Garip07

Garip07

Üye
25.07.2006
Yarbay
47.009
Hakkında

#11.12.2008 18:16 0 0 0
  • Konu: sevda
    ellerinize saglik arkadasim hos calisma hazirlamissiniz
#11.12.2008 18:08 0 0 0
#11.12.2008 18:03 0 0 0
#11.12.2008 17:57 0 0 0
  • Sorun programla alakali degildir tamamen pc den
    kaynaklaniyor..swi dosyanizi actim swf olarak calismanizi
    izledim..

    ayrica kullandiginiz break efekti degerleri yüksek olmasindan
    dolayi pc nin kasilmasina sebep olur..

    konu programla alakali olmadigi icin konu kapatilmistir.

#04.12.2008 14:06 0 0 0
#03.12.2008 15:20 0 0 0
#01.12.2008 09:57 0 0 0
  • flash sadece müzik ve bir kac resimden ibaret degildir..
    her verecegin efeckti flasha uyum saglamali düsünürüm
    onun icin calismalarda acelle degil sabir ile duygullaina
    calismalisin yusufsahin
    ellerine saglik
#01.12.2008 09:50 0 0 0
#29.11.2008 23:44 0 0 0
  • sevgili atesilter hocam..

    bir cok konuda size katiliyorum fakat bazi seyleri
    göz ardi etmemek gerekir biz sadece Forum sitesiyiz
    bilgiler elbette diger forum sitelerine tasindigini bizlerde
    görüyoruz.

    önemli olan bölümden yazilarin kopy paste olayin önüne
    geceilmesi icin Levisten yardim istemek ve ihtisas odasi üyeleri
    arkadaslarimizi giriste uyarmaktan gectigini düsünüyorum

    biz bunlari bastan elle almakta belki geciktik tabii ilk baslangicta
    bu gibi teknik sahibi degildik artik bazi adimlarin atilmasi
    gerektigini düsünüyorum..
#29.11.2008 02:48 0 0 0
#28.11.2008 21:25 0 0 0
#28.11.2008 18:10 0 0 0
#28.11.2008 15:51 0 0 0
  • iswail arkadasim tabii sizin simdilik hemen sunu yapacam
    edecem diye kayide yoktur..henüz calisma grubunda dahi degilsiniz
    ayrica atesilter hocamin belirtgi gibi önce bu derslere baslamalisiniz
    ve siz kendinizi gelistirdikce istediklerinizi uygulamaya gecebilirsiniz

    suanda istediginizi sadece flash dersleri ihtisas odasina gecen
    arkadaslarimiz icin gecerli bir sorudur.. Bilgileri su anda paylasmam
    ve konuda size yardimci olamayiz..

#28.11.2008 13:01 0 0 0
#28.11.2008 12:54 0 0 0
  • Kemençe sözcüğü, Farsça "keman" sözcüğü ile Türkçe "-çe" ekinin birleşmesiyle olmuştur. Sözcüğün kaynağı konusunda şöyle bir yorum da yapılmaktadır. Yerel söyleyiş ve Türk diyaleklerine göre kimi yerlerde "ıklığı" adıyla anılırken, kimi yerlerde çıkardığı sesin sivrisinek sesi gibi tiz olması nedeniyle, çeşitli diyeliklerde sivrisinek anlamında kullanılan "kemençe: küminçe- "kimin-çe" ve "çibin-çe" denmiştir. Divan'da sivrisinek anlamında "küminçe" geçmektedir.Kemençe XV. yüzyıl sonlarına doğru kullanılır olmuştur.
    Asya Türkçesinde dün olduğu gibi bugün de kemençe sözcüğü kullanılmaz. Iklığı ve gıcak sözcüğü kullanılır. Araplar da en eski tip Asya yaylı sazını Farsça "kemençe" adıyla İran'dan almışlardır. KEMENÇENİN USTALARI BURDA....
    Gagavuzlar, kemana "kemençe" derlerdi. Asya'da birçok yerde kullanılankemençelerin ortak özelliği, hayvan kabuklarından, sukabağından, hindistan cevizinden, oyularak ağaçtan yapılan küçük bir ses kutusau, uzunca bir sapı bulunmasıdır. Çoğunun göğsü deriden, telleri bağırdak ya da at kılındandır. günümüzde Asya'da ki Türkler kemençelere metal tel de takmaktadırlar. Avrupa'nın ortaçağ yaylı sazlarını XVII. yüzyıl sonlarında önce Anadolu, Anadolu'dan da Mısırlılar tanıdılar. Biz "kemençe" dedik; Araplar ise "Kemençe-i Rumi" demişlerdir. "Roma kemençesi" ya da "Balkan kemanı" anlamında kullanmışlardır. Türkiye'de üç çeşit kemençe vardır. Birinci çeşit XIX. yüzyılda lavta (Almanca-Arapça bir kelimedir, mızrapla çalınan, gövdesi udtan küçük bir çalgıya denir), köçekçe (çoğu karcığar ya da ağırlama makamında, kıvrak, şen oyun havası) takımlarının başlıca çalgısı olan klasik kemençe. Bu saz büyük bir virtüöz olan Tanburi Cemil Bey'in elinde ince saza girdi. Günümüzdeki klasik Türk müziği topluluklarının vazgeçilmez üç çalgısından (ney, tanbur) biri oldu. Hüseyin Saadettin Arel'de soprano (üst ses) alto, tenor, bariton ve bas kemençeler yaptırarak, Türk müziğinde batı müziğindeki keman ailesinin yerini tutacak bir kemençe ailesi yaratmak istemiş, ama bu tasarısını gerçekleştirememişti. Klasik kemençenin gövdesi yarım armuda benzediği içn bu çalgıya "armudi kemençe" de denilmektedir. Üç tellidir klasik kemençe. Arel'in kemençesi dört telliydi. Çoğunda eskiden olduğu gibi bağırsaktan yapılma teller kullanılır. Teknesinin altındaki kuyruk takozu sol dize, 12-15 cm. uzunluktaki burgularıysa göğse dayanarak, telleri parmak uçlarıyla basmak yerine tırnaklarla yandan hafifçe itilerek çalınır. Akordu yegah-rastneva (la-re-la) biçiminde düzenlenir. Ses alanı çalanın ustalığına bağlı olarak iki buçuk oktavı geçebilir. Beşli aralıklarla akort edilir. Önce bir dörtlü olmaması teknik olanakları azaltır. Bu yüzden dört telli denemeler yapılmıştır. Klasik kemençe rebapla yakın akrabadır. Çalgının üst bölümü düz, alt bölümü şişiktir. Gövde ve göğüs olarak iki bölümdür. Gövdenin en iyisi karadut ağacından yapılır. Peleseni, ceviz, limon gibi ağaçlardan da yapılabilir. Göğüs (kapak) servi ağacından yapılırsa yumuşak, müzikal; çamdan yapılırsa gür ve tok bir ses verir. Kulak denilen burguları üç tanedir. Fildişi abanoz ya da benzeri sert ağaçlardan yapılır. Burgu 15 cm.'dir. Kapakta karşılıklı 4 cm. uzunluğunda iki delik vardır. Delikler aracılığıyla ses dışarı çıkar. Kemençenin yayı abanoz ya da gül ağacındandır. Yay 60 cm.'dir. Kılların uzunluğu 46 cm.'dir. Çalınırken burgular göğse, geniş alt bölüm de sol diz üstüne konulur. Çalarken telden tele geçmek için, sol el ayasının hafifçe dokunması ile kemençe döndürülür, yay her zaman düz olarak çekilir. Son zamanlarda yaptırılan beş büyük kemençe ile çok sesli Türk müziği çalınmaktadır. Ünlü klasik kemençe sanatçıları şunlardır: Tanburi Cemil Bey, Sotiri, Aleko Bocanos, Paraşko Leondaridis, Ruşen Kam, Fahire Fersan, Haluk Recai, Cüneyt Orhon, Ekrem Erdoğdu. Günümüzde Yunanlıların lirası, Bulgarların gudulkası ile kuzeybatı Anadolu'da, Ortaçağda Batı Avrupa'da ve Orta Asya'da benzerleri vardır klasik kemençenin.
    İkinci çeşit kemençe, Güney Anadolu Türkmenlerinin çalgısı olan Türkmen kemençesidir. Ali Rıza Yalgın, Toroslarda Karatepeli Bölgesi adlı yapıtında bölge kemençesini, hem çalınırken hem de çalgı olarak resimlemiş, yayımlamış. Daha basitçe bir görüşü var bu kemençenin. Bizim Karadeniz kemençesinin daha hantalı, daha kabası gibi. Üçüncü çeşit kemençe, bizim kemençemiz. Doğu Karadeniz kemençesidir. Fransızların pochette, İngilizlerin kit adını verdiği yaylı çalgının akrabasıdır. Anadolu'ya ne zaman ve hangi yolla girdiğini belirtmek güçtür. Avrupa'ya Doğu'dan gitmiş olabilir. Ortaçağ sonları, Avrupa halk yaylı çalgıları olarak kullanılmıştır. Avrupa'da kasaba çalgıcıları kemençe benzeri çalgıları, bu aletin keskin ve yaygaracı sesinden, halk danslarına eşlik etmekte yararlanırlardı. Yüzyıllar boyunca değişikliğe uğradı sözü edilen bu kemençeler. Başlangıçta dört ya da çift telli idi. Görele kemençesi, yürek biçimindeki burguluğu, kısa sapı dar ve uzun gövdesiyle dikkat çekicidir, narindir. Göğsündeki delikler kemanınkini andırır. Bir kuyrukla gövdeye bağlanan teller, eşikle dip eşiğin üstünden geçilerek akort burgularına bağlanır, sarılır. Göğüsle teknenin dibi arasına can direği denen bir ahşab çubuk sıkıştırılır. Can direği tel köprünün altında bulunur. Can direği ses özelliği kazandırır kemençeye. Can direği olmazsa yeterli ses çıkmaz. Kemençe çalınırken sol elle tutulur, sapından kavranır kemençe, havada durdurulur. Kemençeyi tutan sol el, parmakları tellere basarak istenen sesleri bulur. Sağ eldeki yay tellere sürtülür. Bir tel üstündeki melodi(ezgi, hava) çalınırken kemençenin yayı bu telin yanındaki tele de sürtülür. Kemençe dörtlü paralelle çalışır (ikili, dörtlü, altılı seslere paralel ses denir). Kemençemizin orta teli (la) ortak çalınır. Orta telle birlikte, ince tele de kalın tele de istenen sese göre birlikte basılır (Kemençede sağ tel kalın, sol tel incedir). Kemençe çalınış özelliğiyle, dörtlü paralel çalışma yönüyle doğu tekniği içinde çok sesli tek çalgıdır. Müzikte, çok seslilikte yapı farkı görülür. Doğuda koma sistem, Batıda tampere sistem vardır. Görele kemençesinin özellikleri: Kemençe ardıç, erik, dut, kiraz ağacından yapılır. Kapağı ladin ağacındandır. Kapak kalınsa ince ses, kapak inceyse kalın ses verir. Kemençeyle her ezgi çalınabilir. Perdesizdir. Kulak yeteneğine, parmak yeteneğine bağlı olarak çalınır.

    Tekne boyu : 41 cm
    Tutma yeri (sap, tuşe) : 8.5 cm
    Baş (kafa) : 6.5 cm
    Geniş taban eni : 10 cm
    Dar taban eni : 6.5 cm
    Derinlik : 2.5 cm
    Kapak kalınlığı : 2 mm'ye yakın
    Kulak-Ön yüzeyin üstünde : 1.5 cm
    Kravat : 18.5 cm
    Tel alt bağlantı kuyruğu : 13 cm
    Tel köprüsü genişliği : 5 cm
    Tel köprüsü yüksekliği : 1.2 cm
    Yay boyu : Aşağı yukarı kemençe boyu kadar
    Kapak üzerinde bulunan
    Durumundaki cep uzunluğu : 5.5 cm
    İki cep arası : 3 cm
    Kemençenin boyu : 55 cm Kemençe yayı çet (çef), erik ağacından yapılır. Yay telleri ise at kuyruğundandır. Yay tellerine reçine (kolofon) sürüldükten sonra çalınır. Kemençe çalanlara, kemençe sanatçılarına "Kemençeci" denir Görele'de. Kemençeci, halk edebiyatımızdaki ozan tipidir. Mani, türkü yakıcısı, yerine göre de öykü anlatıcısıdır. Düğünden düğüne, köyden köye gezdiği için de kültür taşıyıcısı, haber taşıyıcısıdır. Eğlenceden, konuşmaktan zevk alan, şakacı, güleryüzlü, esprili, hazırcevap bir kişiliği vardır kemençecilerin. Sözü, söyleyişi dinlenir, toplantıların, eğlencilerin şenliklerin aranan adıdır. Kesme türkü (kemençe türküsü, mani) yaratıcısıdır. Ancak yarattığı ürünlerde aşık edebiyatımızda olduğu gibi kendi adını söylemez; bunu alçak gönüllülükle açıklamak uygun düşer belki de... Kemençeciler çocukluk döneminde dışavuran kemençeci olma tutkusu doğrultusunda bir kemençe edinerek yay sürtmeye başlarlar. Bu bir onmaz tutkudur. Dur durak, gece gündüz yoktur artık. Çevredekileri bunaltması da cabası. Bu dönemde yakınlarından şamar yiyen, kulağı çekilen, kemençesi kırılan, evden kovulan, samanlıklarda, tamlarda yatan çokdur. Dedik ya bir tutkudur bu, bir yeteneğin yansımasıdır, ne olursa olsun, sonunda ustaların çalışlarına da dikkat kesilerek bir bakmışsınız, bizim beğenmediğimiz, alaya aldığımız oğlan düğünlerde çalmaya başlamıştır, ustaların yanında. Eskiden bir inanç vardı: Bir çeşmenin yalak taşını kırarsa kemençe heveslisi, çalgıyı daha kolay, daha çabuk öğrenirdi. Kısası yeni yetmeler yalnız çevreyi rahatsız etmekle kalmaz bir çeşmenin de kırardı kolunu budağını: Bir kurşun atacağım
    Çeşmenin yalağına
    Dulanırım adamın
    Kırmızı yanağına Kemençeye başlayanlar ilk zamanlarda, çevredeki ustalara öykünürler. Köprünün altından sular akıp da ustalaştığındaysa Karaman gibi çalmak, Piçoğlu gibi çalmak düşlenir. Karaman gibi çalmak bir düştür, düşünce ucu bucağı yoktur, sonsuza doğru akar durur. Görele sanata yatkın insanlar yeridir. Şairler, ressamlar, kemençeciler, araştırmacılar, yazarlar yöresidir. Bir bakarsanız kemençe, bir bakarsanız saz (bağlama) duygulandırmıştır, çoşturmuştur insanımızı. Görele çalgıya, kemençeye çok düşkündür. Yörede çalgı çalmak geleneğin, kültürün bir parçasıdır. Yaşam biçimidir çalgı Görele'de; çocuk doğar, sevincini yaşama eğlencesinde kemençe vardır. Sünnet düğününde kemençe vardır. Bayramlarda, eğlencelerde, ekin kazmalarda, nişanlarda, düğünlerde, yediliklerde, asker uğurlamalarında, şenliklerde kemençe vardır. Görele, kemençenin en yaratıcı, en kıvrak, en içli çalındığı yerdir. Bu özelliği büyük ustalar yetiştirmesinden ileri gelir. Ustalık yaratıcılıktır. Var olanı en özgün biçimde yaşatmanın yanında yeni ürünler yaratmayı da gerektirir. Görele'deki ustalar "sanatçılığın bu doğal, ama zor yanını" yerine getirdikleri için büyüktürler. Başkalarını etkiledikleri, kalıcı oldukları için süreklidirler, zamanı yenmişlerdir. Trabzon-Rize yöresinden de Ferhat Özyakupoğlu, Hasan Sözeri gibi ustalar çıkmıştır ama hiçbiri Tuzcuoğlu Mehmet Ali'nin, Karaman'ın, Piçoğlu'nun özgünlüğünü, yaratıcılığını yakalayamamışlardır. Bizim ustalar, öykülere, efsanelere yansımış, fıkralara konu olmuş, romanları yazılacak denli renkli yaşamları, birikimleri ve çok yönlülükleriyle ayrı ayrı araştırmaların konusu olmayı çoktan hak etmişlerdir. Yöremizden Bazı Kemençe Sanatçıları

    1- Karaman (Halil Kodalak)
    2- "Kemençenin Ordinaryüsü" Picoğlu Osman (Gökçe)
    3- Durkaya (Kemal İpşir)
    4- Mehmet Sırrı Öztürk
    5- Katip Şadi
    6- Sami Günay
    7- M. Naci Keskin
    8- Mehmet Maksutoğlu
    9-Şenel Dandin
    10-Hüseyin Çınar
    11-Hikmet Gök
#28.11.2008 02:05 0 0 0
  • kemençe imalatı İMALAT AŞAMALARI::

    İyi bir kemençe yapımında kullanılacak ağaç cinsi oldukça önemlidir. Kemençenin aslında yekpare olan Baş, Sap ve gövde kısımları için en fazla tercih edilen ağaç türü erik ve porsuk (Karadeniz bölgesinde halk arasında ardıç diye bilinir) ağacıdır. Kemençenin klavye, alt ve orta eşikleri ile kulaklar da bu gövde ile aynı ağaçtan yapılır.


    Standart bir kemençenin boyu 57 cm, genişliği yaklaşık 10cm, baş ile birlikte yüksekliği ise 8.5cm olmalıdır. Bu nihai ölçülere ulaşılabilecek boyutlarda ağaçlardan, taslak hazırlanacak kütükler öncelikle prizmatik olarak kesilir.
    noimage
    Kesilen bu kütüklere kemençenin formu kabaca çizilir ve çizilen şekle göre kesim yapılır.
    noimage

    Daha sonra Ölçülerine uygun olarak kesilen kütüğün içi bir seri işlemle oyulur ve boşaltılır. noimage

    Kapak ise ladin ağacından yapılır. Kemençe üst yüzeyini tamamen kapatacak şekilde ince dilimler halinde kabaca kesildikten sonra uygun kalınlığa indirilir ve bombe verilir. Hazırlanan kapak kemençe üzerine yerleştirilir ve ses delikleri açılır.
    noimage
    Daha sonra diğer parçalar (kulaklar, klavye,eşikler) yerleştirilir. Ses bakımından kontroller yapıldıktan sonra kemençeye boya ve vernik uygulanır. Bu işlemden sonra teller takılır ve kemençe çalmaya hazır hale gelmiş olur.

    Yay yapımında ise at kılları kullanılır. Yeterli uzunlukta kesilmiş at kılları bir araya getirilerek demet oluşturulur ve daha önce hazırlanmış yayın çubuğuna bağlanır.noimage
#28.11.2008 02:01 0 0 0
  • KEMENÇE ÇEŞİTLERİ ::

    Kemençe için fiziksel görünümü ve boyutlarına, ses özelliklerine veya kullanılan ağaca göre yada kullanıldığı coğrafyaya göre sınıflandırmalar yapılabilmektedir.
    Kullanıldığı coğrafya dikkate alındığında ise Türkiyedeki şekli Karadeniz kemençesi, Rumların kullanığı ise Rum kemençesi olarak bilinir.
    Boyutlarına göre sınıflandırmak gerektiğinde kemençe ve cura olarak adlandırma yapılmaktadır. Cura standart kemençenin bir miktar daha kısa olarak imal edilenidir.
    Ses özellikleri bakımından ise verdiği sesin ince veya kalın oluşuna göre ZİL veya SAĞIR olarak bilinen yöresel bir sınıflandırma vardır. Bunun yanısıra SOL veya LA kemençe gibi notasal sınıflandırma da yapılmaktadır.
    Kemençe yapımında genellikle kullanılan ardıç ve erik ağaçları kemençenin sınıflandırılmasında bu ağaçların adları kemençeyi niteleyen birer sıfatta olabilmektedir. Erik kemençe Ardıç kemençe gibi...

    Kemençe severler bazen sade ve gösterişsiz bir görünümü kendilerine uygun görürken, bazen de süsleme sanatıı kemençe imalatı ile birleştirilerek imal edilmiş baş, sap, yay, klavye, eşikleri veya gövdesi değişik nakışlarla bezenmiş kemençeleri tercih etmektedirler.


    KEMENÇE'NİN ÖZELLİKLERİ::
    BAŞ : Kemençenin saptan sonra gelen en üst kısmıdır. Üzerinde akort burgularını yani kulakları taşır. Tellerin takılabilmesi ve saklanması amacıyla arka taraftan içi boşaltılmış olan bu parça çalma sırasında sapı tutan ele mesnet olacak şekilde tasarlanmıştır. Kemençenin bu kısmına Rumlar tepe veya kifal demektedir.

    SAP : Elin kemençeyi kavradığı kısımdır. Aşağıdan yukarı doğru incelerek gelir. Bunda amaç sapın avuç içine tamamen oturmasıdır. Bazen ayakta çalınması zorunluluk olan bu sazın yorulmadan çalınabilmesi için sapın şekli ve ölçüleri çok önemlidir. Rumlarca goula olarakadlandırılır.

    GÖVDE : Adından da anlaşılacağı gibi kemençenin ana bölümüdür. İçinin oyulmuş olması nedeniyle tekne olarak ta adlandırılır. Aşağıdan yukarıya doğru hafif daralır. Rumca adı Soma'dır. KULAKLAR : Genellikle üç adettir. Teller kulakların çubuğuna sarılarak akort yapılır. Akordun rahat yapılabilmesi için kulakların burgu kısmı hafif oval yapılır. Burgunun altındaki çubuk kısmının ucu tellerin kolayca bağlanabilmesi için yarıktır. Teller kulaklara gelmeden önce baş ile sapın birleştiği yerdeki (üs eşiğin üstü) deliklerden geçer. Karadeniz kemençesinde en üst kulağın boyu baş kısmın şekli nedeniyle diğer ikisinden biraz uzundur. Rum kemençesinde ise boyları aynıdır ve otia olarak isimlendirilir.
    ALT EŞİK : Tellerin kemençenin dip tarafında sabitlendiği kısımdır. Orta eşik gibi seyyardır. Dip tarafına geçirilen metal bir bağ ile gövdenin dip kısmındaki çıkıntıya monte edilir. Rumca'da Palikar olarak bilinir.
    ORTA EŞİK : Gergin telleri kapak üzerinde belirli mesafede tutan alt ve üst eşikler arasındaki bu seyyar mesnet halk arasında köprü (Rumca Gaidaron) olarak ta bilinir. Yerleştirilirken ses delikleri ortalanır. Tellerin üzerine oturduğu kısmı yani üst yüzeyi hafif kamburdur.
    ÜSTEŞİK :Gövdenin üst kısmında tellerin kulaklara geçtiği yerde kapağa değmelerini engelleyecek şekilde yerleştirilen sabit destektir. Hal arasında yastık olarak ta bilinir.
    DİREK : Can direği olarakta adlandırılır. İki ses deliği arasında kapağa destek olacak şekilde yerleştirilir. Üst ucu orta eşiğin bir ayağının tam altına denk getirilir. Görevi titreşimi arttırark sesi gürleştirmek ve kapağın içeri göçmesini engellemektir. Rumcası Stoular dır.
    KAPAK : Gövdenin oyulmuş olan üst yüzeyini tamamen kaplayacak şekilde hafif dışa bombeli diğer sazların göğüs olarak adlandırılan kısmıdır. Rumca'da da kapak denmektedir ancak Rum kemençesinin kapağı bombeli değil düzdür.
    SES DELİKLERİ : Kapağın üzerindeki dikine iki yarıktır. Bu yarıklar sesin dışarı çıkmasına yardımcı olurlar. Rum kemençesinde genellikle bu yarıkların alt ve üst kısmında ikişer ve gövdenin iki yanında iki olmak üzere altı delik daha bulunur ve Rothounia olarak adlandırılır .
    YAY: Rumların Doksar dediği ve kemençenin boyundan biraz kısa bir çubuğa at kıllarının bağlamnası ile elde edilen bu parça reçinelenmiş at kılı demetinin tellere sürtülmesi ile ses çıkarır. Kıllar Keman yayınki kadar gergin değil hafif sarkıktır.
    KLAVYE : Sap üzerinden başlayan ve aşağıya doğru genişleyen uç tarafı bazen yuvarlak ama genellikle sivri olan ve parmakların notaları bulmak için üzerinde gezindiği parçadır. Şekli nedeniyle kravat olarak ta adlandırılan bu parçanın Rumca ismi spaler'dir.


    noimage
    noimagenoimagenoimagenoimage
    noimage
#28.11.2008 01:59 0 0 0
  • Kemençenin Tarihi ve Özellikleri

    Farsça kökenli bir kelime olan "kemençe" aynı dildeki "keman(=yay,kavis)" kelimesi ile "-çe(=küçültme eki)" ekinin bir araya gelmesinden oluşur ve "yayla çalınan küçük saz" anlamını taşır.
    Orta Asya'da şekil olarak bugünkü kemençeye tam benzemeyen, fakat onun atası sayılabilecek birçok saz görülür. Orta ve Uzak Asya Müslüman ve Moğol saz takımlarındaki yaylı sazlar incelendiğinde farklı isimlere de rastlanmakla birlikte (örneğin Kırgızistan ve Özbekistanda Kıyak) çoğunlukla "Kemençe veya Kemançe" adının verildiğine ve "Iklığ - Iklık" adıyla beraber kullanıldığına rastlıyoruz. Benzer şekilde Fransa'da "Pochette (poşet) " İngiltere'de ise "Kit" olarak adlandırılan ve kemençe ile benzerliklere sahip yaylı çalgı türü olduğu bilinmektedir. Kemençenin -çe ekindeki küçültme anlamı pochette kelimesinde de vardır. Çünkü Fransızca da bu kelimenin cep, kese yada cepte taşının şey gibi anlamları vardır
    Kemençe kelimesi bugün Türkiye dışında İran, Ermenistan, Yunanistan, Gürcistan, Azerbaycan gibi pek çok ülkede kullanılmaktadır. Günümüz Türkiye'sinde biri klasik türk müziğinin Armudi kemençesi, diğeri ise Doğu Karadeniz halk müziğinin Karadeniz kemençesi olmak üzere iki tür kemençe kullanılmaktadır. Ayrıca kabak kemani de bazen kemençe olarak isimlendirilmektedir. Armudi kemençe ve kemaninin benzerlerine rastlanmakla birlikte (Macarlar benzer türde çalgıya HEGEDÜ, Yunanlılar LİRA, Bulgarlar GADULGA, Araplar REBAP adını vermişlerdir) Karadeniz kemençesinin şekil ve çalınış tarzı bakımından benzeri bulunmamaktadır. 18. yy. sonlarına kadar Türk müziğinin tek yaylı sazı olan Kemençe'nin yerini, Batının önce Viola d'amore'si (sinekemanı adıyla), sonra da Violino'su (keman) aldı. Ama Karadeniz kemençesi horonlar sayesinde, armudi kemençe ise 19. yy. ortalarına doğru girdiği fasıl topluluğu içinde günümüze kadar gelebildi.
    Bu sitenin konusu olan Karadeniz kemençesi Doğu Karadeniz Bölgesi dışında Yunanistan ve diğer ülkelere göç etmiş olan Karadeniz kökenli mübadil Rumlar tarafından da halen yaşatılmaktadır. Ayrıca Trabzon ve çevresinden göç eden Ermenilerinde bu sazı kullandıkları bilinmektedir.
    Türk müziğinin bu en küçük yaylı sazı, boy-bosundan umulmayacak güçte bir ses yüksekliğine ve tınısına sahiptir .
    noimage
    * Rebab-Afganistan Kemençesi
    noimage
    * Ermenistan Kemençesi
    noimage
    noimage
    Armudi kemençe - Lira - Gadulga
    (Türkiye-Yunanistan- Bulgaristan)

    Kemençe

    (Türkiye-İran-Ermenistan)
    noimage
    noimage
    GürcüKemençesi
    Kit - Poşet (İngiltere - Fransa)


#28.11.2008 01:56 0 0 0