hmask

hmask

Üye
05.05.2005
Uzman Onbaşı
4.384
Hakkında

  • Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü hazırlık sınıfı öğrencisi Mehmet Murat Sevim, "Türkiye'nin en zeki insanı" seçildi.

    Türkiye Zeka Vakfı'nın, Milli Eğitim Bakanlığı, TÜBİTAK, ODTÜ, TOBB ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinin işbirliğiyle düzenlediği "Türkiye Zeka Oyunları Yarışması-Oyun 2005" tamamlandı.

    10 yıldır düzenlenen yarışmada dereceye giren beş kişiye, törenle ödülleri verildi. Türkiyenin en zeki insanı seçilen Sevim, bu unvanın yanı sıra 15 Cumhuriyet altınının da sahibi oldu.

    Yarışmada, ikinciliği Hüseyin Kayabaşı, üçüncülüğü Kamer Alyanakyan, dördüncülüğü Orhan Nişancı, beşinciliği Hüsnü Sincar aldı. Yarışmanın ikincisi 10, üçüncüsü 5, dördüncüsü 3, beşincisi de 2 Cumhuriyet altını ile ödüllendirildi. Ayrıca birer saat hediye edildi.
#20.12.2005 16:11 1 0 0
  • Leyla Umar'm SIPA PRESS için hazırladığı tanıtım Türkiye'nin en güçlü kadınlarını hiç bilinmeyen aile hayatları ve başarılarıyla Avrupa'da tanıtacak.

    Güler Sabancı, Sema Doğan, Oya Eczacıbaşı, Ümit Boyner, Hanzade Doğan, Begüm Doğan Faralyalı, Arzuhan Yalçındağ ve Vuslat Doğan Sabancı... Bu sekiz kadın iş hayatlarındaki başarılan kadar güzellikleriyle de Avrupa'nın ügi odağı olacak. SIPA PRESS'in Leyla Umar'a ısmarladığı tanıtımda bu sekiz kaı ilginç ayrıntılar yer alıyor: Güler sabancı Üniversitesi'ne "bebeğim Boyner'in 20 yıllık finansman yön Eczacıbaşı'nın dünyada en çok mi kadınlardan biri olduğu..

    Kısa bir süre önce Fransa'nın önemli ajanslanndan SIPA PRESS'in genel müdürü Ahmet Sel aradı. Son zamanlarda Avrupa'da Türkiye ile ilgili haberlere rağbetin hızla arttığım söyledi ve "Eğer" dedi, "Türkiye'nin büyük şirketlerini yöneten güçlü Türk kadınlarım tanıtan bir yazı yazarsanız fotoğraflarının çekilmesi için uluslararası bir fotoğrafçımızı gönderirim; Lyde özellikle çektiği kral ve kraliçelerin fotoğraflarıyla ünlüdür." Bir kare fotoğraf için dört iri çantayı açıp saatlerce uğraşan Lyde ile çalışmaktan dört günün sonunda ben de bitap düştüm. Cuma günü Ahmet Sel sonuçtan memnuniyetini anlatırken sesindeki heyecan beni de sevindirdi. "Düşünün," diyordu, 'Avrupa basınında hep Türkleri aşağılayan haberlere alışık olanlar bu Türk kadınlarının hoşluğu bir yana, yaptıklarım okuyunca nasıl şaşıracaklar..." Ahmet Sel'e katılıyorum. Ama ben Türkiye'de nice kadınların neler yaptığım, hem de hiçbir maddi destek almadan ne büyük işlerin altından kalktığım bildiğim için, artık kendi kurdukları imparatorlukların başında olan bu kadınlarımızı tanıtmak istiyorum.


    SEMA DOĞAN

    Aydın Doğan Vakfı Başkan vekili, Aydın Doğan Turizm Grup Başkanı, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi... Gümüşhane'de Sema Doğan'ın kendi adını verdiği bir ilköğretimokulu eğitim veriyor. Dört kızı olan Doğan'ın kızlarından Begüm Doğan Eski Enerji Bakanı Ersin Faralyalı ile evli. Gümüşhaneli Sema Doğan, Gümüşhane halkından yardımını esirgemez. Kızları kadar genç ve güzel görünen Sema Doğan'ın hiç estetik operasyon geçirmediğini söyleyebiliriz.

    GÜLER SABANCI

    İnsanlar arasında "şekerlik" yarışması açılsa Güler'in birinci olacağını onu yakından tanıyanlar bilir. Asın dozda duygusal olduğunu da benden iyi bilene rastlamadım. Çünkü aynı gün doğduk. Ve karşılıklı söz vermemize rağmen tek bir kere doğum günümüzü birlikte kutlayamadık. Güler Sabancı Ankara Ted Koleji'nden sonra Boğaziçi Üniversitesi işletme Bölümü'nden mezun oldu. Yaşamında en önemli iki şey: Sakıp Sabancı ve Sabancı Üniversitesi'dir. Sabancı Holding'in otuz bin çalışanına hükmeden Güler Sabancı yaşamının en mutlu gününü Picasso Sergisi'nin açılışında yaşadı ve Rodin'nin eserlerini getirmek için çalışmaya başladı.

    HANZADE DOĞAN

    Ailenin evlenmeyen tek kızı. Çok seçici olduğu söylentisinin doğruluğunu bilmiyorum ama kedi seven bir adamla hayatını birleştinneyeceğini biliyorum. Çünkü kediden ödü kopuyor ve kedi beslenen bir eve adım atmıyor. Öğrenimini London School of Economics"te tamamlayan Hanzade Doğan şu sırada Milliyet'i yönetiyor ve Doğan Online Yönetim Kurulu Başkanı. Ayrıca Posta, Radikal, Fanatik ve Referans'tan oluşan Doğan Gazetecilik İcra Kurulu üyeliğini de yürütüyor.

    BEGÜM DOĞAN FARALYALI

    Doğan ailesinin en küçük ve İngiltere'de yaşayan tek kızı. London School of Econo-mics'te Felsefe ve Ekonomi eğitimini tamamladıktan sonra New York'taki Arthur Andersen şirketinde çalıştı. Dört yıllık çalışma hayatından sonra Stanford Üniversitesi'nde masterını tamamlayan Begüm Faralyalı, Doğan Holding'in yurtdışı yatırımlarıyla ilgileniyor.

    ARZUHAN YALÇINDAĞ

    Doğan Holding Yönetim Kurulu'ndan. Aydın Doğan Vakfı'nın kurucusu Arzuhan Yalçındağ TÜSİAD'a da üye. Ayrıca TABA, TEGV, KADİGER TÜSEV gibi sivil toplum örgütlerinde görevler üstleniyor. Avrupa Birliği için Kadın İnsiyatifinin Kurucu Başkanı olarak Türkiye adına dış ülkelerde lobi çalışmalarını yürütüyor. Bütün bu işlerinin yanında anneliğin bütün sorumluluğunu taşıyan Arzuhan Yalçındağ, okul çıkışlarında çocuklarını evde karşıladığını söylüyor. "Benim için kaliteli zaman ailemle birlikte olduğum zamandır" diyen Yalçındağ genç kızlığında Orhan Veli hayranlığından şiir denemelerine merak sardığını söylüyor ama ilave ediyor: "Tek hobim ailem.

    VUSLAT DOĞAN SABANCI

    Doğan Ailesinin kızları önce babalarının, sonra eşlerinin adlarını kullanıyor. Ben Vuslat'ı halayına çıktığı gün uzaktan izledim. Aslında uçakta, önümde oturduğu için izlemek zorunda kaldım.

    Çünkü eşi Ali Sabancı ile halayına çıkacaklarını birbirlerine muhabbetlerinden hem de hosteslerin verdiği bilgilerden öğrendim. Vuslat ile yıllar sonra dört kız kardeşin birlikte fotoğraflarının çekildiği gün tanıştık. Aynı günlerde amcası Sakıp Sabancı kadar sevimli eşi Ali Sabancı'yı da Pegasus Havayolu Şirketi'ni nasıl kurduğunu anlatırken tanıdım. Colombia Üniversitesi'nde İletişim ve Bilkent'te Ekonomi master"ını yapan Vuslat Doğan Hürriyet'in CEO'su. Hobileri dalmak ve iki oğluyla vakit geçirmek... Tabii eşi Ali Sabancı...

    OYA ECZACIBAŞI

    Bana en zor gelen şey sevdiğim insan için yazı yazmaktır. Oya bu listemin en başındadır. Onu yakından tanıyanlar inandığı bir işten alnının akıyla çıktığını bilirler. Üç yaşından liseyi bitirinceye kadar Fransa'da yaşayan Oya Eczacıbaşı Türkiye'ye döndükten sonra evlendiği Bülent Eczacıbaşı ve iki çocuğu kadar önemli olan müzeciliğe aşkla sarıldı.
    Dünyada en çok müze gezen ve yanındakileri de gezdiren Oya, yaşamındaki en büyük arzusunu da gerçekleştirdi: İstanbul Modern'i açtı. Bir taraftan da Boğaziçi Üniversitesi'nde müzecilik dersleri veren Oya'nın tek kusuru eve akşamları geç gelmesi. Ama eşinin bu aşkına hayranlık ve saygı duyan Bülent Eczacıbaşı eşini beklerken zengin kütüphanesinde okumanın tadını çıkarır.

    ÜMİT BOYNER

    En ince mankenleri gölgede bırakan vücuduyla bu kadar işin altından nasıl kalkabildiğine inanmak güçtür.
    Rochester Üniversitesinden mezun olduktan sonra 20 yıl finansman yöneticisi olarak çalışan Ümit Boyner, Boyner Yönetim Kurulu Üyesi, TÜStAD ve KADÎGER Dış Tanıtım Komisyonu ve özel Sektör Gönüllüler Derneği Başkanı. Bütün bu faaliyetlerinin yanı sıra toplam beş çocuğa da annelik görevlerini üstlenen Ümit Boyner Ayvalık'lı olduğu için Cem Boyner'i de Ayvalık'lı yapmayı başardı. Bir de ince uzun topuklu ayakkabılarıyla dans ederken ayağını kırmasaydı 10 üzerinden 10 puanı hak edecekti.
#17.12.2005 12:53 1 0 0
  • Fransanın Milli Demografik Çalışmalar Enstitüsü (INED), dünya nüfusunun 6.5 milyarı bulacağını açıkladı.

    AFPye açıklama yapan enstitü yetkilisi Gilles Pison, BM istatistikleri baz alınarak yapılan çalışma sonucu, 19 Aralıkta doğacak bir bebekle birlikte dünya nüfusunun tam 6.5 milyar olacağını,bu bebeğin büyük olasılıkla Asya kıtasında doğacağını söyledi.

    Pison, Her gün, yüzde 57si Asyada, yüzde 26sı Afrikada, yüzde 9u Güney Amerikada, yüzde 5i Avrupada ve yüzde 3ü Kuzey Amerikada olmak üzere 365 bin bebek doğuyor diyerek, 6 milyar barajının 1999 yılında geçilmiş olduğunu hatırlattı.

    Yetkili, 2050 yılında dünya nüfusunun 8 ila 9 milyar olacağını tahmin ettiklerini de belirtti.

    JAPONYA NÜFUSU SENEYE AZALMAYA BAŞLAYACAK

    Japonyanın nüfusunun gelecek yıldan itibaren azalmaya başlayacağı, önlem alınmazsa bir asır sonra yarıya ineceği bildirildi. Sağlık Bakanlığının doğurganlık konusundaki raporunda, 2005in ilk yarısında ülkede ölümlerin doğumları (31,034 doğumdan fazla ölüm) geçtiği belirtildi. Raporda, bunun da 2006da nüfusun azalmaya başlaması olasılığını ortaya çıkardığı belirtildi. Raporda, Eğer şimdiki düşük doğum oranı sürerse, muhtemelen 2100de nüfus bugünkünün yarısına inecek denildi.

    İstatistikler, 2004te doğurganlık çağındaki kadın başına düşen çocuk sayısının rekor seviyeye düşerek 1.29 olduğunu gösteriyor. Nüfusu giderek yaşlanan Japonyanın doğum oranın düşüklüğü, dünyanın bu ikinci büyük ekonomisini tehdit ediyor. Yaşlı nüfus ve nüfusun artmaması iş gücünde kıtlık yaratması, emeklilik sistemini zorlaması ve ülkenin vergi temelini zayıflatması gibi sıkıntıları beraberinde getiriyor.

    Japonyada doğurganlık oranı 1970 ortalarından itibaren düşmeye başlamıştı.
#16.12.2005 23:31 1 0 0
  • Türkiye nüfusu hızla yaşlanıyor ve bu eğilim, dünyadaki genel eğilimin bir yansıması.

    Dünya nüfusunun yaşlanmasıyla birlikte kanser, şeker, kalp damar, kronik akciğer ve başta demans olmak üzere zihinsel hastalıklar da arttı.


    EN HIZLI ARTAN NÜFUS 85 YAŞ VE ÜSTÜ

    Hacettepe Üniversitesi Geriatrik Bilimler Araştırma ve Uygulama Merkezi, dünyada en hızlı artan nüfusun 85 yaş ve üzerindekiler olduğunu açıkladı. Verilere göre gelişmiş ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki nüfus 146 milyon civarında.
    Bu yaş grubu nüfusunun 2030da 1.4 milyara ulaşması bekleniyor.

    TÜRKİYEDE DOĞURGANLIK ORANI SON 20 YILDA AZALDI

    Türkiyede ise son 20 yılda doğurganlık oranındaki azalma nüfus kompozisyonunda önemli değişikliklere neden oldu.
    65 ve yukarı yaştakilerin nüfus içindeki sayısı 2005 yılında 4 milyonu geçti. 2025 yılında Türkiyedeki 60 yaş üzerindeki nüfusun 12 milyon 55 bin 400 olması bekleniyor.

    DÜNYA NÜFUSU YAŞLANINCA HASTALIKLAR DA ARTTI

    Dünya Sağlık Örgütüne göre dünya nüfusunun yaşlanmasıyla birlikte kanser, şeker, kalp damar, kronik akciğer ve başta demans olmak üzere zihinsel hastalıklar arttı. Tıp, bilim ve teknolojideki gelişmelerle doğum oranlarındaki azalma yaşam süresinin uzumasında en önemli etkenler. Sigara, yüksek kan basıncı ve serum kolesterol düzeyi gibi risk faktörlerinin kontrol altına alınması da yaşam süresinin uzamasına neden oluyor.
#14.12.2005 10:54 1 0 0
  • Anne ve bebekteki enfeksiyonların, çocukluk dönemi kanserlerinin nedeni olabileceği belirtildi.

    Newcastle Üniversitesi'nden Dr. Richard McNally, gebedeki veya çocuğun ilk yaşlarındaki bir enfeksiyonun, kanseri başlatan neden olabileceğini söyledi.

    Ana karnı ya da bebeklikteki enfeksiyonun, değişime uğramış hücreler taşıyan çocukları hastalığa daha hassas hale getirdiğini belirten McNally, 'Bu virüs değişime uğramış hücreyi vuracaktır ve bu ikinci bir mutasyona yol açacaktır. Böylece, beyin tümörü ya da lösemi gibi kanserlerin ilk adımı oluşacaktır' dedi.

    Küçük hastalık deyip geçmeyin

    McNally, 'Bunlar soğuk algınlığı, mutedil grip ya da solunum enfeksiyonu gibi bilinen, küçük hastalıklar olabilir' dedi. Araştırmalarını 'European Journal of Cancer' dergisinde yayımlayan McNaly ve ekibi, bunun kanserin nasıl geliştiğini anlamada ve hastalığa daha iyi müdahalede yardımcı olabileceğini belirttiler.

    Araştırma, 1954-1998 yılları arasında teşhis edilen çocuk kanserleriyle ilgili Manchester Çocuk Tümörleri Kayıtları'ndaki veriler baz alınarak yapıldı.

    Çocuklarda kanser oranı AB'de artıyor

    Çocuklarda kanser hastalığı çok yaygın olmamakla birlikte, Avrupa'da son 30 yılda gençler arasında kanserin arttığı görülüyor. Çocuklardaki en yaygın kanser türü lösemi. Bilimadamları, virüsler ile çocukluk kanserleri arasında kesin birbağlantı olduğunu söyleyebilmek için daha çok araştırmaya gerek olduğunu da vurguluyorlar.
#14.12.2005 10:05 1 0 0
  • Ünlü Fransız yazar George Perec'in hiç "e" harfi kullanmadan yazdığı "La Disparition - Kayboluş" adlı romanı, hiç "e" harfi kullanılmadan Türkçe'ye çevrildi.

    Türkçe'de, özellikle Yaşam Kullanma Kılavuzu adlı romanıyla tanınan ünlü Fransız romancı Georges Perecin kendisi kadar ünlü olan Kayboluş adlı romanı Türkçeye çevrildi. Perecin hiç e harfi kullanmadan yazdığı roman, yine hiç e harfi kullanılmadan Türkçeye aktarıldı.

    Çevirmen Cemal Yardımcı, Perecin kitabını ilk eline aldığı günden bugüne üç yıl geçtiğini ama son bir yılda tam anlamıyla çeviriye konsantre olduğunu ve bu süre zarfında zaruri ihtiyaçlar dışında neredeyse evden çıkmadığını belirtti. Böyle bir kitabı Fransızca yazmanın çok daha zor olduğunu vurgulayan Yardımcı şunları söyledi:

    Fransızcada e harfi kullanmamaya karar verdiğinizde kelime hazineniz yüzde 30-40 oranında daralıyor. Türkçede ise bu oran dörte bire iniyor. Sen, ben, ve, -ken gibi kelime ve ekleri kullanamamak insanı bir hayli zorluyor.

    1961 doğumlu olan, Galatasaray Lisesinden sonra birincilikle girdiği İTÜyü birincilikle bitiren, daha sonra Boğaziçi Üniversitesinde master ve doktora yapan Yardımcı, Perecin metniyle uğraşmaktan keyif aldığını gizlemiyor.

    Romanda, Anton Voyl (Anton Ssliharf) adlı kahramanın kayboluşu polisiye bir kurguyla anlatılıyor. Antonla birlikte, dünyadan e harfi de kaybolmuştur. Perecin kaybolmasına göz yumduğu e harfinin, Fransız işbirlikçiler tarafından Nazilere teslim edilen ve toplama kampında ölen annesini simgelediği söyleniyor.

    Perec kullanma kılavuzu

    1936da Pariste doğan Perec, sosyolog, deneme yazarı ve çevirmen kimlikleriyle tanınıyor. 1965de yayımlanan Les Choses / Şeyler adlı eseriyle Renaudot, La Vie mode demploi / Yaşam Kullanma Kılavuzuyla ise 1978 Médicis ödülünü kazanan Perec, Mart 1982de öldü. İddialara göre, Perec tarafından açıklanana kadar hiç bir eleştirmen kitabın e harfi kullanılmadan yazıldığını farketmedi. Yaşam Kullanma Kılavuzu, İsmail Yerguz çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı. Enis Batur da, kitaptan yola çıkarak bir Perec Kullanma Kılavuzu hazırladı.
#12.12.2005 12:14 1 0 0
  • Amerika'da yapılan bir araştırma, ay çekirdeği ile antep fıstığının, içerdiği phytosterol maddesi sayesinde kolesterolü düşürdüğünü, kalp sağlığı üzerinde olumlu etkisi bulunduğunu ortaya çıkardı.

    Günümüzde en çok şikayet edilen yüksek kolesterole lezzetli çare bulundu. Yapılan araştırmalara göre en çok tüketilen kuruyemişler arasında bulunan ayçiçeği çekirdeği ve antep fıstığı içerdiği phytosterol (PS) maddesi sayesinde kolesterolü düşürürken, kalp sağlığına iyi geliyor. Amerika'nın Virginia eyaletine bağlı Blacksburg'da bulunan Virginia Politeknik Enstitüsü ve Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar, çekirdeğin ve antep fıstığının kalp rahatsızlıklarına iyi gelen ve kolesterolü düşüren phytosterol maddesi açısından en zengin çerez olduğunu ortaya çıkarttı.

    Yiyecek yeterli değil

    Araştırmacılar aynı özelliği taşıyan susam ve nohutun ise yemeklerde kullanımının çok fazla tercih edilmediğini belirtti. Diğer yandan kolesterolü düşürmek ve kalp rahatsızlıklarından korunmak için sadece yiyeceklerin yeterli olmadığı, düzenli bir diyetin ve sporun da sağlıklı bir hayat için etkin bir rol oynadığı belirtildi.
#11.12.2005 14:27 1 0 0
  • Fransada yapılan yüz nakli tıp dünyasını ikiye böldü.

    Fransada yapılan ilk kısmi yüz nakli tıp dünyasını da ikiye böldü. Bazı uzmanlar, binlerce hasta için umut ışığı olabileceğini belirterek bu ameliyatı bir başarı olarak nitelendiriyor. Diğerlerine göre ise ameliyatın riskleri o kadar büyük ki, böyle bir riski göze almak pek de mantıklı değil.

    Hafta içinde Fransada yapılan dünyanın ilk kısmi yüz naklinin yankıları sürüyor. Tıp dünyasında bir ilke imza atan Fransız doktorlar bir köpeğin saldırısına uğrayarak yüzünün alt bölümü zarar gören bir kadına, beyin ölümü gerçekleşen bir başka kadından kısmi yüz nakli yapmıştı.

    Ancak bazı doktorlar bu tür bir ameliyat konusunda şüpheleri olduğunu açıkladı. ABD, California Üniversitesinin önde gelen estetik cerrahlarından Timothy Miller de bu tür bir operasyonun risklerinin başarı ihtimalinden fazla olduğuna dikkat çekti: Bu kadar deneysel, bu kadar sıradışı, daha önce hiç denenmemiş birşey yapılmadan önce bilinen bütün yöntemler denenmeliydi. Ancak son çare olması durumunda böyle bir yola başvurulmalıydı.

    Uzmanlar yüz nakli yapılan kişinin bağışıklık sisteminin nakledilen yüzü reddetmesi durumunda karşılaşacağı güçlüklere dikkat çekiyor: Bağışıklık sisteminiz nakledilen yüzü reddederse olabilecekleri düşünün. bir başkasının yüzü size nakledilmiş ve ama vücut bunu kabul etmiyor ve nakledilen doku yavaş yavaş ölmeye başlıyor. o zaman sonuç, ameliyat yapılmadan önceki durumunuzdan çok daha kötü olur. bu durumun yaratacağı psikolojik etkileri bir düşünün.

    İlk yüz nakli ameliyatının başarılı olup olmadığını söylemek için henüz çok erken ama bu ameliyat tıp dünyasında daha çok tartışılacak gibi görünüyor.
#02.12.2005 19:31 1 0 0
  • Suda doğum tekniği, doğum sırasında ilaç ya da suni ağrı kesici kullanılmaması, ılık suyun annenin gerginliğini azaltması ve bebeğin anne rahminden daha rahat ayrılması nedeniyle tercih ediliyor.

    Son yıllarda tercih edilen suda doğum yöntemi, devlet hastanelerinde de uygulanmaya başlandı.

    Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı, Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Suda Doğum Ünitesinin açılışını Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın eşi Emine Erdoğan yaptı. Hastanede kurulan bu ünitenin kamu hastanelerinde kurulan ilk suda doğum ünitesi olduğunu vurgulayan başhekim Leyla Molla Mahmutoğlu, yeni ünite ile sezaryen yöntemi nedeniyle artan maliyeti düşürmeyi amaçladıklarını söyledi.

    Suda doğum tekniği, doğum sırasında ilaç ya da suni ağrı kesici kullanılmaması, ılık suyun annenin gerginliğini azaltması ve bebeğin anne rahminden daha rahat ayrılması nedeniyle tercih ediliyor.

    Suda Doğum Ünitesinde doğum yapan ilk anne olan Hatice Tuna da bunun ikinci doğumu olduğunu belirterek, İlk doğumum 12 saat sürdü. Suda yaptığım doğum ise 3.5 saatte bitti. Çektiğim ağrılarda öncekine göre oldukça azdı. Ayrıca annem, kocam, doktorum yanımdaydı ve çok rahat bir doğum oldu. Herkese tavsiye ediyorum diye konuştu.

    Emine Erdoğan, daha sonra üniteyi yaptıran hayırsever Mehmet Sıddık Demir'e katkılarından dolayı plaket verdi.

    SUDA DOĞUM NASIL GERÇEKLEŞİYOR?

    Normal doğuma alternatif olan suda doğum, 37-38 derecedeki suyla dolu bir havuz veya küvette, uzman doktorlar eşliğinde gerçekleştiriliyor. Doğum eylemi başladıktan sonra, bebeğin aktivite ölçümleri ve annenin tansiyon ölçümleri yapılıyor. Suda doğum yapmaya uygun görülenanne adayı 37 derecedeki özel havuza alınıyor. Hiçbir ilaç ve sunni ağrı kesici kullanılmadan gerçekleşen doğumun ardından anne, kanama kontrolü yapmak için sudan çıkarılarak doğum masasına alınıyor.

    SUDA DOĞUMUN AVANTAJLARI

    36-37 derecedeki ılık su, vücudu rahatlatan endorfin hormonunun salgılanmasını kolaylaştırdığı için doğum gerilimi azalıyor. Ilık su anneye daha rahat hareket etme imkanı sağlıyor. Anne rahmiile su arasında fazla ortam farkı olmadığı için bebek şoka uğramıyor ve hayata daha yumuşak bir geçiş yapmış oluyor. Doğum kanalı yaralanmalarının ve doğum sonrası kanamanın az olması, doğum ağrılarının anne tarafından daha az hissedilmesi nedeniyle ağrı kesici ilaç kullanılmaması da anne için avantaj oluşturuyor.

    KİMLER SUDA DOĞUMU TERCİH EDEBİLİR?

    Bu yöntem, normal doğum yapmak isteyen ve damardan veya belden ağrı kesici ilaç almadan doğum süresini kısaltmak arzusunda olan istekli ve daha önceden bilgilendirilmiş anne adaylarına öneriliyor. HIV, Hepatit ve aktif genital enfeksiyonu olanlara, bebeğin başıyla gelmediği durumlarda, çoğul gebelikte, daha önceden sezeryan ile doğum yapılmışsa, bebek çok iriyse, erken doğum yapma söz konusu ise annenin astım, kalp, şeker, yüksek tansiyon gibi hastalıkları varsa, su kesesinde sorun ya da bebeğin eşinde sorun varsa, annenin çok erken suyu gelmişse, annede aşırı kanama varsa ve anne çok kiloluysa suda doğum önerilmiyor.
#30.11.2005 18:05 1 0 0
  • Çocukların ilaçlarını içmelerini kolaylaştıracak bir pipet üretildi. Pipet, çocuğun ilaç katılan yiyecekteki tat farkını algılamaması için bir tür antibiyotik salgılıyor.

    Grunenthal firmasının ürettiği Clarosip adı verilen pipetler, kola da dahil birçok sıcak ve soğuk içecek içerisinde kullanılabiliyor ve pipet içerisindeki bir filtre ne kadar miktarda ilacın alındığını gösteriyor.

    Ancak pipet taze sıkma portakal suyu gibi, içinde meyve özleri bulunan içeceklerde kullanılamıyor.

    Etkili olabilmesi için...

    Pipetin etkisini gösterebilmesi için çocuğun, içerisine ilaç karıştırılmış olan içecekten bir oturuşta yarım bardak içmesi gerekiyor. Böylece, ilacın ağızda kalmadığından ve yutulduğundan emin olunabiliyor.

    Zira, eğer çocuk içeceği anında yutmaz ve ağzında bekletirse, bu durumda çocuğun ilacın tadını alması mümkün olabiliyor.

    Doktorlar memnun

    Çocuklara kaşıkla ilaç vermenin çok zor olduğuna dikkat çeken doktorlar, çocukların ilaçlarını almalarını kolaylaştıracak her türlü yöntemi memnuniyetle karşıladıklarını söylüyorlar.

    Doktorlar, bu pipetin çocukların ilaçları gerekli dozlarda almalarını mümkün kılması halinde, bunun çocukların hastalıklarının tedavilerinde önemli rol oynayacağı görüşünde.
#29.11.2005 12:01 1 0 0
  • Türkiye genelinde çeşitli meslek gruplarından mucitler, kendinden macunlu diş fırçasından kelepçeli sünnet cihazına kadar birbirinden ilginç buluşlarıyla dikkat çekiyor.

    Pek çok buluş, Türk Patent Enstitüsü'nden (TPE) alınan tescil belgesiyle sahiplerine bir süre kullanım hakkı sağlıyor. TPE'ye yapılan ilginç buluşlardan bazıları şöyle:

    Vakumlu çay toplama makinesi

    Rize'nin Güneysu ilçesinden Yaşar Usta tarafından icat edilen 'vakumlu çay toplama makinesi', çay filizlerinin toplanmasında kullanılmak üzere yaratılan bir ürün olarak sunuluyor. Çay toplama makinesinin işlevleri şöyle:


    Çay filizlerinin toplanılmasında zamandan büyük tasarruf sağlıyor

    Maksimum düzeyde verimli ve kaliteli ürün elde edilmesine yarıyor

    Filizlerin küf ve ıslaklığını ortadan kaldırıyor

    Sonraki sürgünde daha verimli bir sürgün oluşmasını sağlıyor.

    Yaşar Usta'nın başvurusu, TPE tarafından faydalı model olarak tescillenmiş.

    Kullanım kolaylığı sağlayan kürdanlık

    Konya'dan Niyazi Bakırtaş tarafından 2002 yılında yapılan başvuru sonucunda faydalı model olarak tescillenen 'kullanım kolaylığı sağlayan kürdanlık' da ilginç buluşlar arasında.

    Kürdanlık içine kürdanların yerleştirildiği, yukarı ve aşağıya doğru hareket ettirilen hazne, bu haznenin hareketinin sağlanması için üstten baskı yapan bir kapak ve kürdanları alttan destekleyen ve dışarı çıkmasını sağlayan bir merkezleyici, hareketli haznenin normal konumunu alabilmesi için alt bölgesinde konumlandırılmış itici bir elemandan oluşuyor.

    Otomatik at eğitim sistemi

    Adana'nın Ceyhan ilçesinde yaşayan Mehmet Kurt tarafından icat edilen 'otomatik at eğitim sistemi' de ilginç buluşlardan biri.

    Sistem, eğitimi için ata koşulandırıldığı, ön tarafı bir kilit mekanizmasıyla kapalı ve arka ya da ön taraftan bir iticiyle hareket ettirilen, yan tarafından bulunan raylara ya da üst tarafa konumlandırılan bir hatla klavuzlanan ve atın üzerinde yer alan elektrot gibi veterinerlik araçlarıyla, kablo bağlantısıyla bilgisayar yardımıyla atın çalışma sırasındaki fizyolojik özelliklerinin ve değişimlerinin gözlenmesini sağlayan bir buluş.

    Mehmet Kurt'un 2000 yılında tescillenmek üzere TPE'ye yaptığı patent başvurusu tescil bekliyor.

    Kendinden macunlu diş fırçası

    İlginç buluşlar listesinde yer alan buluşlardan birisi de kendinden macunlu diş fırçası. 2001 yılında Konya'dan Mehmet Yumak tarafından icat edilen fırça, bir ana gövde, içine bir fırçayla bir diş macunu haznesinin birleştirildiği bir model.

    Fırçada, macun çıkış deliği, macun haznesinden macun sağlamak üzere bahsedilen ana gövdede yer alan basınç pistonları, pistonlarla irtibatlı bir ana mil, bir tarafta macun basınç yayı ve diğer tarafta macun çıkışını engelleme yayı, ana mile irtibatlı bir basınç yayı kapağı ve macun haznesine macun doldurulmasına yarayan bir dolum kapağı bulunuyor.
    Diğer dikkat çeken buluşlar ise şöyle:

    Tek kullanımlık anatomik uyumlu kelepçeli sünnet cihazı

    Biyoelektrik dengelemeyle hipertansiyon tedavi cihazı

    Av alarmlı tasma

    Ranza olabilen kanepe

    Enine ve boyuna salınım yapabilen ana kucağı

    Pnomatik hasat makinesi

    Düşük yoğunlukta havalandırılmış sakız yapımı

    Akvaryumlu tuvalet rezervuarı

    Kulaklıklı ve hoparlörlü yastık
#28.11.2005 11:56 1 0 0
  • noimage


    Karavanın yatak odası son derece lüks Avusturyalı Action Mobil, bir petrol şeyhinin isteği üzerine dünyanın en lüks karavanını üretti.

    Fiyatı 1 milyon sterlin olan dünyanın en büyük lüks karavanı, adının açıklanmasını istemeyen bir petrol şeyhi için üretildi.

    Avusturyalı şirket Action Mobil tarafından üretilen 13 metre uzunluğundaki karavan, 13 litre hacminde ve 600 HP gücündeki dizel motoruyla uzun çöl yolculukları için ideal bir görünüm sergiliyor.

    İsmi 'Çöl Savaşçısı'

    Son derece lüks döşenmiş bir yatak odasına ve kullanışlı bir mutfağa sahip olan 'Çöl Savaşçısı'nın geliştirme süreci 1.5 yıldan daha uzun bir süre almış. Action Mobil'den Stefan Wirth, "müşterimiz ailesi ve çocuklarıyla çıktığı uzun çöl yolcukluklarında dışarıdan hiçbir desteğe ihtiyaç duymaksızın birkaç hafta idare edebilir" diyor.

    Tamamen el yapımı

    Çöl Savaşçısı, 4 tona kadar su ve 2.5 tona kadar motorin depolayabiliyor. Mutfağında ise uzun ve zorlu yolculuklar için erzak depolamaya yetecek kadar yer bulunuyor. Tamamen el yapımı olan araçta, yatçılık ve hava sanayisinde kullanılan gelişmiş malzemeler kullanılmış. İki flat ekrana sahip olan araçta yapılacak yolculukları kaydetmek ve sonradan izlemek de mümkün.
#20.09.2005 19:09 1 0 0
  • Yaz aylarında ayak mantarına yakalanmamak için çorap seçimi önem taşıyor.

    Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ekrem Aktaş, yaz aylarında ayak mantarına yakalanmamak için çorap seçiminin önem taşıdığını belirtti.

    Aktaş, yaz aylarında aşırı terlemeye bağlı olarak ayaklarda mantar görülme oranının arttığını belirtti.

    Bunu önlemenin bazı basit önlemlerle mümkün olduğunu kaydeden Aktaş, çoğu insanın çorap seçimini önemsemediğini, bu durumunda ayaktaki terlemeyi artırdığını anlattı ve şöyle dedi: Merserize ve yünlü çoraplar yerine pamuklu çoraplar tercih edilmeli. Pamuklu çorap, terlemeyi azalttığı gibi ayaktaki teri de emer. Ayrıca, çoraplar ile ayakların, sık sık yıkanması gerekiyor. Ayak yıkandıktan sonra parmak aralarının iyice kurulanması da önemli.
#13.06.2005 12:47 1 0 0
  • Besinlerde bulunan karbonhidratların kan şekerini yükseltme hızına glisemik indeks adı veriliyor.

    Eşit miktarlarda karbonhidrat da içeren her besin maddesinin glisemik indeksi farklı. Örneğin buğday ekmeğinin 100, çavdar ekmeğinin 89, bulgurun 65, patates püresinin 100, kırmızı mercimeğin 37, elmanın 53, sütün 46, kapuzun 72. Benzer besinler içerisinde glisemik indeks değeri düşük olanların tercih edilmesi daha sağlıklı bir davranış.

    Glisemik indeksi etkileyen faktörler nedir?

    Karbonhidratların türü, besinlerin pişirilme şekli, besinin lif ve tuz oranı, besinin sıvı veya katı olması, o öğünde tüketilen protein ve yağ miktarı glisemik indeksi etkilemektedir.

    Kan şekerinin ani yükseltmesinin anlamı ve önemi nedir?

    Karbonhidrat içeren bir besin alınmasını takiben, kan şekerinde bir artış söz konusu olmaktadır. Kan şekerinin çabuk yükselmesi, çabuk da düşmesine yol açar. Kişi kısa bir süre sonra tekrar şeker veya şeker içeren bir besin tüketme ihtiyacı duyar. Kilo alımı kolaylaşır. Saflaştırılmış ve basit şeker içeren (bal, reçel, pekmez gibi) besinlerden mümkün olduğunca kaçınmak, kompleks karbonhidratlara (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebze ve meyveler) öncelik vermek daha sağlıklı olur.

    Glisemik indeksi yüksek olan besinleri hiç mi yemiyelim?

    Elbette hayır. Burada önemli olan tüketilen miktara ve tüketim sıklığına dikkat edilmesi. Lokma ve tulumba gibi hamur, yağda kızartılmış ve bol şerbetli tatlılardan uzak durulması. Sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmek, yapay tatlandırıcıların kullanılması daha uygun.

    Pişirilmeyle ilgisini açıklar mısınız?

    Yüksek sıcaklıkta pişirilen besinlerdeki nişastanın sindirimi hızlanır ve kan şekerini daha fazla yükseltmektir. Hatta besinlerin ezilmiş olarak tüketilmesi taneli, parçalı haline göre kan şekerini daha hızlı yükseltir.

    Lif oranı glisemik indeksi etkiler mi?

    Besinin lif miktarı arttıkça sindirimi gecikir. Midenin boşalma hızı ve kan şekerini yükseltme özelliği azalır. Bu nedenle buğday ekmeği, pirinç, bal yerine; kepek ekmeği, bulgur, kuru fasulye gibi glisemik indeksi düşük, lif oranı yüksek besinlerin tüketimi önerilir.

    Neden portakal suyunun glisemik indeksi portakaldan daha yüksek?

    Portakalın glisemik indeksi 59 iken, portakal suyunda bu oran 67. Hem posası sıkacakta kaldığı için hem de sıvı halde tüketildiği için portakal suyu kana daha hızlı karışır.

    Hangi besinleri birarada alırsak glisemik indeksi düşük tutabiliriz?

    Protein ve yağ içeren besinler kan şeker yüksekliğinden fazla sorumlu değil. Örneğin tek başına muz yemek yerine, muzlu süt veya muzlu yoğurt tüketmek glisemik indeksini düşürür. Aynı şekilde tatlı yenildikten hemen sonra üzerine bir parça kepek ekmeği yenilmesi de glisemik indeksin nispeten daha az yükselmesine yol açar.

    Yazın sevilen ikilisi karpuz-peynire ne dersiniz?

    İyi bir ana öğün olduğu söylenemez. Ancak ara öğün olarak oldukça güzel ve dengeli bir seçenek. Karpuzun glisemik indeks değeri yüksek görünse de yanında proteinle yenmesi, kan şekerini tek başına yenildiği kadar fazla yükseltmez.
#13.06.2005 11:27 1 0 0
  • noimage


    Mısır'da şimdiye kadar çıkarılan 'en güzel' mumya bulundu. Çok iyi korunmuş mumya için arkeologlar, '100 yıldır böylesi çıkmadı' dedi.

    Mısır'da 'mükemmel korunmuş' bir mumya gün ışığına çıkarıldı. Bilim dünyasında yankı uyandıran kazıyı gerçekleştiren Japon kazı ekibi, mumyanın Mısır'da şimdiye kadar çıkarılmış en 'güzel' mumya olabileceğini söylüyor.

    Tahta mezara oturtulmuş

    Kuzey Mısır'ın Dahshur bölgesinde, Saccara'da piramitlerin bulunduğu bir alanda ortaya çıkarılan mumyanın 2 bin 300 yıllık olduğu sanılıyor. Bu dönem firavun Tutankamon'dan da önce, 380 ve MS 343 tarihleri arasında ülkeyi yöneden 30'uncu hanedanlık dönemine rastlıyor. Mavi ve kırmızı renklerde bir maske giydirilmiş olan mumya, tahta bir mezara oturtulmuş şekilde bulundu.

    Yönetici olabilir

    Japon Waseda Üniversitesi uzmanları, sarıya boyalı ve üzerinde açık mavi hiyeroglifler bulunan mumyanın önemli bir yönetici olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor. Mezarın üzerindeki renkli süslemelerin firavun mezarlarındakilere benzediği belirtildi. 100 yıldır böyle bir mumya çıkarmadıklarını söyleyen arkeologlar, mumyanın soyunu öğrenmek için tarama sonuçlarını bekleyecek.

    Bir de 'sahte' kapı

    İki hafta önce ortaya çıkarılan mumyanın bulunduğu alanda çok sayıda seramik muskalar ve bir 'sahte kapı' bulundu. Taş üstüne oyularak kapı görüntüsü verilen kapılar eski Mısır inancına göre iki dünyayı birbirine bağlıyor.
#09.06.2005 11:28 1 0 0
  • ]Dünyanın en eski deniz feneri, tüm yapıtaşlarıyla birlikte Antalya'nın Patara sahillerinde bulundu.

    Akdeniz Üniversitesi'nde geçen hafta düzenlenen 27. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu'nun en çarpıcı bildirilerinden birini Prof. Dr. Havva İşkan Işık sundu. Işık, İspanya'nın Lacarunya kentindeki deniz fenerinden 60 yıl daha eski olan Patara deniz fenerinin tüm yapıtaşlarıyla birlikte bulunduğunu açıkladı.

    Antalya Kalkan'a bağlı Patara sahilindeki kumların, fener harabelerinin yok olmasını engellendiği de belirtildi. Fener, İstanbul Deniz Ticaret Odası ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın desteğiyle bu yıl ayağa kaldırılacak. Tahminen 16-20 metre yüksekliğinde olacak. M.S. 60'lı yıllarda yapılan fener, bugün denizden 60 metre içeride. 10 metre enkazı olan feneri ortaya çıkarmak için 3 bin kamyon kum taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Işık, şunları söyledi:

    Bronz bir de yazıt var

    "Fenerin üzerinde 25-30 santim genişliğinde, yapıyı çevreleyen bir bronz yazıtın olduğunu, buluntu taşlardan anlıyoruz. Taşlar arasında İmparator Cladius'un ismini 2 kez tamamlayabiliyoruz. Diğer bir yazıtta Patara'ya deniz feneri yaptırdığı için imparatora teşekkür ediliyor. Deniz feneri anlamına gelen 'pharos' kelimesi kullanılıyor. Bu yapı kesinlikle bir deniz feneri."
#09.06.2005 11:10 1 0 0
  • ABD'de, çocuk sahibi olmasının imkansız olduğu söylenen 25 yaşındaki bir kadın, yumurtalık dokusu nakli sayesinde sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi.

    Alabama eyaletinde yaşayan kadın, ikiz kızkardeşinden alınan yumurtalık dokusunun nakledilmesinden 15 ay sonra doğum yaptı. Anne Stephanie Yarber, başka bir insandan alınan yumurtalık dokusu sayesinde bebek sahibi olan ilk kadın oldu.

    Şimdilik kesin çözüm değil

    Bununla birlikte doktorlar, bu yöntemin, kısırlık tedavisinde en azından şimdilik kesin çözüm gibi algılanamayacağını belirttiler. Yarber ve kardeşinin tek yumurta ikizi oldukları için doku naklinde problem yaşanmadığını ifade eden doktorlar, herhangi iki kadın arasında gerçekleşecek bir nakilde bünyenin yeni dokuyu reddetmemesi için ilaç kullanmak gerektiğine işaret ettiler.

    Bir gün sorunun üstesinden gelinecek

    Kadının doktorlarından Roger G. Gosden, "Bir gün hiç şüphesiz alıcının yeni dokuyu reddetme sorununun üstesinden gelinecek. O zaman bu yöntem geniş kapsamlı bir şekilde uygulanabilecek" dedi.

    Kısır kalan kadınlara umut ışığı

    Dr. Sherman J. Silber de, yumurtalık dokusu naklinin, kemoterapi almak zorunda kalarak yumurtalıkları zarar gören ve kısır kalan kanser hastası kadınlar için bir umut ışığı olabileceğini ifade etti. Nakilden sonra doğal şekilde hamile kalan ve sağlıklı bir kız çocuk dünyaya getiren Stephanie Yarber'in bu yöntemle tekrar anne olabileceği ifade edildi.
#09.06.2005 10:57 1 0 0
  • Son yıllarda artış gösteren hastalıklardan biri de allerji...

    Çağımızın hastalığı... Medeniyet arttıkça, toplumlar hijyene önem vermeye başladıkça alerjik vakalar da artmaya başlıyor. Dünyada en sık rastlanan hastalıklar arasında 6. sıraya yükselen alerjinin türleri de gün geçtikçe artıyor. Globalleşmenin doğal bir sonucu olarak toplumlar arasında karşılıklı alışveriş artmasıyla alerjiye zemin hazırlandı. Enfeksiyon hastalıklarında azalma oldukça bir diğer deyişle mikroplardan arındıkça alerjik hastalıkların görülme oranı artmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde alerjik hastalıklar daha az görülmektedir. Alerji yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir.

    Alerjinin oluşmasını önlemek için bebeklikten itibaren bazı tedbirler almak gerekiyor.

    Memorial Hastanesi Çocuk Hastalıkları Merkezinden Pediatrisit Prof. Dr. Recep AYDİLEK "Alerji nedir ve Alerjiden korunma yöntemleri nasıl olmalıdır?" konularında şunları söyledi:

    Alerji nedir?

    Alerji vücudun gösterdiği normal tepkinin aşırı olması şeklinde tanımlanabilir. Genetik yapı hastalığın görülmesinde en önemli faktördür.

    Alerjik hastalıkların artış nedenleri:

    1.Hava kirliliğindeki artış
    2.Ozon tabakasındaki delinme sonucu ultraviyole ışınlarına maruz kalma
    3. Sigara içilmesi
    4.Besinlerdeki katkı maddeleri
    5.Ani hava değişiklikleri
    6.Kullanılan ilaçlar ve kozmetik ürünler
    7.Stres
    8.Bitki örtüsünün azalması
    9.Az güneş gören, boydan boya halı kaplı, iyi havalanmayan binalar

    Alerjik belirtiler nelerdir?

    Alerji belirtileri çok çeşitli olup tutulan hedef organa bağlı olarak gelişir.

    Burun tıkanıklığı, sabahları hapşırık krizleri, burun akıntısı, gözlerde yanma batma, geniz akıntısı, öksürük, nefes darlığı, hırıltı, kaşıntı, döküntü, dudakta dilde şişme, tekrarlayan orta kulak iltihapları, sinusit ..

    Alerjik rinit nedir?

    En sık görülen alerjik hastalıkdır. Toplumun yüzde 25ini etkilemektedir.

    Burunda kaşıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı, boğazda kaşıntı, gözlerde yanma- batma, geniz akıntısı tipik belirtileridir.

    Yıl boyu sürebildiği gibi mevsimsel (bahar aylarında) de olabilmektedir.

    Saman nezlesi olan hastalar 3 kat daha fazla astım olma riski taşımaktadır..

    Nedenleri nelerdir?

    Ev tozu( mite)
    Polenler
    Küf mantarları
    Kedi-köpek tüyü
    Boyalı, katkı maddeli gıdalar

    Nasıl tanı konulur?

    Sorumlu allerjnin saptanması için cilt allerji testi yapılır.

    Tedavisi nedir?

    Hasta eğitimi tedavinin en önemli aşamasıdır. Zaman ayırıp hastalığın gidişi, yakınmaların yoğunluğuna göre tedavide yapılması planlanan değişiklikler, ilaç ya da aşı tedavisi konuşulmalıdır.

    1. Sorumlu etkenin saptanıp uzaklaştırılması tedavinin ilk aşamasıdır.

    En sık rastlanan etkenler; yıl boyu süren rinitte ev tozu akarları olup mevsimsel görülen rinitte ise polenlerdir.

    Ev tozu akarlarının azaltılması için; yatak çarşaflarının haftada bir en az 55 derece ve üzerinde yıkanması, tüylü oyuncakların, halıların uzaklaştırılmaları, yıkanabilir perde kullanılması, yün ve kuş tüyü içeren yastık ve yorgan kullanılmaması gerekmektedir.

    Küf allerjisi olanlarda ev içindeki nemin azaltılması önemlidir.

    Polen allerjisi olanlarda; sıcak, kuru ve rüzgarlı günlerde dışarı çıkmamaları, saçlar yatmadan önce mutlaka yıkanmalı, gözlük ve şapka kullanmalı evde ve arabada filtre kullanmalıdır.
    Besin allerjilerinin tek başına allerjik rinit bulgularına neden olmaları sık ratlanan bir durum değildir.

    2.İlaç tedavisi

    3.Aşı tedavisi: En fazla yararlanan grup ev tozu ve polenlere karşı duyarlılığı olanlardır.

    Ürtiker (Kurdeşen)

    Deriden kabarık genellike kaşıntılı çeşitli büyüklüklerde olabilen lezyonlardır.Her yaş grubunda görülebilir. Döküntüler aniden başlar ve 48 saat içinde düzelir. 6 haftayı geçen ürtiker kronikleşir.

    Döküntüler vücudumuzun hassas bölgelerinde boyunda, kasıkta göğüs bölgesinde daha çok görülür. Bazen dudaklarda- dilde şişme boğazda kuruluk ve ses kısıklığı eşlik ediyorsa daha tehlikeli bir durum olan daha derin dokuları tutan angio ödem gözlenebilir.

    Çeşitli ürtiker tipleri vardır: Kolinerjik ürtiker, egzersiz, sıcak banyo ya da heyecanlanma gibi vücutta terlemeye neden olan uyarılarla ortaya çıkıp, 10-15 dakika sürer. Güneşe bağlı ürtiker (solar ürtiker) güneşe çıktıktan kısa bir süre sonra çıkar. Fiziksel ürtiker; elbiselerin sıktığı kısımlar gibi vücuda devamlı basınç uygulanmasından sonra ortaya çıkar.

    Nedenleri:

    Gıdalar (süt, yumurta, kakao, fındık, fıstık, deniz ürünleri, çilek,muz, çikolata...)
    Gıda katkı maddeleri
    Enfeksiyonlar
    Parazitler (kıl kurdu, solucan.)
    Böcek ve arı sokması
    İlaçlar (antibiotikler, ağrı kesiciler...)
    Fiziksel nedenler (sıcak, soğuk, basınç )
    Hormonal nedenler (tiroid hormonunun fazla çalışması)

    Tanısı:

    Tanı genellikle klinik bulgulara dayanılarak konulur. Alerji deri testleri besin yada ilaç alerjisinden şüphelenildiğinde yapılmalıdır.

    Tedavi:

    Nedene yöneliktir. Soğuk duş, kaşıntının hafiflemesini sağlar.
#06.06.2005 03:17 1 0 0
  • İngilterede yapılan bir araştırmada, kadınların sevdikleri için kendi sağlıklarını feda ettikleri ortaya çıktı.

    İngiliz Sağlık Vakfı tarafından 1154 kadın arasında yapılan araştırmada, kadınların üçte ikisi, kendi sağlıklarından ziyade aile fertlerinin sağlıklarından kaygı duyduklarını söylediler.Araştırmaya katılan kadınların beşte biri ise kendi sağlıkları konusunda hiç endişelenmediklerini belirttiler.

    Vakıf uzmanlarından Belinda Linden, Kendi sağlıkları söz konusu olduğunda kadınlar kendilerinin en büyük düşmanı olabiliyorlar. Sevdiklerine bakmak için kendi ihtiyaçlarını ihmal ediyorlar dedi.

    Essex Üniversitesi psikologlarından Dr. Rick OGorman da, Özellikle annelerin çocukları için kendilerini feda etmekle ünlü olduklarını hatırlattı.

    OGorman, kadınların önem verdikleri kişilerin sağlıkları konusunda daha çok kaygı duymaya eğilimli olmalarının nedenlerinden birinin, kadınlarla ilgili toplumsal normlar olabileceğini söyledi.

    Araştırmada, kadınların çoğunun erkeklerde kalp hastalıkları riskinin daha yüksek olduğunu düşündüklerinin ortaya çıktığı, oysa kalp rahatsızlıklarından ölen kadın ve erkeklerin sayısının hemen hemen aynı olduğu kaydedildi.

    Belinda Linden, binlerce kadının kalp hastalıklarından öldüğüne dikkat çekti.
#06.06.2005 03:10 1 0 0