kalamış

kalamış

Üye
17.04.2006
Er
175
Hakkında

#18.10.2010 23:16 0 0 0
  • Didemciğim önce doğumgününü içtenlikle kutlar,nice nice mutlu ,sağlıklı ve sevgi dolu yıllar dilerim.ayrıca superisini de kutluyorum böyle güzel bir kutlama sayfası açtığı için.
#16.11.2009 18:21 0 0 0
#16.11.2009 18:09 0 0 0
  • Atatürk'ün çabaları sonucu Türk kadını yeniden toplumsal yaşamda hak ettiği yeri almaya başlamıştır. İşte 3 Nisan 1930 tarihinde Meclis'ten çıkan kanun, bunun ilk adımıdır
    teşekürler
#17.04.2009 09:55 0 0 0
#16.04.2009 09:39 0 0 0
#16.04.2009 09:38 0 0 0
  • arkadaşım anlama özürlüsün galiba, ben dinime bağlı biriyim çok şükür
    ibadetimide gerektiği gibi yapmaya çalışıyorum allahıma şükür,
    allah senin kalbine mühür vurmuşki ,sırf kötülüğe çalışıyo kalbin ortalığı kızıştırıp insanları birbirine tutturmaya çalışıyorsun, şimdi dinimizi neden heryere alet ediyorsun anlayamıyorum, herkez ibadetini kendi içinde yaşar vazifelerini gerçekleştirir
    sana tavsiyem ilk önce herkeze saygı ve sevgiyle yaklaşki , sevap kazan , ne dersin
#15.04.2009 22:24 0 0 0
  • @ a-yan

    Yine her konuya oldugu gibi bu konuyada dini karistirmissin. Bak bakalim senden önceki mesajlarda din ile alakali bir yazi varmi ? Her konuya dini karistirmazsan rahat edemiyormusun sen. Konu neyse ona göre cevap yazilir benim bildigim, alakali alakasiz seyler yazilmaz.


    Dikkatimi çeken birsey var, devamli ayni seyleri söylüyorsun, her konuda ayni cümleler. Bilgin mi o kadar, düsüncen mi o kadar, kelime haznen mi o kadar çözemedim gitti.
    Her konuya dini karistirmak imaninda artis saglar saniyorsun galiba. Atatürk'un ve onu sevenlerin müslümanligini konusmak senin gibilere kalmadi.

    Tek derdin ortaligi karistirmak, konuya alakali mesaj yazmak filan degil.

    sevgili havil öncelikle sizin gibi aklı başında bir arkadaşımı burada görmek ne güzel, senin yukarıda anlatmak istediğini , bende birilerine anlatmak istedim ama maalesef bir türlü anlamak istemiyor, ve ya anlıyamıyor kapasitesi okadar sanıyorum her konuya dini karıştırıyor, senin de dediğin gibi ortamı germeye çalışıyor yazık acıyorum o şahsa
    bizim müslümanlığımıza din uzatacak kadar kendini ne sanıyor , saygıdan yoksun şahıs
    Atatürk'un ve onu sevenlerin müslümanligini konusmak senin gibilere kalmadi.
#15.04.2009 20:46 0 0 0
  • Sakin ibadetini kimseye gösterme riya olmasın belli ibadetini öyle gizli yapıyorsundur ki Allah bile görmüyordur gerçek atatürkçülüğün içinde din olmazmı demek istiyorsun?

    sanırım sen ibadeti sadece insanlara gösteriş olsun diye yapıyorsun, ben bundan bunu çıkartıyorum, benim dini inançlarıma hakaret etme cüretinde nasıl buluna biliyorsun , namaz sadece camidemi kılınır , allah benide senide görüyor , ama islam dininde senin gibi kalbi kötülüklerle dolu insanların hiçte makbul olduğunu düşünmüyorum , habire sağa sola sataşıp duruyorsun ilk önce kalbini sevgi bürüsün , etrafına sevgi vede saygıyla yaklaşki islam dinine yakışan biri olasın
    konuyu saptırıyorsun, burada gerçek atatürkçülük diye konu açılmış şu an içinde dinle ilgili bir konu içermiyor,sen illaki polemik yaratmak için dini alet ediyorsun, bundan sonra seni hiç bir şekilde muhatap almıyorum , cevap vermeye değecek biri değilsin çünki
#14.04.2009 20:47 0 0 0
#13.04.2009 22:45 0 0 0
  • düşünceler ve beyinler uyumlu olduktan sonra
    paylaşacak o kadar çok şeyleri varki ,ne sağlamlar var ama beyinleri özürlü
    çok doğru, önemli olan fikirlerin , kafa yapısının uyuşması
#13.04.2009 22:38 0 0 0
  • Elhamdülillah ben kafayı dine sapladım ya sen neye sapladın
    ben dini ibadetimi gizli yaparım, allahla benim aramda çünki, mantıklı düşünürüm her şeyi, saplantılarım yoktur şükür
    buradaki konu gerçek atatürkçülük, şimdi dini neden buraya karıştırıyosun
    herkez dinine bağlı ,belki ben senden daha çpk dinime bağlıyım , ama dini siyasete karıştırmıyorum
    sende evinde ibadetini gizli yap , ve ölmüş insanların arkasındanda konuşma günaha girersin




#13.04.2009 21:15 0 0 0
  • a-yan arkadaş sen kafayı sadece dine saplamışın ,şimdi burada ne alaka anlıyamadım,sen kendi ibadetini yap ,kendinden sorumlusun başkasından sanane
    Işte gerçek dinden soyulmuş bir yaşantı alın tepe tepe kullanın
    uslubun çok çirkin seviyeli olmanızı öneriyorum
    nergish teşekkürler
#12.04.2009 11:15 0 0 0
#12.04.2009 11:09 0 0 0
  • paylaşımınız için teşekkürler.bunun eğitimi aile içinde ve küçük yaşta okullarda özendirilerek yapılmalıdır.
#18.09.2008 23:59 0 0 0
  • Türk kadınının ilkleri
    Yayınlandığı ilk günden bu yana büyük ilgi gören kadın dergisi Biba, ekim sayısında yine birbirinden çarpıcı konularla dolu. Biba, son sayısında Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihe adını yazdırmış kadınlarını inceledi. İlk kadın muhtardan belediye başkanına, ilk tiyatro sanatçısından ilk güzellik kraliçesine kadar, Türk kadınının tüm ''ilk''lerini inceleyen Biba'da Mustafa Sandal'la yapılmış sıradışı bir röportaj da var. Cumhuriyet tarihindeki ilk kadınlar şunlar:

    İlk alfabenin yazarı: Melahat Uğurkan
    İlk avukat: Süreyya Ağaoğlu
    İlk bakan: Prof. Dr. Türkan Akyol
    İlk başbakan: Prof. Dr. Tansu Çiller
    İlk belediye başkanı: Müfide İlhan
    İlk büyükelçi: Filiz Dinçmen
    İlk Danıştay Başkanı: Füruzan İkincioğulları
    İlk Danıştay üyesi: Şükran Esmerer
    İlk diş hekimi: Ferdane Bozdoğan Erberk
    ilk doktor: Safiye Ali
    İlk dünya güzeli: Keriman Halis
    İlk eczacı: Rukiye Kanat Arran
    İlk emniyet müdürü: Feriha Sanerk
    İlk hakim: Suat Berk
    İlk hazine genel müdürü: Aysel Gönül Öymen
    İlk hemşire: Esma Deniz
    İlk hesap uzmanı: Müşerref Çallılar ve Güzide Amark
    İlk heykeltıraş: Sabiha Bengütaş
    İlk hukukçu: Beraat Zeki Üngör
    İlk jet pilotu: Leman Altınçekiç
    İlk karakol amiri: Nevlan Kulak
    İlk kaymakam: Özlem Bozkurt
    İlk kimyacı: Remziye Hisar
    ilk makinist: Seher Aytaç
    İlk milli eğitim müdürü: Güler Karakülah
    İlk milli maç hakemi: Lale Orta
    İlk muhtar: Gül Esin
    İlk müzeci: Seniha Sami
    İlk opera sanatçısı: Semiha Berksoy
    İlk orman mühendisi: Binnaz Zehra Sert
    İlk otomobil yarışçısı: Samiye Morkaya
    İlk petrol mühendisi: Halide Ural Türktan
    İlk pilot: Sabiha Gökçen
    ilk polis memuru: Betül Diker
    İlk profesör: Dr. Fazıla Şevket Giz
    İlk radyo spikeri: Emel Gazimihal
    İlk savcı: Tüzünkan Koçhisaroğlu
    İlk sayıştay üyesi: Fehrunisa Etmen
    İlk senatör ve elçi: Adile Ayda
    İlk sendika başkanı: Dervişe Koç
    ilk subay: Ülkü Sema Toksöz
    İlk TBMM başvekili: Neriman Neftçi
    İlk Türkiye güzeli: Feriha Tevfik
    İlk TV spikeri: Nuran Devres
    İlk vali: Lale Aytaman
    İlk veteriner: Sabire Aydemir
    İlk yargıtay üyesi: Melahat Ruacan
    İlk yüksek mahkemesi başkanı: Firdevs Menteşe
    ilk yüksek mimar: Münevver Gözeler
    İlk yüksek mühendis: Sabiha Ecebilge
    Cumhuriyet tarihinin ilk güzellik kraliçesi 1929 yılında yapıldı ve Feriha Tevfik kraliçe seçildi. İlk kadın vali Lale Aytaman.
    İlk kadın bakan Türkan Akyol. Cumhuriyet tarihinde ilk kez sahneye çıkan kadın sanatçı Bedia Muvahhit Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen, aynı zamanda cumhuriyetin ilk kadın pilotu unvanını taşıyor.
#17.09.2008 02:51 0 0 0
  • Atatürk ün kadınlar hakkında sözleri

    --------------------------------------------------------------------------------

    TÜRK KADINI



    * Kadın meselesinde cesur olalım. Kuruntuyu bırakalım... açılsınlar, onların zihinlerini ciddi ilimler ve fen ile süsleyelim. Namusu, bilimsel ve sağlıklı bir şekilde açıklayalım. Şeref ve gurur sahibi olmalarına birinci derecede önem verelim. Sonraki kişisel ilişkilere gelince, karakter ve ahlakımıza uygun eş arayalım ve onunla evlenme şartlarını açık ve kesin olarak kararlaştıralım. Ona uymakta kusur edince onun gereğini yapalım. Kadın da böyle hareket etsin... ( 1918 )

    * Bizce: Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın; bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en saygın yerde, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır.
    (Perihan Naci Eldeniz, TTK Belleten, Cilt:XX, Sayı 80 , 1956)

    * Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınından daha fazla çalışan bir kadından bahsetmenin imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını "Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim" diyemez. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Kadınlarımızın her millette olduğu gibi, bizim milletimiz için de ne kadar yüksek önemi olduğunu söylemeye lüzum yoktur. Bizim milletimizde kadın eskiden bu önemi hakikaten en yüksek derecede kazanmıştır. Büyük atalarımız ve onların anaları tarihin, olayların şahitliği ile ispatlanmıştır ki, gerçekten yüksek faziletler göstermişlerdir. Burada birçok noktalardan sayabileceğimiz o faziletlerin en büyüğü ve en önemlisi kıymetli evlatlar yetiştirmeleriydi. Gerçekten Türk Milleti'nin bütün dünyada, yalnız Asya'da değil Avrupa'da bile büyük ezici gücünü göstermiş olması, görkemli savaşlar yapmış bulunması, hep böyle kıymetli ataların faziletli evlatlar yetiştirmesi ve daha beşikten çocuklarının ruhuna mertlik ve fazilet aşılaması sayesinde olmuştur. Şunu söylemek istiyorum ki, kadınlarımızın umumî vazifelerde üzerlerine düşen hisselerden başka kendileri için en önemli, en hayırlı, en faziletli bir vazifeleri de iyi anne olmaktır. Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe, hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlat yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların, bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli özellikler taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzun haline koymak, pek çok yüksek özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Belki erkeklerimiz memleketi istila eden düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüslerini germekle düşman karşısında varlıklarını ispat ettiler. Fakat erkeklerimizin meydana getirdiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Memleketinvaroluş sebeplerini hazırlayan kadınlarımız olmuş ve kadınlarımız olmaktadır. Kimse inkâr edemez ki, bu harpte ve ondan önceki harplerde milletin yaşama gücünü ayakta tutan hep kadınlarımızdır. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan oluşur. Mümkün müdür ki, bir kitlenin br parçasını ilerletelim. Diğerini görmezlikten gelelim de kitlenin tümü ilerlemeye imkân bulabilsin? Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? Şüphe yok, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından beraber, arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenileşme sahasına birlikte kesin aşamlar yaptırmak lâzımdır. Böyle olursa inkılâp başarılı olur. Memnuniyetle görmekteyiz ki, bugünkü gidişimiz gerçek ihtiyaçlara yaklaşmaktadır. Her halde daha cesur olmak lüzumu açıktır. ( 1925 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Bu millet, esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk Milleti öyle analara sahiptir ki her devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha yüksek nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.
    (Enver Benhan Şapolyo, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, 1958)

    * Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır sıklette değil; ahlakta, fazilette ağır, ağırbaşlı bir kadın olmalıdır. Türk kadınının vazifesi, Türk'ü zihniyetiyle, bazusiyle, azmiyle koruma ve müdafaaya gücü yeter nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, sosyal hayatın esası olan kadın, ancak faziletli olursa görevini yerinde getirebilir. Her halde kadın çok yüksek olmalıdır. ( 1925 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmi, ahlâki, sosyal, ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekleyicisi yapmak yoludur. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Bundan sonra Türk ırkı, kadınlarını, erkeklerinin yapmaya zorunlu olduğu askerlik vazifesi dahil, bütün hizmetlere ortak ederse, Etiler'de, İskitler'de, Amazonlar'da olduğu gibi kendi ırkından başkalarının hiçbir yardımına muhtaç olmaksızın büyük milli ideallerine başlı başına ve bağımsız olarak yürümek kabiliyetini kazanabilir.
    (Belleten, Cilt:XX, Sayı 80, 1956, TTK)

    * Türkiye Cumhuriyeti'nin esas düşüncesi kadınları değil, erkekleri bile, savaş meydanına götürmemektir. Fakat Türk Ulusu'nun yüksek varlığına, hangi taraftan olursa olsun, ilişildiği zaman, işte o vakit Türk kadınları Türk erkeklerinin bulunduğu her yerde hazır ve faal olacaklardır. Bu, insanlığın yüksek huzuru, sükûnu ve dünya insanlığı için lazım bir ödev olduğundandır ki, Türk kadını bunu yapacaktır ve yapagelmektedir ve yapar.
    (Belleten, Cilt:XX, Sayı 80, 1956, TTK)

    * Siyasi ve sosyal hakların kadın tarafından kullanılmasının, insanlığın mutluluğu ve prestiji açısından çok gerekli olduğuna eminim. ( 1935 )
    (Ayın Tarihi, Sayı:17, 1935)

    * Bir toplum, cinslerden yalnız birinin çağdaş gerekleri kazanmasıyla yetinirse, o toplum yarı yarıya güçsüz kalmış demektir. Bir millet ilerlemek ve medenileşmek isterse özellikle bu noktayı esas olarak kabul etmek zorundadır... İnsanlar dünyaya alın yazılarındaki kadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bu nedenle bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı hareketsiz kalırsa o toplum felçlidir. Bir toplumun hayatta çalışması ve başarılı olması için, çalışmanın ve başarılı olabilmenin bağlı olduğu bütün sebep ve şartları kabullenmesi gerekir. Bunun için, bizim toplumumuzda ilim ve fen lâzım ise bunları aynı derecede hem erkek ve hem de kadınlarımızın kazanmaları lâzımdır. Bilinmektedir ki, her safhada olduğu gibi toplum hayatında da iş bölümü vardır. Bu genel iş bölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan vazifeleri yapacakları gibi, aynı zamanda toplumun refahı, mutluluğu için çok gerekli olan genel çalışma hayatına da gireceklerdir. Kadının ev işleri çok küçük ve önemsiz bir vazifedir. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Kadının en büyük vazifesi analıktır. İlk terbiye verilen yerin ana kucağı olduğu düşünülürse bu vazifenin önemi gerekli şekilde anlaşılır. Milletimiz kuvvetli bir millet olmaya kesin karar vermiştir. Bugünün ihtiyaçlarından biri de kadınlarımızın her hususta yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız da bilgin ve bilgili olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğrenim aşamalarından geçeceklerdir. Sonra kadınlar toplum hayatında erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekleyicisi olacaklardır. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Bir toplum aynı gayeye bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse ilerlemesine ve medenileşmesine teknik bakımdan imkân, ilmi bakımdan da ihtimal yoktur. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Bizim dinimiz hiçbir zaman kadınların erkeklerden geri kalmasını istememiştir. Allah'ın emrettiği şey, Müslüman erkek ve kadın beraber olarak ilim ve irfan kazanmasıdır. Kadın ve erkek bu ilim ve irfanı aramak ve nerede bulursa oraya gitmek ve ona sahip olmak mecburiyetindedir. İslâm ve Türk tarihi incelenirse görülür ki, bugün kendimizi bin türlü kayıtlarla bağlı zannettiğimiz şeyler yoktur. Türk toplum hayatında kadınlar ilim ve irfan bakımından ve diğer hususlarda erkeklerden kesinlikle geri kalmamışlardır. Belki daha ileri gitmişlerdir. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz herşey kadının eseridir. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Kadınlık meselesinde şekil ve dış görünüş ikinci derecededir. Asıl mücadele sahası, kadınlarımız için şekilde ve kıyafette başarıdan çok, asıl başarı olunması gereken saha nur ile, irfan ile, gerçek fazilet ile donatılmasıdır. ( 1923 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

    * Öyle memleket bölgeleri geçtik ki, orada kadınlar erkeklerden daha çok sabana yapışmış, elinde çapası ile Türk'ün verimli topraklarını zenginleştirmeye çalışıyor, toprağı seviyor, ona gönülden bağlıdır. Bütün bu insanlar Türkiye Cumhuriyeti zengin, kuvvetli ve muhteşem olsun diye kendi rızkının fazlasını seve seve, tereddütsüz, büyük bir fedakârlıkla devlet hazinesine veriyor... ( 1937 )
    (Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri)
#17.09.2008 02:47 0 0 0
#17.09.2008 02:31 0 0 0