foto - karoglan
    Ne Amel Üzerinde Ölürseniz, Ahirettte de O Amel Üzere Kalkarsınız


    Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

    Tasavvufi Dini Sohbet Vaaz "Ne Amel Üzerinde Ölürseniz, Ahirettte de O Amel Üzere Kalkarsınız"

    Peygamberimiz Buyurdular :

    "Nasıl Yaşarsanız Öyle Ölürsünüz, O Amel Üzre Diriltilip Haşrolup Hesabınız Görülür, ve O Amel Sebebi ile Cennete veya Cehenneme Sürülürsünüz."
    Onsekizbin Bin Alem Nedir (Kar©glanın 27 Haziran 2020 Vaazı)


    Başağaçlı Raşit Tunca

    Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

    BU HAFTANIN VAAZI

    "Onsekizbin Bin Alem Nedir"

    @Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın

    (Kar©glanın 27 Haziran 2020 Vaazı)

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Cennettekileri Cennete Çağırmak Ahmaklıktır (20.06.2020 Vaazı)


    Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

    Tasavvufi Dini Sohbet Vaaz "Cennettekileri Cennete Çağırmak Ahmaklıktır"


    Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın 20 Haziran 2020 Vaazı
    Parçaya Bakıp Bütünü Görmek Veya Bütüne Bakıp Parçayı Görmek 13 Haziran 2020 Vaazı


    Başağaçlı Raşit Tunca – Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

    Tasavvufi Dini Sohbet Vaaz “Parçaya Bakıp Bütünü Görmek Veya Bütüne Bakıp Parçayı Görmek”


    Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca’nın 13 Haziran 2020 Vaazı
    Sabahın Doğusu Akşamın Batısı Olma Yolundadır Karoglan Kar©glanin 19 Şubat 2019 VAAZI


    Başağaçlı Raşit Tunca

    Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

    BU HAFTANIN VAAZI

    "Sabahın Doğusu Akşamın Batısı Olma Yolundadır"

    Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın
    Kar©glanin 06 Haziran 2020 VAAZI
    Mehdi ve Altın Çağ - Goldene Zeit-PRO1 6 Ocak 2019 VAAZI
    Adminim evvelki dinlerde zaten Allah in dini degilmi onlarida indiren kuran Allah degilmi onlarda bulunuyor olmasi na ne demek lazim peki
    teelevizyonun ilk versionunda kumanda fonksyionu yoktun belki o zaman televizyyon satin alirken biz kumandasininda istemiyorduk, amma bugün televizyon alirken kumandasi olmazsa almayiz o televizyonu degilmi, amma asil olan o, gün öyleydi bugün ise böyle. Halbuki peygamberlerden sonra gelecek olan, onun yolunu devam ettiren haklinda, halbuki kitabinda bir bilgi olmaz, yada olmamis zaten, peygamber hakkinda bile bir bilgi az derecede bulunmus, önemli olan insanlik düzeni burda, onu bu düzene koyacak olan kimse muhammed olmus, isa olmus, musa olmus, önemli degil, önemli olan, Allahin kurallarina uyan, dogru dürüst bir insan milleti olustrumak Allahin gayesi burda, mehdiligi bir liderlik kavgasi zanneden zihniyet zaten bu savaslari ortaya cikardi, halbuki bu bir liderlik kavgasi degil selamlar adminim
    Mehdi ve Altın Çağ - Goldene Zeit-PRO1 6 Ocak 2019 VAAZI

    https://www.youtube.com/watch?v=FY0Bbe0rCJU

    Başağaçlı Raşit Tunca

    Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

    BU HAFTANIN VAAZI

    "Mehdi ve Altın Çağ - Goldene Zeit"

    Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın
    6 Ocak 2019 VAAZI
    irtifa Nedir En Yülsek irtifa Kaçtır? Orada Basınç Etkisi Kaçtır? Valsalve Yöntemi Nedir?
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    irtifa Nedir En Yülsek irtifa Kaçtır? Orada Basınç Etkisi Kaçtır?

    Kartallar Yüksek Uçar

    Uçak seyahati sırasında pilotlar anons yaparak yolculara, uçuşla ilgili kısa kısa bilgiler verirler.

    Saat kaçta kalkış yapıldı, planlanan varış saati, uçağın sürati ne kadar, gidilen kentin hava durumu gibi.

    Pilotlar bir de, uçağın yüksekliğinin ne kadar olduğunu yolcularla paylaşır.

    Peki; pilot, “Sayın yolcularımız, şu anda 10.000 metre yükseklikte seyahatimize devam etmekteyiz.” dediğinde, acaba o yükseklik ne anlama geliyor, biliyor musunuz?

    Uçakların seyri esnasındaki yüksekliği belirtmek için üç farklı irtifa tanımı kullanılmaktadır.

    Yükseklik (Height), deniz seviyesinden yükseklik (Altitude) ve uçuş seviyesi (Flight Level).

    1- Yükseklik

    Basit bir şekilde, uçak ile üzerinden geçmekte olduğu nokta arasındaki mesafeyi tanımlar.

    Yani uçak aynı seviyede uçmaya devam etse dahi, üzerinden geçtiği bölgelerin topoğrafyasına göre yükseklik değişir.

    2- Deniz Seviyesinden Yükseklik

    Adı üzerinde, uçağın bulunduğu noktanın, deniz seviyesine olan mesafesini tanımlar.

    Havacılıkta kullanılan irtifa bilgisi budur.

    Yükseklik ile deniz seviyesinden yükseklik arasındaki farkın daha iyi anlaşılması için basit bir örnek verelim:

    Bir uçağın İran’ın Tebriz kentinin üzerinden geçtiğini düşünelim.

    Uçağın deniz seviyesinden yüksekliği 10.000 metre ise, aynı noktadaki yükseklik 8.500 metredir.

    Zira Tebriz kentinin râkımı, 1.500 metredir.

    3- Uçuş Seviyesi

    Havacılıkta kullanılan bir diğer irtifa tanımı ise uçuş seviyesidir.

    9.000 metre (30.000 feet) ve üzerideki seviyelerde kullanılır.

    Uçuş seviyesini ölçmek için sabit bir referans noktası alınır.

    Bu nokta genelde, 1.013 hektopaskal basınca denktir. Bu basınç seviyesi deniz seviyesine yakın yüksekliklerde oluşmakla birlikte yerine göre bir miktar farklılık gösterebilir.

    Kulak Eşitleme Nedir, Dalgıçlar Su Altında Kulaklarını Nasıl Eşitler?

    Dalgıçlar su altında derinlere indikçe vücutlarına etki eden basınç artar. Bu durumdan en çok kulak ve akciğer gibi hava boşlukları olan organlar etkilenir. Kulaktaki zar basıncın etkisiyle içe doğru esner. Basınç arttıkça zar ve iç kulakta hasar oluşabilir. Dalgıçlar bu duruma uyum sağlamak için kulak eşitleme denen yöntemleri kullanırlar. Çeşitli kulak eşitleme yöntemleri vardır. En yaygın kullanılanı valsalvamanevrası olarak bilinir. Bu yöntemde ağız ve burun kapalıyken dışarıya hava verilmeye çalışılır. Dışarı çıkamayan hava orta kulağa yönelir, içe doğru bükülen zarı dışarı iter ve dengeleme yapılır. Basınç arttıkça bu işlem tekrarlanır. Frenzel manevrasında ağız ve burun kapalı iken ağız tabanındaki kaslar kasılarak hava orta kulağa itilir ve dengeleme yapılır. Valsalva ve frenzel manevrası yapılırken alt çene ileri doğru itilirse etki daha da artar. Bu, Edmonds tekniği olarak da bilinir. Bir diğer eşitleme yöntemi olan Toynbee manevrasında ise ağız ve burun kapalıyken yutkunma hareketi yapılır ve kulak dengelenir.

    Bu tekniklerin hangisinin kullanılacağı kişinin fizyolojik yapısı ile ilgili. Yani herkes her tekniği uygulayamayabilir.

    EDiTÖR KAROGLANIN BU KONUYA iMZASI

    Yüksek Tansiyon hastaları bu "Valsalva" yöntemini yaparlarsa, bir an için o yüksek tansiyondan dolayı kafanın zonklamasından kurtulurlar, çünkü beyin damarlarında, bu gibi yüksek bir ani basinçta açılacak kan için çıkış kapıları, yırtiklar vardır, o çıkış kapısından kan sızar, ve fakat beyin kanaması olmaz, ve vücut rahatlar tansiyon dengesine ulaşır.

    Karoglan Usulü ile Valsalve Nedir Nasıl Yapılır?

    Ağız sıkıca yumulur, burunda iki parmak ile sıkıca tıkanır, ağız ve burun açılmadan hızlıca nefes vermeye çalışılır.

    ---oOo---

    Bir Kar©glan Makalesı

    Başağaçlı Raşit Tunca

    Schrems, 26 MAYIS SALI

    Original Kar©glan
    insanoğlunun ilk Ölçü birimi Adem Atamızın Ölçü Birimleri Makelesi
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    insanoğlunun ilk Ölçü birimi Adem Atamızın Ölçü Birimleri Makelesi


    insanoğlunun ilk ölçü birimi Adem atamızın ölçü birimleri Makelesi

    Selamünaleyküm dostlar

    Ben Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca

    Öncelikle sizlerle Beni yeni bir Makale de buluşturan Rabb'ime hamd ederim

    Bütün meleklerine ve peygamberlerine de Salat selam eylerim, Allah dostlarınada Sevgilerimi sunarım.

    Geçen son sohbetimizde Bahsettiğimiz inç meselesi şu anda yalanlamak da biz yalanlama iddiları ortalıkda dolaşmakta.

    Sohbetimizde bahsettiğimiz gibi, Adem atamız ilk insan ve, onun da bazı ölçü birimlerini ihtiyacı var, ve bugünün insanlarının keşfettiği mamuşka bebekleri gibi, bizler Hazreti Adem'in içinden Çıkıp gelen insanlarız. Her büyük Mamuşkanın içine giren mamuşka ondan bir küçük olmalı ki, büyüğün içine girmiş olsun. Demek ki her büyüğün içindeki insan, Ondan bir küçük boy demektir, bir miktar küçük. işte İnsanoğlu küçüle küçüle, bugünün İnsanoğlu haline geldi fakat, eli kısaldı boyu kısaldı, Ölçüsü kısaldı, terazi kısaldı ve bugünlere öyle geldi.
    Ben Çocukluğumda rahmetli babamın el ve parmakların hatırlıyorum da, benimki onun yanında, tavada omlet gibi kalıyordu, Şu anda benim çocuklarımın el ve parmak yapıları da, benimkinin yanında, aynı babamın yanındaki omlet gibi benim yanımda omlet durumundalar.

    Ve Adem atamız zamanında Demir Yok, marangozluk yok, testere yok ki, ne ile marangozluk yapacak. O ki Allah'ın ilk Peygamberi ve her ilimden bildiği için, ölçü için, elinde ne varsa onu ölçü olarak dan kullanmış, ve parmaklarının uzunluğu, bir karışı, kolunun uzunluğu, dirseğinin uzunluğu, adımının uzunluğu,.. bu şekilde uzunluk birimi kullanmış.

    Daha önce anlatmıştım, benim işaret veya (küsür fark var) orta Parmağımın uzunluğu 13 küsür santim 14 gibi idi Çocukluğumda, Şu anda ben de insanoğlu gibi, sıcak suda çeken kumaş gibi, bizde çektik ve, şu anda o uzunlukta ben bile değilim.

    Ve benim ölçülerrim işte Adem atamızın ölçü birimine yakın birimler idi.

    Bir karışımın uzunluğu 22 santimdir, ve orta Parmak ucumdan dirseğime kadar olan uzunluk 54 santimdi. Sağ kolumu sağ tarafıma açtığım zaman, orta parmak ucundan sol omzumun başına kadar 1 metredir, buna Adem atamızın ölçüsünde ve hatta Osmanlı'da bu ölçüyü kullanmış buna Bir arşın denir ve ya da bir kulaç denilir.

    Ve dedik ki Geçenki sohbetimizde İngilizleri ayakta tutan, Onların yaptığı Güzel bir sünnet ki, o Adem atamızın ölçü birimi olan "inç" e sahip çıkmaları demiştik. ve şu inç Yani İngiliz uzunluk birimini araştırdım, benim söylemem ile tutarlı değil, al bakayım! Benim bildiğim kadarıyla 22 metre ya da 21 metre 1 "mil" denir Deniz ölçüsü, ilk Deniz filosunu kuranlar İngilizler ve deniz ölçü birimi olaraktan mil kullanmışlar, milde inç in bir üst boyutudur, onlu sistem ile, inç birimi şeklinde yer alır. ve Mil birimini kullanan ilk devlet ingilizlerde ingilizlerden çıkma bir birimdir

    ALINTI

    Mesafe ölçüm birimi olan mil, İsim olarak ingilizce kökenlidir, tarihte değişik yöre ve ilgi alanlarında farklı uzunlukta kullanılmış ve halen kullanılmaktadır. Standart kısaltması; (mi)´dir.

    Kara mil´i (Statute mile) ve Deniz mil´i (Nautical mile) olarak iki farklı uzunluklara ayrılırlar.

    Bir Kara mil´inin uzunluğu metrik hesaba göre tam: 1.609,344 metredir.

    DENİZ MİLİ NEDİR?

    Deniz mili (Nautical mile)´inin uluslararası resmi bir kısaltması olmadığından, şu kısaltmalara rastlamak mümkündür.: M, NM, nm, ve nmi.

    bir meridyenin bir dakikalık yay parçasına karşılık gelen uzunluk birimi olan deniz mili (sembolü M, NM veya nmi) 1852 metreye karşılık gelir. Saatte 1 deniz miline eşit hız birimine ise knot adı verilir.

    ALINTI SNONU

    ve bu mildeki ölçüyü de şu anda 18 metre olaraktan yer veriyor internet ve Google amca. Hayır benim bilgilerim, eski bilgilerime göre 1 mil 21 metre idi yahut 22 metre idi, dediğim gibi Mamuşka bebeğin içindeki mamuşka bebek ondan daha küçük olmalı ki üstteki büyük Mamuşka bebeğin içine sığabilecek bir küçüklükte olması lazım. öyle olunca her ana babadan doğan bir çocuk, bir alt versiyon, şu anda insanlar (Büyük Öküzler) bu "G20" toplantılarıyla insanların ölçü birimleri ile oynamışlar, zaten insanlık küçülüyor fakat, işte bu G20 toplantılarında istediklerine istedikleri birimi veriyorlar, şu anda insanlık işte, oradaki birimlerde anlatıldığı gibi 1 inç 2,8 santimetreye düşmüş durumda, Halbuki bir inç 21 santim veya 22 santimdir, gerçek manasıyla 22 santimdir. şu anki haliyle 2,8 santime düşmüş, yani insanlık erlik ve erkeklik ve Rahman lık 2,8 santimetreye kadar düşmüş. Adem atamızın boyu rivayetlerde 70 zira veya 71 ve yahut 73 zira olduğu rivayet edilmekte. Daha önceki vaazlardaki hesabıma göre, bu da bugünün metresine vurduğumuz zaman, 33 metreye denk gelmekte idi, eski vaazlarımdaki hesabıma göre.
    Aşağıya kısa olaraktan Osmanlı'nın kullandığı ölçü birimlerini de inşallah bir İnternet sayfasından alıntı yapraktan ekleyeceğim, işte Osmanlı'da ölçü birimi olaraktan mesela eskiden kumaş ölçerken, Bir arşın iki arşın derlermiş, O da metreye hiç gerek yok, Normal Osmanlı'nın boyun da, Bir arşın : sağ elin orta parmağından sol omuzun başına kadarolan uzunluğa Bir arşın veya Aslında Kulaç denir, ve kumaş ölçerken işte Bir arşın iki arşın diye ölçerlerdi, bir tarlayı o ölçecekleri zaman ise 1 adım 2 adım diye ölçülür, tarlada o şekilde ölçülmez, tarlada adım olaraktan ölçülür, benim eski adımımda ortalama olaraktan 90 santimdir, 1 metreden azdır, 70 ile 90 santim (1arşın) arası Adım atarım, Eski halim de, şu anda ölçmedim.

    şu anda inçe sahip çıkanlar, o birimin alt veya üst birimlerine inçe birimine bu ölçüye sahip çıkan millet olaraktan benim bildiğim kadarı ile ingilizler var. Osmanlı da dahi kalmadığı için, şu anda tek sahip çıkan millet ingilizler olduğu için, Allah'a işte onları da, bu sevdiği bir taraftan dolayı ayakta tutmakta, onları ayakta tutan güzel sünnet ve adette, işte inç birimine sahip çıkmaları demiştim, bu sözümde yine kararlıyım, bu sözümü Allah'tan bana bildiren ilhamın doğru olduğuna inanıyorum, yalan diye affedenler, beni yalancı çıkarmaya çalışıyorlar, Onlar kendileri yalancı ve kendini inkar eden ahmaklardır ancak.

    Bu gün o birimin ingilizlerde olması müslümnları hayıflandırdımı? evet emanete sahip çıkmayanın elinden emanet alınır sahıp çıkacaklara verilir o dirayette olanlara verilir. Osmanlıdan ingilizler çalmış almış ve fakat sahip çıkmışlar vessselam.


    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    إِنَّا عَرَضْنَا ٱلْأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا ٱلْإِنسَٰنُ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).

    Meali :

    Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler onu taşıyamamaktan korktulrda, Onu insan yüklendi. o da ona sahip çıkamadı da, o na zalimce ve çok cahilce davrandı. (Emanet Mehdi olabilirmi acaba burdaki emanet sizce)

    Sadakallahul Aziym Ahzab Suresi 72. Ayet



    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn

    Meali :

    (Cennette ikram görecek olanlar var ya, işte o'nlar) Sözlerinin ve emanetlerinin Çobanıdırlar.

    Sadakallahul Aziym Mearic Suresi 32. Ayet


    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    "Allah ve Resulünün, kendisini sevmesini isteyen kimse, emanete riayet etsin."

    ( Hadis-i Şerif , Taberani)

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    "Emanet kaybedilince Kıyamet yaklaşır. İşleri, ehli olmayana vermek, emaneti kaybetmektir."

    ( Hadis-i Şerif , Buhârî)

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ أَيُّهَا ٱلنَّاسُ وَيَأْتِ بِـَٔاخَرِينَ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ذَٰلِكَ قَدِيرًا

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    İn yeşa’ yuzhibkum eyyuhen nâsu ve ye’ti bi âharîn(âharîne) ve kânallâhu alâ zâlike kadîrâ

    Meali :

    Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah, buna hakkıyla gücü yetendir.

    Sadakallahul Aziym Nisa Suresi 133. Ayet

    ALINTI BAŞLANGICI

    OSMANLI ÖLÇÜ BİRİMLERİ


    Osmanlı Devleti'nde uzunluk ölçüsü birimi olarak "arşın" kullanılmış olmakla birlikte, "çarşı arşını" ile "mimar arşını" (zira-i mimari, zira) birbirinden farklıdır. (Osmanlı'da temel uzunluk ölçüsü birimi olan arşın üç çeşittir: arşın, zira, endaze)

    Çarşı Ölçüleri

    1 arşın = 68,58 santimetre (çarşı arşını)

    1 rub = 1 urub = 8,57 santimetre = 1/8 arşın

    1 kerrab = 1 kirah = 4,28 santimetre = 1/16 arşın

    1 endaze = 65,25 santimetre (Fars menşelidir)

    Mimar Ölçüleri

    1 arşın = 1 zira = 75,7738 santimetre (bina arşını)

    1 kadem = 1/2 zira = 37,8869 santimetre

    1 parmak = 1/24 zira = 3,1572 santimetre

    1 hat = 1/12 parmak = 2,631 milimetre

    1 nokta = 1/12 hat = 0,219 milimetre

    1 mimarî arşın = 1 zira = 1 zira-i mimari = 2 kadem (ayak) = 24 parmak = 288 hat = 3456 nokta = 75,7738 santimetre (Bir mimari arşının 1/2'si kadem, kademin 1/12'si parmak, parmağın 1/12'si hat, hattın 1/12'si noktadır. Yani 1 mimari arşın = 2 kadem = 24 parmak = 288 hat = 3456 noktadır.)

    1 kulaç = 2,5 zira = 189,4345 santimetre

    1 fersah = 3000 kulaç (normal yürüyüşle 1 saatte gidilen mesafe)

    1 berid = 1 menzil = 4 fersah

    1 merhale = 2 berid

    Ağırlık Ölçüleri

    1 çeki = 4 kantar = 225,79832 kilogram

    1 kantar = 44 okka = 100 ludre = 56,44958 kilogram

    1 batman = 6 okka = 7,69767 kilogram

    1 okka = 1 kıyye = 400 dirhem = 1,282945 kilogram

    1 dirhem = 3,2073625 gram

    1 miskal (misgal) = 1,5 dirhem = 4,5819464 gram

    7 miskal = 10 dirhem = 32,073625 gram

    1 dünük (denk) = 1/4 dirhem = 801,84 miligram

    1 kırat = 1/4 dünük = 4 bakray = 200,46 miligram

    1 bağdadi (bakray) = 4 fitil

    1 fitil = 2 nekir

    1 nakir (nekir) = 2 kıtmir

    1 kıtmir = 2 zerre

    1 buğday = 1/4 kırat = 50,11 miligram

    Mehmet İzzet'in 1912 baskı tarihli İlm-i Hisab (hesap bilimi) kitabına göre ağırlık ölçüleri farklı tarif edilmektedir:

    Evzan-ı Kebire (büyük ağırlık ölçüleri)

    1 çeki = 225,978 kilogram

    1 kantar = 56,450 kilogram

    1 batman = 7,692 kilogram

    1 kıyye = 1,282 kilogram

    Evzan-ı Mutavassıta (orta ağırlık ölçüleri)

    1 dirhem = 3,207 gram

    1 miskal = 4,810 gram = 0 1,5 dirhem

    1 dünük (denk) = 801,75 miligram = 1/4 dirhem

    Evzan-ı Hafife (hafif ağırlık ölçüleri)

    1 kırat = 200,43 miligram = 1/4 denk

    1 bağdadi (bakray) = 50,1 miligram = 1/4 kırat

    1 fitil = 12,5 miligram = 1/4 bağdadi

    1 nakir (nekir) = 6,26 miligram = 1/2 fitil

    1 kıtmir = 3,13 miligram = 1/2 nakir

    1 zerre = 1,56 miligram = 1/2 kıtmir

    Ağırlık ölçüsü olarak arpa, buğday, pirinç, dirhem-i şeri, habbe ve hardal tanesi de kullanılmıştır.

    dirhem, Osmanlı dirhemi okka, Osmanlı okkası kantar, Osmanlı kantarı


    Alan Ölçüleri

    1 hektar = 11 dönüm = 10105,337 metrekare = 17600 zira kare

    1 dönüm-ü atik (eski dönüm) = 4 evlek = 918,667 metrekare = 1600 zira kare = 40x40 zira

    1 dönüm-ü cedid (yeni dönüm) = 2500 metrekare

    1 dönüm-ü kebir (büyük dönüm) = 2720 metrekare

    1 evlek-i atik (eski evlek) = 229,666 metrekare = 400 zira kare = 20x20 zira

    1 evlek-i cedid (yeni evlek) = 100 metrekare

    1 cerip = 3600 zira kare = 60x60 zira

    1 zira kare = 4 kadem kare = 0,57416 metrekare

    1 kadem kare = 144 parmak kare = 12x12 parmak

    1 parmak kare = 144 hat kare = 12x12 hat

    1 hat kare = 144 nokta kare = 12x12 nokta

    Çarşı ölçüleri olarak da "arşın kare", "rub kare", "kirah kare", "endaze kare" kullanılırdı.

    Hacim Ölçüleri

    1 kutu (god, kot, godik) = 4,625 litre

    1 şinik = 9,25 litre = 2 kutu

    1 kile (İstanbul kilesi) = 37 litre = 4 şinik = 8 kutu

    Su Debisi Ölçüleri

    Su kaynağının debisinin ölçülmesinde birim olarak "lüle" kullanılmıştır. Bir lüle yaklaşık olarak 26 milimetre çapında bir borudur ve dakikada 36 litre su akıtır. Günlük yaklaşık 52 metreküp su olarak kabul edilir. Şehir içinde yer alan su taksim istasyonlarında bulunan dağıtım sandıklarında kullanılan boruların günlük debisi ise dağıtım yapılan bölgenin ihtiyacına göre ayarlanmıştır ve aşağıdaki gibidir.

    1 hilal = 0,5625 litre/dakika = 0,81 metreküp/gün

    1 çuvaldız = 1,125 litre/dakika = 1,62 metreküp/gün

    1 masura = 4,5 litre/dakika = 6,48 metreküp/gün

    1 kamış = 9 litre/dakika = 12,96 metreküp/gün

    1 lüle = 36 litre/dakika = 51,84 metreküp/gün

    Osmanlı çarşısı - Osmanlı pazarı

    Metrik Sistem

    Osmanlıların metrik sisteme geçiş, Sultan Abdülaziz döneminde, 20 Cemaziyel hir 1286 (1869) tarihli bir hatt-ı hümayun ve kanunnameyle başlamıştır. Bu kanunnamede uzunluk ölçü birimi olarak "metre" kabul edilmiş ve eski ölçülere uygun isim verme endişesiyle metre için zira-i aşari yani ondalık zira deyimi kullanılmıştır.

    Bu değişiklikle birlikte arazi ölçü birimi olarak "ar", hacim ölçüsü olarak öşr-i zira küp yani ondalık zira küp (desimetreküp, litre), ağırlık ölçüsü olarak da dirhem-i aşari yani ondalık dirhem (gram) kabul edilmiştir. Kanunda yeni ölçülerin Mart 1287'den (1870) itibaren resmi işlemlerde geçerli olacağı, halkın Mart 1290'a (1873) kadar eski ve yeni ölçüleri birlikte kullanabileceği ama bu tarihten sonra eski ölçülerin tamamen yasaklanacağı belirtilmiştir.

    Sultan Abdülaziz dönemindeki gayretler yeterli olmamış, kapsamlı bir çaba Sultan İkinci Abdülhamit'in 1881 tarihli kanunnamesiyle olmuş ve metrik ağırlıklara 1883 tarihinden sonra damga vurulmaya başlanmıştır. Buna rağmen 1895 tarihinde bir defa daha geri dönüldüğü ve Osmanlı topraklarında bir süre daha dirhem kullanılmaya başlanmıştır. Metrik sisteme kesin geçiş ancak 26 Mart 1931'de çıkarılan Ölçüler Kanunu ile sağlanabilmiştir.


    ALINTI SONU

    Adem Atamız ve evlatlarının ve Bütün Peygamberlerin Ruhuna Salat Selam olsun.



    ---oOo---

    Schrems, 27 Mayıs 2020

    Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi sonu
    Irkcılık ve ilk Zenci Irk Nerede Ortaya Çıktı Başağaçlı Raşit Tunca'nın 30 MAYIS 2020 VAAZI

    Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

    Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri
    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "Irkcılık ve ilk Zenci Irk Nerede Ortaya Çıktı"
    Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın 30 MAYIS 2020 VAAZI
    Arafatsız Arfefe insansız Dünya Bayramsız Bayram Başağaçlı Raşit Tunca'nın 23 MAYIS 2020 VAAZI


    Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

    Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri
    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "Arafatsız Arefe insansız Dünya Bayramsız Bayram"
    Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın 23 MAYIS 2020 VAAZI
    ilmu Ledünnü Nedir? Hızır ilmi Nedir? Deccal (Ajan Smith) Zıvanadan Çıktımı
    Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri
    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "ilmu Ledünnü Nedir? Hızır ilmi Nedir? Deccal (Ajan Smith) Zıvanadan Çıktımı?"
    Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca'nın 16 MAYIS2020 VAAZI

    1. ViDEO - I. BÖLÜM



    2. ViDEO - II. BÖLÜM



    3. ViDEO - III. BÖLÜM

    Briyantin nedir? Zeytinyağının Saçları ve Vücudu Besleyici Faydaları Nelerdir?
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Briyantin nedir? Ne işe yarıyor? Zeytinyağının Saçları ve Vücudu Besleyici Faydaları Nelerdir?

    Briyantin, saç sakal ve bıyık da dahil olmak üzere, saçlara parlak, bakımlı bir görünüm vermek için amaçlanan bir saç bakım ürünüdür. Edouard Pinaud isimli Fransız bir Parfümcü tarafından 20. yüzyılın başlarında (1900 lerde) Fransızca "Brillantine" yani parlak veya parlatıcı anlamına gelen, Türkçe "Briyantin" diye bildiğimiz ürün piyasaya sürüldü.

    Şu anda piyasada yeniden ün kazanan, ve Briynatin diye sunulan o malzemenin, orjinal Briyantin ile uzaktan yakından alakası yokdur.
    Orjinal Briyantin halis muhlis zeytinyağından başa bir şey değildir, onu bulan yada piyasaya süren amca, sadece içine özel bir parfüm katmıştır, o kadar.

    Arabaların yakıtı benzindir, beynimizin yakıtı şekerdir, böbreklerimizin ki ve idrar yolumuzun ki ise aynı lavoba sistemini çalıştıran su dur ki, su olmazsa lavabodaki s deki su kuruyunca kötü kokular gelir, nitekim mazgallardan da yaz günlerinde kötü kokular gelmesi su yokluğundandır. Böbreklerde su azlığında, yani su az içildiğinde hasta olurlar. işte saç sakal ve bıyık gibi kıl cinsinin yakıtıda yağdır. yeterince gerekli yağ kıl diplerine ulaştırılamazsa, saç sakal ve bıyık gibi kıl cinsi ve bölgesi hasta olur, önce kuruluktan kepeklenme baş gösterir, sonrada dökülmeler başlar. Bazen vücuttan istenilen gerekli yağ kıl diplerine ulaştırılamzsa, saç sakal ve bıyık gibi kıl cinsi ve bölgesi, Zeytinyağı ile yağlanarak, onlara dıştan destek sağlanırsa, onların hastalanmasının önüne geçilmiş olunur.

    Zeytinyağının Saça ve Vücuda Faydaları

    Zeytinyağı saçlarda oluşan kepeğin azaltılmasını sağlar. Saçın daha kolay şekil almasını ve parlak hale gelmesine yardımcı olur. Saçların nem oranını yükselterek, sağlıklı hale gelmesine yardımcı olur.

    Zeytinyağı cilt için önemli faydalara sahiptir. Ciltte sürekli olarak ortaya çıkan ölü hücrelerin yok edilmesine yardımcı olur. Bu sayede cildin yaşlanmasına engel olur. Cilt üzerinde oluşan sivilce ve siyah noktaların tedavisinde tercih edilebilir. Kuru cilt tipine sahip bireylerde, nemlendirici etkisi olduğundan, cildin nem oranının korunmasına yardımcı olur.

    Nitekim Kırkpınar Yağlı Güreşlerindeki, Güreşçiler "Pehlivanlar" önce sağ elle sol omuza, göğüse, kol ve kıspete yağ sürerler. Daha sonra sol el ile aynı işlemi tekrarlarlar. Güreşçiler bu arada birbirlerinin sırtlarını da yağlarlar. Güreş başladıktan sonra pehlivanlar çayırda dolaşan yağcılardan diledikleri zaman yağ ve su alabilirler. Burdaki yağlanmada ki asıl gaye yıllar içinde unutulmuş ve, bugün sadece Güreşçiler rakibi tarafından , kavranmaları güç olsun diye yağlanırlar. Halbuki Güreşçiler rakibi tarafından sert hareketlere maruz kalmalarına rağmen, hiçbir Güreşçide, bere ve morluk oluşmaz, neden? çünkü o Zeytinyağı ile yağlanmalarının sayesinde, morluk ve bere oluşmaz, üçüncü faydası peygamberlerden birisine öğretilen bir ilimdir ki bu, vücutta Zeytinyağı ile yağlanır ki, o sayede vücutta beslenir ve kaslar dahada esnekleşir ve güçlenir.

    Rabbimiz Teala da Kitabımız Kuranda : Turi Sina ya yemin edip överekten, "Zeytin Dağını" övmektedir, ve Nur suresinde de Zeytin yağını överekten, ona sakladığı hikmetlere, insanoğlunun dikkatini çekmektedir.

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشْكَوٰةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ ۖ ٱلْمِصْبَاحُ فِى زُجَاجَةٍ ۖ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِىٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ ۚ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٍ ۗ يَهْدِى ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُ ۚ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَٰلَ لِلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Allâhu nûrus semâvâti vel ard(ardı), meselu nûrihî ke mişkâtin fîhâ mısbâh(mısbâhun), el mısbâhu fî zucâceh(zucâcetin), ez zucâcetu ke ennehâ kevkebun durrîyyun, yûkadu min şeceratin mubâraketin zeytûnetin lâ şarkîyetin ve lâ garbiyyetin, yekâdu zeytuhâ yudîu ve lev lem temseshu nâr(nârun), nûrun alâ nûr(nûrin), yehdîllâhu li nûrihî men yeşâu, ve yadribullâhul emsâle lin nâs(nâsi), vallâhu bi kulli şey’in alîm

    Meali :

    Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Sadakallahul Aziym Nûr Suresi 35. Ayet

    Yine Tin suresinde de

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيْتُونِ وَطُورِ سِينِينَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Vet tîni vez zeytûn, Ve tûri sînîn.

    Meali :

    incire ve zeytine yemin olsun. ve Sinâ dağına "Zeytin Dağına" yemin olsun.

    Sadakallahul Aziym Tin Suresi 1 ve 2. Ayet

    Tevrattaki Mehdi isminin bir manasıda yağlanan adam demektir.

    Bizde saçımız ve saç köklerimiz güçlensin diye, üç haftda bir, yada ay da bir, saçlarımızı Zeytinyağı ile yağlarız. Cildimiz de kuruyan bölgelerimizi de Zeytinyağı ile yağlarız.

    Yolumuzdan gelecek olanlarda, bu sünnetimize ittiba etsinler, yani Raşidi Tarikatı Askerlerimiz de bu sünnete ittiba göstersinler.

    Zeytinyağı, Saçlara ve Vücuda, Raşidi Usulü ile Nasıl Uygulanır?

    Bir tabak içerisine bir miktar halis Zeytinyağı dökülür, parmaklar o yağa bandırılarak, kafa veya vücudun o bölgesi, parmaklar ile friksiyon yaparak, zeytinyağı o bölgeye ve, saç sakal ve bıyık da dahil olmak üzere,.. gerekli yağ kıl diplerine veya hücrelere ulaştırılır. Yeterince sürüldükten sonra, sadece elbisemizin üstüne akmaması için, boynumuza bir havlu ardılır (tabi bu, kafaya sürüyorsak böyle). Sonra 45 dakika veya bir saat bekletilir. Sonra kaynar olmayan sıcak su ile ve, herzman ki kullandığımız, şampuan veya sabunumuz ile saçlar veya sakal veya o bölge yıkanır, ve yıkama sonrasında, bir miktar yağın hala saçlarda kalmış olması idealdir güzeldir. Vücuda sürülen yağın yıkanmasına gerek yoktur, cildimizin ve hücrelerimizin onu emmesi beklenir sadece, Bir defada fazla miktar sürülmez ise, az bir süre içinde, emip içine çekecektir zaten cildimiz onu..


    Kolay Gelsin, faydasını göresiniz inşallah.

    Bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesi Sonu

    Schrems, 2020 Senesinin Mayıs ayının yedisi, saat 23:23
    Karoglan ın Ramazan Risalesi
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    Karoglan ın Ramazan Risalesi

    Selamünaleyküm,

    Estauzubillah,

    Yıllardır Ramazan'a Müslümanlar Medhiyeler dizmişler "hoşgeldinler Merhabalar, güle güle, elvedalar" neredeyse kırmızı halı serecekler önüne. Halbuki Ramazan nedir? ne değildir? insanoğlu anlamamış. Açlik, fakirlik, yokluk, kıtlık demek Ramazan.

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِۜ وَبَشِّرِ الصَّابِر۪ينَۙ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât, ve beşşiris sâbirîn

    Meali :

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

    Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 155. Ayet

    Ekmek yeme! su içme! karın ile yatma!

    Ekmek yeme demek, ne demek : Her şey zıtti ile kaim, yani Türkcesi Her şey, zıt anlamlısı ile daha iyi bilinebilir. Ekmek ve su gibi nimetlerin kıymetini, Eksildiğinde veya yokluğunda daha iyi anlamış oluruz. Allah, Ramazan ile diyor ki : "Bak sana ekmek verdim, rızık verdim, su verdim, Onları veren benim, alırsam, bak böyle Ramazandaki gibi, aç kalırsın, fakirliğe düşersin. Anla ki, bunları sana, ben verdim, benim verdiklerime (yediğin, içtiğin, bindiğin, yattığın şeylere..) şükret, kıymetini bil, israf etmeden ye iç, güzelce yaşa, diyor.

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُواۚ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِف۪ينَ۟

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    kulû veşrebû ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhıbbul musrifîn

    Meali :

    Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

    Sadakallahul Aziym Araf Suresi 31. Ayetten Pasaj

    Karı ile yatma ne demek? Yine o da zıttı ile kaim. Size eşler verdim, çocuklar verdim, aile verdim, bak Ramazandaki gibi sizi bunlardan mahrum edersem, zor durumda kalırsın, elinkilere göz dikersin. Eşinin kıymetini bil, Çoluk çocuğun ailenin kıymetini bil! Oruç ile Ramazan ile sana bunların eksikliğini yokluğunu öğretiyorum ki, karın ile cima edip yatma diyorum ki, yatmanın ve eş ve aile sahibi olmanın kıymetini bil diye. Sana verdiğim eşin ve ailenin kıymetini bil diye! Yoksa Ramazan diye, sahurda mideyi tıka basa doldurup, acıkmayan diye, her şeyden yiyip, sonra susamayan diye de, çay içip nane yiyip, aşama kadar acıkmadan susamadan durup, bir de ben oruçum diye gezmek değildir ki orucun gayesi. Yokluğunu gösteriyor ki, sen de varlığının kıymetini bilesin diye. insan için yemek ne kadar önemli bir şey, su içmek ne kadar önemli bir şey, bunları bize bahşeden, bizim için vareden ve, bizlere ikram eden, böyle bir şeyi yaratan Rabbimize şükretmek, daha güzel bir şey değil mi? Yokluğunu anla ki, varlığında kıymetini bilesin israf etmiyesin. Bunu bir defada anlayabilcek kapasitedeydek insanlar, bunun şu andaki insanların kafasına vura vura, her sene, her sene anlatmanın anlamı yok artık. Ramazan'ın gayesi ve manası : sadece verdiğim (Rabbimizin verdiği) nimetlerin kıymetini bilin demek. Yoksa 1 ay oruç tutuyorsun diye böyle, acıkmayan diye tıka basa mideyi doldurup, Ondan sonra akşama kadar hiç acıkmadan dur gez!

    Orucun gaye ve manası böyle olmadı ki! Bunu insanlar anlamadı da zaten, yıllardır bir şey anlamamış Ramazan'dan, "Hoşgeldin Ramazan, elveda Ramazan" kötü iyiyi Bulasın diye var dedik, gece gündüzün kıymetini anlayasın diye var, Yoksa Allah insanı niye aç durdursun, o kadar nimetleri bahşeden, senede bir ay, onlara kedinin ciğere baktığı gibi bakın durun diye mi! bunu zaten tek bir seferde anladıysan,artık oruç falan tutmana gerek yok kardeşim, cennette oruç namaz hac zekat ve benzeri insanları meşakkete sokacak hiç bir şey yok.

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَٰبِلِينَ لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    İnnel muttekîne fî cennâtin ve uyûn. Udhulûhâ bi selâmin âminîn. Ve neza’nâ mâ fî sudûrihim min gıllin ıhvânen alâ sururin mutekâbilîn. Lâ yemessuhum fîhâ nasabun ve mâ hum minhâ bi muhrecîn.

    Meali :

    Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır. Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir. Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar. Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.

    Sadakallahul Aziym Hicr Suresi 45-46-47-48. Ayet

    Sen Allah'ın nimetlerini bildiğin saydığın ve yad ettiğin ve şükrettiğin de, yapman gerekeni yapmış olursun. Cennet kurulunca da, ye iç israf etme, hanımın ile birlikte ol, ama zina etme, Ramazanın anlamı bundan ibaret, yoksa Elvedalar Hoşgeldinler hepsi fasa fiso, bir ay oruçta, hepsi fasa fiso.

    9 Mayıs 2020 Ramazan ayının 16'sının gündüzü Saat sabah 7.42 geçiyor.

    Karoglan Başağaçılı Raşit Tunca

    Bir Karoglan Risalesi
    Tasavvufi Sohbet
    Haftanin VAAZINI EKLEDiM
    Sevenlerimi Takipcilerimi Beklerim
    icinde Bazi uygunsuz kelimler var lütfen Cocuklar Girmesin
    Tasavvufi Sohbet


    Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri

    "Fena-Fissofi-Fena-Fil-Mehdi-FenaFirrasul-Fena-Fillah-Bekabillah"
    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz insanlar Helaktedir Alimler Müstesna, Alimlerde Helaktedir ...
    https://youtu.be/DlIk6t3G-E8

    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "insanlar Helaktedir Alimler Müstesna, Alimlerde Helaktedir ..."
    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz Deccal Amacına Ulaşmak için Şimdide Uremeyi Durdurmak istiyor
    https://youtu.be/B6gWIAqxRy8

    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "Deccal Amacına Ulaşmak için Şimdide Uremeyi Durdurmak istiyor"
    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz . icad-Allah-Değildir-Gerçek-Allah-icad-ettirendir-Yani-Mecid-olandır
    https://youtu.be/X8RnZSGbRos

    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz . icad-Allah-Değildir-Gerçek-Allah-icad-ettirendir-Yani-Mecid-olandır
    ibretlik DERS BiZ LAZUK ATTIK SANA BiR KAZUK
    https://youtu.be/jjK6JAA4ejA

    ibretlik DERS "BiZ LAZUK ATTIK SANA BiR KAZUK"
    Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri Melekler Yalan Söylüyor Artik(Son Deccal fitnesi)
    https://youtu.be/7yUCopiRJlk

    Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri Melekler Yalan Söylüyor Artik(Son Deccal fitnesi)
    Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri Biometrik-Cip-Matrixe-Girmeden-onceki-Son -Halka
    https://youtu.be/i6LSQCRs9lc

    Karoglan Hocanın Tasavvuf Sohbetleri Biometrik-Cip-Matrixe-Girmeden-onceki-Son -Halka
    Zülkarneyn Seddi ve Deccal Meselesi - Acil Duyuru (Kar©glanın 25 Mart 2020 )
    https://youtu.be/qkfhyH5wBKA

    Zülkarneyn Seddi ve Deccal Meselesi - Acil Duyuru (Kar©glanın 25 Mart 2020 )
    Kıbleteyn, iki Kıble, Dönüm Noktası (Kar©glanın 24 Mart 2020 Videolu ve Sesli Vaazı)
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    "Kıbleteyn, iki Kıble, Dönüm Noktası\" (Kar©glanın 24 Mart 2020 Videolu ve Sesli Vaazı)


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Vaazı "mp3"olarak indirmek için linke sağ tıkla ve farklı kaydeti seç

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar_1/Vaazlar/03%20-%20Rasit%20Tunca%20-%20Kibleteyn-2Kible.mp3

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Vaazı Youtubeden Seyretmek için Linke TIKLA

    https://youtu.be/fWZ7N-sdd84


    Kar©glan

    Başağaçlı Raşit Tunca

    Schrems, 24 Mart 2020 Salı

    Original Kar©glan
    Lütfen bana yardimci olabilirmisniz ACiL
    Selam Main Board daki Sevenlerim Takipcilerim,
    Lütfen bana yardimci olabilirmisniz

    Bu haftanin vaazini sesli ve videolu yaptim amma yazmaya vaktim olmadi acele lazimdi
    ve vaazin youtube linbkini vereyim, bana on parmak ile, klavyede türkce yazabilen birisi lazim, bu haftanin vaazini ,yutbeyi acip, kulakligi takip, görüntüye bakmadan, dediklerimi, yaziya cevirebilcek birisi lazim, sizler veye gelen misafirlerden, bunu yapacak kardesimize duaci olcan.
    Selamlar sevgiler acil cevap

    vaazin linki bu

    embedi acmayi unutmusum sonradan actim o yüzden youtuube kanalimdan gidebilirsniz simdilik

    https://www.youtube.com/channel/UCUmT5thRJB9pfD044cWeJhQ

    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz "Kıbleteyn, iki Kıble, Dönüm Noktası" vaazim

    https://youtu.be/fWZ7N-sdd84

    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz Global Dünya-Küresel Dünya Hayali Suyamı Düştü(Kar©glanın 12 Mart 2020 Vaazı)
    https://youtu.be/K7edHSDt5os

    Vazin yazilisini eklemiyorum artik videodan bakin lütfen vaktim yok yazili vaazi yazip düzeltmeye
    Kendini Değiştirmeyen Ahiret Yurduna Varamaz (Kar©glanin 29 Şubat 2020 Vaazı)

    Kendini Değiştirmeyen Ahiret Yurduna Varamaz

    (Kar©glanin 29 Şubat 2020 Vaazı)

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    يَٰعِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ مُسْلِمِينَ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ أَنتُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ تُحْبَرُونَ يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ ۖ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ ٱلْأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلْأَعْيُنُ ۖ وَأَنتُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ وَتِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِىٓ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Yâ ibâdi lâ havfun aleykumul yevme ve lâ entum tahzenûn. Ellezîne âmenû bi âyâtinâ ve kânû muslimîn. Udhulûl cennete entum ve ezvâcukum tuhberûn. Yutâfu aleyhim bi sıhâfin min zehebin ve ekvâb(ekvâbin), ve fîhâ mâ teştehîhil enfusu ve telezzul a’yun(a’yunu), ve entum fîhâ hâlidûn. Ve tilkel cennetulletî ûristumûhâ bi mâ kuntum ta’melûn.


    (Sadakallahul Aziym Zuhruf Suresi 68-69-70-71-72. Ayetler)
    ---oOo---


    Zübeyr bin Bekkar, İsmail bin Ebi Uveys'ten, o da Enes İbn Malik'ten naklediyor:


    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    لاَ يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًا وَلَهُمْ رِزْقَهُمْ فِيهِمَا بُكْرَةً وَعِشِيًّا

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    La yes'meune fiha lağven ve la kizzaba. ve lehum rızkuhum fîhâ bukreten ve aşiyyâ

    Meali :

    Orada Onlar (Cennet Halkı), ne bir boş söz, ne de bir yalan işitirler. Oarada (cennette) onlara, köprü yemekler, yani ara öğünler, ve birde yatsı yemeği de vardır. (Yani yatmadan önce yenilen "yatgeber ekmeği yada yatgeber yemeği).

    Sadakallahul Aziym Kur'an-ı Kerim den Ayet. Yerini bilmiyorum)

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem bu ayeti okudu ve sonrada Buyurdular

    Orada(Cennette) gece yok. (yeni (Elekrik ve lambalar sayesinde geceleride gündüz gibidir) O ancak bir ışık (Lambalar) ve nurdur. Sabah akşam­ların, akşamlar da sabahların üzerine gelir. (O nların Geceleride gündüzleride aydınlıktır) Onlara hediyelerin en kıymetlileri Allah tarafından namaz vakitlerinde gelir.(Postacılar Gündüz Dağıtır paket ve mektuplarını Haberlerini yani postacılara ve paket firmalarına atıf var, DHL Kargo,PTT Kargo gibi) O namaz­lar ki onlar dünyada kılınırlar (orada namaz yoktur). Melekler onlara selâm verirler (internet MSN,... cep telofonu ile ve email ve benzerleri ile haberleşme ve selamlaşma).

    ( Hadis-i Şerif )

    Bu hadis, ayetin mânâsını açıklamaktadır.

    Alimler "Cennette gece ve gündüz yoktur. Cennet ehli ebedi bir nur içindedirler. Gecenin gündüzden ayırımı ancak perdelerin sarkması ve kapıların kapanmasından anlaşılır. Perdelerin kaldırılması ve kapıların açılmasıyla da gündüzün miktarı anlaşılır." demişlerdir. Bunu Ebu'l Ferec'il-Cevzi ile Mehdevi, muhaddislerden rivayet etmişlerdir.

    (Kurtubi, Ahkam'ul-Kur'an, cilt: 11, sh: 127, vd.)

    "Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
    "Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

    (Kar©glanin 29 Şubat 2020 Vaazı NOTLARI)

    Yolculugumuza başliyoruz :

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Bilerek inkar edenden daha Zalim kim olabilir ki.

    Sadakallahul Aziym Kur'an-ı Kerim den Ayet. Yerini bilmiyorum)

    Insan sayısı çoğalınca, doğayı ve dünyayı bozup ifsad eder düşüncesiyle, insan popülasyonunu, yani nüfusu, 500 milyona düşürme hikayesi yanlış bir görüş ve kural.

    Çünkü mesela, elindeki bakteri sayısı, elini yıkamadan önce, belki milyarları bulmuşken, elini yıkadığın zaman, sabundaki iyi bakteriler, o bakteri ve mikropları yiyerekten, İyiler çoğalınca, Kötüler gider. Belli bir süreye kadar, bu iyilerin çoğalması, elin tamamen temiz hale gelinceye kadar devam eder. Ellerin tamamen temiz olduktan sonra, bu sefer, herhangi bir yerden, dokunduğun zaman alacağın bir mikrop ile, iyileri yiyen mikroplar çoğalaraktan, bu sefer elin tekrar mikroplu bir bir hale gelir. Neden hazreti Adem vakti, insan ömrü, 3 bin sene gibiydi, çünkü insan azdı, ve minare kadar büyüktü, Şimdi ise insan küçülmesine rağmen, fakat sayı olaraktan çoğaldık. Allah işte dünyadaki popülasyonu korumak için, doğum ve ölüm hikmeti vermiş. Eskiden insan az olduğu için, ömürler uzun idi, Çünkü dünyayı 50 tane 100 tane insan dolduramaz. Bu gün ise, sadece Çin Devleti'nin nüfusu bile 1 milyardan fazla,
    ve insanoglu bu hızda çoğalmaya devam ederse, Dünyamızın kaynakları ve yeri, onu barındırmaya ve doyurmaya yetmeyebilir. Fakat insanoğlu Allah'ın koyduğu dengeyi yani mizanı bozmadıkça, Allah, bak ömürleri 60 sene yada, 50 sene yada, bazen de 100 seneye kadar düşürmüş. işte Allah, otomatik pilotta, zaten popülasyonu koruyordu. Ama eğer ölümsüzlük keşfolursa, doğan bir daha ölmezse, bu dünyaya nasıl sığarız. Öyle bir durumda, artık çocuk yapmamak gerekir. ve peygamberimiz anlattğı hiçbir Cennet tasvirinde de, Kur'an'da, Tevratta da, "Cennette müminlerin çocukları olur" diye bir anlatı yok. Hatta

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    “Cennette cennet ehlinin çocukları olmaz.”

    ( Hadis-i Şerif , Tirmizi, Cennet 23, 2566)

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    “Cennette mü’min, çocuk arzu ettiğinde, hamli, doğumu ve yaş alması bir anda oluverir.”

    ( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Cenne, 23; İbn Mâce, Zühd, 39; Dârimî, Rikak, 11; İbn Hanbel, III, 9)

    Çünkü artık cennette çocuk yapılmaz. Nüfusu 500 milyona düşürmek hikayelerini tasarlıyan Amcalar, Eğer ki ölümsüzlük Keşfolursa, Çin'in halkına uyguladığı bir çocuk yapma kuralı gibi bir kural ile, nüfusumuzu koruruz, akıllı insan artık kendini tehlikeye atar mı? Evet belki Huri bebeler, yani robot bebeler kullanırız, hayvanlar da aynı şekilde, mesela fare çoğaldımıydı, Allah orada bir kedi yaratıp, kedi ile farelerin popülasyonunu koruyor. Yine mesela her sebzenin meyvenin, bir tane de zararlısı var. o zararlı sayesinde, Allah o meyvenin ya da sebzenin, haddinden fazla çoğalmasına müsaade etmiyor. Yani Allah, doğal süreçte, otomatik pilotta, popülasyonu zaten koruyordu, bizim buna müdahale etmemize gerek yoktu. şimdi hangi ahmak, böyle bir müdahaleye hak iddia edip, popülasyonu, insan eliyle azaltmaya çalışmakta. Bu kurallar yanlış, bunu düşünen amca, iki kere daha düşünüp, bu kararından vazgeçsin.

    Halbuki Allahu Teala işte, mümin ve kafir hususunda da, aynı bakterilerdeki sabun meselesi gibi, iyiler ve Salih kimseler çoğalınca, kötüler ve kâfirler azalır. Eğer bunun tersi olursa. bu sefer kafir ve kötüleri çoğalırsa. Müminler azalır. Yine gece uzarsa. gündüz azalır ve kısalır, gündüz uzarsa, gece kısalır. Yine mevsimler de aynı şekilde, yaz, ilkbahar, sonbahar ve kış mevsimi de, aynı düzen ve Allahu Teala'nın dengesi ve mizanı sayesinde, aynı şekilde devirdaim etmektedir. Bunlarca senedir, hiç bozulmadan devam etmekteydi, ne zaman ki işte, o iklim ile oynayan "HARP" teknolojileri ve gıda ıle oznazan 'GEN' teknolojileri keşfoldu, ve doğaya ve dünyamıza, Allah'ın razı gelmediği şekilde müdahale etmeleri sonucu, doğamızda ki iklimler değişti, Kış kış gibi değil, yaz yaz gibi değil. Bunun çözümü ıse, Allahu Teala'nın mizanını bozmamak ta yatıyor. Ki ayeti kerimede şöyle buyuruyor Rabbimiz :

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Eş şemsu vel kameru bi husbân. Ven necmu veş şeceru yescudân. Ves semâe refeahâ ve vedaal mîzân. Ellâ tatgav fîl mîzân

    Meali :

    Güneşler ve aylar Tesbıh ederler, Yıldızlar ve ağaçlar Secde ederler. Gökler ve yerler Bir Denge ve Mizan yani ölçülü haldedirler. Sakın ola o Ölçü Mizanı ve dengeyi bozmayın.

    (Sadakallahul Aziym Rahman Suresi 5-6-7 ve 8. Ayetler)


    "Sakın ola mizanı bozmayın." ya yani düzen ve dengeyi bozmayın. Yani İnsanoğlu, Allah'ın koyduğu dengeyi bozabilir mi? Evet Allah ona da müsaade etmiş, fakat bizden, düzeni bozmamızı istiyor, yoksa dünya helaka gider.

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ فَقَدَّرَهُۥ تَقْدِيرًا

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekûn lehu şerîkun fîl mulki ve halaka kulle şey’in fe kadderahu takdîra.

    Meali :

    O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeylere bir kader takdir edendir. (Yani her oyuncuya "insana hayvana,.." bir kader, yani seneryo yazan, ve onun doğumu, yaşaması ve, yaşaması için gerekenler, ve onun için murad ettiği, bir amaç gaye ve görevi, tayin edendir.)

    (Sadakallahul Aziym Furkan Suresi 2. Ayet)

    Yoksa! Allahu Teala nın ona tayin ettiği ve, onun dünyadaki olması gereken % de sini bilmeden, Popülasyona insan eli ile yapılacak bir müdahale ile, bir hayan yada türü, azaltmak veya çoğaltmak sonucu, bir alt grubun ya tamamen yokolmasına veya, fazlaca çoğalmasına sebeb olunur. Bu sebeblede, ondan alttaki veya üsteki, bütün zincir ve mizan düzen ve denge bozulur.



    II.MESELE

    Amcanın bir tanesi diyor ki, kendine düzenle alet yapabilme yetisi, sadece insanda var, hayvanlar bunu çok cüzi miktarda yapabiliyor, mesela karınca yiyen, bir çubuğu alıp, karıncaları yuvasından çıkarıp yiyebiliyor, yahut karga bir çubuk sayesinde, kapalı bir yerdeki yiyeceği çıkarabiliyor. Fakat daha ilerisine gidemiyor, mesela bir bilgisayar yapamıyor, bir televizyon yapamıyor diyor. peki doğru mu bu düşünce sizce? yani hayvanları Akılsız addetmek.
    Bence doğru değil, çünkü hayvanlar bizler gibi el ve ayaklara sahip olmadıkları için yapamıyorlar, yoksa kafaları ve Akılları çalışıyor. Onlar da düşünebiliyorlar. Ne iyi ne kötü ayırt edebiliyorlar ve, ne tehlikeli ne tehlikesiz bile biliyorlar. Kurandan buna Misal Süleyman aleyhisselam ve Hüdhüd Kıssası var :


    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍۭ بِنَبَإٍ يَقِينٍ إِنِّى وَجَدتُّ ٱمْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِن كُلِّ شَىْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ أَلَّا يَسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى يُخْرِجُ ٱلْخَبْءَ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ ٱذْهَب بِّكِتَٰبِى هَٰذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَٱنظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ إِنِّىٓ أُلْقِىَ إِلَىَّ كِتَٰبٌ كَرِيمٌ إِنَّهُۥ مِن سُلَيْمَٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ أَلَّا تَعْلُوا۟ عَلَىَّ وَأْتُونِى مُسْلِمِينَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Ve tefekkadat tayra fe kâle mâliye lâ eral hudhude em kâne minel gâibîn. Le uazzibennehu azâben şedîden ev le ezbehannehû ev le ye’tiyennî bi sultânin mubîn. Fe mekese gayre baîdin fe kâle ehattu bi mâ lem tuhıt bihî ve ci’tuke min sebein bi nebein yakîn. İnnî vecedtumreeten temlikuhum ve ûtiyet min kulli şey’in ve lehâ arşun azîm. ecedtuhâ ve kavmehâ yescudûne liş şemsi min dûnillâhi ve zeyyene lehumuş şeytânu a’mâlehum fe saddehum anis sebîli fe hum lâ yehtedûn. Ellâ yescudû lillâhillezî yuhriculhab’e fîs semâvâti vel ardı ve ya’lemu mâ tuhfûne ve mâ tu’linûn. Allâhu lâ ilâhe illâ huve rabbul arşil azîm. Kâle se nenzuru e sadakte em kunte minel kâzibîn.İzheb bi kitâbî hâzâ fe elkıh ileyhim summe tevelle anhum fenzur mâzâ yerciûn. Kâlet yâ eyyuhel meleu innî ulkıye ileyye kitâbun kerîm. innehu min suleymâne ve innehu bismillâhir rahmânir rahîm. Ellâ ta’lû aleyye ve’tûnî muslimîn.

    Meali :

    Süleyman aleyhisselâm, teb’asına son derece şefkatli idi. Bu sebeple kusuru kendi şahsına nisbet ederek; “Bana ne oluyor ki, hüdhüdü görmüyorum” dedi. Bununla teb’asının faydasını gözetmek ve onları terbiye etmek istedi.

    Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.” Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.” “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.” “Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.” “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)” Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır. Büyük Arş’ın Rabbidir. Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.” “Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.” Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı.” “Mektup, Süleyman’dan gelmiştir. O, ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve Müslüman olaraktan bana gelin’ denilmektedir.”

    Sadakallahul Aziym Neml Suresi 20. Ayetten 31. ayete kadar 31 dahil


    O Halde Hayvanlar Ne Akılsiz Nede Beceriksiz değiller. şu günümüzdeki insanoğlunun koca kafasındaki hafıza kartı, ancak 60 senelik bir ömrü ve bilgiyi alıyorsada, mesela bir karga, neredeyse bütün Osmanlı imparatorluğu vaktine şahid olabiliyor, ve o nun ömrünün 500 sene olduğu rivayet ediliyor. öyle olunca onun küçücük kafasında, 500-600 seneyi kaydedebilcek bir hafıza kartı var. ve onlarında bir gün, bu ahir zamanda, dili çözülcecek inşallah ve, yaşlı bir kargadan bile, bilmediğimiz binlerce tarihi bilgi öğrenebileceğiz inşallah.


    III. MESELE

    "Kurtla kuzu birlikte otlayacak, aslan sığır gibi saman yiyecek. Yılanın yiyeceğiyse toprak olacak... Kimseye zarar vermeyecek, yok etmeyecek." böyle diyor Rab. (Yeşaya, 65:25)

    Hazreti Mehdi vakti, yani altınçağda, peygamberlerin hadislerine göre, Kurt ile kuzu birlikte gezecek, çocuklar aslanla kaplan la oynayabilecek, Evet bunlar oldu, ve olmakta. Fakat dedik ya, dualite meselesi, Allahu Teala'nın her şeyi dualite halinde yaratması sebebiyle, iyi ve kötünün de popülasyonunun korunması lazım dedik. Azalsa bile, en az üçte bir kötü bulunacak, kötü çoğalsada en az 1/3 iyi bulunacak, ve popülasyon devamlı olaraktan, bu oran üzerinde çoğalıp azalması gerekiyor. Ve biz böyle deyince, kötünün de yaşamaya hakkı var, Allah onu da yaratmış, ona da Can vermiş dedik diye, peki Tilki'nin de yaşama hakkı var diye, Bizler şu anda evimizde tavuk besliyorsak, etrafımızda da tilkilerler varsa, Tilkilere güvenipte, tavuklarımıza kümesi yapmazsak, Tilkiler yine Tilkiliklerini yapıp, açken, tavuklardan ve yumurtalardan çalmaya başlayacaklardır. Çünkü sonuçta bir tilki, çalmak fıtratı o onun. Şu Misali ile onu daha da güzel anlatalım : Mesela havuca kravat takıp, meclis koltuğuna oturtsak, ona havuç değil de, milletvekili oldu mu diyeceğiz? Eğer bir havuç meclise girmek istiyorsa, ancak onu biz, meclis lokantasındaki salata olaraktan kullanabiliriz. Yoksa, havuç mecliste koltuklarda oturup, insanların anayasasını düzenleme Yetisin de değil. Aynı misale cibilliyetı tilki olan birisini, Siyasal Bilgiler de okutup, meclis başkanı yapsak, o nun hukukunda, Allah'ın ona koyduğu hukukta, fıtraten çalmak, yanlış bir kural değil. Eğer böyle birisi fırsatı bulduğu zaman, çalacaktır, ister milletvekili olsun, ister hakim olsun, onun kararı fıtraten böyledir. Yahut Afedersiniz Eşek cibilliyetında ki bir adamda, okusa milletvekili olsa, onun fıtratında da, afedersiniz eşeklik yapmak vardır. Yani tepişmek, meclis koltuğuna da otursa, O adam, yeri geldi miydi, eşeklik edip, birileriyle tepişecektir. O yüzden,

    peygamberimizin dediği gibi

    "Fatma kızım, Allah'tan Nefsini satın al, yoksa,O gün, ben bile sana fayda veremem." dedi

    Yani Nefsini satın almak demek : insanlığıni satın almaktır, Eğer sen insanlığı kazanamazsan, kemalat yolculuğunu tamam edememişsindir, eşek cibilliyatında kaldıysan, aşağılardasın, tilki olaraktan kaldıysan, yine aşağılardasın.

    işte Tasavvuf, Tarikat ve Mürşidi Kamil, burada, İnsanı böyle cibilliyetlardan kurtarıp, insan ve Aziz varlık olma, şeref kazanma yolculuğunda, yani kemalat yolculuğunda, kemaline ermiş, tamam olmuş olgun bir insan olma yolunda, insanları Terakki ettirmek için vardır. Yoksa Ne o öyle hayhuy demek, ne öyle uçmak kaçmak, ne ateşte yürümek,.. onlar fasa fiso işler, bunlarla insan olunmaz, insan dışı varlıklar olunur. Zaten eli ateşte yanmayan kimse, insan değildir ki, insan ateşte yanar, suda ıslanır,... insanın yetileri belliyken, insandan üstün yetenekleri olan, ancak ifrat ve tefrittedir.


    IV. MESELE


    Kainat da Matriks filmindeki gibi, bir ve sıfrlardan Oluşmakta, Çünkü Kainat "oluş ve yok oluş" halinde. Allah bir yandan yaratıyor, bir yandan ifsad edip bozuyor. O zaman günümüzdeki, doğayı düzeni bozanlar bile, Allah'ın o tecelliyatını oluşturan kimseler. bunu şu örnek ile Anlatacağım :

    Tarlaya buğday eksek, Yağmur ve Güneş ile Yetişip harman ve hasat vakti gelse.
    Eğer biz tarladaki ekini birçip, bozup, hasat etmezsek, buğday tarlada kalırsa, çürür gider. Vakit tamam olmuştur, ve varlık alemine gelen Buğdaylar, ömrünü tamam edip, artık bozulup dürülme vakti gelmiştir ki, biz onu hasat ederiz ki, yeni bir yaratılışa geçer. Artık onun, ya un ve ekmek olma haline, ya da bulgur gibi pilav olma haline geçmesi lazım, yahutta bir dahaki sene ekmek için, bekletilmesi lazım. O hali her sene gören Çiftçi, bir kere de demez ki, "Allah işte kainatı bu sistem üzere yaratmış." Yani bir ve sıfırlar halinde oluş ve yok oluş halinde.

    Hani peygamberimiz dedi ya :

    "Siz şimdi şu an rüyadasınız, öldüğünüz gün uyanacaksınız."

    Buraya rüya filminde anlatılan, "Rüya içinde Rüya" sen kimin rüyasındasın, ben kimin rüyasındayım meselesi var birde. Kıyametin alametleri (Mehdi'nin gelmesi, deccalın ortaya çıkması,..) Hepsi bunlar kimin rüyasıydı? Muhammed'in Miraç'ta ki rüyasıydı. o zaman biz kimin rüyasında uyanacağız? uyansak uyansak Muhammed'in rüyasında uyarabiliriz. O nun rüyasında uyanmadan önce, daha sonrakilerin rüyasında uyanamayız. O zaman kıyamet de mi Bir Rüya? dedik ya, buğday hasat edildi, ifsad edildi, tarla bozuldu fakat, Buğdaylar alınıp başka bir hale döndürüldü, un edildi, Belki o halde de kalmadı, undu yok oldu, toz oldu, Ondan sonra varoluşa geçti un olan buğdayları su ile karıştırıp, hamur ediyoruz, hamurları beze edip ekmek ediyoruz, ekmekleri pişirip bu sefer tekrar yok oluşa yoluna mideye indiriyoruz. Kaç defa oldu Kaç defa öldü bir Buğday,.. Öyleyse bu Kainat da belki defalarca dürüldü ve yeniden açıldı

    O yüzden bu düzeni bozanlarda, ancak Allah'ın dilediği bir görevi ifa ediyor olabilirler. Çünkü Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur

    لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ العليِّ العظيم

    Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.

    bu demektir. Işte küçücük mikrop bile, böyle bir ifsat, yani yok oluş evresine geçince, türünü yokolup tüketmemek için evrimleşir, kendini değiştirip yeni bir hal ve yeni bir can kazanıyor, ayakta kalmaya çalışıyor. O zaman bu Kainat ve dünya, işte yok oluşa geçmeden önce, Dünyamız şiva yıldızına doğru gidiyor, radyoaktifışıma Yıldızı, Kutup yıldızı. Geçen hafta anlattık bu konuyu ve yokoluşa geçmeden önce, kendimizi türümüzün yok etmeyecek bir çare bulmamız lazım, mikrop kadar aklımız yok mu bizlerin, ifsat bozulma ve yok oluş bile, bazen "Nimet" haline dönebilir.

    V. MESELE

    Amcanın bir tanesi yine diyor ki, "sanal zekadan korkuyorlar" ya halbuki bu diyor "fişi çekilen bir şey" diyor, yani robotlar fişi çekilebilen bir şey, "neden korkuyorsunuz ondan, insandan korkun" diyor. işte canlık nedir insanoğlu henüz keşfetmedi. insanoğluna can veren bir enerji, Aynen radyonun pili veya elektriği olduğunda konuşmaya başlaması, şarkı söylemeye başlaması gibi, insandaki ruh denen şeyde enerji, ve eğer cennette ölümsüzlük varsa, ve bir gün Burası cennete dönecekse, şimdiye kadar Allah insanları fişini çekip öldürüyordu, aynı sanal akıl gibi, robotların fişini çekmek gibi, Allah da insanların fişini çekip öldürüyordu. Ama bize öyle bir cennet vaad etmiş ki artık insanın fişi orada çekilmeyecek artık ölümsüz sonsuz cennetler var orada Bizim şu anda bilebildiğimiz kadarıyla, enerji çeşitlerinden hepsi harcanıp tükenen bir formda, ama ruh harcanıp tükenmeyen bir enerji halinde. beden ölse de ruh ölmez diye biliyoruz, azabı tadacak olan da, mükafata ulaşacak olan da ruh, yani enerji halimiz. Kendini geliştirip evrimleştirmeyen, eski halinde kalıp kendini değiştirmeyen, Aynı kararda sabit kalan kimseler, geleceğe gidemez. Demek ki bir virüs bile evrimleşip böylece geleceğe kendini yolcu ediyor. Yoksa soyu tükenir, öyle bir virüs dünyada kalmaz. insanın ilk hali de bakteri ve virüs gibi olduğundan, o zaman insanda soyunu devam ettirip, ahiret yurduna cennete varabilmek için ve ölümsüzlüğe erebilmek için, o zman virus ve bakterileri izleyip onların yolunu takip edip, nasıl ölümsüz olunup, ayakta kalncağını inceleyip bulup keşfetmeli artık. o zaman şu anda radyasyon Yıldızı diye bildiğimiz shiva yıldızına vardığımız zaman, bizlerin radyasyondan zarar görmemek için, kendimize radyasyon kalkanı icat etmemiz lazım. O Kalkan öyle üstümüze alınacak ceket gibi palto gibi bir şey değil, vücutlarımızın onu derimizde geliştireceği bir kalkan olmalı o.

    VI. MESELE

    Allahu Teala'nın Basir ismi ve sıfatı yani batındakileri görmesi bilmesi

    Allahu Teala mikropları da zamanında yaratmış. Bizler ise, mikrop diye bir şeyin varlığına, taaa Akşemsettin'in, şişe dibi cam ile, Yani ilk mercek ile bakıp da, suda veya benzeri bir maddede, küçük hareket eden canlılar görmesi sonucu fark ettik. Batın'da da bir şeyler varmış diye.
    Bizlerin bunları bilmiyor olması, Allah'ın da bilmiyor olması demek değildir. Çünkü onu yaratan Allah, bize sadece zamanı geldikten sonra bildiriyor. Allah'ın her sıfatı, ismi böyledir. Zamanı gelmeden, Allahu Teala o sıfatının tecellilerinin hayatını göstermez. ilimlerde böyledir. ilim zaten Allahu Teala'nın deryasında ki bir sıfatının tecelliyatının yeryüzünde âşikâre olmasıdır. El Basir ismi işte, yani gözle görülmeyenleri görmek demektir. Yani Batın alemi, bu her her şeyde mevcuttur. Allahu Teala'nın yarattığı her şeyin zahiri bir yüzü olduğu gibi, bir de bahtını yüzü vardır. Yani ekmeğin görünüşteki haliyle, mikroskop ile incelediğimiz hali farklıdır. İşte o mikroskopla gördüğümüz hali batın âlemidir ekmeğin. Yine taşı toprağı, her şeyi işte, Allah, Hem zahirini görür, hem de batınını görür. Bizler ise, sadece Zahir alemi görebilecek bir göz kapasitesine sahibiz. insanoğluna da, Allahu Teala işte, mercekler sayesinde, batın aleminide inceleme fırsatı verdi. şu anda virüs denen canlılar, iştebu battın aleminin canlıları. O nların da iyileri de var, kötüleri de var. Kötülerde Allah a hizmet ediyor, İyiler de. Dedik ya Yaz mevsimide Allah'ın hizmetinde, Kış mevsiminde Allah'ın hizmetinde, kafir de Allah'ın hizmetinde, müminde hizmetinde, hepsi Allah'ın bir tecelliyatgahını, yeryüzünde aşikar etme yolunda, gayreti üzerinde Çalışmak dalar. Allah'ın Muradı uğruna çalışmaktalar. Hepimiz Allah'ın Muradı da, insanoğlunun bir yerlere gelmesi, iyi bir halde yaşamasını istiyor. ki bunlarıda bizlere, böyle bazen döverek, bazen Söverek'ten anlatıyor. Bazı şeylerle (bu mikroplarla) şu anda fazla oynamaları, virüslerle fazla oynamaları, Batın alemine ilginin fazla arttığını gösteriyor. Allah batını alemini yaratandır. o nu en iyi bilendir. 2 tane bilimadamının oynaması ile bilinmez. Allah'ta virüslerin ne olduğunu bildiği için, hangisine karşı, hangi silah vardır, Onu da, istediği askerine öğretir, bildirir. O zaman biz Allah ile beraber olduğumuz zaman, korkacak hiçbir şey yok, dağlar, taşlar, Yıldızlar, aylar, üstümüze gelse, sen Allah'la berabersen, dünya seninle olmasa, hiçbir şey ifade etmez. Eğer sen Allah'la beraber değilsen, dünyalar seninle olsa, yine bir gücün yoktur. Yukarıda anlattık, Allahu Teala özene bezene buğday yarattı ama, Erdi hasat mevsimi geldi, Onu bozan bir Çiftçi Amca var, tarlanın o güzelliğini bir çiftci hasad edip bozuyor, o güzellik orada kalmıyor, artık başka bir evreye geçti, başka bir evrim'e geçti, un olma yolunda, Öyle olunca, şu anda dünyada ki müfsitlerin, dünyamızı ifsada boğmaları da, onlar da Allahü Teala'nın muradından başka bir şey yapamazlar, ancak Allahü Teala'nın Murad ettiği bir görevi ifa ediyor olabilirler, yoksa hiç kimsenin Allah dışında bir gücü kuvveti yoktur. Allah da Murad ettiği yere varmak için, ister kafiri kullanır, ister bir münafıkı kullanır, o, onun kendi özgür iradesindedir. der se ki bir kimse, ben dünyayı bozdum, hastalık yaptım, bilmem ne yaptım, Savaş açtım, halbuki o da onu yaparaktan, Allah'ın muradına uygun hareket ediyordur, o bunu bilmez ki, o yaptığı da Allah'ın muradına götürecek yollardan bir yoldur.
    Kur'an'da da buna yakın minvalde bir hayat var iyilerde kötüler de Allah katında müsavidir yani aynıdır Allah için Siyah ile beyazın birbirine üstünlüğü yoktur.

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    أَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ ۚ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Yâ eyyuhen nâsu innâ halaknâkum min zekerin ve unsâ ve cealnâkum şuûben ve kabâile li teârefû, inne ekremekum indallâhi etkâkum, innallâhe alîmun habîr.

    Meali :

    Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

    Sadakallahul Aziym Hucurat Suresi 13. Ayet

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    "Allahü teâlâ, cahiliyet övünmelerini sizden kaldırdı. Hepiniz Âdem aleyhisselamın evlatlarısınız. Âdem ise topraktan yaratıldı."

    ( Hadis-i Şerif , Tirmizi)

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.

    ( Hadis-i Şerif , İbni Neccar)

    Nasıl dedi : Peygamberler hakkında da, Musa İsa'dan Üstün değil, Muhammed bile olsa İsa'dan Üstün değil, öyle dedi, birbirinden ayırmadan Sevin dedi,

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih.

    Meali :

    Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.”

    Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 285. Ayetten Pasaj


    Öyleyse Herkes bir senaryonun oyuncuları, oyuncular bir senaryoda oynadılar, seninkiler benimkiler diye ayrılık yok ki,hepsinin oyununun, senaryosunun sonucu, rahat edilen yer, Ahir zamandaki Altınçağa ulaşmak için yapılacak yolculuktaki, bilgiler ve bu konudaki fiiliyat ve faaliyetler, "Aksalgaye" asıl gaye, insanoğlunun müreffeh bir şekilde, dünyayı mamur etmiş bir şekilde, Cennet hayatını yeryüzünde kurması ve, cenneti yeryüzünde imar etmesidir. Yoksa bu kadar bilgi ne işe yarayacak? bu kadar peygamber neden geldi geçti öldü gitti? her peygamber bir basamak daha yükselti insanoğlunu, geldik günümüze. işte Mehdi vakti hepsi toplandı, artık oturup sofradan, o bilgilerin meyve olmuş halini yeme vakti, bu lezzeti tatmak, keyif ve sefasını sürme vakti, Yoksa ne Savaş vakti, ne dövüş vakti. Burada dövüşle savaşla, bir yere varılmaz. Mehdide de zaten gelmiş, daha hangi mehdi yii bekliyorsunuz, görmüyor musunuz? Etrafınıza bakmıyor musunuz? Dünyanın hali nasıl bir halde? bir yer kan ağlasa bile, bir yeri müreffeh bir şekilde. Ne kadar kolaylıklar içindeyiz. Muhammed vaktinde ekmek bulamıyorlar, ve

    Muhammed dedi ki :

    "Katığı katık ile yemeyin. Ekmeğinizi tek katıklı yiyin" dedi.

    Yani tavsiye etti, beslenmeyi tek katıkla yapmayı tavsiye etti. Neden? Çünkü o vakit ekmek bulamıyorlar, katık nerede? iki katıkla yemeyin ki, diğer öğünde, diğer katık ile, birazcık da olsa güzel beslenin diye.

    Yoksa bugün pasta diye bir şey var, mesela kek zaten ana menü değil, katık zaten, Kekin üstüne krema sürüyoruz, arasına muzları yatırıyoruz, üstüne bir daha krem sürüyor, sonra üstüne bilmem Kiraz taneleri koyuyoruz. Hepten katık yani,

    işte "Cennet vakti, katıgı katıkla yemek vakti" Muhammed'in pastası olsaydı, yemeyecekmiydi? Muhammed böyle bir çağda gelseydi, pasta yemeyecek miydi? peynirle salam yemeyecek miydi? Hala tek katıklamı beslenecek ti, aç susuz mu duracaktı? Hayır vallahi Bunların hepsi yanlış. ve Muhammed'in de isteği ve Muradı olanilecek düşünce ve fikirler bile değil bunlar. o bugün gelse, kot pantolonda giyerdi, altın bile takardı, bu zenginlikte, Çünkü o gün altın değerli şey, yani hazine hazine, altı takınmak o gün belki israf olacaktı, o hal ve durumun lakayidine ters düşecekti. O gün dünyamızın kaç kilo altın rezervi olabilir di ki? Bugün altının da dibine en mişiz, birsürü altın madeni bulunmuş, çıkarılmış, işlenmiş. süslenmek için, gümüş takılar, Altın takılar neden güzel olmasın, boğazına bir zincir takmak, süslenmek, kadın olsun, erkek olsun, giyinmek süslenmek, koku sürünmek, o gün bile Muhammed öyle Tiril Tiril geziyordu, Bugün gelse, en kral en modern şeyleri kullanır, yerdi içerdi, ve bize de tavsiye ederdi, yoksa tek katıkla beslenen geberir gider bugün, çünkü öyle multiple bir gıda türü yok dünyada, tek gıda yiyipte, o ndan, bütün minaralleri, vitaminleri enzimleri proteinleri alabilcegimiz, öyle bir multiple bir gıda türü yok. Sadece domates yeyip, patetes biber yemezsen, patesten ve biberden alacağını almaz isen, hasta olursun, ölür gidersin.... diğer gıdalarda da durum aynı, hakeza hakeza. Yani ahiret yurdundayiz zaten, Daha nereye gitmek istiyorsun sen?

    VII . MESELE

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    خُلِقَ ٱلْإِنسَٰنُ مِنْ عَجَلٍ ۚ سَأُو۟رِيكُمْ ءَايَٰتِى فَلَا تَسْتَعْجِلُونِ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Hulikal insânu min acelin, seurîkum âyâtî fe lâ testa’cilûn

    Meali :

    İnsan çok aceleden yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin.

    Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 37. Ayet

    Geçen gün bir hoca diyordu ki, "insanı Aceleden yarattık" buyuruyor Allah-u Teala Kuran'ı Kerim'de, yani diyor ki, insan acelecidir yorumu veriyor.

    Hayır o ayetin yoruma öyle değil! Allahu Teala insanı prototip olarak dan yarattı, Aceleden sürüme soktu, dahasürümü tamam edilip test edilmeden, Aceleden sürüme soktu. Hani telefonlar çıkarda test edilir kullanılır, ne kadar dayanıklı, neresi yanlış, neresi doğru, bir testten geçirilir de, ondan sonra sürüme sürülür ya. Ama diyor ki Allahu Teala : "insanı aceleden sürüme sürdük." Yani daha onun evrimi tamamlanmadı diyor. Bu mesele, Evrim meselesi yüzünden dir. Bu hayatta, yani dünyada, İnsanoğlu haala, her an Evrim halinde, daha onun evrimi sürümü Tamam olmadı, Çünkü bu evrimdeki adamlar geleceğe, ahiret yurduna yolculuk ta, bugün kü cep telefonları elimizde gezecek hale gelesiye kadar devam etti,.... cebimizde bilgisayar gezdiriyoruz, bilgisayarda da cebimizden sanki herkes 10 tane 20 tane hafız(Kirmane katibin meleği, video ve ses kayıtcı melek) gezdiriyoruz. Yine arabalarımızın gücü : Eskiden bir Eşek bir binit bulamazken, bugün en küçük araba neredeyse 50 beygir gücünde. En fakir adamın arabası olan, 50 PS bir araba demek, 50 tane beygiri var demek. Yani öyle zengin bir çağdayız ki arabası olmayanın bisikleti var, ya da motorsikleti var. işte İnsanoğlu test süresi daha tamamlanmadan sürüme geçmiş bir varlık, ve evrimi halen devam ediyor. O yüzden Allahu Teala, insanı Aceleden yaptık, hemen sürüme sürdük buyuruyor, O ayeti kerime de, bu ayete benim yorumum bu şekilde. senin dediğin gibi değil (Belki bir nevi o da doğru olabilir) insan sadece acelecidir değil, aceleci insanlar olduğu gibi, çok sabırlı insanlar da var dünyada. Allahu Teala yavaş hayvan diye bir şey yaratmış, o hayvanın cibiliyetinde olan bir amca, yani hani biz Garfield felsefesi yazmıştık ya, onu dan hemşerimiz Ali kardeşimizden öğrendik Facebook hesabına yazmış

    Garfield Felsefesi :)
    Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar, dinlenmek için yaşar.
    Madde 2 : Çalışmak yorar.
    Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.
    Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.
    Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.
    Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.
    Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.
    Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.
    Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.
    Madde 10 : Çalışma isteği duyunca biryere otur isteğin geçmesini bekle.


    Mola ver bu molayı uzat, yani bu felsefedeki tembel ve yavaş insanlar da var dünyada, tembel insanlar da, daha sabırlı insanlara da var kaplumbağa gibi sabrı ile Rabit i hızlı tavşanı bile yenebilen insanlar, yine acelecilik nerede var? her insan aceleci değil, Bazı insanlar bir şey yapacak, 50 kere deneyip, toplar çıkarır böler, bilmem ne yapar, ondan sonra yapacağına karar verir. Kimi insan da vardır, bir anda karar verir. insandaki Farukiyet ile alakalı bu. Farukiyet yeteneği her insanda yoktur. Ama bazı İnsan bir anda bakar, o işin içini bilir, iş ehline mahsustur mesela yaptık elektrikçi adam aktığı zaman nereye nasıl bir elektrik düşerse iyi bir tesisat olur Çünkü o İşinin ehli "Ülül elbab" yani işinin erbabı kimse. Mesela sıvacı bir adam, hemen bakınca, bu duvara 3 çuval çimento, iki çuval kireç, bilmem kaç bakrac kum gider diyebilir eğer işinin erbabı ise, bilir. o yüzden acele etmek bazen iyidir, bazen de kötüdür. Mesela tren yolundasın, Sen daha gara girmedin, fakat tren gelmiş, Yolcuları almış, neredeyse kapılar kapanacak, Sen daha hala yavaş adımlarla yürürsen, treni kaçırırsın kardeşim. Ne yapacaksın orada? koşacaksın, acele edeceksin. Hani Nasrettin Hoca'nın hikayesi var ya

    Merhum Nasreddin Hoca bir gün camdan yağan yağmuru seyrediyor… Yağmurdan kaçan adama gözü takılmasın mı? Açmış pencereyi adama bağırmış:

    “Behey! Neden Allah’ın rahmetinden kaçıyorsun?” demiş.

    Adam hocaya cevap vermeden kaçışına devam etmiş.

    Gün bu ya… Devran döner, ertesi gün adam camdan yağmuru izlerken Hoca bu sefer dışarıda yağmura tutulmuş… Üstelik tabana kuvvet koşar adımlarla kaçıyormuş Hoca.

    Bunu gören adam Hoca’ya:

    “Behey Hocam! Allah’ın rahmetinden kaçılır mı? Neden koşuyorsun?”

    Hoca bu… Lâfın altında kalır mı?

    “Neden olacak, Allah’ın rahmetine basmamak için kaçıyorum!”

    yağmur da yavaş yavaş yürüyormuş ıslanmış gelmiş çünkü Şemsiye yok bir şey yok o devirde, Ne oldu Hoca sudan çıkmış eşeğe dönmüşsün demişler daha Allah'ın rahmetini bulmuşken niçin kaçırayım diyerekten yavaş yürüdüm demiş. İşte acele ve sabır, İkisi de iyidir, Yerine göre kullanırsan yerine göre acele İyidir, Yerine göre sabırlı olmak iyidir, farukiyet bunları yerli yerince kullanmayı gerektirir.

    VIII. MESELE

    Deylemi Hz. Ali’den merfu olarak rivayet etmiştir ki :

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    "iki günü birbirine eşit olan zarardadır."

    ( Hadis-i Şerif , Aliyyulkari “el-Mevduatu’l-Kübra” İmam Gazali "İhya, 4/335" Aclunî, Keşfu’l-Hafa, 2/276)

    Bu hadisi şu şekilde tefsir ve tevil edeceğiz : Güneş mesela, ilkbahar mevsiminde, günlerin birer iki dakika uzadığı zamanlarda, Güneş mesela sabah 6:45 doğuyorsa, 2 gün sonra 6:40 da doğar. Öyle olunca, dünkü bildiğimiz bilgi, güneş altıkırkbeşte doğar yanlış bilgi oldu. 1 gün sonra o bilgi yanlış, artık altıkırkbeşte doğmuyor, dünkü bilgi yanlış. O zaman ne yapmak lazım, güneşi ve ayı hesap edip, kaç dakika sonra doğuyor hesaplamak lazım, yani dememiz o ki : "Güne uygun hareket etmek lazım." O zaman işte öğlen namazı, ikindi namazı, akşam namazı, mevsime göre değişik saatlerde, vakitlerde başlayıp bitmekte. Allah bununla bize neyi öğretiyor? işte yani,
    "Dünkü bilgide kalma, dünkü bilgi, Yarın yanlış, Yarın başka bir halde, başka bir bilgi ile hareket etmek zorundasın, yani Evrim, Yine kendini evrimleştirme."

    işte güne ayak uydurmak zorundasın, Yoksa geride kalırsın, Sen hala güneş altıkırkbeşte doğacak diye, namazı 6.45 e atarsan, Güneş çoktan doğmuş olur, Çünkü 1 ay sonra, belki de 5'te doğacak. o zaman Dünkü bilgi dünde kaldı, Yarın başka bir bilgi lazım,

    "Kendini değiştirmeyen, geleceğe gidemez, Ahiret Yurduna Varamaz."

    (Karaoğlan Başağaçlı Raşit Tunca Sözü - 29 Subat 2020)


    bunu bir daha bir daha söyleyelim : kendini değiştirmeyen, Sabit fikirli kimseler, geleceğe gidemez, ahiret yurduna, cennete kavuşamaz. dünkü bilgilerimi bile, ben de Ebu Hanife gibi yalanlar oldum. Dünkü bilgi, Dün lazımdı, ama dünkü bilgi ile bugüne ulaştım Ben, bugün bana başka bilgiler lazım. demedim mi Mevlana da

    "Dün dünde kaldı Azizim, Bugün başka şeyler söylemek lazım." demedi mi? o bile bildi, bunun farkına vardı, işte bu söz Hz. Muhammed'in sözüde olabilir, yada o yukardaki hadisin("iki günü birbirine eşit olan zarardadır.") başka versiyonu işte.. Dün dünde kaldı bugün başka şeyler yapmak lazım, başka bilgilere ulaşmak lazım, başka bir yaşayış ile Yaşamak lazım.

    Hala Osmanlıcılık, Bilmem Adolf Hitler cilik, Alman cılık, amerikancılık olmaz, ne yapmak lazım, Hep birlikte yarına koşmak lazım, onlar geçmişte kaldı gitti, öldü Gittiler, biz bugün deyiz, bizim bir de Yarınımız var.

    IX. MESELE

    Bu haftaki son konumuz Kün Fe yekün meselesi Kün Fe yekün zaman ile alakalı
    ya FizIKTE ilk öğrendiğin formül iş eşittir kuvvet çarpı yol doğru hatırlıyor muyum
    W=F.s


    Ve Enerji MC kare diye Einstein formülünde eskik olan t kare yani enerji zamanla alakli birşey
    E=mc2
    Bu da benim (Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca) einstein formülüne ilavem t2 yani zamanin karesi

    E=mct2


    Dün uçak keşfolmamıştı, araba bile keşfolmamıştı, at ve eşeklerle yolculuk yapılıyordu, yahutta yürüyerekten yolculuk yapılıyordu, ve dün Afyon'dan Ankara'ya yürüyerek ten belki 450 kilometreyi, saatte 5 kilometre alsak, 450 5e böldüğümüz zaman yani 2 katı 900 her onda iki 5 var yani yüzden iki katini alip bir sifir atinca eder 90 ( bir 0 attığımız zaman) 90 saatte olabilirdik Belki Ankara'ya sonra arabalar otobüsler keşfi oldu Ankara yolu 4 saate indi 90 saat nerde, 4 saat nerede, sonra uçak keşf oldu, Ankara yolu Afyon'dan Ankara 450 kilometre Afyon'da havaalanı olsa uçak olsa belki yarım saatlik yol.
    O zaman Allah'ın bir şeye ol demesi ile, Olması arasında geçen zaman, bizim zaman görecemizle hesapladığımız için, bir süreç gerektiriyor. "Allah zamandan ve Mekandan münezzehtir" diye biliyoruz, O yüzden Allah katında, Allah'ın bir şey olmasını Murad ettiği zaman,O'nun bir zaman ve süreye ihtiyacı yok, Allah Ol deyince olur. zaman bizim için geçerli olan bir şey, Çünkü Dünkü 90 saatlik yolu, bugün Yarım saatte alabiliyorsak, Allah'ın o işi oldurması için gerken zmanve kuvvet, o zaman 90 saatlik bir işi, 2 saatlik yola indiren insanoğlundan, daha mı az yada cok ki, Allahu Teala "ol" desin de, 50 sene 1000000 sene oluş sürecine girsin! daha önceden Mustafa hocanın sözüne Ben de katılıyordum, artık katılmıyorum, o yanlış. Allah Ol deyince olur, Sadece biz onun olmasina zman algimiz farkli oldugu icin, oluşturmasi icin gecen zamana bakabiliyoruz ve sürecten bahsediyoruz. merkür deki zman algimiz ile dünyadaki zman algimiz bile farkliyken allahi nasil böyle bir zman algimiza dahil edebilirizki ilk hicbirsey yokken zmanda yoktuki mekanda yoktuki allahdin durdugu yer orasi iste "Allah zamandan ve Mekandan münezzehtir" ve bizim bir olayi fark etmemiz icin zamanımız farklı boyutta olduğu için, biz onu günler ve aylar ve saatler ile hesaplıyoruz, Allah katında zaman diye bir şey yok, o yüzden zaten Kıyamet bile yaşanmış bitmiş deniyor. ki Allah katında Her şey hazır ve nazır olmuş, bitmiş. O yüzden Hızır Aleyhisselam geleceğe ve geçmişe gidip de müdahale edip, hareket edebiliyor. çünkü bütün senaryo, Allah ol demiş, ve olmuş. şu anki bizim algılarımız, bunu algılayabilecek bir seviyede değil. Allahu Teala'nın zamandan ve Mekandan nasıl bir şekilde münezzeh olduğunu algılayamıyoruz. Sadece bu örnekle size anlatmak istedim. dünkü 2 saati biz 10 dakikaya indirebildiysek, Benim zikirlerin bile Raşid i tarikatındaki zikirler bile, İlk başlangıçta, belki 4 saatte okuduğumuz zikir, hiç bilmeyen bir kimse, o ayetleri hiç duymamış bir kimse, belki 4 saatte okuyacak, ama ezberlediğin zaman, bir de hızlı okuduğun zaman, o bir buçuk saat, ya da 1 saate kadar düşecek dedik. Çünkü dün Acemiydin, bir işe giren bir adam, İlk başlangıçta acemidir, ben greisinger diye bir Kasap firmasına girdim, Orada makinelerin hızı var, sucuk paketliyoru, sucuklar folyonun içine koyulacak, Üzerine de folyo gelecek, havası alınacak, paketlenecek. makine Öyle hızlı hareket ediyor ki, kutucuklar cart cart geçiyor, ben ilk gittiğimde makineyi süren, 4-5 hızında sürüyordu, beni alıştırmak için. ben o dört beş hız ile bile, hızlı geliyordu, daha sonra 6 hızında paket edebildim. yani o zaman zaman göreceli, fakat zaman insanoğluna verilmiş bir görece. Allah zamandan münezzehtir, mekandan da münezzehtir. Allah'ın Kün demesi ile ile o şeyin yaratılması arasında geçecek bir zaman yoktur, anında var Olmuştur. Çünkü yayan yürüyen kimseyle, Bugün uçakla giden, aynı değil. dünkü bilgiyi Allah katladı, katladı, katladı bugün hızlı trenleri icat oldu, trenle bile 4 saatlik yolu 45 dakikaya indirebildik, o zaman demek ki, zaman bir yerde bitmekte, Allah İşte o zamanın bittiği yerde duruyor, zaman diye bir şey yok, Onun için mekan diye bir şey de yok, Allah Ol deyince olur, Feyekün

    innema, emruhu, İza erade, şeyen, en yekule, lehu, Kün Fe yekün.

    "O Ol der ve oluverir."

    Norvecteki buğday meselesi, sesli ve videolu vaazda açıklandı, Merak eden, ya sesli vaazımızı dinlesin, yada videolu vaazı seyretsin.

    Rabbim, askerime Farukiyat versin de, işin içyüzünü anında anlamak nasip etsin, ve dünkü bilginin yanlış olabileceğini bilsin ki, yarına başka bilgiler ile gitmek gerektiğinin farkına varsın. Dün ben de Mustafa hocanın sözüne İnanıyordum, Ben de kabul etmiştim, bugün aklım daha güzel çalıştı, bugün kabul etmiyorum kardeşim. yarın belki bunu da kabul etmeyeceğim, Yarın yine başka bir gün. ne neydi "kendini değiştirmeyen, ahiret yurduna gidemez, geleceğe gidemez."



    --oOo---


    أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


    ''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

    وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
    Amiyn.
    Elfatiha maassalavat.

    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

    Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

    etûbu ileyk.

    --OoO--


    Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

    https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar_1/Vaazlar/01%20-%20Rasit%20Tunca%20-%20Degismeyen%20Ahiret%20Yurduna%20Varamaz.mp3

    Vaazi Youtubeden Seyretmek icin Linke TIKLA

    https://youtu.be/L0aXANoyxtU



    Kar©glan

    Başağaçlı Raşit Tunca

    Schrems, 29 Şubat 2020 Cumartesi

    Original Kar©glan


    Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

    Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

    Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

    1 Senede/12 Ay

    Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

    1 Yılda/365 Gün

    7 Günde/24 Saat

    Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

    Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

    Corona Virüsü Tedavisi için Jackie Chan e Mektup (Kar©glanin 10 Şubat 2020 Vaazi)
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    Corona Virüsü Tedavisi için Jackie Chan e Mektup

    (Kar©glanin 10 Şubat 2020 Vaazi)

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ ٱللَّهِ ۗ أَلَا بِذِكْرِ ٱللَّهِ تَطْمَئِنُّ ٱلْقُلُوبُ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb

    Meali :

    Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla zikretmekle Mutmain olurlar (Nefisleri Mutmain makamına çıkar). Biliniz ki, kalpler ancak zikretmekle Allah’ı anmakla Mutmain makamına çıkar.

    Sadakallahul Aziym Ra`d Suresi 28. Ayet


    ---oOo---

    Hz. Ali, küçük yaşından beri Resûlullah’ın yanında büyüdü. On yaşında İslâm’ı kabul ettiği bilinmektedir. Hz. Hatice’den sonra Müslümanlığı ilk kabul eden O’dur. Peygamberimiz’i(sav) Hazreti Hatice ile namaz kıldıklarını görünce: “Ne yapıyorsunuz?” diye sordu.

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    “Ya Ali bu Allah’ın seçtiği beğendiği dinidir, ben seni bir olan Allah’a inanmaya davet ediyorum.” diye buyurdu.

    Hz. Ali, ‘Ben bu hususta babama danışayım’ deyince Peygamber Efendimiz(sav) ‘Ya Ali, sana söylediğimi yaparsan yap yapmayacak olursan gördüğünü kimseye söyleme!’ diye buyurdu. Bütün gece uyuyamayan Hz. Ali, sabah vaktinde Hazreti Muhammed’in(sav) yanına vardı ve “Dünkü davetini kabul ettim, şahadet getirip namaz kılmak istiyorum.” dedi.

    Hazreti Muhammed(sav): “Babana danıştın mı?” diye sordu. Hz. Ali: “Hayır, Allah beni yaratırken babama danışmadı. Ben Allah’a inanmak için niçin babama sorup danışayım?” diye cevap veren küçük yaşlardaki Hz. Ali İslam defterinin bir numarası olmuştur.

    İlmin kapısı olan Hazreti Ali(k.v); ‘Yemin ederim ki ben Kur’an-ı Kerim’den inen her ayetin nerede indiğini neye ve kime dair olduğunu bilirim’ diyerek ilminin erişilmezliğini ortaya koymuştur. ‘Gayb âlemi açılsa her şeyi görsem yakînim artmayacak’ diyebilecek kadar da iman yüklü idi.


    ( Hadis-i Şerif )

    "Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
    "Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

    Yolculugumuza başliyoruz :

    Karoglanin 2020 yedinci Hafta Vaaz Notlari V100220201455 Basic1

    Bazı hocalar zikir çekmek konusunda, boncuk çevirmek zikir çekmek değildir diyorlar. Bu konuyu şu şekilde açıklayacağız inşallah :
    ilk kamera ve film video sistemi keşfedildiğinde, çoklu resimlerin bir araya getirilip, bir şerit halinde hareket ettirilmesi sonucu, video ve film keşfedilmiş, bunu ilk versiyonunu sizde evinizde yapabilirsiniz.
    Mesela 20 tane küçük kağıta resim yaparaktan, ilk video sistemini Siz de anlayabilirsiniz. 10 tanesine ellerini başının üstünde birleştirip çırpan adam resmi, diğer 10 tanesine de, ayaklarını açıp ellerini ayaklarının yan taraflarına Çırpan adam resmi yapın. bunların 5 tanesini birinden, 5 tanesini birinden olmak üzere, 20 resmi bir araya getirin, sonra bir ucundan zımbalayın, Sonra da bunu defter gibi, yan tarafindan hızlıca açın. göreceksiniz ki. o resimdeki adam hareket ediyor herhalde olacaktır. bir ellerini yukarı çırpıyor, bir ellerini aşağı çırpıyor olacaktır. işte ilk video ve ilk sinemanın keşfi olması, bu şekilde olmuş. fakat dedik ki 5 tane Aynı resimden 5 tane diğer resimden, ama şu anki video sistemlerinde galiba, saniyede 25 tane resim geçiyormuş, ve iluminat subliminal mesajlarını, bu 25. resmin 25. karesine bir tane gizli resim koyuyor, gizli değil de, 25. kareye koydugu resim, onun sübliminal mesajı oluyor. film çok hızlı hareket ettiği için, biz o 25. karedaki resmi, normal olaraktan, hızından dolayı göremiyoruz, fakat orada gözümüzün algısı,fakat Beynimiz o resmi görüyor, algılama kuvvetimiz o resmi görmeye yetmiyor. illuminat Grup ve masonlar bize yaptırmak istediklerini söyletmek istediklerini, o 25 kareye gömdükleri resim sayesinde, bizlere bir şeyler empoze ediyorlar, Bu şu anda insanlarca bilinen bir bilgi.

    Raşidi Tarikatında ki boncuk veya tesbih, zikir sayımızı muhafaza edebilmek için kullandığımız bir abaküs ve bir araçtır. Gaye Boncuk tesbih değil, gayemiz Allah'ı zikretmek tir.

    Nasıl at ve Auto araba, bir yere gidebilmek veya yükünü götürebilmek için bir araç ise, tesbihte öyledir. gayemize ulaşmak için kullandığımız bir aracımızdır. Eğer Amerika'ya gitmek istiyorsan, aradaki aracı kullanmak lazım, ya uçak, ya gemi, ya uçağa bindirilmiş araba, ya da gemiye bindirilmiş araba kullanmak lazım. yoksa Okyanusu yüzerek geçmek lazım, burada aradaki araç inkar edilemez ki. buradaki aracın hizmeti yani. eger opnu inkar edip yok sayarsan, O Zaman Amerika'ya yüzerek geç de görelim! uçarak geç de görelim! Madem araca ihtiyaç yok! bizim dezikirdeki belli sayıyı muhafaza için, işte bir Abaküs veya tesbihe ihtiyacımız var. Şimdi Yukarıdaki film şeridi misalimiz ile bunu birleştirirsek. nasıl film seyrederken biz 25 kareyi hissedemiyorsak ta, göremiyorsak ta o kareyi beyin biliyor ise. Bu sebeb ile, zikir gafletle bile olsa, zikreden kimse, zikrin Ecrin'e nail olur. Fakat bilerek zikreden 10 kuruş kazanıyorsa, gafletle zikreden, belki beş kuruş kazanır. Filmi durdurup, 25 kareye bakan, didik didik inceleyen, Bu filmde bize ne empoze etmişler görebilir. Ama sen ben o, bunu yapmadığımız için, biz onlarin ne yapip ettiğini bilemeyiz. işte zikirdeki uyanik olan ile gaflette olani bununla kiyas et, ve uyanık olmak, ve farkındalık da budur. farkında olan birisi, bir şeyler olduğunun farkına varan birisi, indirir videoyu, 25. kareyi arar inceler bulur. herbir 25. karede, bir gizli resim var mı bakar, ve onların bu filmler ile insanları, neye doğru yönelttiğini bilebilir. Yine müzikte de aynı şekilde, 25 nota da gizli bir nota olabilir. bunu anladıksa, insan tesbih çekerekten, gafletle bile olsa, o Ecrin'in sevabına ulaşacaktır

    Resulullah (a.s)'ın şöyle buyurduğunu duydum:

    "Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir. "Elif. Lâm. Mim" bir harftir de­miyorum. Ancak "elif" bir harftir, "lam" bir harftir, "mim" bir harftir."

    (Hadisi şerif, Riyâzus-Sâlihin,Tirmizi 5/175-3/9,Camiussagir 5/340)

    Çünkü zikir bir Frekanstır. Nasıl Amerika'daki tırcılar, arkadan gelen birini görmese bile, telsizinden, en yakın tırcı ile tanışıp konuşurlar, aradaki mesafe daha sonra kapatılabilir, Belki yüz yüze degörüşebilirler. Ama yüzyüze görmediği bir insanla, frekansından yayın yaparaktan, mesela "Texas yolundan New York'a giden tırcı var mı şu anda" diye sordugu zaman, aynı frekans aralığından, yayın yapıp veya yayın alan, başka bir tırcı, ona cevap verebilir. "Ben de aynı yoldayım, sen yük ne götürüyorsun" cevap "falan filen yük" Ben hangi yük götürüyorum falan işte,...

    Zikirde böyledir, melekler devamlı olaraktan grubuna göre, belli frekansı yaymaktadırlar, yani onların haberleşme frekans aralığı. Fakat bizler, insanoğlu, öyle bir güce sahip değiliz. Bizim gayret edip, zikredip, onların haberleşme frekans aralığından yayın yapmamız lazım ki, iki tırcı nasıl birbiriyle mesela, tekeri patladığı zaman, bu sayade birbirine yardım edebilirse, onların haberleşme frekans aralığından yayın yaparsan,o melek grubuyla yayın alıp yayın verdiğin zaman, onlar sana yardımcı olacak haberler verirler yani "Nefsi Mülhime" makamı "ilhamlanırsın" demek budur. Bu taa hak katına kadar giden arğın altındakı kader yazıcı kelmin sesini duymaya kadar gider.

    Peygamber Efendimiz’in (asm) Miraç’ta kader kaleminin cızırtılarını işittiği haberi sıhhatli kaynaklardan geliyor. Bu haberi Peygamber Efendimiz (asm) İsra ve Mir’aç olayını anlattığı bir hadisinde bildiriyor.

    İbn Şihâb şöyle dedi: Bana Ebû Bekr ibnu Hazm haber verdi ki: İbn Abbâs ile Ebû Habbe el-Ensârî şöyle derler idi: Peygamber (S) şöyle dedi:"Sonra ben çok yükseklere çıkarıldım, nihayet kalemlerin cızırtılarını işittiğim yüksek bir yere çıktım.

    (Hadisi şerif, Buhari)

    Allah elbette ki en ince sesi de duyar, duymak ve her şeyi bilmek Allahü Telanin ilminde elbet amma bizlerin nasil radyoda bir kanlai bulmak için ibreyi o kanal çevirmemz gerkiyorsa meleklerde derece derece ve grup grup bu seslerin frekans aralığına girmek ancak o titreşime ulaşmak ile olur, ve her esma ve her ayetin, bir titreşim, yani Frekans aralığı vardır, sesli veya sessiz o esmayı zikrederekten, o aralıktaki sesleri duymak veya,o ses aralığından yayın yapmak demek olur bu zikir de. Fakat bu özel bir şey ki Allah kur'an-ı Kerim'de
    bilenlerle bilmeyenler bir olur mu ayeti var:

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذ۪ينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَۜ اِنَّمَا يَتَذَكَّرُ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ۟

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    kul hel yestevîllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb.

    Meali :

    De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu!" Doğrusu ancak Zikir sahipleri bunu anlar.

    (Sadakallahul Aziym Zümer Suresi 9. Ayetten pasaj)

    Fakat bu ayeti kıyas ettiğimiz zaman, o ayetin "zikredenler ile zikretmeyenler bir olur mu?" anlamını da geldiği görülecektir.

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَمَآ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِمْ ۖ فَسْـَٔلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn.

    Meali :

    Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım adamlar gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    (Sadakallahul Aziym Enbiyâ Suresi 7. Ayet)

    Demek ki Allahu Teala, zikir ehli ile, konuşma ve muhabbet halinde ki, onlara normal insanların bilmediklerini bildirmekte. Onlar nereden biliyorlarmış bizim bilmediklerimizi? Çünkü zikir ehli, Allah'la mülakat yani konuşma ve sohbet ve ilhamlanma halindeler onlar.O nlar (Peygamber bile olmasalar da o admlar yani Zikir ehli olanlar) O sayede bir çok bilgiye vakıflar. Ve bizim Tarikatımızdaki zikirlerde aynı şekilde, ve biz zikirlerimizi öyle seçtik ki, neredeyse Kur'an-ı Kerim'in 114 suresinin, 114 çekirdeğini aldık. Elma, elma çekirdeğinde saklıdır. Hatta elmanın çekirdeğinde, bir tane elma dalı değil, elma ormanı saklıdır değil mi? Öyle olunca her surenin bir kalbi ve çekirdeği vardır. O kalbi ve çekirdeğini bulabilen kimse, onu anladığı ve zikrettiği sürece, o surenin ne mana taşıdığını, o surenin gayesinin ne olduğunun farkına varır. işte bizim zikirlerimizde, böyle çekirdek ayetlerdir, her surenin özü gibidir. Çiçeklerdeki Öz olan bal gibidir. Arının derdi, çiçeğinin renginde yaprağında değildir zaten, Onun derdi çiçekteki bal dadır. bir insan o suredeki anlatılmak istenen gaye'yi anladığı zaman, gerisi teferruattır. zikrimiz çok çiçekten toplanmış, çok çeşnili bir bal gibidir. inşallah o Amca, Bizim işimize, boncuk çevirme diyeen amca, Bu vaazı dinlerde, Belki o fikrinden vazgeçer.

    II. MESELE

    soru 1 Vakit, namazın vakitleri bize neyi işaret eder bilen var mı?
    soru 2 Yaz mevsimi, kış mevsimi, ilkbahar ve sonbahar mevsimi neyi işaret eder?
    soru 3 Sabah, öğlen, akşam, yatsı ne anlatır? tabii arada bir de ikindi var.
    soru 4 Gece ve gündüz neyi anlatır?

    Cevaplara gelince
    Namaz neden vakitlere bölünmüştür, gecenin gündüz ile kavgası, gündüzün gece ile kavgası, neyi temsil eder, 2 Seher vaktini, ikindi ve sabah öncesini. Bu ikisinin kavgası bize neyi gösterir? Dünya'nın Güneş'in ve gezegenlerin döndüğünü gösterir. Dünyanın yuvarlak olduğunu, Kabe gibi küp şeklinde olmadığını gösterir. Yaz ve kış kavgası, Sonbahar ve ilkbaharı gösterir. Sonbahar kışın daha kuvvetli vakti. Kuvveti ile yaz ı ve sıcağı, ışığı ve aydınlığı yendiğini gösterir. ilkbahar ise, bu sefer yiyip içip kuvvetlenen gündüz ve aydınlığın ve yaz mevsiminin, artık geceyi ve karanlığı, kötülüğü, dövmeye başladığını gösterir. İşte bu kavga yine güneşimizin de döndüğünü, dünyamızın da Güneş'in etrafında döndüğünü gösterir. Bu kavgadan Bize rahmet var mı? var Bahar rahmeti, Yağmur. Yaz rahmeti, meyvelerin ermesi tatlanması. Kış mevsiminin Rahmetli olan kar ile de, Dünya daki mikropların ithaf edilmesini gösterir.
    Bütün bunlar Allahu Teala'nın insanlara merhametinin, ne kadar geniş olduğunu göstermez mi?
    O zaman kavgada rahmet varmış, İyi de kötü, kötü de iyi varmış. Hani ayette

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ ۖ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ ۖ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Kutibe aleykumul kitâlu ve huve kurhun lekum, ve asâ en tekrehû şey’en ve huve hayrun lekum, ve asâ en tuhıbbû şey’en ve huve şerrun lekum vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn.

    Meali :

    Öldürmek hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı.(Kurban kesmenin, farz olduğuna kesin delil ve nas olan ayet) Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    (Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 216. Ayet)

    Diyor ya Rabbimiz, işte o Hikmet, Belki siz o an bilemezsiniz diyor.

    III. MESELE

    Biz sigara meselesini anlatıp, kafir yutan adamdan, ya da karbondioksit alan adamdan bahsedince, fotosentez olayının, bitkilerin kafir Yutup, Müslüman doğurduklarını Anlatınca, kafir Deccal a tiyo vermiş olduk.
    Hani bir hadis var "Deccal kırk günde dünyayı dolaşır, ve gittiği yerleri kurutur." diyordu ya Hazreti Muhammed.

    Peki neden çünkü Deccal, bitki ve ağaçlara yapraklı her şeye düşman oldu artık. Çünkü kendisi kafir olduğu için, kendisini yutacak olana düşman oldu. Halbuki bilse ki : kum saatinin Bir tarafının bitmesi, ters çevirme vaktinin geldiğini gösterir. Hani kışın Aralığın 21'i nin gelmesi, artık gecenin gündüze, kışın yaza dönmesinin vaktinin Geldiğini gösterdiği gibi. Daccalında yutulması yenilmesi onun artık kötülükten iyiye dönme vaktinin geldiğini gösterir sadece. o bunun farkına varsa, Bu işlemin, onun için de rahmet olduğunu anlar.

    Sahih hadis kaynaklarında anlatılan hadislere göre Deccalın eşkali şöyledir:

    Kızılca renkli, kıvırcık saçlı, iri cüsseli, kalın boyunlu, tek gözlü ve şaşıdır. Sağ gözü kör olacak. Tek gözü, geniş alnı ortasında sallanan bir üzüm tanesi gibidir.(2)
    Alnında, iki gözünün arasında “ke-fe-re yani kâfir” yazılıdır.(3)
    Sıkıntılı günlerde(4), Bineğine binmiş olarak ortaya çıkacak ve böyle gezecek.(5)
    Kendisine özellikle münafıklar, kadınlar ve Yahudiler iltihak edecektir.(6)
    Her peygamber, ümmetini bu yalancının çıkaracağı fitnenin büyüklüğü konusunda uyarmıştır.(7)
    Diğer taraftan, yanında bol miktarda yiyecek, su ve ateş bulunacak(8); bir yanında cennet, bir yanında cehennem taşıyacak(9);
    istediği zaman yağmur yağdıracak ve ölüleri diriltecek(10);
    birinci günü bir sene, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü sair günler gibi olacak, çıktığı zaman dünya duyacak ve kırk günde dünyayı dolaşacak ve gittiği yerleri kurutacak(11);

    Mekke ve Medine hariç bütün dünyayı fethedecek, 40 gün veya 40 yıl hüküm sürdükten sonra(12),

    “Ludd” kapısında, Hz. Mehdi (isa bin Mesih) tarafından öldürülecektir.(13)

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    IV. MESELE


    Merkür: Merkür gezegeninin hiç uydusu yoktur.
    Venüs : Uydusu olmayan ikinci gezegendir.
    Dünya: 1 uydu ile gezegenler içerisinde en az uyduya sahip gezegendir.
    Mars: 2 uydusu vardır.
    Jüpiter: 63 uydu ile en çok uydusu olan gezegendir.
    Satürn: 60 uydu ile uydusu en çok olan ikinci gezegendir.
    Uranüs: 27 uydu ile en çok uydusu bulunan üçüncü gezegendir.
    Neptün: 13 uydu ile en çok uydusu bulunan 4.gezegendir.

    Geçen haftalarda ki sesli sohbette bahsettiğimiz konuyu text haline dönüştüreceğiz inşallah.
    Yukardaki tabelada görürülmekte ki Jüpiter ve satürnün 60 uydusu var ve, daha önce insanlık aleminin, Jüpiter ve Satürn de de yaşadığını söylemiştik. ve Onların da buraya Arzu mevuda indirildiklerini, ve şu anda dünyamızda yaşadıklarını söylemiştik. Jüpiter gezegeninden gelenlerin Diyarbakır karpuzu olduklarını, ve karpuzun içinde eski karpuzların içinde 60'tan fazla çekirdeğinin olduğunu, en az 60 çekirdeğinin olduğunu söylemiştik. Belkide Diyarbakır karpuzu da değildir, Başka bir şeydir. Belki Diyarbakır karpuzu daha Yukarıdaki birilerini temsil ediyor dur. Belki de Süleyman aleyhisselamı temsil ediyordur, çünkü onun 300 karısı vardı diyorlar, 300 karıdan bir çocuk yapsa, 300 çocuk, 2 çocuk yapsa her birisinden, 600 çocuk eder. bir karpuzun içinde 600 çekirdek var mıdır? Diyarbakırlılar ondan(karpuzdan) Yeyip onu Satıp onu Yetiştirip ondan beslendiklerinden, cibilliyattları da, bitki hali de odur. Öyle olunca, Jüpiter ve Marslılar da burada yaşamakta, Arzı mevud burası dünyamız, hepimiz artık burayı bölüşmek te, burada yaşayıp burayı paylaşmaktayız. Cennet burada olacak, burada kurulacak inşallah, haşr burada olacak, Kıyamet yine burada kopacak. Diyarbakırlı adamlar diyor ki mesela: 10 tane karım var, 300 tane torunum var, bilmem 50 tane çocuğum var diyor, çocukların isimlerini bilmiyor, torunlarının isimlerini sayamıyor. Var mı böyle bir millet? var.

    Avrupa'da böyle bir şey var mı? Var, onlardan da, zina yoluyla 50 kadınla zina etmiş adamlar var. Avrupa'da seralarda veya, Sıcak bölgelerde karpuz yetiştiren insanlar var. Aynı soyun yolculari. Neptün ün uydusu kaç taneymiş: 13 tane, Yusuf ve 12 kardeşi, toplam 13. Yani Yusuf Aleyhisselam'ın neptün'de de yaşadığı ortaya çıkıyor. o zaman Yıldız Yusuf Aleyhisselam ve Neptun o imiş, Neptün yıldızmış, sönmüş gezegen olmuş. onların kıyameti kopmuş. Yani Yakupoğulları (israiloğulları) işte Nepptün ve uydularını temsil ediyor. Yine bir üst 1.Neptün, bir üst olaraktan Nuh ve soyunu temsil ediyor.

    V. MESELE

    Bazı eski alimler, Kur'an'daki geçen, mal ve çocuklar sizin imtihanınızdır, oyun ve eğlence sizin imtihanınızdır ayetine binaen, çocuklar Allah sevgisine engeldir, o yüzden Bir Kalpte İki Sevgi bulunmaz, Allah sevgisi tek olmalı, çocuğu bile, Karını bile, Anneni bile sevmemelisin gibi bir yoruma gittiler.

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Va´lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm

    Meali :

    Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah´ın katındadır.

    (Sadakallahul Aziym Enfal Suresi 28. Ayet)

    çocuk sevgisi veyahut, kadın sevgisi, Allah sevgisi ile Senin aranı açmaz.
    Allah sana, o çocuğu sevme diye mi verdi, yarattı! kadını, Eş ve aileyi sevme diye mi verdi ki, evlen yuva kur dedi! sana, sevmede döv diye mi verdi ? Allah, onları sevme de, beni sevmi diyor, Halbuki insan pazara gidiyor da, sevmediği sebzeyi almıyor, sevmediği gömleği almıyor, sevmediği ayakkabıyı almıyor. Senin sevdiğin bir ayakkabıyı alman, onu giymen, Allah sevgisine engel mi oluyor? Yani dankalakca bir eski yorum, Hatalı ve yanlış içtihad. Allah kendisi, insan kalbine kaç tane Sevgi sığdırıyor! evinde sevdiği bir ayakkabısı var, ilkokulda sevdiği sevgilisi var, ortaokula gider başka kızlarla tanışır, başka bir sevgilisi var, liseye gider orada başkası, üniversite de bu sefer başkası, yine çarşıda elmayı sever, Armutlu sevmez, Bilmem ekmeği sever, peyniri sevmez, bunların hepsini kalbine sığdıramıyor mu sanki! sevmezsen ekmek yemezsin, sevmez isen, peynir yemezsin. Halbuki Allah bir kalbe binlerce sevgiyi gömmüş ve sığdırmış. insan Ayakkabısını veya terliğini sevince, Allah'ı sevmemişmi oluyor? Yine bir kadını kızı sevince, Allah'ı unutmuş ve sevmemişmi oluyor! Allah'ın yarattığını sevmek, Allah'ı sevmektir. sınıf sınıf, Bir sınıfta sevdiğin, ikinci sınıfta belki nefret ettiğin olabilir. Hani niceleri Vehbi Koç gibi, o da gençliğinde, sağlığında her şeyi sevip yiyebiliyormuştur, en sonunda kuru ekmeğe tahta yatağa muhtaç olmuş ya. ekmek yemek bile ona zarar verir olmuş ya, artık ekmekten nefret eder olmuştur, çünkü bizde zamanında Kahveyi çok içiyorduk, bir tane elden düşme kahve makinesi aldık, toplu yerlerdeki kahve makinelerinde bir bakteri ürüyormuş, o bakterinin verdiği zarar yüzünden, şu anda kahve içmiyorum artık. Kahveden nefret ediyorum, Çünkü bana hastalık veriyor, beni rahatsız ediyor, Dün en sevdiğim içecek, Bugün en sevmediğim, istemeden Sevmediğim bir içecek halini aldı. Çünkü beni rahatsız ediyor, artık onu sever miyim! öyle olunca, Sevgi Allah'ın insanların kalbine koyduğu, güzel bir fiil ve ahlaktır. sevmeden yazı bile yazamazsın, çiçek bile koklayamazsın, İnsan çiçek Sevince, çiçek koklar, Herşey sevgide saklı, Yoksa bu sevgiler Allah sevgisine engel falan değildir.

    VII. MESELE

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ مَنْفوُشٍ وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ وَجَمَعَ فَأعْوَىإِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Se ele sâilun bi azâbin vâkı. Lil kâfirîne leyse lehu dâfi. Minallâhi zîl meâric. Ta´rucul melâiketu ver rûhu ileyhi fî yevmin kâne mikdaruhu hamsîne elfe seneh. Fasbir sabren cemîlâ. İnnehum yerevnehu baîdâ. Ve nerâhu karîbâ. Yevme tekûnus semâu kel muhli.Ve tekûnul cibâlu kel ıhnil Menfuuş.Ve lâ yes’elu hamîmun hamîmâ.Yubassarûnehum yeveddul mucrimu lev yeftedî min azâbi yevmi izin bi benîh.Ve sâhıbetihî ve ahîh.Ve fasîletihilletî tu’vîh.Ve men fîl ardı cemî’an summe yuncîh.Kellâ, innehâ lezâ. Nezzâaten liş şivâ.Ted’û men edbera ve tevellâ. Ve cemea fe ev’â. İnnel insâne hulika helûâ....

    Meali :

    ........

    (Sadakallahul Aziym Meâric Suresi 20. Ayete kadar(20 Haric))


    Kur'an'da geçen "Ve tekûnul cibâlu kel ıhnil Menfuuş." Dağlar pamuk gibi atıldığında ve peygamberin hadislerinde geçen kıyametin dehşetli anları anlatılırken, ve Haşr meselesinde sur üflendikten sonra, öyle bir meydan meydana getirilir ki, oraya "Arasat Meydanı"(Sap ve Hasat Meydanı Yani Harmanlık) denilir. Arasat meydanında, bir tane yumurtayı, Arasat Meydanı'nın bir ucuna koysan, kainatın diğer ucundan gözükecek kadar, Düzlük olmuştur bütün kainat. Alimler ve hadisler böyle anlatır. Yani Ne demek bu? artık o zekeri olanlar, çıkıntısı olanlar,Güya "Benim en büyük" diyenlerin çıkıntısı kalmayacak, dağların çıkıntısı bile düzenlenecek, toz olacak da, Bir tane erkeğin diyen kimse çıkamayacak, hepsi toz olmuş olacak (Yani Rahmanlık ve Rahimlik Bitecek, Erkek ve Dişi Kalmayacak) düz olmuş olacak, hani o uzaydan düşen meşhur cinsiyetsiz yaratık var ya önceden bize muster gönderilen uzaylı sandığınız varlık.

    insanoglunun-Kaderi-ve-Sonu-Cinsiyetsizlik-Allahsızlık (Rahman dan da Rahimden de Mahrum Kalma, Yani Besmelesiz, Allahsız Yaratılan varlık.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Yani benim diyebilecek bir nefis (Am ve Yarak) kalmayacak, dümdüz. Çünkü dedik ya Geçen hafta, Mahmutluk cesareti ve taşağı temsil eder, yani Afedersiniz uzun yarak yada zeker, işte çıkıntılık yapmanın alametlerindendir, uzun olan her yerde çıkıntılık yapmaya çalışır, "Baştaki adam" gibi. Artık o gün sıkıntı ve çıkıntılık yapabilecek, Zekeri olan adam olmayacak, hepsi toz ve düz olmuş olacak (Yukardaki Resime Bak, sonunu Gör Ey insanoglu) uzun kısa kalmayacak, hepsi dümdüz, Allah o zaman "söz hakkı kimde" diye soracak, "konuşacak kimse kaldı mı" diye soracak. Allah o günlerin acı ve kederini Müminlere tattırmsın ama hepimiz haşrolacak oldugu icin arasat meydanını herkes görecek maalesef.

    "Nezzâaten liş şivâ" şivâ yani "Kutup Yıldızına" ulaşıldığında diyor Rabbim Bu surede. Ve birde Rabbin dilerse Doğuyu Batı ile birleştirmeye kadirdir buyuruyor surenin bir yerinde, yani Kutup Yıldızı Batmayan Güneşe vardığımızda, Güneş Doğudan batıdan değilde hep tepeden tepeden doğunca, sular hamam suyu gibi kaynatılınca diyor,

    "Kellâ, innehâ lezâ." degil deccal burayi oynamış ve dogrusu "Kellâ, innehâz zıllâ." sonrakı ayetide calmış doğrusu "Kellâ, innehâz zıllâz zılle." yani ZIL Gölge demekdir Gölge gölgenin üstüne bindiğinde demektir. Öglen vakti gelince Güneş tepede olunca, gölge gölgenin üstüne biner ve, ne batida ne doüuda gölge olmaz yere gölge düşmez artık

    Abdest duası yoktur peygamber öyle bir dua etmemiştir diyenler nerdeler şimdi, o hadis yalan, bu hadis yalan diyenler nerde.... bu ayettemi yalan, ne diyordu peygamber başını meshederken peki

    Başını Meshederken:

    Okunuşu: "Allahümme harrim şa’rî ve beşerî alennar. Ve ezilleni tahte zılle arşike yevme lâ zılle arşike."

    "Arşın gölgesinden başka gölgenin kalmadığı günde, başımı ve (insanların beşerin başını yakma), arşının gölgesinde gölgelendir." diye dua ederdi.

    Arasat artik tek düzlük ve dönen doğan batan güneş ay yok, öyle dünya yok. O gün güneş şivâ yani Kutup Yıldızı Batmayan Güneş, o ise öğlen güneşi gibi sadece tepede, doğuda batıda değil ve arşın gölgesinden başka gölge yok, hani geçenki vaazdaki hacdaki başımdan geçen olayı anlattım arabistan ve öğlen güneşi ve 40° 50° sıcaklıktan bahsettik, ya şivâ.... daha fazla söze gerek varmı artık.

    "İnnehum yerevnehu baîdâ" o gün bakıpta daha onlar uzak mehdi bile gelmedi diyenler nerede, rabbim o surede "Ve nerâhu karîbâ" hayır bizde bakıp çok yakın diyoruz diyor. mehdide bakıp çok yakın diyor

    ogün size verdigim mühlet tamam olunca Yevme tekûnus semâu kel muhl

    Ve cemea fe ev’â. "eva" degil eağva ığva veren şeytan, o fistek veripte sizi kandıran şeytanınız nerede onuda yanınnıza getirecegiz İnnel insâne hulika helûâ o hulugu yaratışı bozan ahmağıda oraya getireceğiz

    Ted’û men edbera ve tevellâ.
    o kıyamete tedbir alanlar nerede


    bana dönceksiniz demedimmi hani tedbirlerinize ne oldu


    VIII MESELE

    Şu anda dünyamızın bazı memleketlerinde Rüzgar çok süratli esmekte ve Fırtınalar oluşmakta, Bu neyin alameti, yine kıyamet alameti, dünyamız Kuzey kutbunun üstündeki Kutup Yıldızı'nın çekimine kapıldığı için, Dünyanın hızının daha da hızlandığını gösteriyor. aşağıya komik caps resimlerinden, bir tane köpeğin, hızlı giden arabanın arkasında, rüzgardan dolayı ağzının aldığı hal resmini koydum. Yani bu Fırtınalar dünyamızın süratli şekilde yol aldığını gösteriyor, O kadar suratlı ki, fırtına bitiriyor dünya içinde. eski Hızı olan mermi hızından daha hızlı, Rabbi müminlerini iman edenlerini Bağışlasin bu cezadan.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    IX MESELE

    Geçen hafta yazdığımız Hadisi tekrar edeceğiz, diyor di ki Cebrail : ya muhammmed senden sonra 10 defa daha dünyaya inip 10 şeyi dünyadan alıp gideceğim demişti ya,
    işte onlardan biriside alimlerden ameli kaldıracağım, yani artık Alimler bile amel edemez olacak.

    Ve ben Halimi sizlere daha önce arz etmiştim. önce çok ibadet ve zikir yapıyordum, sonra yavaş yavaş ibadetlerim azaldı, namazlarımıda ayakta kılıyordum, bir hastalık yüzünden oturarak kılmaya başladım. Abdest alıyordum, sonra abdest almamaya ve teyemmüm ile namaz kılmaya başladım. Kabe ye, kıbleye dönüyordum, artık o Kabe'deki İlluminati'nin Kulesi dikildikten sonra, beni Kabe'ye de döndürmez oldular. artık Kabe ye de dönmüyorum, koltuğum ne yana doğruysa, o yana doğru namaz kılıyorum. Kabeye dönmek bile artık ibadet değil, Çünkü orası İlluminati yuvası oldu. ve benim kolumun kırıldığından sonra taharet edemez oldum,daha önce her tuvalete girdiğimde En azından taharet ediyordum, taharetde edemez oldum, 3 hafta arkamı Allah razı olsun hanımım temizledi. Emin emin değilim diyordum amam artık o beklenenin ben olduğuma inanmaya başladım, Hani matrixte 1 de neo kahin ziyaretinde mr smitle yalnız kalincaö onunla dövüşüp onu dövebilince gemideei trinity ve morpheus diyordki artık o da o olduğuna inanmaya başladı işte artık diyordu ya öyle işte benimki de. ama o beklenen Mehdi ben isem, Yani imamınız bensem, benden ibadetler tek tek şekilde alındı, artık amel edemez oldum, zikir çekiyorum zikir beni yakıyor, namaz kılıyorum namaz Beni yakıyor


    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    " O gün iman etseler elleri yancak, bıraksalar imanları gidecek"

    ( Hadis-i Şerif )

    Bugün bir surenin hikmetine daha Ram oldum, hani fil suresinde geçen Ebrehe olayında, Peygamberimizin dedesi, "ben develerimin sahibiyim" "Allah kabesini, kendisi Koruyup yıktırmayacaktır." dedi ya. Her kalb bir Kabe'dir. Elemtere suresini çokça okuyan kimse, Kabe'yi yıkmamasını, yani kalp kırmamayı öğrenir, hikmetini öğrendim. ama Kur'an'da yazan her satır, sağdan sola yazıldığı için, onun bir de soldan sağa okunuşu ve yazılışı var. yani kehwerti var, yani ters frekansı var. Öyle olunca bu süreyi birkaç kere okudum. Bırak kalp kırmamayı ,o surenin ters frekansını çevirince Deccal, oldumu sana bu sure ve dua, "kalp yık, kalp kır Gönül sarayı kabeyi yık haline. Kabe ve gönülleri yık haline döndü.
    ahir zamanın filtrelerinden, deccal fitnesinden, Rabb'im,askerimi muhafaza eylesin.

    X MESELE

    Burada iki konuyu birden işleyeceğim
    Birisi şekerin zararlı olup olmadığı
    İkincisi de Allahü Teala nin Kader yazması hakkında


    Allah, elma yaratmış, içine şeker koymuş,
    Portakal yaratmış, içine şeker koymuş,
    Armut yaratmış, içine şeker koymuş,
    Karpuz yaratmış, içine şeker koymuş….
    Madem şeker zararlı da, Allah bilememiş mi şekerini zararlı olduğunu da, bunların içine şeker koymuş. Ve birkaç tane doktorun alimin diye geçinen dangalak mı bilmiş, şekerin zararlı olduğunu! Allah bilememiş mi?
    Dişleri çürütüyor hikayesi de: Karpuzu, armutu, Elmayı çok yiyen kimselerin dişi, hiç çürüyor mu ki, Şeker diş çürütüyor olsun. Halbuki dişi çürüten Şeker değil, şekerlere yapılan katkılar ve, yanlış kullanım. Elbette ki her şeyin Fazlası zarar.

    Kader meselesine gelince

    Mesala bir film varsa, birde filmin senaryosu var. Normalinde oyuncular, bir gün veya birkaç öncesinden, o rol ve seneryoya göre ezber ve hazırlık yaparlar. Eğer oyuncu rolünde yanlış yaparsa, yönetmen müdahale edip, öyle değil böyle yapacaksın der işte. Çünkü oynanılması gereken bir rol ve senaryo var ki, o yüzden müdahale edebiliyor. Senaryo yazılı olmaz ise, doğaçlama tiyatroya müdale edilmez. Allah da eğer insanı Kadersiz bıraksaydı, o zaman her insanın ne yapacağı bilinemez di belki . Çünkü nasıl doğaçlama tiyatro da, yönetmen az sonra ne olacağını bilemez ise. Eğer bir rol ve senaryo var ise, senin rolünda yanlış yaptığını bilebilir ve ancak o zaman farkına varırız. Öyle ise, Allah, kainata, taşa Toprağa, at a, insan a, kediye,... bir rol ve kader tayin etmiş demek olmaz mı!

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    ispirto Resimi - Kibrit Suyu- Kibriti Ahmer (Latif Varlıklar-El-Latif Esmasindaki Latifler)
    Dikkat : (ispirto alkohol Degildir)


    XI MESELE


    Corona virüsü tedavisi için Jackie Chan e mektup

    Sevgili Jackie Chan öncelikle şunu bilmeni isterim ki, ben bu mektubu, senin vereceğin ödülü almak için yazmıyorum. sona doğru giden şu dünyada, Para benim için şu an önemli değil..
    Geçen hafta Allahu teâlâ'dan aldığım bir ilham ile, bu hastalığın tedavisi şu şekilde:
    Bu mikrobun bakterisi Latif bir bir mikrop, Yani hava gibi ince ve uçucu olduğu için, aynı kuduz mikrobun da olduğu gibi, Kuduz mikrobunun tedavisi, kendisinde saklı olduğu gibi, bu mikrobun tedavisinin de, kendi cinsinden olan bir bakteri ile olduğu, Allah'tan bana ilham edildi.
    Tedavi yöntemi şu şekilde:
    Normal pancar şekerinden yapılmış bir adet kesme(illa kesme şekeri olacak) şekerin üstüne, 3 damla ispirto suyu damlatıp, bu ağızdan, parçalanma yoluyla değil, emilim yoluyla alınmalı.
    ispirto dediğim şeyin, bir ismi de kibrit suyudur, hani böyle deyince, kibritin suyunu çıkarıp da içmek değil, kibritin suyundan o icat olmaz, kibrit ondan icat olur. Kibrit suyunu Biz Türkler, elektrik kesintisi olduğunda, ona has gaz lambalarında kullanırız, aydınlatmada kullanırız. Yanıcı ve Uçucu bir gazdır (Dikkat o bir alkohol değildir). Yani Latif bir gazdır. Mor renklidir. ya da pembemsi mor.
    Şu an elimde bir örnek ispirto yok, ama internet aramasında bulduğum, Ispirto gazının, şişedeki durduğu halinin resimlerinden birkaç tanesini, bu Yazım ile birlikte sana göndereceğim.

    Dikkat 15.03.2020 Tarihli yeni Uyari : Dikkat edin, ispiro diye, etil alkole metil alkol katıp, birde renklendirip satiyorlarmış, bunlar insani zehirler, hemde kör eder, onlar ispirto değildir, orjinal ispirto alkol bile değildir, alkolden daha hafiftir, orjinal olmayan ispirto zarar veririr onları kullanmayın.... Metil alkol metan gazı gibi zehirli ve ağırdır o dibe çöker, halbuki ispirto hafiftir ve uçucudur, zehirli de değildir. Hatta eskiden, parası olmayan alkolikler, alkol bulmayınca, ucuz olduğu için, alkol yerine rakı yerine ispirto alıp içerlerdi, ve hiçbir zararı da olmaz dı, hafif sarhoş eder, çok alınınca alkol etkisi verir sadece...

    Ben henüz bunu test etmiş değilim. öyle bir imkana da sahip değilim. Geçen hafta bilhassa bunu, Çin halkına duyurmak istedim, ama ulaşamadım. Haberlerde, Senin o ödül verme haberini duyunca, senin buna çare olabileceğini düşündüm, ve senin ulaşabileceğin yerler olduğunu düşündüm ve, ben sana bu mektubu yazıyorum. Sen gerekli yerlere bildirip, test edilmesini sağlayabilirsin. Bunun sağlaması henüz yapılmadı, Sen Allah'a inanıyorsan, Mehdiye de inanıyorsan, onu gerekli yerlere duyur, testi yapılsın, sağlaması yapılsın. Eğer tedavisi buysa, ben ödül falan istemiyorum. bize dua etmeniz yeter. Mehdi ye, Allahü Teâlâya, Peygamberlerine, Meleklerine, kitaplarına, Kadere ve ahirette iman etmeniz yeter, ödül falan istemiyorum.

    Sevgiler saygılar.

    PS: Ben bu yazımın bir kopyesini Google Translator ile yapabildiğim, İngilizce tercümesini de gönderiyorum. Bir adet de Almanca tercümesini gönderiyorum ama, Google yeterli tercüme edememiş olabilir, benim demek istediğimi, belki tam manası ile anlatamamış olabilir. Lütfen Türkçe dili çevirebilen, gerçek bir tercümana, bu yazdıklarımı, doğru manası ile tercüme ettirip, Ondan sonra kullanın.

    Unutma!
    benim yollarını Takip ettiğim, hiç bir peygamber de, öğrettiği ilimden dolayı, ücret almamıştır. Ben de ücret talep etmiyorum, onların yolunu takip ediyorum. inşallah gerçekten de tedavisi budur, ilham da Haktan gelmiştir, faydalı da olur.


    Dikkat: Ani ölümler o virüsten dolayı değil. 5G haberleşme yöntemi, pilot bölge olaraktan, çin de yapıldığı için, şu anda, 5G dışında, birde 10G Denenmekte, ve ölüm sebepleri O yüzden. Ani ölümler o hastalığa bağlı değil, düşman tek yönden savaşmıyor, çok yönlü savaşıyor, dikkatli olun.

    YENi EK :(Sadece Türkçesi Var bu Ek Yazının)

    5G ve 10G Deccal aleyhillane nin Frekans Silahıdır. Mugaybati hamse denilen, Allah tan Başka kimsenin bilemeyeceği 5 şey meselesindeki, 5 meseleye ters frekans uygulama yöntemi ile, kendisinin Azrail görevini de aldığını, ve istediğini, istediği zaman, istediği yerde, istediği gibi, öldürebileceğini Allah'a karşı haykırmak gibidir. ve bu 5G frekans ile istediğini, istediği yerde, istediği zaman, öldürebilmektedir. yani o hadisede ters frekans uygulamış durumdadır. ve bunun yeryüzünde yaygın hale gelmesini istemesi, dünyada her yerde yapmak istemesi, bütün telefonları bu sisteme geçirmek istemesi, yani istediğini, istediği yerde, istediği zaman öldürmek gayesiyle, yani tanrılık iddia etmesi yüzünden yapılmış 1 frekans silahıdır. Deccal silahı ve Deccal fitnesidir.

    5 Bilinemeyen (Mugaybati Hamse) diye bilinende geçenler


    إِنَّ اللَّهَ عِندَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْأَرْحَامِ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَّاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

    İnnallâhe indehu ilmus sâati, ve yunezzilul gayse, ve ya’lemu mâ fîl erhâmi, ve mâ tedrî nefsun mâzâ teksibu gaden, ve mâ tedrî nefsun bi eyyi ardın temût(temûtu), innallâhe alîmun habîr

    Meali :

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir. Yağmuru nereye, nasıl ve ne kadar yağdıracağını da yine O bilir. Rahimlerde olanın iyi, kötü, ölü, diri, müslüman, kâfir vs. nasıl olacağını da yine O bilir. Hiçbir kimse yarın başına ne geleceğini sevgi mi, nefret mi, günah mı, sevap mı, kâr mı, zarar mı bilemez. Yine hiçbir kimse yeryüzünün hangi parçasında ve nasıl öleceğini de, asla bilemez. Herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan, yalnızca Allah'tır.

    Sadakallahul Aziym LOKMAN-34 ayet


    Karoglan
    Başağaçlı Raşit Tunca
    Schrems, 10 Şubat 2020 Pazartesi

    -------

    Deutsch Version

    Brief an Jackie Chan zur Behandlung des Coronavirus

    Sehr geehrte Jackie Chan, zunächst möchte ich, dass Sie wissen, dass ich diesen Brief nicht schreibe, um die Belohnung zu erhalten, die Sie geben werden. Geld ist mir im Moment nicht wichtig ..
    Mit der Inspiration, die ich letzte Woche von Allahu Talala erhalten habe, ist die Behandlung dieser Krankheit wie folgt:
    Da der Keim dieser Mikrobe eine faule Mikrobe ist, die so dünn und flüchtig wie Luft ist, wie Tollwutmikroben, ist die Behandlung der Tollwutmikroben in sich verborgen. Die Behandlung dieser Mikrobe ist von Gott inspiriert, dass es sich um eine Bakterienart handelt. es war.
    Die Behandlungsmethode ist wie folgt:
    Ein Tropfen Zuckerrüben aus normalem Rübenzucker sollte mit 3 Tropfen Spirituosen gegossen werden, und dies sollte oral eingenommen werden, nicht durch Zerfall, sondern durch Absorption.
    Was ich Alkohol nenne, ist ein Name für Streichholzwasser. Wenn Sie das sagen, wird es nicht aus dem Wasser des Streichholzes erfunden, aber es wird nicht aus dem Wasser des Streichholzes erfunden, das Streichholz wird daraus erfunden. Wir Türken verwenden das Streichholzwasser in Has-Gaslampen. Wenn der Strom ausfällt, verwenden wir es für die Beleuchtung. Es ist ein brennbares und flüchtiges Gas. Das heißt, Latif ist ein Gas. Es ist lila in der Farbe. oder rosafarbenes Purpur.
    Ich habe im Moment kein Beispiel, aber ich werde Ihnen ein paar Bilder des Ispirto-Gases schicken, die ich in der Internetsuche in der Flasche gefunden habe.
    Ich habe es noch nicht getestet. Letzte Woche wollte ich dies besonders den Chinesen mitteilen, aber ich konnte es nicht erreichen, als ich von der Nachricht hörte, dass Sie diese Nachricht erhalten haben, dachte ich, Sie könnten möglicherweise Abhilfe schaffen, und ich dachte, es gäbe Orte, die Sie erreichen könnten. Ich schreibe Ihnen diesen Brief. Sie können es an den erforderlichen Stellen melden und testen lassen, es wurde noch nicht bereitgestellt. Wenn Sie an Allah glauben, glauben Sie an Mahdi, kündigen Sie es an den erforderlichen Stellen an, machen Sie den Test, stellen Sie es sicher. Wenn das die Behandlung ist, möchte ich keine Belohnung oder so. Sie müssen nur zu uns beten, an Mahdi und Allahu Ta'ala glauben, seine Propheten, Engel, Bücher, das Schicksal und im Jenseits möchte ich keine Belohnung.

    PS: Ich poste auch diese englische Übersetzung, die ich mit Google Übersetzer machen kann. Ich sende auch eine deutsche Übersetzung, aber Google hat sie möglicherweise nicht genug übersetzen können, vielleicht konnte sie nicht vollständig verstanden werden. Bitte übersetzen Sie diesen Text an einen echten Übersetzer, der ihn ins Türkische übersetzen und anschließend verwenden kann.
    Denken Sie daran! Kein Prophet, dem ich folgte, wurde auch für die Wissenschaft angeklagt, die er unterrichtete. Ich berechne keine Gebühren, ich folge ihrem Weg. Ich hoffe, das ist wirklich das Heilmittel, Inspiration kam von rechts, es wird nützlich sein.

    Achtung: Plötzliche Todesfälle werden von diesem Virus nicht verursacht. Derzeit wird mit Ausnahme von 5G versucht, 10G zu testen, und die Todesursachen liegen darin, dass die 5G-Kommunikationsmethode als Pilotregion angegeben wird. Plötzliche Todesfälle hängen nicht von dieser Krankheit ab, der Feind kämpft nicht aus einer Richtung, er kämpft in mehrere Richtungen, sei vorsichtig.

    Mit freundlichen Grüßen
    Karoglan
    Başağaçlı Raşit Tunca
    Schrems, 10 Şubat 2020 Pazartesi

    English Version

    Letter to Jackie Chan for the treatment of corona virus

    Dear Jackie Chan, first of all I want you to know that I am not writing this letter to get the reward you will give. Money is not important to me right now ..
    With the inspiration I received from Allahu talala last week, the treatment of this disease is as follows:
    As the germ of this microbe is a lazy microbe, so thin and volatile like air, just like rabies microbe, the rabies microbe treatment is hidden in itself, the treatment of this microbe is inspired by God that it is with a bacteria of its own kind. It was.
    The treatment method is as follows:
    One drop of sugar beet made of normal beet sugar should be poured 3 drops of spirits, and this should be taken orally, not by disintegration, but by absorption.
    What I call alcohol is a name of match water, when you say that, it is not invented from the water of the match, but it is not invented from the water of the match, the match is invented from it. We Turks use the match water in Has gas lamps, when it is power cut, we use it in lighting. It is a flammable and volatile gas. that is, Latif is a gas. it is purple in color. or pinkish purple.
    I do not have an example at the moment, but I will send you a few of the pictures of the Ispirto gas that I found in the internet search in the bottle.
    I haven't tested it yet. Last week, I especially wanted to announce this to the Chinese people, but I couldn't reach it. You can report it to the required places and have it tested, it has not been provided yet. If you believe in Allah, you believe in Mahdi, announce it to the necessary places, make the test, ensure it. If that's the treatment, I don't want a reward or something. You just need to pray to us, believe in Mahdi and Allahu Ta'ala, his prophets, angels, books, fate and in the hereafter, I do not want any reward.


    PS: I am also posting this English translation, which I can do with Google Translator. Please translate this article to a true translator who can translate it into Turkish and use it after that.
    Keep in mind! No prophet that I followed was also charged for the science he taught. I do not charge fees, I follow their path. I hope this is really the cure, inspiration came from the Right, it will be useful.

    Caution: Sudden deaths are not caused by that virus. Currently, except 5G, 10G is Trying, and the causes of death is because the 5G communication method is made in denomination as a pilot region. Sudden deaths do not depend on that disease, the enemy does not fight from one direction, it fights in multiple directions, be careful.

    Yours sincerely.
    Karoglan
    Başağaçlı Raşit Tunca
    Schrems, 10 Şubat 2020 Pazartesi



    DiPNOTLAR

    (2) Buhari, Hac, 30; Fiten, 25; Libas, 68; Enbiya, 48; Müslim, Fiten, 19-20 (95, 100-105); Tirmizi, Fiten, 56 (2235-2241); Ebu Davud, Melahim, 14 (4316-4320).
    (3) Buhari, Fiten: 27; Müslim, Fiten: 100-103, (169)-(2933).
    (4) Müsned, I, 417; Heysemî, VII, 345.
    (5) Müsned, III, 367; Müstedrek, IV, 530.
    (6) Müslim, Fiten: 25 (124); İbnu Mâce, Fiten: 33 (4077).
    (7) Buhari, Tevhid: 17; Fiten: 25-26; Müslim, Fiten: 19 (95-101); Ebu Davud, Melahim: 14 (47); Müsned, I, 195.
    (8) Buhari, Enbiya: 50; Müslim, Fiten: 20 (106-108); 22 (114); İbnu Mâce, Fiten: 33 (4073).
    (9) Müslim, Fiten: 20 (104-109); Müstedrek, IV, 433, 439, 540; Heysemî, VII, 343.
    (10) Müslim, 20-21 (110-113); Tirmizi, Fiten: 59 (224); Ebu Davud, Melahim: 14 (4321); Müstedrek, IV, 337-339.
    (11) Müslim, Fiten: 110; Ebu Davud, Melahim: 14; Tirmizi, Fiten: 59; İbnu Mâce, Fiten: 33; Müsned, IV, 181.
    (12) Müslim, Fiten: 23 (116); Ebu Davud, Melahim, 14 (4321); İbnu Mâce, Fiten, 33; Müstedrek, IV, 537.
    (13) Müslim, Fiten, 20 (110); İbnu Mâce, Fiten, 33 (4075); Müstedrek, IV, 492-494.

    --oOo---


    أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


    ''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

    وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
    Amiyn.
    Elfatiha maassalavat.

    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

    Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

    etûbu ileyk.

    --OoO--


    Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

    https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar_1/Vaazlar/02%20-%20Rasit%20Tunca%20-%20Corona%20Virusu.mp3


    Vaazi Youtubeden Seyretmek icin Linke TIKLA

    https://youtu.be/W6W9MmUCwjg



    Kar©glan

    Başağaçlı Raşit Tunca

    Schrems, 10 Şubat 2020 Pazartesi

    Original Kar©glan


    Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

    Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

    Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

    1 Senede/12 Ay

    Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

    1 Yılda/365 Gün

    7 Günde/24 Saat

    Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

    RADYO KAROGLAN

    Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan



    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz Arz-ı Mev'ud Vadedilmiş Topraklar
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Tasavvufi ve Dini Sohbet Vaaz Arz-ı Mev'ud Vadedilmiş Topraklar

    (Kar©glanin 26 Ocak 2020 Vaazi)

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِى ٱلزَّبُورِ مِنۢ بَعْدِ ٱلذِّكْرِ أَنَّ ٱلْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِىَ ٱلصَّٰلِحُونَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn

    Meali :

    Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.

    Sadakallahul Aziym Enbiyâ Suresi 105. Ayet


    ---oOo---

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    Cebrâil'e sordum, benden sonra bir daha yeryüzüne inecek misin?
    - Cevaben dedi ki: Evet on defa daha ineceğim ve her gelişimde bir şeyi kaldıracağım.
    - İlk inişimde yeryüzünden bereketi kaldıracağım. İkinci inişimde insanların kalplerinden merhameti kaldıracağım. Üçüncü inişimde insanların kalplerinden sevgiyi kaldıracağım. Dördüncü inişimde hayâyı kaldıracağım. Beşinci inişimde adâleti kaldıracağım. Altıncı inişimde fakirlerden sabrı kaldıracağım. Yedinci inişimde zenginlerden cömertliği kaldıracağım. Sekizinci inişimde Âlimlerden ameli kaldıracağım. Dokuzuncu inişimde yeryüzünden Kurân-ı Kerim'i kaldıracağım. Son inişimde imânı alıp gideceğim.

    ( Hadis-i Şerif , Tenbîhu’l-Gafilin Abdüllatif s: 247)

    "Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
    "Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

    Yolculugumuza başliyoruz :

    Bu alttaki birkaç satır yazı Karaoğlan Raşit Tunca Mehdi'nin dünyaya yeni monifestosudur :
    parayı ve arabaları her şeyi elektriğe bindirmek hikayesi petrole ve araplara bağımlılığı yok etmek için. Petrole de bağımlı olmayınca herkesi elektriğe bağlayınca, Deccal ve avenesi artık tanrılık yolunda bir adım daha ileri gitmiş olacaklar, deccallıklarına deccallık katmış olacaklar bu sayede. Aynı şu anda Çine uyguladıkları yöntem ile Çin ekonomisine darbe vurdukları gibi, ne ile corona virüsü ile. Belkide ortada öyle bir virüs bile yok ama, çıkardıkları bu Yaygara ile, birde birkaç kişiyi de öldürüp hasta ettilerse, ve böylece herkes Çin'den alışverişi kesecek, oraya gidip gelmeyi kesecek, böylece Çin in yükselen ekonomisi darbe yemiş olacak. Belki de böylece Çini n büyümesini durdurmayı istediler. Belki virüs gerçek de olabilir ama, Vurdular mı bir darbe? vudular, yıkar mı bu darbe Çin i? Yıkmaz. Allah müfsitleri bozgunculuk çıkaranları felâha erdirmez.

    Kod:
    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn

    Meali :

    Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.

    (Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi 81. Ayet)

    Çin konusunda da, Petrol konusunda da, Allah onları Galip etmeyecektir elbet. aynı hikayeyi Araplara da uyguladılar, ve onlara bağımlılığı kesmek için, arabaları elektriği çevirmeyi, bütün dünyada yasa haline getirdiler, ve petrolü pahalandırdılar. Herkese, ister isteyerek, ister istemeden, elektrikli araba tercih etme zorunluluğunda bıraktılar ve arabaların Motor Hacmini yani taşağını da küçülttüler, Onlarda kendilerinde büyük taşak olacak, bizlerde Küçük taşak, bizler onlara ve kul ve köleler olacağız, cesaretsiz salaklar, yani kul köle, taşak büyüklüğü cesareti gösterir. istedikleri bu.

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    MAKAM-I MAHMUD ÖVÜLEN VE VAADEDiLEN MAKAM

    Ezan Duası Arapça

    للَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّافِعَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إَنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

    Ezan Duası Arapça okunuşu: "Allâhümme Rabbe hâzihi'd-da'veti't-tâmmeh, ve's-salâti'l-kâimeh, âti Muhammedeni'l-vesîlete ve'l-fadîlete, ved-dereceter-refîate. veb'ashü makâmem-mahmûdeni'l-lezî va'adteh. İnneke lâ tuhlifu'l-mîâd.



    Ezan Duası Türkçe anlamı: "Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, Muhakkak ki sen vaadinden dönmezsin"

    ALINTI

    Motor Hacmi ve Silindir Hacmi Nedir, Nasıl Hesaplanır?

    Araç alırken dikkat edilen detaylar arasında motor hacmi ve silindir hacmi de yer almaktadır. Bu değerler aracın niteliklerini ve gücünü belirlemektedir. Peki, motor hacmi ve silindir hacmi nedir ve nasıl hesaplanır?

    Motorda yer alan her bir silindir hacminin toplamı motor hacmini göstermektedir. Yani motor hacmini bulmak için silindir hacmi ve silindir sayısının çarpılması gerekmektedir. Eğer bir aracın motor hacmi aynı özelliklere sahip olan bir aracın motor hacminden büyükse bu onun daha güçlü olduğunu göstermektedir.

    Genellikle araçlarda motor hacmi modelin ismi ile birlikte anılmaktadır. Örnek verecek olursak BMW markasının 320 modeli bize aracın 3 serisi ve 2 litre motora sahip olan bir araç olduğunu göstermektedir. Ancak motor hacminin 1200, 1800 ya da 2000 şeklinde de söylendiğini duymak mümkündür. Bu aracın motor hacminin santimetreküp cinsinden hesaplanışıdır.

    Silindirin hacmini bulmak için silindir çapı ve strok boyunun santimetre cinsinden çarpılması gerekmektedir. Motor hacmini bulmak için ise motorda yer alan silindir sayısının silindir hacmi ile çarpılması gerekmektedir. Eğer silindir çapı ve piston stroku birbirine eşitse ortada bir kare motor var demektir. Bu tasarım da günümüze son derece yaygındır.

    Bir araçtaki motor hacmi ne kadar büyükse aracın gücü ve yakıt tüketimi de o kadar fazladır. Eğer aracı sadece eve, işe ve ara sıra gezmeye gitmek için kullanacaksanız çok büyük motor hacimli bir araca ihtiyacınız olmayacaktır. 1.2 ve 1.6 litre arasındaki motorlar ihtiyacınızı karşılamaya yetecektir. Ancak eğer sportif bir sürüş istiyorsanız büyük motor hacimli araçları tercih etmelisiniz.

    Son dönemde otomobil üreticilerinin son derece düşük motor hacimli turbo şarjlı motorlar üretmeye başladığını görmekteyiz. Bu şekilde yakıttan tasarruf etmek mümkün hale gelmektedir. Aynı zamanda motor üzerinde yapılan iyileştirmeler ve turbo beslemesi ile de istenen güç sağlanabilmektedir.

    ALINTI SONU

    Rabbim böyle müfsitleri kurtuluşa erdirmem buyuruyor.

    Bu sözün üstüne, Ben Rabbimin işini Rabbime bıraktım, başka söz söylememe gerek yok, sözü Rabbim Zaten söylemiş . Çünkü neden? Araplarla pazarlık edemiyorlar, istediklerini yapmiyor araplar. Eskiden alimin bir tanesinin sohbetin de dinlemiştim.
    Dedi ki : Araplar da bir "la" vardır dedi. Arap "la" dedi mi varma yanına kaç oradan dedi. La Yani Türkçe "HAYIR" demek ingilizce "No" almanca "Nein" demek. Hani Güneşimizin "Glow" yani ziyassı yani "Alfa ışıması" yaptığını söylemiştik ya, işte Arapça alfabede L harfi ve lam ve Elif bu alfa'yı temsil eder. Alfa ışıması bir defa başladı mı, Durduramazsın onu. yani la! la! La! yani dünya yönünü Güneşe doğru tutunca, o yaza kadar gidecektir, tutamazsın artık onu.

    1997'de hacca gittiğim zaman Mevsim kış mevsimiiydi dah burarlarda, ama Bahar'a geçiş Nisan, ben giderken Avusturya'da kar yağmıştı, ve orada Arabistan da hava günlük güneşlik idi, dünya yolunu tutmuş idi. Ve 1 hafta Cuma namazına gittim, fakat geç kaldım, gölgelikleri oturamadım ve Kabenin dışında kaldım. orada oturdum. İmam hutbe veriyor da veriyor, uzattı da uzattı, yanıma bir Afganistan li Haci geldi oturdu, onlarda Sıcağın koygun olanına alışkınlar. az dibimde oturdu, Benim sıcaktan rahatsiz olduğumu fark etti, Tepemi, kafami bir elledi, ooo yanmışsın dedi ve "Allah Keriiiim" dedi. Az sonra galiba Afrikalı, Mısırlı bir adam geldi, elinde de şemsiyesi var, yağmur için değil, güneş için şemsiye, ve oturdu, oda sıcaklığa alışkın, şemsiyesini ikimizin arasına koydu. Afganlı hacı Şemsiyeyi aldı açtı ve benim Başımin üstüne tuttu. Afrikalı Hacı "ne yapıyorsun, O benim Şemsiyem" dedi, Afganlı da cevap verdi verdi bak başı yanmış bunun dedi, sonra döndü bana dedi bak dedi "Allah kerim" dedi. Yani Arabistan Aydınlık, sıcak, güzel ve Muhammedin doğduğu, güneşin, güneşimizin doğduğu yer, sıcağın Aydınlığın koygunu. Yaz mevsimi orada, Neredeyse Nisanda başlar. Arapların "la" sı O yüzden kuvvetlidir. onlar da gri renk yoktur, ya siyah ya beyaz, Ya herro, ya merro. Türkiye ise 4 mevsimin aynı anda yaşanabildiği bir ülke. O yüzden Türkler Muhammed'in pazarlık sünnetini almışlar da bir mal 10 lira ise, 5 liraya ver der alıcı. satıcı da, tamam 5 lira benden olsun der boyun eğer İkisi de , boyun eymek Yüceliktir, o yüzden İşte bizde 4 mevsim yaşanabiliyor, Bahar da bizde, Sonbahar da bizde, yaz bile biz de, kış bile biz de, bu Avusturya Alpler, Alpler soğuk memleket, kış Ağustosun 15'inden sonra başlar, yani gri bunlardadır, siyah bunlardadır, Bunların ilkbaharı neredeyse 15 gündür, At kuyruğunu sallayasıya geçer, sonbahar biraz uzundur, Kış girdi mi Çıkmak bilmez idi, ama artık o da tükendi, bu sene doğru dürüst kar bile yağmadı.

    ALINTI

    Pazarlık sünnettir

    Sual: Alışverişte pazarlık şart mıdır?
    CEVAP
    Şart değildir. İhtiyaç varsa pazarlık yapılır. Pazarlık sünnettir. Alışverişte Müslümanın aldanması caiz olmadığı gibi, aldatması da caiz değildir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Müslümanı aldatan bizden değildir.) [İ. Rafiî]

    (Bizi aldatan bizden değildir.) [Taberânî]

    (Aldatan Cennete giremez.) [Tirmizî]

    Fakirlerin malını fazla parayla almalı, onları sevindirmeli, fakat zenginden mal alırken aldanmak sevab değildir, kötüdür. Malı zayi etmektir. Mümkünse pazarlık edip ucuz almak lazımdır. Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin, her aldıklarında pazarlık eder, ucuz almaya uğraşırlardı. Kendilerine, (Bir günde birçok sadaka veriyorsunuz da, bir şey satın alırken niçin uzun pazarlık ederek yoruluyorsunuz?) dediklerinde, (Verdiklerimizi Allah rızası için veriyoruz. Ne kadar çok versek yine azdır, fakat alışverişte aldanmak, aklın ve malın noksan olmasındandır) buyururlardı. (Kimya-yı saadet)

    Pazarlık etmek
    Sual: Pazarlık sünnet olduğu için, biz şu fiyata verir misin desek, satıcı razı olmazsa ne yapacağız?
    CEVAP
    Pazarlık etmek demek, illa ucuza almak demek değildir. Şu fiyata verir misin, demekle pazarlık edilmiş, sünnet yerine gelmiş olur.

    ALINTI SONU


    II.MESELE

    SUYUNUN SUYU

    Bilirsiniz ya yine de anlatalım: Hoca’ya bir köylü tavşan getirmiş. Rızkıyla gelen bu adamcağıza Hoca izzet-i ikramda bulunmuş, ağırlamış, evinde birkaç gün misafir etmiş. Bir hafta sonra aynı köylü kapıyı çalıp:

    – Hocam, ben sana tavşan getiren köylüyüm, demez mi… Hoca içeri buyur etmiş, sofraya da tavşanın suyundan yapılan çorbayı getirmiş.

    Yine birkaç gün sonra tanımadığı iki kişi Hoca’nın evine gelip:

    – Biz, demişler, sana tavşan getiren filancanın akrabalarıyız.

    Hoca onları da misafir etmiş. Adamlara ikram ettiği çorba için:

    – Bakın, demiş, bu tavşanın suyunun suyu!

    Neredeyse, Hoca’ya tavşan getiren köylünün bütün akrabaları böyle böyle Hoca’ya misafir olmuşlar. Hoca da bu işten epeyce yılmış. Bir gün yine saçı sakalına karışmış birkaç kişi kapısına dayanıp:

    – Hoca, demişler, hani sana tavşan getiren bir köylü vardı ya, biz onun köyünden değiliz ama yakın köylüyüz. Uzaktan da akraba sayılırız.

    Hoca onları da misafir etmiş etmesine de önlerine birer kase su koymuş.

    – Hoca, demişler, bu nasıl tavşan suyu? Hoca hiç oralı olmadan:
    – Bu, demiş, tavşanın suyunun suyunun suyu!

    Adem atamız büyük beden, ve 70 zira = 33 metre, o bölüne bölüne, insanlık ve Alem olaraktan küçüldük, ve biz dünya olaraktan en dipte ve içteyiz, yani arz=yer=dip, Arzı mev'ud Yani en alt tabaka, en küçükler. Hani Göbeklitepe'de heykeller var ya, koyun heykeli koyun kocaman. Hanım da söyledi eski bir resim vardı dedi, koyun adamın beline kadar geliyor du eski koyunlar dedi. şimdiki koyunlarda insanlarda küçüldük. Suyunun suyu olduk, Adem'in Hazreti Adem'in belinden akan Suyunun suyu artık, ve küçüldük insanlık olaraktan, Alem olaraktan da küçüldük. O yüzden biz de mevsim başka Hazreti Ademin siteminde başka, Hazreti Nuh(Neptünde mevsim) yine bambaşka onların alemi. En içten dönüyor Bizim Alem, en içten en uzaktan. Kutup yıldızına o kadar uzaktık. Ama artık biz de merkeze ulaşmak üzereyiz. Hani demiştim ya : Kar yağması için süt meselesinde, sütü Deccal tikmiş demiştim! nasıl olur diye buna itiraz edenlere küçük bir izah yapacağım. çay ile birlikte süt içtiğin zaman, çay Süt ün demirini öldürür diye, Tıp ve bilim adamları bunu araştırıp bilmiş bulmuş. işte çay sütü tikmiş oluyor, yani gücünü elinden almış oluyor. süt içsen bile, çay ile içtiğin zaman, yani nikotin çayı öldürmüş, gücünü almış oluyor. o zaman sigara ile süt içersen de aynı şekilde, sütün gücü gitmiş oluyor, yine Cocacola ile süt içersende, sütün gücü gitmiş oluyor. Buna inanan, iman eden birisi, sütü nasıl ve her ne şekil ile olursa olsun, deccalın da tikebilceğini gücünü elinden alabileceğini anlasın. Bu sadece size anlatmak için gösterdiğim bir izah tarzı idi, yoksa ben de sütü cinsel tarzda tikmiş demiyorum. O da Kendince bir yöntem bulup sütün gücünü elinden almış. Benim o söyleşim tarzım, Afyon yöresi diyelektiğinde sadece öyle. O yüzden bizim(Ben) görevimizi yapmamıza rağmen, kar yağmadı. Kendi istediği zaman yağdı işte. Anneme telefon açtım o da dedi, kar yağdı, ama kar sanki tuz gibi bir şey dedi, gerçek kar değil, Yani Mart karı. O da neden yağar. Kuşlar Mart'ta yavru çıkarmış olur da, yavrular o kar veı soğuğu hissedince, tüy çıkarmaları gerektiğini anlarlar, vücutları göreve girer onun içindi . Bunu daha önce izah etmiştim. Göçmen Kuşlar daha yeni geldi buralara, yavru çıkarmadılar ki daha, şu anda kar yağması, kuşların giyinmesine sebep olmaz ki. Bu sene belki Bahar uzun sürecek gibi artık!!! Eğer başarabilirsek, Bahar uzun sürecek gibi gözüküyor.

    III.MESELE

    Bu hafta bir patentli konu daha ortaya atacağım :

    Ve biliyoruz ki gezen yürüyen Kur'an Hazreti Muhammed idi, Muhammed Demek insan demek, yani insan gezen yürüyen Kur'an, ve Kainat demek. Ve insan DNA da meydana gelmekte, yani DNA ayı oluşturanlar ise yediğin ekmek, peynir, tuz, biber gibi gıdalar. Anne karnında seni oluşturan maddeler, yediklerin. iyi şeyler ye ki, dilin güzel olsun, güzel konuşsun, iyi şeyler ye ki elin güzel olsun, güzel işler tutsun. iyi şeyler ye ki, gözün güzel olsun, güzellere baksın. iyi şeyler, güzel şeyler, temiz şeyler ye ki, aklın idrakin açık olsun, sözün doğrusu na itaat edesin. işte GDO su bozuk, yani geni bozuk gıdalar ve insanlar demek, bozulmuş Kur'an, Kuran'ı Kerimler demek Olmaz mı? Ya gen haritasi harflerden meydana gelmekte, ve Deccal ve Askeri, gen ile oynadıkları zaman, kabağı Karpuza, karpuzu hıyara çevirdiklerin de, GEN deki Harflerin yerini değiştirmiş oluyorlar.

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَلَاُضِلَّنَّهُمْ وَلَاُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ اٰذَانَ الْاَنْعَامِ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّٰهِۜ وَمَنْ يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُب۪ينًاۜ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurennehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurennehum fe le yugayyirunne halkallâh(halkallâhi), ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasire husrânen mubînâ.

    Meali :
    “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.”, “Sen de onların ekserisini şükreden kullar bulmayacaksın.”

    (Sadakallahul Aziym Nisâ Suresi 119. Ayet)

    Deccal bu harflerin yerini değiştirebiliyorsa! Demek ki Kuran'ı da değiştirmiş demek olur. ve Cebrail Aleyhisselam Muhammed den sonra yeryüzüne indiğinde, önce haya ve utanmayı semaya kaldıracaktı, sonra adaleti sonra adaleti semaya kaldıracaktı ya! ve en son gel geldiğinde de Kuran'ı yeryüzünden kaldıracağını söylemiş.

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    Cebrâil'e sordum, benden sonra bir daha yeryüzüne inecek misin?
    - Cevaben dedi ki: Evet on defa daha ineceğim ve her gelişimde bir şeyi kaldıracağım.
    - İlk inişimde yeryüzünden bereketi kaldıracağım. İkinci inişimde insanların kalplerinden merhameti kaldıracağım. Üçüncü inişimde insanların kalplerinden sevgiyi kaldıracağım. Dördüncü inişimde hayâyı kaldıracağım. Beşinci inişimde adâleti kaldıracağım. Altıncı inişimde fakirlerden sabrı kaldıracağım. Yedinci inişimde zenginlerden cömertliği kaldıracağım. Sekizinci inişimde Âlimlerden ameli kaldıracağım. Dokuzuncu inişimde yeryüzünden Kurân-ı Kerim'i kaldıracağım. Son inişimde imânı alıp gideceğim.

    ( Hadis-i Şerif , Tenbîhu’l-Gafilin Abdüllatif s: 247)

    Öyle olunca Şu an geni bozuk gıdalar gösteriyor ki, gezen yürüyen Kuranlar yani ademoğlu insanlar kalmadı, artık hepsi bozuk, hepsi bozuk. Yani Kur'an herhalde yeryüzünden belli miktar kaldırılmış, ve Kuran dan sonunda sadece akıllarda kalan kalacak demiş Hazreti Cebrail ve Muhammed. Bir Biber vardı yedimi türüm türüm tüterdi! bir domates vardı yedik mi türüm türüm tüterdi! Ama artık yok. Ama artık yok. Bir koyun kavurması vardı pişirince, mahalleyi türüm türüm tüttürürdü! artık koyun kavurmaları da tütmüyor, kokmuyor, güzel güzel kokmuyor, Artık gerçek koyunda yok. onu yiyen insanda artik kokusunu kaybetti. Gezen yürüyen Kur'an, gerçek Kur'an, artık kaldırılmış, ya da kaldırılmaya başlamış. bu Theoryö patenti alınmasi gereken sözümüz.


    IV. MESELE

    Deccal ve askeri her şeyi bozdular, genini oynadılar, ve gerçek şeker yok, gerçek tuz yok, gerçek süt yok, ve tıpçılara da fistek verdiler, çünkü bütün sağlık kurumu onların elinde.

    Ne dediler ki :

    "Bak şişmanladınız, tuz zararlı, yağ zararlı, şeker zararlı, ekmek bile zararlı" dediler. Ve Artık insanları zayıflamak için bir hale soktular, ve Hani Muhammed'in 1 Hadisi var : geçen haftalarda anlatıştık, Bir salkım üzüm den, bir topluluk doyup kalkacak diye anlatıyordu ya. Biz küçüldük, Adem atamızın üzümlerinden, üzüm salkımlarından Bir salkım olsa, buradaki bir topluluk, Belki de bir köy doyar. 33 metre adamın elindeki üzüm salkımını düşün, Bir de senin, yani bir buçuk metrelik adamın üzüm salkımını düşün. insanoğlunun en yüksek haddesi, insanoğlu gen ile oynasa bile, yapabileceği ancak Adem'in üzümüne ulaşabilir. işte üzüm Adem'in üzümü olunca, değil bir topluluk Belki de bir köy doyar, ve Artık insanlar da zaten fazla yiyemiyor. Çünkü tatlar eski tat değil, hani bizim meşhur bir güreşçimiz vardı, Amerika'ya falan gitmiş, güreş tutmuş, Yenilmez, altın Kemerli güreşçimiz, bir sefer de, bir kuzuyu, bir koyunu kesip yiyormuş güçlenmek için. şimdi öyle bir koyun yiyip de şişmanlamayan ve istifra etmeyen adam kaldı mı? Adam sofraya oturuyor diyet yapıyorum diye, iki kaşık yiyor, tabağı geri gönderiyor, yemeyeceğim diyor, çünkü midesini kestirmiş, yemek borusunu mide yerine düz bağırsaklarına bağlamışlar. Yeyince hasta oluyor, rahatsız oluyor zaten. artık bu adama Bir salkım üzüm yediremezsiniz ki. Ben hatırlıyorum, üzüm bağımıza gittiğimizde, birkaç Salkım yiyebildiğimizi hatırlıyorum. şu anda bizim evde bile, bir salkımı bölüşüyoruz, o bile yeterli geliyor. yemeyeceğim diyorsun, Çok tatlı diyorsun. çünkü insanlık küçüldü, mideler küçüldü, zevkler tatlar küçüldü. Dün bir karpuzu, büyük bir karpuz kesilirdi de, bir defa da Yemekten sonra yenir bitirilirdi. şimdi ise, karpuzdan Herkes bir dilim yeyince daha fazla istemiyor, Neden? Çünkü oynanmış gıdalar, ayarı bozulmuş tatlar.

    V. MESELE

    Ey DECCAL Madem Allah lık Taslıyorsun, hani peygamberin Hadisi var dünya öyle zengin hale gelecek ki Osmanlı'nın son altın vaktinden daha zengin, sadaka taşları koyup da, kimsenin sadaka verecek yer bulamaması gibi, Mehdi vaktinde de öyle zenginlik olacak ki, kimse paraya pula tamah etmeyecek, Çünkü her şey bedava olacak.

    (Bu Konudaki Bazı Hadis-i Şerifler)

    Peygamberimiz’den sonra (fitneye sebep olacak) olayların olmasından korktuk da Allah’ın Nebisi (s.a.v.)’e (bazı sorular) sorduk. Bunun üzerine

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    ’Muhakkak ki ümmetim içerisinde Mehdî vardır, çıkar (ve) beş veya yedi ya da dokuz (sene) yaşar (hükmeder). Nihayet ona bir adam gelir ve: ’Ey Mehdî! Bana ver, bana ver.’ der. (Bunun üzerine o da), ona taşıyabileceği kadar elbisesine saçar (verir).


    Tirmizî, Fiten, 53.

    Beklenen Mehdî’nin yaşadığı dönemdeki bolluk ve refahın tasvir edildiği bu hadis hakkında Tirmizî ’hasen bir hadis’ demektedir.

    Aynı sahabeden nakledilen bir rivayette ’semanın bol bol yağmur yağdıracağı, arzın da bitkilerden hiçbir şeyi saklamayacağı ve malın değersiz hale geleceği’ ifade edilirken

    Ahmed b. Hanbel, Müsned, III/22,35.

    bir diğer rivayette de, ’ümmetin hiç kimsenin benzerini görmediği kadar nimetlendirileceği ve Mehdî’nin isteyen herkese fazlasıyla vereceği’ beyan edilmiştir.

    Hakim en-Nisâbûrî, el-Müstedrek, Haydarabad, 1916-1923, IV/558.


    25
    Bu hususta Ebû Saîd el-Hudrî tarafından nakledilen başka hadisler de rivayet edilmiştir. Bu hadislerde müşterek mana olarak üzerinde durulan husus,

    Mehdî devrinde mukayese edilemeyecek ölçüde bolluk ve bereket olacağı ve onun da isteyenlere esirgemeden bol bol dağıtacağı hususudur.

    Bkz. Nureddin el-Heysemî, Mecma’u’z-zevâid, Dâru’l-kütüb, Beyrut, 1967, VII/313.
    26
    Bununla birlikte, Müslim’in Sahih’inde geçen ve açıkça Mehdî ifadesinin geçmediği şu hadis de bu manayı desteklemektedir: Ebû Saîd (el-Hudrî) ve Câbir b. Abdillâh (r.anhümâ)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demişlerdir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ’Ahir zamanda bir halife olacak, malı (bolca) taksim edecek ve onu say­mayacaktır.’

    Müslim, el-Fiten Ve Eşrâtu’s-Sâa, 18.)

    (Bu Konudaki Bazı Hadis-i Şeriflerin Bazı Sonu)

    Var mısın benle yarışa, madem allahlık taslıyorsun, Mesela, Allah badem yararatmis, onu için bizden bir ücret almıyor, domates yaratmış yine onun için de aynı, biber yaratmış onun için de aynı, altın yaratmış onun için de aynı ,Gümüş yaratmış onun için de aynı, hava yaratmış su yaratmış hiç birisinden bizden bir ücret talep etmiyor. madem sen “Allah' sın”, Allahlık taslıyorsun, o kadar büyük öyle bir dünya yap ki kendine, insanlarını da, dostlarını da oraya al v,e Her şey bedava olsun böyle. Ama senin işin parayla, bak petrolü bile paylaşamıyoruz senin yüzünden, Petrol kavgası çıkıyor, Biz paylaşmak da bile kavga çıkaran insanoğluyuz. Petrolü buluyoruz alıyoruz, birimiz benim diyor, Sen diyorsun Benim, ortada kavga çıkiyor, petrole zam geliyor ve, canı yananlar da biz araba sürenler oluyoruz, bırak bedava dünyayı, neredeyse suyu ve havayı bile haraca bağlayacaksın, nerede kalmış Senin Allah lığıın , pabucumun Deccalı.

    ALINTI

    “canlılık ile cansızlık arasında pek de fark olmadığını belirtmeden geçmek istemeyiz. Peki keşfedebildiğimiz sınırları en çok zorlayan canlı hangisi?

    Büyük ihtimalle tardigrad diye düşüneceksiniz, hatta radyasyona ve sıcaklığa en dayanıklı türlerinden biri olan Milnesium tardigradum diye düşünebilirsiniz; ama değil. Evet, tek hücreli olmadıkları için ve filogenetik olarak arthropodlarla bağlantılı oldukları için bu denli bir dayanıklılık bu canlıya göre son derece etkileyicidir. Fakat bu yazıda temel olarak canlılığı konu edineceğiz.
    Örneğin bir ekstremofil bakteri olan Deinococcus radiodurans, tardigradlardan bile daha zor koşullarda (asit, soğuk, sıcak, vakum, radyasyon) hiç zorlanmadan hayatta kalmayı başarabilir. D. radiodurans, 5.000 Gy dozluk iyonize radyasyona hiç (%0) metabolik sorun yaşamadan dayanabilir. 15.000 Gy dozluk radyasyonda ise %37’lik bir metabolik kayıp yaşar. Böylece bakteriler arasında en dayanıklı olduğu için “Conan The Bacterium” lakabı ile bilinir. Günümüzde D. radiodurans, genetiği değiştirilerek radyoaktif maddeleri çok yüksek iyonize radyasyon altında daha az zararlı maddelere parçalamak için kullanılır. Bu yönteme Biyoremediayson denir.

    Ekstremofil bir arke olan Thermococcus gammatolerans ise radyasyona karşı bilinen en dayanıklı canlı organizmadır. 2003 yılında Kaliforniya’da okyanusun 2.000 metre altındaki bir hidrotermal bacada keşfedilmiştir. Neredeyse suyun buharlaşma sıcaklığı olan 55–95 °C arasındaki bir sıcaklıkta gelişir ve optimum tercih ettiği sıcaklık değeri 88 °C cıvarındadır. Bulunabildiği pH değeri ise 2-6 cıvarlarındadır. Bu koşullarda hayatta kalmak için bakterilerden farkları neler derseniz: Bakterilerin hücre duvarında peptidoglikan bulunurken, arkelerde sahte-peptidoglikan bulunur. Ayrıca bakterilerin hücre zarında ester bağları vardır; ancak arkelerde eter bağları vardır. Bunların dışında arkelerin metabolik süreçleri, bakterilerden çok ökaryotlara benzer. Bu da filogenetik olarak ökaryotlara daha yakın olduklarını gösterir.“

    ALINTI SONU

    Kod:
    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَةَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    E hum yaksimune rahmete rabbik, nahnu kasemna beynehum maişetehum fil hayatid dunyave refa'na ba'dahum fevka ba'dın derecatin li yettehıze ba'duhum ba'dan suhriyya, ve rahmetu rabbike hayrun mimma yecmaun.

    Meali :

    Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında Biz taksim ettik; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık; Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha iyidir.

    (Sadakallahul Aziym Zuhruf suresi 32. ayet)

    Evrim teorisinin doğruluğu ve insanoğlunun tabaka tabakaö redet redetö derece derece evrenden aşağı indirilişi. ve en son indirildigimiz yer dünya ve Arzı mev'ud .
    Yukarıda anlatılan bakterilerin yeryüzünde var olması gösteriyor ki, bir zamanlar insanlık Neptün deydi, orayı su bastı ve aşağı indirildi, sonra insanlık jüpiter'e geçti, orası toz duman asit baz ve oradan da indirildi, Ayakta kalan o diğer bakteri oldu, ve o da bir aşağı indirildi ve, insanlık ondan da aşağıda devam etmeye başladı, çünkü Jüpiter'in de kıyameti koptu, ve insanoğluna bir şans daha verildi o bakteri ile, Çünkü o bakteri kafasını kullanıp kendini evrimleştirdi toza dumana aside ve baza dayanıklı bir kalkan geliştirdi.

    ve ondan sonrası ondan sonrası en son bu Dünyamız, Arzı mev'ud. yani orta yollu dünya, ne sıcak ne ne de soğuk, orta halli dünya, ve ne Ateş merkür gibi ne asit, ne neptün gibi su, hepsi garerince olan bir dünya Vaa'dedilmiş yer.

    ALINTI

    Hz. İbrahim ve onun soyundan gelenlere verileceği va'dedilen arazî. Bu tabir Kur'an-ı Kerîm'de "Bereketli arz" olarak kaydedilmektedir. (el-Enbiyâ, 21/71) Hz. Yusuf (a.s.)'ın Mısır'a götürdüğü İsrailoğulları zamanla Firavunların yönetimi altında zulme uğramış, mustaz'af* bir kitle haline gelmişti. Kur'an'da Hz. Musa (a.s.)'ın onlara şöyle dediğini biliyoruz. "Ey Kavmim, Allah'ın size takdir ettiği Arz-ı Mukaddes'e girin arkanıza dönmeyin. Yoksa hepiniz nice zararlara uğrayanlardan olursunuz. " (el-Mâide, 5/12). Hz. Musa'nın sözleriyle Allah'ın İsrailoğullarına mukaddes kıldığı belde bildirilmiş ise de bunun neresi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ken'an ili olarak bilinen yer Filistin, Şam, Ürdün'deki Ken'an bölgesi yahut Kudüs şehri midir, bu hususta kesin bir bilgiye sahip değiliz. Ancak o dönemlerde bu bölgede büyük bir devlet hüküm sürdüğünden, israiloğulları buraya gelmek istememişler, bunun için de Hz. Musa'ya: "Git sen ve Rabbin, savaşınız; biz buracıkta oturacağız" demişlerdi. (el-Mâide, 5/24) Bundan sonra İsrailoğulları'nın buraya gidemeyeceği, ancak bu bölgeye salih kulların mirasçı olacakları Hz. Dâvud'a vahyedilen Zebur'da belirtilmiştir: "Andolsun ki biz zikir (Tevrat)'dan sonra (Davud'a indirilen) Zebûr'da yazdık ki. "Arz'a (arz-ı Mev'ud 'a) benim salih kullarım varis olur."(el-Enbiyâ, 21/105). Arz-ı Mev'ud'un değerini takdir edemeyen İsrailoğulları yeryüzünün salihleri olamamış fakat daima bunun özlemini duymuş ve bu toprakları ele geçirmek için her türlü hileye başvurarak her şeyi mübah görmüşlerdir. Arz-ı Mev'ud Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahûdiler tarafından kutsal kabul edildiği için her üç ümmet de buraları ele geçirme gayreti içine girmiş ve bu bölgede tarih boyunca mücadeleler sürmüştür. Yahudiler Allah'ın Peygamberlerini öldürüp onun dinine ve emirlerine sırt çevirdiklerinden Allah onların bu kutsal yerlere mirasçı olamayacaklarım belirtmiştir. Yukarıda ifade edildiği gibi yeryüzüne Allah'ın salih kulları varis olacaktır. Bu ilâhi hüküm bütün kutsal kitaplarda mevcuttur. (bk. el-Enbiyâ, 21/105; Mezmurlar, 37/29, 69/32-36). İslâm'dan önceki dinler ve Hz. Peygamber'den önceki kutsal kitap ve şerîatler, Kur'an ile neshedildiği için, bütün insanların İslâm'a ve Kur'an'a tabi olması halinde Allah'ın salih kulları olmaları mümkündür. Arz-ı Mev'ud'a ancak Allah'ın son şerîatı olan İslâm'a iman etmekle vâris olunabilir.

    ALINTI SONU

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız



    VI.MESELE

    Bariklik Ne Demektir

    "Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun
    mecîd"

    Hani Nemrud ibrahim aleyhisselamı ateşe atacaktı da, Allah ateşe serin ol dedi ve ibrahimi yakmadı ya, işte bereket "Kemâ bârakte alâ ibrahîme" ibrahime bereket budur.
    Yine Hz ibrahim rüyada gördüğü amel olan, ismaili Allah a kurban edecekti de, Allah cennetten bir koç gönderip, ismailin başını bağışladı ya, işte ismaile bereket "Kemâ bârakte ve alâ âli ibrâhîme" budur yani bereketin barik olmanın bir nevi manası, başındaki bir belanın def edilmesidir.

    VII.MESELE

    Güya Deccal “Dünyamizi Kurtariyor” Hikayesi yalan!
    Suriye Irak ve benzerlerini yıkan adam, yıkarak mı dünyayı kurtarıyormuş. Yıkıyor ki, yeniden yapmak isteyenler, ondan malzeme alsın, sıfırdan bir ülke olunca, ondan silah alsın, ona ağabey desin Aman desin, yaman desin, yalvarsın, O da onlara Allahlık taslasın, isteği budr. Eğer yıkarak kurtarmıyorsa, o zaman, Allah niye kıyameti koparacak diye çığlık atanlar, bu yazıyı okusun. Haaşa, Sümme haaşa, Allah da Deccal gibi, belki yenisini yapmak için yıkacaktır belki. Ama Allah yıkıpta yapmıyor bunca senedir dünyayı. Allah bu dünyanın sistemini "Recycling" Dönüşüm ünitesi sistemi olaraktan kurmuş. insan atıklarini fareye temizletiyor, fareleri kediye temizletiyor, kedileri gelinciklere ve köpeklere, köpekleri kurtlara, kurtlarin bıraktigi atıkları, Akbaba ve tilkilere temizletiyor,.. yani zinciri Zincire bağlanmış Allah, Dünya öyle yürüyor, yıkmadan yeniden yapıyor, ve ölen dünyaya her sene baharı yeniden getiriyor. Oysaki Deccal, yenisini yapmak için, sadece yıkmak gerektiğini iddia eden bir adam, ya da kadın, her neyse. ve tezi doğru değil. Madem doğruyu yapmak istioyorsun! O zaman, Allahin sistemini kopyala, yıkmadan yenelerini yapmasınıda öğren.

    Bizimde sözümüz Tutulsaydı! bizde kedi olalı bir fare yakladık ve, fareler kediliğe terakki etti diyecektik, ancak fareler haaala fare kaldı malesef.

    VIII .MESELE

    Yine deccal Dünyanin ve Mehdi vaktinin bereketini Tüketip yok etmeye çalışıyor, çünkü mesela domates yiyince, artık domatesten alacağımız bereketi ve faydayı kazanamıyoruz, yine maddeleri Elemantar Yapıyı bozdu, Şeker, şeker değil, tuz, tuz değil, su su değil, hava hava değil, ve en son kafayı naylona taktı, Naylon ve plastike. Naylon plastik için öne sürdüğü hile ve, onu kaldırma yöntemi ise : Güya Naylon neymiş, 50 senede çürümüyormuş, doğamızada zararlıymış. Halbuki size bardağın boş tarafını gösteriyor. Eskiden bir aletin malin üstünde "Made in Germany" yazıyorsa, o mal kaliteli maldı, evladiyelik, senelerce kullan bozulmaz eskimezdi. Kimler istemez böyle kaliteli mal. Ve Allah bize Kaliteli mal, 50 sene Eskimeyen çürümeyen plastik ve naylon keşfettirmiş. insanlar burasına bakmıyor da, bardağın boş tarafını bakıyor, 50 sene çürümüyormuş zararlıymış diyor. Bamıyor ki bardağın dolu tarafına, Allah bize Eskimeyen kaliteli bir mal keşfettirmiş keşfedilmiş demiyor. Bu konudaki Bu sözüm ve fikrimde, müttakilere, askerime kifayet edecektir zaten.

    IIX.MESELE

    Geleceği Allah'tan başka kimse bilemez diye bir ayet var.
    Öyle bir Allah var ki, gelelecegi biliyor. Ve dünyada Allah'ın o sıfatının tecelli ettiği zatı, Allahu Teala kendisi, Kur'an-ı Kerim'de Hızır olaraktan bize tanıtıyor. Ve O gelecekten haberdar olup, ona göre gelecek Hakkında karar verme yetkisine sahip. Demek ki Allah öyle kimselere de, gelecekten bazı haberleri haberdar etmekte. ve Onlara da yapması gerekenleri ilham yoluyla bildirmekte. Raşidi Tarikatında hızırlık bir görevdir makamdır. O sadece bir kimseye verilen isim ve şahıs değildir. Allah dilerse Bugün seni Hızır yapar, Yarın ahmeti bürgün Fadimeyi, öbürgün ise Bilmem maymunu veya karakayı hızır edebilir…

    IX. MESELE

    Film yıldızları şarkıcılar ve senaristler de, sanki ilhamlar tükendi bitti gibi, tükendik modunda lar, ve yeni senaryo ve yeni şarkı yeni müzik üretemez oldular.
    Halbuki Kur'an'da İncil de Tevrat'ta bir sürü senaryo var. peygamberin hadislerinde, başından geçenler bir sürü senaryo, hepsi yazılmış hadis halinde, kitap halinde, kıssalar halinde, senaryolar. Bunlarca senedir Kimse onlara göz atıp da, ne doğrudürüst film yapmışlar, ne doğru dürüst şarkı yazmışlar üretememişler. açıp baksanız, Bir de kafanızı çalıştırıp, Hayal gücünüzü çalıştırırsanız, size bir sürü senaryo var, tükenmişlik sendromundan Çıkın artık. Mesela Başından geçenleri hikaye edin, film yapın, bunu çoluk çocuk seyretsin. bir de hayal gücünüzle daha da bunu ileriye taşıyın, o vakitte yaşıyormuş gibi hissederekten, biraz içine bir şeyler katın bozmadan. ne güzel film senarıyosuolur, yıllarca eskimeyecek senaryolar. Vallahi aynı Kemal Sunal filmleri gibi. eskimeyen filmler olacak. yine isa nın başından Geçenler, Musa'nın Başından geçenler, Peygamberimizin Başından Geçenler, Hazreti Ömer'in killer, 12 havarinin ki, alın Size binlerce senaryo benden beleş, alın kullanın,Onların YouTube video ve televizyon filmleri şarkıları ile, yıldızları yeniden parlasın. Bu Musa nın Yıldızı, Musa gibi yeniden parlasın, isa nınkini İsa gibi...Davut'un ki şarkı şiir halinde, Alın size şarkı şiirler, yanına Biraz da siz katın sevginizi aşkınızı, işte size bir kitap dolusu şarkı, söyleyin, Söyleyin, altın vaktinde Bunlar da olsun. hemde hepsi bedava seneryo.

    Rabbim ahireti müttakiler de Baki kılsın. Amin amin amiyn.


    --oOo---


    أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


    ''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '


    وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
    Amiyn.
    Elfatiha maassalavat.

    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

    Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

    etûbu ileyk.

    --OoO--

    Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec

    https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar_1/Vaazlar/02%20-%20Rasit%20Tunca%20-%20Arz-i%20Mevud%20Vadedilmis%20Topraklar.mp3

    Vaazi Youtubeden Seyretmek icin Linke TIKLA

    https://youtu.be/mc3f8vW3kN0


    Kar©glan

    Başağaçlı Raşit Tunca

    Schrems, 26 Ocak 2020 Pazar

    Original Kar © glan



    Tekamül Kemalet Yolculuğu (Kar©glanin 13 Ocak 2020 Vaazi)
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Tekamül Kemalet Yolculuğu

    (Kar©glanin 13 Ocak 2020 Vaazi)

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Ve li men hâfe makâme rabbihî cennetân.

    Meali :

    Rabbinin makamından korkan kimseler için iki cennet vardır.

    Sadakallahul Aziym RAHMAN-46 ayet


    ---oOo---

    Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

    “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”

    ( Hadis-i Şerif , Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; Ahmed b. Hanbel, 2/381)

    "Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
    "Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

    Yolculugumuza başliyoruz :
    Bu haftaki yazımızın konusuna Raşidi Tarikatı dersleri ile başlayacağız.
    Kar ve yağmur yağması için kaseye su ve süt hazırlama videosu yapmıştık.
    oradaki video da Şekeri karıştırmak için sütü çevirirken karıştırırken 7 yerine 8 yapmışız herhalde, herkes de bizim takıldığımız yerde takılmış kalmış. işte Tusunami yine geldi en son Neden? Raşidi Tarikatı Mensuplarından Kar ve yağmur yağması için kaseye su ve süt hazırlayaan kimseler, askerlerimde, aynı yerde 7 yerine 8 yapmış ya da 9 yapmışlar ki ayarı kaçmış. Sistem aynı Kabe'yi tavaf gibi olcak ve 7 defa sağdan sola ve 1 defa da soldan sağa demiştik. Yanlış yapınca işteTornado oluyor ve rüzgar dahada hızlı dönüyor, O yüzden tusunami oluşuyor. Çünkü “Hocanın dediğini dut da, yaptığını yapma.” derler. Beni oradaki o videodaki yaptığım hata, size tesir etmemesi gerekiyor. Siz söylediğimi yapacaksınız, dediğimi dutacaksınız, 7 defa sağdan sola, bir defa da soldan sağa. Ama siz de ipin ucunu kaçırırsanız, işte böyle Tsunami olur Çünkü o çevirme dalgayı oluşturuyor Rüzgar 1 soru fazla dönerse işte böyle Tusunami oluşur, hata bende değil yani, ben o an yapmışım ama, dediğimi dut yap yaptığımı yapma. ve Deccal Sütün ferini (Gücünü) almış o yüzden tam manası ile süt fayda etmiyor artık sanırım.

    Bir derste Raşidi Tarikatında Güneş Makamı hakkında vereceğiz, artık yaz gelecek, bahardan yaza geçeceğiz ve Güneş Makamındakilerce günde sadece 66.000 Allah zikri çekilir ve bir de Hizbül Kasr çekilir ve sadece 40 gün çekilir. ve o makamdakilerin tesbihlerindeki orta müezzin kaldırınız ve Tesbihin alt ortasına gelecek şekilde 6 tane boncuk lu 1 çark ve kadran daha eklenir. oradaki orta müezzin kaldırınız oraya 6 Boncuklu yeni çark ekleyin, tespihleri o şekilde olur.

    Güneş Makamına : 25 Ağustos'tan Eylül bütünü ve Ekimin 'ün 21i ne kadar Doğan Erkekler Güneş makamında olan Aslanlardır. Kadınlardan da 21 Mart tan sonra ve, Nisanın tamamı ve 19 Mayıs a kadar doğan kadınlar Güneş makamına çıkabilir. Diğerleri gerçek aslan burcu değildir. Aslan ve Güneş Makamına çıkamazlar. Eylül den sonra Ekim'de var erkeklerde 25 Ağustos Eylül'ün 23'ü ne kadar bir de Ekim var kadınlarda Mayıs var, o Ekim ve Mayıs ileri aslanlar, yani aslan, kaplan, Panter, çita olanlar var, doğduğu Ay ve gününe göre değişiyor.

    Başka bir konu internet cihazlarının zararları ve 5G nin zararları:
    internet cihazlarında eski modemlerde yazmaktaki, hatta yeni modemlerde, 20 santimden yakın kafanızı yaklaştırmayın, vücudunuzu uzak tutun yazması gerekiyor, Çünkü radyasyon yayıyor bu aletler, ve önceden Düşük miktarda yayıyordu, şu anda 5G ye geçince Telefonlarda çok yüksek miktarda radyasyon yayıyor. Radyasyon ve Biz, şu anda Kutup Yıldızı'nın yakına doğru gidiyoruz. çekim o şekilde ve, kutuplar takla atacak dedik, işte kutupların takla atması yani Güneş batıdan doğacak, doğudan batacak, O yüzden biz nereye gidiyoruz, Kutup yıldızına doğru gidiyoruz, Kutup yıldızı ise radyasyon Yıldızı. Bizim ona hazırlanmak için, şu anda radyasyon yemeye başlamamız gerekiyormuş ki, şu anki aletlerin bu hali, biz yani dünyai Kutup Yıldızı'nın yanına vardığımız zaman, zararına alışmış olmamız, radyasyon yiyebilen ondan etkilenmiyen insanlar olmamız için, Allah'ın ayarladığı bir süreç. Ama şu anda insanlar alışkın olmadığı için, radyasyona zarar vermekte ve, bunun zararından emin olmak için, keçe minder, ya da koyun postu kullanın, çünkü Radyasyon bağırsaklardaki flora'ya zarar veriyor ve, bağırsaklardaki su da zarar görünce, suyu öldürüyor, su ölünce bağırsaklar kuru kalıyor ve, dışkı katı olunca, bağırsaklarda yırtılma meydana geliyor. o yüzden işte barsak kültürünü yoğurtla tedavi şu anda yeterli değil 5G ye geçince daha zararlı daha yüksek radyasyon yaymaktan ve radyasyon işte insandaki suyu öldürüyor. Bağırsaklardaki suyu öldürüyor, o yüzden altınıza keçe minder, başınıza yün takke, ayağımıza yün çorap giyin. Hatta Muhammed Mustafa çölün sıcaklığından,yaz ve kışın, yün çorap, yün takke, giyermiş, ve bir de deve yününden kendisine cübbe diktirmiş, hırka diktirmiş, onu da bir kere giymiş, hutbe okurken birisi istemiş, yüzü tutmamış vermiş. İşte o da Veysel karani'ye gelen cübbe. ondan sonra ya resulallah Sana yenisini dikelim demişler, fakat ömrü yetmemiş, ikincisi nin bitesiye kadar ömrü yetmemiştir. 2. cübbeyi de giyememiş Muhammed Mustafa. İşte o zaman da da, zamanda yolculuk edildiği için, bu işin böyle zararlı olduğunu ve, kendisine zarar vereceğini biliyordu zaten Peygamberimiz, o yüzden, çölde yün giyilir mi?. İşte şu anda yün giyin başınıza ayağınıza yün takke çorap, sırtına yün elbise giymek radyasyonun etkisini azaltır. ve telfonlardaki 5G ve modemlerin verdiği zararlara bir nevi engel olmakta, Çünkü yün iletken değil, o biyolojik yapıda ve iletken değil. vücuttaki suyun zarar görmesine de engel olmakta. bilmeyenlere duyurulur ve, şu anda keçecilik bitmiş yeniden keçeciliği başlatın, koyunları yine bitirmişler, koyunculuk biterse işte böyle olur, işte artık Kutup yıldızına doğru gidiyoruz. Dünya ve evren döne döne, şu anda Kutup yıldızına doğru gittiğimiz için, Kutup Yıldızı'nın yerine vardığımız zaman, bize çok yüksek radyasyon gelecekse, Ona alışmamız gerekiyor, Şu anki sistemin bu şekilde gitmesi, Rabbimizin bizleri doğal Seleksiyon da götürdüğünü gösteriyor, Halbuki nedeni bilinmiyor du. Bu kutuplar takla atacak meselesi de bu şekilde yani.

    Deccal aleyhillane de bunu insanlara zarar vermek için silah olaraktan kullanmakta. Bilseki bunun Zararları, kendisini ve askerini de tutacak belki vazgeçer di o zaman. Allah dilerse Deccal Gibi birisini de isterse mehdiye ve askerine yaren yapar. Olur mu hiç öyle demeyin, Allah Kur'an'da bildirmiyor mu ki : Firavunu Musa ya Baba yaptım diye, o zaman Deccal dan niye bize Yaren olmasın.


    Başka bir konu Geçenlerde videosunu yaptım video olaraktan internette var, fakat döküman olaraktan da internette ve kitaplarımızda bulunsun diyerekten, bu teori ye yer vereceğiz bu Vaazda inşallah, yazılı hale getireceğiz.
    TEORiMiZ :Karaoğlan Raşit Hoca'nın
    “Kainatta ki, Yani Uzaydaki Düzlem Teorisi”

    Bu video ya yakın zamanda Güneş Tutulmsi olmuştu, ve dedik ki, yıllardır bu güneş ve ay tutulmalarından ne anladınız? Hiçbir şey anlamadık. Ay güneşin önüne geldi, Güneş tutuldu, Güneş ayın önüne geldi ay tutuldu diye biliyoruz. Bu bize başka bir şey daha öğretiyor. Bizim teorimiz de bunu anlatıyor. Ve her Sistem, Güneş sistemi gibi her sistem, bir düzlem üzerinde hareket ediyor. Çünkü mesela benim ayaklarım yere basıyor olduğu için, bir düzlem üzerindeyim. Benim önüme mesela arkadaşım Ahmet geldiği zaman, benim yani Raşit Hoca tutulması olur. Çünkü siz beni göremezsiniz, önümde Ahmet olduğu için, ben onun önüne gelirsem bu sefer Ahmet tutulması olur. O nu göremezsiniz. çünkü, sebep, ayaklarımız aynı düzlem üzerinde olduğu için, bu tutulma böyle olmakta, yoksa Ahmet 2 metre yukarıda olsa, ben aşağıda olsam, ben aşağıdan, Onun önüne geliyor gibi öyle gelsem, Ahmet'in önünü kapatmaz, O yüzden Ahmet tutulması olmaz. Ama Güneş sistemimizde Güneş ve ay tutulmasının sebebi de bir düzleme halinde hareket ettikleri için. her sistemin kendine ait başka bir düzlemi var. Bizim Güneş sistemimizin düzlemi başka Siriusun ki başka, Bilmem kutup yıldızının ki başka. Neden derseniz, Çünkü Semaya hangi taraftan bakınca yukarı tarafta gökyüzü ve sema var. brezilya'dan bakınca Gökyüzü aşağı tarafta oluyor, o zaman onların gördüğü Yıldızlar daha başka bir düzlem üzerinde, Kanada dan bakanların gördüğü Yıldız daha başka bir düzlem üzerinde, her sistemin kendine ait düzlemi var. Bunu da şu şekilde anlattım. onlar yukarıdakiler. hepimizin enerji boyutları. Hani Yıldız halleri var, fakat, Onlara bizim enerji boyutlarımiz. ve Allahü Teala, geleceği onularla bize gösteriyor. ve Orada mesela sistemin içinde binlerce Yıldız şu anda ölmekte Olabilir. Neden? Çünkü Muhammed bir sistem, yani Müslümanlık ve Müslüman alemi bir sistem halinde, Müslümanlardan şu anda ölenler, binlerce ölen olabilir, ve binlerce Müslüman olaraktan dünyaya gelmiş çocuklar olabilir, yani ölen yıldızlar ve Doğan Yıldızlar bir sistemin içinde. Ama mesela Müslüman âleminden Ahmet amcanın Ailesi, sistemin içindeki küçük bir sistem olduğu için, onun ailesinde, mesela ölenler kalanlar birler onlar halinde, dedesi ölmüş, torunu doğmuş, bir ve onlar şeklinde olabilir yani aile olaraktan. Amma sülalesini düşündüğümüz zaman, yine muhammedilere göre düşündüğümüzde, yine küçük bir sistem, ama aileden büyük halde. O yüzden herkesin sistemi bir düzlem halinde, Her aile başka bir sistem ve düzlem. Hani Kur'an'da Yusuf suresinde, Yusuf hakkında bahsedince, 12 yıldız ve güneş ve ay bana secde ettiler diyor ya, yani 12 yıldızlı sistem kimin sistemi? bizim Yıldız sistemimiz 12 yıldız yada gezegenli. İsrail oğulları işte 12 yıldızlı sistemi temsil ediyor. 12 yıldız : Jüpiter, Mars, Venüs,... ve en sondaki müslümanlar ise Ramazan YILDIZI, 83 senede bir dönen, Halley Yıldızı, en dıştan dönen Yıldız, Muhammed Hatemül enbiye ve müslüman ümmeti en son ümmet değil mi? yani en son, en son Muhammed Ümmeti geldi, ondan sonra başka, Mehdi ve cemaati var, O da yine Müslümanlara bağlı.

    Bizim sistemimizde 12 ay var, ocak, şubat, mart gibi ve günler ve aylar yukardaki gezegenleri temsil ediyor, ve 12 yıldız ve 12 burç var, ve Üstün IRK israiloğulları'nı temsil ediyor. Yusuf ve kardeşlerini ele aldığımızda, hepimiz İsrail oğluyuz, Güneş ise Muhammed Mustafa ve, 12 yıldız Güneş ve ay. yukari vardığımız zaman İbrahim'e vardığımız zaman, hepsi zaten birleşmiş oluyor, Zaten hepimiz İbrahim'den geliyoruz, ha İshak kolu, ha İsmail kolu, yani Hepimiz İbrahim milleti, veyahut israiloğlu, veya İsmail oğluyuz, yukarıdan birleştiğimiz zaman, üstte İbrahim oluyor, ve sistem İsrail'den önce iki çataklı, yani ağaçlarda erik şeftali armut çok çataklıdır, ama Kavak ve çam tek çataklı Hz.İsa birlerden, başka kardeşi yok. Bir kavak birde çam biliyorum ben tek çataklı. Çünkü İsa çam ağacına inecek diye çam ağacı süslüyorlar, çünkü çam ağacı tek cataklidir yani birlerden.

    Dünkü Bazı hocalar diyor ki : Neymiş efendim Kep ve fötür Şapkanın Galağı varmış, bizi secde etmesinler diyerekten icat etmişler. Lan dangalak, şapkayı çıkarıp da secdeye varmak aklına gelmiyor mu, sana kim diyor o şapka ile namaza dur diyerekten, Şapkanı çıkarmak kadar basit bir şeyi akıl edemedin mi ki, senin secdene engel olsun o şapka, dangalak hoca. Işte böyle gerici yobazlar, her şeyi inkar etmişler, eskiden de böyle, şimdi de böyle, yeni bir şey çıktı mi, hemen yasak Memnu yaparlar, neymiş İslam'a uygun değil, neymiş şeriata uygun değil, aslında hepsi uygun, zamana uygun Ama, sen gibi geri kafalı hocanın, geri kafasına uygun değil sadece

    Paralel Evrenler ve zamanda yolculuk ta 4. adım Teorimiz:

    Sen bir Kainat ve evrensin ki, senin sisteminde, annen, anneannen, baban, deden, çocukların, kalemin, çantan, defterin, okuldahki arkadaşlarin, öğretmenlerin,... Hepsi senin sistemini oluşturan şeyler değil mi. Öyle olunca sana ait bir Kainat var, sadece Elin Kolun değil, Seni sen yapan Mahallendeki Bakkal amca da var onun içinde, yine takım elbiseni aldığın bir dükkanda var senin sisteminde, hakeza hakeza... Öyle olunca Herkesin kendine ait bir sistemi var, ve Paralel Evrenler bu şekilde, ve zamanda yolculukta ise, Allah geleceği devamlı yeniden yaratmakta, dünkü Sen var, bir de yarınki Sen var. Dünün Yarını biziz, dün ise evvelki günün yarını idi, Bugünün geleceği yarın, yarının geleceği ertesi gün, öyle olunca Allah gelecegi Her an yeniden yeniden yaratmakta. Hızır hikayesinde anlatılan, olayları değiştirme meselesi de, geleceğin her an değiştiğini, sadece bugünün değil, Dünün de değiştiğini gösteriyor. O yüzden geleceğe gitmek sorunlu. Eğer senin gittiğin gelecek değiştirildi ve yok edildiyse, Sen arada kaybolursun, Arafta kalırsın, Ne geri dönebilir, neden ileri gidebilirsin. Bu da zamanda yolculuğu keşfedecek Bilim adamlarına Işık tutacak bir bilgi olsun.

    Insanlar doğum aylarına göre ve burçlarına göre ya sabah insanı yada gece insanı. yani Işıklı aydınlık insan ve yaz burçlu sıcak tabiatlı insanlar, ya da karanlık insanı, soğuk ve gececi insanlar, diğerleri sabahçı insanlar. Tarikatımızda zikir çekenlerden, sonbahardan sonra doğanların, sonbahar zikrini, uzun zikiri, öğleden sonra zikrini kolay çekmeleri, ve fakat Yaz geldi miydi, sabah zikrini uzun çekmeleri zor olur, ama öğleden sonra çekecekleri zaman kolay olur. çünkü onlar gece insanıdır. işlerini gece yaparlar. gece işleri onlara kolay gelir. yani karanlık insanlar ve, fakat gündüz insanlarıda, sabahçılara da, sonbahar geldimiydi öğleden sonra uzun zikri çekmek zor gelir. onlar da sabah insanı oldukları için öğleden sonra işlerini yapamazlar. O yüzden zikirlerin de yaz burçluların kışın zikrinde tökezleme olması, kış burçlarının da yazın zikrinde tökezleme olması normaldir. ama yine de gayret edin çekmeye çalışın, bırakmayın sakın, dönem dönem ve, gündönümü size geldiğinde rahatlayacaksınızdır.

    Cennet nimetlerinden lafın değerinden bahsedeceğiz
    Bu Altın Çağın Hz.Mehdi Vaktinin lafı sözü de altın gibi.
    Mesela Beyazit Öztürk, yahut Okan Bayülgen gibi birisi, sadece laf alıp laf satıyor, ve o para ile, evini alıyor, maaşını alıyor, arabasını alıyor, o parayla evini geçindiriyor, evleniyor, Bey gibi yaşıyor. Ne yapıyor? Laf alıp, laf satıyor. Halbuki lafın bir ağırlığı yok, Bir hacmi yok, Nasıl oluyor da böyle altından daha değerli oluyor. Mehdi vakti olunca, işte böyle laf ve söz bile altın gibi değerli oluyor. Gazali gibi birisi onlarca cilt kitap yazmış, fakat karnını doyuramamış, adamın bir tanesi bugün, Afedersiniz Osuruktan bir kitap yazıyor, ve milyonlar kazanıyor, Gazali gibi birisi karnını doyuramamış o yazdıklarıyla. Bugün işte yazmak da değerli, söylemek de değerli, lafta değerli, yani vakit Mehdi vakti ve Altınçağ Cennet vakti.

    Rabbim, inanan Kullarına, Bu Vaktin Kıymetini ve Değerini Bilmeyi Nasip Etsin. Amiyn...

    Gelelim bu haftaki Vaazımızın ismi olan Terakki meselesine :

    Buğday önce un olup, sonra hamur ve beze olup ta, ekmek olunca, sonra biraz Cehennemi tadıp fırına sürülünce, sonra fırıncıdan ya da Ekmekçi den soframıza gelince, biz de onu bir şeyleri katık yapıp yediğimiz zaman, işte Buğday Terakki etti ve, hayatına Ben yediysem, Raşit olarak devam etmeye başladı, Ahmet yediyse Ahmet olaraktan, köpeğin hav hav yediyse, hav hav olarak devam etmeye başladı.
    Yine Geçenki videolarda ve vaazda bahsettiğimiz farenin yaratılma hikmeti : insan ve Insanların evlerinin etrafındaki atıkları resteleri temizlemek için Halk edilmiş. fakat o fazla çoğalınca Allah onun üstüne Vezir olaraktan kedi Halk Etmiş, O da onun ile beslenerekten onları azaltmakta, ve burada Yukarıdaki konuyu bu konuya kıyas edersek, fare Allah'a karşı görevini yerine getirip sadık bir asker olaraktan Terakki edince, kedilere yem olur. Onu kedi yiyince artık bir fare değil Aslan olmuştur, küçük aslan, yani kedi, hayatına kedi olaraktan devam etmeye başlar. ve bu en yüksek aslan olan, gerçek aslan, ormanların kralı, Gerçek aslan olarakdan devam etmeye kadar gider. iki cihanın Güneşi Hz. Muhammed Mustafa Gerçek Aslan

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıra ve zekerallâhe kesîrâ.

    Meali :

    Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.

    (Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 21. ayet)

    Ayşe Annemize O'nun Ahlakı Nasıldı diye sordular. Hz. Ayşe Annemiz, "Siz Kur'an okumuyor musunuz? Peygamberin ahlakı, Kur'an'dı" buyurmuştur.

    ( Hadis-i Şerif )

    Aynnı Sorunun benzerinin(Peygamberimizin) onun vaktinde O'na da (Peygamberimizede) sordular, O'da Rabbimizden ilham ile şöyle cevap verdi :

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn

    Meali :

    Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

    (Sadakallahul Aziym Enam Suresi 162 ayet)


    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Ve inneke le alâ hulukın azîm.

    Meali :

    Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.

    (Sadakallahul Aziym KALEM Suresi 4. ayet)

    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

    لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ

    Euzubillahimineşşeytanirracim
    Bismillahirrahmenirrahim

    Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn. İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum ecrun gayru memnûn. Fe mâ yukezzibuke ba’du bid dîn. E leysallâhu bi ahkemil hâkimîn.

    Meali :

    Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık. Sonra onu, esfeli safiline (en sefil hale, nefsinin karanlıklarına) iade ettik (çevirdik). Âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve amilüssalihat (nefsi tezkiye edici amel) işleyenler hariç. İşte onlar için kesintisiz ecir (mükâfat) vardır. (Ey insan!) Öyleyse bundan sonra sana dîni tekzip ettiren (yalanlatan) nedir? Allah, hakimlerin en güzel hüküm vereni değil mi?

    (Sadakallahul Aziym TİN Suresi 4,5,6,7,8. ayetler)

    Ki burada da İnsanoğlu Kemal'ine erince, onu hangi Aslan yiyecek de, o melekliğe Terakki edecektir. Meleklikten önce ise cinlik, cinlikten sonradan şeytanlık gelir. hani Bir söz vardır ya "cin olmadan, şeytan çarpmaya kalkma" diye, yani önce bir cin belki seni yiyecek. Ve insanın serüveni, önce cin olaraktan devam edecek, daha sonra şeytan, Daha sonra da Müslüman şeytan, Daha sonra da meleklik belki, kat edebilirse o dereceleri ,Terakki meselesi de bu şekilde. Meleklik vasfına da dört büyük melekten geçilmekte. Azrail, İsrafil, Mikail ve en üst Cebrail. Ölmeden Azraillik vasfı'na geçemezsin, seni bir yılan çiyan yemeden Azrail sıfatına giremezsin, sonra israfil yani toz duman olmadan İsrafil olamazsın, sonra Mikail rüzgarlık, tozu dumanı savuran Rüzgar olmak için, önce toz toprak olup sonra savrulman lazım, savuran olmak daha ondan öte, yani Mikaillik, Rüzgar olmak sonra. Cebraillik en yüksek makam.



    Cebrail'in görevi neydi? ilham getirip götürmek. yani uzaklara, ve En derinlere ulaşabilen ses frekansı olabilmek. Sonra dört ana unsur : toprak, su, hava ve ateş, ve bu hafta üçüncü Cemre toprağa düştü, Erken gelen ateş ve bahar. Birinci Cemreler girdiğinde, sabahın soğuğunda, dışarıda Kumru sesi duydum, Hu hu diyordu, yani Bahar'ın habercileri buraya kadar gelmişler ki, onlar magnetizma nın değiştiğini bilenler, buradaki baharı yaşayıp diğer ki Bahar'a yetişmek için acele edenler, yoksa yetişemez, yavru çıkaramaz, yavrusunu büyütemez. ki onlar biliyor baharın geldiğini, artık öyle Kar kış soğuk falan beklemeyin, Çünkü onların zamanında yavru çıkarması ve besleyip büyütüp, başka bahara gitmesi lazım, yoksa soyları tükenir. Bu Senede Böyle Olsun. Ne yapalım, Rabbim hepimize kızmış, Siz Mehdi döversiniz ha, ha Muhammed'i dövmüşsünüz, ha Hz Mehdiyi dövmüşsünüz. Ha Hazreti İsa'yı dövmüşsünüz, ha Hz Mehdiyi, günahınız büyük. Rabb'im suyunuzu keserse şaşmayın neden de diye viyaklamayın.

    Daha önce Yusufun başından geçen(Yusuf ile Züleyha olayindaki), namuslu kalmak meslesi, benim başımdan geçince, bende Hz.Yusuf gibi davranınca, Ahirzmanda Yusufluk bana kadı demiştim. şimdide, son kavga ve dayak olayında, bana gelen düşmanıma tam demiır sopa ile vuracakken, o an gelen vurma diye bir ilham yüzünden vurmadım, dayak yiyen ben oldum, ve o söz hak söz diye vurmayınca ne oldu? Yunusluk ne idi? dervişlik ne idi? "dövene elsiz, sövene dilsiz" olmak vasfı, ve ben dövene, ve birde karısı ve kendisi geldi önce sövdü bizeö kavga o yüzden zati, ilham yoluyla öğretilipte, ona el kaldırmadım yada onu dövmedim, ve Yunus cübbeside bana kaldı, yani zamanın hem yusuf gibi güzel ve yakışıklısı ve güzel ahlaklısı, ve birde hemde zamanın dervişi yunus u da biz olduk artık. dövene elsiz. sövene dilsiz davaranabilmek ahlakı yani.

    Amma

    ki artık iyilerin iyiliği de kabul olmaz olmuş ki, bizler bile kötülerden sayılmışız ki, rabbim kar vermedi işte. Rabbim, taksiratımızı, kusurlarımızı af buyursun.
    Amiyn, Amiyn, Aaamiyn...



    --oOo---


    أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


    ''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '


    وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
    Amiyn.
    Elfatiha maassalavat.

    سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

    Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

    etûbu ileyk.

    --OoO--


    Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec


    https://efsane1turk.net/Resimci/Dosyalar...culugu.mp3


    Vaazi Youtubeden Seyretmek icin Linke TIKLA

    https://youtu.be/hG0TqDrio3c

    Kar©glan

    Başağaçlı Raşit Tunca

    Schrems, 13 Ocak 2020 Pazartesi

    Original Kar © glan


    Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

    Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

    Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

    1 Senede/12 Ay

    Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

    1 Yılda/365 Gün

    7 Günde/24 Saat

    Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

    RADYO KAROGLAN

    Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan