foto - inci kız
    Bebeğinizi koruyun
    "Bebeğinizi koruyun"

    Bebeğiniz meraklı, küçük bir canavara dönüşmeye başladıysa, ev kazaları ve yaralanma riski doğacaktır. Bu nedenle bazı önlemler almakta fayda var.



    Bebeğiniz emeklemeye başladığında, büyük bir heyecanla yürümeye başlamasını beklersiniz. Oysa emekleme çağında tam bir şirinlik muskası olan çocuğunuz, yürümeye başladıktan sonra ayaklı potansiyel bir tehlikeye dönüşür. Bir kere meraklıdır. Kapalı dolaplar, prizlerin delikleri, mutfak ve banyo merakını en çok cezbeden alanlardır. Eh sonuçta çocuğun tam keşfetme ve öğrenme çağı da olduğu için, her şeyi yasaklayamazsınız da. Bu durumda ev kazaları ve yaralanma riski artar. Peki bu durumda ne yapabilirsiniz? İşte bazı öneriler:

    Banyoda güvenlik
    Çocuğunuzun düşme ve zehirlenme tehlikesi ile en fazla karşı karşıya kaldığı yer olan banyoda almanız gereken önlemler:
    Çocuğunuzu banyoda tek başına bırakmayın.
    Çocukların tuvalet veya banyoda boğulmasını engellemek için klozet kapağını kapalı tutun.
    Elektrikle çalışan aletleri fişe takılı halde bırakmayın.
    Tüm banyo ürünleri, temizlik malzemeleri ve ilaçlar çocukların ulaşabileceği yerlerden uzakta, kilitli bir dolapta tutun.
    Banyoda kaymayı engellemek için plastik paspaslar kullanın.
    Çocuğunuzun küvette boğulma tehlikesini engellemek için,
    10 cm'den fazla suyla doldurmayın.
    Çocuğunuzu banyo yaptıracağınız suyun sıcaklığını önceden kontrol edin. Banyo suyunun sıcaklığının 36°C, oda sıcaklığının 22 - 24° C olması gerektiğini aklınızdan çıkarmamanızda fayda var.
    Banyoda bulunan sert yüzeyleri ve sivri köşeleri plastik örtülerle sarın.
    Çocukların tek başına banyoya girmelerini engelleyin.
    Mutfakta güvenlik
    Pişmekte olan yemekler, kap-kaçak ve ayrıca da yemeğin hazırlanmasıyla uğraşırken, dikkatinizi çocuğunuza tam olarak veremeyebilirsiniz. Bu da mutfağı riskli bir mekan haline dönüştürür. Ayrıca bazı besinlere dikkat etmekte de fayda var. Havucu çiğ yedirmeyin, üzümleri soyup kesmeden vermeyin. Sert şeker ve fıstık yemesine engel olun.

    Yanıklara karşı önlemler
    Yanıklar çocukluk çağında en sık karşı karşıya kalınan kazaların başında geliyor. İşte bu noktada önlem için dikkat edilmesi gereken hususlar şöyle:

    Su ısıtıcı termostatın derecesini 45 C'nin altında tutun. Bebeğinizi tek kolunuzda taşımayın ve diğer elinizle sıcak bir içecek içmeyin.
    Sıcak içecekler taşırken çarpmayı engellemek için çocuğunuzun evin içinde nerede olduğuna dikkat edin.
    Tencere saplarını ocağın merkezine doğru yerleştirin.
    Bebeğin biberonunu ya da kavanozlardaki yiyeceklerini ısıtmak için mikrodalga fırın kullanmayın.
    Yiyecekleri pişirme kabıyla değil başka bir kapta sunun.
    Sıvıları bebeğinize vermeden önce ,her zaman sıcaklığını bileğinizin iç kısmında kontrol ederek verin.
    Mutfakta bir yangın söndürücü bulundurun.
    Elektrikle çalışan aletleri fişte bırakmayın.
    Deterjanları, plastik torbaları, bıçakları, kibritleri, temizlik ürünlerini ve toksik (zehirli) maddeleri çocukların ulaşabileceği yerden uzakta tutun.
    Tüm dolaplarda çocukların açamayacağı şekilde kilitler oluşturun.
    Boğaza yabancı cisim kaçmasını engellemek için
    Bebekler ve küçük çocuklar, nesneleri keşfetmek için onlara dokunmak ve ağızlarına almak isterler. Bu durumda çocuğun merakını "Yapma, dokunma!" diyerek öldürmek yerine, bazı basit önlemler almayı tercih edin:

    Çocuk oyuncakları seçiminde doğru tercihler yapın. Ayrılabilen kısımları olmayan ve çocuğunuzun yaşına uygun olanları seçmeye çalışın.
    Hiçbir zaman 4 yaşın altında ki bir çocuğa pişmemiş havuç, fıstık, sert şeker ve üzüm vermeyin.
    Emzik kullanmayın. Kullanılacaksa da küçük parçalara ayrılmayacak kadar güçlü emzikleri tercih edin. Emziğin büyük, sert olmasına ve üzerinde hava delikleri bulunmasına özen gösterin. Emziği hiçbir zaman bir kurdeleye ya da kordona bağlamayın.
    Kabloları ya da ipleri kısaltın. Bunları çocukların ulaşabileceği yerden uzakta tutun.
    Bozuk paraları, toplu iğneleri, düğmeleri, pilleri, balonları ve diğer küçük cisimleri çocukların ulaşabileceği yerlerde tutmayın.
    Kafa travmaları çok önemli
    Çocuğunuzun oynarken düşmesi, kafasını vurması gibi durumlar da son derece olasıdır. Bu nedenle ağır kafa travması belirtilerini tanımak önemlidir:

    Bilinç kaybı
    Uyandırılma güçlüğü
    Sürekli kusma
    Herhangi bir yerden sürekli kanama
    10 dakikadan daha fazla süren soluk renkli cilt görünümü
    Hafif kafa travması yaşandığında çocuk uyanıktır, bilinci açıktır, rengi normaldir. 10 dakikadan daha kısa süre ağlar ve oyun oynamaya hemen döner. Kesilen yere bir gazlı bez ya da bezle direkt bası uygulayın. Daha sonra yarayı temizleyin ve bandajla sarın. Ağır kafa travmalarında ise eğer boyun travmasından da şüpheleniyorsa çocuğu kıpırdatmayın, ya da boyun ve gövdesini tek bir parça halinde kıpırdatın. Derhal doktor çağırarak hemen hastaneye götürün.
    Anti-selülit kampı başlıyor
    "Anti-selülit kampı başlıyor&"

    Yaza selülitsiz girmek istiyorsunuz ve bunun için ne gerekirse yapmaya hazırsınız. O zaman Essporto'nun düzenlediği anti-selülit kampına hazır sayılırsınız. Peki bu kampta ne yapılıyor da selülitler tarih oluyor?


    İstanbullu sporseverlere yepyeni bir sağlıklı yaşam konsepti sunan, Avrupanın en büyük spor merkezlerinden Essporto Health & Fitness Club; bahar aylarında bir yeniliğe daha imza atıyor. Yaz yaklaşırken kadınların kabusu selülit problemine karşı bir çözüm paketi hazırlayan Essporto, katılımcıların programa uyması halinde selülitli bölgelerde gözle görülür bir iyileşme vaad ediyor.
    Kamp, kişisel ölçümlerle başlayacak ve yine kişiye özel spor, diyet ve bakım programlarıyla devam edecek. İki ay sürecek kampın, selülitin yanı sıra karın, basen, kalça ve beldeki yağlanmalara karşı da inceltici özelliği bulunuyor.

    Sizin vücudunuz için size özel program
    Anti-Selülit kampı spor, diyet ve bakım ünitelerinden oluşuyor:

    Kampa katılacak kişinin yağ oranı, metabolizma hızı, genel sağlık durumu ve selülit derecesi belirleniyor.
    Kişinin fizyolojik durumu ve ihtiyaçlarına göre yüzme, fitness, yürüyüş, dans gibi fiziksel aktiviteler seçiliyor ve süresi belirleniyor.
    Kişinin kilosu, yağ oranı, metabolizma hızı vb. ölçümlerine göre Dr. Ender Saraçın özel olarak hazırladığı diyet mönüsünden ve diğer beslenme önerilerinden oluşan, kişisel beslenme programı belirleniyor.
    Aktiviteler ve beslenme önerilerinden oluşan bir program kartı oluşturuluyor.
    Anti-selülit kampı, kişisel programların uygulanması ve takibinden oluşuyor ve ara ölçümlerle destekleniyor.
    Ayrıca bitkisel ürünlerden oluşacak inceltici kürler programa destek olarak öneriliyor ve uygulama tavsiyelerinde bulunuluyor.
    Programa devamlılık Essporto eğitmenleri tarafından takip ediliyor.

    *Çözüm için en az yüzde 80 katılım öngörülmektedir.


    * Bitkisel kürler kişiye özel olarak tavsiye edilecektir (Selülit yağı, selülit masajı, selülit çayı vb. öneriler içermektedir).


    Selülit için mucize diyet
    İster zayıf olsun ister kilolu hemen her kadın selülit problemi yaşıyor. Özellikle kalça ve bacaklardaki fazlalıklar eritilmesi en zor yağ kütleleri. Bunlar için özel diyet ve egzersiz programı uygulanmak gerekiyor. Özel selülit diyetinin günlük kalori alımı düşük ve lif ağırlıklı olmalı. Çünkü lif bağırsakları harekete geçirerek vücutta biriken toksinleri dışarı atmada yardımcı olur. Metabolizmayı hızlandırarak kan dolaşımının artmasına neden olur. Bu da mevcut selülitin erimesine yardımcı olur.

    Bu diyeti yaparken;

    Mutlaka günde en az 3 litre su içilmeli,
    Sıvı ihtiyacını ağırlıklı olarak sudan karşılamalı, kahve, çay, kola gibi selülit yapan içeceklerden uzak durulmalı,
    Mide bu diyete uyum sağlayana kadar, açlığı öğün aralarında salatalık, domates, karpuz gibi kalorisi düşük yiyeceklerle gidermeli,
    Diyet süresi boyunca bitki ve meyve çayları içilebilir,
    Şeker ihtiyacı kuru ve taze meyvelerden sağlanabilir.

    Örnek Diyet 2
    Bu diyet Essporto Anti-Selülit kampında bir ay boyunca uygulanacaktır. İkinci ayda devam etmek isteyenler için diyet 2 uygulanacaktır. Anti selülit kampında diyet süresince egzersiz programı da uygulanmaktadır.

    Her gün sabah aç karnına üç adet kuru kayısı veya taze sıkılmış portakal suyu içilmelidir.

    Pazartesi:
    Kahvaltı: Bir dilim kepekli tost ekmeği, yağsız tuzsuz beyaz peynir veya krem peynir, bir adet orta boy domates, bir bardak çay.
    Ara öğün: Bir adet elma.
    Öğle yemeği: Zeytinyağlı taze fasulye yemeği, 1 dilim kepekli ekmek.
    Ara öğün: Bir kase yoğurt.
    Akşam yemeği: 100 gram tavuk ızgara ve bol salata.

    Salı:
    Kahvaltı: Yağsız yoğurt, armut ve kivili müsli.
    Ara öğün: Bir avuç kuru üzüm.
    Öğle yemeği: Bir dilim ızgara et, yağsız salata (domatesli), bir dilim kepekli ekmek.
    Ara öğün: 2 adet kepekli grisini.
    Akşam yemeği: Sebze kavurma*

    * Dr. Ender Saraç Essporto Health&Fitness Club bünyesinde bulunan
    Cafe / Restaurant Levent 171 için anti-selülit kampı özel diyet mönüsü hazırlamıştır.

    Çarşamba:
    Kahvaltı: Bir dilim kepekli tost ekmeği, yağsız tuzsuz beyaz peynir veya krem peynir, bir adet orta boy domates, bir bardak çay.
    Ara öğün: Taze sıkılmış portakal suyu.
    Öğle yemeği: Ton balıklı ve bol domatesli salata.
    Ara öğün: Bir adet elma ve kivi.
    Akşam yemeği: Çiğ domatesli biberli kepeli makarnadan salata.

    Perşembe:
    Kahvaltı: Kivi ve elma parçalı bir kase süt ile hazırlanmış yulaflı müsli
    Ara öğün: Bir avuç kuru kayısı
    Öğlen yemeği: Fırında pişirilmiş bir parça tavuk ve sebze garnitürü
    Ara öğün: Muzlu süt
    Akşam yemeği: Somon ızgara

    Cuma:
    Kahvaltı: Bir dilim kepekli tost ekmeği, yağsız tuzsuz beyaz peynir veya krem peynir, bir adet orta boy domates, bir bardak çay.
    Ara öğün: Bir adet elma.
    Öğle yemeği: Sebzeli köfte*
    Ara öğün: 2 adet kepekli grisini.
    Akşam yemeği: Dana jambonla hazırlanmış yağsız salata.

    Cumartesi:
    Kahvaltı: Yağsız yoğurt, armut ve kivili müsli
    Ara öğün: 2 adet kepekli grisini
    Öğle yemeği: Bir dilim ızgara et, yağsız salata (domatesli), bir dilim kepekli ekmek
    Ara öğün: Çilekli süt
    Akşam yemeği: Maş fasulyesi salatası

    Pazar:
    Kahvaltı: Bir adet beyaz peynirli kepekli tost ve bol domates,şekersiz çay
    Ara öğün: Bir kase yoğurt
    Öğle yemeği: Vitamin bombası* ve cilt dostu salata
    Ara öğün: Bir adet elma
    Akşam yemeği: Bir dilim ızgara et, yağsız salata (domatesli), bir dilim kepekli ekmek


    Örnek Diyet 2
    *İkinci ay devam edilecek örnek diyet programı:

    Her gün sabah aç karnına üç adet kuru kayısı veya taze sıkılmış portakal suyu içilmelidir.

    Pazartesi:
    Kahvaltı: Yağsız yoğurt, elma ve bir tatlı kaşığı balla hazırlanmış müsli.
    Ara öğün: 2 adet kepekli grisini.
    Öğle yemeği: Pırasalı börek.
    Ara öğün: Bir bardak kefir.
    Akşam yemeği: Göbek, havuç, salatalık, domates, kırmızı lahana, haşlanmış mısır, taze soğan, yağsız beyaz peynir, sirke ve bir tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış salata ve yanında iki dilim kepekli ekmek.

    Salı:
    Kahvaltı: 2 dilim jambonlu tavuklu kepekli tost ekmeği, şekersiz meyve çayı
    Ara öğün: Bir avuç kuru üzüm
    Öğle yemeği: Bir tabak yağsız makarna, bir tabak mantar yemeği.
    Ara öğün: Bir adet elma.
    Akşam yemeği: Soya etli bulgur.

    Çarşamba:
    Kahvaltı: Bir dilim kepekli tost (beyaz peynirli yağsız), bitki veya meyve çayı.
    Ara öğün: Muzlu süt.
    Öğle yemeği: Ton balıklı salata.
    Ara öğün: 2 adet kepekli grisini.
    Akşam yemeği: Pazılı barbunya.

    Perşembe:
    Kahvaltı: Bir dilim kepek ekmeği, 2-3 adet zeytin, bir dilim kaşar peyniri, domates bir bardak portakal suyu.
    Ara öğün: Bir avuç kuru kayısı.
    Öğle yemeği: Kabak, biber, domates dolması,1 kase yoğurt.
    Ara öğün: Bir bardak domates suyu.
    Akşam yemeği: Kıymalı bezelye, salata.

    Cuma:
    Kahvaltı: Kivi ve elma parçalı bir kase süt ile hazırlanmış yulaflı müsli.
    Ara öğün: 2 adet kepekli grisini.
    Öğle yemeği: Pazılı barbunya ve yumurta.
    Ara öğün: Çilekli süt.
    Akşam yemeği: Izgara balık, salata.

    Cumartesi:
    Kahvaltı: Bir dilim kepekli tost (beyaz peynirli yağsız), bitki veya meyve çayı.
    Ara öğün: Bir kase yoğurt.
    Öğle yemeği: Kıymalı semizotu, salata.
    Ara öğün: Bir adet elma.
    Akşam yemeği: Yumurta beyazından omlet

    Pazar:
    Kahvaltı: Bir adet kaşar peynirli kepekli tost ve bol domates, şekersiz çay.
    Ara öğün: Bir avuç kuru üzüm.
    Öğle yemeği: Zeytinyağlı enginar, bir dilim kepekli ekmek.
    Ara öğün: Taze sıkılmış portakal suyu.
    Akşam yemeği: Sadece salata



    Mucize anti selülit dersleri
    Program en üst seviyede başarı kazanmak için kişinin bireysel özelliklerine uygun olarak şekillendirilecektir. Yapılacak olan yağ kas kemik ölçümüyle ve vücudun metobalizma hızına göre antrenman programları Essporto eğitmenleri tarafından yazılacaktır. Eğer değerler normal çıkarsa, ve yaş 18-40 aralığında ise, spor yapmaya engel teşkil edecek bir sağlık problemi yok ise aşağıda yazılı olan antrenman programı eğitmen tarafından uygulatılacaktır.

    Haftanın 3 günü spor yapabilenler için 1.5 saatlik program
    ( birer gün ara vererek örn; Pazartesi, Çarşamba, Cuma)
    Bize neler oldu?
    Bize neler oldu?


    Sen, ben, hepimiz kardestik bir zaman.
    Yemin etmistik ALLAHa , söz vermistik.
    Içtigimiz suyu , lokmayI dahi bölecektik.
    Simdi hak yoldan çook uzak, bize neler oldu?

    Eger aglarsan sIzlarsan , bizde aglardIk.
    Hani sobamIz yoktu ya , birbirimize sarIlIrdIk.
    Simdi ise agzImIzda küfür, yapayalnIz kaldIk.
    Ve simdi yine senden uzak, bize neler oldu?

    Sen düstügünde bizde düser, yanardIk.
    Bir kardesim orada açmI diye arardIk.
    Bir el uzanacakmI diye heryere bakakaldIk.
    YakInken, çook uzak düstük, bize neler oldu?
    DÖN BE YAVRUM?
    DÖN BE YAVRUM?



    Bir anda gittin, yIkIldIm.
    Öyleki hala alIsamadIm.
    Nereden cIktI bu yalnIzlIgIm.
    Caresiz sensizligimi cekecegim.
    Nerdeyim , neredeyim....Yavrum.

    Simdi odandayIm, aaah.....
    Kokuna ögle hasretim .
    Elimde en çok sevdigin böbegin ,
    Hala senin, senin gibi bende severim.
    Nerdesin , neredesin......Yavrum.

    Yetmiyor, dinmiyor, aaah.....
    Sensiz tiryaki oldum, dagIldIm dumanIyla.
    Savruldum heryere, aglayamaz oldum.
    SIgmaz oldum, kaçar oldum,
    Nerdesin, heryerde kokun....Yavrum.

    DoyamadIm, alamadIm icime seni.
    Hasret oldu , acIn doldu
    Bir sabah dön, dön be yavrum...... .
    Seydam sana gelecegim
    SEYDAM SANA GELECEĞİM


    Gurbetdeyim ben gurbette
    Gelecegim seydam sana
    Hasret kaldim gül menzile
    Gelecegim seydam sana
    ***********************
    Kaybolmusdum bu alemde
    çektin beni sen düzlüge
    Sevgin muhabbetin ile
    Gelecegim seydam sana
    ***********************
    özledim menzil suyunu
    sifali çorba çayini
    Yordu yalan dünya beni
    Gelecegim seydam sana
    ***********************
    Tesellimdir ilk görüsüm
    Hatirimdan çikmaz benim
    öpmek için nurlu elin
    Gelecegim seydam sana
    ***********************
    Ebubekir piri bizim
    Naksibendi yolu bizim
    Görmesede iki gözüm
    Gelecegim seydam sana
    ***********************
    ***********************
    Gelecegim gelecegim
    babam sana geleceim
    adab ile huzurunda
    himmet gavsim diyecegim
    PRATİK ÇITIR BÖREK
    PRATİK ÇITIR BÖREK


    MALZEMELERİ
    6 adet yufka
    yaklaşık 1 çay bardağı sıvı yağ
    1 çay bardağı yoğurt yada süt
    1 su bardağı su
    ÜSTÜ İÇİN
    Bir yumurtanın sarısı bir tatlı kaşığı yoğurt
    isteğe bağlı olarak çörek otu ya da susam
    YAPILIŞI
    Öncelikle sıvıyağ,yoğurt(süt)ve suyu bir kasenin içine alarak karıştırıyoruz.Ardından 2 adet yufkanın arasına ve üstüne bu karışımdan sürüyoruz ve yufkaları 8 eşit parçayı kesip üzerine peynir yada dilediğiniz iç malzemeyi koyarak sigara böreği gibi fakat biraz bol şekilde sarıyoruz.Daha sonra bu işlemi diğer yufkalarada uyguluyoruz ve sardığımız böreklerin üzerine ayrı bir kasede karıştırdığımız yumurta sarısı ve yoğurdu sürerek(istenirse üzerine çörek otu yada susam da koyulabilir)yağlanmış tepsiye yerleştiriyoruz.Son olarakda önceden 180 derecede ısıtılmış fırında pişiriyoruz.

    AFİYET OLSUN...
    peynirli bisküvi
    peynirli bisküvi


    125 gram margarin
    1 cay bardagi sivi yag
    1 su bardagi yogurt
    2 yumurta (sarisini üzerine sürmek icin ayir)
    1 paket kabartma tozu
    tuz
    alabildigine un
    biraz beyaz peynir
    (arzuya göre maydonoz da kullanila bilir)


    bütün malzemeleri bir kapta yogurun. elinizle parcalar koparip fazla sekillendirmeden yaglanmis tepsiye dizin. üzerine yumurta sarisi sürüp pisirin.
    Afiyet olsun!!!
    Soğan Çorbası
    Soğan Çorbası


    Malzemeler ; 4 kişi için
    4 adet büyükçe Kuru Soğan
    6 su bardağı Et Suyu yada Su
    1 fincan Un
    2 kibrit kutusu büyüklüğünde Kaşar Peynir
    2 yemek kaşığı yağ
    Tuz, Karabiber

    Soğanlar rendelenir ve yağda hafifçe kavrulur. Üzerine bir fincan un katılarak, biraz daha kavrulur.
    Kavrulan soğan ve unun üstüne 6 bardak et suyu, tuz, biber konur. Top top olmaması için bir müddet karıştırılır.
    Üzerine rendelenmiş Kaşar Peynir konur

    Arzu edilirse, küçük küpler halinde kesilmiş ekmekler fırında kızartılır ve servis yapılırken içine katılır.
    Gece yemesi sendromu nedir?
    Gece yemesi sendromu nedir?

    Gece yemesi sendromu yeme bozukluklarının en gencidir. İlk kez 1955 yılında sabahları tokluk hissi, aksam hiperfajisi yani günlük kalori tüketiminin yarısından fazlasının tüketimi ve uykusuzluk üçlemesinden oluşan bir sendrom olarak tarif edilmiştir. Geçmişten günümüze doğru yapılan araştırmalarla tanım ve tedavide gelişmeler kaydedilmiştir. Gece yeme sendromunun görülme sıklığı kilo ile birlikte artış göstermektedir.

    Gece yemesi bozukluğunun tipik karakteristik özellikleri vardır; Bunlar:

    -Genellikle sabah kahvaltısında iştah yoktur ve açlık hissedilmez. Uyandıktan saatler sonra ilk öğün yenilir.

    -Akşam yemeğinden sonra günlük kalori ihtiyacının %50'sinden fazlası tüketilir. Gece uyanılır ve bilinçsiz biçimde mutfağa gidilerek atıştırma yapılır.

    -Bu durum iki aydan fazla haftada en az üç gece sürer ve sık uyanmalar sırasında yüksek kalorili atıştırmalar yapılır.

    -Gece yemelerine gerginlik, kaygı ve suçluluk hisleri eşlik eder.

    -Gece yemesi sendromu strese bir yanıt olarak düşünülmektedir ve genellikle depresyonla birlikte görülür. Özellikle akşam saatlerinde bireyler gergin, ajite ve sinirli hissederler.

    -Uykuya dalmakta veya sürdürmekte zorluk çekerler.

    -Tercih edilen atıştırmalar karbonhidrat ve şeker ağırlıklıdır.

    -Bu tip bir yeme davranışı kişiye suçluluk ve utanç duygusu yaşatır.

    Gece yemesi sendromu henüz resmi olarak bir yeme bozukluğu olarak tanımlanmamıştır. Altında yatan nedenler araştırılmaya çalışılmaktadır ve tedavi planları hali hazırda geliştirilmektedir. Gece yemesi sendromunun biyolojik, genetik ve duygusal faktörlerin bir kombinasyonu olduğu düşünülmektedir.

    Bir teoriye göre bu problemi yaşayan kimseler tanımlanmış ya da gizli bir stresin etkisindedir. Gece yemesi sendromunun stres ile ilişkili olduğunu doğrular bir şekilde başka çalışmalar da gece yemesi olanların, kortizol düzeyinin yüksek olduğunu göstermiştir. Bu teoriye göre gece oluşan yeme atakları bu hormonun üretimi yavaşlatmak için bedenin yaptığı bir savunmadır. Bu açıklama kabul veya ret edilmeden önce stresin gece yemesi sendromunu tetiklediği ve stres azaltma programının bu kişilere yardım ettiği göz önünde tutulmalıdır.

    Araştırmalar ayrıca gece yemesi olanların yiyecek seçimlerin de odaklanmıştır. Ağırlıklı tercih beyindeki iyi hissetmeyi sağlayan kimyasalların arttıran karbonhidrat yönündedir. Bu seçim bedenin bilinçsiz bir kendi kendini tedavi etme yöntemi olarak düşünülmektedir.

    Gece yemesi sendromu probleminiz varsa, ilk olarak bir sağlık uzmanına başvurarak detaylı bir inceleme yaptırmalısınız. Ayrıca yeme bozuklukları ile çalışan bir psikolog ve günlük kalori tüketiminizi düzenlemek için diyetisyen yardımı almalısınız.
    Hepatit B''den korunmak önemli
    Ege Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Ulus Akarca, Türkiye'de nüfusun yaklaşık yüzde 4'ünün Hepatit B taşıyıcısı olduğunu, bu oranın Avrupa ülkelerinde yüzde 0.5 ile 1 arasında değiştiğini belirterek, ''Hepatit B'den korunmak için özellikle aşıyı vurguluyoruz. Çünkü korunma tedaviden çok daha önemli'' dedi.

    Avrupa Karaciğer Araştırmaları Derneği'nin (EASL) Viyana Uluslararası Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen 41. dönem toplantısına katılan Prof. Dr. Ulus Akarca, burada bir sunum yaptı.

    Türkiye açısından ''B tipi hepatitin'' büyük risk taşıdığını ve karaciğer iltihaplanması şeklinde görülen kronik bir hastalık olduğunu ifade eden Akarca, ''Hepatit, toplum sağlığı açısından son derece önemli. Bizim ülkemizde Avrupa ülkelerine oranla B hepatiti C'den daha fazla bulunuyor. Bunda, kalabalık yaşamanın, hijyen şartlarının ve tarihten gelen özelliklerin etkisi var'' diye konuştu.

    Bebeklik döneminde bulaşan Hepatit B'nin vücutta kalıcılığının yüzde 90, erişkin yaşlardaki bulaşmanın ise yüzde 5 civarında olduğunu ifade eden Akarca, ''Bebeklerde yüksek oranda kronikleşme olabiliyor. Bu nedenle bebeklerin aşılanması çok önemli. Çünkü aşı yüzde yüze yakın koruma sağlar. Bebek doğar doğmaz aşıların yapılması lazım'' dedi.

    Ulus Akarca, hastalığın dünya geneline yayılımı açısından, Türkiye'nin ''orta dereceli risk bölgesinde'' bulunduğunu kaydetti.
    İştah kapatmanın yolları
    faydalı biliglerin için saol arkadaşım

    gerçi benim iştah açma gibi bir problemim var
    Zayıflamanın sırrını doğada arayın
    "Zayıflamanın sırrını doğada arayın"

    Eskiden şişmanlık mı vardı? Tabiatla barış içinde yaşayan, doğal gıdalarla beslenen insanlar gayet sağlıklıydı. İnsanoğlu şimdi yine birçok sorun için bitkilerde çare arıyor. Doğada yetişen şifalı otlar kilolara da savaş açıyor. Üstelik diyet yapmadan...



    Şimdi zayıflama mevsimi. Vücudunda 5 kilo fazlası olan kadın bile kendini aynada "dev gibi" görüyor. Nedeni basit: fazladan bir kilo bile plajlarda giyilecek bikini ve mayoların estetik görünümü bozabiliyor. O yüzden de karpuz kabuğu denize düşmeden, tez zayıflamak gerek bu aralar. Peki ama bu kısa sürede nasıl olacak bu? Çözüm zor değil. Tamamen bitkisel olup, hiçbir yan etkisi bulunmayan bitki tozları kadınların imdadına yetişiyor. "Doğada yararsız hiçbir şey yoktur, yeter ki, kullanmasını bilelim!" sözünden hareketle, yağ yakan bitkilerden elde edilen tozun "yağ eritici" özelliği, kullanımdan bir süre sonra incelme sağlıyor.
    Yağları eriten özellik
    Bitkisel zayıflama uzmanı Volkan Kurt, spor ve rejim yapmadan kilo verilmesini sağlayan bu bitkisel ürünlerin yüzde yüz yerli olduğunu ve bundan dolayı ilgi gördüğünü belirtiyor. Herbalium Doğal Ürünler Merkezinin ürettiği ürün, yan etkisi olmaması açısından da dikkat çekiyor. Yoğurtla karıştırılıp yenen bu şifalı tozun, vücuttaki yağları ve selülitleri eritme özelliği bulunuyor. Bu tozu meydana getiren bitkilerin içeriğinde ağırlıklı olarak idrar söktürücü değil, yağları yakıcı maddeler var. Yağları, selülitleri eritici, dolaşım ve sinir sistemini aktive edici, zindelik ve kuvvet verici bitkilerden üretilen tozu bir çorba kaşığı alıp, küçük kase yoğurda ilave ediyorsunuz. Sabah, öğle ve akşam yemeklerden önce yiyorsunuz.

    İştahı dizginliyor
    Bitkisel zayıflama tozu açlık hissini bastırdığı için ilgi görüyor. Bunu düzenli yiyen biri kendini sürekli aç hissetmiyor. Diyetlerle zayıflamayı başaramayanlara, aç kalarak incelmeyi sağlayamayanlara bir alternatif. Bu tozun üreticisi Volkan Kurt, "İnsanlar zayıflatma özelliği olan çayları içerek zayıfladıklarını sanıyor ama bu aslında bedenin su kaybetmesinden başka bir şey değildir" diyor. Bu şekilde kilo verenlerin de daha sonra eski kilolarından fazlasını aldıklarını belirtiyor. Kurt, sözlerini şöyle sürdürüyor: Bu çaylar idrar söktürücü, bağırsak ve böbrek çalıştırıcı bazı otlardan meydana geldiği için, bunları düzenli içen biri, vücuttan hızlı bir şekilde su atıyor. İnsan bedeninin zaten yüzde 70'i sudan oluşur. Dolayısıyla yaklaşık 4-5 kilo kadar sıvı bedenden dışarı atılıyor ve bu da zayıflama zannediliyor."
    Kleopatra yöntemi ile güzelleşin
    "Kleopatra yöntemi ile güzelleşin"

    Cildiniz yıprandıysa, aynaya baktığınızda artık kırışıklıklar görmeye başladıysanız o zaman kimyasal peeling yaptırma zamanınız gelmiş olabilir. Kleopatra'nın da kullandığı bu yöntem cildinizi canlandırıp yeniler.


    Kleopatra'nın şarap fıçılarının dibinde kalan tortuyu yüzüne masaj yapmak amacı ile kullandığı yöntem günümüz kadınlarının da güzellik iksiri oldu. Tedavi amaçlı kullanımı 1880li yıllara dayanan kimyasal soymanın geçmişi eski Mısıra dayanır. Asırlardır kadınların için hala önemli olan kimyasal soyma ile ilgili merak edilen bütün soruları Etilerde açılan sağlık, plastik cerrahi ve güzellik merkezi Refresh Clinic direktörü Doç. Dr. Haluk Dumana sorduk:

    Son zamanlarda Kleopatra yöntemi diye yeni bir güzellik uygulamasından bahsedilmekte; nedir bu yöntem?
    Yeni yeni duyulmaya başlamakla beraber, adından da anlaşılacağı gibi çok eskilere dayanan bir yöntemdir Kleopatra yöntemi. Orta derinlikte yapılan cildi soyma işlemidir. Bunun için TCA (triklorasetik asit), yüzde 3550 konsantrasyon ile yüzde 70 glikolik asitin birleşimi kullanılır. En güzel sonuçlarını açık beyaz tenlilerden hafif kumral tenlilere kadar olan cilt tiplerinde verir.

    Ne için kullanılır bu yöntem?
    Kimyasal soyma ile güneş karşısında yıpranmış, kırışmış ve yaşlılık lekeleri oluşmuş cilde yeniden canlılık verilir. En iyi sonuçlar derin soyma ile elde edilmesine karşın, orta derinlik soyma ile de güzel ve kalıcı sonuçlar gözlenebilir.

    Peki Kleopatra adı nereden geliyor?
    Kleopatra, şarap fıçılarının dibinde kalan tortuyu yüzüne masaj yapmak amacı ile kullanmıştır. Bu tortu kimyasal olarak tartarik asittir. Glikolik asit, en üst tabaka ölü deri ve dökülme meydana getirerek hafif kırışıklıklar, güneşe bağlı deri değişikliklerini tedavi eder.
    Tedavi amaçlı kullanımı 1880li yıllara dayanan kimyasal soymanın geçmişi eski Mısıra dayanır. 1960lı yıllarda ise kimyasal soyma alanında bir Rönesans gerçekleşmiştir. Hem cerrahlar hem de dermatologlar, cildi soymanın etkilerini bilimsel olarak araştırmaya başlamışlar ve aynı zamanda da yan etkilerini azaltmak için çalışmalar yapmışlardır.

    Soyma işleminin çeşitli derinliklerde olabileceğini söylediniz. Bnun anlamı nedir?
    Cildi soyma üç derinlikte yapılabilir; yüzeysel soymalar daha çok akne tedavisi için kullanılır. Bu yöntem için değişik konsantrasyonlarda glikolik asit (AHA) tercih edilir. Kleopatranın AHAyı kullanan ilk kadın olduğu söylenir. Glikolik asit, en üst tabaka ölü deri ve dökülme meydana getirerek hafif kırışıklıklar, güneşe bağlı deri değişikliklerini tedavi eder.

    Orta derinlikteki soymalarda ise daha derin tabakalara kadar işlem sürdürülür. Burada daha önce söylediğim gibi TCA (triklorasetik asit) kullanılır.

    Derin soymada ise kimyasal maddeler yerine deri mekanik olarak bir şekilde zımparalanır.

    Kleopatra yönteminde, yani orta derinlikteki soymadan sonra ne olur?
    Uygulanan asit karışımının derinin alt tabakasından üst katına kadar olan kısım, 0,45 mm derinliğe ulaşır. Bu bölgede 57 gün süren proteinlerin birikimi, yüzeysel hücrelerin ölümü ve ödem oluşur. Bunlara bağlı olarak derinin katmanlarında düzensizlikler ve uyumsuzluklar ortadan kalkar. Alttaki bağ dokusu yeniden düzenli hale gelir ve iyileşme 714 gün kadar sürer. Hasta, taze görünümlü, kırışıkları ortadan kalkmış bir cilde sahip olur ve güneşe bağlı yaşlılık belirtilerinden kurtulur.

    Herkese, her an uygulanabilir mi?
    Sadece seyrek görülen bazı durumlarda uygulamadan kaçınmaktayız. Bunların başında sivilce tedavisi gören hastalar gelir. Bu hastalarda ilacın kesilmesinden 36 ay sonra soyma işlemi yapılabilir. Bir de uçuk enfeksiyonu olanlara uygulanmamalıdır.

    Her girişimde olduğu gibi burada da bir hazırlık aşaması gerekir. Bunun için uygulamadan bir hafta önce renk açıcı, kıl dökücü ya da cilt tedavilerine son verilmelidir. Kılların tıraşı uygulamadan 24 saat önce kesilmelidir. Makyaj ve kozmetik kullanımı sonlandırılmalıdır. Uygulamaya gelmeden önce hasta evde cildini temizlemeli ve eğer varsa kontak lenslerini çıkarmalıdır. Uygulamaya başlamadan önce deri aseton ile temizlenerek yağlardan arındırılır.

    Soyma işlemi acı verir mi?
    Hayır, hasta acı duymaz. İşlemden sonra hafif bir yanma hissi olabilir ama bu da kısa sürede kendiliğinden geçer. Soyma işleminden hemen sonra uygulama yapılan bölge antibiyotikli pomat ya da kapayıcı pansuman ile kapatılır. Ertesi günden itibaren ise yüz günde 12 kez fazla tahriş etmeden yıkanır ve yine antibiyotikli pomat uygulanır. İyileşmeyi takiben hastaya güneş koruyucu krem verilir.
    Jinekolojik kanserleri tanıyor musunuz?"
    Jinekolojik kanserleri tanıyor musunuz?"

    Çoğu kadın, güzellikleri uğruna türlü fedakarlık yaparken, sağlıklarını ihmal edebiliyor. Anneler Günü yaklaşırken, sağlığınız için biraz bilgilenmeye ne dersiniz? Biliyorsunuz, erken teşhis hayat kurtarır.


    Anneler Günü yaklaşıyor. Belki annenize ne alacağınızı düşünüyor, ya da kendiniz anne iseniz bu günü kendinize ayırmak üzere planlar yapıyorsunuz. Ancak bu planlar içinde sağlığınızı kapsayan hiçbir şey yer almıyor; çünkü çoğumuz sağlığımızı ihmal ediyoruz. Oysa böyle özel bir günde kendimize verebileceğimiz en güzel hediye sağlıklı olduğumuzun müjdesidir.
    Kadın üreme organları (jinekolojik) kanserlerindede erken tanı ile başarılı tedavi mümkün olmaktadır. Yumurtalık (over) kanserleri dışındaki üreme organları kanserlerinde çoğunlukla erken tanı mümkün olabilmektedir. Kadın sağlığını tehdit eden kanserler farklı dokulardan kaynaklanabilir. Peki kadın üreme organlarından görülen kanser tipleri hangileridir?

    Dış genital organ (vulva) kanserleri: Genellikle ileri yaş grubundaki bayanlarda görülür. Bazı virütik veya kronik kaşıntı ile başgösteren hastalıkların zemininde kanser gelişebilir.

    Vajina kanserleri: Genital bölge kanserleri arasında en az görülen türüdür. Anne karnında iken maruz kalınan bir hormon bu kanser riskini arttırır.

    Rahim ağzı (collum) kanserleri: En sık görülen kadın genital kanser türü olmakla beraber, özellikle smear testleri sayesinde öncü lezyonların tanınması ve tedavisi mümkün olmaktadır. Genital siğil (HPV), bazı diğer viral enfeksiyonlar, erken evlilik, kötü hijyen gibi nedenler riski arttırır.

    Yumurtalık (over) kanseri: En ölümcül kanser türüdür. Erken belirti vermeyebilir. Çok doğum yapmış olan, ilk bebeğini erken yaşta doğurmuş olan, doğum kontrol hapı kullanan bayanlarda daha az görülür. Risk grubunu belirlemek zordur. Ailede over kanseri olan bayanlarda risk artar.

    Rahim içi (endometrium) kanseri: Doğum yapmamış olan, adet düzensizliği (polikistik over), şişman, diyabetik, yüksek tansiyonu olanlarda, menapoza geç giren bayanlarda daha sık görülür. Özellikle menapoz sonrası ultrasonografi ile rahim iç zarı (endometrium) kalınlığının ölçülmesi korunma ve erken tanıda önemlidir.

    Kadınların genital bölgelerinde tedaviye dirençli kaşıntı, koyu renkli kokulu akıntı, cinsel beraberlik sonrası kanama, düzensiz adet kanamaları, menapoz sonrası kanamalar dikkate alınmalıdır. Overlerle ilgili problemler özellikle menapoz döneminin başlarında belirti vermeyebilir. Düzenli jinekolojik muayene, korunma ve erken tanı önemlidir. Yılda bir kez smear testi ve yılda iki kez altı ay ara ile jinekolojik muayene, kadınları jinekolojik kanserlerden koruyacak veya erken tanı sağlayacaktır.
    Çocuklar neden yalan söyler?
    "Çocuklar neden yalan söyler?"

    Hemen her çocuk yalan söyler. Özellikle de kolay kurtulamayacağını hissettiği durumlarda. Peki bu durumda anne babaların tepkisi nasıl olmalıdır? Çocuğun yalan söylenmesine nasıl engel olunabilir?


    Uzmanlar, çocukların pek çok nedenle yalana başvurabileceğini belirtiyor.

    Bu durumla karşılaşan anne ve babaların, çocuklara ceza vermek yerine onları yalandan uzaklaştıracak başka yöntemler denemesi gerektiğini ifade ediyor.

    Özellikle hatayı gizlemek için söylenen yalan, uzmanlara göre çocukların cezadan kaçmak için başvurduğu bir yol olarak gösteriliyor.

    Ancak çocuk psikologları, yaşamının ilk 5 yılında çocuğun söylediği yalanlardan endişe duymamak gerektiğini çünkü gerçeği algılama ve ona sadık kalma davranışının bu yaşlardan sonra geliştiğini belirtiyor. Öte yandan gerçeği ayırt edebilen çocuğun yine de yalan söylemeyi sürdürmesi durumunda uzmanlar, ebeveynleri bir problem olduğu konusunda uyarıyor.

    Çocuk yalan söylüyorsa mutlaka çevre ile olan ilişkilerinde yolunda gitmeyen bir şeyler oluyor. Öte yandan hata yapmış çocuk, verilecek cezadan kaçmak için de yalana başvurabiliyor. Çocuk; özellikle ekonomik anlamda kendisini çevresindekilerden aşağı görmeye başladığı zaman da yalana başvurup, kendisini olduğundan farklı durumlarda gösterebiliyor.

    Aileye söylenen yalanlardan en çok başvurulanı ise okuldaki başarısızlıkları gizlemek için söylenenler olarak gösteriliyor. Okuldaki başarısızlık çocuğu rahatsız ediyor ve çocuk kendisini rahatsız eden bu gerçeği gizlemek için ailesine yalan söylüyor.

    Uzmanlar bu ve benzeri durumlarla karşılaşan ailelerin kesinlikle sert tutumlar içine girmemesini, çocuğun sevgisizlikten kaynaklanan sorunları olabileceği gibi çevresinden bu konuda model aldığı kişilerin olabileceğini belirtiyor.

    Çocukta yalan davranışının önlenmesi konusunda; çocuğu yalan söylemeye iten nedenlerin bir dedektif titizliği ile araştırılması, tespit edilmesi ve bu nedenlerin onunla "Böyle demek istiyor olabilir misin" diye konuşularak irdelenmesi, anne ve babaların kesinlikle yalan söylememesi, yalan karşısında çok sert ve aşağılayıcı tavır takınılmaması öneriliyor.
    Elmanın içi
    güzel gözlü demekki artık en güzel göz eşşeklerde değil elmalardada var
    Adamlar balonla neler yapmışlar
    harika çalışınca herşey oluyor demekki
    Bayanlar bakmasın
    aman bu ne ya kolaylık bikerem o tamammı manav amca

    emeğine sağlık arkadaşım
    yumurtayı sarısından böyle ayırınnn
    iğrnç ama genede zekice bi icat
    çıldıran pc ler...
    emeğine sağlık arkadaşım
    avrupalı dilenciler
    en azından renkliler

    emeğine sağlık
    Canım çok kötüyüm
    halka filmindeki sahbeyi andırıyor
    Çevirmeli cep
    süper zeka

    paylaşımın harika
    uzun boylu sevgili isteyen varmı ???
    hayatta istemem kalsın

    paylaşımından dolayı teşekürler
    Canım benim
    harika ya bi saniye bile beklemiyo
    Karizması harika
    bakış harika yakıyo

    elerine sağlık arkadaşım
    Döbüşlü
    göbüşlü şey seni

    elerine sağlık arkadaşım
    Nasılda gülermiş
    ÇOK TATLI GÜLMÜŞ YA

    ELERİNE SAĞLIK ARKADAŞIM
    Uyuyan Prensesler
    AY ÇOK ŞEKERLER BİDE BİRBİRLERİNE YASLANARAK YATMIŞLAR YERİM YA BEN BUNLARI
    Sevgi budur
    bebek çok şeker ya çok tatlılar ikiside