Öz Türkçe Karşılıklar Klavuz - Ali Püsküllüoğlu - Öz Türkçe Sözlük
ISBN: 9755090517
Baskı Sayısı: 13. Baskı
Basım Yılı:
Baskı Yeri: İstanbul
Çeviren: ---
Sayfa: 624 sayfa Ebat: 13.5x19.5 cm
Yayınevi: ARKADAŞ YAYINLARI
Liste Fiyatı: 14 TL
İşte size öz Türkçe karşılıklar klavuzu
Ali Püsküllüoğlu'nun sürekli çalışmalarıyla her baskısında gelişen bu sözlüğün ereği, Dil Devrimi'yle dilimize kazandırılmış sözcükleri, terimleri öğretmektir. ÖZ TÜRKÇE SÖZLÜK'teki sözcüklerin birçoğu başka hiçbir sözlükte yoktur ve pek çok sözcük, ilk kez bu sözlükte sözlüğe girmiş olmaktadır. Bu, Genişletilmiş 13.Baskı'ya da yeni sözcükler ve terimler eklenmiştir.
Sözlüğün Türkçe Karşılıklar Kılavuzu bölümünde, Osmanlıca sözcük ve terimlerin Türkçe karşılıkları gösterilmiştir. Yazarken Türkçe sözcükler kullanmanızda bu bölüm size yardımcı olacaktır. Öz Türkçe sözcüklerin nasıl kullanıldığını yazarlardan alınmış örneklerle gösteren bu sözlük, her zaman başvurulabilecek bir kaynaktır.
Türk Dil Kurumu(TDK) Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, ``Kitle iletişim araçları yabancı sözcüğün Türkçe karşılığını kullanırsa, vatandaş da kullanır. Bunun için en önemli görev size düşüyor`` dedi.
AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi, açılışta yaptığı konuşmada, TDK`nın çok yeni ve ses getiren bir hizmetinin AA`da tanıtılacağını söyledi.
Çalışmadan dolayı TDK Başkanı Akalın ve TDK çalışanlarını kutlayan Bengi, ``Sayın hocam, dil ve habercilik konusunda bizleri aydınlatacak. Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu`nu bütün AA mensupları alacaklar`` dedi.
Akalın, toplantı için AA`ya teşekkür ettiğini belirterek, ``AA, yüce Atatürk`ün `Anadolu Ajansı, Türkiye`nin sesini duyuracaktır` sözüyle kurulmuş ulusal kuruluşumuz. Türkiye`nin senini dünyaya duyuran Anadolu Ajansı aynı zamanda Türkçenin gür sesidir`` dedi.
Basın yayın kuruluşlarındaki çalışanlar için hazırlanan kılavuzunun ilk toplu dağıtımının AA`da yapıldığını belirten Akalın, kitapçıkta, basında en fazla kullanılan bin 947 yabancı sözcüğün Türkçe karşılığının sunulduğunu ifade etti.
Akalın, eğitim kurumlarının yanı sıra kitle iletişim araçlarının dilin gelişmesi veya bozulmasına yol açacak etkiye sahip olduğunu, basında Türkçenin doğru, güzel ve kurallara uygun kullanımının, dilin kamuoyundaki kullanımını da etkilediğini vurguladı.
Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, ``İletişimin merkezinde dil vardır. Basın kuruluşları haberlerini dil yoluyla ulaştırılıyor. Dilin olmadığı yerde, ne bugünkü teknoloji olabilir ne de böyle bir iletişim sağlanabilirdi`` dedi.
``TÜRKÇENİN GÜCÜNDEN HABERDAR DEĞİLİZ``
Zengin söz varlığı, mükemmel kuralları ile biçim ve ses yapısıyla Türkçenin dünyanın en güçlü dillerinden olduğunu belirten Akalın, ``Sorun nerede? Ne yazık ki Türkçenin gücünden haberdar değiliz. Toplum olarak zengin söz varlığı, biçim ve ses yapısıyla karşımızda hazine olarak duran Türkçeden ne yazık ki yeterince yararlanamıyoruz`` dedi.
TDK`nın sanal ortamdaki en geniş sözlüğünde 115 bin kelime olduğunu, 165 bine ulaşan terim zenginliği bulunduğunu ve TDK`nın sanal ortamdaki tüm sözlüklerinde toplam 526 bin söz varlığı sunduğunu ifade eden Akalın, bunun günlük ve yayın dilinde yeterince kullanılmadığını söyledi.
Akalın, başta yazım ve söyleyiş yanlışlıkları, kaba dil, anlatım bozuklukları ve yabancı sözcük kullanımında sorunlar olduğunu, söz varlığının yabancılaştığını, yabancı sözcüklerin Türkçenin yazılış ve söyleyişini olumsuz etkilediğini kaydetti.
Türkçedeki 115 bin sözcüğün yüzde 20`sinin yabancı kelimelerden oluştuğuna dikkat çeken Akalın, Türkçede birçok karşılığı olan sözcüğün yabancısının kullanılmasının hem Türkçe kelimelerin unutulmasına hem sözcükler arasındaki ince anlam farklılıklarının yok olmasına hem de dilin kısırlaşmasına yol açtığını bildirdi.
Akalın, ``trend`` sözcüğünün Türkçede 56 farklı kelime karşılığı olduğunu dile getirerek, ``Trend dediğinizde 56 sözcüğü kullanımdan düşürüyorsunuz. Bu hem anlam karışmasına yol açıyor, çünkü sözcüğün farklı anlamlarını ancak cümle içinde anlıyorsunuz hem de zengin sözcük seçenekleri ortadan kalkıyor. 56 sözcük giderek yok olma sorunuyla karşı karşıya kalıyor`` dedi.
``BÜLÜTLÜ`` GİBİ YANLIŞ ANLAMALAR
Akalın, yabancı sözcüklerin orijinalindeki gibi yazılmasının, kesme işaretinin kullanımı gibi sorunlar doğurduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
``Hacker`lara geçit yok`, `Mortgage`ı kaptırdık`... Bu tüm kuralları tepetaklak eden bir yazılış şekli. Kimileri özgün biçimiyle yazalım diyor, kimileri okunduğu gibi. Orijinali gibi yazıldığında bunu okumak için Türkçe bilmek yeterli değil, İngilizcesini de bileceksiniz. Okunuşu gibi yazacaksak, İngiliz, ABD aksanına göre mi, Türkçeye göre mi yazacağız? Kesme işaretinden sonrayı heceyi yazıldığı gibi mi okunduğu mi yazacağız?
Sonuçta, vatandaşta `Bülütlü (Bluetooth)`, `emercinsi (emergency)` gibi yazılar ortaya çıkıyor. `November Paşalı (Kasımpaşalı)` gibi yazılar da gelinen en son nokta. İster özgün ister okunduğu gibi yazılsın olumsuz sonuçlar ortaya çıkacak.``
``BAŞBAYAN BİR AYDA 59 BİN KEZ KULLANILDI``
Son 75 yılda, halkın yüzyıllardır konuştuğu yabancı sözcüklerin değiştirildiğini ve bunların Türkçesinin artık dile yerleştiğini anlatan Akalın, ``Yüzyıllardır kullanılan yabancı sözcüklere Türkçe karşılık bulunup, yaygınlaştırılıyorsa, 3-5 yıl önce kullanılmaya başlanmış bir söze neden karşılık bulup, kullanmayalım`` dedi.
``Mortgage`` yerine ``Tutsat``, ``First Lady`` yerine ``Başbayan`` sözcüklerinin bulunduğunu, ``Başbayan`` kelimesinin bir ay içinde 59 bin defa kullanıldığını anlatan Akalın, ``Kitle iletişim araçları yabancı sözcüğün Türkçe karşılığını kullanırsa, vatandaş da kullanır. Bu kılavuzu çıkarttık ama eğer, siz kullanırsanız yaygınlaşacak. Yoksa sadece basılı olarak kalır. Bunun için en önemli görev size düşüyor`` diye konuştu.
MEDYADA ALAY KONUSU
Yabancı kelimelere bulunan karşılıkların medyada alay konusu edildiğini de ifade eden Akalın, sözcüklere Türkçe karşılıklar bulurken uzun süre tartıştıklarını, her çalışma grubunda 100`ün üzerinde bilim insanının bulunduğunu söyledi.
Halk ağzına, yazarların kelimeyi nasıl kullandığına baktıklarını, Türkçe eklerden yararlandıklarını anlatan Akalın, mümkün olduğu kadar az heceli karşılık bulmaya çalıştıklarını dile getirdi.
Akalın, ``Kolay değil, Dakika 1 Gol 10`la başlıyorsunuz. Çünkü zaten o kelime yabancı dil olarak kullanılıyor. Bazı kelimelere karşılık bulurken toplumun yapısını da düşünmek lazım, mesela `Homeoffice`. Türk toplumunun geleneğinde evde iş olmaz ki, yanlış anlaşılır`` diye konuştu.
Konuşmaların ardından Akalın ile TDK Başkan Danışmanı Prof. Dr. Recep Toparlı ve Belgin Tezcan Aksu AA merkez çalışanları ile uydu üzerinden programı izleyen ve internet üzerinden bağlanan AA`nın bölge çalışanlarının sorularını yanıtladı.
Yayın Yılı: 2009
520 sayfa
İthal Kağıt
12,5x19,5 cm
Karton Kapak
ISBN:9754471444
Dili: TÜRKÇE
Ask-i Memnu
"Bihter hepsini unutmak isteyerek, kandili hala bütün bütüne yakmadigi için birtakim karartilar yansitan aynanin karsisina geçiyor, çiplak gövdesine bakiyor, nergisçe bir tutumla hazdan sarsiliyordu. Baskalari ne düsünürdü bilmem, ama bu, kendi kendine tatmine giden yol, Bihter'i büsbütün yalnizlikla sarip sarmalardi. Hazlarda söze dökülemeyecek uçurumlar hissederdim. Romanci, Bihter için, 'Evet bu vücudu seviyor...' diye yaziyordu. Genç kadin ayna karsisindaydi, vücuduna sevgiler, vurgunluklar duyuyordu. Gülümsüyor, aynadaki aksinden sevda umuyordu.
(...) Çünkü Bihter, hayatinda bundan böyle asklarin karsiliksiz kalacagini, daha da yalnizliklarla dolup tasacagini, kendisinden o kadar yasli Adnan Bey'in ne aska, ne ihtirasa yanit verebilecegini sezinlemisti. Islemeli, dantelali yatak örtüleri, bu gece ve her gece, Bihter'e bombos süsler, düzmece incelikler sunacak, ama Bihter süslü döseginde hep ihtiraslarin, genç tenlerin hayalini kuracakti..."
Author: Ogün Deli
ISBN: 9756221003
Publisher: Lazer Yayınları
Published: Ankara, Sep. 2004
Pages: 202
Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının Türk milleti için kabulü çok zordur. Bugün dahi yapılan işlerin sonunda, cümlelere "Atatürk olsaydı..." diyerek başlayan insanlarımız bir çözüm arama yoluna gitmişlerdir. Bunun asıl sebebi ise Atatürk gibi bir şahsın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin başına henüz gelmemiş olmasıdır. Bu derin boşluk henüz doldurulamamıştır. Atatürk'ün hayatına ilişkin yazılan ve kitap haline getirilen eserlerin azlığı kadar yeni bilgilerin ortaya konulmaması ve gerekli araştırmaların yeteri kadar halka indirgenmemesi Atatürk ve düşünce dünyasında boşluklar oluştururken bir taraftan da hakkında asılsız haberler oluşturmak suretiyle (Bir boşluğu fırsat bilenlerce) manevi şahsiyeti yıpratılmaya çalışılmaktadır. Bu durum aslında üzerinde yaşamaktan büyük mutluluk duyduğumuz biricik ülkemizin sömürü haline getirmeyi planlayan, kökleri içerde ve dışarıda bulunan örgüt ve devletlerin, planlı ve programlı çalışmalarından oluşmaktadır...
konu acmadan evel konullari takip ediniz..böylelikle aradiginiz her soruya
rahatlikla cevap bulabilirsiniz..eger konu mevcut degilse konu acabilirsiniz
konu basliginliga trasparan sorunu alakali degil o zaman
yükledigin resimeri sahneye iyi ayarlamiyorsun sahne ne olursa
izlerken programda onun icin sahne rengini görüyorsun buda normal
Harbi TV - Harbi Tivi Show Atv - Harbi Tv Show Atv - wwwharbitv net
1 Mayıs Cuma 20:00′de
Harbi Tivi'de birbirinden ilginç karikatür tiplemelerinin komik animasyon maceraları başlıyor. Popüler filmlere, oyunlara, müziklere, masallara, haberlere ve öykülere göndermeler yapan tiplemeler bağımlılık yaratacak. Cuma akşamı 20.00 de yayınlanacak olan ilk bölümün ardından Harbi TİVİ Hafta içi hergün 17.50 de ATV ekranlarında olacak.
HARBİ BALIKLAR: Memo ile Dilaver adlı iki balığın başından geçen maceralar. Memo daha saf ve küçük, Dilaver ise daha iri, kabadayı bir balıktır.
HARBİ NİNE: Ev dekorunda koltuğunda oturmuş masal anlatan bir nine. Unutkan olduğundan masalları yanlış anlatıyor. Masalda yer alan karakterler ninenin yanında canlanıyorlar.
HARBİX: Bilgisayar oyunu kahramanı bir Türk. Her türlü oyuna girip maceralar yaşıyor.
İYİ, KÖTÜ VE HARBİ: Türk kovboy "Necati" ile Türk Kızılderili "Oturan Bilal" 'in maceraları.
HARBİ YOLU: Uzayda iki Türk astronotun maceraları
HARBİCİKCİK: Delikanlı bir kuş kendine özgü sesi ve müziği ile bilinen şarkıları yorumluyor. Sevdiği dişi kuşa kur yapmaktan da geri kalmıyor.
HARBİCİ MONTAJ: Bilgisayar tutkunu bir karakter, bilgisayar başında fotomontajlar yapıyor. Ekranını gördüğümüzde gerçekten yapılan eğlenceli Photoshop uygulamalarını görüyoruz.
HARBİ ÜNLÜLER: Ünlülerin çocuklukları neşeli ve komik şarkılar söylüyorlar.
HARBİLİBOM: Yan yana oturmuş 3 kız kardeş arasında geçen güncel sohbetler.
HARBİ KLİP: Bağımsız komik animasyon klipler. Örneğin: İzlenme rekorları kıran Harry Potter hakkında komik bir klip.
HARBİ MANGA: Maganda Manda Harbi Manga'nın maceraları. Karakterimizin gözü vücudu Japon çizgi romanlarındaki gibi ama bıyıklı ve bariz Türk.
HARBİBUNGA: "Hunga Munga" gibi cümleler kuran Türk mağara adamlarının komik maceraları.
HARBİLİM: Çatlak bir profesör karakteri bilgiler verecek. Örneğin; "Kurtlar aç kaldıklarında kendilerini yerler" konusu gibi. Ardından konuyla ilgili bağımsız animasyon giriyor.
HARBİ HABERLER: Bir kadın bir erkek iki haber spikeri haber dekorunda komik haberler sunarlar. Harbi Muhabir ise sokaktan haberler verir.
HARBİ MUHABBET: Canlı oyuncular ile animasyon karakterler arasında geçen sokak röportajları.
HARBİLERİN ÇOCUĞU: Acıların çocuğudur ve acıklı bakışlara sahip bir karakterdir. Her hafta acılı olayların başına geldiği bir animasyon klibi yayınlanacak.
HARBİ CHAT: Chat penceresinde biri kız biri erkek iki karakterin maceraları. İlişkileri konu eden bir bölüm. Kız daha cin ve atılgan erkek olan ise daha saf.
atesilter hocam olmadigi icin konuya müdahil olmak istemiyordum
fakat olur olmaz yazilarla icerisine girdiginiz süpheleri anlamis degilim
önerilerinizi inceledim..ve sonuclari tüm arkadaslarima paylasiyorum
iki arkadasimizin ihtisas odasina giris tarihine bakiniz
efsane 17.04.2009
tongal 13.04.2009
bu önerileri yaptiginiz icin tesekkür ederim takdiri size birakiyorum
sadece son giris tarihlerinde sadece tesekür ederim emeginize saglik
gibi mesajlar birakmislardir..
temel gayemiz kendimizi gelistirmekse ögrendiklerimizi paylasmak
gerekir..
Cep telefonunuzla çektiğiniz 3GP biçimli video dosyalarını, birçok bilgisayarda izlenebilen video dosya biçimlerine (.avi, .mp4) dönüştürebilen ücretsiz bir yazılımdır.
Bunun yanında video dosyalarınızdaki sesleri de ayırıp .mp3 dosya biçimine çevirebiliyor.
Kullanımı ise oldukça basit. Önce çevirmek istediğiniz .3gp uzantılı dosyayı seçiyorsunuz. Çevirdikten sonra kaydedilecek dosyanın adını girip biçimini (.avi veya .mp4) seçiyorsunuz. Kayıt kalitesini (presets bölümünden) de seçtikten sonra Convert tuşuna basıyorsunuz, işte bu kadar!
Yazılım ayrıca video dosyalarınızdaki istediğiniz kısımları ayırmaya da imkan sağlıyor. Bunun için "Trim Video" tuşuna basıp, video dosyanızdan ayırmak istediğiniz kısmı işaretliyorsunuz ve yine Convert tuşu ile çevirme işlemini tamamlıyorsunuz.
Kar Yağışı Hakkında - Niçin Kar Yağıyor - Neden Kar Yağar
Kış aylarında güneş ışınları çok güçlü olmadığı için, bulutların bulundukları yüksekliklerde hava sıcaklığı çok düşük olunca, yükselen su buharı, sublime denilen şekilde sıvı hale geçmeden, bu aşamayı atlayarak doğrudan buz kristali haline dönüşür. 0. l milimetre çapındaki buz kristalleri birbirlerine yapışarak kar tanelerini oluştururlar.
Eğer bulut ile yer arasındaki hava sıcaksa bu kar taneleri yere düşene kadar yağmur tanesi haline dönüşebilirler, ama soğuksa yere kadar kar tanesi olarak inmeyi başarabilirler. Hafiflikleri nedeniyle yere o kadar yavaş inerler ki 3000 metreden inmeleri 2 saat alabilir. Bazen bulutun altındaki sıcaklık öyledir ki, bir kısmı kar, bir kısmı yağmur damlası halinde düşerler, biz buna 'sulu sepken' diyoruz. Yani yağmur veya kar yağmasını belirleyen ana unsur, bulut ile yer arasındaki hava sıcaklığıdır.
Genel kanının aksine kar yağması havayı ısıtmaz, aksine ısınan hava karın yağmasına sebep olur. Çok soğuk havanın içine su alma kapasitesi daha azdır. İçine alamadığı su ya 'don' şeklinde yeryüzünde kalır ya da 'kırağı' oluşur. Bu şartlarda kar kesinlikle oluşamaz. Hava 3 derece gibi biraz ısınınca, su buharı yeryüzünden yükselebilir, çok yüksekliklerdeki soğuk hava tabakalarına ulaşabilir ve kar yağışı meydana gelebilir. Biz de sanki kar yağdığı için hava ısınmış gibi algılarız.
Kar tanesinin oluşumu hakikaten bir tabiat mucizesidir. Gerçi bazı kayak merkezlerinde, kar yağışı yetersiz olduğu zamanlarda suni kar üretiliyor ama bu görüldüğü kadar kolay değil. Doğal kar tanelerinin ortasında çekirdek olarak toz parçacıklarının olduğunu biliyoruz. Eğer bunlar olmazsa saf su -40 derecede bile kristalleşemiyor.
İlk olarak 1975 yılında Berkeley, California Üniversitesinden Prof. Steve Lindow 'snomax' denilen bir proteini toz parçacıkları yerine kullanarak suni kar üretmeyi başardı. Bu madde sayesinde daha hafif ve kuru kar tanelerinin üretilmesi sağlandı ve Norveç'te yapılan 1994 kış olimpiyatlarında çok yaygın olarak kullanıldı.
Kar kristalleri altıgen bir şekil içindedirler. Her bir koldan 3 ve 12'li kollar çıkar. Bu dizilişin sebebinin oksijen atomlarının diziliş şekli olduğu sanılıyor.
Dolu yağışı daha ziyade ılıman iklimlerde ve bahar aylarında görülür. Isınan hava ile yükselen su buharı, hava akımları ile daha da yükselerek 12.000 metre civarında -50 derece hava sıcaklığında buz kristallerine dönüşür. Buradaki güçlü hava akımları ile bu buz kristalleri de birleşerek buz tanelerini oluşturur.
Bu buz taneleri ağırlıkları nedeni ile o kadar hızlı düşerler ki bulut ile yer arasındaki sıcaklık ne olursa olsun eriyecek zaman bulamazlar. Çapı 5 milimetreden büyük dolular halinde yeryüzüne ulaşırlar. Aslında tüm bu şartların oluşması çok enderdir ve bu nedenle dolu yağışı hem çok az görülür, hem de çok kısa sürer.
Niçin Yağmur Yağıyor - Yağmur Yağışı Hakkında
Herhalde siz de haberlerin sonunda hava durumunu merakla izliyorsunuzdur. Acaba yarın yağmur yağacak mı? Şemsiyemi yanıma alayım mı? Yağmur günlük yaşantımızın çok önemli bir parçasıdır. Bazı yerlerde kuraklıktan yağmur duasına çıkılırken, bazı yerlerde de caddelerde sandallarla dolaşılıp, sel basan evlerden, eşyaları kurtarmaya uğraşırlar. Peki nasıl oluyor da başımıza böyle gökten sular geliyor?
Aslında mekanizma basit. Güneş ışığının etkisi ile yeryüzünden su buharlaşıyor, yani gaz haline geçiyor. Bu durumda havadan hafif olduğundan atmosferde yükseliyor. Yükseldikçe hava soğuyor ve hava basıncı azalıyor. Su buharı soğudukça havadaki toz parçacıklarına tutunarak su damlası haline dönüşüyor ve bunların milyonlarcası havada birleşerek gözümüze bulut olarak görülüyorlar.
Bulutları oluşturan bu su damlacıkları hemen yakınlarındakilerle sürekli birleşiyorlar, büyüdükçe büyüyorlar, ağırlıkları artıyor, yeterli ağırlığa ulaşınca yer çekiminin etkisi ile yere düşmeye başlıyorlar. Yeryüzünden buharlaşıp, bulut oluşturup sonra yağmur olarak yeryüzüne dönen su buharının havada geçen bu macerası ortalama 8 gün sürüyor.
Ancak bulutun içindeki su damlacıklarının tümü yağmur olarak yeryüzüne inmiyor. Bir bulutun en fazla yarısı yağmur olarak yağabilir ve bu da normalde 30 dakika sürer ama bulut devamlı olarak yeniden oluştuğundan yağmur saatlerce, hatta günlerce sürebilir. Bu arada rüzgara bağlı olarak bulutlar devamlı hareket ettiklerinden yağmur çok geniş bir alana yağabilir. Bugüne kadar dünyamızda tespit edilebilmiş en yoğun yağış 26 Kasım 1970 tarihinde Guadaloupe'de olmuş, sadece bir dakikada 3.81 santimetre yağmur yağmıştır.
Atmosferde, yani başımızın üzerindeki havada 13 milyar ton su buharı bulunuyor. Bunun hepsinin bir anda yeryüzüne indiğini düşünebiliyor musunuz? Dünyamızda yağmurun çoğu, yani yüzde 78'i okyanusların üzerine yağıyor. Bu da çok normal, çünkü havanın içindeki su miktarının kaynağı hemen hemen aynı oranda okyanuslardan geliyor.
Yağmur damlalarının yarı-çapları 0.5 milimetreden 6.35 milimetreye kadar değişebiliyor. 5.0 milimetre yarı-çapındaki bir yağmur damlasının 1800 metre yükseklikteki bir buluttan çıkıp başınızın üstüne düşmesi için geçen zaman yaklaşık 3 dakikadır. Yani aslında şemsiyenizi açabilmeniz için yeterli süre vardır.
Suni yağmur yaratabilmek için günümüzde bazı teknolojiler geliştirildi ki, temeli su damlacıklarının yapışabilmesi için çekirdek görevi yapabilecek tozları bulutun içine gönderebilmektir. Bunun için bulut uçak veya helikopterden gümüş iyodür ile bombalanıyor. Bu işte de en usta olan İsrailliler. Onlar bu yöntemle yağmur miktarını yüzde 13 oranında arttırabilmişler. Yağmurun oluşabilmesi için ana etkenlerden biri olan toz parçacıklarının, yani hava kirliliğinin artması ise tam ters etki yapıyor, bu durumda damlacıklar küçülüyor ve yağmur olarak yere düşmeyi başaramıyorlar