melankol

melankol

Üye
28.09.2004
Çavuş
1.378
Hakkında

#12.05.2005 16:40 0 0 0
  • tesekkurler kardesım yemıs gıbı oldum ha..Bide beşiktaşlı olunca degme keyfıme eline saglık
#12.05.2005 16:33 0 0 0
  • Amin elfu elfu Amin
    Rabbim Sana sıgınırım Kabir Azabından..
    Allah razı olsun kardeşim.inşallah nasibimize duseni Almak nasıpetsın bu kıssadan ..
#12.05.2005 16:15 0 0 0
  • Oldum olası kola sevmem zaten
    Varsa yoksa Çay varmı çay gibisi...
    Tesekkurler kardes bılgımızı tazeledık sayende ve nasıl bır ıcecek oldugunu ogrendık..
#12.05.2005 16:11 0 0 0
  • başarılıdır.
    NEDEN dersek ..?
    bundan oncekı Rahmetli ÖZAL zamanından buzaman gelen bıldıgım hukumetlere bakarsak onların Canım Memleketımızi ne hale koyduklarını acı bir şekilde yaşadık, yaşamayada devam edecez.Ama AKP hiç deılse bunlardan dahaa ıyı ;elbette hataları oldu olacakta.Ama genelde güzel şeyler yapıyolar.
    Sonuçta :Allah yardımcıları olsun neyaparlarsa Vatan için yaptıklarından şüphem yok.Zerre kendılerıne cıkar ıcın calısmadıkları ortadadır.
#12.05.2005 16:03 0 0 0
  • EsSelam
    Sevgili kardeşim guzel emegın ve paylasımın ıcın Allah razı olsun
    Tesekkurler
#12.05.2005 14:08 0 0 0
  • Hakk yol uzere olmak herzaman her devırde zordur zor olacakta..
    Allah bızlere bu uğraşta kolaylık saglasın yar ve yardımcı olsun...Bir grup azınlık ıstedı dıye bolesıne rezıl bır karar bu ulkede ve dıger ulkelerde olacak herzaman.Mü'mini eresinden yaralarsak kafidir hesabından gidilecek ama unutmasınlarkı kardeslerimiz her turlu rezilliğin ustesınden Allah c.c. sayesınde sıyrılacaktır.
#12.05.2005 12:22 0 0 0
  • Allah Razı olsun sevgili kardeşim Ellerıne saglık bu guzel nasıhatlerle dolu fakat nefsımıze ağır gelen örnekleri bizimle paylaştıgın ıçin..
    Selametle
#12.05.2005 12:08 0 0 0
  • Konu: KARAMAN
    AKTEKKE CAMI DIŞ GORUNUM
    noimage
    AKTEKKE CAMİİ HZ.MEVLANANIN KONYAYA GİTMEDEN ONCE BIRZAMANLARKI DERGAHI VE BURDAKI YATIRLARDA HAZRETIN ANNESI ABISI AKRABALARI VE TALEBELERIDIR..ALLAH RAHMAET EYLESIN noimage
    BUDA BIR MANZARA
    noimage
#11.05.2005 16:11 0 0 0
  • Konu: KARAMAN
    Nicolas de Nicolay'ın 16.yy'a ait Karamanlı kadın tiplemesinoimage

    Karamanlılar

    Nicolas de Nicolay'ın 16.yy'a ait Karamanlı kadın tiplemesi
    Karamanlılar, atasözlerimize kadar yerleşmiş, fakat asıl nitelikleri hakkında çoğunlukla pek az şey bilinen bir topluluktur. Türkçe konuşurlar, bu yüzden Türkofon sayılırlar. Dinsel olarak ise Ortodoks Hıristiyan Rum olarak toplumsal katmanlar arasında yer tutarlar. Anadolu'da yüzlerce yıldır var oldukları bilinmektedir; komşularıyla çoğunlukla barış içinde yaşamışlardır. Tarih kitaplarında ise, özellikle Selçuklu devrinden sonra, Beylikler ve Fetret dönemlerinde kendilerinden yüzeysel bir şekilde bahsedilir.

    Karamanlı deyimi dar anlamıyla Karaman yöresinde yaşamış olanları kapsar. Bugün Karaman ilinin bulunduğu bölge merkez olmak üzere, Niğde, Konya, Maraş çevresindeki bozkırlara yerleşik oldukları bilinmektedir. Karamanlılar 1924'te Lozan Antlaşması çerçevesinde gerçekleştirilen mübadele sonucu Yunanistan'a göç etmişlerdir.

    Karamanlıların dilleri Osmanlıca, Antik Yunanca ve Rumcanın bir karışımıydı. Yazıda ise Grek alfabesini kullanırlardı. Halen anılan bölgedeki tarihi mezar taşlarında, Grekçe yazılmış, ama Türkçe okunan deyim ve dizelere rastlamak mümkündür.

    Karamanlılar yaşadıkları çevrede bir kültür dili de yaratmış olan topluluklardandır. 15 ila 18. yüzyıllar arasında yazılan Karamanlıca elyazması eserler ve 1718'den sonra basılan Karamanlıca kitapların neredeyse tümü, diğer dinsel kültürlerde de raslandığı gibi, Ortodoks din kitaplarıdır. 19. yüzyılda basılan ve sayısı beş yüzü aşan Karamanlıca kitapların arasında ise dini eserlerin yanı sıra, tarih, roman ve hikaye kitapları da yer alır.

    İstanbul'un fethinden sonra şehrin insan gücünü artırmak amacıyla uygulanan zorunlu iskan sonucu İstanbul'a getirilen Karamanlılar, öncelikle Yedikule'ye yerleştirildiler. 1551 'de İstanbul'a gelen gezgin Nicolas de Nicolay, Karamanlıların Yedikule yakınlarında büyük bir mahallede oturduklarını, geçimlerini ticaret ve zanaatla sağladıklarını, özellikle kuyumculuk ve işlemecilikte çok yetenekli olduklarını belirtir. Dükkanlarının Kapalıçarşı yakınında olduğu anlaşılmaktadır. Nicolay'a göre Karamanlı kadınlar diğer Rum kadınları gibi, hamama gitme ve kilise ziyareti dışında, sokağa nadiren çıkarlar. Evlerinde nakış işlemekte ustadırlar. Bu işlemeleri Kapalıçarşı'da ve pazarlarda satılır. Dar gelirli Karamanlı kadınlar geçimlerini sokaklarda yumurta, piliç, peynir ve sebze satarak kazanırlar.

    Karamanlılar, aynı dinden oldukları için Rum-Ortodoks patriğine tabidirler. Eremya Çelebi Kömürciyan da 17. yüzyılda Karamanlıların Yedikule'de suriçinde oturduklarını belirtir. ''Bunlar Rum oldukları halde Rumca bilmezler ve Türkçe konuşurlar'' diye yazar.

    Süreç içinde Karamanlılar Yedikule'den Fener, Cibali, Tahtakale, Kumkapı semtlerine ve Rumların yaşadığı diğer mahallelere dağılıp yerleştiler. Karamanlıların büyük çoğunluğu İstanbul'da ticaretle uğraşırlardı. Niğde'nin Kurdonos Köyü'nden gelenler sabun tüccarı, Aravan'dan gelenler kuruyemişçi, Uluağaç'tan gelenler kabzımal, Niğde'den gelenler zahireci ve peynirci, Fertek'ten gelenler beratlı şarapçı idiler; Ürgüp'ün Sinasos Köyü'nden gelenler havyar ve tuzlu balık ticareti, Kayserililer pastırma ve sucuk ticaretiyle uğraşırlardı.

    Dükkanları Eminönü'nde ve Galata'daydı. İstanbul'daki Karamanlılar, Tanzimat'tan sonra kurdukları yardımsever dernekler kanalıyla köylerinin kalkınması için kayda değer çabalar harcamışlardır.
#11.05.2005 16:00 0 0 0
  • Konu: KARAMAN
    noimage
    noimage
    UYDUDAN
    noimage
    KARAMAN KOYUNU İLE MEŞHURDUR.
    noimage
#11.05.2005 15:44 0 0 0
  • Konu: KARAMAN
    İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ

    Egemen olan iklim yapısı, genelde yazları sıcak ve kurak; kışları soğuk ve kar yağışlı olan karasal iklim yapısıdır. Yani, İç Anadolunun temel iklim yapısı, burada da görülmektedir. Ancak, ilin batı ve güneyinde, Orta Toros Dağları'nın Göksu ve kolları tarafından derin bir şekilde yarıldığı vadi tabanlarında, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz İklim özellikleri de görülür. Yağış genellikle kış ve ilkbahar aylarında, yağmur ve kar şeklindedir.



    En yüksek sıcaklık 39
    En düşük sıcaklık -26,8
    Yağışlı gün sayısı (Ortalama) 71
    Ortalama nisbi nem % 63
    Bir günde yağan en yüksek yağış 89,8 mm.
    Ortalama yıllık yağış miktarı 346,3 mm.


    İlde görülen karasal iklim özelliklerinin sonucu, bitki örtüsü olarak da step (bozkır) türü bitki topluluğu görülmektedir. Bu nedenle, il topraklarının %34'ü, yani 320.772 hektarlık alan, çayırlık ve meradır.

    İl topraklarının %21,2'si ormanlık alandır. 199.678 hektarlık bir alanı kaplayan ormanlarımızın, ne var ki, önemli bir bölümü baltalık ve maki örtüsü halindedir. Bunun nedeni, Karaman'ın ilk çağlardan beri yerleşime açık oluşu ve bu yüzden ormanların tahrip edilmiş olmasıdır. Tahrip edilen orman örtüsünün yerinde, çalılıklardan ve yabani zeytinden oluşan, Akdenize has maki bitki örtüsü görülmektedir.

    Ormanlarımızı oluşturan ağaç türleri meşe, çam, ladin, sedir, katran ve ardıçtır. Ayrıca Toros Dağları arasında dar ve sulanabilen uzun vadi tabanlarında söğüt, kavak ve yabani meyva ağaçları da görülmektedir.

    Karaman Valiliğince 1996 yılı içerisinde Hazine'ye ait toplam 9 milyon m'lik alan ağaçlandırılmak üzere çeşitli kamu ve özel sektöre ait kuruluşlara tahsis edilmiştir.Bu çerçevede ilk olarak İl Özel İdaresince 780.000 m'lik alanın ağaçlandırılması çalışmasına başlanmıştır.
#11.05.2005 15:09 0 0 0
  • Konu: KARAMAN
    SOSYAL YAPI

    Karamanda tarıma dayalı sanayi sektöründe ihracata dönük üretimi hedefleyen yatırımların 90'lı yılların başlarından itibaren hız kazanması ile birlikte, istihdamda da önemli gelişmeler kaydedilmeye başlamıştır. Tarıma dayalı sanayi sektörüyle bağlantılı olan sektörlerdeki istihdam artışı da işsizliğin hafifletilmesi sürecine önemli katkılar sağlamıştır.

    Karaman ilinde ziraat, avcılık, ormancılık ve balıkçılık en fazla istihdam yüzdesine sahip iktisadi faaliyet kolu olarak ön plana çıkmaktadır.

    243.210 kişi olan nüfusumuzun; 120.957'sini erkek, 122.253'ünü kadın oluşturmaktadır. Doğurganlık-düşük yapma oranında ve bebek ölümlerinde hızlı bir düşüş görülmektedir.

    İlimizde görme, işitme veya konuşma özürlü; 2.135'i Kız, 3.189'u Erkek olmak üzere toplam 5.324 kişi mevcuttur.

    Karaman ilinde 12 yaş ve üzeri yaştaki faal nüfus 184.078 kişi olup, toplam il nüfusunun(243.210) % 75.68'ini meydana getirmektedir. Bu nüfusun %52.65'ini (96.922 kişi) istihdam, %3.63'ünü (6.694 kişi) işsiz, %43.72'sini de işgücünde olmayan (80.462 kişi) nüfus oluşturmaktadır.

    Karaman nüfusu içinde bu ilde doğanların oranı son 10 yılda azalma göstermiştir. 1990 yılında Karaman nüfusunun %88.7'si bu ilde doğmuş kişilerden meydana gelirken, söz konusu oran 2000 yılında %85.1'e gerilemiştir. Bu tespit de göçün yorumlanmasında kullanılan göstergelerden biri olup, Karaman İlinin son 10 yılda göç aldığını ortaya koymaktadır.

    2000 yılı itibariyle, Karaman ilinde okuma yazma oranı % 98 olup, bu nüfus içinde bir öğrenim kurumundan mezun olan 144.460 kişi olup, bu nüfusun % 67.29'unu ilkokul, % 11.45'ini lise, % 7.98'ini ortaokul ve % 5.25'ini yükseköğretim mezunları meydana getirmektedir.

    Karaman ilinde yüksek öğrenimin başlangıcını; 1987 yılında Konya Selçuk Üniversitesine bağlı olarak Karaman Meslek Yüksek Okulunun eğitim ve öğretime başlaması oluşturur
#11.05.2005 15:06 0 0 0
  • Konu: KARAMAN
    NÜFUS

    Karaman'da kilemotrekareye düşen kişi sayısı, 1990 yılında 24 kişiyken, 2000 yılında 27 kişiye yükselmiştir. 1990-2000 yılları arasında Türkiye'nin nüfusu yaklaşık 1.2 kat artış göstermiştir. Aynı dönemde, Karaman ilinin nüfusu 1.1 kat artış göstererek, 2000 yılında 243.210'a yükselmiştir. 1990-2000 döneminde Karaman ilinin yıllık nüfus artış hızı o/oo11.2'dir. 1990 yılında Karaman ili ülke nüfusu içinde %0.39'luk bir paya sahip iken, 2000 yılında yaklaşık %0.36'lık bir paya sahiptir. 1990-2000 döneminde Karaman ilinin yıllık nüfus artış hızı ülke ortalamasından daha düşük olarak gerçekleşmiştir.


    1990-2000 döneminde şehir nüfusu yıllık o/oo27.7'lik bir artış hızı ile büyürken, köy nüfusu yıllık o/oo7.6'ya düşmüştür. Bu dönemde şehir ve köy nüfusundaki bu artış ve azalışlara bağlı olarak şehirde yaşayan nüfusun oranı



    artmış, köyde yaşayan nüfus oranı azalmıştır. Karaman nüfusunun (2000 yılı) % 57.5'iu şehirde yaşamaktadır. İl nüfusunun yapısında etnik farklılık görülmemektedir. 2000 Yılı Nüfus Tespiti'ne göre merkez ilçe nüfusu 105.384, ilin toplam nüfusu ise 243.210 olarak belirlenmiştir.

    İllerin nüfus büyüklükleri dikkate alındığında Karaman, toplam nüfus bakımından (2000 Nüfus Tespiti'ne göre) 81 il içinde 68'nci sırada, merkez ilçe nüfusu olarak da 42'nci sırada yer almaktadır.
#11.05.2005 15:03 0 0 0
  • Konu: KARAMAN
    EĞİTİM

    İlimiz tarihte, eğitim ve kültür alanında önemli bir merkez olmuş ve bu konumunu sürdürme çabasındadır. İlde eğitimin istenilen düzeye ulaştırılması için her türlü kaynak seferber edilmiştir. İlde okuma-yazma oranı % 98' dir.
    İlimizdeki ilköğretim ve ortaöğretim okullarında toplam 44570 öğrenci ve 2641 öğretmen bulunmaktadır.

    Öğretim kademelerine göre okullarımızın durumu şöyledir

    Okul Öncesi

    İl merkezinde 1 bağımsız ana okulu, 137 öğrenci, 6 öğretmen 1 Müdür Yardımcısı ile 5 şubede eğitim öğretim yapmaktadır. İlimiz genelinde toplam 86 okulda (Özel Okullar dahil) 104 anasınıfı açılmıştır, bu sınıflarımızda 1560 öğrenciye, 75 öğretmen, 46 usta öğretici ile eğitim verilmektedir. İlimiz merkezinde 1 anaokuluna ihtiyaç vardır.

    İlköğretim

    İlimiz genelinde 103 birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okulu, 70' i müstakil sınıflı ilköğretim okulu, 2' si pansiyonlu ilköğretim okulu, 1 yatılı bölge okulu ve 4 özel ilköğretim okulu olmak üzere, toplam 180 okulda, 1515 şubede 1960 öğretmen ile 34258 öğrenci, 1218 derslikte eğitim öğretim yapmaktadır. Bu okullarımızdan 163 okulumuz normal, 16 okulumuz ikili eğitim yapmaktadır.

    İlimiz merkezindeki 11 ilköğretim okulunda ( Atatürk, B. Sıtkı Erdoğan, Bifa, Cumhuriyet, G. Mustafa Kemal , İsmet İnönü, İstiklal, K.Oğlu Mehmet Bey, Mümine Hatun, Yem Sanayi ve Yılmaz Babaoğlu) ikili eğitim yapılmakta olup, bu okullarımız normal eğitme geçmesi için 130 dersliğe ihtiyaç bulunmaktadır.

    İlimiz genelinde 121 okulumuzdaki 2551 öğrenci merkez okullarına taşınmaktadır.

    İlimiz genelindeki ilköğretim okullarımızda (Köyde) 124 lojman bulunmaktadır.

    Ortaöğretim

    İlimiz genelinde; 16 genel lisede 207 derslik, 220 şube, 6010 öğrenci 340 öğretmen ile eğitim öğretim, 11 meslek teknik lisesinde (Anadolu Öğretmen Lisesi dahil) 120 derslik, 113 şube, 2742 öğrenci, 266 öğretmen ile eğitim öğretim, 2 özel lisede 17 derslik, 5 şube, 94 öğrenci 15 öğretmen ile eğitim öğretim yapılmaktadır.

    İlimiz merkezindeki 3 genel lisede (Karaman Lisesi, Bifa Lisesi ve Fatih Lisesi ) ikili eğitim öğretim yapıldığından, normal eğitime geçmesi için, (Her sınıfa 30 öğrenci baz alındığında) 62 dersliğe ihtiyaç vardır. İlimiz merkezinde 2 Genel Liseye ihtiyaç bulunmaktadır.

    Yaygın Eğitim

    İlimizdeki 6 Halk Eğitim Merkezinde 57 öğretmen ile 132 kurs açılmıştır. Bu kurslara 1577'si meslek , 829 sosyal ve kültürel, 252 si okuma-yazma kursu olmak üzere, toplam 5169 kursiyer katılmış ve 2352 kursiyer sertifika almıştır.

    Mesleki Eğitim Merkezinde 37 öğretmen ve 1 usta öğretici ile açılan 6 kursa 370 kursiyer katılmış 262 kalfa ve 108 usta öğretici yetiştirilmiştir. 296 kursiyere ustalık belgesi verilmiştir. Merkez bünyesinde 961 çırak, 1154 kalfa öğrenci kayıtlı bulunmaktadır. Halk Eğitim Merkezleri ve Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüklerinde toplam 5469 kişiye hizmet verilmiştir. İlimizde 4 motorlu taşıt sürücü kursu bulunmaktadır. Bu kurslarda 32 öğretmen, 40 usta öğretici görev yapmaktadır. 1900 kursiyere sürücü belgesi verilmiştir. 3 bilgisayar kursu ve 1 ingilizce kursu 5 öğretmen, 9 usta öğretici ile 190 öğrenciye sertifika verilmiştir. 6 dershanede, 60 öğretmenle 1450 öğrenci çeşitli sınavlara hazırlamıştır.

    2001-2002 Eğitim Öğretim Yılında eğitime açılan, Eğitim Uygulama ve İş Eğitim Merkezimizde, 18 öğretmen 80 zihinsel engelli öğrenciye eğitim vermektedir.


    Yükseköğretim

    İlimiz Selçuk Üniversitesine bağlı olarak 1 fakülte (Karaman İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi), 2 yüksek okul (Karaman Sağlık Yüksek Okulu ve Karaman Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu), 3 meslek yüksek okulu (Karaman Meslek Yüksek okulu, Ermenek Meslek Yüksek okulu ve Kazımkarabekir Meslek Yüksek okulu) bulunmaktadır.


    İlimizde bulunan 1 fakülte ve 5 yüksekokulda 109 öğretim görevlisi görev yapmaktadır. 4340 öğrenci öğrenim görmektedir. Bütün Karamanlıların ortak arzusu, bu fakülte ve yüksekokulların ilde kurulacak bir üniversite (Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi) çatısı altında toplanmasıdır.
#11.05.2005 14:57 0 0 0
  • Konu: KARAMAN
    KÜLTÜR

    Karaman, kültürel varlıkları bakımından zengin bir ildir. İlde 2si çocuk kütüphanesi olmak üzere 18 kütüphane bulunmaktadır. İl Halk Kütüphanesi bünyesinde ayrıca 1 adet gezici kütüphane aracı vardır. İl merkezinde eski eserlerin sergilendiği müze binası mevcuttur. İl sınırları içinde 60 tescilli sit alanı bulunmaktadır. Mimari zenginlikler; 3 adet askeri yapı, 167 adet dinsel kültürel yapı, 1 adet idari yapı, 61 adet sivil mimari örneği (Konut), 9 adet doğal anıt olmak üzere 241 adet tescilli yapı bulunmaktadır.

    Önemli mimari eserler arasında, Mader-i Mevlana Türbesi, İbrahim Bey İmareti ve Camii, Hatuniye Medresesi ve Karaman Kalesi sayılabilir.

    İlimizde her yıl;

    26 Ocak'ta "Kazımkarabekir Paşa'yı Anma Törenleri", 12-13 Mayıs tarihlerinde "Türk Dil Bayramı ve Yunus Emreyi Anma Törenleri", Eylül ayı sonunda, "Elma Teşvik Yarışması", Aralık ayında, "Mevlanayı Anma Törenleri" yapılmaktadır.

    İlçelerimizden, Ayrancıda "Hıdırellez Şenlikleri", Sarıveliler'de "Bal Festivali", Dumlugöze Köyünde Kardelen Festivali, Başyayla'da "Kiraz Festivali", Ermenekte "Sıla Haftası", Göktepe Kasabası'nda "Büğlü Baba Sultan ve Ceviz Festivali" yapılmaktadır.

    Bir adedi Ermenek ilçesinde, 4'ü il merkezinde olmak üzere, il genelinde 5 yerel radyo, merkezde 4 adet yerel ve 1 bölgesel televizyon istasyonu faaliyet göstermektedir. TRT 1, 2, 3, 4 ile özel kanallardan, Kanal D, Show, TGRT, Kanal 7, Samanyolu, NTV, Ulusal, Star, Flash, atv, TV8, Meltem ve Işık tv izlenmektedir.

    Ayrıca, ilimizde 2 adet günlük, 1 adet haftalık gazete çıkmaktadır. Günlük ve haftalık gazetelerin yaklaşık baskı sayıları şöyledir:

    Karaman Uyanış Gazetesi : 600 adet
    Karamanın Sesi Gazetesi : 600 adet
    Yeşil Ermenek Gazetesi (Haftalık) : 600 adet
#11.05.2005 14:53 0 0 0
#11.05.2005 11:47 0 0 0
  • Rahmet ve hidayet rehberi Kur'an-ı Kerim, peygamberlerin hayatlarından kıssalar nakleder. Bunlar sayesinde geçmiş peygamberler ve ümmetleri hakkında bilgi edinir, kendimizi o zamanların içinde hissederiz. Aslında bu kıssaların üzerimizdeki etkilerini sözlerle ifade etmek pek mümkün değildir. Okur, dinler ve nasibimizi alırız. İşte bu kıssalardan biri de Belkıs kıssasıdır.

    Tarih, yaklaşık olarak M.Ö. 1000 ila 900 yılları arasıdır. Hz. Davud a.s.'ın oğlu Hz. Süleyman a.s., babasının vefatından sonra hükümdarlık vazifesini devralmış, aynı zamanda Allah Tealâ da onu peygamberlikle görevlendirmiştir.

    Süleyman a.s.'a yeryüzünde hiç kimseye verilmeyen bir saltanat verilmiş ve yine sadece ona has mucizeler ikram edilmiştir. O kuşlarla konuşmuş, cinlerden, insanlardan ve hayvanlardan oluşan çok kalabalık, çok ilginç bir orduya komuta etmiştir.
    'Hüdhüd kuşu nerede?'

    Hz. Süleyman a.s. ordusuyla Yemen'e, Sebe halkını Allah'a imana davet etmek üzere sefere çıkmıştı. Zira Sebe halkı ve başındakiler ateşe ve puta tapınmakta idiler.

    Bu sefer esnasında Süleyman a.s. Hüdhüd adlı kuşu aramış, ancak görememişti. Hüdhüd yerin altındaki suyu görür ve mesafesini tesbit edip bildirirdi. Askerleri çok susayan Süleyman a.s. Hüdhüd'ü göremeyince celâllenmiş ve "geçerli bir mazeretle gelmezse, onun canını iyice yakacağım" demişti.

    Bu sırada Hüdhüd, Sebe krallığında Belkıs'ın sarayındaydı. Belkıs, Sebe krallığının melikesiydi ve büyük bir ordu ile muhteşem bir hazineye hükmediyordu. Hüdhüd Sebe krallığında bir süre dolaşıp Süleyman a.s.'ın yanına döndü. Gecikmesinin sebebini söyleyip özür diledi ve Sebe krallığında gördüklerini anlattı:

    - Sebelilere hükümdarlık eden, kendisine her şey verilmiş ve büyük bir tahtı olan Belkıs'la karşılaştım. Onun ve kavminin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş, dedi. Süleyman a.s.:

    - Doğru mu yoksa yalan mı söylüyorsun bunu göreceğiz, dedi ve bir mektup yazarak Hüdhüd'e bunu Belkıs'ın sarayına götürmesini emretti.

    Hüdhüd emre uyarak mektubu saraya götürdü ve Belkıs'ın odasına bırakıp geri döndü.

    Meçhul mektup

    Belkıs, odasında bulduğu mektubu açtı ve okudu. Sonra kavminin ileri gelenlerini topladı. Onlara şöyle seslendi:

    - Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakılmış. Mektup Süleyman'dandır. Mektubuna Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlıyor. Bana karşı gelmeyin, teslim olun diyor. Beyler, ulular, bu işte bana bir fikir verin. Bilirsiniz, siz yanımda olmadan, size danışmadan hiçbir işi kestirip atmam.

    Bunun üzerine ileri gelenler:

    - Biz güçlü, kuvvetli kimseleriz, yaman savaşçılarız ama ferman senindir. Düşün, kararını ver, neyi emredersen onu yapalım, dediler. Belkıs:

    - Ona bir hediye göndereyim. Eğer o bu hediyeyi kabul ederse dünya hükümdarlarından birisidir ve bu bizim ondan daha yüksek ve kuvvetli olduğumuz anlamına gelir. Şayet kabul etmezse, o Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir, dedi ve elçilerin hediyeyle birlikte yola çıkmalarını emretti.
    Elçiler Süleyman a.s.'ın karargâhına ulaşıp hediyelerini takdim ettiler. Süleyman a.s. elçilere:

    - Siz bana maddi yardım yapmak mı istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği şey, size verdiğinden daha hayırlıdır. Hediyeniz ile siz sevinin, ben değil! Hükümdarınıza dönün ve ona söyleyin ki, asla karşı koyamayacağı ordularla gelir, onları hor ve hakir bir durumda yurtlarından sürer çıkarırım, dedi. Hakiki krallık neymiş anlaşılsın

    Elçiler geri dönüp Belkıs'ın yanına vardılar. Süleyman a.s.'ın dediklerini bir bir anlattılar. Bunun üzerine Belkıs kavminin ileri gelenlerini toplayarak Süleyman a.s.'ın karargâhına doğru yola koyuldu. Nihayet varmalarına az bir mesafe kala Süleyman a.s. çevresinde bulunanlara:

    - Ey ileri gelenler, onlar gelmeden önce hanginiz Belkıs'ın tahtını bana getirebilir? diye sordu. Cinlerden biri:

    - Sen yerinden kalkmadan önce getirebilirim, dedi.

    Süleyman a.s., daha erken gelmesini istiyorum, deyince, kendisine Allah tarafından verilmiş bir ilmin sahibi olan Asaf b. Berhıya:

    - Sen daha gözünü açıp kapamadan onu sana getirebilirim. Gökyüzüne bak, birazdan onun tahtını yanında göreceksin, dedi ve secdeye kapanıp İsm-i Azam duasını okudu.

    Süleyman a.s. hemen o anda Belkıs'ın tahtını kendi tahtının yanında buldu.

    - Bu Rabbim'in bir lütfudur. Şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü diye beni sınamaktadır, dedi. Ümmetinden birinin Rabbi'nin katında hemen duası makbul olunacak bir dereceye ulaştığını görmüş, hamdetmişti.

    Süleyman a.s. maiyetindekilere dedi ki:

    - Tahtı Belkıs'ın tanıyamayacağı bir hale getirin. Bakalım kendi tahtı olduğunu fark edebilecek mi?

    Emredildiği üzere taht değiştirilip, üzerindeki mecusilik ve putperestlik sembolleri söküldü.

    Belkıs ve Sebe krallığının ileri gelenleri Süleyman a.s.'ın huzuruna vardılar. Misafirler ağırlandı, sohbet edildi. Süleyman a.s. "Senin tahtın da böyle miydi?" diyerek Belkıs'ın tahtını gösterdi. Belkıs şaşırarak:

    - Tıpkı o! Fakat ben onu surların içerinde bırakıp gelmiştim. Onu koruyan binlerce asker vardı. Buraya nasıl gelebildi? dedi.

    Süleyman a.s. cinlere, Belkıs gelmeden önce, onu ağırlamak için bir saray inşa etmelerini de emretmişti. Sarayın avlusunun tabanını billurdan yaptırmış, altından sular akıtmış ve içine balıklar koydurtmuştu.

    Süleyman a.s. köşke kadar eşlik ederek Belkıs'ı içeri buyur etti. Belkıs avluyu görünce derin bir su sandı ve kaftanının eteğini topladı. Süleyman a.s. zeminin billurdan yapılmış şeffaf bir döşeme olduğunu izah etti. Bütün bu yaşadıkları Belkıs'ı derinden sarstı. Krallığı, sarayı, ihtişamlı hayatı gözünün önüne geldi ve anladı ki asıl ihtişam Allah'a ve O'nun sadık kullarına ait. Tevbe edip Allah'a yöneldi. Şöyle niyaz etti:
    -Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber alemlerin rabbi olan Allah'a teslim oldum.

    Öyledir; mal-mülkle övünmek, kendinde bir varlık vehmetmek, sadece kendine yazık etmektir. Hakiki güç ve zenginlik Alemlerin Rabbi'ne itaat ve inkıyattır. İnsanlar bunu anlasın diye peygamberler gönderildi. Ve ibret alalım diye onların yaşadıkları bize anlatıldı.

    Selametle Allah'a c.c. Emanet olun...
#10.05.2005 14:14 0 0 0
  • YERYÜZÜNÜN ŞAHİTLERİ m.IŞIK

    İnsan ne zaman bir olaya, bir duruma şahit olsa, artık o işin içinde sayılır. Şahitlik ettiği her ne ise, artık o hayatının bir parçası olmuştur. Ona şahitliğinden ötürü bir görev yüklenmiş ve o görevi yerine getirinceye kadar, şahitlik vasfı mevcut sıfatlarına eklenmiştir. Hatta denilebilir ki, en önemli vasfı şahitlik olmuştur.

    Allah Tealâ'nın insana yüklediği yegane görev sayılan şahitlik, aynı zamanda insanın dünyaya bırakılış gayesidir. İnsan, Allah'ın birliğine, peygamberlerine, meleklerine, kitaplarına, hayrın ve şerrin O'ndan olduğuna şahitlik etmek, buna inanmak ve bunu doğrulamak için gönderilmiştir. Şahitlik görevini yerine getirenler "müslüman" olarak isimlendirilmiştir.

    Şahitlik bununla sınırlı değil. Bütün olarak bakıldığında şahitlik, müslümanlar olarak bizim diğer insanları, olayları ve karşılaştığımız ne varsa hepsini, günü geldiğinde Allah'ın huzurunda bize sorulduğunda doğrulamak üzere kaydını tutmamızdır.

    Allahu Tealâ, Peygamber s.a.v. Efendimiz'i bize şahit olarak göndermiş. Efendimiz s.a.v. de Veda Haccı'nda ümmetinin kendinden memnuniyetine Allah Tealâ'yı şahit tutmuştur. Allah Tealâ bizi de, Rasulü'nün takipçileri olarak, insanlara şahit olmamız için "müslüman" ismiyle isimlendirmiştir:

    "Allah yolunda hakkını vererek cihad edin (elinizden gelen bütün gayretinizi seferber edin). O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. Babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Rasul'ün size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size "müslümanlar' (Allah'a teslim olanlar) ismini O verdi. Öyle ise namazı en güzel şekilde kılın, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O sizin mevlânızdır (efendiniz, dostunuzdur). O ne güzel Mevlâ, ne güzel yardımcıdır." (Hac, 78)

    Evet; Hz. Peygamber s.a.v. bize şahitlik etti. Kur'an'ı en güzel şekilde yaşayarak hakikatlerin şahidi oldu. O'nun takipçileri olarak bize "müslümanlar" ismini veren Rabbimiz, insanların önünde hakikatlerin şahidi olmamızı istiyor. Namazımızı en güzel şekilde kılarak, zekâtımızı vererek, Allah'a sımsıkı sarılarak O'nun seçtiği, razı olduğu bir hayata şahitlik etmemizi istiyor. İşte dünyada şahitliğimizi bu şekilde ispat edebilirsek, ahirette de şahitliğimizin bir kıymeti olacak.

    Bize bir numune olmak üzere yeryüzünde bu şahitliği nasıl olması gerekiyorsa öyle yapan gönül adamları var. Şükür ki kıyamete dek eksik olmayacaklar.

    Onlar dünyada bütün insanlığa ilâhi hakikatlerinin canlı şahitleridirler. Görevini unutmuş, gevşemiş bizim gibi müslümanların da toparlanmamız ve kendimize gelmemiz için Cenab-ı Mevlâ'nın bize açtığı kurtuluş kapısıdırlar.

    Biz onların vazifelerini yaptığına şahidiz. Ya onlar bizim için ne diyecekler?



    İnşaAllah Gorevını yerıne getırmıs Şahitlerden Oluruz..
#10.05.2005 12:42 0 0 0