MaRaBoGLu61

MaRaBoGLu61

Üye
04.03.2004
Yarbay
49.671
Hakkında

Kem küm

  • Kurtlar Vadisi'nin sert adamı Polat Alemdar'ın bu fotoğrafına inanamayacaksınız... İşte karizmayı çizen fotoğraf;




    Türkiye'nin en çok izlenen dizileri arasında yer alan 'Kurtlar Vadisi'nin Polat Alemdar'ı Necati Şaşmaz'ın karizması çizildi!

    Necati Şaşmaz'ın bıyığı yeni terlemiş bir Anadolu delikanlısı görünümünde olduğu 10 yıl önceki fotoğrafı internet sitelerinde yer aldı. Necati Şaşmaz'ın bağlı bulunduğu film şirketi bazı internet sitelerini arayarak fotoğrafın
    kaldırılmasını istedi.

    Kurtlar Vadisi'ndek canlandırdığı sert karakterin aksine, Necati Şaşmaz fotoğrafta hiç de ürkütücü bir izlenim uyandırmayan görüntüsü ve birbiri ile uyumsuz gömlek ve ceketi ile dikkat çekiyor
    İŞTE KARİZMAYI ÇİZEN O FOTOĞRAF


    noimage



    polat alemdar,polat alemdar yeni,polat alemdar sitesi,polat alemdar fan,polat alemdar resmi,kurtlarvadisi polat alemdar,polat alemdar kim,polat alemdar dizi,polat alemdar resimleri,polat alemdar kimdir,polat alemdar oyunu,polat alemdar hakkında,polat alemdar mafya,polat alemdar sözleri,kurtlar vadısı polat alemdar,polat alemdar kurtlar,kurtlar vadisi polat alemdar,polat alemdar dizisi,polat alemdar fotoğrafları,polat alemdar eski,polat alemdar ın,www polat alemdar com,polat alemdar a,polat alemdar com,polat alemdar in,vadısı polat alemdar,www polat alemdar,polat alemdar en,youtube polat alemda,rpolat alemdar dan,polat alemdar foto,tube polat alemdar,polat alemdar you,
#23.08.2008 10:34 1 0 0
  • noimage
    İbrahim Tatlıses gözaltında
    08 Ağustos 2008
    İbrahim Tatlıses bugün mahkemedeydi. Ardından da gözaltına alındı. Bakın İBO'nun gözaltına alınma sebebi ne?




    Ünlü türkücü İbrahim Tatlıses, İstanbul polisince akşam saatlerinde gözaltına alındı.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan Tatlıses'in Vatan Caddesi'deki emniyet müdürlüğü binasına getirildiği öğrenildi.

    Tatlıses'in, Derya Tuna'yı silahla yaralayan Hüseyin Bozan'ın, ifadesini değiştirerek, "Beni İbrahim Tatlıses azmettirdi" yönünde verdiği ifade üzerine gözaltına alındığı öğrenildi.

    HÜSEYİN BOZAN'IN SUÇLAMALARI
    Önceki celse dinlenen Bozan, ifadesinde, Tatlıses'in, kendisinden 500 bin dolar karşılığında Derya Tuna'yı öldürmesini istediğini iddia etmişti.
    "Tatlıses'i çok sevdiği ve saydığı için başka bir hikaye uydurduğunu" ileri süren Bozan, "ancak Tatlıses'in, cezaevinde bulunduğu sırada kendisine bakmadığını ve hiç para vermediğini" söylemişti.

    Cezaevinden çıktıktan sonra üç kişinin kendisini silah zoruyla "İbo Show"un yapıldığı binaya götürdüğünü öne süren Bozan, burada görüştükleri Tatlıses'in, "olayı, kendisiyle ilişkilendirmesi karşılığında vaat ettiği parayı vereceğini söylediğini" iddia etmişti.

    Teklifi kabul ettiğini kaydeden Bozan, ancak parayı almak için aradığında, Tatlıses'in kendisine, "Sana hiçbir şey vermeyeceğim. Hakim ve savcılar benim adamlarımdır. Bana bir şey olmaz" dediğini ileri sürmüştü. Bozan, davada ifade vermemesi için tehdit edildiğini de savunmuştu

    BUGÜN MAHKEMEDEYDİ

    Hüseyin Bozan İbrahim Tatlıses hakkında ağır iddialarda bulunmuş, "Derya Tuna'yı vurması için kendini tetikçi olarak tuttuğunu söylemişti. İşte bu iddiaların ardından İbrahim Tatlıses kendini savunmak için bugün mahkemedeydi. "Ben ne kendisini tanırım, ne de konuşmuşluğum var" dedi...

    "Küre Operasyonu"nun ardından açılan ve kamuoyunda "Sauna Çetesi" olarak bilinen 18 kişinin yargılandığı davanın sanıklarından türkücü İbrahim Tatlıses ifade verdi.

    Duruşmada ifade veren Tatlıses, bir önceki celse dinlenen Hüseyin Bozan'ın değil, kendisinin mağdur olduğunu savundu.

    İDDİALAR DOĞRU DEĞİL

    Derya Tuna'yı Bozan'ın vurduğunu öne süren Tatlıses, Bozan'ın iddialarının doğru olmadığını kaydetti.

    KENDİSİNİ TANIMAM

    "Benim namusuma ateş edecek, ondan sonra yaşayacak..." ifadesini kullanan Tatlıses, şunları söyledi: "Ben ne kendisini tanırım, ne ederim, ne de konuşmuşluğum vardır. Bana cezaevinden tehdit mektupları gönderdi. İbo Show'da şunu, bunu söyleyeceksin diye... Ben, kendisiyle anlaşmışsam, neden bana tehdit mektupları göndersin? Ortada onun anlattığı gibi olaylar yoktur. Anlattıkları tamamen yalandır. Hüseyin Bozan'ın amacı para sızdırmaktır."

    YALNIZCA CAN BORCUM VAR

    Tatlıses, "Bozan'ın avukatlarının kendisine gelerek, Bozan'ın bir televizyon kanalına çıkıp konuşmaması için 2 milyon dolar para istediklerini" iddia etti.

    "Yalnızca bir can borcu olduğunu" söyleyen Tatlıses, bugüne kadar hiç kimseye haraç vermediğini, "bu olaylara nasıl bulaştığını anlayamadığını da" söyledi.

    Avukatının talebiyle bir soruya yanıt veren Tatlıses, Bozan'ın, İbo Show programını yaptığı televizyon stüdyolarına nasıl geldiğini bilmediğini belirterek, "Bana Bozan'ın geldiğini ve barışmak istediğini söylediler. Bu istek üzerine kendisiyle konuştum. Yanımda terliyordu. Ben öptürmem, ama benim elimi öpmeye kalktı. Canlı yayın olduğu için, olağan güvenlik görevlilerinin dışında kimse yoktu. Onlar da silahsız oluyor" diye konuştu.

    Mahkeme Heyeti Başkanı Selahattin Türkeli, Hüseyin Bozan'ın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 27 Mayıs 2008'de dinlendiğini ve buna ilişkin talimatın dosyaya gönderildiğini bildirdi.

    Tatlıses'in avukatı Aslıhan Barış Girgin, Bozan'ın daha önce Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine verdiği ifade ile İstanbul'da verdiği ifade arasında bir çelişki olup olmadığını bilmediklerini belirterek, inceleyip, beyanda bulunmak için süre istedi. Duruşma ertelendi.

    arguvanlim, bir yildiz kaydi, datlises, esik tasi, gelmezsen gelme, hadi hadi, hadi hadi remix, ibrahim, ibrahim tatli, ibrahim tatlises, ibrahim tatlises son kaset, ibrahim tatlises son kaseti, ibrahim tatlisesin son kasedi, ibrahim tatlisesin son kaseti, ibrahim tatlıses - vikipedi, ibrahim tatlıses ibrahim tatlises ibrahim tatlises, ibrahim tatlıses web sitesi, insaf diler yarin, kop gel gunahlarindan, layik degilsin, neler gordum, pusat, sozum yok artik, tatli ibo, tatlıses - vikipedi, tatlıses group, tatlıses'in son kaseti |, tosuno, urfali, www.tatlises.com.tr, youtube - ibrahim tatlises, şanliurfa
#08.08.2008 10:43 1 0 0
  • noimage
    Tuğba Özay'ın cezaevi anıları
    25 Mayıs 2008

    Mafya ile yaşadığı aşk nedeniyle hapiste 167 gün geçiren Tuğba Özay, içerideyken yaşadıklarını anlattı.




    Anılarını kitaplaştıran Özay'ın yaşadıklarından çıkardığı ilginç dersler var.
    Tespitler: 1- Hayatımda gördüğüm en uzun bacaklar. 2- Gram selülit yok. 3- Ne kadar spor yapıyorsun sorusuna cevabı: Her an. 4- Benim zannettiğimden çok daha ince çıktı.

    5- Vahşi hayvanları hatırlatan bir gövdesi ve aurası var. 6- Hem dişi hem erkeksi bir yanı var. 7- Bir deli tarafı var, hiç bilmeden helikopter kullanıyor, pilot öylesine "Kullanmak ister misiniz?" diye soruyor, "Evet" deyip havada onunla yer değiştirip kullanıyor. 7- Mert. Sözünün eri. 8- Bir yanı arıza. Kabul ediyor. 9- Babasına hayran. 10- Çalışkan: Asla ranzada sırtüstü yatıp cezasının bitmesini beklememiş, oturup bir kitap yazmış. Aferin ona. Doğan Kitap'tan çıktı. Meraklısına duyurulur...

    KİMSE BENİM BAŞIMA GELMEZ DEMESİN

    Aslında hepimiz incecik bir ip üzerindeyiz. Kime ne zaman, ne olacağı hiç belli değil. Ben orada polis arkadaşlar da edindim, bankacı, öğretmen, eczacı, doktor da... Her tür insan vardı. Kimse "Benim başıma gelmez" demesin. Hepimiz insanız, hatalar, zaaflar insana özgü...

    BEBEK CİNAYETİ

    Orada gazetelere yansıyan üçüncü sayfa haberlerinin içyüzünü öğrendim. Ben içeri girerken Bebek Cinayeti diye birnoimage haber çıktı. Mahkûmlar acayip öfkelendi. Gerçekten de zanlılar geldiği gün fena halde dövdüler. Sonra ortalık sakinleşince içyüzünü öğrendik: Hamile kalıyor, 4. ayında fark ediyor, doktor "Alırım" diyor ama çok para istiyor, bunun parası yok, yaşı küçük, aile korkusu var, çıtı pıtı bir şey, belli de olmuyor, evin kömürlüğünde doğuruyor, iki kız arkadaşı da yardım ediyor. Ertesi gün Çocuk Esirgeme'ye verecekler ama bebek yeri göğü inletiyor. Bunlar ne yapacağını şaşırıyor. Korkudan, sussun, sesi kesilsin diye poşete koyup bağlıyorlar. Ve çocuk ölüyor.

    Magazin tarihine mafya ile aşk yaşayan kadın olarak geçtiniz...

    - Evet öyle oldu. Ben ne ilkim ne de sonuncusu olacağım. Ama hiç değilse benimle gönül eğlendirmiyorlar, bana aşık oluyorlar. Zaten Akın da mafya değil. Sadece gücü seviyor. Belki daha önceki beraberliğimden dolayı böyle anılıyorumdur...

    Doğru Kürşat Yılmaz ile de 2 yıl birlikte oldunuz. Mafya ile aşk yaşamanın nesi farklı? Bu adamlar daha mı iyi nedir?

    - Hiçbir şeyleri farklı değil. Sadece güç onlar için fevkalade önemli. Erkek erkeğe iken bile. Güçlerini göstermeye bayılıyorlar. Bütün erkekler öyle gerçi. Ama onlar güce daha fazla inanıyorlar.

    Eeee kadınlar da gücü sever...

    - Doğru sever. Ben mesela bir erkeğin pasif olmasına tahammül edemem. Benim erkek idolüm babam. Korkusuz, cesurdur, kimseye boyun eğmez. Bir yere mi girdi? Tanımasalar bile mutlaka dönüp bakarlar. Sebebi yok. Baktırır. Duruşu, oturuşu faklıdır. Bunlar tamamen insanın içinden gelen şeyler. Adamın naturası böyle. Kimseye boyun eğmeyen bir kadın olarak tabii ki ben de kimseye eyvallahı olmayan adamları seveceğim.

    Hayatınızın en büyük aşkı mıydı Akın?

    - Yok canım. 5 ay sürdü. Ama sevdim. Kürşat'tan ayrılalı epey olmuştu, o ilişkide de çok yara almıştım. Duygusal bir boşluk yaşıyordum. Bir akşam bana dedi ki, "Senin haberin yok ama ben sana aşığım. Annemle babamın elini öptürmek, seninle evlenmek istiyorum." E benim de hoşuma gitti tabii. Önceleri her şey iyiydi. Sonra adamda saplantı oldum. Psikolojisi değişti. Her şeye karışmaya başladı. Kız arkadaşımdan tut sevdiğim erkek köpeğe kadar. Tuvalette neden 3 değil de, 5 dakika kalmışım, 3 dakika yetermiş. Telefonumu kurcalamalar filan. O derece. Belki de bu olay böyle yaşanmasa, başıma çok daha kötü bir şey gelecekti...

    Kitabınızda kadınların arızalı adamlarla birlikte olmaktan hoşlandığını söylüyorsunuz. Sizin ruhunuzda da arızalı bir yan mı var yoksa?

    - Valla ben adrenalin seviyorum. Belki de bu yüzden bu kadar ekstrem sporlar yapıyorum. Paraşütle atlıyorum, akla gelmeyecek şeyler. Ama tabii kavga, dövüş, birbirini hırpalamak bunlar başka. Bizim ilişkimizde bu tür şeyler yaşandı. Anlatamayacağım ölçüde bir kıskançlık, kimseyle paylaşamama, her şeye tepki gösterme, şüphelenme. Erkekler beni galiba Tuğba Özay olarak görüyor ve kafalarında büyütüyor. Sonra da şöyle bir korkuya kapılıyorlar: "Ya kaybedersem ya çekip giderse ya beni bırakırsa..." Ama kızamıyorum da. Babam bile benle dışarı çıktığında illallah diyor, meşhurluk böyle bir şey, herkes fotoğraf çektirmek istiyor, imza alıyor, yemek bile yiyemiyoruz doğru düzgün. Babam dahi rahatsız olurken, beraber olduğum erkeğin bunu hazmedebilmesi çok daha zor tabii...

    E peki sonra ne oldu?

    - Ben ayrılmak isteyince kıyamet koptu. Koca adam ayaklarıma kapandı, bir şans daha ver, düzeleceğim. Psikoloğa gideceğini söyledi. Gitti de. Üç gün düzeldi, dördüncü gün yine aynı şeyler başladı. Gittiğim organizasyonlara sürpriz yapıp geliyordu ve mutlaka bir arıza çıkarıyordu. Tamam belki aşırı sevginin sonuçları. Ama ben artık nefes alamaz hale gelmiştim. Bir de kendine güvensizliği, ona duyduğum saygıyı azalttı.

    Başınıza bir şey gelecek diye korktunuz mu hiç?

    - Evet korktum. Ona da söyledim zaten. Böyle devam ederse sonumuz ya mezar ya cezaevi. Birlikteyken her şey mükemmel ama 5 dakika ayrı kalınca bambaşka biri oluyordu. Derken hepimizin bildiği o saçmasapan olayın içinde bulduk kendimizi. İzmir'deyim, ben çıkmıyorum, telefonla yardımcımı taciz edip duruyor, tehditler savuruyor, küfürler ediyor. O arada yardımcım araba istemek için bir büyüğünü arıyor, ben de telefonu alıp, "Ya abi şu Akın'la ailemden biriymiş gibi konuşsana, abuk sabuk şeyler yapıyor, beni rahatsız ediyor" dedim. Budur yani yaptığım. O esnada yanında operasyon kapsamında biri varmış, o da benim ricamı Akın'a iletmiş.

    Azmettirme hikayesi bu yani...

    - Evet. Ama azmettirmek filan değil. Ne alakası var. Sonra silahlar patladı. Ben de kendimi cezaevinde buldum, 6 ay...

    Magazin tarihine mafya ile aşk yaşayan kadın olarak geçtiniz...

    - Evet öyle oldu. Ben ne ilkim ne de sonuncusu olacağım. Ama hiç değilse benimle gönül eğlendirmiyorlar, bana aşık oluyorlar. Zaten Akın da mafya değil. Sadece gücü seviyor. Belki daha önceki beraberliğimden dolayı böyle anılıyorumdur...

    Doğru Kürşat Yılmaz ile de 2 yıl birlikte oldunuz. Mafya ile aşk yaşamanın nesi farklı? Bu adamlar daha mı iyi nedir?

    - Hiçbir şeyleri farklı değil. Sadece güç onlar için fevkalade önemli. Erkek erkeğe iken bile. Güçlerini göstermeye bayılıyorlar. Bütün erkekler öyle gerçi. Ama onlar güce daha fazla inanıyorlar.

    Eeee kadınlar da gücü sever...

    - Doğru sever. Ben mesela bir erkeğin pasif olmasına tahammül edemem. Benim erkek idolüm babam. Korkusuz, cesurdur, kimseye boyun eğmez. Bir yere mi girdi? Tanımasalar bile mutlaka dönüp bakarlar. Sebebi yok. Baktırır. Duruşu, oturuşu faklıdır. Bunlar tamamen insanın içinden gelen şeyler. Adamın naturası böyle. Kimseye boyun eğmeyen bir kadın olarak tabii ki ben de kimseye eyvallahı olmayan adamları seveceğim.

    Hayatınızın en büyük aşkı mıydı Akın?

    - Yok canım. 5 ay sürdü. Ama sevdim. Kürşat'tan ayrılalı epey olmuştu, o ilişkide de çok yara almıştım. Duygusal bir boşluk yaşıyordum. Bir akşam bana dedi ki, "Senin haberin yok ama ben sana aşığım. Annemle babamın elini öptürmek, seninle evlenmek istiyorum." E benim de hoşuma gitti tabii. Önceleri her şey iyiydi. Sonra adamda saplantı oldum. Psikolojisi değişti. Her şeye karışmaya başladı. Kız arkadaşımdan tut sevdiğim erkek köpeğe kadar. Tuvalette neden 3 değil de, 5 dakika kalmışım, 3 dakika yetermiş. Telefonumu kurcalamalar filan. O derece. Belki de bu olay böyle yaşanmasa, başıma çok daha kötü bir şey gelecekti...

    Kitabınızda kadınların arızalı adamlarla birlikte olmaktan hoşlandığını söylüyorsunuz. Sizin ruhunuzda da arızalı bir yan mı var yoksa?

    - Valla ben adrenalin seviyorum. Belki de bu yüzden bu kadar ekstrem sporlar yapıyorum. Paraşütle atlıyorum, akla gelmeyecek şeyler. Ama tabii kavga, dövüş, birbirini hırpalamak bunlar başka. Bizim ilişkimizde bu tür şeyler yaşandı. Anlatamayacağım ölçüde bir kıskançlık, kimseyle paylaşamama, her şeye tepki gösterme, şüphelenme. Erkekler beni galiba Tuğba Özay olarak görüyor ve kafalarında büyütüyor. Sonra da şöyle bir korkuya kapılıyorlar: "Ya kaybedersem ya çekip giderse ya beni bırakırsa..." Ama kızamıyorum da. Babam bile benle dışarı çıktığında illallah diyor, meşhurluk böyle bir şey, herkes fotoğraf çektirmek istiyor, imza alıyor, yemek bile yiyemiyoruz doğru düzgün. Babam dahi rahatsız olurken, beraber olduğum erkeğin bunu hazmedebilmesi çok daha zor tabii...

    E peki sonra ne oldu?

    - Ben ayrılmak isteyince kıyamet koptu. Koca adam ayaklarıma kapandı, bir şans daha ver, düzeleceğim. Psikoloğa gideceğini söyledi. Gitti de. Üç gün düzeldi, dördüncü gün yine aynı şeyler başladı. Gittiğim organizasyonlara sürpriz yapıp geliyordu ve mutlaka bir arıza çıkarıyordu. Tamam belki aşırı sevginin sonuçları. Ama ben artık nefes alamaz hale gelmiştim. Bir de kendine güvensizliği, ona duyduğum saygıyı azalttı.

    Başınıza bir şey gelecek diye korktunuz mu hiç?

    - Evet korktum. Ona da söyledim zaten. Böyle devam ederse sonumuz ya mezar ya cezaevi. Birlikteyken her şey mükemmel ama 5 dakika ayrı kalınca bambaşka biri oluyordu. Derken hepimizin bildiği o saçmasapan olayın içinde bulduk kendimizi. İzmir'deyim, ben çıkmıyorum, telefonla yardımcımı taciz edip duruyor, tehditler savuruyor, küfürler ediyor. O arada yardımcım araba istemek için bir büyüğünü arıyor, ben de telefonu alıp, "Ya abi şu Akın'la ailemden biriymiş gibi konuşsana, abuk sabuk şeyler yapıyor, beni rahatsız ediyor" dedim. Budur yani yaptığım. O esnada yanında operasyon kapsamında biri varmış, o da benim ricamı Akın'a iletmiş.

    Azmettirme hikayesi bu yani...

    - Evet. Ama azmettirmek filan değil. Ne alakası var. Sonra silahlar patladı. Ben de kendimi cezaevinde buldum, 6 ay...

    HER ŞEYİN BİR BEDELİ VARnoimage

    YILDIZLARIN ALTINDA BANYO

    Cezaevine girince ilk tepkiniz: a) Kendim ettim kendim buldum b) Bu da geçer c) Oyuna geldim d) Kader e) Şok

    - e) Şok. Tarifsiz bir şaşkınlık hali. Donmuş gibiydim. Mahkemeye giderken polisler bana güç vermeye çalışıyordu: "Bütün basın orada olacak, başın dik olsun!" diye. Bense olan biteni her şeyi sanki bir başkası yaşıyormuş gibi izliyordum. Ağzımdan zar zor birkaç kelime çıktı. Sonra gecenin karanlığında cezaevinin kapısı ardımdan kapandı, dış dünyayla bütün ilişkim kesildi. Polis beni askere teslim ederken sarıldık, ağlaştık. O kadar kendimde değilim ki beni teslim alan askere, "Valla billaha ben bir şey yapmadım, suçsuzum!" dedim. Ve birden kendimi hiç bilmediğim bir hayatın içinde buldum, hayatım boyunca bir araya gelemeyeceğim insanlarla aynı ortamı paylaştım...

    İçerideki herkes haksızlığa mı uğramış?

    - Hayır ama gerçekten suçsuz yere yatanlar da var. Suçsuzluklarının anlaşılması için mahkemeye çıkmaları gerekiyor. İlk mahkemeye çıkana kadar 8 ay geçiyor. Beni en çok etkileyen çocuklar oldu. Orada anneleriyle yaşam mücadelesi veriyorlar. Çok yazık. Allah kimseyi düşürmesin. Hani "Cezaevi insanı ya ıslah eder ya timsah eder!" derler ya, doğru. İnsan oradan çok öfkeli de çıkabilir, hayattan intikam almak isteyebilir...

    Nereye koydular sizi?

    - Yabancılar koğuşuna. Güvenliğim açısından böylesini daha uygun buldular. Bir sürü Bulgar, Azeri, Rus, Taylandlı, Filipinli, İngiliz, Amerikalı, Özbek, Etiyopyalı ve Kenyalı kadınlarla kaldım. Birleşmiş Milletler gibiydik. Ben Türkiye'yi temsil ediyordum.

    Ne tür suçlar?..

    - Sahte kimlik, uyuşturucu. Aklına ne gelirse. Çok kültürlü insanlar da vardı bizim koğuşta. Zamanla hepimiz birbirimize alıştık. Çok güzel arkadaşlıklar kurduk.

    Hayatınızda dizi filmler dışında hapishane görmediniz. Koğuşa girdiniz. Eeee?

    - Herkes sıraya dizilmiş beni bekliyor, ben farkında değilim ama gayet sakin "Geçmiş olsun" demişim, tek tek sigara ikram etmişim. Bana 5 tane sakinleştirici yaptıkları için ben anımsamıyorum bunları. Bir de "Televizyonu açar mısınız?" demişim.

    Yanınızda bavulunuz var mıydı?

    - Yok ya ne bavulu, bir poşetle girdim! Beni cezaevine göndereceklerini bilmiyordum ki. Kimin elime tutuşturduğunu hatırlamıyorum ama o poşetin içinde eşofman, iç çamaşırı ve 10 paket sigara vardı. Tuhaf olanı da şu: Ben sigara kullanmıyordum. İçimden "Demek burada en iyi arkadaşım bu olacak!" dedim. Oldu. Çıktım şimdi yine kullanmıyorum. Ama orada fosur fosur içtim.

    İçeride en çok yaptığınız şey...

    - İnsan hikayelerini dinlemek, gözlemlemek, hayatı nasıl katlanabilir hale getireceğimi düşünmek ve başımdan geçenleri kağıda dökmek. Önce "Benim burada olmamam lazım, benim ne işim var" deyip duruyordum. Bir türlü kabullenemiyordum. Bizim kaldığımız koğuş izole bir yerdi, sadece diğer balkonların en üst katlarını görebiliyorduk, o da belli bir açıdan, işte o pencerelerden bir gün bir sürü kadın mahkûm "Tuğba, Tuğba" diye tezahürat yapmaya başladı. O zaman üzerime bir direnme gücü geldi. Sonra hücre gibi bir yer vardı, onun üst tarafında da bir pencere, Türk mahkûmlar ellerini uzatıp bana dokunmaya çalışıyorlardı. Yabancı mahkûmlar da beni ayaklarımdan havaya kaldırıp yükseltiyorlardı ki, onlara dokunabileyim. İşte ondan sonra yılmamaya, pes etmemeye karar verdim.

    Kitapta eğlenceli yerler de var... Avluda güneşleniyorsunuz, banyo yapıyorsunuz...

    - Bizim avlu 15 adımlık çok yüksek duvarları olan, hiçbir yeri görmeyen, dikdörtgen bir alandı. Bulut geçerse bulut, uçak geçerse uçak, kuş geçerse kuş görüyorsun ve tabii cezaevinin tel örgülerini. Baktım bizim kızlardan şilte atıp güneşlenen var, ben de yaptım. Ama bir süre sonra tepede helikopterler dolaşmaya başlayınca vazgeçtik, kendimizi spora verdik.

    Yıldızların altında banyo...

    - Voleybol oynarken ayağım kırıldı. Hayat çok zorlaştı. Akrobatlık yapmak gerekiyordu. Banyo da sorun oluyordu, görevlilerden izin aldık, hepimiz avluda yıkandık. Orayı kadınlar hamamına çevirdik...

    Oradaki kadınların ortak bir özelliği var mı?

    - Var. Çoğunluk erkekler yüzünden içeri girmiş durumda. Orada o kadar hikaye dinledim ki, suç nedir filan diye düşünmeye başladım, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anladım. Tamam girmiş cezaevine ama neden girmiş, hangi şartlar onu o suçu işlemeye itmiş. Aslında kadın bir erkek kadar kolay hoyratlık yapabilecek bir varlık değil. Daha şefkatli, daha dikkatli, daha duyarlı. Öyle salak bir sebeple hayatını karanlığa sürükleyecek kadar akılsız değil. Ama işin içine aşk girince akılları duruyor. Bir adam uğruna her şeyi yapıyor. Oysa erkeklerin içeri düşme gerekçesi genelikle para, hayat şartları, sonra namus. Çok hikaye var. Bir kısmını kitaba koydum.

    Sizi en çok etkileyen hikaye...

    - Bir kadın vardı, 5 senedir içeride. Bir gün eve erken geliyor, bir bakıyor ki kocası kız kardeşi ile yatakta. Kendini onun yerine koy, n'aparsın? O cinnet geçirip adamı öldürüyor. Bir de tabii pipisini kesiyor, o hırsla adamın ağzına koyuyor. Kadın içeride. Adam mezarda. Kız kardeşe ne olmuş bilmiyoruz...

    Başka?

    - Bir de hayatın acımasızlığından dolayı cinnet geçirip çocuğunu öldüren vardı. Evet hiçbir şekilde affedilemez ama anımsamıyor ki yaptığını. Belki de kadın ruhsal olarak hasta. Biz onu canavar olarak adlandırıyoruz. Babasının tecavüzüne uğrayanlar, tecavüzcüsünü öldürenler... Her türlü insanla karşılaştım.

    İçeride sizi ayakta tutan neydi?

    - Hayat her yerde devam ediyor. Önce şoka giriyorsun ama sonra fark ettiğinde diyorsun ki: Düşmana inat bir gün daha yaşamalısın!

    Tugba Özay

    tugba özay
    tuğba özay
    tuba özay
    tugba ozay
    tuğba özay resimleri
    tuba ozay
    tuğba özay video
    tuğba ozay
    tugba özay resimleri
    tuğba özay firikik
    tuğba özay com
    tuğba özay fitness
    tuğba özay tutuklandı
    www tuğba özay
    tuba özay resimleri
    tuğba özay videoları
    tuğba özay pornosu
    www tuğba özay com
    tugba özay com
    tuğba özay fitnes
    tuğba özay frikikleri
    tuğba özay hapis
    tuba özay com
    tugba özay video
    www tugba özay
    tuğba özay aerobik
    tugba özay firikik
    tuğba özay haberleri
    tuba özay video
    tuba özay firikik
    www tuba özay
    tuğba özay hapiste
    tuğba özay foto
    tuğba özay haber
    www tugba özay com
    youtube tuğba özay
    www tuba özay com
    tuğba özay resmi
    tuğba özay firikikleri
    tuğba özay cezaevi
    tuğba özay son
    tugba özay pornosu


    Kaynak: noimage
#25.05.2008 09:17 1 0 0

  • Merve Ildeniz
    noimage
    İldeniz hayrına rol alacak

    'Hadi Gari Cumhur' isimli sinema filminde sevişme sahnelerinde rol almaya hazırlanan Merve İldeniz, alacağı ücreti hayır kurumuna verecek.




    'Hadi Gari Cumhur' isimli sinema filminde sevişme sahnelerinde rol almaya hazırlanan Merve İldeniz, alacağı ücreti de hayır için bir okula bağışlayacağını açıkladı.

    Önümüzdeki günlerde Bodrum'da çekimlerine başlanacak olan 'Hadi Gari Cumhur' isimli filmde rol almaya hazırlanan İldeniz, "Bu filmi Harun Özakıncı'nın hem oynayıp hem de yönetecek. Filmde Belediye Başkanı Mazlum Ağan, emekli trafik polisi 'süslü' lakaplı Calalettin Oğuztan, 'Hadi Gari' barın sahibi Hakan Aykan gibi Bodrum'un simge olmuş isimleri de rol alacak. Biz de bu filmin oyuncu kadrosundayız. Eşimle birlikte film gereği İstanbul'dan Bodrum'a taşınarak hediyelik eşya dükkanı açan bir hippi kadını canlandıracağım. 'Hadi Gari Cumhur'un sevişme sahnelerinde de rol üstleneceğim. Şimdiden oyunculuk ücretim olan 5 bin YTL'yi Bodrum'daki Cemal Uslu İlköğretim Okulu'na bağışladım. Benim oyunculuk ücretimi bağışlamam filmin diğer oyuncuları arasında da bir bağış kampanyasının başlamasına neden oldu" dedi.


    Merve Ildeniz

    merve ildeniz
    merve ildeniz in
    merve ildeniz doğum
    merve ildeniz biyografi
    merve ildeniz resimleri
    merve ildeniz doğum tarihi
    merve ildeniz boşandı
    merve ildeniz serdar
    merve ildeniz serdar önal
    merve ildeniz foto
    merve ildeniz ve
    metin arolat merve ildeniz
    arolat merve ildeniz



    Kaynak: noimage
#24.05.2008 06:49 1 0 0
  • noimage
    Lezbiyen ilişki yaşayan manken
    20 Nisan 2008 / 10:45
    Manken Ebru Şancı'nın "Çok ünlü bir kadın mankenle lezbiyen aşk yaşadım" itirafı podyum dünyasını karıştırdı.




    Manken Ebru Şancı'nın "Çok ünlü bir kadın mankenle lezbiyen aşk yaşadım" itirafı podyum dünyasını karıştırdı.

    Posta Gazetesi'nden Suna Akyıldız'a konuşan Ebru Şancı, bu ismin kim olduğu sorusuna "4 yıl önce Türkiye'nin en önemli 5 mankeninden biriydi" cevabını verdi. Akyıldız'ın "O zaman Türkiye'nin en iyisi Deniz Akkaya, Güzide Duran, Tuğçe Kazaz, Şenay Akay ve Ayşe Hatun Önal'dı. Bunlardan biri mi?" sorusuna ise "Evet ama kim olduğunu söylemem" cevabıyla da kafaları karıştırdı.

    Telefonla görüştüğümüz Ebru Şancı'ya bu ünlü kadın mankenin kim olduğunu sorduk. İşte cevabı: "Bu ismi kimseyle paylaşmayacağım. Ama o listede bulunan 5 isim arasından Tuğçe Kazaz'ı eleyebilirsiniz. Size sadece bu şekilde yardım edebilirim" dedi.

    Podyumları karıştıran bu iddia en çok da Şenay Akay'ı kızdırdı. İsminin bu listede olmasına sinirlenen Akay, Ebru Şancı hakkında dava açmayı düşünüyor.

    İşte Posta Gazetesi'nde yayınlanan o röportaj


    -Erkek arkadaşınızla neden ayrıldınız?

    Onunla yaşadıklarımdan sonra şımardım. Hiçbir şeyden zevk alamaz oldum. Tam bu arada hayatıma yeni biri girdi, güzel vakit geçirmeye başladım.

    -Aynı anda başka bir erkekle beraber olmaya başladınız yani?

    Erkek değil kadınla. Londra'da bir moda gösterisinden karşılaştık. Hiçbir zaman aklımın ucundan bir kadın yakınlık hissedeceğim geçmedi aslında. Erkek arkadaşımla beraberliğimin son iki senesinde üçümüz birlikte gezdik.

    -Birden lezbiyen olduğunuzu mu farkettiniz?

    Hayır ben lezbiyen değilim. Onunla yaşadıklarımdan sonra hiçbir kadına bir şey hissetmedim. Onunla yaşadığımız aşk değildi ten çekimiydi. Aniden oldu. Benden sonra onun da başına böyle bir şey geldiğini sanmıyorum.

    -Kimdi bu kadın?

    Türkiye'nin o dönemki en önemli 5 mankeninden biriydi. İstanbul'da sevgilisi de vardı. Güzel ve göz önünde bir kadın. Aslında daha önce bir sürü kadından teklif almıştım. Dokunmak isterlerdi, hiç yüz vermezdim ama büyük konuşmamak lazımmış.


    -Bu kadından biraz daha bahseder misiniz?

    Çok güzel ve çekici bir kadın. İsmini söylememi bekliyorsun herhalde? Kadının dokunması daha şefkatli. Belki de o yüzden bana yakın geldi.

    -Nasıl geçiyordu zamanınız?

    Alışverişe gidiyorduk. Birbirimize iç çamaşarı alıyorduk. Giyer birbirimize gösterirdik. Millet bize bakardı ama hissederler miydi bilmiyorum. Çok eğleniyordum onunla.

    -İlişkinizde hanginiz erkeksiydi?

    O bana göre daha erkeksiydi. O zaten tip olarak da biraz öyle sert mizaçlı. Biz erkek arkadaşımla tatile giderdik onu da götürürdüm, dedim ya. Ama sakın yanlış anlaşılmasın aramızda öyle sapıkça üçümüz sanki birlikte oluyormuşuz gibi bir şey yoktu. "Biz birbirimizi seviyoruz" desek Türkiye yerinden oynar. Belki de o yüzden bu ilişkiye son vermek lazımdı ve bitti.

    -En iyi 5 diyorsunuz. Aklıma Deniz Akkaya, Güzide Duran, Tuğçe Kazaz, Şenay Akay, Ayşe Hatun Önal gibi isimler geliyor. Bunlardan biri mi?

    Evet ama kim olduğunu asla söylemem. Sorma artık Suna lütfen. Benim için o hem anne gibi, hem kız kardeş gibiydi. Hasta olduğumda üzerimi örter, terledim mi diye bakar, yanımızdan ayrılmazdı.

    -Hiç pişmanlık duydunuz mu bu ilişkiden?

    Hayır hiç! O ancak erkeklerde oluyor! Yatarsın ertesi sabah pişman olursun. Ben bekaretimi kaybetmedim ki pişman olayım! 6 ay sürdü ilişkimiz. 2 senedir görmüyorum. Hayatımdan gittiğinde içim sızladı.

    -Bu röportajı okuduktan sonra ne yapar?

    Beni arayacağını tahmin ediyorum.

    Kaynak: noimage

#20.04.2008 09:57 1 0 0
#02.03.2008 12:26 1 0 0
  • noimage

    KURTLAR VADİSİ

    Polat, sırtına saplanan tırtıllı bıçağı on saniyelik bir hamleyle kapı aralığına sıkıştırıp çıkarttı. Ardından sırtından ameliyat olan Polat, hastaneden kaçırılırken sırtüstü sedyede taşındı.

    ***

    noimage

    KÖPRÜ

    Dizide komutan, askerle konuştuktan sonra emir veriyor. Kafasında kep bulunan asker ise başını eğip uzaklaşıyor. Oysa kafada kep varken el ile selam verilmesi askerlik kuralıdır.

    ***

    noimage

    BIÇAK SIRTI

    Dizinin bir bölümünde Murat'ın öğretmeni iftara davet ediliyor. Oysa hava daha aydınlık. Daha da komiği iftar dönüşü öğretmen eve bırakılırken havanın hâlâ aydınlık olması.

    ***

    noimage

    BİNBİR GECE

    Şehrazat'la Bennu'nun sabah kahvaltısı yaptıkları dakikalarda eş zamanlı olarak Onur Aksal'ın yasak aşkı Yasemin'le akşam yemeği yemesi gözlerden kaçmadı. Bir başka çekim hatası da Yasemin'in kaza sahnesiydi. Yasemin aracıyla bir hayvana çarptı. Arabanın farı bile kırılmadı.

    ***

    noimage

    DOKTORLAR

    Doktor Zenan alt katta, Doktor Suat üst katta hastanenin camından dışarıya bakıyorken kamera aşağıdan yukarı çekim yapıyordu. Ancak bu sırada kamerayı çeken vincin gölgesi de aynen ekrana yansıdı.

    ***

    noimage

    KAVAK YELLERİ

    Efe, sevgilisi Su ile tartışırken "Adını bile benden sakladın" diye bağırdı. Diziyi kaçırmayanlar Su ile Efe'nin ilk tanışmalarında "Adım aslında Sultan, Su isim olarak daha iyi oluyor" dediğini de çok iyi biliyor.

    ***

    noimage

    SESSİZ FIRTINA

    Erkan Petekkaya ile Arzum Onan'ın oynadığı dizide sürekli telefonlar dinleniyor. Oysa, telefon dinleme mahkeme kararıyla en çok üç ay için yapılabiliyor. Ama dizide mahkeme kararına ihtiyaç duymadan sürekli telefon dinleniyor.

    ***

    noimage

    MENEKŞE İLE HALİL

    Dizinin 3'üncü bölümünde, ağabeyi ve kocası tarafından Menekşe'nin elleri önden bağlanıyor. Elleri rahatça hareket ettiğine göre ağzındaki bez parçasını çıkarıp, neden yardım istemediği ise hâlâ merak konusu.
#04.02.2008 12:37 1 0 0
  • noimage



    Tarkan dört yıllık aradan sonra yeni albümü için gün sayıyor. 27 Aralık'ta müzikmarketlerde olacak albüm, DMC-D&D etiketiyle satışa sunulacak.

    Tarkan yeni albümüne değişim anlamına gelen 'Metamorfoz' adını verdi.

    İmajını da yenileyen ünlü popçu, kısacık kestirdiği saçları ve takım elbisesiyle, ünlü fotoğraf sanatçısı Tamer Yılmaz'ın objektifine bugüne kadar görmeye alışık olmadığımız haliyle poz verdi.

    noimage

    noimage
#23.12.2007 12:18 1 0 0
  • Konu: GS2004
    Hayirli Bayramlar,
    Bayraminiz Mübarek Olsun
#19.12.2007 21:05 1 0 0
  • Dalmaçyalı Videoları

    Dalmaçyalı ı Videos

    Dalmaçyalı Movie

    Dalmaçyalı


    [youtube]https://www.youtube.com/watch?v=L2EAEyrHoAA&tag[/youtube]

    [youtube]https://www.youtube.com/watch?v=vxaTnqpQO84&tag[/youtube]

    [youtube]https://www.youtube.com/watch?v=R73Sd26PaUs&tag[/youtube]
#08.12.2007 07:38 1 0 0
  • Konu: Kirlangic
    noimage

    Kirlangic
    Kırlangıç, Hirundinidae familyasını oluşturan kuş türlerinin ortak adı. Kırlangıçlar, kutuplar hariç dünyanın her tarafında yaşayabilen sinek avlayarak geçinen küçük ötücü kuşlardır. Ömürleri 4-6 aydır. Boyları 10-23 cm arasında değişir. Çoğunun karnı beyaz, baş, kuyruk ve kanatları siyah, alın ve gerdanı kahverengi parlak tüylüdür. Kısa ayaklarının tırnakları sivri olduğundan düz, yassı zeminlere rahatça tutunurlar. Üçgen şeklindeki gagaları geniş yırtmaçlı olup ağızları açık uçarken sinek, sivrisinek gibi küçük böcekleri avlarlar. Kuyrukları çatallı, kanatları uzun ve sivridir. Hızlı uçarlar. Kuyruklarını dümen olarak kullanır, ani dalışlar yaparlar. Çoğu sürü halinde yaşar.

    Yaz sonunda, günler kısalıp, böcekler azalınca yavru ve erginler göç ederek kışı Afrika'da geçirirler. İlkbaharda geri dönerler. Diğer göçmen kuşların aksine gündüz göç yollarına devam ederler. Göç sırasında bazen şiddetli yağmur ve fırtınalar binlercesinin ölümüne sebep olur.

    Binaların çatı altlarına, saçaklarına ve pencere oyuklarına çamur ve kilden çanak şeklinde sağlam yuvalar yaparlar. Dişi kırlangıç, erkeğinin tükürüğüyle harç ederek gagasıyla getirdiği çamuru toplar, saman ve otlarla sekiz gün içinde sağlam bir yuva yaparlar. Geniş ve yassı gagalarını, yuvalarını yaparken, çamurları sıvamak için mala gibi kullanırlar. Yuvalarının çoğu ancak bir kırlangıcın girebileceği kadardır. Eni yaklaşık 20 cm, derinliği 10 cm kadar olup içi tüy ve kıllarla döşenir. Yuvalarını gruplar halinde mağara, kayalık ve ağaçlara yapan türler de vardır.

    Dişi, yazın tarçın renginde benekli 4-5 yumurta yumurtlar. Eşler sırayla kuluçkaya yatarlar. Yavrular anne babaların ağızlarında getirdikleri böceklerle beslenirler. İki hafta içinde gelişip yuvayı terk ederler. Kırlangıçlar, yılda 2-3 defa kuluçkaya yatarlar
#07.12.2007 22:22 1 0 0
  • Buldog Karıncası noimage

    Kanatsız bir eşekarısı hayal edin; şu anda gözünüzün önünden buldog karıncasına benzer bir görüntü geçiyor ve bu bir rastlantı değil: Karıncaların 140 milyon yıl kadar önce eşekarısına benzer atalarından evrimleştiği düşünülüyor. Uzun süre buldogların en eski karınca soylarından biri olduğu görüşü hakimdi. Ancak kısa süre önce yapılan bazı araştırmalar, 100 milyon yıldan daha eskilere gitmeyen bir tarihte, diğer karınca türlerinde -belki de çiçekli bitkilerin artmasıyla- yaşanan patlamayla aynı dönemde ortaya çıktıklarına işaret ediyor. Ancak uzmanlar, buldogların, tüm karıncaların ilk atalarının sahip olduğu düşünülen anatomik özellik ve davranışları taşıdığına inanıyor: Uzun bacaklar, büyük bir vücut, keskin gözler, zehirli iğneler ve görece yalnız yaşama alışkanlıkları. Fosilleşmiş örnekler bir zamanlar dünyanın dört bir yanında yaşadıklarını ortaya çıkarsa da, günümüzde sadece Avustralya'da varlık gösteriyorlar. Buldog uzmanı Robert Taylor, kırmızı buldog karıncalarının izini sürmek üzere beni, Sidney'in güneyindeki bir okaliptüs korusuna götürüyor. Onları, arıları ve diğer karınca türlerini, özellikle de marangoz karıncalarını avlarken buluyoruz. Bu tehlikeli bir av; çünkü, marangoz karıncaları gibi daha "gelişmiş" karıncalar, aynı yuvayı paylaşan diğer karıncalara kimyasal sinyaller göndererek acil yardım çağırabilir ve bu, buldog karıncalarının sahip olmadığı bir yetenek. Ancak avcı buldog da, marangoz karıncasının çevresinde daireler çizip, sırtına atlayıp, kurbanına bir karşı saldırı düzenleme şansı dahi bırakmadan ona iğnesini batırabilir. İlkel bulabilirsiniz. Ama kesinlikle işe yarıyor. Buldogları yeraltında görüntülemek için, Taylor'la gerçek boyuta uygun yapay bir yuva hazırlamamız ve doğadan -kraliçe dahil- bir koloni alıp, bu yuvaya yerleştirmemiz gerekiyordu. Karıncaları uyutmak üzere yuva ağzından içeri karbon dioksit gönderip deli gibi kazmaya ve karıncaları toplamaya başladık. Ama buldog kolonilerinde kraliçe, en küçük huzursuzlukta yuvanın en derin bölümüne dalıyor. Yüzeyin iki metre altında onu yakaladığımızda karıncalar çoktan uyanmıştı ve biz, sonu gelmeyen karınca sokmaları yüzünden titriyorduk. Önce, koloninin yapay yuvaya yerleşmesi için birkaç gün bekledim ve izleyen birkaç haftayı bu vahşi böceğin daha nazik yüzünü gözlemleyerek geçirdim...
#07.12.2007 21:58 1 0 0
  • Ankara Kedisi
    Ankara Kedisi'nin kökeni ile ilgili üç farklı görüş vardır Birinci görüşe göre, bu kedi, Çin'in (Felis Manul) denilen vahşi kedisinden türetilmiş, Çinliler ve Tatarlar tarafından geliştirildikten sonra bir şekilde Türkiye'ye gelmiştir. Bu görüşü destekleyen herhangi bir ilmi kanıt yoktur. İkinci görüşe göre, Ankara kedisinin menşei soğuk iklimde yetişmiş bir Rus kedisidir. Bu kedi ticaret gemileri ile Türkiye'ye ve İran'a getirilmiş ve bu kediden iklim şartlarını etkisi ile, zaman içinde, Ankara ve İran kedisi türleri ortaya çıkmıştır. Üçüncü bir görüş ise, Ankara kedisinin kökenini, İran'ın doğusundaki yüksek ve soğuk dağlık bölgelerde yaşamış olan bir kedi türüne bağlamaktadır. Bütün bu düşünceler tabii ki spekülatiftir, ancak vurgulanan husus kedinin uzun tüylü bir cins olması itibarıyla kökeninin soğuk bölgelerde yaşayan bir vahşi kediden gelmiş olması ihtimalinin fazla olduğudur.

    Gözler
    Mavi, sarı, yeşil, bakır rengi, az da olsa farklı göz rengine sahip olanlar da var. Makbul safkan cins olarak mavi gözlü bulunur. Gözler iri ve badem biçimindedir


    Uzun tüylü kedi cinsine mensuptur. Tüyler, yumuşak, kabarıktır. İç post olmadığı için hayvanın görüntüsü ince uzun ve narindir. Tüyler genellikle boyun, karın ve kuyruk bölgelerinde daha uzun, vücudun geri kalan kısmında daha kısadır. Yavruların uzun tüylü kedi yapısına bürünmeleri için iki yıl kadar bir süreye ihtiyaç vardır.


    İç Post :
    Uzun tüylü kedilerin bir kısmında çift post mevcuttur. İç post yünsü sık kısa tüylerden oluşur. Dış post daha uzun ve parlak tüyleri ihtiva eder. Gerek Ankara kedisini, gerekseVan kedisini İran kedisinden ayıran en önemli farklardan biri budur. İran kedisinde bu iç post mevcuttur ve hayvana çok kabarık ve yuvarlak, tıknaz bir dış görüntü verir. Ankara ve Van kedilerinde bu yünsü iç post yoktur. Her iki cinste de, yazın sıcak havalarda tüyler döküldüğünde hayvanlar kısa tüylü kedi görüntüsüne bürünürler. Yeni tüyler geldiğinde görüntüleri yine eski, parlak bol tüylü zarif şekillerine dönüşür


    Vücut Yapısı
    Ankara kedisi Van kedisine nazaran daha ufak tefek yapıdadır. Kafa küçük veya orta büyüklükte, başın üst bölümü geniştir, kulaklar uzun,kulak uçları sivri ve tüylüdür. Gözler badem şeklinde ve iridir. Ankara kedilerinin diğer kedilerde pek görülmeyen bir özellikleri de uzun tüylü kuyruklarını vücutlarının üstünde, yatay olarak taşıyabilmeleri ve hatta başlarına değdirebilmeleridir

    Renk
    Genelde Ankara Kedileri Türkiye'de tamamen beyaz olarak kabul edilirler. Ancak yabancı kaynaklı kayıtlar şu renkleri de saymaktadırlar: Siyah; Mavimtrak; Krem; Kızıl; Duman rengi; Klasik tekir; Uskumru desenli tekir; Yamalı tekir; Gümüşi tekir; Mavimsi tekir; Krem tekir; Kaplumbağa kabuğu renkli; Beyaz-Siyak-Turuncu karışımı alaca (Calico); açık renk alaca (Açık Calico); Mavimtrak krem; Çift renkli
#07.12.2007 21:57 1 0 0
  • İstakoz un Yön Bulma Kabiliyeti


    öç eden canlılar, araştırmacıları daima şaşkınlık içinde bırakmıştır. Monark kelebekleri, kuşlar ve somon balıkları gibi bazı hayvanlar uzun yolculuklarında yollarını şaşırmadan hedeflerine varabilmektedirler. Şimdi bu canlılara bir yenisi daha eklendi; üstelik bu seferki daha da şaşırtıcı.

    Karayipler civarında yaşayan Panulirus argus türüne ait dikenli ıstakozlar üzerinde yapılan bir araştırma, bu canlıların sadece yön tayini değil yer tayini de yapabildiklerini ortaya koydu. Buna göre dikenli ıstakozlar, hiç bilmedikleri bir yere bırakılmış olsalar da yönlerini hatta 'yerlerini' bulabiliyorlar.

    Karayipler civarında yaşayan dikenli ıstakozlar genellikle Atlantik Okyanusu'nun batısında Brezilya ile Bermuda arasında bulunuyorlar. Bazıları göçmen ama çoğu günlerini mercan kayalıklarının içinde geçiriyor.



    Araştırma nasıl gerçekleştirildi?

    Kuzey Carolina Üniversitesi araştırmacıları Larry C. Boles ve Kenneth J. Lohmann, ıstakozların yön bulma yeteneğini araştırmak için bir deney düzenlediler. Karayip açıklarında yakalanan ıstakozlar daha sonra tekneyle yakalandıkları yerden 12-37 km uzağa götürüldü. Yolculuk sırasında ıstakozların hiçbirşey görmemesi için çok dikkatli davranıldı: Kısmen deniz suyuyla doldurulmuş haznelerde tutuldular, haznelerin etrafı kapatıldı ve test alanına dolambaçlı bir rota izlenerek götürüldüler. Çevreyi algılamaları engellenen ıstakozlar bazı şaşırtmacalara da tabi tutuldu. Örneğin hazneler sağa sola sallanacak şekilde iplere asıldı. Istakozların, dünyanın doğal manyetik alanını bir pusula gibi kullanmalarının önüne geçebilmek için güçlü mıknatıslarla haznelerde karmaşık manyetik alanlar oluşturuldu.

    Bilim adamları, bu engelleme ve şaşırtma dolu yolculuktan sonra denizde bir noktada durup ıstakozları salmaya başladılar. Istakozlar serbest kaldıkları anda gözlerinin kapalı da olmasına karşın ilk yakalandıkları yerin yönünü kolaylıkla buldular. Istakozlar suya bırakılır bırakılmaz evlerinin yolunu tuttu. Bilim adamları ıstakozların hiçbir şaşkınlık dönemi geçirmediğini gözlemlediler.



    Istakozlardaki Gizli Pusula

    Böyle mükemmel bir yeteneğin kaynağı bilimsel olarak henüz gösterilebilmiş değil. Bununla birlikte bazı araştırmacılar, canlıların yön bulma yeteneklerinde dünyanın manyetik alanından faydalandıklarını düşünüyor. Bu bilim adamları, canlıların vücudunda gizemli bir pusula bulunduğunu düşünüyor. Ancak ıstakozların bu yeteneğini açıklamada pusula benzetmesi de yetersiz kalıyor.

    New York'taki Cornell Üniversitesi'nden nörobiyoloji ve davranış profesörü Charles Walcott :

    "Birçok hayvanın dünyanın manyetik alanlarını bir araç olarak kullandığını biliyoruz" diyor ve ekliyor: "Ama eğer kaybolmuşsanız bir pusula size nerede olduğunuzu söylemez".(1)

    Boles, ıstakozlardaki yeteneğin üstünlüğünü vurguluyor: "Bu test kesinlikle birçok hayvanın geçemediği bir testtir. Testi geçebilmeleri, bir şekilde, bulundukları noktayı an ve an bildiklerini gösteriyor. İçlerinde birşey bulunuyor olmalı".

    Böylece deneyde kullanılan ıstakozların, vücutlarında bir tür harita oluşturdukları ve kalkış noktasından itibaren koordinat takibi yapabildikleri ortaya çıkıyor. Bilim adamlarının çözemediği bu mekanizma, bir yolcu uçağındaki elektronik radar sistemleri gibi çalışıyor.

    Bilim adamlarını en çok şaşırtan şey ise bu mükemmel sisteme sahip ıstakozun nispeten basit bir sinir sistemine sahip olması.

    Boles bu konuda şunları söylüyor: "Burada asıl büyük konu, omurgasızların nispeten basit sinir sistemlerine sahip olmaları. Çoğu kişi böyle bir işi yapmada gerekli zihinsel kapasiteleri olmayabileceğini düşünüyor".

    Bu noktada bazı sorular karşımıza çıkmaktadır:

    • Istakozlar basit bir sinir sistemine sahip olmalarına karşın nasıl böyle zor bir işi başarabilmişlerdir?
    • Gözleri kapalı olduğu halde 37 kilometrelik yolculuk boyunca doğru izi nasıl takip edebilmişlerdir?
    • Bu canlının küçücük beyninde, bu kadar geniş bir alanın haritası nasıl oluşabilir?
    • Dünyanın elektromanyetik alanını nasıl algılıyor olabilir?
    • Elektromanyetik alandaki bilgileri bedeninde nasıl yorumluyor olabilir ?

    Istakozların tüm bunları başarması bir mucizedir. Şimdi kendinize şu soruyu sorun ve düşünün:

    Büyük bir çölde bulunduğunuzu farzedin. Bulunduğunuz noktadan bir jipe bindirilip gözünüz ve kulağınız kapalı olduğu halde 200 kilometre uzağa götürülüp bırakıldığınızı düşünün. İlk başta başladığınız noktaya dönme şansınız var mıdır? Elbette, hayır !

    Peki ama bu özel yön bulma sistemi ıstakozda nasıl ortaya çıkmıştır? En basit bir pusulayı ele alacak olsanız bile bunun özel olarak tasarlandığı açıktır. Pusuladaki iğne, özel olarak işaretlenmiş yönler, cam kaplı muhafazası bunun özellikle yön bulmak için tasarlanmış olduğunu göstermektedir. Istakoz bedeninin bir pusuladan çok daha etkili çalıştığı açıktır. Tüm bunlar ıstakozdaki sistemin özel olarak tasarlandığını ortaya koymaktadır.

    Allah ıstakozu yaratmış ve bu özel sistemle donatmıştır. Yüce Allah tüm canlıları yaratandır ve O, kusursuzca varedendir.
#07.12.2007 21:51 1 0 0
  • Arilar Neden 6 petek İnşa Eder

    Bilindiği gibi balarıları ihtiyaçlarından kat kat fazla bal üretirler ve bunları

    peteklerde saklarlar. Peteğin altıgen oluşu da herkes tarafından bilinen bir özelliktir. Peki arıların neden sekizgen* veya beşgen gibi geometrik şekillerde petekler değil de özellikle altıgen petekler inşa ettiğini hiç düşündünüz mü?

    Bu sorunun cevabını araştıran matematikçiler ilginç bir sonuca vardılar: "Bir alanın maksimum kullanımı için en uygun geometrik şekil altıgendir." Altıgen hücre en çok miktarda bal depolarken inşası için en az balmumu gerektiren şekildir. Yani arı olabilecek en uygun şekli kullanmaktadır.

    Peteğin inşasında kullanılan yöntem ise çok şaşırtıcıdır: Arılar petek inşaatına iki-üç ayrı yerden başlarlar ve aynı anda iki-üç dizi şeklinde peteği örerler. Yani çok sayıda arı* değişik yerlerden başlayarak* aynı ölçülerde altıgenler yapıp* bunları birbirine ekleyerek peteği örer ve en sonunda ortada buluşurlar. Altıgenlerin birleşme yerleri o kadar ustaca yapılmıştır ki görünürde sonradan eklendiklerine dair hiçbir iz yoktur.
    __________________
#07.12.2007 21:49 1 0 0
  • Vatan Şaşmaz fena şaştı
    05 Aralık 2007 Çarşamba 09:55
    Ünlülere torpil dönemi bitiyor mu? Vatan Şaşmaz bakın askerlikte nereye düştü?
    Acemilik dönemini tamamlayan Vatan Şaşmaz, dağıtım kurasında Şırnak-Cizre'yi çekti.

    Acemiliğini Tokat 48. Piyade Eğitim Alayı'nda yapan Vatan Şaşmaz, dağıtım kurasında Şırnak-Cizre'yi çekti. Ünlü sunucu, vatan borcunu ödemek üzere yarın Şırnak'a gidecek.

    Annem gurur duyuyor

    Yola çıkmadan önce Hürriyet'in Kelebek ekine konuşan Şaşmaz, "Şırnak'a düştüm diye annem çok gurur duyuyor. Şu anda orada büyük bir operasyon var tabii. Bu yüzden hem annem hem de nişanlım Nergis (Mizanoğlu) üzülüyordur, ama kolay adapte olacağımı düşünüyorum. Rahat uyuyun, biz nöbetteyiz" dedi.

    Düğün terhisten sonra

    Şaşmaz, eski nişanlısı Nergis Mizanoğlu ile gizlice nikah kıydığı haberlerine de yanıt verdi: "Biz daha önce Nergis'le Paris'te nişanlanmıştık. Sonrasında ayrıldık, ama geçen zaman bize birbirimizi ne kadar sevdiğimizi hatırlattı ve yeniden bir araya geldik. Bu büyük aşka araya sıkıştırılmış bir düğün yakışmaz. Düğünümüz çok büyük ve gösterişli olmalı. O yüzden askerden döndükten sonra Nergis'le nikah masasına oturacağım."
#05.12.2007 09:27 1 0 0
#03.12.2007 09:55 1 0 0
  • noimage

    Bilfen Okullarının düzenlediği Yıl sonu gösterisi önceki akşam Aya İrinide yapıldı. Gösteriyi Türkan Şoray ile Emel Sayın da izledi. Selvi Boylum Al Yazmalım filminin müziğini yapan Cahit Berkay, curasıyla şarkıyı çaldı. Şoray da Arım Balım Peteğim filminin şarkısını seslendirdi. Şoray, Tansu Çiller;le ABDde buluşup kızınız Yağmurla Berkin geleceğini konuştuğunuz doğru mu sorusuna Hayır görüşmedik. Yağmurun özel hayatı onu ilgilendirir diye konuştu.
#31.05.2007 11:50 1 0 0