ikimizde acemi birer aiiktik o zamanlar
Sen yollarda eski bir aika ailiyordun
Bense kendimi usta saniyordum bu iilerde
Ve yaimur gibi akip giden yillardan
Geriye ne kaldiiini bilmiyordum seni taniyana kadar
Ama farkindaydim yinede
Ne zaman seninle olsam
Tanidik bir kui civiltisiyla uyanirdim her sabah
iimdiyse kirilgan mektuplar yaziyorum
Hangi adrese göndereceiimi bile bilmeden
Malumun olsun ben sende ülkemi sevdim
Hüzün dolu yaimurlarla taian boynu bükük nehirleri
Ben sende yollari sevdim
Dallarina hiçbir kuiun konmaya bile yanaimadiii aiaçlarla
Kapli yollari
ikimizde acemi birer aiiktik aslinda
Ne yapacaiimizi bilmeden serseri dolaiirdik yollarda
Tavşanlar, diğer vahşi hayvanlar tarafından öylesine rahatsız ediliyorlardı ki, artık nereye gideceklerini şaşırmışlardı. Daha, uzaktan bir hayvan gördüler mi, tabana kuvvet kaçıyorlardı. Yine bir gün, üzerlerine doğru gelmekte olan yabani bir at sürüsünden kurtulabilmek için, bütün hızlarıyla yakınlardaki bir göl kıyısına doğru koştular. Böylece, her an korku içinde yaşamaktansa bir kere de ölmek, herhalde daha iyiydi. Fakat tam göle yaklaştıkları sırada, tavşanların, ayak sesinden deli gibi korkmuş birçok kurbağanın kendilerini bir anda suya attıklarını hayretle gördüler. İçlerinden bir Tavşan:
"gerçekten.." diye konuştu. "işler dışarıdan göründüğü kadar kötü değilmiş, meğer"
Hayatının sonuna gelmiş olan Arslan, birazcık nefes alabilmek için, ininin önüne uzanmış yatıyordu Çok hasta ve nefes nefeseydi. Tebaasındaki bütün hayvanlar, etrafında toplanarak, onun kuvvetten düştüğünü gördükçe yaklaştılar. Nihayet, artık ölmek üzere olduğunu iyice anladıklarından, herbiri ayrı ayrı, içinden şöyle düşündü:
"işte, tam yaptığı haksızlıkların hesap verme zamanı"
sonra, yaban domuzu, keserleriyle üzerine çullandı, bir yaban öküzü de boynuzlarını biledi. Fakat bütün bunlara rağmen, arslan hâlâ önlerinde aynı bitkin halde yatıyordu.bu vaziyeti uzaktan takip eden Eşşek, ortada artık korkulacak bir şeyin kalmadığına iyice kanaat getirince, kuyruğunu havaya kaldırarak, yaşlı arslan'a iyice yaklaşıp arka ayakları ile yüzüne vurdu, vurdu. arslan, iki türlü ızdırabının arasından, "İŞTE BU ÇİFTE ÖLÜM!" diye inledi
MALZEMELER
1 Kg Un
1 Fincan Sıvı Yağ
1 Yumurtanın Sarısı
Yeterince Su
Tuz
İçi İçin
200 gr Beyaz Peynir veya Çökelek
1 Demet Maydanoz
1 Su Bardağı Sıvı Yağ
Tuz
HAZIRLANIŞI
Ununun ortasını açıp, tuzu, ılık suyu ve 1 fincan sıvı yağı ilave ederek, kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edelim.
Hamuru 9 eşit parçaya bölüp bezeler hazırlayalım. Bezelerden herbirini tabak büyüklüğünde açalım. Bezelerin üzerine sıvı yağı sürelim. Yufkayı kenarlarından çekiştirerek, hazır yufka inceliğinde açalım. (Bu işlemin iki kişi tarafından yapılması daha iyi sonuç verir.)
Yufkaya kaşığın ucu ile sıvı yağ serpelim. Hazırladığımız peynirli maydanozlu içi yufkaya serpelim. Yufkayı rulo şeklinde saralım.
Yağlanmış fırın tepsisine ortadan başlamak üzere yufkaları dolayarak yerleştirelim. Üzerine yumurta sarısı sürdüğümüz böreği, önceden ısıtılmış 230 dereceli fırında altı üstü kızarana dek pişirelim.
Neden bu kadar detaylı bir isim listesi yayınladığımı merak edenler olacaktır. Ben yıllar önce bu konuda araştırmalara başladığımda elimde kaynak olmadığından çok zorluk çektim, çünkü kitabın birinde örneğin: Hibiskustan bahsederken biri bamyadan bahsediyor ve onun fotografi yayınlıyor, diğeri Japon çiçeğinden bahsediyor ve fotografını yayınlıyor. Yani hepiside birşeyler anatıyor ama hibiskustan ortada bir haber yok. Aynı şekilde alıçtan bahsediyorlar, fakat akdikenin latince ismini veriyorlar. Birde bu kitaplari yazanların isimlerini önünde doktor ünvanı varsa vatandaş buna inanıyor. İşte böyle bir doktorumuzun yazdığını idida ettiği bir kitapta (metinleri ve fotografları baytoptan çalmış) okadar yanlış varki bu kitaba göre tedavi olmaya kalkarsanız zehirlenirsiniz.
İşte bu nedenle burada oldukça geniş bir şifalı bitkiler isim listesi yayınlıyorum. Burada adı geçen bitkilerin etkileri ve özelikleri oldukca farklıdır, bunedenle neyin ne olup olmadığı tam olarak iyice bilinmelidir. Örneğin Ginsengin hakikisi vede daha etkilisi hangisidir. Yine eskiden kırmızı yüksükotun?dan natürel ve kimyasal ilaçlar yapılırken günümüzde daha çok yünlü yüksükotundan elde edilen ilaçlar kulanılmaktadır ve tabiki her ikiside çok çok zehirlidir. Aynı şekilde büyük dişotu eskiden oldukca yaygın olarak kulanılırken günümüzde küçük diçotu daha çok ve yaygın olarak kulanılmaktadır. Bu nedenle hangi bitkilerin, hangi rahatsızlıklara karşı nasıl kulanılacağı konusunda daha geniş çaplı bilgiler vermek isterdim, fakat bu şimdilik mümkün değildir.
Buradaki latince isimler en güncel olanlarıdır. Şifalibitkilerin latince isimleri sürekli botanikciler tarafından değiştirilmektedir, çünkü bitkilerin yeni yeni özelikleri keşfedilmekte ve bunedenle bitkiler bir gruptan alınarak başka bir gruba dahil edilmektedir. Ben bitkilerin eski letince isimlerini parantez içinde ayrıca yerverdim. Şifalibitkilerin türkce isimlerini kolayca bulabilmeniz içinde bitkini sıfatını parantez içinde yerverdim. Örneğin karakekik yerine kekik (kara) olarak yazdım.
Ayrıca Almanyada yaşıyan veya almanca bilenler için almanca isimlerede burada yerverdim. Öregin amanca weissdorn isimli bitkinin türkce karşılığı alıçdır, bazı yazarlar bitkiye akdiken ismi vermişler, oysa türkce akdiken ismi ile anılan bitki oldukca farklı bir bitkidir. Yani sifalibitkiler siteleri ve kitaplardaki bilgiler yüzlerce hatalarla doludur. Türkce site ve kitaplarda ise hala eski latince isimler yeralmakta günceleştirmeyi düşünmemektedirler. Bazı siteler ayın bitkiyi başka isimlerle 40 defa tekrarlıyarak sadece bilgiçlik taslamak için olmadık numaralar yapıyorlar. Prof. Dr. vb ünvan sahibi olan kişilerin 1000 yıllık eski bilgileri yeniymiş gibi taktim etmeleri ve hiçbir çalşma yapmadan başka kitaplardan metinleri alıp yayınlamaları nedir? İşte şu kadar üniversitemiz var diyoruz amma bu alandaki bütün çalışmaların altınada ABD, Japonya veya AB ülkerindeki ilim adamlarının imzası var. Bizdeki üniversiteler ne işe yarıyor. Şifalı bitkiler fotografı çekmek için gittiğim üniversitenin (İzmir) botanik bahçesinde çalışan 30 kişiden sadece biri botanikciidi, diğerleri ise eş dost aracılığı ile işe girmiş üstelikte köşe bucak kaytarmaktan başkada iş yapmıyorlardı. Bunedenle bu alanda araştırma yapmak isteyenlere 24 yıllık bir bilgi birikimimi sunarak işlerini kolaylaştırmayı düşünüyüorum. Bu sifalibitkiler listesi bir index niteliğindedir.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet
--------------------------------------------------------------------------------
Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temenna edip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız" derler.
(Tirmizi, Zühd 61)
Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.
(Tirmizi, Tıbb 1)
Resulullah (sav) "Allah'tan hakkıyla haya edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur."
(Tirmizi, Kıyamet 25)
Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.
(Ebu Davud, Büyu 27)
Bir erkek, yanında mahremi bulunmayan (yabancı) bir kadınla yalnız kalmasın!
Bunun üzerine bir adam kalkarak: "Ey Allah'ın Resülü, kadınım hacc için yola çıktı, ben ise falan falan gazvelere yazıldım!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse git hanımına yetiş, onunla hacc yap!" diye emretti."
(Buhari, Nikah 111)
Ey Ebu Hureyre, vera sahibi ol (harama götürme şüphesi olan şeylerden de kaçın) ki insanların Allah'a en iyi kulluk edeni olasın! Kanaatkarlığı esas al ki insanların Allah'a en iyi şükredeni olasın. Nefsin için sevdiğini insanlar için de sev ki (kamil) mü'min olasın. Sana komşu olanlara iyi komşuluk et ki (kamil bir) müslüman olasın. Gülmeyi az yap, zira çok gülmek kalbi öldürür.
(Kütüb-i Sitte, 7257)
Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"
(Ebu Davud, Sünne, 6)
"Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular.
(Muvatta, Kelam 19)
Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, Kıyamet günü cezasını verir.
(Tirmizi, Zühd 57)
Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer.
(Kütüb-i Sitte, 6690)
Kişinin malayani (boş) şeyleri terki İslam'ının güzelliğinden ileri gelir.
(Tirmizi, Zühd 11)
Kim Allah Teala hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safiline (aşağıların aşağısına) atar.
(Kütüb-i Sitte, 7235)
Kim korkarsa akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz olsun Allah ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah'ın malı cennettir.
(Tirmizi, Kıyamet 19)
Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur.
(Tirmizi, Kıyamet 41)
"Ne sirayet (buluşma), ne de uğursuzluk vardır. Benim fe'l hoşuma gider." Yanındakiler sordu: "Fe'l nedir?"
"Güzel bir sözdür!" buyurdu."
Buhari'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Benim, dedi, fe'l-i salih, güzel bir kelime hoşuma gider."
Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir mala sahip olan Müslümanların Ramazan ayında fakirlere verdikleri sadakaya "fıtır" sadakası denir. Başın ve bedenin zekatı olarak da bilinir. Buna "fitre" de denilir.
Dinimizce zengin sayılan bütün Müslümanların, fıtır sadakalarını vermeleri vaciptir.
Fitre, evdeki kişi sayısınca verilir. Ramazan bayramından önce bir bebek doğsa evin reisinin onun için de fitre vermesi gerekir. Dinimizde zengin olan kimsenin, hem kendisinin, hem de erginlik çağına gelmemiş olan çocuklarının fitrelerini vermesi vaciptir.
Fitre, Ramazan ayında fakirlere verilen bir sadaka olduğu için fitrenin bayramdan önce verilmesi en güzel davranıştır. Çünkü fitre vermenin amacı, fakirlerin bayram hazırlığı yapabilmelerini ve bayramı neşe ile karşılamalarını sağlamaktır. Fitre, bayram günü veya daha sonra gecikmeli olarak da verilebilir. Fitre verirken niyet etmek önemlidir. Veren kişinin, fitreyi Allah rızası için verdiğini gölünden geçirmesi yeterlidir. Bunu fakire verirken "Bu fitredir" demek gerekmez. Fitreyi edeple vermeli, karşıdakini incitecek davranışlarda bulunmamalıdır.
Bir fakire birden az fitre verilmez ancak birden çok fitre verilebilir. Zekat kimlere veriliyorsa fitre de onlara verilir.
Bir özürden dolayı Ramazanda oruç tutmayan kimseler, dinen zengin sayılıyorlarsa ve bu oruçlarını kaza edecek bedenî güce de sahip değilseler, tutamadıkları her bir oruç için fitre vermekle yükümlüdürler.
Fitrenin Miktarı
Fitre Şu Dört Cins Yiyecek Maddesinden Aşağıdaki Miktarlarda Verilir
Cinsi ve Miktarı:
1. Buğday 1460 gram
2. Arpa 2920 gram
3. Kuru üzüm 2920 gram
4. Hurma 2920 gram
Fitre bu gıda maddelerinden verileceği gibi, bu maddelerin para değeri de olarak verilebilir. Burada, fakirin ihtiyacı göz önünde bulundurulursa iyi olur. Fakirin gıda maddesine daha çok ihtiyacı varsa gıdanın verilmesi; gıda bedeline denk düşen paraya daha çok ihtiyacı varsa onun verilmesi daha güzel olur.
Bir dağ yangını içerim
Deli mayınlar döşenir damarlarıma
Kınsız bir öfke düşerde yoluma
Beni benden aşırır
Mevsimsiz kar yagar
Taştan demirden içeri
Ak ellerini uzat
Ellerini ellerime bırak