Zile , Kayseri'ye bağlı Develi kasabasının bir köyü iken belediye olmuştur.
Sümerler devrinde bölgenin adı Batı Şamiya olarak geçmiş, ilerleyen yıllarda Kral Yolu ve İpek Yolu bu bölge için kullanılmıştır. Ticaret yollarının kesin noktasında kurulmuş bir yerleşim yeridir.
Coğafi yerleşim olarak iki dağın arasında yüzü kuzeyde Sultan Sazlığı'na bakan bir yerleşke gösterir. Karayolu olarak, Develi ile Yahyallı'nın arasında bulunmaktadır.
Bölgede Roma ve önceki uygarlıklara ait bir çok arkeolojik mağara ve kalıntı gözlemlenmiştir. Osmanlı öncesi Rum yerleşiminde; kilisesi, manastırı olan bir yerleşim yeridir. Selçuklu fetih dönemlerinde Türkler ve Rumlar birlikte bu bölgede yaşamışlar, nüfus mübadelesinde Rumlar bölgeyi terk etmişlerdir.
Bölgede çıkan şifalı su (Acı Su) Sağlık Bakanlığından onaylı bir kaynaktır. İç hastalıklar ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir.
İklim
Kasabada karasal iklim hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışlari soguk ve kar yağışlı geçer. Yağışlar daha çok ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde görülür. İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerinin sakin ve açık günlerinde kırağı ve don olayı müşahade edilir. Bu olaylar tarımı olumsuz etkiler. Ortalama yağış miktarı 366,6 mm'dir.
Kasaba topraklarında genellikle bozkır bitki örtüsü hakimdir. Yüksek kesimlerde yer yer orman alanlarına rastlanılsa da bozkır ve çalılıktır. Kasabada meyveciliğe yönelik meyve bahçeleri gelişmiş durumdadır.
Nüfus
Kasabada, 2000 yılının resmi nüfus sayım verilerine göre 1.494 kişi yaşamaktadır.Göç vermesi nedeniyle nüfus, son yıllarda çok fazla düşmüştür.
ABD'nin Florida eyaletinde bir kilise 11 Eylül saldırılarının yıldönümünde, "şeytanın dini" olarak tanımladığı İslam'ı protesto etmek için "Kuran yakma günü" düzenlemeyi planlıyor
"The Dove World Outreach Center" (Güvercin Dünya Yardım Merkezi) isimli kilise, internet sitesi ve facebook sayfasından Hıristiyanları 11 Eylül'de Kuran yakmaya çağırıyor.
Kilisenin rahibi Terry Jones, "İslam'ın şeytanın dini olduğuna inanıyoruz. Milyarlarca insanı cehenneme götüren, insanları kandıran bir din, şiddet içeren bir din. Bu pek çok kez kanıtlandı" dedi.
Ülkedeki bazı Hıristiyan grupları ile Müslümanlar ise, kilisenin bu girişimini engellemeye çalışıyor. Ulusal Evanjelistler Derneği bir açıklama yayımlayarak kiliseden Kuran yakma günü planını iptal etmesini istedi. Dernek, böyle bir etkinliğin dünya çapında dinler arası gerilime yol açacağı uyarısında bulundu. Amerika-İslam İlişkileri Konseyi isimli kuruluş da, Müslümanları Ramazan ayı boyunca "Kuran'ı paylaş" toplantıları düzenleyerek İslamofobinin yayılmasını önlemeye çağırdı.
California'daki Temecula Vadisi İslam Merkezi'nin bir kilisenin yanına cami inşa etme planı protesto gösterilerine neden oldu. Cami planına karşı çıkan bölge halkı ile Müslümanların cami yapma hakkını savunan Hıristiyan gruplar aynı anda gösteri düzenledi.
Okan Bayülgen, Rojin'i önce programına davet etti fakat son anda vazgeçti. Durumu anlayamayan Rojin, menejeri aracılığıyla Okan Bayülgen'in asistanından iptalin nedenini öğrendi. "Korkudan ötürü ağırlayamıyoruz" ifadesinin yer aldığı yazışma Rojin'i şoke etti.
Ünlü şarkıcı Rojin'in menejeri Tülay Özçelik, programa katılımın iptal sürecinde Okan Bayülgen'in asistanıyla yapılan facebook yazışmalarıyla biryikte konuyla ilgili bir açıklama yaptı.
İŞTE O AÇIKLAMA:
"Rojin,15 gün önce Okan Bayülgen tarafından 31 Temmuz 2010 gecesi yayımlanacak Disko Kralı programına davet edildi.Sanatçım yurtdışındaydı, defalarca arandım ve ısrarla konuk almak istediklerini söylediler. Programın yapılacağı tarihten bir gece önce ise Facebook üzerinden bana gönderilen bir mesaj ile Kürtçe şarkı söyleyen bir sanatçıyı programlarına konuk etmekten çekindikleri için davetin iptal edildiğini öğrendim.
Rojin, Türkçe-Kürtçe şarkı söyleyen, albümleri bütün müzik marketlerde satılan, Türkiye'de Avrupa'da ve Ortadoğu'da konserler veren ünlü ve sevilen bir sanatçıdır.
Türkiye de uzun bir zamandır demokrasi konusunda epeyce yol almıştır.
Türkiye'de Kürtçe şarkı söylenebilmektedir. En radikal milliyetçi partiler bile Kürt demekten çekinmemektedir. Devet Kürtçe yayın yapan kanal kurmuştur. Karadeniz'den Ege'ye, Şemmame çalınıp halay çekilmeyen düğün yok gibidir. 'Kart - Kurt' dost meclislerinde yapılan bayat bir espri olmaktan öte bir şey ifade etmemektedir.
Görünen o ki; Okan Bayülgen, bu davranışı ile Türkiye'nin demokrasi ortalamasının epeyce altında kalmıştır. Ancak her işte bir hayır vardır. Belki bu açıklama ile Okan Bayülgen halkımızın gerisinde kalmış dünya görüşlerini güncelleme şansı bulur.
O zaman korkacak bir durum olmadığını görecek, sebepsiz korkularını yenecektir.
Rojin Kanal D nin bir çok programına katılmış ve Kürtçe şarkılar söylemiştir, Kanalın böyle bir kısıtlama getirmediği bilgi dahilimizdedir".
"Süphe yok ki göklerde ve yerde mü'minler için (Allah'ın varlığına dair) deliller vardır. " (Casiye : 3)
Resim...............Ressam
Aslı..................Yaratan
Nasıl bir resim gördüğünüz zaman o resmi yapan bir ressam olduğunu kabul edersek kâinattaki resimlere de bakacak olursak kâinattaki varlıkları da bir yaratanın olduğunu kabul etmemiz gerekir. Kâinattaki varlıklara (resimlere) bir bakalım: Dünyamız güneşin etrafında dönmektedir. Eğer dünyamız güneşe biraz daha yakın dönseydi yanacaktı. Biraz daha uzak dönseydi donacaktı. Dünyamızı tam dengede döndüren kimdir?
Bazen ufacık füzelere ,uçaklara dahi hakim olamazken o akıl almaz hız ve büyüklükteki yüz milyonlarca kütlenin (gezegen, yıldız, nebula...) en ufak bir hata dahi yapılmadan gezdirilmesine neden olan kimdir?
Parçalanan, yaşlanan, gezegenler, çürüyen bitki hayvan ve insanlar ile her yer (gökyüzü, yeryüzü) çöp pislik olacağına, bir düzen içinde çöpleri temizlik görevlilerine (kara delik, böcek, kurt,çakallara...) toplatan kimdir?
Atmosferdeki su, karbondioksit, oksijen ve azotun devredilmesindeki ahengi, nizam ve intizamı bildiğimiz için, yağmur yerine "kezzap" adını verdiğimiz nitrik asitin yağabileceği aklımıza dahi gelmez, değil mi?Oysa ki, atmosferin % 80'ini teşkil eden azot gazı, yıldırım ve şimşeklerin tesiri altında oksijenle birleşir. Bu oksitlenme sonucunda, nitratların meydana gelmesine yarayan azot oksitleri teşekkül eder. Yani ilmen, havadaki her elektriklenmede, nitrik asit yağmurunun meydana gelmesi için bütün şartlar hazırdır.... Ancak şimşek çaktığında , damla damla merhamet ve rahmet yağar. Ve bize haddimizden fazla değer veren yüce kudrete bütün mahlûkat şükreder.
Üzerimize her an kezzap yağabilmesinin mümkün olduğunu bilen kimya âlimi Prof. Dr. Arthur Macomb bu konuda şunları söyler: "Ne zaman şimşek çakıp gök gürlese, semâdan yağmur yerine nitrik asit yağacak diye soluğum kesilir, rengim kaçar, sığınacak bir yer ararım. Çünkü havada nitrik asit teşekkülü için bütün şartlar hazırdır."
H2 + O = su ( söndürücü )
H (Hidrojen) yanıcı O (Oksijen) yakıcı
Yanıcı ve yakıcı iki madde bir araya gelince yangına neden olacağına tam tersine , söndürücü olmaktadır.Bunu ayarlayan kimdir? - 'Kimyevi iki madde bir araya gelince asli özelliklerini kaybeder, yeni özellikler alırlar' diyen akli evvellere cevap:kaybettiren ve tam da olması gereken özellikleri kazandıran kimdir?Su da sıvıdır, zeytinyağı da!Allah suyu sıvı yağ şeklinde yaratsa idi, başta temizlenme olmak üzere, taşımacılık sekterü...vs karşılacağımız zorlukları bir düşünebilir misiniz,sıvı ise o da sıvı di mi ?-
Günümüzde artık görüyoruz, biliyor, sık sık duyuyoruz; Katkı maddeli meyve-sebzelerin veya geniş anlamda tüm tüketim maddelerinin kullanılmasında dikkatli olunması gerektiği bildirilmektedir!Peki soralım acaba neden? Organik olan tüketim maddelerinin kullanılması öğütlenirken neden katkı maddelilerden sakınılması tavsiye ediliyor.Cevabı belli de biz başka bir alana dikkat çekeceğiz:Aslından kopya edilerek yapılan katkı maddeli tüketim ürünleri en son teknoloji ile elde ediliyor,ama -ateistlerin ileri sürdüğü gibi - "kendi kendine meydana gelen ürünlerin kalite- renk,koku,verim,potansiyel,vitamin...- seviyesine ulaşamıyor,bu biraz mantıksız gelmiyor mu size de..!?
Diş doktoru yıllarca okuyup makineler yardımı ile takma dişler yapmaktadır. Bu dişler kırılsa bize haber veremez. Fakat binlerce senedir ağzımızdaki dişler çürümeye başladığı an alarm sistemi (sinir sistemi) ile bize haber vermektedir. Takma dişi doktor yapabiliyorsa çok daha ileri teknolojiye sahip ağzımızdaki dişleri yapan kimdir?
Ağzımızdaki dişlerin sıralanışı: 32122123 = üst çene
32122123 = alt çene
Dişlerimizi böyle simetrik olarak dizen kimdir?
Gazete yaprakları ile aynı kalınlıkta olan ağaç yaprakları fabrika gibidir. Oksijeni alır, karbondioksit verir, içinde damarlar vardır, içinde yeşil renk veren klorofil maddesi vardır . Yaprağı " oksijen fabrikası" şeklinde yaratan kimdir?
İnsanlar henüz ot ve suyla çalışan karşılığında süt veren bir fabrika yapamamışlardır. Fakat milyonlarca senedir milyarlarca, çoğalan, yürüyen, büyüyen, duvarlarından (derisinden) faydalanılan, makinelerden (etlerinden) yemek yapılan sadece ot ve su karşılığında bize süt veren fabrikaları yaratan kimdir?
İnsanlar, Cenâb-ı Hakk'ın yarattığı odundan ancak tahta, tahtadan masa ve sandalye gibi şeyler yapabilmektedir. O Kadîr-i Mutlak ise odundan meyve yapıyor, yaprak ve çiçek çıkarıyor. Demek ki iş odunda değil, ustadır.
Bir iplik fabrikası düşünelim; irili, ufaklı, yürüyen, çoğalan, incecik fakat çok sağlam iplikler üreten bir fabrika. İnsanlar nokta büyüklüğünde böyle fabrikalar yapamamışlardır. Fakat binlerce çeşidiyle milyonlarca, bir yaratıcı tarafından yaratılmıştır ; ipek böceği , örümcek!... O , kimdir?
Yağmur gökyüzünden tane tane yağmaktadır, damlacıklar birleşip sel olarak yağmamaktadır. Buna engel olan kimdir? Her yıl yağan kar tanecikleri milyonlarcasını her seferinde her biri ayrı ayrı desenlerle gökyüzünden bize yollayan, gökyüzünde birleştirip çığ olarak göndermeyen kimdir?
Uzayın akıl almaz derinlikleri içinde güneşimiz gibi 200 milyar güneşi ihtiva eden Samanyolu Galaksisi'nde yaşıyoruz. Samanyolu ise, varlığı kanıtlanabilen en az 300 milyar galaksiden sadece bir tanesidir. Bu dev evreni düzen ve uyum içinde yaratan , yaşatan kimdir?
"Dünyada hiçbir delil kalmasa bile, bir mikrobun hayati bana Allah'i ispat etmeye yeter. " LUIS PASTEAUP
ELEKTRİKLİ YILAN BALIĞI
BUNU DA FRANKLIN MU BULDU ACABA ? ...
ALLAH (C.C) NİÇİN GÖRÜNMEZ
Eğer Allah görünseydi imtihan diye bir şey kalmazdı. Allah görülmeyecek ki o görülmeyen Allah'ı bulan insan mükâfat ( cennet ) kazanabilsin. Ayrıca daha Allah'ın yarattıklarını görememekteyiz:
Küçük şeyleri göremeyiz : Mikrop ,atom , hücre....
Büyük şeyleri (-n tamamını ) göremeyiz: dünya, ay, okyanus...vs...
Özelliği görünmez olanları göremeyiz: Rüzgar, ısınlar (alfa, beta, gama, ultraviyole, kızıl ötesi...) ses-radyo dalgaları, akıl, üzüntü, sevinç, elektrik...Bizim görme oranımız 1.000.000/3.5'tur. Yani çevremizde var olan 1000.000 varlığın sadece 3,5 unu görebiliyoruz...O halde bizler daha Allah'iın yarattıklarını göremiyoruz. Görülmeyen şeyleri yaratan Allah'ı hiç göremeyiz.
ALLAH YARATANDIR
Soru:Allah her şeyi yaratandır. Peki (haşa) O'nu yaratan kimdir,var mıdır?
Allah yaratan olduğu ,yaratılan olmadığı için Allah'tır. Eğer bir tanrı yaratılan ise,o zaman o tanrı değildir, O'nu yaratan ,ama yaratılmayandır Tanrı ..Her şeyin başı,bir,tek, Vahidül-ehad olan Allah'tır.
4 - 3 - 2 - 1 - 0
4'ün var olması için 3'e ihtiyaç vardır.3 olmadan 4 olmaz.3'ün var olması için 2'ye , 2'nin var olması için (iki adet) 1'e ihtiyaç vardır.1 olmadan 2, 2 olmadan 3 olmaz. Fakat;1'in var olması için sıfır'a ihtiyaç yoktur. Çünkü sıfır hiç ,yok, boşluktur. Boştan,hiçten bir olmaz. O halde ,her şeyin başı 1'dir. Bir'den 2 ,ondan 3 çıkmıştır. O Bir'de Vahidu'l-ehad olan Allah'tır.
Bir tren ve vagonlarını düşünelim:
V3 - V2 - V1 - LOKOMATIF
V3'ü çeken V2'dir.V2'yi çeken V1'dir.V1'i çeken ise lokomotiftir. Lokomotifi çeken nedir ,diyemeyiz. Çünkü lokomotif çeker ama çekilmez. Onun hareketi kendindedir.
Bizim (V3) var olmamıza sebep olan anne-babamızdır. Onların var olmasına da anne-babaları (V2) sebeptir... Bu Hz-Adem Hz-Havva'ya dek gider. Peki Hz.Havva ve Adem'i yaratan kimdir. Cevap:Allah'u Teala .Peki (haşa) Allah'ı yaratan kimdir diye soramayız. Çünkü Allah yaratandır ama yaratılmaz. Tıpkı lokomotifin çeken ama çekilmez oldugu gibi....
( Not : Bazı insanlar " BENZETME " sanatına - işlerine geldigi an - önyargılı yaklasmaktadırlar ... : Yukarıdaki lokomotif örneği bir kıyas ve benzetme sanatı üzerine kurulmus bir örnektir. Tıpkı " Aslan gibi adam " cümlesinde oldugu gibi . Kimse bu cümleyi duyunca aslan- insan karısımı bir yaratığı göz önüne getirmez. Yukarıda da bir kıyas yapılmıstır, Allah'u Teala ( HAŞA ) bir trene benzetilmemiş trendeki bazı özelliklerden kıyasla Allah 'ın bazı sıfatlarına atıfta bulunulmuştur. Amaç örneğin okuyucu tarafında daha iyi anlaşılabilmesidir! Yoksa Allah'ın ( HAŞA ) bacası , tekeri vardır,... ?! iddiasında bulunan yoktur.Sanattan anlamak istemeyenlere öncelikle sanatı tavsiye ederiz, ki o sanat O'na işaret etsin! )
" Allah'ın her yarattığı bir fabrika, bilgisayar, makine, robot...... gibidir. Yaratılan her varlık planlanmış, programlanmış, çoğalacak şekilde dizayn edilmiştir. "
İnsanların Teknoloji adına yaptıkları tüm yenilikler aslında yüce yaratıcının yarattıklarının kötü, amatörce birer taklidinden başka bir sey değildir. Hem de her biri daha az kapsamlı, hatalı, çok enerji gerektiren, iri ,az kullanışlı, cansız ,çoğalamayan, büyüyemeyen ...kötü birer taklittirler. Daha çok uzatılabilecek listeyi kıyaslamak için inceleyip her biri üzerinde tek tek düşünelim:
ELDEKİ TEKNOLOJİYE BAKAR MISINIZ ...?!
YA BU....!
ABD'nin San Francisco kentinde düzenlenen "Deneysel Biyoloji 2006 Konferansı"nda önceki gün söz alan bilim adamları, günümüzde geliştirilen biyonik kol, bacak, göz ve kulak gibi organlarla, vücudu ağır hasar gören kişilerin eski hallerinden daha sağlıklı hale getirilebileceğini söyledi. İşte son yıllarda geliştirilen biyonik organlara birkaç örnek:
#
Biyonik göz: ABD'nin Stanford Üniversitesi'nden Doktor Daniel Palanker'ın geliştirdiği "retinal protez", taşınabilir bir mini bilgisayar, üzerinde video kamera bulunan bir gözlük, göze yerleştirilen bir pil ve ışığa duyarlı bir çipten oluşuyor.
#
Biyonik kulak: Almanya'daki Saarland Üniversitesi'nden Profesör Werner Nachtigall ve Doktor Stefan Launer'in geliştirdiği yeni teknikte, sesleri algılayan bir çip, kulağın arka yüzeyine yerleştiriliyor. Bu çip, kulağın içine nakledilen bir alıcıya radyo sinyallerine çevirdiği sesleri iletiyor.
GÖZÜMÜZ KAÇ MEGAPİKSEL ?
Günlük hayatta "adamın cep telefonunun kamerası 2 MP" ya da bende bir makine var "12 MP" gibi sözler duyarız ve "vay be, teknoloji nerelere kadar geldi" deriz. Hatta bazen "ya bu kamera benim gözümle gördüğümden de net çıkarıyor görüntüleri" dediğimiz bile olur. İşin aslını yapılan araştırmalar gösteriyor ve vücudumuzun günümüz teknolojisinin ne kadar ilerisinde olduğunu ortaya koyuyor.Gözümüz tek bir taslak üzerinde kurgulanmış anlık çekimleri yakalayan bir fotoğraf makinesi değildir. Daha çok bir video silsilesine benzemektedir. Gözümüz, küçük açılarla, anlık hareket eder ve etrafımızdaki detayları beyne yansıtmak için sürekli kendisini günceller. Ayrıca iki tane gözümüz vardır ve beynimiz, çözünürlüğü daha da arttırmak için her iki gözden gelen sinyalleri toplamaktadır...küçük bir örnekle başlayalım: Şimdi önünüzde 90 a 90 derecelik açıda (gözümüzün açıları yani) bir görüntünün olduğunu farz edelim, aynen pencereden dışarıdaki bir manzarayı seyredermiş gibi. Bu durumda piksel sayıları ortalama bir göz için: 90 derece * 60 arc-dakika/derece * 1/0.3 * 90 * 60 * 1/0.3 = 324,000,000 piksel (324 MP ) olur...Ama insan gözü, bu açıdan çok daha fazla bir açı görür ki bu da 180 dereceye yakındır.Biraz küçük düşünüp 120 derecelik bir açıyla bakabildiğimizi varsayacak olsak bile:120 * 120 * 60 * 60 / (0.3 * 0.3) = 576 MP verisini elde ederiz...sözün özünü böyle bir teknoloji harikası olan gözünüze gözünüz gibi bakın.
İnsanların yaptığı Teknik, buluş Allah'ın yarattığı :
Olağanüstü bir yön bulma kabiliyetine sahip olan güvercinler, ne kadar uzaklıkta olursalar olsunlar, her zaman yuvalarını buluyorlar. Yollarını hayranlık uyandıran bir gizemle nasıl buldukları merak edilen güvercinleri inceleyen Alman bilim adamları, bu kuşların gagalarında pusula gibi işlev gören küçük demir partikülleri tespit ettiler. Güvercinler, bu partiküller sayesinde yeryüzünün manyetik alanını analiz ederek kuzey kutbunu belirleyebiliyor.Gerta Fleissner başkanlığındaki ekibin araştırması, "Naturwissenschaften" dergisinde yayımlandı. Dergideki yazıya göre, güvercinlerin gagalarını röntgen cihazında inceleyen bilim adamları, gaga derisinin altındaki sinirlerde demir partikülleri tespit etti.Araştırmacılar, göçmen kuşların da aynı şekilde gagalarındaki demir partikülleri içeren hücreler sayesinde yönlerini bulduklarını kaydettiler.
SAHİ.. PUSULAYI KİM BULMUŞTU...
Topragı renkli , kokulu , ambalajlı ,desenli , çesitli tat ve sekillerle meyve ve sebze haline getiren birer meyve - sebze fabrikası olan bitkileri yaratan ( her an bu üretimi gözümüzün önünde yaptikları için bu ileri teknolojiyi farkedememekteyiz ! ), yüzen elektirik santrali ; elektirikli yılan balığını ,ot ve suyu süte çeviren , yürüyen ,çogalan süt fabrikasi inekleri , koyunları ,diyaliz makinasından daha kapsamlı , elektirik, onarım ,bakım masrafi olmayan böbrekleri , otomatik motorlu kalbimizi , pilotsuz ,benzinsiz uçan dünyamızı ....yoktan ,kıstassız ,örneksiz , yaratan Yüce Yaratıcı Allah'ın ilmini ,yüceliğini ,kudretini ne yazikki her zaman farkedememekteyiz
Allah'ın her yarattığı bir fabrika, bilgisayar, makine, robot...... gibidir. Yaratılan her varlık planlanmış, programlanmış, çoğalacak şekilde dizayn edilmiştir.
Not: Uçak olmasaydı, kuş yine olurdu. Ama kuş olmasaydı, Uçak olmazdı.... Böyle yüce bir yaratıcı tesbihe lâyıktır:
Sübhanellah: Ey Allah'ım sen bir seyi yaptığın veya yarattığın zaman en güzel şekilde yapar ve yaratırsın. (Gezegenleriyle, atomlarıyla, canlılarıyla...)
Elhamdülillah: Ey Allah'ım ben sana şükreder, teşekkür ederim ( verdiğin sağlıklı organlar ve tüm rızıklar için) ve yarattığın bu kainata bakıp seni överim.
Allah'u Ekber: Ey Allah'ım sen en büyüksün. Her şeyin en iyisi, en mükemmeli sensin Ya Rabbi.
Görüldügü gibi teknoloji, mucize ve kerametleri çok geriden takip etmektedir.
BEYNİN 9 SIRRI
1. Bilgi nöronlarda nasıl kodlanıyor?
Beynin en karışık işlemlerinden bir tanesi, bilginin kodlanması. Bu süreçte beyindeki nöronlar, yani sinir hücreleri, zarlarının dışında elektrik akımı oluşturuyor. Bu elektrik akımları, 'akson' adı verilen uzantılara ulaşarak, onlar vasıtasıyla gerekli olan kimyasal sinyallerin açığa çıkmasını sağlıyor. Bu akımlar sayesinde dünyayla, çevremizde olup bitenle ilgili bilgiler beynimize aktarılıyor. "Ne görüyorum?", "Aç mıyım?", "Hangi sokağa sapayım?" gibi sorulara yanıt işte böyle bulunuyor. Bilim adamları, beyindeki bilgilerin tek tek hücrelerin içinde biriktirilmediğini tahmin ediyorlar. Bu bilgilerin 'hücre grupları' tarafından depolandığı düşünülüyor. Ancak hangi nöronların, hangi hücre gruplarına ait oldukları henüz bilinmiyor. Şu anki teknoloji ise binlerce nöronu aynı anda ölçecek kapasitede değil. Tek bir nöronun bağlantılarını bile şu an elimizde olan teknolojilerle görüntülemek imkânsız. Tek bir nöronun, yaklaşık 10 bin nörondan bilgi ve sinyal aldığını biliyor muydunuz? Beynin içindeki elektrik akımı sayesinde ise sinyal alışverişi çok hızlı olabiliyor. Bilim adamlarına göre, sinir sistemleri arasındaki bilgi aktarımının tek yolu, bu elektrik akımları değil. Bu nedenle, 'bilgi taşıyan' başka hücreler keşfetmeye yönelik araştırmalarını sürdürüyorlar. Burada, 'glial hücreler' üzerinde duruluyor.
2. Anılar beyinde nasıl saklanıyor ve nasıl tekrar hatırlanıyor?
Bir kişinin ismi gibi, yeni bir şey öğrendiğinizde beynin yapısında birtakım fiziksel değişiklikler meydana geliyor. Ancak bu değişikliklerin hâlâ ne tür değişiklikler olduğunu, nerelerde meydana geldiğini, bilginin nasıl depolandığını ya da yıllar sonra tekrar hatırlanarak tekrar nasıl gündeme getirildiğini anlayamıyoruz. Beyinde çeşit çeşit hatıralar var. Ancak beyin, 'kısa dönem anılarla' (yeni öğrenilen bir telefon numarasını hatırlamak gibi), 'uzun dönem anıları' (geçen yıl doğum gününüzde yaptıklarınız gibi) birbirinden bir şekilde ayırıyor. Bilim adamları 'öğrenme' ve 'hafızada tutma' şeklinin değişik beyin şekillerine bağlı olduğunu düşünüyorlar.
3. Beyin, geleceği nasıl öngörüyor?Çoğu zaman gelecekle ilgili birtakım planlarımız ve öngörülerimiz olur. Geleceğin nasıl şekilleneceğini düşünürüz. Beynimizde, gelecekle ilgili bir şekil vardır. Ancak beynin bu 'gelecek simülasyonunu' nasıl yaptığı henüz anlaşılmış değil. Beyin, dünyayla ilgili öngörülerde nasıl bulunabiliyor? Bilim adamları hâlâ bunun yanıtını arıyor.
4. 'Duygu' ne demek?
Beyin, sadece bilgi biriktiren bir organ değil; aynı zamanda duygu, motivasyon, korku ve umutları barındıran bir organ. Bütün bunlar bilinçaltında olan şeyler aslında... Örneğin beynin duygularla ilgili bölümü sinirli yüzlere, o yüzleri görmeden de tepki verebiliyor. Kültürler arasında da temel duyguların dışa vurulması, aslında birbirine benziyor...Duyguların beyinde nasıl işlediği üzerinde bilim adamları hâlâ çalışıyorlar. Duygulara aslında bir çeşit hesaplama ya da 'ölçüm' şekli gözüyle bakılabilir. Yani duygular, aslında hızlı bir eylemi harekete geçiren bir 'durum tespit özetidir'.
5. Zekâ nedir?
Zekâ farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Ancak 'biyolojik' açıdan zekânın ne anlama geldiği henüz bilinmiyor. Milyarlarca nöron, bilgiyi 'harekete geçirmek' için nasıl birlikte çalışıyor? Gereksiz bilgi beyinden nasıl siliniyor? İki kavram 'birbirine uyunca' ve böylece bir soruna çözüm bulduğunuzda, beyinde neler oluyor? Zeki insanlar bilgiyi beyinlerinde 'hatırlaması kolay', ayrı bir bölgede mi muhafaza ediyorlar? Beyin fonksiyonlarının temel işleyişiyle ve nöronlar arasındaki bağlantılarla ilgili, bilim adamlarının elinde hâlâ çok az bilgi var. Ancak zekânın, beynin tek bir alanıyla değil, pek çok bölgesiyle ilgili olduğu üzerinde duruluyor. İnsan beyninin diğer canlılardan farkı hâlâ araştırılıyor.
6. Beyin, 'zamanı' nasıl algılıyor?
Alkışladığınızda ya da parmağınızı 'şıklattığınızda' sesi mi daha önce duyarsınız, hareketi mi daha önce görürsünüz? Her ne kadar duyma yeteneği, görme yeteneğinden daha hızlı çalışsa da, parmakların görüntüsüyle, çıkarılan ses aynı anda gerçekleşiyormuş hissi doğuyor. Yani beyin pek çok olayın aynı anda gerçekleştiği 'hissi' yaratarak aslında bizi 'kandırıyor'. Beynin zamanla 'oynadığını' aslında çok kolay anlayabilirsiniz. Aynanın karşısında sol gözünüze bakın. Daha sonra bakışınızı sağ gözünüze kaydırın. Gözlerinizi diğer tarafa çevirmek bir zaman alıyor elbette. Ancak siz gözlerinizin hareket ettiğini görmüyorsunuz. Gözlerinizi kırpıştırdığınızda da aslında gözleriniz çok kısa süreliğine de olsa karanlıkta kalıyor. Ancak bu karanlığı da görmüyorsunuz.
7. Nasıl uyuyor ve rüya görüyoruz?
Zamanımızın üçte birini uyuyarak geçiriyoruz. Bebekler ise zamanlarının üçte ikisini uykuda geçiriyor. Araştırmalara göre, az uyumak sinir sisteminde bozukluğa yol açıyor. Araştırmalar, 10 gün uyumayan farelerin, 10'uncu günün sonunda öldüklerini ortaya koyuyor. Canlılar uyuduklarında beynin bir bölümü de uyuyor, ama uykunun mekanizması, işleyişi hâlâ bilinmiyor. Uykuda nöronların aşırı derecede hareket halinde oldukları biliniyor. Ayrıca önemli bir sorunu çözmeden önce uyumanın, o sorunu çözebilmek açısından yararlı olduğu da düşünülüyor. Düzenli uykunun, öğrenme kapasitesini de artırdığı söyleniyor. Özetle, uyku sayesinde beyin bir şekilde gerekli bilgileri depoluyor, gereksizleri ise ekarte edebiliyor.
8. Beynin ayrı ayrı olan sistemleri, birbirleriyle nasıl bütünleşiyor?
Gözle bakıldığında, aslında beynin her bölgesi aynı görünüyor. Ancak aktivitelerini, işlevlerini ölçtüğümüzde, her nöron bölgesinde farklı bilgilerin kayıtlı olduğunu görüyoruz. Örneğin görme yeteneğini ilgilendiren bölgenin içindeki alanlarda hareketler, yüzler, köşeler ve renklerle ilgili çeşit çeşit bilgiler bulunuyor. Yetişkin bir insanın beynini, çeşitli ülkelerin bulunduğu bir dünya haritasına benzetebiliriz. Beynin içinde koku, açlık, acı, hedef koyma, sıcaklık, öngörü ve daha pek çok şeyle ilgili 'beyin ağları' var. Farklı işlevlerine rağmen bu sistemler birbirleriyle bir şekilde bütünleşerek çok iyi bir işbirliğine giriyorlar. Bunun nasıl gerçekleştiğine dair ise bilim adamlarının hiçbir fikri yok. Ayrıca beynin, sistemlerini nasıl bu kadar hızlı bir şekilde koordine ettiği de henüz anlaşılmış değil.
9. 'Bilinç' nedir?
Modern bilimde, 'bilinç' çözülememiş olan en önemli sırlardan biri. Bilinç, tek bir fenomen değil. Peki ne? Bilinç, beyindeki hangi sistemlerle ilgili? Bilim adamlarının bu konuda da hiçbir fikri yok...Şimdiye kadar yapılan araştırmalara göre, bilinç konusunda, büyük bir ihtimalle yine bir grup aktif nöron iletişim içinde. Bilincin altında yatan mekanizmanın moleküllerle ya da hücrelerle ilgili olabileceği üzerinde de duruluyor. Belki de mekanizma, bu sistemlerin etkileşimleriyle oluşuyor. Bilim adamları bu sıralar bilincin, beynin hangi bölgeleriyle ilgili olduğunu araştırıyorlar. Bunu keşfettikten sonra, bu bölgelerin neden birbirleriyle iletişime geçtikleri araştırılacak.
Bilgisayara karşı beyin
Beyindeki elektrik akımlarının hızının, bilgisayarlardaki sinyal hızından 100 milyon kat daha fazla olduğunu biliyor muydunuz? Bir insan, arkadaşını hemen tanırken, bir bilgisayarın bir yüzü tanıması genellikle çok zor oluyor. Beynin pek çok işlemi aynı anda yaptığını söyleyen bilim adamları, beynin bütün bölgelerinden gelen bilgilerin tek bir bölgede birleşmediğini, ancak bu farklı bölgelerin kendi aralarında güzel bir 'işbirliğine' girdiklerini ve bir ağ, yani 'network' oluşturduklarını belirtiyorlar. Bizim de dünyaya olan bakış açımız işte bu karmaşık network sayesinde oluşuyor.
ALLAH KAİNATI NİÇİN YARATMISTIR?
Allah'u Teala insanları sevdiği için yaratmıştır.Allah insanları seviyor çünkü nefes alsın diye Oksijeni yarattı, içsin diye suyu, yesinler diye bitkilere emretti , toprağı meyve sebzeye hayvanlara bitkileri et, süt, yumurta, bala dönüştürmektedir.Bütün kainat insanlara hizmet etsin diye yaratılıştır.Allah insanları sevdiği için cenneti yaratmış ,cennete gidebilelim diye Allah Kur'an'ı göndermiş , Kur'an'daki ibadetleri ( Allah'ın tüm emirleri , ibadetleri , insanların yararına , hep insanlar için , tüm yasaklarıda insanların zararına olduğu için yasaklanan haramlardır. ) yaparak , dünyada mutlu olmamızı , sonuçta cenneti kazanmamızı istemistir.Güzel bir manzara resmini ressam neden yapar ? Çünkü hosuna gitmis , sevmistir. Önceden o resim yokken sonradan yapılmış olur. Tıpkı bunun gibi Allah'ta evreni ve insanları sevdigi için , güzellik için , önceden yokken , yoktan var etmiş , dünyada insanlar , cenneti yaşasın diye ibadetleri ( insanlara yararlı olan şeyleri ) emretmiş , bu ibadetleri yapıp dünyayı cennete çevirenlere ahirette cenneti vaad etmiştir.
Insana hizmet için evreni ( su ,agaç , hayvan , bitki...) yaratan Allah , dünyada huzur , barış içinde yaşaması için emir-yasaklar ( ibadeti ) insanlara bildirmiş , bunlar yapanlarada cenneti vermistir.
Insan üç nedenle yaratılmıştır : Allah sevdigi için insanı yarattı , insana hizmet etsin diye evreni yarattı , cennete gidelim diyede , cennetin anahtarı olan Kur'an'ı indirdi. Ibadet dünyayı cennete çevirir, ahirettede cenneti garantiler...yaratılmasaydık , cennete gitme ihtimalimiz olmazdı.
NOT :Agrı ,sızı , ateş , diş ve karın ağrısı ...Allah'ın insanlara verdiği bir ceza degil , bir hediye , bir iyilik , bir lutüftur. Çünkü karın ağrısı olmasa karnımızdaki hastalıktan haberimiz olmazdı , dişimiz ağrımasa , dişimizi kaybedebilirdik ve bizim haberimiz bile olmazdı ...O ağrı , sızılar... bizim hastalıklara karşı alarm sistemimizdir ve iyi ki onlar vardır. O halde ağrı , sızı ...bir ceza değil , bir mükafaat , bir hediye 'dir.....
Donanım özellikleriyle "Yok, yok!" dedirten bu oyun dizüstü bilgisayarı, fiyatıyla şaşırtıyor!
MSI nispeten karşılanabilir fiyatlara oyun amaçlı dizüstüler üretmeyi amaçlıyor. Karşılanabilir fiyattan kasıt, üst düzey parçalarla donanmış bu dizüstü bilgisayarların ucuz olduğu anlamına gelmiyor.
MSI'ın en son oyun bilgisayarı GT660R da ilgi çekiyor. Amerika'da satışı başlayan bu dizüstü bilgisayar, güçlü parçalarla donanmış durumda.
16 inç ekrana sahip olan GT660R, Intel Core i7 740QM 1.73 GHz işlemciye, Nvidia GeForce GTX285M 1GB ekran kartına sahip. 6GB DDR3 bellek, 2x500GB sabit disk, Blu-ray okuyucu, 720p webcam, 802.11n WiFi, Gigabit LAN, Bluetooth LAN, 4-1 hafıza kartı okuyucu, HDMI, eSATA/USB kombo, iki USB 2.0 portu ve iki adet USB 3.0 portu ile donanıyor.
MSI'ın TDE+ (Turbo Drive Engine+) teknolojisi tek bir tuşla sisteme daha fazla güç veriyor. Yurtdışında 1700 dolara satılıyor ki bu fiyat, bu özelliklere sahip bir dizüstü için bir zamanlar hayal bile edilemezdi.
Dalgada Türkiye'nin üstüne yok!
Global Facebook Oyunu WWWave Dalgası'nda, birincilik Türkiye'nin! İşte detaylar...
WWWave Dalgası oyununu, tüm dünyadan toplam 68.000 kişilik katılımın yarattığı 272.242 metrelik temsili dalgada, 1904 oyuncusu ile Türkiye birinci olarak sonlandırdı
Samsung Electronics'in Wave global lansmanını takiben 31 Mayıs - 25 Temmuz 2010 tarihleri arasında düzenlediği ve Facebook'un en eğlenceli oyunlarından biri haline gelen WWWave Dalgası maratonu sona erdi.
Eğlenceli ve yaratıcı içeriği sayesinde WWWave Dalgası'nda Facebook kullanıcıları aynı zamanda ülkelerini de temsil ettiler. Türkiye'nin de yaklaşık 2000 oyuncusuyla dahil olduğu maratonda, dalganın uzunluğu toplam 272.242 metreye ulaştı ve çeşitli ülkelerden binlerce Wave takipçisi bu zevkli oyun sayesinde bir araya geldi.
Sosyal medyadaki aktifliği ile dikkat çeken Samsung Electronics Türkiye tarafından, WWWave Dalgası kısa zamanda ülkemizde de duyuruldu. Oyuncular Facebook'ta kendi dalgalarını oluşturmanın yanı sıra diğer Dalgalarla işbirliği yaparak, olabildiğince çok dalgaya katılıp, kendilerine de diğer oyuncuların dahil olmasını sağladı ve en uzun dalgayı oluşturmak için rekabet içerisinde oynadılar. Oyunu, 407 kişilik belirgin farkla Türkiye birinci bitirirken, Filipinler ikinci ve 1.231 kişiyle Hindistan üçüncü sırada tamamlayabildi.
En uzun dalgayı oluşturan ve rastgele seçilecek olan Wave Captains ve Wavemate'lerin yanı sıra, rastgele seçilecek Wavemate'ler, 5 ülkeden rastgele belirlenecek en uzun 5 insan dalgasını oluşturan Wavemate'ler ve de oyun boyunca en çok Dalga'ya dahil olan 3 Wavemate, WWWave Dalgasının fırsatlarından yararlanmış olacak.
WWWave Dalgası'nın fırsatlarından yararlanacak kişiler 11 Ağustos'ta duyurulacak.
Google, zararlı yazılımlar içeren veya Google'ın kalite ilkelerini herhangi bir şekilde ihlal eden siteler belirlendiğini bildirdi.
Google yetkililerinin yaptığı yazılı açıklamada, Google'ın, arama endeksinin kalitesini korumak için çalışmalar yaptığı belirtilerek, şu bilgilere yer verildi: "Zararlı yazılımlar içeren veya Google'ın kalite ilkelerini herhangi bir şekilde ihlal eden siteler belirlenmektedir. Tarayıcıların güvenlik açıklarından faydalanarak zararlı yazılımlar yükleyen (malware, spyware ve truva atları gibi virüsler) siteler, bu ilkeleri ihlal etmekte olup Google'ın endeksinden çıkartılabilir. Buna anahtar kelimeler ve benzeri web sitesi içeriklerini manipüle ederek istenmeyen arama sonuçları yaratan 'spam'ciler de dahildir ve düzenli olarak endeksimizden çıkartılmaktadırlar."
Ünlü sosyal ağ Facebook yeni bir güvenlik şokuyla sarsılıyor. Bir hacker ele geçirdiği hesapların erişim bilgilerini internet üzerinden dağıtmaya başladı. İşte bu iddiayla ilgili ayrıntılar...
Facebook ile başlayan sosyal ağ çılgınlığı günümüzde durduralamaz hale geldi. İnsanlar, tüm olumsuz örneklere rağmen özel hayatlarıyla ilgili detayları bu tarz sitelerde paylaşmaya devam ediyor. Çoğu kullanıcı ise bu bilgilerin sadece arkadaşları tarafından gözlenebildiğini düşünüyor.
Ancak sanal dünyada işini bilen herkes Facebook kullanıcılarının kişisel bilgilerine rahatlıkla ulaşabildiği bir kez daha kanıtlandı. Skull Secuirty adlı bir güvenlik firmasında çalışan beyaz hacker Ron Bowes 100 milyon Facebook kullanıcısının kişisel bilgilerinden oluşan özel bir dosya hazırladı.
Her isteyen bilgilere erişebiliyor.
Boyutu 2.8 GB, olan bu dosyayı ise Torrent gibi paylaşım platformları üzerinden dağıtmaya başladı. Bowes, ünlü sosyal ağın kişisel bilgileri sakladığı dizene ulaştığını ve buradan rastgele bilgilere eriştiğini açıkladı. Sanal korsan, bu eylemi rahatça gerçekleştirdiğini çünkü yaptığında hiç bir yasa dışı unsur bulunmadığını da belirtti.
Bowes'un savunmasına göre zaten insanlar bu bilgileri kendi istekleri doğrultusunda halka açık bir platformda paylaşıyor. Sanal korsan sadece bu bilgileri bir telefon rehberi gibi bir araya getirdiğinin altını çizdi.
Geçtiğimiz aylarda yaşanan benzer olaylara karşı hiç bir önlem almayan ve sosyal ağ konseptinin tamamen güvenli olduğunu söyleyen Facebook yönetimi ise bu skandal üzerine hâlâ bir açıklamada bulunmadı. Kimliğini umarsızca belli eden sanal korsanın akıbetini ise zaman gösterecek.
Kesin olan tek şey ise ünlü sosyal ağın üyelerinin 1/5'nin kişisel bilgileri artık her istenen tarafından ulaşılabilecek.
Galatasaray'ın yeni stadı Türk Telekom Arena'daki doğu tribününün ikinci katına Ülker sponsor oldu. Kapasitesi 3 bin kişinin üzerinde olan bu bölüme Ülker Aile Tribünü adı verildi.
Galatasaray'ın isim hakkını 10 yıllığına Türk Telekom'a sattığı ve kasasına bu sürede 40 milyon dolar koymayı garantilediği Seyrantepe'deki stadyumunda tribün sponsorları da birer birer belli oluyor. Galatasaray cephesinden gelen son açıklamalara göre, Türk Telekom Arena'daki doğu tribününün ikinci katına Ülker sponsor oldu. Haberturk'e göre anlaşması geçen yıl yapılan, ancak şirketin, stadın kullanıma açılmasına kısa bir süre kala telaffuz etmek istediği bu anlaşmayla söz konusu tribün Ülker Aile Tribünü adını aldı. 'Stadın yola yakın olan ana tribünü' şeklinde tarif edilen bu kısımda seyirci kapasitesinin 3 bin kişiden fazla olduğu belirtildi. Yapılan açıklamalarda, anlaşmanın şimdilik 2 yıllık olduğu ve yıllık 2 milyon dolar civarında bir gelir elde edileceği ifade edildi.
KALE ARKASINI PEGASUS KAPATTI
Türk Telekom Arena'da kuzey tribünü olarak adlandırılan kale arkası tribünün sponsoru ise son yılların öne çıkan havayolu markalarından Pegasus oldu. Kapasitesi daha büyük olan Pegasus Tribünü için de anlaşmanın 2 yıllık olduğu ve yıllık gelirin yaklaşık 4 milyon dolar olacağı belirtildi.
Galatasaray, Ocak 2011'de kullanıma hazır hale gelmesi planlanan yeni stadında yer alan localar ve VIP tribünlerin isim sponsorluğu anlaşmasını da geçen yıl yapmıştı. Bu bölümlere Denizbank sponsor olmuş ve Denizclub uygulaması başlamıştı. Türk Telekom Arena'da 157 loca ve 4 bin 850 VIP koltuk bulunuyor. Bunların pazarlamasını ise 3 yıllığına ISG adlı şirket üstlenmiş durumda. ISG, Wembley Stadı ve Euro 2008 dahil 10'u aşkın projede 2 milyar dolar gelir elde edilmesine aracılık etmiş pazarlama şirketi IMG'nin iştiraki. Haziran itibarıyla locaların ve Batı kanat 2-B ve 3-D bloktakilerin tamamı ile diğer VIP koltukların yarısı satıldı. 3 yıllık satışlardan elde edilen bu gelir 75 milyon dolara yakın. 30 bin adet olması öngörülen normal kombineler ise henüz satışa çıkarılmadı.
2010-2011 futbol sezonunun ikinci yarısında Galatasaray'ın maçlarını oynamaya başlayacağı Türk Telekom Arena'nın toplam seyirci kapasitesi de yapılan son değişikliklerin ardından 52 bin kişiden 55 bin kişiye yükseltildi.
Yılda 90 milyon dolar kazandıracak Galatasaray Spor Kulübü'nün 9 yıldır yayımladığı resmi dergisi Galatasaray'ın Haziran-Temmuz 2010 sayısında yer alan Galatasaray Finans Koordinatörü ve Stat A.Ş Genel Müdürü Ebru Köksal'ın röportajı da, Ülker ile yapılan sponsorluk anlaşmasını doğruluyor. Köksal'ın dergide yayımlanan açıklaması şöyle: "Doğu tribün 2. kat Ülker Aile Tribünü olacak. Anlaşması geçen sene yapıldı. Bir tribünün de isim hakkı sözleşmesi imzalanmak üzere; diğerleri için görüşmeler sürüyor."
SKORBOARDLARA DA SPONSOR
Köksal, statta iki skorboard olacağını, bunların da sponsorlar tarafından finanse edilebileceğini ifade ediyor ve monitörler ile LED reklam panoları için de bir ihale yapıldığını, en kısa sürede sonuçlanacağını belirtiyor.
Kombine, günlük bilet, stat isim hakkı, tribün isim sponsorluğu, stat reklam gelirleri, büfe ve otopark gelirleri ile futbol dışı aktivite gelirleri toplandığında Galatasaray'ın Türk Telekom Arena'dan elde edeceği toplam yıllık gelirin 90 milyon dolar civarında olması bekleniyor.
HP birkaç yıllık aradan sonra kendi telefonunu üretmeye hazırlanıyor. Firmanın, PC piyasasında Microsoft'la oldukça iyi ilişkileri olduğu bilinse de yeni telefon yalnızca WebOS işletim sistemini kullanacak. HP, Windows Phone 7 işletim sistemini telefonlarında kullanmak istemediklerini daha önce de belirtmişti.
HP bu yılın başlarında akıllı telefon yapımcısı Palm'ı 1.2 milyar dolara satın almıştı. Palm, HP tarafından satın alınmadan önce Pixi ve Pre adlı iki telefon modeli çıkarmıştı. Bu modeller eleştirilerden olumlu sonuçlar alsa da, Android ve iPhone'a yenik düştü ve beklenen ilgiyi göremedi.
HP'nin yeni akıllı telefon şefi Todd Bradley, WebOS'un Android'e ciddi bir rakip olacağını düşünüyor.