Bunun iki anlamı var. Ya sizi istemiyor ya da onu ikna etmek için biraz daha uğraşmanızı bekliyor
Hesabı hep senin ödemenden rahatsızım
Bu şu demek: "Hesabı ödemen hoşuma gidiyor. Ama ben modern bir kadınım. Bu defalık benden olsun. Yalnız sakın alışma.."
Haklısın
"Aslında haklı olan benim, ama bunu anlaman zaman alacak. Şimdilik haklı olduğunu düşün, bakalım zaman ne gösterecek"
Seni düşünmediğim tek bir an bile yok
Bu cümle edildiyse o günlerde pek aklına düşmüyorsunuz demektir. İlgisini çekecek bir şeyler yapın
Arkadaşlarınla vakit geçirmeyi seviyorum
Bu cümleyi ancak siz bu konuda bir şey sorduysanız kuracaktır. Demek ki bir sorun var. Onunla tanıştıracağınız arkadaşlar konusunda biraz daha dikkatli olun
Hem duygusal davransın hem güven versin diyorsanız 'melez erkeği' tercih edeceksiniz.
Ağlasın, duygusal davransın, bedenine özen göstersin, bana karışmasın, çağdaş olsun diyorsanız 'yeni erkek'ten yana tavır alacaksınız.
Erkek ağlamaz, 'erkek' gibi davransın, delikanlı olsun diyorsanız o zaman geleneksel erkek tipinden vazgeçmeyeceksiniz.
Bu kategorilendirmeyi daha da çoğaltmak mümkün. Yani hiyerarşik düzende egemen erkekten en alt sırada yer alan homoseksüel erkeğe kadar birçok erkek tipi bulunuyor. 90'lı yıllardan itibaren yoğun olarak tartışılan kadın konusu, yerini artık erkeğe bırakıyor.
Yeni model erkek nasıl oluyor?
· Şehirli, medeni, çağdaş ama delikanlılar
· Giyinmesini, yemesini, içmesini biliyorlar.
· Kadınları eğlendiriyor, iyi dans ediyorlar.
· Geleneksel erkek değerlerine sahip çıkıyorlar.
· Evlenilecek kadınla, eğlenileceğini ayırıyorlar.
· Ailesinin kadınlarının namusunu koruyorlar.
· Duygusal, ağlayabiliyorlar.
· Bedenine özen gösteriyorlar.
· Gençler arasında yaygın.
· Sürekli bakıma gidiyorlar.
· Saçlarını boyatıyorlar.
Maço-light erkek
Uzmanlar, erkeklik anlayışının 19. yüzyılda değişmeye başladığını, ailesine daha yakın, kadınlara daha yumuşak davranan, 'açık görüşlü' erkek tipinin oluştuğunu söylüyor. O dönem dahi bu erkeklere karşı çıkan bir kesim olduğunu, çeşitli romanlarda bu erkeklerin züppe olarak remedilip alay konusu yapıldığını belirtiyor.
Hiyerarşi değişiyor
Türkiye'de erkeklik kavrayışının, hiyerarşinin değiştiğini belirten uzmanlara göre egemen erkeklik sorgulanıyor ve hiyerarşinin alt katmanlarında bulunan homoseksüel erkekler yavaş yavaş yukarı doğru tırmanıyor.
Kadınlar ne istiyor?
Erkeklik kavramı tartışılırken en önemli soru kadınların ne istediğinde gizli? Kadınlar ne tür erkek istiyor? Uzmanlara göre: éKadınlar daha çok melez erkek istiyor. Günümüz kızları Türk erkekleri için 'tam kıvamında' yorumunu yapıyorlar. Yani yine güçlü, koruyucu ve kollayıcılar ama duyarlılar. Light-maçoluk durumunu istiyorlar. İlginç olan şudur. Yeni erkeği kabullenmek bir trend ama kadınlar hala erkeklerden kendisini korumasını, ona güvenmeyi istiyorlar. Yani erkekler biraz daha kadınlaşsalar dünyanın tadı kalmayacak. Bu sadece Türkiye'de değil, tüm toplumlarda kadınlar melez erkek peşinde. Yani kadınların büyük bölümü erkeklerin güçlerinden vazgeçmelerini istemiyor
Araştırmacı Filiz Bingölçe şiddetin dilini araştırdı. "Dil Dayakları" adlı araştırmaya göre, erkek kadına şiddet uygulamadan önce ağır hakaret ediyor, kadınsa kavga büyümesin diye sesini çıkarmıyor.
Araştırmaya göre erkeklerin en sık kullandıkları hakaretlerin başında bir küfür geliyor: "O.."
Türkiye'de 'Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Ortak Dili' araştırıldı. BM Türkiye Nüfus Fonu'nun desteğiyle hazırlanan ve önümüzdeki hafta açıklanacak olan 'Dil Dayakları' araştırma raporundan çarpıcı sonuçlar çıktı.
Saldırgan bir akraba kadına yöneltilen küfür, argo, tehdit, hakaret, aşağılama ve her türlü kötü söz araştırmacı Filiz Bingölçe tarafından kayda alındı.
Bingölçe Ankara, İstanbul, Konya, Erzurum ve Urfa'da şiddet mağduru, farklı gelir ve sosyal statüye sahip 65 kadınla yüzyüze görüştü. Sözel şiddeti uygulayan erkeğin her kesimden çıkabildiği tespitinde bulunan Bingölçe, "Şiddeti uygulayanın kimliği açısından baktığınızda tüm eğitim ve gelir grupları ile sosyal statü mensubu erkeğin aile içi şiddeti 'meşru ve haklı' olarak kabul edebildiği potansiyel şiddetçi olduğunu gördüm" dedi.
Şiddetin aktörlerinin baba, koca, sevgili, nişanlı, kaynana ve kardeş olduğunu belirten Bingölçe, zaman zaman kadınların da (anne, kaynana ya da görümce gibi) şiddet uyguladıklarını söyledi ve, "Dilsel ve fiziksel şiddet uygulayan erkek şiddeti ne ayıp, ne günah, ne de suç kabul ediyor. Hatta bazı erkekler bu hareketlerini temel haklar ve özgürlükler içinde bile sayabiliyor" dedi.
DAYAĞA 'DİL DAYAĞI' EŞLİK EDİYOR
Araştırmacı Filiz Bingölçe, el dayağı ile dil dayağı arasındaki ilişkiyi şöyle açıkladı: "Kadınların kafasında yer etmiş şiddete ilişkin iki kategori bulunduğunu söyleyebilirim. Bunlardan biri el dayağı, diğeri ise dil dayağı. Saldırgan tarafından bir monolog olarak tekrarlanan aşağılama, hakaret, küfür ve tehdit sözcükleri daha çok aile bireylerine karşı dayak öncesinde fikrini kabul ettirme, haklarını sınırlama, ötekinin sözlerinin geçerliliğini yok etme, varlığını aşağılama, etkisini azaltma ya da bir sindirme aracı olarak kullanılıyor. Küfür bazen tek başına etkili olabiliyor. Ancak sözün bittiği yerde saldırgan, küfürün yetmediğine inanıyorsa o zaman kaba kuvvete başvuruyor."
ARAŞTIRMACIYI YANILTAN SONUÇ
Argo ve küfür konusunda daha önce de araştırmalar yapan Bingölçe, şiddet uygularken sınırlı sayıda sözcüğün kullanılmasını şaşırtıcı bulduğunu söyleyerek, "Araştırmada, çok sayıda hakaret, tehdit, kaba söz ve küfür bulacağımı sanıyordum ama Türkiye'de görülen o ki insanlar şiddet uygularken üç aşağı beş yukarı aynı sözleri kullanıyor" dedi.
EN ÇOK 'O..' KULLANILIYOR
Kadınlara tehdit amaçlı söylenen sözlerin başında "seni dağa kaldırırım", "yüzüne kezzap atarım", "seni ayağa düşürürüm", "arkana adam takarım" gibi tehditler ilk sırada yer alıyor. Küfürler arasında ise en sık başvurulanı ise 'o..' sözcüğü.
Bingölçe en sık kullanılan bu sözcükle ilgili olarak, "Erkeklerin ayrımsız en fazla başvurdukları kadına yönelik şiddet sözcüğü olma özelliği taşıyor. Öte yandan kadınların en fazla incindiği aşağılama sözcüğü de kendi ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla bu. Sözcük, erkeğin kadınlık durumuna ilişkin en aşağılık bulduğu hal mi yoksa kadının en hassas noktası mı, elbet bunu tam olarak tespit etmek için daha kapsamlı bir çalışma yapmak gerekiyor. Şüphe yok ki eşine, sevgilisine, kızına 'o..' diyen erkek yarattığı yabancılaştırma hali nedeniyle başvurduğu şiddeti kendi kafasında meşru ve haklı hale getiriyor. Nedense erkekler kadınları en fazla 'sahiplendikleri', 'başka durum ya da kişilerden sakındıkları', 'koruma altına aldıkları' anda bu sözcüğü kullanıyor ve ardından da dövüyorlar" dedi.
DAYAK NEDENLERİ:
Gülmek
Kısa etek giymek
Eve geç gelmek
Cevap vermek
Aynaya bakmak
Evin içine sinek girmesine neden olmak
Aşık olmak
Eğitim almak istemek
KADINLARIN VERDİKLERİ KARŞILIKLARI:
Kadınların büyük bölümü küfürlere hiçbir karşılık vermiyor, çünkü şiddetin boyutunun büyümesinden korkuyor. Bazıları ise şu sözlerle karşılık veriyor.
Onu sana iade ediyorum
Senin ailendir
Kendinsin
Sensin
Hakaret ve küfür listesi
Dil Dayakları araştırmasında erkeklerin kadınlara ettiği hakaret ve küfürlerin tam listesi de yer alıyor.
Filiz Bingölçe'nin görüşmelerden yola çıkarak hazırladığı 'Dil Dayakları' kitabının sonuna 'dil yaraları listesi' ekledi. Listede bulunan bazı sözler şöyle:
Ağzını burnunu dağıtırım
Ağzını yırtarım
Aklını alırım
Allah belanı versin
Ameliyat ederim
Anam avradım olsun seni eşşek sudan gelene kadar dövecem
Anan kötü
Anasına bak kızını al
Angut
Aptal
Arkana adam takarım
Artist
Asarım keserim
Aşağılık kadın
Ateşin başına vurdu
Ayağa düşürürüm
Ayı
Baban uyuz
Babasının pi*i
Bacaklarını kırarım
Benim kölemsin
Beyinsiz
Bıçağı al karnına sok
Bilgisiz
Boğazını kesecem
Cahil
Çerçeveni dağıtırım
Çirkin
Çürük kadın
Çürümüşsün
Dadı
Dağa kaldırırım
Davul olasın
Dayaktan öldürürüm
Deli
Dinsiz
Domuz
Dostundan geliyorsun
Dümbüğün kızı
Dümbük
Dünyanın o...su
Eksik etek
Elimde kalırsın
Eşek
Eşek çobanı
Eşeklik yaptım evlendim
Eşyasın
Eteğine ettiğimin karısı
Façanı aşağı alırım
F*hişe
Fettan
Gavurun dölü
Genelev kadını
Genelevlere düşesin
Geri zekalı
Git o..luk yap getir
Gittiğim kadınlar sana ayna olurlar
Görgüsüz
Gözünü keserim
Hayvan
Hoşt
İmansız
Kadın erkeğin elinin kiridir
Kadın olsaydın da elinde tutsaydın
Kafanı gözünü kıracam
K*hpe
K*hpe yapacam sizi
K*ltak
Kancık
Kanı bozuk
Karnını deşerim
Kepaze
Kimden peydahladın
Komaya sokarım
Kopartacam
Kölemsin
Köpek
Köpekler de doğuruyor
Kötü kadın
Kötü yola düşesin
Kullanıcam seni
Kuru
Kuş beyinli
Lan
Manyak
Mezarına tükürmem
Mikrop
Öl geber
Pasaklı
Pavyon karısı
Pavyona mı düşecen
Pısırık
P*ç
P*çlerinizle dönüp gelesiniz
Psikopat
P*şt
Salak
Salaklaşma
Sapık
Sen bi b.. değilsin
Sen de kadın mısın
Seni ahıra dahi sokmam
Seni çizerim
Seni döverim
Seni kim naapsın
Seni kötü yola düşürecem
Seni öldürecem
Seni öyle bir döverim ki annen bile tanımaz
Seni takip ettirecem
Seni Türkiye'ye rezil edeceğim
Seni vuracam
Sokak s*rtüğü
Süprüntü
S*rtük
Sütü bozuk
Şerefsiz
Şırfıntı
Şirret
Ulan karı
Uyuz
Vasat karı
Ya çık git ya intihar et
Yakalarsam seni satacam
Yamuk kadın
Yer cücesi
Yeteneksiz
Yüzüne kezzap atarım
Yüzünü keserim
Türkiye'de eşlerini aldatan kişiler üzerinde yapılan araştırmadan ilginç sonuçlar çıktı. Araştırmalara göre kadın aşk, erkek cazibe için aldatıyor. Türkiye'de de durum garip: Aldatan çoğalıyor ama kimse boşanmıyor.
İngiltere'de yeni bitirilen tamamen bilimsel bir araştırma, erkek ve kadınların eşlerini aldatmalarıyla ilgili son eğilimleri ortaya çıkardı.
Araştırmanın en temel sonucu, kadınların 'aşık oldukları için', erkeklerinse 'karşı cinsin cazibesine kapıldıkları için' aldatıyor olmaları. Sonuçlara göre, erkeklerin yüzde 44'ü karşı cinsin fiziksel cazibesine kapılıyor. Kadınlarda ise 'aldatma sebebi', yüzde 50'ye yakın oranla 'aşk'. Kadınların diğer ağırlıklı 'aldatma sebepleri' de evliliklerindeki umutsuzluk ve mutsuzluk. Aynı araştırmanın ikinci temel sonucu da, aldatma olayının 'sevgililer' arasında daha çok yaşanması. Çünkü araştırmaya göre evli çiftlerde yaklaşık yüzde 21 olan 'eşini aldatma oranı', beraber yaşayan sevgililerde yüzde 51'e çıkıyor.
İşte Türkiye'de durum
İngilizler'in araştırması, birçok yönüyle Türk insanı için de geçerli.Araştırmayı değerlendiren Psikiyatrist Doç. Dr. Armağan Samancı, "Türkiye'de erkek aldatır, kadın aldatmaz gibi bir önyargı var. Ama eşini aldatan kadın oranında artış gözüküyor" diyor.
Samancı, Türkiye'de de benzer bir araştırma yapıldığına dikkat çekerek, 'Eşinizden başka bir erkekten hoşlandınız mı?' sorusuna 'evliliği iyi' kadınların yüzde 13'ünün, 'evliliği orta derecede' kadınların yüzde 9'unun ve 'evliliği kötü' kadınların yüzde 100'ünün 'Evet' yanıtı verdiğini belirtiyor. Bu araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu da, aldatılan eşlerin ilk aşamada boşanmayı düşünmeleri, ama sadece yüzde 20'sinin boşanma konusunda adım atması.
'Hain' koca türleri
Psikiyatrist Samancı, eşlerini aldatan erkekleri de şu üç gruba ayırıyor:
• İlişkisindeki mutsuzluk nedeniyle mutluluk eksikliğini tamamlamaya çalışanlar: Bunlar daha çok evliliğin ilk 10 yılı içinde görülüyor.
• Sürekli aldatma eğiliminde olanlar: Evlilik öncesinde de sonrasında da çoğul ilişkileri olan, ilişkilerinde başarılı olamayan erkekler. Çocukluktan gelen iç çatışmaları var. Bağlı, güvenli ilişkiyi uzun süreli oluşturamıyorlar. Bu tür aldatma Türkiye'de daha çok yaşanıyor.
• Bir ilişkiye istemeden çekilen erkekler: Bu gruptakiler, evli erkeklerle olmayı tercih eden kadınlar tarafından yasak ilişkiye çekiliyor.
Aldatan erkek nasıl anlaşılır?
Psikiyatrist Samancı'ya göre aldatan erkek kendini ipuçlarıyla ele veriyor. Aldatılan kadın, bazı belirsizlikler duyumsuyor. Bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ediyor. Ardından eşinin tutarsız açıklamalarına tanık oluyor. Ayrıca, erkek, karısının gözünün içine 'suç işlemiş çocuk gibi' bakıyor. Eve ilgisi ve ayırdığı zaman, cinsellik azalıyor. Aldatıldığını anlayan kadınların yüzde 50'ye yakınında güven ortadan kalkıyor
Kadınların Kullandıgı Kelimler Ne Anlama Geliyor ?
[left]Kadınların kullandığı bazı kelimelerin bizim için düz, bildik anlamlarından öte, farklı mesajları vardır. Bu anlamları bilmeyen erkeklerin işi zordur.
Meselâ:
"İyi!" : Kendisinin haklı olduğunu, tartışmayı noktaladığını gösterir. Artık susmalısınız. Haklı olduğunuzu düşünseniz de.
"Beş dakika" : Değişken anlamlı bir kelimedir. O giyiniyor ve siz bekliyorsanız yarım saat demektir. Ama siz tv seyrederken sizden bir şey yapmanızı istediyse ve size beş dakika mühlet verdiyse "beş dakika" gerçekten beş dakikadır.
"Hiç!" : Bu kelime fırtına öncesi sessizliktir ve alarma geçmenizi gerektirecek "birşey" var demektir. "Hiç" ile başlayan tartışmalar "iyi" ile biter.
"Devam et!" : Bu bir izin değil, ikazdır. Aldanıp da yapmaya devam etmeyin.
Sesli iç geçirme: Bu bir kelime değildir, ama bu da erkekler tarafından yanlış anlaşılır. Sizin bir aptal olduğunuzu düşünüyordur ve "seninle niye vakit kaybediyorum ki" demek istiyordur.
"Tamam!" : En tehlikeli kelimelerden biridir. Yaptığınız hatayı size ne zaman ve ne şekilde ödeteceğini düşünmek için zamana ihtiyacı var anlamına gelir.
"Teşekkür ederim!" : Kadınlar tarafından en az kullanılan kelimelerden biridir. Bir kadın size teşekkür ediyorsa, mutlu olup nedenini sormaya kalkmayın. Sadece "birşey değil" deyin ve hemen odadan sıvışın. [/left]
[left]
İşte Türkiye'deki tanınmış bir tıp fakültesinde yapılan 'kadına şiddet' konulu anketin çarpıcı sonuçları...
Üniversitenin adı ve bulunduğu bölgeyi ilişkin detaylar, etik kurulu kararı gereğince açıklanamayan ankete göre, tıp fakültelerindeki gençlerin ciddi bir oranı, şiddeti onaylıyor...
* Ankete katılan kızlı erkekli 173 öğrencinin yüzde 38.7'si "Kadına yönelik şiddeti onayladığını" belirtti. Tıp öğrencilerinin yüzde 28.5'i kadının kendi hatasından dolayı dayak yediğini kabul ederken yüzde 5.3'lük kesim ise dayağın kadına "yararlı" olduğuna inandığını ifade etti.
* Gençlerin yüzde 90.6'sı dayak yiyen kadına yardım edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bunların dörtte üçü "kadını döven kişi ceza almasın" diyor.
'SEBEP ATAERKİL AİLE YAPISI'
Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aynur Uysal ile Kudüs İbrani Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammad M. Haj-Ya'nın anket yöntemiyle yapılan araştırma "Journal of Family Violence" dergisinin şubat sayısında yayınlandı. Sonuçları SABAH'a yorumlayan Yrd. Doç. Uysal, "Sonuçların böyle çıkması öğrencilerin ataerkil düşünceye sahip olmasından, çocukluk ve ergenlik döneminde aile içi şiddete maruz kalmalarından kaynaklanıyor" dedi.
BAZI KADINLAR DÖVÜLMEYİ ARZULAR
Araştırmada gençlere yöneltiler sorulara alınan çarpıcı yanıtlardan bazıları şöyle:
Cinsel açıdan güven vermeyen kadınlar dayak yemeyi hak eder.
Kadın arkadaşları önünde kocasını aşağılarsa koca dövebilir.
Çoğu kadın kocası tarafından içten içe dayak yemeyi arzular.
[left]
KASTAMONU Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen ve milattan önceki yıllara ait takı ve süs eşyaları, kadınların o zaman bile güzelliklerine düşkün olduklarının bir göstergesi
Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne bağlı Arkeoloji Müzesi'nde, Devrekani Kınık kazılarında ortaya çıkan, M.Ö. 2 bin yıllarına ait çengelli iğne, kolye, tarak gibi kadınların kullandığı takı ve güzellik malzemeleri sergileniyor.
Ayrıca Hellenistik Çağ'da, kadınların dini törenlerde kullandıkları tunçtan yapılmış kolye ve takılar da, kadınların o zamanlarda bile güzelliklerine düşkün olduklarını ortaya koyuyor
Aşka Bilimsel Bakış | Aşık mısınız Yoksa Bağımlı mı?
Aşk insanların tarif etmekte zorluk çektiği bir duygu...
Kimi uzmanlara göre hormanlarla ortaya çıkan bir bağımlılık...
Peki aşka dengeli bir bakış nasıl olmalı?
İşte uzman tavsiyeleri:
Aşkı ''iki karşı cinsiyetten birinin diğerini, şanslıysalar her ikisinin birbirini ömür boyu ayrılmamayı isteyecek kadar sevmesi ve koşulsuz sevmesi'' olarak tanımlayan Ege Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Ahmet Çelikol, aşkın insanı mutlu eden ve saygı gösterilmesi gereken bir duygu olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Çelikol, aşık olunan kişiye bağımlılık olarak tanımlanan ''aşk hastalığının'' ise kişiyi mutsuzluğa sürüklediğini kaydetti.
Prof. Dr. Çelikol, aşkın insanı yaşamının her döneminde mutlu ettiğini belirterek, ''Aşk, küllendikten on yıllar sonra bile insanları mutlu etmeye devam eder'' dedi ve aşkı değerli kılan en önemli unsurların başında ''ulaşılmazlık ve meşakkatin'' geldiğini söyledi.
''Doğa gereği, her sürecin bir ömrü olmalıdır'' diyen Prof. Dr. Çelikol, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Aşkın başlıca üç komponenti, ruhsal, tensel ve toplumsal uyuşma yeterliyse aşkın süresi, bir insan ömrü süresine ulaşmış olur.
Bu durumda, aşk ölümsüzlüğe ulaşmış demektir ve elbette bu bir şans meselesidir. Aşk, küçümsenecek bir duygu değildir ve elbette riskleri de barındırır.
Aşkın bir biyokimyası olduğuna göre, hastalığı da vardır ve aşk hastalığının hekimlikteki adı, ilişki bağımlılığıdır.''
''AŞKTA BAĞIMLILIK MADDE BAĞIMLILIĞI GİBİDİR''
Aşkta bağımlılığın madde bağımlılığı gibi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelikol, uyuşturucu yerine bağlanılan kişinin geçtiğini ve bireyin bir süre sonra istese de bırakamadığını, zorunlu ayrılma durumunda kişide birtakım yoksunluk belirtilerinin ortaya çıktığını kaydetti. Prof. Dr. Çelikol, bağımlı kişi ve bağlandığı partnerinin, bir tahterevallinin iki ucuna oturmuş gibi olduğunu ve bağımlı kişinin, yoğun duygular yaşarken partnerinin bu duyguları yaşamadığını belirterek, şöyle dedi:
''Kişi partnerini önemserken, partneri sadece kendini önemser. Kişi partnerine aşırı değer verirken, partneri aşırı değer görür. Kişi partnerine yaklaşmaya çalışır, partneri ise o kişiden uzaklaşır. Sonuçta son derece asimetrik bir ilişki söz konusu olur.''
BAĞIMLILIĞIN ZARARLARI
İlişki bağımlılığı içindeki kişinin kendisini tükenmiş hissettiğini, benlik sınırlarının net olmadığını ifade eden Prof. Dr. Çelikol, bağımlı kişinin sado-mazoşist davranışlar sergilediğini, olayları akışına bırakmaktan korktuğunu, bireysel gelişimlerinin sınırlı kaldığını, partnerini değiştirmeye çalışıp ancak başarısız olduğunu söyledi. Prof. Dr. Çelikol, ilişki bağımlısı kişinin kendini gereğinden çok fazla ortaya koyduğuna, çok fazla verici olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
''Bağımlı ilişki dışındaki sosyal hayatını tamamen bitirmiştir, en azından çok aza indirmiştir. İlişkisi dışında hiçbir ilgi alanı kalmamıştır. Tüm zamanını, hayatını, partneri ya da ondan gelecek bir haberi bekleyerek geçirir olmuştur. Riskleri almasanız, yaşamanız da mümkün değildir. Bu nedenle aşk bağımlığını dikkate alın, ama aşka hak ettiği değeri de verin.''
-NaZ-isimli üyeden Alıntı
O zaman önce basbakandan baslanilmasi lazim, ondan sonrada gerisi zaten çorap sökügü gibi gelir
Türkiye Devletinin hukukudur sözkonusu olan.
AB'ye, Türkiye'ye Cumhuriyetine baskı yapın diyen AKP milletvekillerinin bu davranışı kapatılmayı bile aşıyor. Türkiye Cumhuriyetinin egemenliğini tehlikeye sokan davranışlar bunlar..
AKP kapatılmalıdır.
Sorun kapatmaktan da öte, İngiliz vatandaşı olanların, İngiltere'ye bağlılık yemini etmiş kişilerin siyasetten el çektirilmesi de gerekir.
TBMM'sine İngiliz yeminiyle girilmez.
Türkiye Cumhuriyetinin askerine "kelle" terimi kullanan ve bu tehlikeli kişinin Başbakanlık yapması ancak deliler cumhuriyetinde mümkün olabilir.
Türkiye Cumhuriyetini yıkmak amacıyla çatışmaya giren, insanımıza kurşun sıkan, binlerce kişinin evine ateş düşüren teröristbaşı Apo'ya "sayın" diyen bir kişinin partisi ve kabinesinin fesh edilmemesi durumunda, Türkiye'yi tehlikeli günler bekliyor demektir..
Kapatılmazsa, ne olur; olunan şeklin misliyle devamı olur?
Bir radyo programında geçen aşağıdaki diyalog bu sorunun gerçek cevabı olabilir mi?
Kadın : Merhaba Kadir bey, ben Mehtap. Avukatım. Size sorum şu: erkekler çapkınlıktan neden vazgeçmiyor?
Kadir Çöpdemir : Şimdi Mehtap Hanım, hadiseye şu açıdan bakalım, diyelim ki biz çapkınlıktan vazgeçtik, her birimiz birer tane kadına adapte olduk, ne olacak o vakit? Ne süslenmenize gerek kalacak, ne şık giyinmenize, ne hamarat olmanıza?
Çünkü bizi kendinize bağlamak için bi çabaya gerek kalmayacak. Kozmetik sanayi çökecek, tekstil ve moda sektörü bitecek, otomobil satışları duracak, işsizlik artacak, global kriz çıkacak..
Gördüğünüz gibi hadisenin açılımları global krize kadar varıyor. Böyle de bilimsel çözümleme yapan bir insanım. Ama isterseniz konuyu baş başa bi yemek yerken de konuşabiliriz. O zaman detay da veririm hadise hakkında?