Zamanla almaktan çok, birşeyler vermekten mutluluk
> >>>
> >>>duyduğunu keşfedersin.
> >>>
> >>>Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek, dolabı
> >>>
> >>>düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olacak görülüyorsa,
> >>>
> >>>o kadının saçlarının
> >>>
> >>>
> >>>
> >>>
> >>>
> >>>hiç yağlanmadığı ve adamın
> >>>
> >>>geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga
> >>>
>
>>>
> >>>
> >>>edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp
> >>>
> >>>öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik
> >>>
> >>>değil, bir amerikan filmini yaşamaktır.
> >>>
> >>>
> >>>
> >>>Bu hayallerle yola çıkıldığında, damat ilk gece
> >>>
> >>>gelinin saçlarından onbin firkete sökmeye
> >>>
> >>>çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp
> >>>
> >>>".... böyle kuaförü" diye söylendiğinde zaten
> >>>
> >>>evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır.
> >>>
> >>>Evlilik; sadece aşk değildir.
> >>>
> >>>Evlilik; ev
arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak
> >>>
> >>>
> >>>
> >>>hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birleşmesi, başı
> >>>
> >>>hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir.
> >>>
> >>>Aşk bu ilişkide tutkuyu
> >>>
> >>>sağlar ama zaten tek başına
> >>>
> >>>ayakta tutamaz.
> >>>
> >>>Aşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış
> >>>
> >>>akşamları evde konyak içip geyik yapamayabilirsiniz.
> >>>
> >>>Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi
> >>>
> >>>arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.
> >>>
> >>>Aşk evlilikte gider gelir. halıya kola döktüğünde
aşk
> >>>
> >>>biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık
> >>>
> >>>olunur.
> >>>
> >>>O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yıla
> >>>
> >>>kadeh kaldıranlardır.
> >>>
> >>>Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık
> >>>
> >>>evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır.
> >>>
> >>>
> >>>
> >>>Zafer, direnenlerin olur.
James Dean, James Bond, nişanlısını aldatan Hugh Grant ya da okulun en popüler deri ceketli çocuğu. Bu erkeklerin ortak özellikleri nedir sizce? İçten içe yakarlar. Sigara içerler. Her zaman başları beladadır. Bunlar kötü çocuklardır peki kadınlar neden hep kötü erkeklere aşık olurlar?
Biz kadınlar hata yapmaktan bıkmayız. Bir daha yapmayacağım diye başlar fakat eninde sonunda gider yine yanlış birine kapılırız. Peki her kadının hayatında en az bir kere de olsa karşısına çıkan bu zalim, kötü kalpli erkeklerde ne buluruz? Sadece gözyaşı ve kalp kırıklığı.
İyi erkekler ise her zaman bıraktığımız yerde bizi beklemektedirler. Onları severiz ama tutku ile değil. Onlarla beraber oluruz ama aşkla değil.
Kendini beğenmeme: Bazı kadınlar kendilerini yeterince güzel ya da çekici bulmadıkları için karşılarına çıkan erkekten başkasını bulamayacaklarını düşünürler. O erkek ne kadar gaddar olursa olsun, ne kötülükler yaparsa yapsın, ondan vazgeçmeye korkarlar.
Baba psikolojisi: Kadınlar genelde babalarına benzeyen erkeklerle bareber olmayı istemezler daha doğrusu kendilerine baba gibi davranan erkeklerle birlikte olmazlar. Kötü erkeklerin hiçbiri de baba gibi davranmayacağına göre...
Hayaller: Kadınlar hayal kurmayı severler, kötü huylu erkekler ise hayal kurdurtmayı severler. Olmayacak ya da yapmayacakları şeyleri yapacakmış gibi gösterirler. Bu da kadınların hoşuna gider.
Özel hissetmek: Kadınlar kendilerini özel hissetmek isterler genelde acı çektirmekten hoşlanan erkekler en başta kadınlara dünyanın en değerli varlığıymış gibi davranırlar.
Kısacası kadınlar tehlikeden, maceradan, değişimden hoşlanırlar ve tüm bu özelliklere kötü erkeklerin sahip olduğunu bilirler...
Baba ve oğul konuşuyorlarmış. Babası oğluna sormuş, "Senin kaç tane dostun var?"
Oğlan cevap vermiş: "Ohooo yüzlerce..."
Babası oğluna açıklamış.
"Bak oğlum" demiş insanın bir sürü arkadaşı olabilir ama yüzlerce dostu olamaz. Dost dediğin diğer arkadaşlara benzemez. İnsanın hayatı boyunca ancak 1 ya da 2 tane dostu olabilir.
Oğlan saçma demiş. Benim bir sürü dostum var ve hepsi beni sever ve her zaman bana yardıma koşacaklarına eminim.
Öyle mi demiş babası? O zaman gel seninle bir test yapalım.
Adam birkac tane tavuk kesmis ve başka birkaç ıvır zıvır'la birlikte bir çuvala doldurmuş. Çuval'dan kanlar akıyormuş. Şimdi git demiş bu çuvalı arkadaşlarına götür ve onlardan yardm iste. Çuvalı birlikte bir yerlere gömün.
Çocuk çıkmış yola, bir arkadaşının kapısını çalmış, arkadaşı elindeki kanlı çuvalı görünce çocuğun yüzüne kapıyı kapatmış, başka arkadaşları bir daha onlarla konuşmamalarını görüşmemelerini rica etmişler, çünkü hepsi çuvalın içinde bir ceset olduğunu sanmış.
Oğlan yüzü allak bullak babasına dönmüş olanları anlatmış. Babası demiş; "İşte senin arkadaşlarının dostluğu bu kadar. Şimdi al bu çuvalı
benim dostuma götür."
Oğlan tekrar sırtlamış çuvalı düşmüş yola. Babasının dostu kapıyı açıp, oğlanı ter içinde, elinde kanlı bir çuvalla görür görmez etrafa şöyle bir bakmış ve hemen almış içeriye. Sen Ahmet'in oğlusun değil mi demiş? Evet demiş çocuk. Ver elindekini diyerek çuvalı almış. Arka bahçeye çıkarmış, arka bahçede bir çukur kazıp çuvalı gömmüş. Çocuğa su ikram etmiş. Bu arada yetmemiş, gömdüğü yer belli olmasın diye sarımsak ekmiş oraya.
Çocuk ben artık gideyim demiş. Adam da babana söyle sarımsak tarlasına gözüm gibi bakıyorum demiş.
Çocuk gitmiş babasına durumu anlatmış, gerçekten senin dostun varmış benim ise sadece sıradan arkadaşlarım demiş. Yooo bitmedi demiş babası, şimdi tekrar git dostumun kapısını çal ve açar açmaz yüzüne okkalı bir tokat yapıştır. Çocuk olur mu hiç öyle şey demiş. Olur olur, ancak o zaman anlayacaksın dostluğun ne demek olduğunu.
Çocuk çaresiz utana sıkıla tekrar düşmüş yola. Kapıyı çalmış. Babasının dostu kapıya çıkar çıkmaz da babamın size iletmek istediği bir şey var demiş. Nedir o demeye kalmadan çocuk okkalı bir tokat yapıştırmış babasının dostunun suratına. Üzülmüş bir yandan da nasıl vurdum diye.
Babasının dostu demiş ki, benim de babana iletmek istediğim bir şey var... Söyle o babana "biz bir tokata satmayız koskoca sarımsak tarlasını" demiş!
İşte böyle. Çocuk o zaman anlamış dostluğun değerini ve babasının yüzlerce arkadaşın olacağına bir dostun olsun yeter derken ne demek istediğini...
Sen Gülerken yanındakiler de güler,
Ama ağlarken yalnız ağlarsın,
Onun için öyle bir ağaca yaslan ki,
Asla yıkılmasın.
Öyle bir dost edin ki,
Asla bırakmasın.
Baharcım hiç kendini üzme canım hayırlısı ne zamansa o zaman olur inş. Allah'tan ümit kesilmez bir önceki arkadaşın dediği gibi şer gibi görünen her şeyde bir hayır vardır
Benim bir öğrencimin velisi 11 sene sonra çocuk sahibi olmuş
Dilerim sen en kısa zamanda çocuğunu kucağına alırsın canım
çok doğru biz açık açık söyleyebiliyoruz ama erkekler dile getirmektense kısıtlamalarla belli ediyorlar herşeyin aşırısı zarar kıskançlıkta da doz aşımı olduğunda ilişkiyi bitiriyor
insan sevdiğini kıskanıyor sevmedi mi umrunda bile olmuyorrr
Bir donem ucmak ister erkek,
kus gibi kanatlanmak,
ozgurlugunu doyasiya yasamak...
Ucar, ucar, okyanuslar asar..
Sonra bir donem gelir,
ozgulugunde boguldugunu farkeder,
esas hapisin mutlak özgürlük oldugunu,
onun ugruna nelerden vazgeçtigini hatirlarken...
Bitti, der, artik doydum..
Baglanmak ister, asık olup, sahiplenmek,
daha da onemlisi sahiplenilmek,
dusunulmek, paylasmak,
ozgurlukten daha guzel gozukur her secenek,
hele bir de seviyorsa delicesine.
Evet der, iste bu aradigim...
Uremek ister, dogasini dinlemek, hormonlarini dizginlememek,
coluk cocuk sahibi olmak, babacim denilmek,
kocam, canim, askim...
Mutludur, iste bu der, hayatin anlami...
Sonra baska bir donem gelir, babacimlar yetmez,
buyuk asklarin hepsi biter, kocam, askimm, canimlar da...
Kacmak ister, sorumluluklardan, aliskanliklardan,
bazen isinden hatta kendinden...
Yeter der, bu degildi benim hayal ettigim...
Guzel tebessümlere takilmaya baslar gozleri,
yeni kokulara, genç tenlere.
Yeni hayallere dalmaya baslar benligi,
hiçbir yere ait hissetmedigi...
Vazgeçtim der,
eger cesursa, çok üzgünüm, bu degil hayattan beklentim....
Bir yeni sayfa daha açar,
kisacak hayatinda, ozgurlügün eski tadi olmasa da...
O mu der,
yok bu kesin,
yine yanildim,
anlamiyor hiçbiri beni...
Yas ilerler, cizgiler kendini belli eder...
Kirlasmis saclarini sevkatle oksayacak bir el,
onu deli gibi arzulayacak genç bir beden,
kaygilarini paylasacak olgun ruh, hiç büyümeyecek çocuk
Ruhunu kabullencek anlayisli karakter arar ama
Tek vücutta bulamaz...
Nafile der, arayislarim nafile...
Kabullenir çaresizce, yetinir seçeneklerden biri ya da
yeterince paraliysa, Birkaçiyla...
Yüregindeki yalnizlik atesi sönmez,
arayisi hiç ama hiç bitmez,
son pismanlik fayda etmez
Siradan bir erkek bu,
sukunet nedir bilmez...
BİR ERKEK, BİR KADINI MUTLU ETMEK İÇİN
YALNIZCA
ŞUNLAR OLMAK
ZORUNDADIR:
1. Bir dost
2. Bir yoldasş
3. Bir aşık
4. Bir ağabey
6. Bir usta
7. Bir asçı
8. Bir elektrikçi
9. Bir marangoz
10. Bir muslukçu
11. Bir tamirci
12. Bir dekorator
13. Bir stilist
14. Bir seksolog
15. Bir jinekolog
16. Bir psikolog
17. Bir haşere yok edici
18. Bir psikiyatrist
19. Bir şifacı
20. İyi bir dinleyici
21. Bir organizator
22. İyi bir baba
23. Çok temiz
24. Sempatik
25. Atletik
26. Sıcak
27. Kibar
28. Nazik
29. Zeki
30. Komik
31. Yaratıcı
32. Şefkatli
33. Güçlü
34. Anlayışlı
35. Hoşgörülü
36. Sağduyulu
37. Hırslı
38. Yetenekli
39. Cesur
40. Kararlı
41. Doğru
42. Güvenilir
43. Yutkulu.
TABİ ŞUNLARI UNUTMADAN:
44. Ona düzenli olarak iltifat etmek
45. Alışverişi sevmek
46. Dürüst olmak
47. Çok zengin olmak
48. Onu strese sokmamak
49. Başka kızlara bakmamak.
VE AYNI ZAMANDA ŞUNLARI DA YAPMALIDIR:
50. Kendinden çok ona odaklanmak
51. Ona, özellikle kendisi için çok fazla
zaman ayımak 52. Nereye gittiğine aldırmadan ona çok fazla yer sunmak.
ŞUNLAR DA ASLA UNUTULMAMALIDIR:
53. Doğum günleri
54. Yıldönümleri
55. Onun aldığı kararlar.
Ufak bir Hikaye;
Kadınların gidip kendilerine erkek (koca) seçebilecekleri bir erkek mağazası açılmıştır. Mağaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkça, erkeklerin nitelikleri de yükselmektedir. Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir:
Herhangi bir katın kapısından içeri giren
kadın, o kattan alış-veriş etmek zorundadır ve eğer bir üst kata çıkmak isterse, tekrar aşağı katlara inemez. Birgün bir grup kız arkadaş, kendilerine erkek seçmek için mağazaya gider. Ve....
1.Katın kapısında şunlar yazılıdır: "Bu kattaki erkeklerin çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler". Kızlar yazılanları okur ve şöyle derler:
"Eh, hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım".
2.Katın kapısında yazılanlar: "Buradaki erkeklerin iyi birişleri var, çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar." Kızlar:
"Hmmm, hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var ?" 3.Kat : "Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var, çocukları severler, son derece yakışıklıdırlar ve ev işlerine de yardım ederler". Kızlar: "Aman Tanrım, çok etkileyici ama yukarıda
başka katlar da var."
4.Kat : "Buradaki erkeklerin işleri çok iyi, çocukları çok severler, gayet yakışıklı olup, ev işlerine yardım ederler ve ayrıca son derece romantiktirler".
Kızlar çığlık atmaya başlarlar: "İnanılmaz, bir üst katta bizi neyin beklediğini bir düşünün!" Ve bir kat daha çıkarlar... 5.Katın kapısında şunlar yazmaktadır: "Bu kat boştur ve sadece, kadınları memnun etmenin mümkün olmadığını kanıtlamak için konulmuştur. Çıkış soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız> ...> p
PEKİ ya ERKEKLER? Onlar NASIL MUTLU EDİLİR??
1. Karnını iyice doyurun
3. Uzaktan kumandasını verip rahat bırakın
Huzursuzluk belirtisi gösterince madde-1 den tekrar başlayın.)