HAYAT?????? Aci amaaaaaa gercek bazen insana bir sadece bir sans biraksa ne olurdu???
Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat.
Korkularını, dileklerini söyle bana. Aşktan ne bekliyorsun? Dostluk mu? Al,
istediğin kadar..Yüreğimi apaçık önüne seriyorum işte! Orada sevdiğin, istediğin ne varsa al, senin olsun. Sana arzularımın ötesinden sesleniyorum.
Aydınlık! Sen en güzel aydınlık! Bizi bırakma. Kalplerimizde girmediğin köşe kalmasın.Çek, kurtar bizi insan yaratılışımızın korkunç karanlığından. İçimizde, ta derinlerde kükreyen o vahşi hayvanı sustur. Düşüncemizi tırmalayan o kanlı pençelerden kurtar bizi. Unutulmuşların dünyasında biz unutmak istemiyoruz.
Hadi sevdiğim sen de aç yüreğini. Dostluğun o ölümsüz ışığı dolsun içine.
Saçlarımı okşadığın zaman, annemin eli sanmalıyım ellerini. Dudaklarından yalnız aşkın hazzı değil, dostluğun doyulmaz içkisini de içmeliyim. Bana önce insanlığımı öğret, bana unutmamayı öğret. Seni hiç unutmak istemiyorum. Bilinmeyen içkilerin en zevk dolu şarhoşluğunda yaşayalım seninle. Kurtulalım bu korkulardan,bu çaresizliklerden.
Beni hiç unutmayacaksan sev, usanmayacaksan sev. Birlikte yaşayacağımız her dakika ömrümüzün bir yılına bedel olmalı. O dakikaları hatıraların sonsuz mezarlığına gömeceksek hiç yaşamayalım.
Önce zamandan kurtulmalıyız öyleyse, önce zamandan kurtulmalıyız. Birbirini yenilemeli saatlerimiz. Yarın bu günü aratmamalı. Yerçekiminden kurtulurcasına aşmalıyız zamanı seninle. O zamanı, o dost zamanları.
Bana dediğin an; mesafeler de anlamını kaybetmeli. Yolları dakikalarla,günleri kilometrelerle ölçmeliyiz. Beraberliğimiz, bütünlüğümüz hiç bitmemeli.O hiç sönmeyen dostluk ateşinin çevresinde hep böyle elele, dizdize olalım.
Ne yağmur söndürmeli o ateşi ne rüzgar. Yüreklerimiz hep böyle ışıl ışıl
olmalı alevlerinde.
Hadi sevdiğim, sen de aç yüreğini. Bana kendinden bahset. Hep ben ol,
durmadan ben ol istiyorum. Dudaklarım kurudu bak! Bir yudum su ver
güzelliğinin pınarından. Acıktım dersem iyiliğinle doyur beni. Üşüyorsam;
yalnız dostluğunun ateşinde ısınsın ellerim.
Benim olma demiyorum. Ama önce ben ol. İnan, ben hep senin olacağım,
baştanbaşa sen olduğum için.
Aşkta kaybettiklerimizi dostlukta tamamlayalım.
'Hayatınızı Değiştirecek Öyküler' adlı kitap hayata farklı gözle
bakmayı sağlayan metinlerle dolu... İşte sizlere iyimserlikle ilgili dört
dörtlük bir yazı.
* Evimi bir parti sonrası temizlemek için saatlerce çalışabiliyorsam: Birçok arkadaşım var demektir.
* Faturalarımı ödeyebiliyorsam: Bir işim var demektir.
* Pantolonum biraz sıkıyorsa: Aç kalmıyorum demektir.
* Gölgem beni izliyorsa: Güneş ışığı görüyorum demektir.
* Okuluma, iş yerime uzun bir yol yürüyerek gitmem gerekiyorsa: Ayaklarım sağlıklı demektir.
* Duraktaki adam anahtarıyla ses çıkarıyor, bebeği ciyaklıyorsa: Duyabiliyorum demektir.
* Camları silmem, çatıyı onarmam gerekiyorsa: Bir evim var demektir.
* Telefon faturam yüksek geliyorsa: Konuşabiliyorum demektir.
* Kardeşimle her gün kavga ediyorsam: Bir kardeşim var demektir.
* Yığınla ütülenecek ve yıkanacak çamaşırım varsa: Yığınla giyeceğim var
demektir.
* Çalar saatim sabahın köründe çalıyorsa: Yaşıyorum demektir.
* Akşamları kendimi yorgun hissediyorsam ve bacaklarım ağrıyorsa: O gün çok çalışmışım demektir.
* Derslerimden kırık not alıyorsam: Bir okulum var demektir.
* Annem azarlıyor, babam kızıyorsa: Bir ailem var demektir.
* Yaralı ayağımın acısını hissediyorsam: Yaşıyorum demektir.
* O gün oltama hiç balık gelmediyse: Hiç balık öldürmedim demektir.
* Ve bütün bu olaylara böyle bakıyorsam: İyimserim demektir.
Söylediklerine katılmamak elde değil...zaten turkyenin boyle bir talebi yok hiçbir turkun de.. insnlar sadece daha iyi bir ekonomiye sahip olmak, iş dunyası da rahat ticaret yapabilmek için bunu istiyor... tabi siyasiler de bunlarla beraber stratejik savaş içinde..
Globalleşen bir dunyada içimize kapanık kalamayacagimiza göre uygun bir yol cizmek lazım kendimize..M.Barlasın yazısı bu konuyu ozetliyor sanırım
"...Biz Türkler de, Avrupalılar da, 20'nci yüzyılı kolay geçirmedik. Biz bir Dünya Savaşı'nın yenik tarafı olarak imparatorluğu yitirdik. Avrupalılar ise önce iki tane Dünya Savaşı'nda birbirlerini boğazladılar. Sonra da Soğuk Savaş'ta hem birbirlerinden korktular, hem de kendi halkları karşı tarafa eğilim gösterir diye kendi insanlarından ürktüler.
...Bu açıdan 21'inci yüzyılın başlangıcı olarak, herhalde Berlin Duvarı'nın yıkıldığı 1989'u almak doğru olacaktır.
Bu tarih, önce faşizme sonra da komünizme çok çok ağır bedeller ödeyen Batı ve Doğu Avrupa'nın, ideolojik zincirlerden kesin olarak kurtulduğu yıldır. Bu tarih aynı zamanda, Avrupa Birliği'nin, NATO'yu geri plana ittiği sivilleşme döneminin de başıdır.
21'inci yüzyılın ilk önemli tarihi ise, 11 Eylül 2001'deki ABD'yi hedef alan terörist saldırılardır. Bazılarına göre bu tarih de, İslam ile Batı arasındaki Kültürlerarası Soğuk (Ve yer yer sıcak) Savaş'ın başlangıcını ifade ediyor.
Türkiye 2'nci Dünya Savaşı'nın dışında kaldı. Soğuk Savaş'ta ise, aktif bir taraftı Batı'nın yanında.
Halen sürmekte olan Kültürlerarası Soğuk Savaş'ta ise, Türkiye hem Batılı, hem de Müslüman nüfusa sahip bir ülke olarak, bu savaşın anlamsızlığını hem en iyi kanıtlayan, hem de bu savaşı sona erdirebilecek konumda bulunan bir yerdedir.
Yarın AB liderleri, herkese makul gelecek bir uzlaşma ile Türkiye'nin üyeliği için müzakere yolunu açabilirlerse, bu 21'inci yüzyılın, eski yüzyıl gibi zorluklarla dolu geçmeyeceğinin Avrupa için de, Türkiye için de habercisi olacaktır.
Türkiye'ye AB yolunu kapatıp, bizim kamuoyumuzu Batı karşıtı bir duygu ortamına itecek hesapsızlık, herhalde Avrupalı politikacılar tarafından ciddi biçimde değerlendirilen global ölçüde bir risktir.
ABTürkiye birlikteliğinin sayısız başka öğeleri, yararları ve tabii zorlukları var.
Ama iki tarafın sorumlu insanları ve işbaşındaki seçilmişleri, atabilecekleri her yanlış adımın ve söyleyebilecekleri her ölçüsüz sözün, hem Avrupa, hem de Türkiye için nelere mal olacağını hiç unutmamalıdırlar."
İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...
Arkadaşlar!
Bu konuyu tartışırken, bir birimize laf atmanın bir manası yok!... herkesin soylediklerinde haklılık payı var.. dünyada artık devletler içinde devletleşen birimler var.. bu bir gerçek.. her grup bir süper güçün menfaatlerini savunmaya çalışıyor.. Bundan dolayı her devletten farklı çıkışların olması normal... bakalım kimin gücü ağır basacak...
Türkiye'siz AB'nin bir süper güç olamayacağını savunanların mı... yoksa AB ye girmiş bir Türkiye'nin geleceği noktada önü alınamaz bir şekilde büyüyeceğinden korkanların mı? Dünyada hiçbir güç Türkiye'nin Ortadoğunun ve Türk Cumhuriyetleri'nin lideri olmasını istemiyor...
Ben bu konularda fazla bilgili değilim..daha doğrusu dış ilişkiler uzmanı değilim.. sadece arkadaşlar böyle birbirine sataşınca..ki hiç hoş değil.. düşüncelerimi dile getirdim..
BEN MÜZAKERE TARİHİ VERİLMEYİP, TÜRKİYEN'NİN OYALANACAĞINA KESİN GÖZÜYLE BAKIYORUM...GEÇENLERDE BİR YAZI OKUMUŞTUM.."FRANSA VE AVUSTURYA TÜRKİYE'Yİ AB YE KATILMAKTAN VAZ GEÇİRMEK İÇİN İŞBİRLİĞİ YAPMAYA KARAR VERMİŞLER"...
BENİM ASIL MERAK ETTİĞİM TAYYİP BEY'İN BUNDAN SONRA YÜZÜNÜ HANGİ TARAFA ÇEVİRECEĞİ..DOĞUYA MI??? ABD'YE Mİ??? YOKSA RUSYA'YA MI???