Hasretin düşer yüreğimin orta yerine
Garip bir hüzün sarar ruhumu
Her zaman yaslıdır bu şehir sensiz
Fakir odamda döner durur yokluğun
Dalar gider gözlerim uzaklara
Silindi rüyalarımı süsleyen renkler
Ne kar tanelerini tutuyor ellerim
Nede melekler teselli ediyor beni
Düşlerim kapkara artik
Düşlerimde bile yalnızım
Birden çalsan diyorum kapımı
Ansızın uyandırsan beni
Kurtarsan bu kâbustan
Kurtulsam bu maphustan
Güneşi getirsen bana
https://www.youtube.com/watch?v=_ePP54z-w98
Sen sevdanın özü
Ah sen düşlerin gözü
Sen yarının sözü
Ah canım benim sol yanım ben
Sen yarının sözü
Ah canım ben sol yanım benim
Diren ey karam diren
Diren iç yaram diren
Diren sevdaya güven
Ah canım benim sol yanım benim
Diren sevdaya güven
Ah canım benim sol yanım beni
Bugün 8 Eylül Dünya Okuma-Yazma Günü: Türkiye'de 7 Milyonu Aşkın Kişi Okuyamıyor
UNESCO'nun bireylerin temel eğitim hakkından yararlanmalarına vurgu yapmak üzere ilan ettiği 8 Eylül Dünya Okuma-Yazma Günü ile ilgili açıklamasına göre küresel çapta 15 yaş üzeri 758 milyon kişi okuma-yazma bilmiyor. Verilere göre Türkiye'de ise bu sayı 7 milyonun üzerinde...
8 Eylül, UNESCO tarafından bireylerin temel eğitim hakkından yararlanmalarına vurgu yapmak üzere Dünya Okuma-Yazma Günü olarak ilan edilmiş bir gün.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından 8 Eylül Dünya Okuma Yazma Günü öncesinde yapılan açıklamaya göre küresel çapta 15 yaş üzeri 758 milyon kişi okuma-yazma bilmiyor...
DW Türkçe'nin haberine göre bu rakamın üçte ikisini, gelişmekte olan ülkelerin kırsal kesimlerinde dezavantajlı durumda bulunan kadınlar oluşturuyor.
Havasın sen benim için,her nefesimle içime dolan her solukta can olan havasın…
Suyumsun sen benim,insanın yaşama nedenlerinden biri olan vücudun büyük kısmının kaplayan hayatta kalabilmek için olmazsa olmazlardan olan suyumsun benim…
Kalbimsin sen benim,tik takları gibi hayatımı düzenli sürdürmemi sağlayan,sıralı tik taklarıyla hayatıma ritim veren,can verenimsin…
Gönlümsün sen,içinde sadece senin ve sevginin yüceliği ile dolup taştıran,gülüşlerinle ışık olanısın gönlümün…
Cansın sen benim için…
Bazen candan da ötemsin…
Senim ben çoğu zaman,senin için gülebilen,seninle umudu bulan,her karanlığı seninle aşan,hayata sıkıca sarılmama,amaçlar edinmeme tek nedenimsin…
Aklım,ruhumsun sen benim,sadece senin varlığınla somutluğunu hissettiğim ruhumsun,her şeyde ikimizi düşünerek hareket ettiğim aklımsın sen benim…
Sevgimsin sen benim,her sabaha başka mutlulukla uyandığım,her gece varlığına şükürler ettiğim sevgimsin.
Aşk’sın sen,aşkımsın…Laf olsun diye,herkesin aşkım dediği gibi değil…Aşk’sın işte…Sadece yer yüzünde olduğunu düşünmek bile umudum benim,birde bu varlığın heyecanını kederini birlikte yaşadığım olunca Aşk’sın,aşkımsın sen…
Şu hayata dair ne kadar kötülük varsa hepsine inat mutluluksun sen…
Tükendim dediğim de ‘kalk hadi şımarık,daha çok yolumuz var’ diye hep el uzatan,asla ve asla ‘off sıktın ama’ demeyen sabırsın sen.Seninle öğreniyorum beklemeyi,sabır etmeyi.Ben yetti dediğimde sabrınla sabır verenimsin sen…
Kapatmıştım kalbimin kapılarını
Ama sen geldin araladın
Bıkmıştım bu zalim yalan hayattan
Beni sen hayat bağladın
Bilmezdim böyle seveceğimi
Sen öğrettin bana sevmeyi
Yeniden doğdum sende öğrendim yürümeyi
Ne olur bırakma ellerimi
Yalnızlıktı sensizken tek yoldaşım
Gecelerse arkadaşım
Neredeydin bu güne dek beni bulmadın
Oysa ben seni hep aradım
Bu güne dek hep keşke diyip durdum,
Her yeni başların sonunda yine aynı kelime
Keşke,
Yanılgılar içinde büyüdüm
Yanlış insanlar, yanlış yüzler, yanlış yanlış yanlış....
Ama sonra sen çıktın karşıma
Bunu sen kalbime girince anladım
Ama bu sefer eminim
Bu sefer keşke demicem
Bir kız ve bir delikanlı bir motosikletin üzerinde 180 Km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;
Kız: Lütfen yavaşla, ben korkuyorum
Delikanlı: Hayır, bak ne kadar eğlenceli
Kız: Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
Delikanlı: Peki, beni sevdiğini söyle
Kız: SENİ ÇOK SEVİYORUM, lütfen yavaşla
Delikanlı: Şimdi de bana sıkıca sarıl...
(Kız delikanlıya sıkıca sarılır)
Delikanlı: Kaskımı alıp, kendine takar mısın? Başımı cok sıktııı
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı:
Motorsiklet Kazası; Motorsiklet, fren arızası nedeniyle, bir binaya çarptı. Üzerindeki 2 kişiden sadece biri kurtuldu.
Gerçek ise şöyleydi; Yolun yarısında, delikanlı
frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti.
Bunun yerine, kızdan kendisini sevdiğini söylemesini istemiş kendisine son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın kaskı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı. İşte GERÇEK SEVGİ'nin anlamı da buydu!!!
Biz çocukken koşar oynar ve düşer dizimizi yaralar, yaranın üstünü tuta tuta ,ağlayarak eve gelirdik,
Topu mahalle aralarında oynardık,kavga eder bağırışırdık,sonra el ele evlerimize giderdik,
Öyle dargınlık küslük bilmezdik..
Canım annem hiç kızmadı pantolonumuz yırtılmış sökülmüş umurunda olmazdı öperdi bizi,yaramızı temizler bantlardık.
Onun yaptığıyla dizimizin acısı geçerdi,çok acısada üflerdik yara sanki üfleyince geçiyormuş gibi...
En büyük acımız buydu sanırdık,kafamızı yarardık,dizimini kolumuzu kanatırdık ağlardık ağlardık.......
Ah annecim neden demedin en büyük acı bu değil oğlum diye,
Neden demedin bu acı geçer de esas acıyı büyüyünce çekeceksin.....
Nerden bilebilirdim ki çocuk kalbiyle,çünkü tüm dünyamızı güllük gülistanlık sanırdık.
Ekmek elden su gölden....
Nerden bilebilirdim ki esas acının kanayan kol bacakla kalmayacağını......
Ah ahhhhhhhhh
Keşke hiç büyümeseydimde dizimdeki acıyı en büyük acı sansaydım
En büyük acı kan akmasıyla olmuyormuş,
En büyük acı kansız,
En büyük acı yarasız,
En büyük acı dokunamadığımız da,göremediğimiz de,
En büyük acı KALBİMİZDE.
Keşke hiç büyümeseydim dediğiniz anlar vardır ya,
Ben diyemiyorum,acı benim tat benim.
Esas olan acıyı hissetmekten çok, acıyla yaşamak insanı vuruyor.