Oyuncular
Jim Carrey
Virginia Madsen
Logan Lerman
Danny Huston
Senaryo
Fernley Phillips
Müzik
Harry Gregson-Williams
Görüntü Yönetmeni
Matthew Libatique
Bir sayıya mahkum olmak...
Kendi halinde sıradan bir adam, iyi bir aile babası olan Walter Sparrowun hayatı, eşinin aldığı The Number 23 isimli kitabı okumasıyla alt üst olur; çünkü kitap sanki onun hayatını anlatır gibidir; ama asıl problem kitabın bir cinayetle bitmesidir...
23 sayısı konusunda takıntılı Fingerling isimli bir adamın 15 yıllık bir cinayet itirafıyla ilgili kitabı okumaya devam ettikçe, kendi hayatının da 23 sayısı tarafından kontrol altına alınmaya başladığını düşünür. Giderek ruhsal dengesini yitiren Sparrowun gerçek bir katile dönüşme olasılığı var mıdır?
23 sayısı tarihte gizemli bir anlama sahiptir. Pek çok kişi ise bu sayının karanlık bir sayı olduğunu, şeytanlıkla lanetlendiğini düşünür. Joel Schumacherin yönettiği gerilim türündeki 23 Numara, işte bu düşünceye gönderme yapan bir film. Başrolünde ünlü aktör Jim Carreynin kamera karşısına geçtiği filmde Carreye eşlik eden oyuncular, Virginia Madsen, Logan Lerman, Danny Huston, Michelle Arthur ve Patricia Belcher olmuş. Senaryosunu Fernley Phillipsin yazdığı filmin müziklerini Harry Gregson-Williams bestelemiş.
Oyuncular
Renée Zellweger
Ewan McGregor
Emily Watson
Barbara Flynn
Senaryo
Richard Maltby Jr.
Müzik
Nigel Westlake
Görüntü Yönetmeni
Andrew Dunn
Masallarından gerçek yaşamına bir yazarın portresi
Dünyanın en ünlü çocuk kitapları yazarı Beatrix Potterin gerçek yaşam öyküsü beyazperdede... Yazdığı kitapların resimlerini de kendisi yapan Beatrix Potterin yaşamını anlatan film, yazarın romantizm ve sevgiyi arayışı ile Victoria dönemi İngilteresinde verdiği kişisel bağımsızlık mücadelesini anlatıyor.
Beatrix Potter yaşamı boyunca yazdığı 23 adet Peter Rabbit kitabında, başta dünyaca ünlü tavşan Peter Rabbit olmak üzere çok sayıda hayvan karakteri yaratmıştı. Kendisine hiç destek olmayan baskıcı annesine ve Victoria dönemi İngilteresinin şovenist baskılarına karşı mücadelesiyle tanınan Potterın yayıncısı Norman Warne, onun hep yanındaydı ve 1905 yılındaki ölümünden kısa bir süre önce onunla nişanlandı.
1995 yapımı Babe ile adını duyurduktan sonra 11 yıldır film dünyasından uzak kalan Chris Noonanın yönettiği filmin başrollerindeki Renee Zellweger (Beatrix Potter) ve Ewan McGregora (Norman Warne) eşlik eden isimler, Emily Watson (Potterın annesi), Barbara Flynn (Millie Warne) ve Bill Patterson (Potterın babası) olmuş.
Senaryosunu Richard Maltby Juniorın yazdığı filmin çekimleri Londra, Göller Bölgesi ve Isle of Man adasında gerçekleştirilmiş. Filmde Potterin kaleme aldığı öykülere esin kaynağı olan hayal dünyası, çevresindeki insanlar ve yaşadığı yerler ekrana yansıtılırken animasyon ve live-action teknikleri birleştirilmiş.
Miss Potterin yönetmeni Chris Noonan, filmin asıl hedef kitlesinin yetişkinler olmasına rağmen çocuklara da çekici geldiğini belirterek, Gothamdaki DGA Theaterda düzenlenen ön gösterimin ardından verilen çay partisinde küçük kızların Renee Zellwegerin çevresinde toplanıp sevgi gösterisinde bulunduğunu görünce hiç şaşırmadım. Bu film, temelde bir çocuk filmi değildir. Hayatın zor dönemeçlerinde ilerlemeye çalışan bir kadının öyküsüdür. Ancak şunu da hatırlatayım ki, Babei de yetişkinler için yaptığım halde, esas izleyici kitlesi çocuklar olmuştu.
UEFA Kupası'nda 3. Tur İlk Maçları, Çarşamba ve Perşembe günleri yapılan karşılaşmalarla tamamlandı. Perşembe günü 5 karşılaşma yapılırken, 2 karşılaşma 3-1'lik skorla tamamlandı.
Newcastle United, Zulte Waregem deplasmanından 3-1 galip dönerken, Lens aynı skorla, kendi sahasında Panathinaikos'u yendi.
UEFA Kupası'nda son 16'ya kalma mücadelesinde, Yunan temsilcisi Panathinaikos'u kendi sahasında konuk eden Lens, karşılaşmadan 3-1 galip ayrılırken karşılaşmanın golleri ikinci yarıda geldi. Ev sahibi ekibin golleri, 49. ve 70. dakikalarda Jemaa'dan ve uzatma dakikalarında penaltıdan Dindane'dan gelirken Panathinaikos'un tek golünü 65. dakikada Sappingidis kaydetti.
Lens - Panathinaikos maçıyla aynı saatte oynanan günün son karşılaşmasında, Newcastle United, Zulte Waregem deplasmanından 3-1 galibiyetle döndü.
Lens - Panathinaikos maçı gibi tüm goller ikinci yarıda gelirken, Newcastle, 47. dakikada Dindeleux'un kendi kalesine attığı golle öne geçti ve Martins'in penaltıdan attığı gol farkı 2'ye taşıdı.
Waregem'de D'Haene, 69. dakikada farkı 1'e indirse de 76. dakikada Sibierski'nin golü maçın skorunu belirledi.
Günün diğer karşılaşmasında Romanya'nın güçlü ekiplerinden Steaua Bükreş, kendi sahasında konuk ettiği İspanyol temsilcisi Sevilla'ya 2-0 yenildi.
Sevilla'ya 2-0'lık avantajı getiren golleri 41. dakikada Christian Poulsen ve bitime 15 dakika kala penaltıdan Frederic Kanoute kaydetti. Sevilla aldığı bu galibiyetle rövanş maçı öncesinde büyük bir avantajın sahibi oldu.
Hafta içerisinde görev değişikliğine giden Parma, Claudio Ranieri ile çıktığı ilk Avrupa mücadelesinde, deplasmanda karşılaştığı Braga'ya Santos da Silva Ze Carlos'un bitime 10 dakika kala attığı golle 1-0 yenildi.
TSİ 18.00'da oynanan Spartak - Celta Vigo karşılaşması karşılıklı birer golle tamamlandı.
Ev sahibi Spartak Moskova, ilk yarının bitimine 5 dakika kala Nunez'in golüyle 1-0 geriye düşerken, Kalynychenko'nun 65. dakikadaki golü Spartak'a 1-1'lik eşitliği sağladı.
UEFA Kupası'nda 3. Tur'da alınan sonuçlar;
Zulte Waregem 1-3 Newcastle United,
Braga 1-0 Parma,
Lens 3-1 Panathinaikos,
Spartak Moskova 1-1 Celta Vigo,
Steaua Bükreş 0-2 Sevilla,
Bayer Leverkusen 3-2 Blackburn Rovers,
CSKA Moskova 0-0 M. Haifa,
Tel Aviv 2-1 Glasgow Rangers,
AEK 0-2 PSG,
Liverno 1-2 Espanyol,
Benfica 1-0 Dinamo Bükreş,
Fenerbahçe 3-3 AZ,
Werder Bremen 3-0 Ajax,
Shakhtar 1-1 Nancy,
Bordeaux 0-0 Osasuna.
Real Madrid'in büyük umutlarla transfer ettiği ancak beklenen verimi alamadığı Brezilyalı yıldız Robinho, başkent ekibinde mutlu olmadığını açıkladı. Bir basın toplantısı düzenleyen Robinho, "Burad mutlu değilim çünkü Fabio Capello, benim futboluma güvenmiyor" dedi.
Brezilya milli Takımı'nda da oynayan 23 yaşındaki Robinho, son zamanlarrda neden takımda yer almadığıyla ilgili olarak Capello'nun kendisine herhangi bir açıklama yapmadığını belirterek, "Hala Real Madrid'de oynamak istiyorum. Ronaldo da burada kalmak istiyordu ancak Capello onun kalmasını istemedi" şeklinde konuştu.
Bu açıklamanın ardından akıllara hemen Robinho da İtalya'nın Milan takımına mı gidiyor sorusu geldi. Çizme'den gelen iddialara göre de Ronaldo ile birarada olmak isteyen Robinho için Milan, 45 milyon doları gözden çıkardı.
UEFA Kupası'nda son 16'ya kalmak için mücadele eden İsrail temsilcisi Hapoel Tel Aviv, İskoç temsilcisi Glasgow Rangers'ı 2-1 yendi.
Avrupa Kupaları'nda son 12 maçında yenilgi yüzü görmeyen Rangers, bu karşılaşmada aldığı mağlubiyetle İskoçya'da, "13 maç üst üste yenilmeyen tek takım" olma ünvanını da elde edemedi.
Kendi sahasında Rangers'ı konuk eden Tel Aviv, ilk yarının tamamlanmasına 3 dakika kala Salim Toema ile öne gerçeken, Rangers'ta Nacho Novo eşitliği sağladı ancak bitime 15 dakika kala Barukh Dego, Rangers'ın rekoruna izin vermedi ve maçın skorunu 2-1 olarak tayin etti.
PSG UEFA'da emin adım: 2-0
Ligue 1'de bir türlü beklenen çıkışı yakalayamayan PSG, UEFA Kupası'nda son 16'ya kalma mücadelesinde karşılaştığı Yunan temsilcisi AEK'yı deplasmanda 2-0 yendi.
PSG'nin golleri ilk yarının uzatma dakikalarında Sammy Traore'den ve karşılaşmanın tamamlanmasına 5 dakika kala Bernard Mendy'den geldi.
UEFA Kupası'nda rövanş mücadeleleri 22 Şubat'ta yapılacak.
Gol düellosü Leverkusen'in: 3-2
UEFA Kupası 3.tur karşılaşmasında temsilcimiz Tugay Kerimoğlu'nun formasını giydiği Blackburn Rovers, deplasmanda karşılaştığı Bayer Leverkusen'e 3-2 mağlup oldu.
Tugay'ın 90 dakika forma giydiği karşılaşmada, Leverkusen 18. dakikada J.Callsen ile öne geçerken, D.Bentley'in 39. dakikadaki golü Blackburn'e 1-1'lik eşitliği sağladı ama ilk yarını uzatma dakikalarında C.Ramelow'un golü, ilk yarının Leverkusen üstünlüğü ile tamamlanmsını sağladı.
İkinci yarıya 2-1 üstünlükle başlayan Leverkusen, ikinci yarıda 10 dakika geride kalırken, B.Schneider'ın golüyle farkı 2'ye çıkardı. İkinci yarının büyük bir bölümü bu skorla geçilirken, bitime 5 dakika kala Nonda'nın golü Rovers'ın 22 Şubat'ta İngiltere'de yapılacak olan rövanş için umutlarını sürdürmesini sağladı.
Bremen'den telafi: 3-0
Bundesliga'da geçtiğimiz haftayı 4-1'lik Stuttgart yenilgisi ile kapatan Werder Bremen, UEFA Kupası'nda karşılaştığı Ajax'ı, 3-0 yendi.
Rövanş mücadelesi için büyük avantaj elde eden Bremen, Olaf Lindenbergh'in 24. dakikada kırmızı kart gömesiyle maçın büyük kısmını 1 kişi eksik oynayan rakibini, ikinci yarıda bulduğu 3 golle mağlup etti.
Werder Bremen'in golleri ikinci yarıda henüz 3 dakika geride kalırken Per Mertesacker'dan, 54. dakikada Naldo ve karşılaşmada son 20 dakikaya girilirken Torsten Frings'ten geldi.
UEFA Kupası'ndaki rövanş mücadelesi 22 Şubat'ta oynanacak.
UEFA Kupası'nda 3. Tur İlk Maçları, Salı gecesi yapılan 10 karşılaşma ile başladı. Temsilcimiz Fenerbahçe'nin kendi sahasında AZ Alkmaar ile 3-3 berabere kaldığı gecede, tüm takımlar rövanşı düşünerek avantajlı skor almak için mücadele etti.
UEFA Kupası'nda Salı gecesi alınan sonuçlar;
Bayer Leverkusen 3-2 Blackburn Rovers,
CSKA Moskova 0-0 M. Haifa,
Tel Aviv 2-1 Glasgow Rangers,
AEK 0-2 PSG,
Liverno 1-2 Espanyol,
Benfica 1-0 Dinamo Bükreş,
Fenerbahçe 3-3 AZ,
Werder Bremen 3-0 Ajax,
Shakhtar 1-1 Nancy,
Bordeaux 0-0 Osasuna.
UEFA Kupası 3. tur ilk maçları, Çarşamba günü oynanacak 5 karşılaşmayla tamamlanacak.
Teoman, Okan Bayülgen ve Yasemin Kozanoğlu üç ilgi çekici isim, gerçi oyunculukları tartışılır ama,
bayağı beklemiş bir film 7 yıl sonra vizyona giriyor,
Mehmet Okur çalıştı, başardı ve hak etti, tebrikler Okur'a
Memo ile gurur duyuyorlar
NBA takımlarından Utah Jazz'da forma giyen Mehmet Okur'un All-Star karmasına seçilen ilk Türk basketbolcu olması, Erdek'te yaşayan ailesi tarafından sevinçle karşılandı.
Balıkesir'in Erdek İlçesine bağlı Ocaklar beldesindeki yazlık evlerinde kalan Mehmet Okur'un annesi Niğmet ve babası Abdullah Okur, çocuklarının NBA All-Star karmasına seçilmesinden sonra sevinç gözyaşları döktü. Mehmet Okur'un dün gece saat 23:00 sıralarında kendilerini telefonla arayarak All-Star kadrosuna seçildiğini haber verdiğini söyleyen Abdullah Okur, "Oğlum dün gece mutlu haberi verdi. Sevinçten gözyaşlarımıza hakim olamadık. Kendisi zaten 2 yıldır iyi performans gösteriyordu. Özellikle bu sene çok büyük başarı gösterdi. Bu başarıyı bekliyorduk. Bizce geç bile kalınmış bir karar" dedi.
Annesi kurban kestirmiş
Gece haberi aldıktan sonra sabah ilk olarak kurban kestirdiğini ifade eden anne Niğmet Okur da, şöyle konuştu: "Gece bizi aradı. Anne ben All-Star oldum dedi. Benim ağlamam ve bağırmamdan dolayı telefonu kapadı. 10 dakika sonra tekrar aradı, sakinleştin mi anne, dedi. Sonra telefonda konuştuk, gelinimle de konuştum. Bu çok güzel bir duygu, tarifi mümkün değil. Haberi aldıktan sonra sabaha kadar uyuyamadım, mutluluktan ağladım. Köyde herkes bizi tebrik etti. Benim oğlum bunu hak etti, herkes biliyor. Hasta çıktı maçlara ve bunu hak etti. İki kere şans döndü ondan. Allah büyüktür" Niğmet Okur, Mart ayında Mehmet Okur'un doğacak çocuğu için Amerika'ya gideceklerini de sözlerine ekledi.
İspanya'nın FC Barcelona Kulübü'nde oynayan Kamerunlu Samuel Eto'o, teknik direktör Frank Rijkaard ve kulüp için kullandığı ifadeleri düzeltmeyeceğini söyledi.
Racing ile yapılan lig maçının son dakikalarda oynamayı reddetiği yönündeki sözlere karşı çıkıp Rijkaard için ''kötü adam'' yakıştırması yapan, kendisini eleştiren Ronaldinho'ya tepki gösteren ve Barcelona Kulübünün ikiye bölündüğünü iddia eden Eto'o, konuşmaya devam etti.
Katıldığı bir radyo programında, ''Patlamış değilim. Sadece bazılarının hakkımda söylediklerine cevap verdim'' diyen Eto'o, söylenildiğinin tersine Racing maçında kızgın olmadığını ve son 7 dakika oynamayı kabul ettiğini ifade etti.
''Herkes takıma yardım etmesi gereken şeyleri biliyor. Eğer 300 kez antreman yaptıysak, yağmurda, soğukta, sıcakta hepsine katıldım ve sakatlanan takım arkadaşlarım için hep iyi konuştum. Hepimiz arkadaş olamayız ama bir takım arkadaşına da pislik gibi muamele edilemez, bunu kabul edemem'' şeklinde konuşan Eto'o nun sözleriyle, Barcelona içinde uzun zamandır kriz olduğu da ortaya çıktı.
Kamerunlu futbolcu, arkasından çok fazla konuşan olduğunu ve iyi niyetinin suistimal edildiğini savunarak, ''İnsanlar bana vuruyor. Çünkü sahte biri değilim. Sahte biri olunca kendimi mutlu hissetmiyorum. Sahte olanları neyin üzdüğünü biliyorum; gollerim. İçim çok rahat. Çocuklarımın ekmeği, takım arkadaşlarıma ve takım arkadaşlarım da bana bağlı.
Bazıları size dokunduğu zaman hep sessiz kalmak gerekmez, bazen de cevap verilmeli. Sanıldığı kadar salak değilim'' dedi.
Teknik direktör Rijkaard için ''kötü insan'' yakıştırması yaptığının da yalan olduğunu ileri süren Kamerunlu futbolcu, Hollandalı teknik adam ile bir sorunu olmadığını söyledi.
Eto'o, sakatlığının ardından dizinde halen sorunlar olduğunu ve sahaya çıkmadan önce 15 dakika bisiklet kullanarak dizini ısındırması gerektiğini belirtti. Öte yandan Eto'onun açıklamları sonrasında FC Barcelona'da teknik direktör Frank Rijkaard ve futbol şube sorumlusu Txiqui Beguiristain durum değerlendirmesi için bir toplantı yaptı.
İnebolu Türkiyede İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiş tek ilçedir.
Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze dek dünya sahnesinde ulusumuza kattığı değerleri büyük onurla taşıyor ve koruyoruz. Aynı duyarlılığı gelecek kuşakların da gösterilmesi için bizleri Cumhuriyete taşıyan şartların simgeleşmiş olanlarını canlı tutmak gereğine inanıyoruz. İnebolu bu önemli simgelerden biridir.
Yurdumuzun işgal altında ve paylaşılmış olduğu bir dönemde cephanelere el konulmuş ve halkın silahları teslime zorlanmıştır.
Tarih boyunca esaret yaşamamış olan bu halkın yüreğinde özgürlük ateşi yanmakta ne çare ki elinde silah bulunmamaktadır. İşte böyle bir anda İnebolu'nun yiğit kayıkçıları ve kağnılarla cefakar bacıları cepheye silah ve cephane ikmali görevini üstlenip başarı ile tamamlarlar.
Anadolu'ya geçecek asker ve sivil gönüllüler, silah, cephane ve tüm malzemeler cepheye en yakın liman olan İnebolu?da toplanarak buradan sevkiyat yapılıyordu. Küre, Seydiler, Kastamonu ve Ilgaz'ın patika yollarında günlerce süren binbir cefa ile Ankara'ya (cepheye) ulaştırılıyordu. İnebolu İstiklal savaşının kilit noktası olmuştur. Bu nedenle de İnebolu kayıkçıları, İstiklal savaşı kazanıldıktan sonra T.B.M.M 16.05.1924 günü çıkardığı 66 numaralı kanunla İstiklal Madalyası ileödüllendirilmiştir.
Mustafa Kemal'in "Gözüm Sakarya'da; kulağım İnebolu'da" sözleri Kurtuluş Savaşı'nda İnebolu ve cephane ikmalinin ne kadar önemli olduğunu anlatmaktadır.
Tarihi gerçekleri simgelerle de olsa genç ve gelecek kuşaklara anlatmak,sahip olunan geçmişi bir kez daha anımsatmak ve önümüze koyduğumuz hedeflere doğru yol alırken geçmişimize bir kez daha sahip çıkmak için, ülkemizin düşman işgalinden kurtulması için vermiş olduğu mücadelede önemli bir yeri olan İnebolu'nun "YİĞİT İNEBOLU", İnebolu, Küre, Seydiler, Kastamonu, Ilgaz - Çankırı - Ankara karayolunun da "İSTİKLAL YOLU" olarak adlandırılmasını, Rahime Kaptan, Halime Çavuş, Şehit Şerife Bacı,Kahraman Denizciler ve İstiklal Savaşında en çok kayıp veren Kastamonu şehitleri anısına istiyoruz.
İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga) takımlarından Real Madrid'de gün geçmiyor ki yeni bir sıkıntı baş göstermesin. Beckham krizi daha yeni aşılmışken bu kez Brezilyalı yıldız Robinho'nun sözleri çok konuşulacak gibi görünüyor.
Real Madrid'in flaş transferlerinden biri olan Brezilyalı yıldız Robinho, takımda daha fazla yer almak daha fazla oynamak istediğini aksi takdirde sezon sonunda takımdan ayrılabileceğini açıkladı. Real Madrid'le bu sezon hariç üç sezon daha sürecek bir sözleşmesi bulunduğunu fakat bu şartlarda değer kaybettiğini belirten Robinho'nun kalıcı bir çözümün hem kendisi hem de Real Madrid için gerçekleştirilmesini, kulüp yöneticileri ile yapacağı özel bir görüşmede belirteceği öğrenildi.
Büyük beklentilerle transfer edilen Robinho geride kalan sürede takıma bekleneni verememiş olmasından dolayı kulübün bu futbolcunun takımdan ayrılmasına müsaade edeceği gelen bilgiler arasında yer alıyor. Bugün yaptığı basın açıklamasında çarpıcı ifadeler kullanan Robinho, Real Madrid'de mutsuz olduğunu ifade etti. Robinho açıklamasında, Real Madrid'de mutsuz olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Her şeyden önce Capello benim futboluma güvenmiyor.Oysa Real Madrid'de oynamak büyük bir mutluluk ve gurur verici bir duygu. Burada daha uzun zaman devam etmek isterim aslına bakılırsa. Benim içinde, Ronaldo'nun durumunda olduğu gibi bir durum söz konusu. Ronaldo da Real Madrid'de futbol hayatına devam etmek istiyor ama Capello onun Real Madrid'de kalmasını istemedi. Ronaldo da Real Madrid'den ayrılıp Milan'a gitmek zorunda kaldı."
Robinho ile ilgilenen İtalyan ekibi Milan, Ronaldo'dan sonra bu futbolcuyu da almak istediğini Real Madrid kulübüne resmi olarak iletmişti. Fakat Real Madrid'in talep ettiği 30 milyon euroluk transfer bedeli, bu transferin şimdilik netlik kazanmasına engel olmuştu. Real Madrid yöneticileri yaptıkları açıklamalarda, bu futbolcu için sezon başında ödenen 24 milyon euro transfer bedelinin altını çizerek, aslında Robinho'nun daha fazla bir değere sahip olacağını ve resmi olarak talep edecekleri ücretin en az 30 milyon euro olacağını belirtmişlerdi.
İtalya Birinci Futbol Ligi (Serie A) takımlarından AC Milan'da forma giyen Hollandalı futbolcu Clarence Seedorf'tan milli futbolcu Emre Belözoğlu'na destek geldi.
İngiltere Premier Ligi'nde Newcastle United forması giyen ancak son dönemde Ada basını tarafından ırkçılıkla suçlanan Emre Belözoğlu'na bir destek de Inter'de iken eski takım arkadaşı olan Milan'ın Hollandalı orta saha yıldızı Seedorf'tan geldi.
Roma'da yabancı basın mensuplarıyla buluşan Seedorf, eski takım arkadaşları Emre Belözoğlu, Hakan Şükür ve Okan Buruk'u değerlendirdi. Newcastle forması giyen ve ırkçılıkla suçlanan Emre'yle ilgili konuşan Seedorf, "Everton maçında iddia edildiği gibi Emre'nin ırkçı sözler sarf ettiğine inanmıyorum. Kendisinin çok hırslı, zaman zaman da sinirlerine hakim olamayan bir futbolcu olduğunu herkes bilir ancak Emre, bir siyahi futbolcuyu aşağılayacak ya da rencide edecek sözleri kullanacak karakterde biri değil" dedi.
Inter'de futbol oynadığı dönemde Emre'yi çok iyi tanıdığını, her ne kadar İtalya'dan ayrılsa da sık sık görüştüklerini ifade eden Seedorf, şöyle konuştu: "Evimde konuk oldu. Başka siyahi oyuncularında olduğu bir ortamda herkesle çok iyi diyalog kurdu. Emre'ye yönelik yapılan bu tür bir suçlama asla kabul edilemez."
O dönem UEFA'ya yazarak her türlü garantiyi veren ve tanıklık etmeyi kabul eden Seedorf, bu tür olayların hiçbir ülkede yaşanmamasını da dile getirdi. Irkçılığın kabul edilemez bir düşünce olduğunu ve İtalya'da şu ana kadar bunu yaşamadığını belirten Seedorf, Emre'ye İngiltere'de başarılar diledi. Seedorf, Emre'nin AC Milan'a geleceği yönündeki haberleri takip ettiğini de ifade ederek, "Emre'nin Milano'ya dönmesini isterim" dedi.
Eski takım arkadaşları Hakan Şükür ve Okan Buruk'la ilgili de konuşan Seedorf, "Kendileri ile İtalya'da bulundukları süre içerisinde çok iyi arkadaşlık kurdum. Dilerim bugün oynadıkları kulüplerde de başarılı olurlar" diye konuştu.
Bu arada Milan kulübü ile sözleşmesini 2011 yılına kadar yenileyen Clarence Seedorf, kariyerini İtalya'da noktalamak istediğini sözlerine ekledi.