Garip07

Garip07

Üye
25.07.2006
Yarbay
47.009
Hakkında

  • Gördek balığı nerelerde yaşar boyu ne kadar nelerle beslenir

    GÖRDEK

    Kızılgöz ailesindendir. Kuzey Ege, Marmara ve Trakya"da fazla hareketli olmayan akarsuların zengin bitkili kıyı bölgelerinde yaşar. Kış aylarını daha derince sularda geçirir. Kurtlar, böcekler, kabuklular ve böcek - sinek larvalarıyla beslenir. Boyu 15-20, en çok 25 cm. olur. Nisan - Mayıs arası ürettiği yumurtalarını bitkilerin arasına bırakır. Besin yönüyle değersizdir, fakat av yemi olarak değerlenir


    noimage
#04.04.2009 14:32 0 0 0
  • Konu: Alabalık
    Alabalık hakkında bilgi

    ALABALIK (Salmo trutta var. fario); Alm. Forelle (f), Fr. Truite, İng. Trout. Familyası: Alabalıkgiller (Salmonidae). Yaşadığı yerler: Deniz ve tatlı suların temiz, soğuk ve dipleri çakıllı kısımlarında yaşarlar. Özellikleri: 20-100 cm boyunda, 25 kilograma kadar ağırlıkta olanları vardır. Türkiye'de en büyükleri 10 kilogramdır. Çoğunun boyları da 25-30 santimetredir. Çeşitleri: Anadolu, Avrupa, deniz, göl, dağ, gökkuşaklı, çelikbaş, dere alas
    ALABALIK (Salmo trutta var. fario); Familyası: Alabalıkgiller (Salmonidae). Yaşadığı yerler: Deniz ve tatlı suların temiz, soğuk ve dipleri çakıllı kısımlarında yaşarlar. Özellikleri: 20-100 cm boyunda, 25 kilograma kadar ağırlıkta olanları vardır. Türkiye'de en büyükleri 10 kilogramdır. Çoğunun boyları da 25-30 santimetredir. Çeşitleri: Anadolu, Avrupa, deniz, göl, dağ, gökkuşaklı, çelikbaş, dere alası alabalıkları meşhurdur.

    Kemikli balıklar takımının Salmonidae familyasının deniz ve tatlı sularda yaşayan türlerinin genel adı. Vücutları yanlardan hafifçe yassılaşmış, genellikle mekik şeklindedir. Sırt yüzgeçlerinin gerisinde bulunan "adipoz" adını alan yağ yüzgeçleri alabalık için karakteristiktir. Başları çıplak olup pulsuzdur. Vücutları küçük, sert pullarla örtülüdür. Aynı populasyonun bireyleri arasında renk ve desen bakımından farklılıklar görülür. Bu çeşidin bireyleri; cinsiyete, yaşa, alınan besin ve yaşama ortamına göre değişiklikler gösterirler.

    Renkleri, lacivertten açık sarıya kadar değişir. Genellikle sırtları yeşil, karın kısımları sarı veya gümüşidir. Pullar kırmızı-siyah beneklidir. Gözleri son derece kuvvetlidir. Yemini görerek alır. Çok sür'atli hareket ettiklerinden göç dönemlerinde engelleri aşabilirler. Anadrom balıklardır. (Üremelerini tatlı sularda yaparlar.)

    Deniz ve tatlı su alabalıkları yumurtlamak için göl ve nehirlerden göç ederek doğdukları nehirlerin yukarı kısımlarına dönerler. Deniz alabalığı da som balığı gibi senelerce denizde yaşadıktan sonra yumurtlama mevsiminde tatlı sulara hareket eder. Dik çağlayanları aşar. Dik engelleri aşmak için bükülerek kuyruğunu çenelerinin arasına sıkıştırıp bırakır ve zemberek gibi boşanarak yukarı sıçrar.

    Üreme dönemlerinde renkleri değişir. Erkek fertler daha parlaktır. Dişi bireyler daha mat renklidir. Tabii sularda 1 kilogram alabalık, 1900 - 2000 arasında yumurta bırakır. Yumurta bırakma yerleri kaynak ağızları, killi, kumlu ve çakıllı bölgelerdir. Çukura, portakal renginde ve nohut büyüklüğünde olan yumurtalarını bıraktıktan sonra, erkeği gelip spermalarını üzerine boşaltır. Sonra yumurtladığı çukurları erkeği ile beraber kum ve çakıllarla örterek yumurtalarını gizler. Ekim-Şubat ayları arasında yumurtlarlar. 2-3 ay zarfında yumurtalardan yavrular çıkar.

    Alabalıklar obur ve yırtıcı hayvanlardır. Küçük balık, solucan, balık yumurtaları, hatta kendi cinsinin küçüklerini ve su üstünde gezinen, uçuşan böcekleri yakalayarak yer. Çok hareketli olduklarından avlanmaları zordur. Özel avlanma metodları vardır. Kışı, yaşadıkları suların derinliklerinde geçirirler. Diğer su balıkları gibi su içmezler. Su ihtiyaçlarını solungaçlarından su geçmesiyle (osmozla) sağlarlar. Tuzlu suda yaşayanları ise su içer. Göç zamanlarında vücutları bir çok değişikliğe uğrar. Yaşadıkları çevreye çabuk uyum sağlayıp kolayca renk değiştirdiklerinden "Balıkların bukalemunu" olarak da adlandırılırlar.

    Alabalık, en lezzetli tatlı su balığıdır. Kılçıklarının azlığı ve karın boşluğunun küçüklüğü sebebiyle eti boldur. Proteince zengin olduğundan sağlıklı beslenmede üstün vasıflı bir gıdadır. B ve D vitaminleri ile iyod ve fosfor bakımından zengindir. Alabalık, halk arasında, kırık, çıkık, siyatik ve kemik ağrılarında tedavi için kullanılmaktadır.

    Ülkemiz deniz ve akarsularında alabalık mevcuttur. Doğu Anadolu, Karadeniz, Akdeniz bölgesinin yüksek yerlerindeki akarsularda ve Aras, Çıldır, Uludağ, Sapanca göllerinde bulunduğu gibi, Abant gölünde de alabalık üretimi yapılmaktadır. Alabalık, sun'i balıkçılıkta, en çok tercih edilen balık çeşididir. Özellikle gökkuşağı alabalığı Türkiye şartlarında 10-12 ayda 250 gram ağırlığa ulaşabilmektedir. Ülkemizde yetiştirme yoluyla elde edilen alabalık iç tüketime sunularak ve ihracatı yapılarak ülkemiz ekonomisine büyük katkıda bulunmaktadır.

    Alabalıkların on kadar türü bilinmektedir. Anadolu alabalığı (Salmo trutta var.macrostigma), Avrupa alabalığı, ırmak alabalığı (S. trutta var. fario), deniz alası (Salmo trutta), göl alası (S. trutta lacustris) en tanınmışlarıdır.

    Alabalık (''Salmo trutta''), Salmonidae familyasının en tanınmış mensubudur ve Somon balığı ile yakın akrabadır. "''Alabalık''" diye adlandırdığımız balıkların ama hepsi sadece Salmo cinsine ait değillerdir. Salmonidae ailesinin arta kalanını oluşturan Oncorhynchus ve Salvelinus cinslerine ait olan balıkların bazılarınada "Alabalık" denilir. Alabalığın bir sürü çok yaygın olan veya sadece yöresel bulunan alt türlerine rastlanır:

    # Gökkuşağı alabalığı (''Oncorhynchus mykiss'', eski adı ''Salmo gairdneri'')
    # Anadolu alabalığı (''Salmo platycephalus'')
    # Abant alabalığı (''Salmo trutta abanticus'')
    # Karadeniz alabalığı (''Salmo trutta labrax'')
    # Kafkas alabalığı (''Salmo trutta caspius'')
    # Büyük benekli alabalık (''Salmo trutta macrostigma'')
    # Deniz alabalığı (''Salmo trutta trutta'')
    # Dere alabalığı (''Salmo trutta forma fario'')
    # Göl alabalığı (''Salmo trutta lacustris'')
    # Aral alabalığı (''Salmo trutta aralensis'')
    # Garda alabalığı (''Salmo trutta carpio'')
    # Sevan alabalığı (''Salmo ischchan'')
    # Marmorata alabalığı (''Salmo trutta marmorata'')
    # Amu-Darya alabalığı (''Salmo trutta oxianus'')
    # Ron alabalığı (''Salmo trutta rhodanensis'')
    # Balkan alabalığı (''Salmo trutta dentex'')
    # Ezenami alabalığı (''Salmo trutta ezenami'')
    # Makedonya alabalığı (''Salmo balcanicus'')
    # Italyan alabalığı (''Salmo trutta cettii'')
    # Boşnak alabalığı (''Salmo trutta taleri'')
    # Fibreno alabalığı (''Salmo trutta fibreni'')
#04.04.2009 14:29 0 0 0
  • Amu-Darya alabalığı hakkında bilgi

    Amu-Darya alabalığı - Salmo trutta oxianus,

    Salmonidae familyasından Özbekistan'ın Amu-Darya ırmak sisteminde yaşayan bir alabalık alt türü. Populasyonlarının ikiye katlanma süresi 15 ay olması ile diğer alabalık türlerinkinden çok daha kısadır. Böcek ve sinek larvaları ile beslenen bu alabalık türünün erkekleri ortalama 23,7 cm uzunluğunda olurlar.
#04.04.2009 14:22 0 0 0
  • Marmorata alabalığı hakkında bilgi

    Marmorata alabalığı - Salmo trutta marmorata

    Salmonidae familyasına ait olan bir alabalık alt türü. Slovenya'nın Isonzo ırmağı'nda ve güney ve orta Avrupa'nın diğer Adria denizine akan ırmaklarında bulunur. Isonzo savaşı'nın getirdiği kıtlıktan dolayı yoğun balıkçılık ile nesili tükenmek üzereydi. Irmaktaki balık nüfusunu korumak için dere alabalıkları yetiştirilip ırmağa salındı. Birbirlerine genetik yakınlıklarından dolayı, bu iki tür birbirinle karışmış ve dere alabalığının özellikleri daha ağır basmıştır. Nesli tükendığı sanılan marmorata alabalığı'nın bir gün Isonzo ırmağının bir kolunda tekrar bir populasyonu bulundu. Bu bulunanlar yetiştirilip sayıları çoğaltılarak tekrar ırmağa salındı.
#04.04.2009 14:20 0 0 0
  • Sevan alabalığı hakkında bilgi

    Sevan alabalığı - Salmo ischchan

    Salmonidae familyasından eskiden sadece Ermenistan'ın Sevan gölü'nde bulunabilen bir alabalık türü. Sovyetler birliği zamanında Sevan gölüne birçok diğer balık türleri yerleştirilmiş ve bu yeni türler Sevan alabalığının neslini tehlikeye sokmuşlardır. Ama aynı zamanda Sevan alabalığı Kırgızistan'da Issık-göle de yerleştirildiği için en azından orada nesilini koruyacakmış gibi gözükmektedir
#04.04.2009 14:19 0 0 0
  • Garda alabalığı hakkında bilgi

    Garda alabalığı - Salmo trutta carpio

    Salmonidae familyasından sadece kuzey İtalya'nın Garda gölü'nde bulunan alabalık alt türü. En önemli özelliği sadece yengeç türlerinden beslenmesidir. En çok gölün güneyinde rastlanır. Senede iki kez yumurtlamak için gölün daha derin olan kuzey kısmına göç eder. 50 cm uzunluğa ve 1,5 kilo ağırlığa varabilir.
#04.04.2009 14:18 0 0 0
  • Aral alabalığı hakkında bilgi

    Aral alabalığı (''Salmo trutta aralensis''), Salmonidae familyasına ait bir alabalık alt türü. Sadece Aral gölü'nde bulunur, ve 1 metre uzunluğa ve 14 kilo ağırlığa kadar varabilir. Nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğu için korunması gereken hayvanların listesinde yer alır.
#04.04.2009 14:16 0 0 0
  • Göl alabalığı hakkında bilgi

    Göl alabalığı (''Salmo trutta lacustris''), Salmonidae familyasından deniz ve dere alabalığının bir gölün tatlısu kesmine adapte olmuş göç etmeyen formudur.

    Özellikleri

    Deniz ve dere alabalıklarının bütün özelliklerini gösterir. Yalnızca rengi ve daha tombul vücut yapısı ile onlardan ayrılır. Asıl rengi gümüşi, gümüşi gri veya kahverengimsi; sırt yan ve karın kısmına kıyasla daha renkli, hafif kahvemsi veya yeşilimsidir. Vücudun yan ve sırtı büyük siyah beneklerle kaplı, bunların arasında portakal veya gül renginde lekeler bulunur.

    Yaşam alanı

    Bu balıklar, soğuk ve derin dağ göllerinde, orman içi göllerde yaşarlar. Karnivor olup, diğer balıklar ve su canlıları ile beslenirler. İyi beslenme koşullarda 20-25 kg ağırlığa ulaşabilir. Gerçekten lezzetli ve amatör balıkçılık açısından değer taşıyan bir alabalıktır.

    Dağılımı

    Türkiye'de bazı orman içi göllerde, Doğu Anadolu Bölgesinde ki su özellikleri uygun göllerde mevcuttur.



    GÖL ALABALIĞI

    Kuzey Batı Anadolu, Abant ve Yedi Göller Bölgesinde yayılış gösterir. Çeşitli türleri vardır. Türüne göre renk, boy ve beslenme farklılıkları gösterir. Genelde temiz, bol oksijenli soğuk sularda fazla gezinmeden planktonlar, dip hayvanları ve küçük balıklarla beslenerek yaşar. Boyları ortalama 25-40, yabanlarında 60-70 cm. olabilir. Eylül - Ocak arasında üreme yapar. Yumurtalarını dipteki çakıllara yapıştırır. Üretimi yapılmaz. Eti çok lezzetli, ekonomik değeri bölgeseldir
#04.04.2009 14:15 0 0 0
  • Dere alabalığı hakkında bilgi

    Dere alabalığı - Salmo trutta forma fario,

    Salmonidae familyasından avrupada cok yaygın olan bir alabalık türü. Avrupanın bazı bölgelerinde Amerika'dan getirilmiş olan gökkuşağı alabalığı bu yerli alabalık türünün neslini tehlikeye sokmuştur. Bu alabalığın bir de sadece Türkiye'de, Sivas'ın Gürün Gökpınar kaynağında görülen bir alt türü mevcuttur: ''Salmo trutta fario''. Rengi yaşadığı ortama göre değişken olup, genellikle sırt yeşilimsiden kahverengine kadar değişen renkte, yanlar daha açık, karın parlak renktedir. Baş ve yanlarda sarıdan altın rengine kadar değişen bir renk tonu vardır. 40-50 cm boya ve 0,5-1,0 kg ağırlığına kadar çıkabilirler. Yaşadıkları alanın büyüklüğüne bağlantılı olarak böcek ve böcek larvalarından, sinek ve sinek larvalarından, küçük balıklardan ve yengeçlerden beslenirler, ama dere alabalıkları arasında yamyamlık da yaygındır. Akarsularda dere alabalığı, uygun vücut şekli ile çok hızlı hareket edebilir. Avlanırken su bitkilerinin arkasına saklanır ve sonra ani bir atılış ile saldırır. Tipik soğuksu balığı olan dere alabalığı berrak, bol oksijenli soğuk sularda özellikle akarsularda bulunur. Üremeleri Ekim-Aralık ayları arasında, akarsuyun kaynak kısımlarına yakın çakıllık, kumlık yerlerde olmaktadır. Bulunduğu akarsuda kaynağa doğru kısa bir yumurtlama göçü yapar. Larvalar su sıcaklığına bağlı olarak 200-250 gün-derece arasında çıkarlar. Dere alabalığının bazen diğer bir Salmonid olan ''Salvelinus fontinalis'' ile karışımı üzere garip çizgili melezler meydana gelir. Bunlara ''Kaplan alabalığı'' denir.

    DERE ALABALIĞI Salmo trutta fario

    Soğuk, temiz ve hızlı akıntılı nehirlerde çevresine bağlı olarak yaşar. Bölgesine kıskançtır, başka balıkların gelmesini istemez. Boyları 30-40, en çok 60 santimetre ve 0.5-2 kilogram ağırlıkta olabilir. Yumuşakçalar ve yavru balıklarla beslenir. Erkekleri 2, dişileri 3 yaşırıda olgunlaşıp ekim-ocak arasında yumurta bırakır. Zaman zaman akıntılara karşı 1.5-2 metre sıçrayarak yüzer. En değerli tatlı su balıklarından biridir. Lezzetli ve yararlı etiyle ekonomik değeri çok yüksektir.
#04.04.2009 14:13 0 0 0
  • Deniz alabalığı hakkında bilgi

    Deniz alabalığı ya da Deniz alası (''Salmo trutta trutta''), Salmonidae familyasından olup alabalıkların atası olarak görülür. Çoğu diğer alabalıklar gibi tatlısuda değil tuzlu suda yaşar. Ortalama 60 cm, ama iyi şartlar altında 130 cm ve 20 kilodan fazlasına kadar varabilirler. Mekik şeklinde olan vücutlarının yanları gümüşümsü gri, sırtları gri-yeşil ve karın kısımları beyazdır. Küçük balıklardan ve karideslerle beslenirler. Avrupa'nın denizlerinden kuzey denizine ve Biskaya'ya kadar yayılmışlardır. Deniz alabalığı aynı somon balığı gibi göçebe bir balıktır, ve bu balık ile birçok diğer özellikleri de ortaktır. Denizlerde büyük mesafeler kat eder ve yumurtlamak için küçük ırmakların bile dar üst kesimlerine kadar çıkar. Üreme zamanları kışın gerçekleşir. Akansuların çakıllı kısımlarında kazdıkları kuyucuklara yumurtlarlar. Sonra bu yumurtalardan çıkan yavrular 1 ila 5 yıl bu tatlısuda yaşarlar ve sonra denize göç ederler. Göç ederken bir günde 40 kilometreye kadar geride bırakabilirler.
#04.04.2009 14:12 0 0 0
  • Büyük benekli alabalık hakkında bilgi

    Büyük benekli alabalık ya da Dağ alabalığı - Salmo trutta macrostigma, Salmonidae familyasından Türkiye'nin en yaygın ve en büyük alabalık türüdür. Türkiye'nin güneyinde, doğusunda, kuzey doğusunda ve diğer bölgelerden kopuk bir şekilde ege bölgesinin kuzeyinde bulunur. Özellikle orman içi sularda yaygındır. Siyahımsı gri rengli vucudu mekik şeklindedir ve yan tarafları yassıdır. Sırt yüzgecı siyah lekeli ve kuyruk yüzgeci çatallıdır. Yan çizgisinin üzerinde küçük noktaların kümeleşmesinden meydana gelen bir sıra 10 ila 12 adet iri kırmızı benekleri bulunur. Büyük benekli alabalıklar ortalama 30 cm uzunlukta ve 0,5-1 kilo ağırlıkta, en büyükleri 1 metre ve 25 kilo olurlar. Üreme zamanları Eylül ayından mart ayına kadar uzanır. Yumurtlaması soğuk (5-7 C°), berrak ve bol oksijenli orman içi akarsularının kaynak kısımlarında sonbaharda olur. 3,5-4,0 mm çapındaki yumurtalardan larvalar 400 gün derece civarında çıkar. Karnivor olup, sulardaki sinek larvaları, kabuklu canlılar ve diğer balıkların larva ve yavrularıyla beslenirler.
#04.04.2009 14:11 0 0 0
  • Kafkas alabalığı hakkında bilgi

    Kafkas alabalığı ya da Kafkas alası (''Salmo trutta caspius''), Salmonidae familyasından Kafkasya ve Türkiye'nin kuzey doğusunda bulunan bir alabalık alt türü. Vücutları siyahımsı gridir ve vücutlarının ön kısmı ve başlarının üstünde bulunan koyu lekeler mavimsi halkalarla çevrilidir. Yan çizgileri boyunca ve alt taraflarında kırmızı benekleri ve solungaç kapaklarının ön tarafı üzerinde bir leke, ve sırt yüzgeçlerindede lekeler vardır. Hafif girintili bir kuyruk yüzgeçleri vardır. Üreme zamanları ekim ayından şubat ayına kadar sürer.
#04.04.2009 14:09 0 0 0
  • Karadeniz alası ya da Som balığı - Salmo trutta labrax,
    Salmonidae familyasından Doğu Karadeniz bölümünde görülen bir alabalık alt türü. Anadrom bir balıktır. Genellikle erken ilkbaharda yumurta bırakır. Bu işlem iklim durumuna göre sonbahar ve kışında olabilir. 4-5 yaşında denizden akarsulara girer ve kaynaklara yakın yerlerdeki kumsal çakıllı kısımlara yumurta bırakırlar. Vücudu siyah lekelerle bezenmiş, kuyruk çok az çatallanmış düze yakındır. Uzunluğu 110 cm ve ağırlığı 24-25 kg'a kadar çıkar. Maksimum ömrü 10-13 yıl olup yaşamı boyunca birkaç kez yumurtlama göçü yapar. Her seferinde 10.000 civarında yumurta bırakır
#04.04.2009 14:08 0 0 0
  • Abant alabalığı

    Abant alabalığı ya da Abant alası - Salmo trutta abanticus , Salmonidae familyasından sadece Türkiye'de Abant gölünde bulunan bir alabalık alt türü.

    Açık sarı bir rengi, ve üzerinde rastgele dağılmış siyah benekleri vardır. Kaba yapılı bir vucuda, ve kısa bir buruna sahibtir. Dağ alabalığı ve Deniz alabalığına benzer, ama yan tarafındaki kırmızı benekleri ile bunlardan rahatlıkla ayrıt edilebilir. Abant alabalığı ortalama 20 cm uzunluğundadır, ama 60 cm uzunluğu ile tutulmuş olanlarıda vardır. Ömürleri ortalama 4 yıl, en fazla 7 yıldır. Üreme zamanları kasım ile aralık ayındadır.
#04.04.2009 14:06 0 0 0
  • Anadolu alabalığı - Salmo platycephalus

    Sadece Türkiye'nin orta güneyinde özellikle Seyhan ırmağı sisteminde bulunan bir alabalık türü. Bilimsel olarak ilk kez 1968 yılında R. J. Behnke adlı bilimci tarafından tarif edilmiştir. En büyükleri 50 cm boyuna varabilir.
#04.04.2009 14:05 0 0 0
  • ]Gökkuşağı alabalığı Melanotaenia Trifasciata Gökkuşağı alabalığı hakkında bilgi

    1882 yılında Kuzey Amerika'dan Avrupa'ya getirilmiş olan bir alabalık türü. Balık üretimi için Avrupalı alabalık türlerinden çok daha uygundur (25 derece su sıcaklığı bile sorunu olmaz), ve lezzetli ve az kılçıklı etinden dolayı yemek balığı olarak çok sevilir. Gökkuşağı alabalığı 80 cm uzunluğa ve 10 kilo ağırlığa varabilir. Karanlık bir manzaranın önünde durursa yan tarafındaki kızıl çizgisi ile göze çarpar, ama aydınlık bir manzaranın önünde nerdeyse hiç görülmez. Dere alabalığına çok benzer ama kızıl noktaları onunkinden daha belirgindir, kafası daha kısadır ve çenesinin alt kısmı daha öne çıkıktır.

    Yaşam şekli

    Gökkuşağı alabalıkları yavruyken sürü olarak yaşarlar. Ancak 3 kilo ağırlığa vardıklarından sonra tek başlarına, kendilerine ait olarak benimsedikleri bir alan içersinde avlanmaya başlarlar. Ömürlerinin uzunluğu yaşadıkları suyun kalitesine bağlı olarak ortalama 7 senedir, ama Kaliforniya'da 11 yaşına varmış olanları kanıtlanmıştır.

    Üreme

    Gökkuşağı alabalığı 2 yaşından itibaren çiftleşebilir. Üreme zamanları Avrupa'da Aralık ayından Mayıs ayına kadar, Amerika'da ise Mart-Nisana arasıdır. Yumurtalarını çakıl taşları ve kum ile örterler. Yavruların yumurtadan çıkmaları suyun sıcaklığına bağlı olarak 32 ila 64 gün sürer. Yavruların çoğu daha büyük balıklar tarafından yenilir, ve sadece ufak bir azınlığı hayatta kalmayı başarır.

    Beslenme

    Gökkuşağı alabalığı böceklerden, küçük balıklardan, kurbağalardan, solucanlardan, kurbağa yavrularından ve hatta kendi türünün yavrularından beslenir. Böcekleri hem suyun altında hem suyun üstünde avlarlar. Suyun üstünde uçan bir sineği sudan atlıyarak havada kapabilirler.

    Yaşadığı yerler

    Gökkuşağı alabalığınin gerçek memleketi ABD'nin kuzey batısı ve Kanada'nın güney batısıdır. 1882 yılında Amerika'dan Avrupa'ya getirilmiş ve 19'ncu yüzyılın sonundan beri hiç durmaksızın sürekli yeni ülkelere ihraç edilmiştir. Irmaklarda ve göllerdede yaşarlar, ama aslında en çok berrak ve hızlı akan dereleri tercih ederler. Diğer alabalık türlerinden daha hızlı büyüdüğü ve daha çok gıdaya ihtiyacı olduğu için doğaya bırakılan gökkuşağı alabalığı diğer yerli alabalık türlerinin soylarının tükenmesine sebeb olabilir.

    noimage
#04.04.2009 14:02 0 0 0
  • GELİNCİK BALIĞI - Gidropsarus mediterraneus

    Bakalyaro ve Mezgitle aynı türdendir. Denizlerimizde bir kaç cinsi yaygındır. Sıcak ve ılıman suların taşlık, kayalık diplerinde sahillere yakın yaşar. Balık yavruları ve kabuklularla beslenir. Çevik, yırtıcı ve saldırgandır. Derisi çok kaygandır. Ortalama 20, en çok 40 cm. boydadır. Üremesini sonbaharda yapar. Beyaz ve lezzetli etiyle ekonomik değeri yüksek olan bir balıktır.

    noimage
#04.04.2009 14:02 0 0 0
  • Gambusya Gambusya balığı nasıldır Gambusya ne ile beslenir Gambusya
    boyları ne kadar

    Anayurdu USA"nın güney bölgelerinden sivrisinek ve sıtma mücadelesi için ülkemize getirilmiştir. Durgun, sığ ve sıcak sulara çok toleranslıdır. 0 dan +300C"a dayanabilir. Özellikle sivrisinek larvalarıyla beslenir. Ayrıca yosunlar ve kabukluları da yer. Erkekleri 3-5 cm. dişileri 6 cm. olur. Nisan - Ekim arasında erkekleri spermlerini dişinin üreme boşluğuna bırakır. 30 günlük hamilelikten sonra dişi yaklaşık 60 yavru doğurur. Doğa dengesi ve sağlığa yararı ile çok değerlidir

    noimage
#04.04.2009 14:01 0 0 0
  • Pek çok kimsenin denizde en çok korktuğu, hatta bu yüzden denize giremediği hayvan, kuşkusuz köpekbalığı. Aslında insanlar için daha tehlikeli olabilecek hayvanlar varken, köpekbalığından bu kadar korkulmasının nedenleri ne olabilir? Neden bu hayvan bu denli ilgi çekici? Köpekbalığı gerçekten anlatıldığı gibi, kusursuz bir yırtıcı ya da yok edici mi? İnsanlara neden saldırıyor? Tüm bu ve buna benzer soruların yanıtlarını bu hayvanın evrimsel geçmişine, biyolojisine, köpekbalıklarına bakış açılarımıza ve onlarla olan ilişkilerimize bakarak değerlendirmek gerekir.

    noimage

    Köpekbalıkları, efsaneler, abartılı öyküler, haberler, korku filmleri aracılığıyla denizlerdeki korkunun temsilcileri olmuş. Ancak kötü şöhretlerine karşın insanlarla olan ilişkilerine bakıldığında, bu canlılara haksızlık edildiği açık. İnsanlar için potansiyel bir tehlike oluşturan bazı köpekbalığı türleri füze biçimli bedenleri, kocaman ağızları içindeki keskin dişleri ve meşhur sırt yüzgeçleriyle etrafa dehşet saçan, denizde insan kanına susamış canlılar olarak zihinlere yerleşmiş. Konuya ilişkin bilgisi oldukça az olan insanlarda bir köpekbalığı fobisi oluşmuş. Oysa, bu fikrin yanlışlığı biraz düşünüldüğünde kendiliğinden ortaya çıkmakta. Öyle ki, bırakın insanları memelilerin daha yeryüzünde yaşamadığı 350 milyon yıl kadar önce ilk türleri ortaya çıkan köpekbalıklarının doğal kurbanlarının insan olması mümkün değil.

    noimage

    Evrimsel Geçmiş

    Kökenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bu hayvanların fosillerine Devoniyen dönemlerde rastlanır (395-345 milyon yıl önce). Bulunan en eski köpekbalığı fosili Orta Devoniyen'e aittir. Bu dönemden sonra gelen Karbonifer'de (345-280 milyon yıl önce) havanın ısınarak kuzey ve güney kutup bölgelerinin daralmasıyla, köpekbalıklarının denizlerde baskın tür konumuna geçtikleri düşünülüyor. Günümüz köpekbalıklarıysa Jura döneminin başında (190-136 myö) ortaya çıkmış. Krae-tase döneminde de (136-65 myö) varlığını günümüze değin sürdüren aileler ortaya çıkmış. Beslenme ve yüzme sistemlerindeki değişimler dışında köpekbalıklarının vücut yapıları evrim sürecinde çok az değişikliğe uğramış.

    Köpekbalıkları, omurgalı hayvanların kıkırdaklı balıklar sınıfından olan canlılar. Vücut yapılarında kemik bulunmaz. Tümüyle kıkırdaktan oluşan bu yapı nedeniyle sualtında oldukça kıvrak hareket edebilirler. En büyük dezavantajları, kemikli balıklarda bulunan ve su içinde dengede kalmalarını sağlayan "yüzme keselerinin" olmayışı. Yüzmeyi bıraktıkları anda, ağır bir metal parçası gibi dibe çökerler. Yani, sürekli hareket etmek zorundadırlar. Yüzme keselerinin olmaması, su içinde dikey yönde oldukça hızlı hareket edebilmelerini sağlar. Ayrıca, bu hayvanlarda vücudun yaklaşık %20-30'u karaciğerden oluşur. Bu çok yağlı karaciğerler, köpekbalıklarına pozitif bir yüzerlilik kazandırır. Ancak karaciğerinin günümüzde kozmetik malzeme ve ilaç yapımında kullanılması, hayvanın çok fazla miktarda avlanmasına ve birçok türün soyunun tehlike altına girmesine neden olmuş.

    Dünya denizlerinde bugün 350 köpekbalığı türü yaşamakta. 10 türse, saldırı olaylarından sorumlu tutuluyor. Türkiye denizlerinde ise 27 kadar köpekbalığı türü yaşıyor ve bunlar içinde tehlikeli olabilecek 8 tür var.

    En büyük tür yaklaşık 20 metrelik uzunluğuyla balina köpekbalığı (Rhincodon typus), en küçüğüyse 20 cm'lik cüce kedibalığı (Etmopterus perryi). Balina köpekbalıkları dışındaki türlerin hepsi etçil. Balina köpekbalığıysa dev cüsselerine yalnızca karşın planktonlarla (mikroskopik canlılar) beslenirler. En büyük etçilse 7.2 metrelik boyuyla "büyük beyaz" olarak bilinen Carcharodon carcharias'tır. Ancak türlerin çoğu oldukça küçük boylu olup tehlike yaratabilecek herhangi bir organları yoktur ve insanlara potansiyel bir tehlike kaynağı olamayacak kadar derinlerde yaşarlar.

    Köpekbalıklarının doğal besinleri arasında büyük balıklar, bazı deniz memelileri, büyük mürekkep balıkları ve diğer köpekbalıkları yer alır. Üreme sistemlerine baktığımızda, dişi bireylerle erkek bireyler aşağı yukarı birbirlerine benzerler. Bu hayvanlar genelde derin sularda yaşadıklarından ve akvaryumda yaşatılmaları zor olduğundan, çiftleşme davranışları iyi araştırılmış değil. Köpekbalıkları üç farklı şekilde ürerler. Bazıları diğer balıklarda olduğu gibi döllenmiş yumurtayı dışarıya bırakırlar (ovipar); bazıları yavrularını vücut içinde taşır ve bizdeki göbek bağına benzeyen bir organ aracılığıyla besler (vivipar); bazılarıysa döllenmiş olan yumurtayı vücut içinde tutar ama herhangi bir şekilde yavru beslenmez ve gelişimini tamamlayınca dışarıya bırakılır (ovovivipar). Gebelik süreleri 9 ile 24 ay arasında değişir. Bir defada en az l en çok 100 yavru doğurabilirler.

    Köpekbalıklarının milyonlarca yıldır hayatta kalmalarının sebeplerinden biri de diş ve çene yapıları. Dişler alt ve üst çenede 4 ya da 5 sıra halinde dizilir ve sayıları türlere göre değişir. Bu dişlerin hemen arkasındaysa "yedek dişler" diyebileceğimiz dişler bulunur. Beslenme sırasında hayvanın dişleri kırıldığında yerini bu dişler alır. Bu hızlı değişim birkaç günle birkaç haftada olabilir.

    Köpekbalıklarının diğer canlılara üstünlük sağlamalarına yarayan bir başka özellikleriyse duyu organları. Koku alma ve işitme duyuları iyi gelişmiştir. Kan kokusunu 3 km uzaktan alabilirler. Çok küçük sesleri duyabilir ve geldiği yönü tayin edebilirler (insan sualtında sesi duyar ama geldiği yönü tayin edemez). Görme duyuları pek gelişmemiştir. Zaten genelde derin sularda yaşadıkları için, görme duyularını pek kullanmazlar. Vücutlarının yan tarafında bir çizgi şeklinde bulunan ve "yanal organ" denen duyu organlarıyla manyetik alanları algılayabilir, yön tayini yapabilir (özellikle bulanık suda) ya da yaralı bir balığın çıkardığı titreşimleri saptayabilirler.

    Köpekbalıklarının en önemli duyu organıysa "Lorenzini ampulleri" denen elektroreseptör hücreleridir. Vücudun baş kısmında bulunan ve l mm'lik kanallarla dışarıya açılan yapılardır. Elektriksel uyartılara karşı oldukça hassas.

    Bu kadar hassas duyu organlarına sahip bir canlı için av bulmak ve onu avlamak çok güç olmasa gerek. Avlanmada ilk uyarılan koku alma ve işitme duyularıdır. Harekete geçen hayvan ava yaklaştıkça görme duyusu devreye girer. Avı bulduğunda etrafında daireler çizmeye başlar. Bir müddet sonra bu daireler küçülmeye ve çapraz geçişler yapmaya başlar. İyice yaklaştığında gözleri geriye doğru kayar ve özel bir kapakla kapanır (parçalama sırasında koruma amaçlı). Bu andan sonra artık devrede sadece elektroreseptör organları çalışmaktadır ve hayvan elektrik yayan her şeye saldırır. Ağız açıldığında alt çene dışarıya doğru çıkar ve avını yakalayan hayvan üst çenesiyle avını tutar. Alt çeneyle de parçalar. Bu arada kazayla parçalanan kendi türlerini dahi yiyebilirler. Tek tek avlandıkları gibi, grup halinde de avlanabilirler. Uzmanlar dalarken ya da yüzerken saldırgan tek bir birey görüldüğünde korkulacak bir durum olmadığını ama sürüyle karşılaşıldığında durumun pek güvenilir sayılamayacağını söylüyorlar.

    Bu hayvanların yüzmedikleri zaman battıklarını söylemiştik bu nedenle genel olarak deniz tabanı (özellikle kumlu, çamurlu yerler) ve ona yakın yerlerde yaşarlar. Beslenme amacıyla su yüzeyine çıktıkları da olur. Özellikle de sardalye ve orkinosları kovalarken. Ender olarak kıyı ve limanlara girerler.

    Kuzey yarımkürede yaşayan köpekbalıklarının neden olduğu saldırma olayları yok denecek kadar az. Akdeniz, Ege ve Marmara Denizinde yaşayanların insanlara hiç saldırmadıkları kabul edilir. Bu durumda sahillerde tehlike yok gibi. Bununla birlikte, açık denizde yüzmek ya da derin su dalışları yapmak her zaman beraberinde belli bir risk getirir. Yine de istatistiklere bakılacak olursa köpekbalığı fobisi için bir neden yok. Köpekbalığı saldırıları en çok Avustralya'da görülüyor ama burada da arı sokmasıyla ölenler köpekbalığı saldırılarından ölenlerden 100 kat daha fazla. Boğulma sonucu ölenlerin sayısıysa 1000 kat fazla. Güney Afrika'da son 35 yıl içerisinde en çok saldırıya sörfçüler ve zıpkıncılar maruz kalmış; bu arada yalnızca bir dalgıç ciddi biçimde yaralanmış. Akdeniz sularındaki köpekbalığı saldırılarına ait bilimsel raporlar incelenecek olursa 1863-1961 yılları arasındaki yaklaşık 100 yıllık sürede sadece 18 saldırı olayının gerçekleşmiş olduğu görülür. 1960'lı yıllardan sonra Akdeniz'deki bu tip olaylara ait raporların bilimsel yayınlarda yer almadığı gözleniyor. Saldırı olaylarındaki en yüksek sayıya İtalya kıyılarında rastlanmış (5 saldırı). Bunu Yunanistan (4), Mısır (3), Yugoslavya (3), Malta (1), Fransa (1) ve Kuzey Afrika kıyılarındaki belirsiz bir bölge (1) izliyor.



    Kansere Dayanıklılık

    Köpekbalıkları hastalıklara karşı oldukça dirençliler. Bunun nedenlerinden birisi son derece güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaları. Bu sayede kansere de yakalanmazlar. Köpekbalığı kıkırdağı, hastalıkla savaşmak için bağışıklık sistemini canlandıran belirli proteinler içerir. Yapılan çalışmalarda köpekbalığı kıkırdağının, tümörler için gerekli olan yeni kan damarı oluşumunu memelilerdekine göre çok daha etkin biçimde baskıladığı ortaya çıkmış bulunuyor. Çalışmalar köpekbalığının kıkırdağındaki aktif maddenin direkt tümöre etkili olmadığını, ancak yeni kılcal damarlarla beslenmesini ve büyümesini durdurabileceğini gösteriyor. Bunun yanında köpekbalıkları antikorlarının (savunma hücreleri), insanınkilerin yarısı büyüklüğünde olmalarının, dokulara kolaylıkla nüfuz edebilmelerini ve zararlı oluşumları önlemelerini sağladığı düşünülüyor.


    Ekonomik önemi

    Köpekbalıklarının çok az bir kısmının eti yenebiliyor. Bazı köpekbalıklarının yüzgeçlerinin kaynatılmasından elde edilen jel, çorbalara tat ve kıvam vermede kullanılıyor. Karaciğerlerinden çıkarılan yağ zengin A vitamini içerdiği için besin olarak değerlendiriliyor. Bu aynı zamanda kıkırdağıyla beraber ilaç yapımında kullanılıyor.

    Tüm bu bilgiler ışığında bu balıkların insana saldırma nedenine gelince, geliştirmiş oldukları bazı avlanma yöntemleri ve besin olarak tercih ettiği canlılara duyduğu gereksinim. Foklar köpekbalığının da en sevdiği avlardan biri. Bir varsayım olarak, insanın suyun altından bakıldığındaki silueti foka çok benziyor; bu yüzden köpekbalıklarının foka benzettiği insanlara saldırdığı söylenmekte. Bazı kaynaklarda köpek balığının haince arkadan saldırdığı yorumları yapılır. Köpekbalıkları önden saldırırsa, fok köpekbalığını fark ederek hemen yakındaki bir kara parçasına çıkıp kurtulabiliyor. Zaman içinde bu davranışı öğrenen köpekbalığıysa arkadan olabildiğince hızla yaklaşıp, foku yakalayabiliyor. Gerçekte yemek listesinde bulunmayan insana saldırdığında, ilk ısırmadan sonra tadını beğenmeyip bırakabiliyor. Bu arada kurtulmak için kısa bir zaman doğuyor eğer yaralı birey şoka girmemişse ya da çok ağır yaralanmamışsa saldırıdan kurtulabiliyor. Köpekbalığı kalabalık bir dalgıç ya da yüzücü grubuna saldırdığında içlerinden birini seçerek diğerlerini göz ardı ettiğine dair bir gözleme çeşitli raporlarda yer verilmiş bulunuyor.

    noimage

    Köpekbalıklarından Korunma Tedbirleri

    Türkiye denizlerinde tehlikeli türlere oldukça az rastlanıyor. Yüzücüler için herhangi bir tehlike söz konusu değil. Tehlikeye maruz kalabilecekler yalnızca zıpkınla balık avlayanlar olabilir. Zıpkıncılar, avladıkları balıkları bellerinde bir telle taşırlar. Parçalanmış balık ve kan kokusu köpekbalıklarını çekebilir. Herhangi bir saldırı durumunda balıkları mümkün olduğunca uzağa fırlatmaları ve hareketlerini en aza indirgemeleri gerekir. Su yüzeyinde hareket eden kol ve bacaklar köpekbalıklarını daha çok tahrik eder. Hızlı yüzmek kısa mesafelerde işe yarayabilir ama diğer türlü sonuç vermez. Dalgıçlar içinse, olabilecek dalış sınırları (0-42 metre) içinde karşılaşılabilecek köpekbalıkları ise küçük boylu zararsız türlerdir. Olası saldırı olaylarına karşı önerilen pek çok korunma tedbiri bulunuyor. İki taşı birbirine vurmak, kuvvetli ses çıkarmak, regülatörden hava püskürtmek, elle suya çarpmak vs. Eğer yanınızda varsa kimyasal madde (özellikle bakır asetat) kullanmak tavsiye ediliyor.

    Bazı raporlarda, eğer birey yaralı değilse ve suda hareketsiz kalırsa meraklı köpekbalığının ortamdan ayrılabileceğinden söz edilmekte. Çeşitli şekillerde (bıçak, zıpkın vb kullanılarak) köpekbalığını yaralamak amacıyla yapılan hareketlerse büyük ihtimalle sonuçsuz kalacak ve hatta bir tahrik unsuru olduğunda saldırı olasılıkla yükselecektir. Köpekbalığına karşı şiddet kullanmak tavsiye edilmemekle birlikte, eğer başka bir seçenek kalmamışsa burun, gözler ya da solungaç yarıklarına darbe yapılmalı.

    Dalışlar esnasında koyu renkli bir elbise giyilmesi ve özellikle açık su ya da derin su dalışlarında mümkün olduğunca fosforlu renklere sahip malzeme kullanımından kaçınılması tavsiye ediliyor. Ortamda büyük bir köpekbalığı fark edilirse, yavaş hareketlerle yüzeye çıkıp derhal tekneye binilmeli ve su yüzeyindeyken kollar açılmamalı. Zira köpekbalığı dalgıcın siluetini başka bir canlıya benzetip saldırabilir. Yasak olmasına karşın halen kıyılarımızda dinamitle avcılık yapılmakta ve bu olay pek çok köpekbalığını bir anda ortaya çıkan bol besinden ve kandan dolayı ortama çekebilmekte. Unutulmamalı ki, küçük boylu köpekbalıkları da böyle ortamlarda saldırgan bir tutum sergileyebiliyorlar.
    Tüm bunlara karşın köpekbalıklarının insanlarla karşılaştığında gösterdikleri önceden kestirilemeyen davranışlar önerilen korunma yöntemlerinin her zaman başarıya ulaşmasını engelleyebiliyor.

    Köpekbalığı Saldırılarında Tedavi Yöntemleri

    Köpekbalığı ısırıkları sonucunda genellikle büyük miktarda doku ve kan kaybı söz konusu olur bu nedenle iki önemli probleme karşı acil ve etkin tedbirler almak gerekir:

    1- Kan kaybının kontrol edilmesi

    2- Şokun önlenmesi

    Şok durumu genellikle aşırı (0,5 lt'den fazla) kan kaybına bağlı olarak gelişir. Böyle durumlarda derhal kanama durdurulmalı, yaralı sıcak tutulmalı, hemen serum verilmeli, fakat çok şiddetli şok geçiren bir yaralıya kesinlikle ağızdan hiçbir şey verilmemelidir. Kan dolaşımın normale dönmesi zaman alır. Bu esnada derhal bir tıp merkezine başvurulmalıdır.



    TÜRK DENİZLERİNDE 34 ÇEŞİT KÖPEKBALIĞI İLE YÜZÜYORUZ
    Türk denizlerinde 34 çeşit köpekbalığı yaşıyor. Üstelik ünlü 'Jaws' filminde konu edilen 'Büyük Camgöz' ile insanlara saldırdığı bilinen 'Büyük Beyaz Köpekbalığı' ve 'Boz Camgöz' de bu türler arasında.


    Türkiye Bilimsel Araştırmalar Merkezi'nin (TÜBİTAK) internet sitesinden elde edilen bilgilere göre, zaman zaman insanlara saldırmaları ya da balıkçılara yakalanmaları ile basında yer alan ve Hollywood'un birçok korku filmine malzeme olan 'denizin canavarları' ,Türk denizlerinde de yaşıyor. 350 köpekbalığı türünden 34'ü Marmara, Ege ve Akdeniz'de yaşadığı köpekbalıkları, sıcak denizleri tercih etmeleri nedeniyle yaşam alanı olarak özellikle Akdeniz'i tercih ediyor. Ancak 350 tür içinde insanlara saldıran ve tehlikeli olduğu bilinen 4 köpekbalığı türü var. Bu türlerden 3'ünün Türk denizlerinde varlığı olduğu biliniyor. Bu türler, latince adı 'Hexanchus Griseus' olan 'Boz Camgöz', latince adı 'Carcharodon carcharias' olan 'Büyük Beyaz Köpekbalığı' ve yine latince adı 'Cetorhinus maximus' olan 'Büyük Camgöz'dür. Türk denizlerinde yaşayan tüm köpekbalığı türleri şunlar:
#04.04.2009 03:39 0 0 0