melankol

melankol

Üye
28.09.2004
Çavuş
1.378
Hakkında

  • Ah, sensiz kalmıyor muyum, bazen yıkasım geliyor gördüğüm bütün duvarları.
    Ardından seni bulurum sanıyorum.
    Ne ayrı koyduysa bizi, zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor.
    Sana dokunmamı engelleyen ne varsa, bir kadehi yere çarpıp tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum.
    İsyanım taşıyor, kendi öfkemden korkuyorum.
    Ve kavuşmak Bunu düşünmek içimde kırılmış bütün aynaları tamir ediyor.
    Mavi bir yağmur başlıyor, ıslanıyorum. Maviye boyanıyorum.
    Öyle özlüyorum ki...
    Canım Aşkıma
#27.05.2005 09:27 0 0 0
  • Konu: Çare
    tesekkurler ellerine saglık arkadasım unuttugumuz bazı seylerı hatırlattıgın ıcın negüzel deilmi çaresizsek çarebiziz
#25.05.2005 18:49 0 0 0
#25.05.2005 18:25 0 0 0
#25.05.2005 16:52 0 0 0
#25.05.2005 13:41 0 0 0
#24.05.2005 17:24 0 0 0
#23.05.2005 14:04 0 0 0
  • Bir saniye iste benden sensiz geçirdiğim,veremem.
    Sensiz geçecekse geçmesin zaman,istemem.
    Seninle yeniden doğdum,yeniden doğuşun kanıtıyım ben.
    Senden önce geçen zamanı,sana ulaşmak için yürüyerek geçirmişim, kimmişim bilememişim.
    Şimdi başımı çevirip geriye bakmıyorum bile.
    O yol yüründü ve bitti, artık seninle yürünecek bambaşka bir yol var önümde. Yorgunluk nedir bilmeyeceğim, hiç şikayet etmeyeceğim ve bir tek adımda bile tökezlemeyeceğim uzun, aşk dolu bir yol...
    Öyle aklımdasın ki...
    Canım Karıma
#23.05.2005 13:53 0 0 0
  • Semüre İbnu Cündeb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sık sık: "Sizden bir rüya gören yok mu?" diye sorardı. Görenler de, O'na Allah'ın dilediği kadar anlatırlardı. Bir sabah bize yine sordu:

    " Sizden bir rüya gören yok mu ?"

    Kendisine:

    "- Bizden kimse bir Şey görmedi!" dediler. Bunun üzerine:

    " Ama ben gördüm" dedi ve anlattı: "Bu gece bana iki kişi geldi.

    Beni alıp haydi yürü! dediler. Yürüdüm. Yatan bir adamın yanına geldik. Yanında biri, elinde bir kaya olduğu halde başucunda duruyordu. Bazan bu kayayı başına indirip onunla başını yarıyordu, taş da sağa sola yuvarlanıp gidiyordu. Adam taşı takip ediyor ve tekrar alıyordu. Ama, başı eskisi gibi iyileşinceye kadar vurmuyordu. İyileştikten sonra tekrar indiriyor, önceki yaptıklarını aynen yeniliyordu. Beni getirenlere:

    - Sübhânallah ! nedir bu ? dedim. Dinlemeyip:

    - Yürü! Yürü!

    dediler. Yürüdük, sırtüstü uzanmış birinin yanına geldik. Bunun da yanında, elinde demir kancalar bulunan biri duruyordu. Adamın bir yüzüne gelip, çengeli takıp yüzünün yarısını ensesine kadar soyuyordu. Burnu, gözü enseye kadar soyuluyordu. Sonra öbür tarafına geçip, aynı şekilde diğer yüzünün derisini de ensesine kadar soyuyordu. Bu da, yüz derileri iyileşip eskisi gibi sıhhate kavuşuncaya kadar bekliyor, sonra tekrar önce yaptıklarını yapmaya başlıyordu. Ben burada da:

    - Sübhanallah, nedir bu? dedim. Cevap vermeyip:

    - Yürü ! Yürü !

    dediler. Beraberce yürüdük. Fırın gibi bir yere geldik. İçinden birtakım gürültüler, sesler geliyordu. Gördük ki, içinde bir kısım çıplak kadınlar ve erkekler var. Aşağı taraflarından bir alev yükselip onları yalıyordu. Bu alev onlara ulaşınca çığlık koparıyorlardı. Ben yine dayanamayıp:

    - Bunlar kimdir?

    diye sordum. Bana cevap vermeyip:

    - Yürü ! Yürü !

    dediler. Beraberce yürüdük. Kan gibi kırmızı bir nehir kenarına geldik. Nehirde yüzen bir adam vardı. Nehir kenarında da yanında bir çok taş bulunan bir adam duruyordu. Adam bir müddet yüzüp kıyıya doğru yanaşınca yanında taşlar bulunan kıyıdaki adam geliyor, öbürü ağzını açıyor bu da ona bir taş atıp kovalıyordu. Adam bir müddet yüzdükten sonra geri dönüp adama doğru yine yaklaşıyordu. Her dönüşünde ağzını açıyor, kıyıdaki de ona bir taş atıyordu. Ben yine dayanamayıp:

    - Bu nedir?

    diye sordum. Cevap vermeyip yine:

    - Yürü ! Yürü !

    dediler. Beraberce yürüdük. Çok çirkin görünüşlü bir adamın yanına geldik. Böylesi çirkin kimseyi görmemişsindir. Bunun yanında bir ateş vardı. Adam ateşi tutuşturup etrafında dönüyordu. Ben yine:

    - Bu nedir?

    diye sordum. Cevap vermeyip:

    - Yürü ! Yürü !

    dediler. Beraberce yürüdük. İri iri ağaçları olan bir bahçeye geldik. İçerisinde her çeşit bahar çiçekleri vardı. Bu bahçenin içinde çok uzun boylu bir adam vardı. Semaya yükselen başını neredeyse göremiyordum. Etrafında çok sayıda çocuklar vardı. Ben yine:

    - Bunlar kimdir?

    dedim. Cevap vermeyip:

    - Yürü ! Yürü !

    dediler. Beraberce yürüdük. Ulu bir ağacın yanına geldik. Ne bundan daha büyük, ne de daha güzel bir ağàç hiç görmedim. Arkadaşlarım:

    - Ağaca çık !

    dediler. Beraberce çıkmaya başladık. Altun ve gümüş tuğlalarla yapılmış bir şehre doğru yükselmeye başladık. Derken şehrin kapısına geldik. Kapıyı çalıp açmalarını istedik. Açtılar ve beraberce girdik. Bizi bir kısım insanlar karşıladı. Bunlar yaratılışça bir yarısı çok güzel, diğer yarısı da çok çirkin kimselerdir. Sanki böylesine güzellik, böylesine çirkinlik görmemişsindir. Arkadaşlarım onlara:

    - Gidin şu nehire banın!

    dediler. Meğerse orada açıkta bir nehir varmış. Suyu sanki sâfi süttü, bembeyaz. . . Gidip içine banıp çıktılar. Çirkinlikleri tamamen gitmiş olark geri geldiler. İki tarafları da en güzel şekli almıştı. Beni dolaştıran arkadaşlarım açıkladılar:
    - Bu gördüğün, Adn cennetidir. Şu da metin makamındır. Gözümü çevirip baktım. Bu bir saraydı, tıpkı beyaz bir bulut gibi.

    - Beni gezdirin, içine bir gireyim! dedim.

    - Şimdilik hayır! Amma mutlaka gireceksin, dediler.
    Ben:

    - Geceden beri acaip şeyler gördüm, neydi bunlar? diye sordum.

    - Sana anlatacağız, dediler ve anlattılar:

    - Taşla başı yarılan, o ilk gördüğün adam, Kur'ân'ı atıp reddeden, farz namazlarda uyuyup kılmayan kimsedir. Ensesine kadar yüzünün derileri, burnu, gözü soyulan adam, evinden çıkıp yalanlar uydurup, etrafa yalan saran kimsedir. Fırın gibi bir binanın içinde gördüğün kadınlı erkekli çıplak kimseler, zina yapan erkek ve kadınlardır. Kan nehrinde yüzüp ağzına taş atılan adam fâiz yiyen adamdır. Ateşin yanında durup onu yakan ve etrafında dönen pis manzaralı adam, cehennemin, ateşin bekçisidir. Bahçede gördüğün uzun boylu adam İbrahim (aleyhissalâtu vesselâm)'di. Onun etrafındaki çocuklar ise, fıtrat üzere (bûluğa ermeden) ölen çocuklardır. "

    Cemaatten biri hemen atılarak:

    "- Ey Allah'ın Resülü! Müşrik çocukları da mı`?" diye sordu.

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

    " Evet, dedi, müşrik çocukları da." ve anlatmaya devam etti:

    " Yarısı güzel yarısı çirkin yaratılışlı olan adamlara gelince, bunlar iyi amellerle kötü amelleri birbirine karıştırıp her ikisini de yapan kimselerdir. Allah onları affetmiştir."
#23.05.2005 13:33 0 0 0
  • Hakkı ıle yardım edenlerden olmak nasıp etsin Rabbim bizlerde insallah.
    Allah razı olsun zafer kardeşim
#23.05.2005 11:11 0 0 0
  • Allah Razı olsun yunus kardeşim..ellerine saglık insallah..
    Rabbim bizleri şeytan ve şeytani olan herşeyın şerrinden ve vesveselerinden koruusun..
#23.05.2005 11:03 0 0 0
#23.05.2005 10:50 0 0 0
  • Öyle seviyorum ki...
    Karşımdasın.Elimi uzatıp dokunabiliyorum sana.Ne büyük mutluluk bu.Gördüğüm en güzel şeysin.Senden öte tanımladığım başka hiçbir şey yok. Her şey seninle başlıyor benim dünyamda. Bütün çiçekler sen,bütün yıldızlar sen...Bir sanat eserisin,bakmaya doyamadığım. Tanrının bana armağanısın,ve her geçen gün artıyor sana hayranlığım. Yüzünde kuşlar, gözlerinde hayatın ta kendisi var. Öyle gerçeksin ki...

    Gözümü açıyorum sen,kapıyorum sen...Hiç bitmeyen serüven...Günümün en keyifli anı,uykumun en tatlı rüyası...Seni soluyorum,havadasın. Seni kokluyorum,doğadasın. Hele şimdi sonbaharsın. Ya da sonsuz bahar. Seni yaşıyorum,canımdasın. Canımsın...Sarılsam sana, bin yıl geçse, bir an bile ayrılmasak...Ten tene, yürek yüreğe sonsuz baharın en aşk dolu iki yaprağı olsak...Ağaç ağaç gezip,yeşersek,açsak. Yere düşsek, kalksak...Seni bilsem, bir tek seni..Seni görsem,bir tek seni...Sesin sarhoş etse beni...Öyle içimdesin ki.
    Canım Aşkıma
#22.05.2005 15:50 0 0 0
  • Konu: Erkek Beyni
    beyınsız olanlar nasıl oluyor kım elıne saglık
#22.05.2005 00:47 0 0 0
  • Vazgeç Felek Vazgeç
    Hep peşinden kosmaktan
    Onun için Yaşamaktan....
    Onsuz ama hasretle
    Bitmeyen Bir Özlemle
    Sanmaki Yaşıyorum
    Sanmaki Mutluyum
    Seni Sensiz Hayalinle Yaşıyorum
    Ceylan Gözlüm Seni Seviyorum
    Hayallerimdeki Perimsin
    Cennetteki Hurimsin
    Dünyadaki Sevgilimsin
    Sen BeNimsin
#21.05.2005 23:09 0 0 0
  • Konu: Zenci
    Tesekkurler
#21.05.2005 22:38 0 0 0
#21.05.2005 18:45 0 0 0
#21.05.2005 18:22 0 0 0
#21.05.2005 13:51 0 0 0