intizar

intizar

Üye
03.08.2008
Er
112
Hakkında

#21.08.2009 08:18 0 0 0
#12.08.2009 21:55 0 0 0
#15.07.2009 08:43 0 0 0
#19.05.2009 21:55 0 0 0
  • Arkadaşlar hepiniz çok güzel şeyler yapmışsınız ellerinize ve emeklerinize sağlık.
    Bende takıyla uğraşıyorum bu başlığı okurken takıyla uğraşan varmı varsa paylaşşın dediğiniz için bir kaç modelimi paylaşmaktan sevinç duyarım ama ben sanırım burda resim eklemesini bilmiyorum olmazsa adminler yardımcı olurlar.
    Bismillah deyip başlıyorum eklemeye.Umarım beğenirsiniz.[/

    noimage

    noimage

    noimage
#19.05.2009 21:46 0 0 0
  • Bunlardan birisinin hikayesini sizlerle paylaşmak istedim.

    İstanbul'un kenar mahallesinde bir gecekonduda kirada oturuyorduk.Her şey yolunda giderken, mütevazi dünyamız annemin ölümüyle yıkıldı. Sonradan duyduğumda annemin rahim kanserinden öldüğünü öğrendim. Babam inşaatlarda ne iş bulursa yapardı. Demir bağlar, kalıp çakar, duvar örer, sıva yapar, elinden gelmeyen yoktu. On beş yaşımdan, on yedi yaşıma kadar, babamla aynı evde; sevinçlerimizi paylaşarak, üzüntülerimize ortak olarak yaşadık. Lise ikinci sınıfa geçmiştim.Yazları inşaatlarda babama yardım ediyor, hem de yevmiye alıyordum.Bütün idealim, büyüyünce polis olup, babama rahat bir hayat sürdürebilmekti.
    Babam bir gün, akşam yemeğinden sonra "Murat," dedi. "Sana bir şey danışacağım."
    "Buyur baba." dedim. "Bak," dedi. Sigarasından dolu, dolu dumanlar çıkarken, "Çamaşırlarımızı yıkamada, yemek yapmada müşkülat çekiyoruz, arkadaşlarım tavsiye ettiler, yakın mahallede kırk yaşlarında bir kız varmış, kızın bir de evi varmış, onunla evlenirsem, evinde de otururuz, ne diyorsun?" dedi.
    "Baba sen bilirsin." dedim. Çok sürmedi babam evlendi.Eski kiralık evden, yeni annemin evine taşındık. Ev, eski evimize göre daha büyük ve kullanışlıydı. Üvey annem, annemin yerini tutmasa da, bir ay her şey yolunda gitti. Bir gün babam eve gelmedi. Gece yarısından sonra gelen bir haberle, inşaattan düşüp öldüğünü öğrendik. Babamı defnettikten üç gün sonra, üvey annem, başımın çaresine bakmamı söyledi. Babam sağlında Erzurum'da bir amcamın olduğunu ama aralarının iyi olmadığını söylerdi. Bir ara acaba amcamı bulsam mı? Diye düşündüm. Sonradan babamla görüşmeyen, oğluyla neden görüşsün dedim. Yıpranmış bir çantaya kitaplarımı, giysilerimi koyarak, sokağa çıktım. Eski mahalleme gidip, bir ara komşulara sığınmayı düşündüm. Ama herkesin bana bakmaya mecburiyeti yoktu. Eylül gelip çatmıştı. Bir hafta sonra okullar açılacaktı. En akıllıca iş babamın düştüğü inşaata gidip, müsait bir yer varsa yatmaktı. Duvarları örülmüş, sıva aşamasına gelen inşaata gittim. Kendime bir daire ve uygun bir oda gözüme kestirdim. Etraftan mukavva toplayarak, kendime yatak yaptım. Gece olduğunda; kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim. Ağladım, ağladım, hıçkırıklarım yıldızlardan duyuldu. Korkuyordum, titreyerek uyumuşum. Uyandığımda güneş epey yükselmişti.Bu kadar acıktığımı hiç hatırlamıyorum. Karnımı nasıl doyuracağımı bilmiyordum. Mahalleye indim. Simitçileri süzerek yürüdüm. Param olmayınca, bana bir simit ver diyemedim. Bir ara fırından yarım ekmek istemeyi düşündüm.Kendime olan saygım buna izin vermedi. Sokaklarda bir parça ekmek için dolaştım. Lokantaların çöplerine, kalan yemek artıklarının ve ekmeklerin devamlı atıldığını gördüm. Akşama doğru inşaata döndüm. İnşaat zabıta ve polisten geçilmiyordu. Kaçak diye mühürlemeye gelmişlerdi. Tartışmalardan sonra inşaat mühürlendi. El ayak çekilince uygun bir yerden inşaata girip, yerime uzandım. İki gündür yemek yemiyordum. Tek gıdam çeşme suyuydu. Benim gibi nice çocuklar olduğunu düşündüm bir an. Düş ya bu; günün birinde zengin oluyorum.Kimsesiz Çocuklar Köyü kuruyorum. Onlara sıcak çorba, ekmek, yatacak yer veriyorum. Sonra onları topluma kazandırmak için, meslek öğretiyorum. Kuaförlük, aşçılık, marangozluk böyle şeyler işte. Karanlık yere indiğinde, ayak seslerinin gürültüsü, düşlerimi böldü. Karşımda on beş yaş civarında dört tane çocuk duruyordu. Tüylerim diken, diken oldu birden. Ellerinde balli poşetleri, sallanarak "Bize para ver abi." Diyorlardı. "Param yok." Dedim. Biraz iri yapılı olan "Nasıl olmaz ulan," dedi. Elini cebine attı, öldüğümü görür gibiydim. Pantolonumdan aşağı ılık, ılık su akınca kaçırdığımı anladım. Tam bu sırada; diğerleri gibi hırpani olmayan, yirmi, yirmi beş yaşları arasında, bir ağabey belirdi. "Durun," dedi. Bana, burada ne gezdiğimi sordu. Kısaca hayat hikayemi, kekeleyerek anlattım. Bundan böyle dört çocuğun burada kalacağını, bana zarar vermeyeceklerini anlattı. Bana bir iş bulacağını söyleyip gitti. Açlığımı da unuttum. Her gece kopmayan bir zincirli halka gibi, sabahını beklerdi. Ama bir de bana sorun. Zaman durmuştu benim için. Nasıl sabah olacaktı? Ölü gömleği giymiş, mezar taşı soğukluğunda ki bu çocuklar; anlaşılmaz homurtularıyla, freni boşalmış kamyon gibi potansiyel tehlikeydi. Allah'ım beni kurtar, beni kurtar derken, sızmıştım. "Hadi, hadi kalk gidiyoruz." Sesleriyle uyandım. Tanrım ölmemiştim! Şükürler olsun sana. Ballici çocuklar kıl yumağı olmuş uyuyorlardı. Ağabeyin peşine düştüm, iki dolmuş değiştirip, küf kokan loş bir zemin kata gittik. Ağabey "Reis," dedi. "Bahsettiğim çocuk bu. Beni süzdü. Masadaki çay bardağını kaşığıyla şıklattı. "Anşa, Anşa ," dedi. "Bu çocuğu evire çevire yıka, sonra da karnını doyur üstüne uygun bir elbise giydir."Kadın "Peki Reis," dedi. Kırk yaşlarında tombul biriydi. Eteğini çemreyip, beni banyoda evire çevire otomobil yıkar gibi yıkadı. Dolaptaki elbiselerden, uygun olanını giydirdi. İki bayat ekmekle on dokuz tane zeytin yedim. Ömrümün en lezzetli yemeğiydi. Reisin yanına götürdü. Kendi kendime ne kadar yakışıklı olduğumu düşünürken, "Okul yok artık. Bizle çalışacaksın, burada yatacaksın, söyleneni yapacaksın. Tamam mı?" "Tamam efendim, dedim. Herkes gitti. Bir ara; burası otel gibi ne de çok yatak var diye düşündüm. Akşam olunca kendime bir yatak seçerek kıvrılıp yattım. Düşünce ve düşlerimden başka arkadaşım yoktu. Annem ve babamla o yoksullukta, ne kadar da mutlu olduğumuz, gözümün önünden bir sinema şeridi gibi geçti. Tekmelerle irkildim. Sarhoş üç ağabey, yanında iki tinerci beni kaldırdı. Kısa boylu ve yapılı olan, "Yeni kuş sen misin?" diye sordu. "Evet." Dedim. Kendilerince estiler, kestiler. Yağmurdan kaçarken doluya tutulduğumu anladım.Ellerindeki araba teyplerini rafların arasına sakladılar. Okullar başlayana kadar, ayak işlerine baktım. Getir, götür, temizlik.
    Okulun ilk günü öğrenci gibi giyindim. Lisenin durağından, öğrenci gibi dolmuşa bindim. Verilen adrese, sırt çantamda emanet götürdüm. Geri döndüğümde Reis; "Sana bir şey söylediler mi?" Diye sordu. "Akşam bize buyursunlar" dediğini ilettim. Tebessüm ederek "Güzel," dedi.
    Üç sene bu işi yaptım. İyi bir iş yapmadığımı, sonradan anladım. Ama iş işten geçmişti. Param, güzel elbiselerim, altımda bir otomobil vardı.
    Tinerci ve ballici çocukları da bunlar yönlendiriyordu. Yazın yarı açık inşaatlarda, kışın Osmanlı'dan kalma konaklarda barınıyorlardı. Zaman, zaman niye yangınların çıktığını anlıyor gibiyim.
    Bir gün gece yarısını geçmişti, iki tinerci çocuk bir delikanlıyı sıkıştırmış, bıçak sallarken, tesadüfen oradan geçiyordum. Tanıdığım çocuklardı. Ahmet durun yapmayın, sakın ha! Sakın ha, diye feryat ettim. Yetişemedim, delikanlı kanlar içinde yere serildi.
    Yakından geçen polis ekibi, tinercileri götürürken, görgü tanıklarının ifadesinden beni de tutukladılar. Polislerin aracında giderken, polis olup babama bakacağım günleri hayal ettim. Kendimi onların yerine koydum. Sanki suçluları ben götürüyordum.
    O gece alkollüydüm. Çocuklarda beni tanıyordu. Duruşmalarda suçsuzluğuma yargıyı inandıramadım. Beş yıl yedim. Demir parmaklıkların arkasına giderken; annenin, babanın tek oğlu ve Amerika'da öğrenim görmüş olan, ölen Mustafa'yı düşündüm.
    Ölen gencin son anları gözümün önünden hiç gitmiyordu. Bu fotoğrafı zihnimden nasıl söküp atacaktım? Duygularımın köreldiğini zannediyordum. SANKİ BEN ÖLMÜŞTÜM...
#19.02.2009 21:57 0 0 0
  • @serserim319 adlı üyeden alıntı:
    Zaten her zor olan işte erkekler öne sürülür ama kolay ve kibarlık istenen şeylerde de bayanlar.Bana göre bu doğrultuda erkeklerin dünya pastasından daha çok pay alması gerekir.Bu da çoğu yerde oluyor.
    Orijinali Göster...



    Dünya pastasından değilde ahiret pastasından pay alsalar daha iyi olacak bence..
#29.10.2008 22:54 0 0 0
  • Yaratılış itibarıyla erkekler kadınlardan güçlü oldukları için.Bu söz doğru cevap olduğu için korkarımki tartışma başlamadan bitmiş olacaktır.
#28.10.2008 07:53 0 0 0
#28.10.2008 07:37 0 0 0
  • Adatepe (Asiye) Sıddık Doğan Malatya
    Ağaç Başı (Celal Türküsü) Selahattin Alpay Malatya
    Akçadağ'ın Düzüne Abdullah Gülhani Malatya
    Aklıma Arapgir Gelir Haşim Koç Malatya
    Al Almanın Dördünü Necati Coşkun Malatya
    Al Yeşil Geyinmiş Geline Bakın Ramazan Şenses Malatya
    Arap Atlar Hasan Durak Malatya
    Arapgir (Göldağından Bir Yol İner) Haşim Koç Malatya
    Arapgir Postası (Dostlar) Haşim Koç Malatya
    Arapgir'e Gel Haşim Koç Malatya
    Arapgir'in Bağına Haşim Koç Malatya
    Armudu Taşlayalım Mamoş Sucular Malatya
    Armut Ağacına Yaslanmayasın Erdal Ünal Malatya
    Arpalar Destesiyem Hüseyin Doğan Malatya
    Aşağıdan Gelir Omuz Omuza Adnan Gül Malatya
    Az Sonra (El Ele Göz Göze) Haşim Koç Malatya
    Bahçelere Ay Doğdu Fahri Kayahan Malatya
    Bahçenizde Bir Taş Attım Vişneye Hamza Bozyurt Malatya
    Ben Köyüme Dönüyorum Haşim Koç Malatya
    Ben Nasıl Yanmıyam Dağlar Fahri Kayahan Malatya
    Beni Ağlatırsan Yoluna Ağlat Mustafa Başaran Malatya
    Beni Taşlama (Akılsız Diyerek) Seyit Meftuni Malatya
    Bir Can Bir Canı Severse Kemal Keskin Malatya
    Bir Garip Başınan Kaldım Arada 1 Sait Alioğlu Malatya
    Bir Oda Yaptırdım Hurma Dalından 1 Fahri Kayahan Malatya
    Boran Geldi Kış Geldi Malatya
    Böyle Mi Yanar Selahattin Alpay Malatya
    Bu Maral Bakışın Ey Per-i Suret 1 Mehmet Ali Erdem Malatya
    Bu Maral Bakışın Ey Per-i Suret 2 Mehmet Ali Erdem Malatya
    Bugün Ben Dostumu Gördüm Aşık Mücrimi Malatya
    Çaldığım Bağlama Sami Kasap Malatya
    Çekme Çadırını Kara Yazıya Selahattin Alpay Malatya
    Cemil (Gezmedim Yorulmadım) Kemal Çığrık Malatya
    Çiçekten Harman Olmaz Fahri Kayahan Malatya
    Çık Gel Yarim Yanıma Haşim Koç Malatya
    Dam Başında Duran Kız (Oy Nedem) Hakkı Coşkun Malatya
    Dam Geceleri İhsan Güvercin Malatya
    Derdimi Söylesem Ben Kara Taşa Malatya
    Derino (Malatya'yı Baştan Başa) Anonim Malatya
    Dertli Gönül Durmaz Söyler Seyit Meftuni Malatya
    Deveyi Deveye Çattım Sait Alioğlu Malatya
    Divana (Küçük Yaşta Gurbet Elde) Seyit Meftuni Malatya
    Doğru Söz Bağlar Haşim Koç Malatya
    Dost Eline Giden Durnam İbrahim Emici Malatya
    Dosta Gidelim (Kendi Bildiğine) Seyit Meftuni Malatya
    Doyamam Sana Arapgir Ana Haşim Koç Malatya
    Dünya Umuruna Meylini Verme 1 Süleyman Elver Malatya
    Ele Bele Dile İhsan Güvercin Malatya
    Elin Vurma Kalbimdeki Yarama Hanifi Ünver Malatya
    Erzurum Dağları Kar ile Boran 1 Hakkı Coşkun Malatya
    Erzurum Dağları Kar İle Boran 2 Hakkı Coşkun Malatya
    Eşkom Dama Çıkmış Selahattin Alpay Malatya
    Etek Sarı Sen Etekten Sarısın Hasan Durak Malatya
    Ey Koca Veysel Haşim Koç Malatya
    Fırat Kenarında Esvap Yumuşlar Hasan Durak Malatya
    Fırat Kenarında Yüzen Kayıklar Kemal Çığrık Malatya
    Gel De Arapgir'e Bir Gör Haşim Koç Malatya
    Gel Ey Gönül Mülk Edinme 1 İbrahim Emici Malatya
    Giderim Elinizden Aşık Hasan Hüseyin Malatya
    Giderim Giderim De Ören'e Benzer İlhan Kızılay Malatya
    Gine Vedalaştı Dildarı Yaren İbrahim Erdem Malatya
    Gönül (Güzellikleri Arzula) İhsan Güvercin Malatya
    Gül Dalına Konmuş Bülbül Yavrusu Kemal Çığrık Malatya
    Gülüm Seni Alır Dağa Kaçarım Kemal Çığrık Malatya
    Halaylım (Leylamı) İbrahim Şakirkuş Malatya
    Hançer Midir Nedir Mahmut Erdal Malatya
    Hasret Dağları (Arapgir) Haşim Koç Malatya
    Hasret (Malatya'dan Arguvan'dan) Haşim Koç Malatya
    Havar Havar Canım Havar Kemal Keskin Malatya
    Hüsey'n'e Doğru İhsan Güvercin Malatya
    Kanlı Melek (Kıyma Zalım Kıyma) Fahri Kayahan Malatya
    Kara Tren Gelmez M'ola Bekir Gül Malatya
    Kayanın Dibinde Mal Mı Yayılır Selahattin Alpay Malatya
    Kendinizi Şoför Mü Sandınız Haşim Koç Malatya
    Kerneğin Suyu (Bana Sor) Haşim Koç Malatya
    Kırma Taşın Kenarı Selahattin Alpay Malatya
    Kızın Adı Hanife (Hele Hello Can) Necati Coşkun Malatya
    Malatya Malatya Bulunmaz Eşin Hakkı Coşkun Malatya
    Malatya'nın Kavakları Malatyalı Kalender Malatya
    Mevlam Birçok Dert Vermiş Kemal Çığrık Malatya

    NOT: Bu başlıkları googleye yazıp arama yaptığınız taktirde türkünün sözlerini okuyabilirsiniz.Burada yasak olduğu için link ve mp3 veremiyorum...Umarım yardımcı olabildim.
#20.09.2008 07:11 0 0 0
#16.09.2008 20:28 0 0 0
  • Daha önce okumuştum tekrar okuyacak sabrı bulamadım kendimde.paylaştığın için tşkler.emeğe saygı olarak tşklerrrr.
#16.09.2008 20:10 0 0 0
#16.09.2008 20:02 0 0 0
  • Tat Vermiyor Kainat
    Sensiz Mehtabı Seyretmek De Neymiş Huzura Siftahsız Gecelerde !
    Sus Söyleme !
    Ben, Yine De Sen Olurum Kağıda Dökülmemiş Hecelerde

    TeŞeKkÜrLeR......
#16.09.2008 08:42 0 0 0
  • Ben zaten bunları sen olmadan da yaşardım.
    Ne gerek vardı sana, sensiz de yalnız kalırdım.
    Ben zaten sen olmadan da ağlardım isteseydim eğer,
    Ne gerek vardı sana, ne gerek vardı yokluğuna...


    Bencede hiç gerek yoktu ama yanlızlığımız bazen gerektiriyor ve bu uğurda acları çekmemizde gerekiyor....TeŞeKkÜrLeR....
#16.09.2008 08:39 0 0 0
  • Burası benim kalbim giriş var çıkış yok.Aman arka kapıda çıkış var neyime gerek.
    Üstüme kalırsın sonra
#12.09.2008 19:25 0 0 0
  • Konu: Okumak Zor
    İçim açılmadı aksine daraldı.Allah inandırsınki ben daha zor sartlarda okudum.
#12.09.2008 19:18 0 0 0