Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği, Yunanistan'ı ikinci bir karara kadar tüm uluslararası müsabakalardan men etti.
Yunanistan hükümetini futbolun özerkleşmesi konusunda defalarca uyaran FIFA, beklenen yasal düzenlemenin yapılmaması üzerine, Yunanistanın milli ve kulüp takımlarının uluslararası müsabakalara katılmamasına karar verdi.
2005 yılı Eylül ayında ayında Yunanistan hükümetine futbolun özerkliği için gerekli yasal düzenlemeleri yapmak üzere 15 Temmuz 2006'a kadar süre veren FIFA, yaşanan gelişmelerden memnun kalmadı ve Yunanistan Futbol Federasyonunun uluslarası düzeydeki tüm faliyetlerini askıya aldı.
FIFA'dan yapılan açıklamada, "UEFA'nın ve FIFA'nın defalarca yaptığı uyarılara karşın Yunanistan Futbol Federasyonunun özerk olması ilkesine uyulmamıştır. Üstelik yeni sunulan profeyonel futbol liglerine ilişkin yasa tasarısı Yunanistan'da devletin futbola müdahalesini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu nedenle daha önce verilen mühletin dolmasına gerek kalmaksızın, Yunanistan Futbol Federasyonunun tüm faaliyetleri askıya alınmıştır" denildi.
Böylece FIFA'nın ikinci bir kararına kadar, Yunanistan Futbol Federasyonu, kulüpleri, futbolcuları ve görevlileri hiçbir uluslararası organizasyonda yer alamayacak.
YUNANİSTAN FEDERASYONU 'SPOR BAKANI'NI SUÇLADI
Öte yandan Yunanistan Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, Spor Bakanı Giorgos Orfanos'un ateşle oynadığı ve Yunan futbolunu uluslararası alandan izole ettiği ifade edildi.
Federasyonun açıklamasında, ''Spor Bakanı, Yunan federasyonunun özgürlüğünü vereceği yerde kendisine daha bağımlı hale gelmesini yasallaştırmıştır. Hükümetin futbolun üzerindeki etkisini artırarak federasyonu bir kenara itmiştir. Yapılanlarla ilgili tüm uyarılara ve risklerin anlatılmasına rağmen kararında ısrar etmeyi sürdürmüştür'' denildi.
BLATTER: VERİLEN SÖZ TUTULMADI
FIFA Başkanı Joseph Blatter, Yunanistan Futbol Federasyonu'na gönderdiği mektupta, ''Sürekli uyarılara karşın yasal düzenlemelere gidilmedi'' dedi.
Joseph Blatter'in mektubunda, Yunanistan'ın Spordan Sorumlu Bakanı Yorgos Orfanos'un, futbolla ilgili konularda yalnızca Yunanistan Futbol Federasyonu'nun karar almasını öngören yasal düzenlemeye gidileceğine ilişkin tüm taahütlerine karşın bunun gerçekleştirilemediğini kaydetti. Blatter'in, EPO'ya gönderdiği mektupta, FIFA Acil Konular Kurulu'nun, EPO'nun durumu hakkında görüştüğünü ve oybirliğiyle Yunan Federasyonu'nun uluslararası temaslardan men edilmesi kararının alındığı belirtildi.
Konu hakkında, spordan sorumlu bakan Yorgos Orfanos ile son olarak 29 Mayıs'ta Zürih'de olmak üzere bir dizi görüşme gerçekleştirildiğine dikkat çekilen mektupta, ''2005 yılı Eylül ayında, FIFA Yürütme Kurulu'nun, Yunanistan'ın da içinde bulunduğu 3 federasyona 15 Temmuz 2006 tarihine kadar, hükümetlerin sporla ilgili birtakım yasaları değiştirmeleri için zaman verildiği'' belirtildi. Blatter mektubunda, ''FIFA, ne yazık ki, tüm uyarılara ve Yorgos Orfanos'un, 4 Haziran tarihli mektubundaki, sporla ilgili yasanın, futbolla ilgili kararların yalnız federasyon tarafından alınmasını öngörecek biçimde değiştirilmesine dair taahhüdüne karşın buna itibar gösterilmediğini kaydetmektedir'' ifadesini kullandı.
Var olan stadın yeri iyiydi ya..
Tamam ara sokaklar filan çok, olay çıkınca yatıştırmak epey güç ama zaten bizim takım adam gibi oynasa Trabzon'da olay çokmaz..
Var olan değiştirilmeli be abi..
Eski stadın yeri iyi!
Maç sonucu: Trabzonspor 1 - 2 Konyaspor
Takımımız Hüseyin Avni Aker Stadyumu'nda Konyaspor'la oynadığı 19. Hafta erteleme karşılaşmasının ilk yarısını 1-0 önde bitirmesine rağmen maçı 2-1 kaybetti.
Oyununun 2. dakikasında Konyaspor kalesi önünde boş pozisyonda kalan Kaptan Fatih Tekke takımımızı öne geçiren golü kaydetti.
Konyaspor'dan Ümit sakatlanarak 34. dakikada yerini Fırat'a bıraktı.
İkinci yarıda ise Konyaspor organize şekilde geldiği iki atakta Murat Hacıoğlu ve Tayfun Seven takımları adına golleri kaydettiler.
Maçta takımlar şu 11'lerle mücadele etti:
Trabzonspor
Jefferson, Tayfun (dk.68 Ferhat), Stepanov, Fatih Akyel (dk.85 Adem), Lee, Hüseyin (dk.80 Ömer Rıza), Hasan, Szymkowiak, Yattara, Gökdeniz, Fatih Tekke
İslam iken din değiştirenler(gerçi söz konusu kişinin "müslümanım" dediği yıllarda İslamı ne kadar bildiği ve yaşadığı da herkes tarafından biliniyor ama neyse) ya da gayrımüslimler.. Ayrı olan bir yanları yok.. Hepimizce malumdur ki istediği dine inanmak ya da hiç bir dine inanmamak kişinin kendisine tanınmış bir haktır.. Evrensel hak değil, direkt olarak Allah(cc) tarafından sunulmuş bir haktır.. Allah(cc) insanlara sunduğu bu hakkı onların elinden almak hele ki bir müslümanın bunu yapması kesinlikle din le bağdağmayan bir tutumdur, hatta zulümdür..
Tuğçe Kazas ve onun din değiştirmesi kötü bir örnek teşkil eder mi? Felsefi olacak ama; "Kötü olandan örnek değil ibret olur!" Onun din değiştirmiş olması bizim çocuklarımızı kötü etkilememelidir.. Daha doğrusu çocuklarımızı bu gibi bir durumdan koruyacak kadar Allah sevgisi ile doldurmak bizim temel görevlerimizden biridir..
Ve hiç bir zaman yapmadığımız bir şeyden bahsetmek istiyorum arkadaşlar izninizle.. Bu olaydan kendimiz adına bir pay çıkarmalıyız ve dönüp biraz da kendimize bakmalıyız.. "Elhamdulillah müslümanım!" deyip de asla ve asla bir müslümana yakışmayan hareketlerde bulunanlar biziz.. Hoşgörümüzü kaybedip her gördüğümüz pisliğe tükürenler yine biz.. Dini sadece günde beş vakit namaz ve yılda bir ay oruçtan ibaret esanıp salih amal peşinde koşmayanlar da biziz.. Biz böyle olduğumuz için oluyor bunlar..
Bakın size bu konuyu pekiştirmesi açısından bir örnek de vereyim.. Malının 40'da birini fakire vermek (zekat) dinimizce farz kılınmıştır.. Günümüz koşulları ile 40 gr altın sahibi olan biri 1 gr altınını ya da onu karşılayacak mal veya parayı zekat olarak vermelidir.. Sırf bunu yapmamak için bile bile 40 değil de 39 gr altın alan birini tanıdım ben..
Biz eğer dinimizi böyle yaşarsak elbette birileri de bu dinden çıkar..
İslam alemi olarak en büyük sorunumuzdur dönüp kendimize bakmamak.. Bilin ki o kadın din değiştirince ne kadar dibe battı ise biz de o kadar battık.. Allah affetsin artık!
Amelin bize kazandıracakları yalnız ve yalnız onun sahih olması ile alakalıdır..
Samimi ve içten bir amelden daha hayırlısı yoktur..
Keza Rabbimiz bizi amellerimiz değil ona nolan bağlılığımız ile değerlendirecekir..
Sırf Allah rızası için sokaktaki bir çocuğun başını okşamak dahi en büyük amel olabilir, kimbilebilir ki?
[QUOTEben msj yolladım ve bana karsılık olraka sunu yolladılar:
Sayın İzleyicimiz,
South Park adlı çizgi dizinin www.haberalemi.net sitesindeki haberde bahsi geçen kısmı, kanalımızda ne 31 Aralık gecesi, ne de daha önce herhangi bir tarihte YAYINLANMAMIŞTIR. Tepkilere neden olan bir şarkının sözlerinin yer aldığı ve CNBC-e'nin hedef gösterildiği bu yanıltıcı haber, daha önceki yıllarda da internette dolaşmıştı.
CNBC-e, South Park adlı çizgi filmin her bölümünü dikkatli bir incelemenin ardından ekrana getirmektedir.
Bir kez daha belirtelim ki bu şarkı, ne şimdi ne de daha önce CNBC-e'de kesinlikle YAYINLANMAMIŞTIR.
Saygılarımızla,
CNBC-e Halkla İlişkiler
Tek soru: Türkiye'de mi yayonlanmadı, hiçbir yerde mi? Bu da önemli!
Böyle bir ihtimal pek mümkün görülmüyor aslında.. Şeytana uyup olmadık bir kağıttan medet uman birinin onca para elinde olunca birden nasıl düzeleceği büyük bir soru işareti.. Hele zamanımız içinde düşünülecek olursa çok çok daha lüçük bir ihtimal ama din alimlerimiz bu hususta dahi (çok küçük bir ihtimal bile olsa) gerekli açıklamaları ve aydınlatıcı bilgileri sunmuşlardır.. Gerçi benim okuduklarım içinde "piyango" konulu bir hüküm yoktu ama bilgilerin ışığında bunu güncel hayata uyarlayabiliriz..
Piyango ya da ona benzer başka bir yoldan müslümanın eline geçen haksız mülkiyet (ya da mülk), "hayır ve hasenat" olarak tabir edilen işlerin her birinde kullanılabilir.. Açların karnı da doyurulabilir.. Yol, köprü, yurt hatta cami yapımında bile bile kullanılabilir.. Fakat helal kazanç ile yapılınca ibadet yerine geçen bu tür hayırlar, haksız olarak elimize geçen mal ile yapılınca bize bir yararı dokunmaz.. Yani onunla ne kadar büyük bir iş de yapsak onun bize hayrı dokunmaz.. Bu yolda edilen duaların da makbul olma ihtimali düşüktür ama o da ince bir konu Allah bilir diyelim..
Çok inec çizgilere değiniliyor..
Bu konular hakkında fikir beyan etmek gerçekten zor iş..
Yalnız "Bence" ile başlayan cevaplar en azından benim hoşuma gitmiyor..
İslam bir kişinin "Bence" sine ancak onu ilgilendiren bir konuda bakar.. Hüküm verirken ya da fikir beyan ederken kişisel görüşlerden ziyade doğrular(kesin doğrular) dikkate alınmalıdır..
Süslenmenin de çizgisi gayet ince aslında..
İslam olan bir insan (kadın veya erkek) çevresinde örnek olmalıdır.. Her hali ile örnek lmalıdır.. Giyimi-kuşamı, konuşması, hal ve davranışları ile de.. Bu bağlamda eğer süslenmesi (rüküş olmak kastım değildir, süslenmeinin çizgisinin ince olduğunu yinelerim) örnek olabilecek bir davranış ise evet süslenebilir de. Şayet "şuh" olarak algılayacak ise genel çevre süslenmemelidir..
Nasıl bir hoca tavsiye edersiniz arkadaşlar Kur'an okuyorum da tecvitli değil?.
Bu bizim değerlendirebileceğimiz ve cevabını verebileceğimiz bir soru değil malesef.
"Nasıl bir hoca?" sorusuna "Şöyle bir hoca!" diye cevap veremeyiz.
Yalnızca bu konuda bir fikir beyan edebilirim. Kendinize yararlı olabileceğinize inandığınız biri olmalı. Kur'an'ı tecvitli bir şekilde okumamk evet o kadar kolay değil ama tekrar söylüyorum ki bunun için Türkçe bilmeye gerek yok.. İstemek yeter..
Görüntülü ve sesli VCD'ler ile bu işin asla olamayacağı kanısındayım.. Takdir edersiniz ki kendi kendine çalışan bir kişinin kendisini tenkid etme şansı çok çok düşüktür..