kuber

kuber

Üye
07.01.2007
Uzman Çavuş
6.817
Hakkında

#01.02.2009 19:57 0 0 0
#01.02.2009 19:55 0 0 0
#01.02.2009 19:53 0 0 0
#01.02.2009 19:51 0 0 0
  • biraz uzun ama okumanızı tavsiye ederim.akıcı giden bir yazı

    Genc kiz, el aynasinda makyajini kontrol etti; "-Gayet iyi." dedi. Güzelliginden emindi.Cevresindeki erkeklerin pervane olmasindan zaten biliyordu güzel oldugunu. Hayatin tadini cikaran, rahat yasayan biriydi.

    Cep telefonu caldiginda, aksam arkadaslariyla hangi eglence yerine gidecegine karar vermeye calisiyordu. Telefondaki numaraya bakti, arayan annesiydi.

    - Alo.kizim, nasilsin?

    - İyiyim anne. Ne oldu *

    - Sana bir surprizim var.

    - Surpriz mi?

    - Evet.Cok eski bir arkadasim, dostum sehrimize gelmis..

    - Eee kimmis.

    - Kim oldugu surpriz. Fakat, onu senin almani istiyorum.

    - Ben mi?

    - Evet, senin is yerine yakın olan parki biliyormus. Parka gitmesini ve seninle bulusmasini söyledim. Senin de parka gidip onu almanı istiyorum.

    - Anne, ben böyle seyleri sevmem, kendin halletsen.

    - Kizim 1-2 saatlik bir isim var. Ayrica seni bebekliginden taniyan bir arkadasim. Seni görünce mutlaka cok sevinecektir.

    - Amaaan. Peki peki. Nasil tanıyacagim.

    -Evden cikarken üzerine giydiklerini tarif ettim.O parkta bazi oturaklar piknik masasi seklinde. Parkin sinema tarafi girisindeki ilk piknik masasina otur. O gelince seni bulacak.

    -Tamam anne..tamam.

    - Kizim senden her gün mü bir sey istiyorum.Üniversiteyi bitireli, hele de ise gireli bir fatura yatirmaya bile göndermedim.

    - Hemen darilma, tamam dedim ya.

    O nasil tamam demekse. neyse, hadi o zaman, izin al da cik, bekletme. Ben de islerimi bitirip hemen gelecegim.

    **** **** **** **** **** **** **** **** **** ****

    Genc kiz, izin alip cikti.Kisa bir yürüyüsten sonra parka vardi. Bu parkta daha önce hic oturmadigini farketti. Arkadaslariyla hep parali,lüks eglence yerlerine giderlerdi.

    Annesinin tarif ettigi, giristeki ilk masayi buldu, bos olan kismina oturdu. Masanin diger tarafinda bir köylü kadinla, kücük kiz oturuyordu. Onlarla ayni yerde bulunmaktan utandigini hissetti. "-Annemin arkadasi cabucak gelse de, sunlardan kurtulsam" diye düsündü.

    Köylü kadin cekinerek seslendi;

    - Afedersin kizim, bir sey sorabilir miyim?

    "Kizim" diye seslenmesi iyice sinirlerini bozdu.

    - Ne var, adres mi soracan! ..

    Sert cikis karsisinda kadin sesini alcaltti;

    - Hayir kizim, baska bir sey soracaktim.

    - Sizin gibi cahiller ya adres sorar, ya para ister.

    Köylü kadinin kizaran yüzüne aldirmadi bile. O sirada $Ik ve lüks giyimli, orta yasli bir kadinin uzaktan yaklastigini gördü.

    "-Nihayet." diye düsündü. Ayaga kalkip kadini karsilamaya çalisirken, kadin yanlarindan gecip gitti. Somurtarak geri oturdu.

    Yanindaki kücük kiza daha SIKI sarilmis köylü kadinin gözünden bir damla yasin süzüldügünü gördü.Kadin gözyasini saklamak için diger tarafa dönünce bir yüzündeki büyük yanik izi göründü. Genc kiz manali manali güldü;

    - Bak kolayca gözyasi dökebiliyorsun, yüzünde de cirkin bir yanik izi var. Burda ne bekliyorsun gec bir köseye ac mendilini agla. Fakat aglamayla benden bir sey koparacagini sanma, tamam mi.

    Kadin dayanamadi;

    - Cahil deyip duruyorsun. Ne cahilligimi gördün. Tanimadigim bir kadina, torununun yaninda hakaret mi ettim! .

    - Oooo... laf yapmayi da biliyormus

    -Anlasildi kizim, sen üniversite bitirmis, cok sey ögrenmis olabilirsin ama insanliktan sinifta kalmissın. Torunumu okutmak için ugrasacaktim. Fakat seni görünce vazgectim.

    Yasli kadin, kücük kizi alip masadan kalkarken, bosalan yere dogru $Ik giyimli bir kadin yaklasti. Cevap vermek icin hazirlanan genc kiz zengin giyimli, $ik kadini görünce uzaklasan yasli kadina cevap vermekten vazgecti. Yasli kadın geriye bakmaya calisan kücük kizin basini eliyle engelledi.

    **** **** **** **** **** **** **** **** **** ****

    Bir süre sonra, genc kizin annesi parkta yanına geldi.

    - Merhaba kizim, Zeynep teyzen nerde?

    - Kimse gelmedi anne. En son bir bayan geldi, yanima oturdu. O da sadece dinlenmek icin gelmis biriymis.

    - Allah Allah! ... giyindiklerini cok iyi tarif etmistim, seni nasil bulamadi anlamadim. Yaninda kücük bir kiz olacakti.

    Genc kiz bir an durakladi.

    -Küçük bir kiz mi?

    - Evet

    - Anne! . biz zengin, kültürlü insanlariz. Herhalde arkadasin da zengin, kültürlü biridir, degil mi?

    - Kültürsüz degil ama zengin degil.

    - Sakın bana köylü bir kadin oldugunu söyleme.

    - Köyden gelen kadina ne denir ki! ..

    - Oh. iyi iyi, köylü kadinlari karsilmaya beni gönderiyorsun.

    - Kizim, o kadina bir borcumuz vardi. O zamanlarda borcumuzun karsiligi bir sey veremedik. ' - Gün gelir, bir ihtiyacim oldugunda, ben kapinizi calarim'. Dedi ve iste bu gün kapimizi çaldi.

    -Ne istiyormus?

    - Torununu okutmamizi istiyor. Baban simdi arabayla gelip hepimizi alacak, kayit için okula götürecek.

    - Anne, o köylü kadina ne borcun olabilir ki, anlayamadim?

    Annesi, kizinin öfkeli ses tonuna dayanamadi;

    - Kizim, sen bebekken biz köydeydik.

    - Eee.

    - Sana yillar önce bahsetmistim, köydeyken evimiz yandi, biz de inekleri,atlari,tarlalari neyimiz varsa hepsini satip köyden göctük, demistim.

    -Evet, hatirladim.

    - O yanginla ilgili bir ayrintiyi, seni üzülebilir veya seni evde yalniz biraktigimiz icin darilabilirsin korkusuyla anlatmamistik.

    - Herhalde simdi anlatacaksin.

    - Baban evde yoktu, ben de su doldurmaya köy pinarina gitmistim. Lodos mu ne diyorsunuz, iste o rüzgar bazen ters esiyormus, yukardan asagi filan. Sen besikte uyuyorken rüzgar bacadan iceri esince közler ocakliktan tahtalara sicramis, yangin baslamis. Pinar yerinden dumanlari görüp kostugumda alevler heryeri sarmisti. Birazdan yikilacak gibi görünen eve yine de girmek icin atildigim anda Zeynep teyzen kucagina seni almis oldugu halde disari firladi. O sahneyi hic unutamam; onun kucagindan seni aldigimda o cigliklar atiyordu.

    - Nicin?

    - Seni kurtarirken, sag tarafi yanmisti. Gelince görürsün sag yanaginda agir bir yanik izi var. Cok aci cekti cook. Dur aglama, seni bu kadar üzecegini bilmiyordum. Tamam kizim, bak makyajın akiyor, aglama. Hah! .. baban da geldi. Fakat Zeynep teyzen hala bizi bulamadi.

    (alıntı)
#30.01.2009 11:12 0 0 0
  • ALLAH'A İMAN

    Allah vardır ve birdir, varlığında ve birliğinde hiç şüphe yoktur. Evrende hiç bir şey gelişi güzel, tesadüfen oluvermiş, değildir. Herşeyin bir ustası, bir yaratanı vardır. Aklın gereği budur. Mimarı olmayan, ustası olmayan bir bina, marangozu olmayan bir masa düşünemeyiz. Evrenin de bir yaratıcısı, bir sahibi, bir yöneticisi olmadığını düşünemeyiz.

    İşte o yaratıcı Allah'tır. Bizi, bütün evreni, canlı-cansız tüm varlıkları yaratan, yaşatan dirilten, öldüren, tekrar diriltme gücüne sahip olan O'dur. Bu sebeple, akıl sahibi her insanın yüce yaratanı tanıması, O'nun varlığına, birliğine, sınırsız gücüne inanması gerekir. Evrendeki tüm olup bitenler, evrenin her biriminde gördüğümüz akıllara durgunluk veren düzen, Allah'ın varlığına, birliğine, eşi, benzeri, dengi, ortağı olmadığına çok açık delillerdir. O'nu tanımamız, O'nun kutsal varlığını kabul etmemiz gerekir.

    ALLAH'IN SIFATLARI

    Yüce Allah'ı tanımak, O'nun sıfatlarını niteliklerini tanımaktır. Allah'a iman, O'nun sıfatlarını bilmekle olur. O, ancak sıfatları ile bilinir. O'nun gerçek zatını bilmek, insan aklının kavrayacağı basitlikte değildir. Yüce Allah, insanları O'nun zatınin gerçeğini bilmekle yükümlü kılmamıştır.

    Yüce Allah'ı "ZATÎ" ve "SUBUTÎ" sıfatları ile bilir ve tanırız.

    ZATÎ SIFATLAR: Vücut, Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Muhalefetün Lîl-havadis, Kıyam Binefsihî.

    UBUTÎ SIFATLAR: Hayat, İlim, Semî, Basar, İrade, Kudret, Kelam, Tekvîn.

    ZATÎ SIFATLAR VE ANLAMLARI

    VÜCUT: Allah'ın var olması demektir. Allah vardır, varlığı her hangi bir başka varlığa muhtaç değildir.

    KIDEM: Allah'ın varlığının başlangıcı yoktur.

    BEKÂ: Allah'ın varlığının sonu yoktur. Başlangıcı ve sonu olmak, bizim gibi sonradan yaratılmışlara ait niteliklerdir.

    Allah'ın varlığının bir başlangıcı ve bir sonu yoktur.

    VAHDANİYET: Allah birdir. Hem zatında ve hem de sıfatlarında birdir.

    MUHALEFETUN LİL-HAVADİS: Allah sonradan yaratılmışlara benzemez. Eşi ve dengi yoktur.

    KIYAM BİNEFSİHÎ: Allah'ın varlığı başkalarına muhtaç değildir, varlığı zatının bir gereğidir.

    SUBUTÎ SIFATLAR VE ANLAMLARI

    HAYAT: Allah diridir. Her canlıya hayat veren O'dur.

    İLİM: Allah her şeyi bilir. O'nun bilgisi, Sınırsızdır. O'nun bilgisi dışında hiç bir olay ve olgu kalamaz.

    EMİ: Allah her şeyi duyar. O'nun duyması sınırsızdır. O'nun duyması dışında hiç bir şey olamaz. O her şeyi, uzaklık ve yakınlık söz konuşu olmadan işitir. İşitmek için kulak ve benzeri organlar O'nun için gerekli değildir.

    BASAR: Allah her şeyi görür. O, kapalı-açık, gizli-aşikar, küçük-büyük her şeyi bilir ve görür. Görmek için göz gibi her hangi bir organa ihtiyacı yoktur.

    İRADE: Allah diler ve dilediğini yapar. O'nun dilemesi karşısında herhangi bir engel olmaz. O'nun dilediği her şeyi yapma gücü vardır.

    KUDRET: Allah'ın her şeye gücü yeter. O'nun gücünün yetmiyeceği hiç bir şey düşünülemez. Yapmak istediği şeylere gücü yetmeyen varlık Allah olamaz.

    KELAM: Allah, harf ve ses gibi bir takım araçlara muhtaç olmadan söyler. Kutsal kitaplar ve Kur'an'ı Kerîm, O'nun kelam sıfatının bir eseridir. Bu sebeple Kur'an'ı Kerîm'e "ALLAH KELAMI' denir.

    TEKVÎN: Allah'ın yaratma gücüdür. Evreni ve evrendeki tüm varlıkları yaratan, yaşatan, besleyen, büyüten O'dur. O'ndan başka yaratıcı yoktur.

    Yüce Allah'ın burada belirtilen ZATÎ ve SUBÜTÎ sıfatlarından başka daha pek çok isim ve sıfatları da vardır. Bu isim ve sıfatları O'nun 99 GÜZEL ADI = ESMA-İ HÜSNA olarak biliriz.

    Yüce Allah bizi insan olarak yaratmıştır. Sayısısızca ve sonsuzca vergileriyle bizi donatan da O'dur. O olmazsa hiç bir şey olamazdı. Bu sebeple; biz Allah'ı severiz. Daima O'nu hatırlar, her işimizde Allah'ın bizimle beraber olduğunu kesin bir imanla biliriz. Yaptığımız kusurlu, yanlış, Allah'ın yasakladığı davranışları yapmaktan Allah'a sığınırız. Allah'ın hoşnut olmayacağı işleri yapmaktan sakınırız. O'nun kusurlu davranışlarımız karşısında bizi cezalandırmasından korkarız ve böyle işlerden uzak dururuz. Allah sevgisini ve Allah korkusunu dünya ve ahiret mutluluğunun temeli sayarız.

    (Doç.Dr.Nihat Hatipoğlu)
#29.01.2009 21:10 0 0 0
#29.01.2009 20:58 0 0 0
#29.01.2009 20:57 0 0 0
#29.01.2009 20:54 0 0 0
#29.01.2009 20:52 0 0 0
  • hepside çok güzel bende istiyorum bunlardan
#29.01.2009 20:51 0 0 0
#29.01.2009 20:50 0 0 0
#29.01.2009 20:48 0 0 0
#29.01.2009 20:47 0 0 0
#29.01.2009 20:33 0 0 0
  • Soru:
    Kaza namazı borcu olan nafile namaz kılabilir mi?

    Cevap:
    Kazaya kalmış namazların kazasıyla meşgul olmak, nafile namaz kılmaktan önemli ve önceliklidir. Ancak vakit namazları ile birlikte kılınan düzenli nafileler (revatib sünnetler) ve teravih namazı, imkánlar ölçüsünde kılınmalıdır. Hz. Peygamber (SAV) bir hadislerinde, "Kulun kıyamet günü ilk hesaba çekileceği konu, farz namazlarıdır. Eğer bu tamamsa işi kolaylaşmıştır. Aksi halde bakın bakalım nafileden bir şeyi var mıdır denir. Nafile ile farz eksikleri tamamlanır" buyurmuştur. (Tirmizi, salat, 188; İbn-i Mace ikame, 202)
#28.01.2009 22:16 0 0 0
  • Peygamberlere İman

    Peygamberler, Yüce Allah'ın insanlar arasından seçtiği, insanlarla kendi arasında elçilik görevi verdiği kimselerdir. Peygamberlik Allah vergisidir, çalışmakla, istemekle elde edilmez.

    Peygamberlerin bir kısmına kitap verilmiştir, bir kısmına verilmemiştir. Kendilerine kitap verilmeyen peygamberler kendilerinden önce yaşamış, yada kendi zamanlarında yaşayan bir peygambere verilen kitaba göre insanlara doğru yolu göstermişlerdir. Kitap verilen peygamberlere "RASÛL" denir. Kitap verilmeyen peygamberlere ise "NEBÎ" denir.

    İnsanların peygamberlere ihtiyacı vardır. Çünkü: insan aklıyla her şeyi bilemez. Allah'a nasıl inanacağımızı, nasıl ibadet edeceğimizi, doğruyu, yanlışı, haramı, helali, güzeli, çirkini bize peygamberler öğretirler.

    Her Peygamberde şu sıfatlar ve nitelikler bulunur:

    a) SIDK: Peygamberler doğru ve dürüst kimselerdir. Yalan söylemezler. Hile ve haksızlık yapmazlar. Din adına ne söylemişlerse hepsini Allah'tan almışlardır. Aldıklarını da olduğu gibi insanlara ulaştırmışlardır.

    b) EMANET: Peygamberler her yönden güvenilir kimselerdir. Hıyanet ve güvensizlik getirecek davranışları olmaz.

    c) TEBLİĞ: Peygamberler Allah'tan aldıkları tüm bilgileri, emir ve yasakları olduğu gibi, hiç bir değişikliğe uğratmadan, eksiksiz olarak insanlara ulaştırma görevini yerine getirirler.

    d) FETANET: Peygamberler akıllı, zekî kimselerdir. Ahmaklardan peygamber olmaz.

    e) İSMET: Peygamberler örnek kişilerdir. Bu sebeple Allah peygamberleri günah işlemekten korumuştur. Bu nitelik, sadece peygamberiere aittir. Peygamberlerden başkası kim olurlarsa olsunlar günahtan korunmuş sayılamazlar.

    Peygamberler melek değil, bizim gibi birer insandır. Yerler, içerler, her türlü beşerî hayatı diğer insanlar gibi yaşarlar. Ömürleri sona erince de ölürler.

    Kur'an'ı Kerîm'de ismi geçen Peygamberler şunlardır:

    Adem, İdris, Nuh, Hûd, Salih, İshak, İbrahim, İsmail, Şua'yb, Lût, Yakûp, Yusuf, Musa, Harun, Davûd, Süleyman, Eyyüb, Zul'kifl, İlyas, Elyasa, Zekeriyya, Yunus, Yahya, İsa ve Muhammed Aleyhisselam'dır.

    Uzeyir, Lokman ve Zül'karneyn'in isimleri de Kur'an'ı Kerîm'de geçmektedir. Bu kimselerin peygamber mi, yoksa Veli mi olduğunda ihtilaf vardır. Bunlar da peygamber kabul edilirse Kur'an'ı Kerîm'de ismi geçen peygamberler 28 olur.

    Peygamberler yüce Allah tarafından "MUCİZE" ile desteklenmişlerdir. Mu'cize, peygamberlerin gösterdiği olağanüstü hallerdir. Allah'ın izni olmadan hiç bir peygamber mu'cize gösteremez. Peygamberimizin pek çok mucizesi vardır. Fakat O'nun en büyük mu'cizesi Kur'an'ı Kerîm'dir.

    (Doç.Dr.Nihat Hatipoğlu)
#28.01.2009 22:05 0 0 0
#28.01.2009 18:50 0 0 0
#28.01.2009 18:47 0 0 0