KuvvetmiraTR

KuvvetmiraTR

Üye
31.01.2010
Çavuş
1.512
Hakkında

  • Genetik bir tercih mi?
    Küçük Kızlar Neden Pembe Sever ? Newcastle Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, kızlara pembeyi uygun görme geleneğinin arkasında atalarımızın beslenme alışkanlıklarının rolü olabilir

    Kızların pembeye olan düşkünlüğü bebek oyuncakarı ve giysileri üreten firmaların bir pazarlama stratejisi olarak algılansa da, bu firmalar belki de kız çocuklarının doğal bir tercihine yanıt veriyor

    Newcastle Üniversitesi araştırmacıları, kadınların renkler arasında bir seçim yapmak durumunda kaldıkları zaman kırmızının tonlarında karar kıldığını gördü

    Current Biology (Günümüz Biyolojisi) adlı bilim dergisinde yayımlanan deney sonuçlarını yorumlayan uzmanlar, olgun bir meyve ya da sağlıklı bir eş seçerken pembeyi çekici bulmanın kadınlara evrim merdiveninde üstünlük sağlamış olabileceğini söylüyor

    Bundan önceki diğer çalışmaların çoğunluğu kadın-erkek ayrımı yapmaksızın genelde mavinin daha çok sevildiğine işaret ediyordu

    Doğa mı, kültür mü?
    Newcastle Üniversitesi ekibi, renk tercihinin kadın ve erkekler arasında bir fark gösterip göstermediği sorusundan yola çıkan nadir araştırmalardan birine girişti

    Doktor Anya Hurlbert başkanlığındaki ekip 20'li yaşlardan olan 200'ü aşkın kadın ve erkek denekten bir bilgisayar ekranında beliren renkler arasında tercih yapmasını istedi

    Kadınlar içinde kırmızının tonlarını barındıran mavi rengini erkeklere kıyasla açık farkla tercih ederken, yeşil ya da sarının tonlarını içeren seçenekleri ise genelde geri çeviriyor


    Bazen çok ileri gidildiği de oluyor
    Bu noktada araştırmacıların önündeki sorulardan biri, bu eğilimin doğal nedenlerden mi, yoksa İngiltere'ye has kültürel bir şartlanmadan mı kaynaklandığı sorusuydu

    Aynı test, beyaz İngilizler ile Çinlilerden oluşan yeni bir denek grubu üzerinde denendi

    Çinli denekler arasında da kırmızının tonlarını içeren renk seçenekleri kadınlar için erkeklere kıyasla çok daha çekici geliyor

    Renk körlüğü
    Araştırmacılar, kültürden kültüre kadınların kırmızı tonlara olan zafiyetinin biyolojik bir nedeni olabileceğini düşünüyor

    Doktor Hurlbert, "İnsan evrimi kadınları kırmızı ve tonlarına itmiş olabilir" diyor:
    Bu teoriye göre atalarımızın avcı ve toplayıcı olduğu dönemde ormanın yüzeyinde meyve arayan, pembe yüzlü bir adamla beraber olursa daha sağlıklı çocuklar dünyaya getiren kadınların genleri renk tercihini günümüze değin taşımış olabilir

    Araştırmacılar, kadınlar arasında çok nadir rastlanan renk körlüğünün genelde erkeklere mahsus oluşunu da aynı teoriye bağlıyor

    Newcastle Üniversitesi ekibine göre, ''Ormanda meyve toplayan avcı ve toplayıcı kadınlar, yeşil ve kırmızı tonları arasında açık ve net bir ayrım yapmak zorundaydı Bu nedenle de renk körlüğü kadınların genlerinde tutunamadı''
#28.03.2010 12:02 0 0 0
  • Rüya Elektronik Cihazlarla Kaydedilebilir mi?

    Dr Kleitman, uykularını müşahede altında tuttuğu kimselerin (EEG) elektroensefalogranik ve (EKG) elektrokardiagramlarını cihazlarla tespite başladı Bu çalışmaların sonucunda; rüyanın varlığına delil olarak gösterdiği göz hareketlerine, heyecana bağlı kalp atışlarını da ilave etmiş oldu

    EEG'nin verdiği sonuç oldukça dikkat çekiciydi Rüyanın başladığı andan itibaren, ağır bir ahenk içinde devam eden uyku halini gösteren çizgiler ritmik bir hal alıyor, uyanıklık halindeki şekilleriyle cihazın kağıt şeridi üzerine kaydoluyordu

    Sekiz kişi üzerinde yapılan bu deneyler on gün devam etti Her defasında elektronik cihazın kaydettiği eğri büğrü çizgiler dikkatle incelendi ve şu sonuca varıldı:

    Rüya, uykunun yüzde yirmilik bir bölümünü teşkil etmektedir Bu durumda; sekiz saat uyuyan bir insanin uykusunun ilk saati ağır ve rüyasız geçmektedir Bundan sonraki on dakika içinde rüya görülmekte ve sonra yine bir buçuk saat sürecek ağır uyku devresi başlamaktadır Sonra yirmi dakikalık bir rüya ve yine bir buçuk saatlik ağır uyku

    Uykunun bundan sonraki kısmında ise otuz dakikalık bir rüya faslı daha vardır Nihayet yine uyku ve onu da uyanma takip eder
#28.03.2010 11:59 0 0 0
  • Renginiz ne - hangi renk size uyuyor - renklerin sırrı

    25 Haziran - 4 Temmuz Kirmizi

    5 Temmuz - 14 Temmuz Turuncu

    15 Temmuz - 25 Temmuz Sari

    26 Temmuz - 4 Agustos Pembe

    5 Agustos - 13 Agustos Mavi

    14 Agustos - 23 Agustos Yesil

    24 Agustos - 2 Eylül Kahve

    3 Eylül - 12 Eylül Turkuaz

    13 Eylül -22 Eylül Bej

    23 Eylül Zeytin Yesili

    24 Eylül - 3 Ekim Mor

    4 Ekim - 13 Ekim Lacivert

    14 Ekim - 23 Ekim Gümüs

    24 Ekim - 11 Kasim Beyaz

    12 Kasim - 21 Kasim Altin

    22 Kasim - 1 Aralik Krem

    2 Aralik - 11 Aralik Gri

    12 Aralik - 21 Aralik Kestane

    22 Aralik Nefti

    23 Aralik - 1 Ocak Kirmizi

    2 Ocak - 11 Ocak Turuncu

    12 Ocak - 24 Ocak Sari

    25 Ocak - 3 Subat Pembe

    4 Subat - 8 Subat Mavi

    9 Subat - 18 Subat Yesil

    19 Subat - 28 Subat Kahve

    1 Mart - 10 Mart Turkuaz

    11 Mart - 20 Mart Bej

    21 Mart Siyah

    22 Mart - 31 Mart Mor

    1 Nisan - 10 Nisan Lacivert

    11 Nisan - 20 Nisan Gümüs

    21 Nisan - 30 Nisan Beyaz

    1 Mayis - 14 Mayis Mavi

    15 Mayis - 24 Mayis Altin

    25 Mayis - 3 Haziran Krem

    4 Haziran - 13 Haziran Gri

    14 Haziran - 23 Haziran Kestane

    24 Haziran Gri


    KIRMIZI

    Sirin ve sevgi doludur Her zaman asik olmasini sever Genellikle neseli ve hareketlidir ama arada mutsuz oldugu anlarda yok degildir Insanlarla iyi iliskiler kurar, çekingenlik yapmaz


    MOR

    Gizemli, çekici, anlayisli, insanlari etkilemeyi seven, asla bencil olmayan bir yapisi vardir Arkadaslari arasinda oldukça popülerdir Gününün nasil geçecegi belli olmaz, çünkü psikolojik durumu çok çabuk degisir



    KREM

    Yarisma ruhuna sahip ve sportiftir Kaybetmeyi asla sevmez ve çogunlukla neselidir Güvenilir ve disa dönüktür Aski dikkatlice seçer, ancak çabuk asik olmaz Dogrusunu bulmak için uzun süre beklemeyi tercih eder


    BEJ

    Sakindir, ama hemen strese girebilir Iliskilerinde kiskançtir, küçük seylerden mizmizlanir Sezgileri güçlüdür ve çaliskandir, bencilligi hiç sevmez Ayrica merhametlidir Arkadaslari için her türlü fedakarligi yapar



    NEFTI

    Zevklidir, görünüsüne çok önem verir; materyalist de denebilir Hayati ve kariyeri için çok ve düzenli çalisir Ekonomiktir Gereksiz risklere girmez Liderlik, ruhunda vardir Arkadas edinmekte üstüne yoktur


    GÜMÜS

    Hayal gücü yüksektir Bu yüzden orijinal fikirleriyle ünlüdür Utangaç, hirsli, gururlu, kendine güvenen ve yeni deneyimlere açik bir özelligi vardir Kolay ögrenir Çapkinliklari yüzünden ask hayati biraz kariSIK



    GRI

    Çekici, hayat dolu, dost canlisidir Hayal gücü fazlasiyla yüksektir Duygularini asla gizlemez, bazen bencil olur Baskalarinin gününü aydinlatir, dogru sözü dogru yerde söyler


    BEYAZ

    Tutkulu ve hirslidir Bu yüzden çabuk kiskanir ve her seye kolay tepki veremez Asil bir ruhu vardir, takdir etmeyi de bilir Bazen kendini diger insanlardan farkli ve üstün görür



    YESIL

    Her ortama ayak uydurur, kolaylikla yeni insanlarla tanisir Zarif, lüksü seven, kendine güvenen, sagligina düskün, kararli, sabirsiz ve baskalarini yönlendiren bir tiptir Hayatinin tek ve gerçek askini bekler


    SIYAH

    Saglam yaratilisli, cesur, güçlü, bagimsiz ve giriskendir Acima duygusu pek yoktur Bir karar almadan evveli uzunca bir süre düsünür, ayaklarini yere saglam basar Aski da farkli yasamayi sever



    ALTIN

    Neyin dogru neyin yanlis oldugunu bilir Neseli, adil ve disadönüktür Insanlari etkilemeye çalismaz Çok kolay huzursuzluga kapilir Iliskilerinde hassastir, bu yüzden aradigini bulmakta güçlük çeker


    ZEYTIN YESILI

    Sakin ve yumusak mizaçlidir Siddeti sevmez, kavgadan her zaman uzak duru Yerine göre davranmasini ve konusmasini iyi bilir Hassas, nazik ve neselidir Kiskançliktan hoslanmaz Adalet duygusu gelismistir



    PEMBE

    Her zaman yapabileceginin en iyisini yapmaya çalisir Diger insanlari korumayi ve onlara yardim etmeyi sever Ancak zaman zaman olumsuz düsüncelere sahiptir Masallardaki gibi bir ask ister


    KAHVE

    Hareketli ve sportiftir Baskalarini kendine yaklastirmaz, kimseyle kolay kolay yakinlik kurmaz, kuramaz Ancak buna ragmen çabuk asik olur Atesi de çabuk söner Ideal olani bulana kadar da arayislarini sürdürür



    SARI

    Abartisiz, müsfik, cömert ve tatli bir tiptir Insanlara güvenir, iliskilerde önder olma ruhuna sahiptir Asla altta olmayi sevmez Baskalari için karar vermeye bayilir Romantik bir ask arar


    MAVI

    Kendine fazla güvenmeyen, gerektigi zaman cesur olabilen bir yapiya sahiptir Artistik bir dogasi vardir ve asik olmayi sever Kalbinin sesini dinlemek yerine mantigini kullanmayi tercih eder



    KESTANE

    Zeki, güçlü bagimsiz ve ne yapacagini bilen biridir Sosyal olmayi sever, ancak baskalarini düsünmeden kendi bildiginide yapmaktan kaçinmaz Espriden anlar Akilli ve pratik olmasina ragmen tembelligi de sever


    LACIVERT

    Dikkat çekici, zevkli, yasamayi seven ve hayata bagli bir tiptir Genellikle yaptigi ise konsantre olmakta güçlük çeker Askta duygusal, hassas ve tutkulu olabilir Birisine kizdigi zaman çok zor affeder



    TURUNCU

    Sorumlulugu ve uyumlu iliskiler kurmayi sever Bir seye ulasmak için çok çalisir, rekabetçidir Arkadaslik konusunda kimseye güvenmez, ancak dogru insani bulunca ona sonsuza kadar güvenebilir


    TURKUAZ

    Duygulari aniden ve kolay degisebilir Genellikle yalnizdir Seyahat etmeyi sever Sadik ve iyi bir dinleyicidir, fakat anlatilanlara kolay inanir Aski bulmak ona göre zordur, ask yüzünden çok kolay incinebilir
#28.03.2010 11:55 0 0 0
  • Ne Kadar Uykuya İhtiyacımız Vardır
    Ne Kadar Uykuya İhtiyacımız Vardır

    Çoğumuz hayatımızın yaklaşık üçte birini uyuyarak geçirmekteyiz Gerçekten bu kadar uzun süre uyumak zorunda mıyız? Çevremizde seyrek de olsa çok daha kısa süre uyuyan insanlara rastlamaktayız Uykumuzu kısaltmak mümkün müdür? Daha kısa süre uyursak ne tür problemlerle karşılaşırız? Son yıllarda yapılan araştırmalarla yukarıdaki soruların birçoğunu cevaplamak mümkün olmuştur

    Uyku süresinin kişiden kişiye değişmekte olduğu ve bu sürenin 4 saat ile 11 saat arasında değiştiği bilinmektedir Uyku süreleri genetik faktörlerin etkisi ile kişiden kişiye değişmektedir Doğuştan itibaren belirlenmiş olan bu süreyi belli limitler dışında değiştirmek mümkün olmamaktadır Süreyi kısaltmak zorunda kaldığımızda uyku yoksunluğu sonucu görülen istenmeyen belirtilerle karşılaşmaktayız Genetik geçişin varlığını gösteren en iyi kanıt tek yumurta ikizlerinin uyku sürelerinin birbirlerinin tamamen aynı olduğudur

    Türkiye'de toplumun büyük çoğunluğunun (%75) 7-8 saat süreyle uyuma alışkanlığına sahip olduğu, yapılan araştırmalarla bilinmektedir

    Ünlü insanlardan bazılarının çok kısa uyuduğunu basından sık sık duyarsınız Bunlardan Napoleon, Churchil gbi bazıları tarih kitaplarında kısa uyku süreleri ile yeralmıştır Kısa bir süre uyuduğu halde ertesi gün fonksiyonlarında değişiklik olmayanların sayısı çok fazla değildir Türkiye'de, toplumun sadece %10 unun, 6 saatin altında bir uyku ile hayatını sürdürdüğünü bilinmektedir Kısa uyuyanlardan bahsederken hafta içi 6 saat uyuyup , hafta sonunda uyku sürelerini 8-10 saate uzatarak uykularını telafi edenleri değerlendirme dışında bırakmak gereklidir

    8 saatten daha uzun süre uyuyanlara, kısa süre uyuyanlara oranla toplumda biraz daha sık rastlanmakta, bunların oranı %15 e kadar yükselmektedir

    Kısa uyuyanlar ile uzun uyuyanların uykularının yapısı birbirinden farklılıklar göstermektedir Kısa uyuyanlar daha yoğun olarak derin yavaş uyku ve REM döneminden oluşan bir uyku uyumaktadırlar Gece içi uyanıklık sayısı ve 2 faz oranı bu tür insanlarda azalmıştır Dolayısı ile kısa süreli, ancak daha etkin bir uyku uyudukları söylenebilir Uzun uyuyanlar ise asıl uyku olarak adlandırılan derin yavaş uyku ve REM dönemlerini kısa uyuyanlar kadar uyuyup, onlardan farklı olarak uykunun yüzeyel fazlarını (1ve 2 faz) daha uzun uyurlar Gece içinde, özellikle de sabaha karşı sık sık uyanıp, yeniden uykuya dalarlar Uyku süreleri uzun olduğu halde, bu insanlar etkin olmayan bir uyku uyurlar

    Uzun uyuyanlardan, çalışmak için daha çok zamana ihtiyacı olanlar, çoğunlukla uyku sürelerini kısaltmak arzusundadırlar Ancak, uyku süresini belli bir oranın ötesinde kısaltmak mümkün değildir Üniversite öğrencileri ile yapılan bir çalışmada, kısa bir zaman diliminde uyku süresinin kısaltılması mümkün olmamış, deneklerde ertesi gün yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon güçlüğü ve hafıza bozuklukları gibi şikayetler saptanmıştır Deneğe katılanlar, uygunsuz zamanlarda uyku ihtiyaçlarına yenilip, uyuya kalmışlardır Ancak başka bir çalışmada uyku süresinin 1-2 saati aşmamak şartıyla, uzun bir zaman dilimi içinde, azaltılmasının mümkün olduğu ve bu azaltmanın deneklerin performansında bozukluğa yol açmadığı gösterilmiştir Unutulmaması gereken nokta, çalışmaların sadece genç deneklerde yapıldığıdır Çocuk ve yaşlıların uyku süresini kısaltması sonucu daha değişik belirtilerle karşılaşılmaktadır
    Çocuklarda Uyku Süresi


    Yeni doğan, ilk 3 aylık dönemde günün yaklaşık 16-18 saatini uykuda geçirmektedir Bebekler polifazik (24 saatte birçok kez) bir uyku düzeni içinde, gece ve gündüz eşit sayıda olmak üzere, birçok kez uyanıp, tekrar uyumaktadır Anne babalar için dayanılmaz derecede zor olan bu uyku düzeni ne mutlu ki çok uzun sürmemektedir

    3 aylıktan itibaren bebek daha kısa süre uyumaya başlar Gece uykusundan daha seyrek olarak uyanmaya başlar Bebek 6 aylık olduğunda uyku ihtiyacı 12 saate inmiştir ve gündüzleri daha uzun süre uyanık kalabilmektedir

    Okul öncesi dönemde uyku, erişkin dönemdeki, bifazik (24 saatte 2 kez) özelliğine dönüşmekte ve çocuk gün içinde sadece 1 kez öğleden sonra uyumaktadır Bu uyku düzeni okul ve daha sonra iş hayatının getirdiği zorunluluklar nedeniyle, aslında fizyolojik olmayan, monofazik, yani 24 saatte bir kez uyunan gece uykusu haline dönüşür

    Çocukların uykularının bir başka özelliği de uykularının büyük bir bölümünün REM uykusundan oluşmasıdır Yeni doğan döneminde uykunun yarısı REM döneminden oluşurken, bu süre gittikçe azalıp, okul çağında erişkindeki düzeyi olan %20-25 oranına ulaşır
    Yaşlılarda Uyku Süresi


    Yaşlı insanların genellikle uykusuzluktan yakındıklarını, sabahın erken saatlerinde uyandıklarını ve bu hallerinden şikayetçi olduklarını sık sık duyarız Gerçekten de yapılan çalışmalar, yaşlı insanların sabah erken uyandıklarını, hatta bunların içinde %25 lik bir bölümünün sabah 5'te kalkıp bir daha uyumadığını göstermiştir

    Yaşlıların sabah erken uyanmaları, bazı araştırmacılar tarafından uyku ihtiyaçlarının azalmış olduğu şeklinde yorumlanmaktadır Ancak, sıklıkla gözlemlediğimiz gibi, yaşlılar gün içinde aralıklı olarak uyumakta veya uyuya kalmaktadır Böylece, gece uykusundan sabah erken uyanarak kısalttıkları uyku sürelerini gündüz uykuları ile telafi etmektedirler Bilimsel veriler de yaşlıların uyku sürelerinin erişkin dönemdekinden çok farklı olmadığını göstermektedir

    Çevrenizdeki insanların yatma ve kalkma saatlerini araştırdığınızda, bazılarının erken yatıp erken kalkma eğiliminde, bazılarının ise geç yatıp geç kalkma eğiliminde olduğunu göreceksiniz Hafta içi günlerde, sosyal hayatın getirdiği zorunluluklar nedeniyle belirgin olarak gözlenemeyen bu özellik, hafta sonları, belli saatlerde yatma ve kalkma zorunluluğu ortadan kalktığında net olarak gözlenmektedir Uyku süreleri gibi uyuma ve uyanma saatlerinin de genetik olarak belirlenmiş özelliklerimiz olduğu bilinmektedir

    Sabah tipleri, tatil günleri de akşam erkenden yatıp, ertesi gün de hiçbir zorunluluk olmadığı halde erken saatte uyanmaktadırlar

    Akşam tipleri ise cumartesi günleri geç saatlere kadar uyumamakta, pazar günü de öğlene kadar uyumaktadırlar

    İmtihan dönemi gibi yoğun çalışmayı gerektiren günlerde sabah tipleri erken kalkıp çalışmayı tercih ettikleri halde, akşam tipleri gece geç saatlere kadar uyanık kalarak çalışmayı tercih etmektedirler

    Sabah ve akşam tiplerine ait özellikler günlük hayatımıza daha dolaylı olarak yansımaktadır Akşam tipleri sabah uyanmakta güçlük çekmekte, işe başlayabilmek için sabah birkaç fincan çay veya kahve içmekte, ancak öğlen saatlerine doğru işlerinde verimli olmaya başlamaktadırlar Sabah tipleri ise akşam tiplerinin aksine sabahları daha verimli çalışmakta, gece vardiyalarında çalıştıkları dönemlerde verimlilikleri düşmektedir

    Günlük uyku ihtiyacımızın genetik olarak belirlendiğini daha önce belirtilmiştim Bu sürenin bir kısmının gündüz uyunması, gece uykusunda azalmaya yol açabilmektedir Gündüz uykusunun öğlen 1400 civarında uyunması bu saatte uykuya dalmanın daha kolay olması nedeniyle tavsiye edilmektedir Yarım saatlik, daha çok derin yavaş uyku döneminden oluşan öğlen uykusu, gece uykusunun 15 saatine eş değerdir Böylece gündüz yarım saatlik uyku gece uyku süresinde 1,5 saatlik azalma sağlayacaktır Uyku yoğunluğu, başka bir deyişle uykuya dalma süresi, uyanık kalınan süre ile orantılı olarak artmakta ve uykunun başlamasını takiben azalmaktadır Öğlen uykuları, uyku yoğunluğunun azalmasına yol açacak ve yeniden yoğun düzeyine ulaşması daha geç saatlerde olacaktır Bu da gece daha geç saatlere kadar uyanık kalmamızı sağlayacaktır

    Öğlen uykuları nispeten verimsiz olduğu bilinen ve uykuya daha fazla eğilimli olduğumuz 1400 civarında uyunduğu takdirde, günün daha sonraki bölümünde daha zinde olmamızı, daha geç uyuyabilmemizi ve uyku süremizi azaltmamızı sağlamaktadır Sıcak iklim kuşağında gelenekselleşmiş olan öğlen uykuları, bazı politikacılar, iş ve bilim dünyasının ünlüleri tarafından da uygulanmaktadır Bu konuda en şaşırtıcı uygulama ise Japonya'dadır Japonya'da bazı işyerlerinde öğlen uyuyanlara ek ücret ödenmekte, böylece öğlen uykuları özendirilmektedir
    Uyumadan Yaşamak Mümkün müdür?


    Uyku, yemek yemek, su içmek, nefes almak gibi organizma için vazgeçilmez bir zorunluluktur Aç ve susuz yaşamak nasıl mümkün değilse, uyumadan da yaşamak mümkün değildir

    İnsanlar uzun süre uykusuz bırakıldıklarında ki bu tür deneyler genellikle 3-4 gün sürebilmektedir, istem dışı olarak kısa süreli olarak uyuya kalmaktadırlar Uykusuz geçen süre uzadığında da uyku ataklarının daha sık ve uzun süreli olduğu görülmektedir

    Uyku yoksunluğu deneylerinde, 3 gün sonunda gerginlik, sinirlilik, zamanı bilememe, hayal görme, kekeleme, konuşulanları anlayamama gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır Daha sonra ellerde titreme, vücutta yanma ve ağrılar, görme bozuklukları olmaktadır

    Bugüne kadar insanlarda yapılabilmiş, en uzun süreli uykusuzluk deneyi 11 gün ile Amerikalı bir üniversite öğrencisinde gerçekleştirilmiştir Denek olan öğrenci, gerçekle ilişkisinin bozulduğu görüldükten sonra, psikoza benzer bir klinik tabloya girerken uykusuzluk deneyi sonlandırılmıştır

    Benzeri hayvan deneyleri ise türlere göre değişik süreler sonunda ölümle sonuçlanmıştır .
#28.03.2010 11:54 0 0 0
  • Müslümanların Bulduğu En Büyük İcatlar

    Dünyada en
    önemli müslüman buluşları

    Aslında bunların bir çoğunu
    biliyorsunuz Ama bu zamana kadar

    sadece adını duydunuz yada
    gördünüz İşte bu ilginç buluşlar ve ne oldukları


    Kahve: Halid isimli bir Arap,
    Etyopya'nın Kaffa bölgesinde keçilerin yere dökülmüş koyu renkli tohumları
    yediğini fark etti Kahve 1645′te Venedik'e geldi



    Akşam yemeği: Irak'tan İspanya'ya gelen Ali ibn
    Nafi, 9′uncu yüzyılda çorbadan sonra et ya da balık yemeğiyle devam eden ve
    meyve ya da tatlıyla son bulan akşam yemeğini restoranında uygulamaya başladı


    Paraşüt:Endülüslü Abbas Kasım İbn Firnas'ın asıl
    amacı uçan bir cihaz icat etmekti İcadı sadece yere çakılmasını engelledi


    Halı: İnsan figürünün kullanılmaması Müslüman
    dünyasında halıcılığın da gelişmesini sağladı


    Ameliyat: Ebu'l- Kasım El
    Zehravi'nin, 10′uncu yüzyılda bulduğu ameliyat yöntemleri ve 200 alet hâlâ
    kullanılıyor


    Roket: Çinlilerin gösteri amaçlı roketlerinin
    içine potasyum nitrat katarak askeri amaçlı kullananlar Araplar oldu


    Sabun: Mısır ve Romalılar bazı materyalleri
    temizlik için kullansa da bitkisel yağları sodyum hidroksit ile birleştirip ilk
    sabunu yapan Araplardı





    Çek: 9′uncu yüzyılda Araplar iş yaptıkları
    kişilere verecekleri tutarı kağıt üzerine yazıyor bu kağıtlar gerçek para gibi
    değerlendiriliyordu


    Çelik yelek: ilk kez ok geçirmeyen giysiler
    yapanlar Müslümanlar Hıristiyanlar bunu Haçlı Seferleri sırasında öğrendi


    Bahçe: Bahçeyi çiçek ve sanat
    eserleriyle süsleyip meditasyon merkezi haline getirenler Araplardı
#28.03.2010 11:53 0 0 0
  • çok uzun yıllar önce çinde uzun isim gurur kaynağıymış ismi uzun olanlar ismiyle gurur duyar kısa olanlar isminden utanç duyarlarmış yeni çocugu olacak aileler çocuklarının ömür boyu gururla ve başı dik yürümesi için sabahlara kadar uyumaz uzun isim ararlarmış işte böyle bir ailede kadın hamile kaldıktan sonra aylarca düşünmüşler ve çocuklarına çindeki en uzun ismi bulmuşlar çocugun doğdugu günü beklemeye başlamışlar çocukları doğuncada gururla açıklamışlar çocugumuzun ismi ricki ticki tamponosirampo hari bari buskhi pari pimpo aile buldukları isimle gurur duyarken ismi duyanlar hasedinden çatlamış aradan iki üç yıl geçmiş kadın yine hamile kalmış aile birinci çocuklarının ismi gurur kaynağı oldugu için ikinci çocuklarının ismini önemsememişler ve ikinci çocugun ismini chang yu koymuşlar çocuklar büyümüş ve oynama çağına gelmiş bir gün köylerinin bir kaç kilometre ilerisindeki bahçeye oynamaya gitmişler iki kardeş bahçede oynarken büyük kardeş bahçenin ortasındaki su kuyusuna düşmüş gırtlağına kadar su dolu olan kuyudan kardeşine seslenmiş
    çinlilerin ismi neden kısa olur.. -chang yu koş köye haber et bana yardım getir ip veya merdiven getirsinler yoksa bogulacagım
    chang yu köye doğru koşmaya başlamış yolda birisine rastlamış
    -nereye gidiyorsun chang yu
    -kardeşim ricki ticki tampo nosi rampo hari bari buskhi pari pimpo kuyuya düştü onu kurtarmak için köyden ip ve merdiven getirecegim
    -tamam koş o zaman giderken yolda birisine daha rastlamış
    -chang yu koşarak nereye gidiyorsun
    -kardeşim ricki ticki tampo nosi rampo hari bari buskhi pari pimpo kuyuya düştü onu kurtarmak için köyden ip ve merdiven getirecegim
    - o zaman daha ne duruyorsun acele et
    çocuk köye varana kadar ve köyün içinde bir kaç kişi daha aynı soruyu sormuş çocukta cevaplamış eve geldiğinde konuşmaktan ve koşmaktan dermanı tükenen çocuk annesine ve babasına derdini anlatana kadar bir hal olmuş
    -anne baba kardeşim ricki ticki tampo nosi rampo hari bari buskhi pari pimpo bahçedeki kuyuya düştü demiş ve oldugu yerde yıgılmış anne baba acele ip ve merdiven alıp bahçeye koşmuş onlarada bahçeye giderken birkaç kişi sormuş
    - bu ip ve merdivenle nereye gidiyorsunuz
    - oglumuz ricki ticki tampo nosi rampo hari bari buskhi pari pimpo kuyuya düşmüş onu kurtarmaya gidiyoruz
    bahçeye vardıklarında son çırpınışlarını veren ricki ticki tampo nosi rampo hari bari buskhi pari pimpo yu son anda kurtarmışlar ve eve getirmişler harap ve bitap düşmüş iki kardeşi beraber yatırmışlar büyük kardeş küçügüne
    - keşke kardeşim benim ismimde seninki gibi kısa olsaydı
    küçük kardeş sadece
    -keşke diyebilmiş
    o gün bu gündür çinlilerin ismi kısa olur çan çin çon gibi
#28.03.2010 11:52 0 0 0
  • Peri bacaları nasıl oluştu:


    Vadi yamaçlarından inen sel suşarının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla "Peribacası" adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üsy kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır Daha çok Paşabağı civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır Kapadokya Bölgesi'nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır Peribacaları en yoğun şekilde Avanos- Uçhisar-Ürgüp üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin, Güllüdere, Göreme, Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir
#28.03.2010 11:50 0 0 0
#28.03.2010 09:30 0 0 0
#27.03.2010 19:36 0 0 0
#27.03.2010 19:33 0 0 0
#27.03.2010 19:08 0 0 0
#27.03.2010 19:06 0 0 0
#27.03.2010 19:01 0 0 0
  • VB Translator (Google Çeviri) (10 Dilde Karşılıklı Çeviri)
    vBulletin 3.8.1 de Denenmiştir.Diğer Versiyonlarda da Çalışır

    Temanızın "translator" Şablonunu Açın.
    Arşivde Bulunan Metindeki Yazıların Tümünü Yapıştırın ve Kaydedin.

    Yapımcı : by MeHMeT a.k.a MaRZoCHi
    http://www.ziddu.com/download/9153736/translate.txt.html

    XML yi Admin Panelinden Yükleyin ve Dosyaları Upload Edin Bu Kadar

    XML yi Admin Panelinden Yükleyin ve Dosyaları Upload Edin Bu Kadar

    Demişsinde o yüzden sormuştum

    ikinizede teşekkür ederim...
#27.03.2010 18:32 0 0 0
#27.03.2010 18:28 0 0 0
#27.03.2010 18:26 0 0 0
#27.03.2010 18:14 0 0 0
#27.03.2010 18:07 0 0 0
  • Berkay abi güzel olmuşmu?


    tabiki hemde süpeer.

    avatar boyutu 150 150 olcak kb side 50 yi geçmicek

    abla bunun boyutunu küçültürmüsün...?
#27.03.2010 17:58 0 0 0