1.KİTABIN KONUSU :
Yazdığı güzel eserler sayesinde birçok kadınla tanışan fakat tereddütünün kurbanı olan yazar, kararsızlığı yüzünden ilişkilerinin hiçbirinde kesin bir sonuç elde edemez. Yazarın olaylara karşı bu ilgisizliği sadece kendisinin degil tanıştığı insanların hayatını da karartmıştır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Mualla hanım kendisine yakın bir dostu tarafından tavsiye edilen kitabı tereddüt içinde okur. Kitapta anlatılanlar Mualla hanımın ilgisini çok çok çeker. Kitabı elinden bir türlü bırakamaz. Kitapta zehirlenen, ölüm ile yaşam arasında mekik dokuyan bir adamın hiç geçmeyen zamanı, yanlız bir şekilde ölüm korkusu anlatılıyor. Mualla hanım kitabın yazarını merak eder ve daha sonra bir aile dostu olan Raif Bey tarafından yazarla tanıştırılır. Raif Bey Mualla hanımın saf, temiz ve iyi bir aile kızı olduğunu, bekar olan yazarın onunla evlenmesinin uygun olacağını söyler. Kızla tanışan yazar kızı çok beğenir ve evlenme teklif eder, fakat cevabı için Mualla'ya zaman verir.
Yazarın bu trklifini, İtalya'dan kocasından ayrılıp yazar için İstanbul'a gelen, yazarın eserlerini hayranlıkla okuyan, yazardan tiyatro eserleri için bilgi almaya gelen ve yazara aşık olan Vildan, bir partide duyunca soluğu bir gece yarısı yazarın otelinin önünde alır. Şöför yazarı otelden alır ve onu bekleyen arabaya getirir. Yazar koltuğa yayılmış, şaşkına dönmüş kadını görünce tanıyamaz. Dikkatli baktıktan sonra hatırlar. Vildan hanım Mualla hanıma yapılan teklifi kıskanmaktadır. Yazar o gece ona özel olarak hazırladığı odaya götürmek için ısrar eder. Yazarın bütün bu ısrarlarına karşı gitmemek için direnir ve sonunda çok geç olduğunu bahane ederek onu ikna eder. Daha yazara telefon açıp müsait bir zamanda gideceklerdi
Sabah olunca yazar, oteli çok sevdiği için otelden taşınmaz ancak kapıcıyı kendisini telefonla soranlara otelden taşındığını söylemesi için tembihler. Daha sonra Vildan hanım iş yerine gelerek yazarı bulur. Yazar kimsenin Vildan'ı işyerinde görmemesi için gideceğine dair söz verir. Bir perşembe günü gidecektir. Vildan hanım her şeyi hazırlayıp heyecan içinde beklerken tereddüt içinde olan yazar kapıdan geri döner. Sonra gitmediğine pişman olur. Yazar yine tereddüt içindedir ama perşembe günü geleceğini bildirir.
Vildan hanım yazarı eşi gibi karşılar. Tereddüt içindeki yazar biraz rahatlar. Bu rahatlık uzun sürmez. Vildan hanım aldığı fazla alkol ve ilaçların etkisiyle kendisinden geçip bilinçsizce sayıklar. Gerçek adının Vildan olmadığını, ermeni asıllı olduğunu, anlatılan her şeyin hikaye olduğunu söyler. Sonra üzerinda İtalyanca "Bu hançer bir kalbe girecek" diye yazılan bir hançer çıkarır. Vildan hanım çok uzaklara gidip ıssız bir ormanda hançeri kalbine sokmanın planlarını yapmaktadır. Uzun süre sayıklayan bitkin haldeki Vildan derin bir uykuya dalar. Yazar, sabahleyin kapıyı açtığında kapıcıyı görür Vildan'ı ona teslim edip uzaklaşır. Aradan bir hafta geçince evine tekrar uğradığında Vildan hanımın adresi bilinmeyen bir yere taşındığını öğrenir. Yazar için Vildan hanım tarihe karışmıştır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ : Tereddütle yapılan bir işte başarı elde etmek mümkün değildir. En kötü karar kararsızlıktan daha iyidir.
4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Mualla: okumayı seven, dürüst, saf ve temiz bir aile kızıdır.
Vildan: Yazarı elde etmeye çalışan, bu uğurda İtalya'dan kocasını terkedip gelen, kıskanç bir kadın. Yazarın tereddütleri karşısında tarihe karışmştır.
Yazar: Karar vermekte güçlük çeken ve herşeye tereddüyle yaklaşan kararsızlığı yüzünden kalıcı ilişkiker kuramayan duygusal bir kişiliğe sahiptir.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: Peyami Safa
(1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul'da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa'nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul'da öldü
Başlıca eserleri: Gençliğimiz , Şimşek, Sözde Kızlar , Mahşer, Bir Akşamdı, Süngülerin Gölgesinde, Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü, Canan, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Fatih-Harbiye , Atilla, Bir Tereddüdün Romanı, Matmazel Noralya'nın Koltuğu, Yalnızız, Biz İnsanlar.
__________________
OECD denilen bir teşkilatın yaptığı derin araştırmalara göre; Dünya üzerinde genişbant internet hizmeti veren ülkeler arasında en ucuz bağlantıyı Japonya, en pahalı bağlantıyı ise Türkiye kullanıyor. Yani bizim güzel, zeki ve bilinçli ülkemiz
Japonya'da 100 Mbit bağlantı aylık 22 dolar iken, bizim ülkemizde bu fiyata ancak 1 Mbit (yani 100 katı daha düşük) bağlantı kullanılabiliyor. Hem de aylık 4 gb kota sınırı ile Türkiye'de 100 Mbit bağlantı ise muhtemelen "bin ytl'ler" ile ölçülebilir.
Üye ülkelerin internet kullanıcılarının yüzde 60'ının genişbant hizmetinden faydalandığı belirtilen OECD'nin Aralık 2006 verilerine göre hazırlanan ve 30 ülkenin bulunduğu raporunda, fiber optik şebeke ağına geçen ülkelerde daha düşük fiyata en yüksek hızda hizmet alınabildiğine dikkat çekildi.
Japonya'da kullanıcıların 100Mbps (1 mbps: saniyede 10 milyon bit) hızıyla bağlandıkları ve bunun OECD ortalamasının 10 katından fazla olduğu kaydedilen raporda, saniyede megabit ücreti bakımından 0,22 dolarla en düşük fiyatın Japonya'da, en pahalısının da 81,13 dolarla Türkiye'de bulunduğu belirtildi. OECD raporunda, ABD'de saniyede megabit açısından en ucuz genişbant bağlantısının 3,18 dolar, İngiltere'de 3,62 dolar olduğu belirtilerek, Japonya'daki fiber optik ağ sayesinde kullanıcıların veri indirebildikleri hızda veri de iletebiliyorlar. Telefon hattı üzerinde genişbant bağlantısı olan ADSL ve çoğu kablo hizmetinde bu olanak bulunmuyor.
Raporda, 100 kişiye düşen genişbant internet ADSL abonesi sayısının 3,8 olduğu Türkiye'de 2 milyon 773 bin 685 abone bulunuyor ve Türkiye, 100 kişiye 2,7 genişbant abonesinin bulunduğu Meksika'nın önünde ve 29. sırada bulunuyor.
OECD raporunun başında, 100 kişiye 19,6 ADSL abonesi, 9,4 fiber optik ağ abonesi ve 2,4 diğer bağlantı abonesinin bulunduğu Danimarka geliyor.
İsveç, Güney Kore ve Finlandiya'nın 100Mbps internet bağlantısı sundukları ve Japonya gibi fiber optik altyapıya geçtikleri belirtilen rapora göre aylık en ucuz internet bağlantılarının bulunduğu ülkeler şunlar:
Bilim adamları sonunda, elmanın dünyaya nereden yayıldığını buldular.
Elmanın ana vatanı ortaya çıktı
Bilim adamları sonunda, elmanın dünyaya nereden yayıldığını buldular.
Yazı Boyutu 10 12 14 16
İngiliz bilim adamları elmanın ana vatanının, Kazakistan dağlarındaki "cennet bahçeleri" olduğunu iddia etti.
Oxford Üniversitesi biyologları, son teknolojiyle elma DNA'sı üzerinde yaptıkları araştırmalara dayanarak, gezegende yenilebilir ilk tatlı elmanın Kazakistan'ın Çin sınırına yakın dağlarında iki bin metre yükseklikte yetiştiği görüşünü ortaya attı.
Günümüz elma türlerinin "atalarının" halen bu dağlarda doğal ortamda yabani halde yetiştiğini belirten "Elmanın Tarihi" kitabının yazarı Dr. Barrie Juniper, eski dönemde buranın farklı meyve ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplı olduğunu kaydetti.
Buluşun bilim çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandığını vurgulayan Oxford'lu bilim adamları, "Granny Smith" ve "Cox's Orange Pippin" gibi birçok İngiliz elma türünün de bilinenin aksine farklı meyvelerin hibriti değil, Kazak elmalarının "torunları" olduğunu belirtti.
Juniper, elmanın gezegene önce tatlı ve sulu elmaları seven ayılar ve daha sonra da atlar vasıtasıyla yayıldığını söyledi.
Ramazan ayında oruç tutanlar için yararlı olabilecek bitki çaylarından biri de papatya çayıdır.
Mayıs papatyası ya da Alman papatyası (bilimsel adı matricaria recutita) çiçeklerinin mide-bağırsak kasılmaları, şişkinlik, gaz şikayetlerini giderici ve sindirime yardımcı etkileri bilimsel olarak da ortaya konulmuştur. Bu etkiye sahip bileşenlerinin flavonoitler (apigenin ve glikozitleri) ve uçucu yağ bileşenleri (alfa-bisabolol) olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, papatya çayının etkisini kaybetmemesi için hazırlarken kaynatılmaması gerekir.
Çayı hazırlamanın en ideal şekli, kapaklı bir fincan ya da demlik içerisine bir poşet atıp taze kaynatılmış sıcak içme suyu ilave edildikten sonra 10 dakika bekletilip içilmesidir. Sahurda ve iftarda yemekten sonra içilmesi sindirime yardımcı olacak ve midenin rahatlamasını sağlayacaktır.
Papatyanın sindirim sistemine etkili bileşenleri olan flavonoitlerin bir diğer özelliği de hafif yatıştırıcı etkisi. Dolayısıyla yukarıdaki şekilde çay halinde hazırlandığında merkezi sinir sistemi üzerinde hafif yatıştırıcı etki de gösterecektir. Bu bakımdan sahurdan sonra gece rahat uyunması ve gündüz ise daha rahat bir oruç süreci geçirilmesi mümkün olabilecektir.
İnfantil spazmlar, zihinsel bozukluk ve hipsaritmi olarak bilinen bir EEG anormalliği ile karakterizedir. West sendromu çocukları ilk doğum günlerinden önce, genellikle 4 ile 7. aylar arasında etkiler. Semptomatik West sendromu beyinde geniş çapta malformasyonlar veya lezyonlarla ilişkilidir. Ani, istem dışı kas kontraksiyonları veya değişen yoğunluklarda spazmlarla göze çarpar ve bu tabloya psikomotor retardasyon eşlik eder. Semptomatik West Sendromu ilerler ve sıklıkla Lennox-Gastaut sendromuna veya diğer epilepsi tiplerine dönüşür. Kriptojenik West sendromunda, beyin görece normal görünmektedir ve nöbetler daha seyrek ve daha az şiddetlidir. Birkaç çocuk nöbetsiz kalabilir veya normal zihinsel fonksiyona kavuşabilir. Nöbet kontrolünü artıran erken tedavi (örn., steroid hormonlarla) bazı hastalarda zihinsel sonucu iyileştirebilir ve daha ciddi ve refrakter epilepsiye ilerleme olasılığını azaltabilir.
Belirtileri Nelerdir?
İnfantil spazmlar fleksör, ekstansör, klonik veya miyoklonik tiplerde olabilir, bazen hafif bir baş hareketi şeklinde olup başlangıçta ailenin ve doktorun dikkatinden kaçabilir. İnsidensi yaklaşık olarak 5000'de1 olarak bildirilen bu tablonun başlangıç yaşı 3-12 aydır; en sık 3-7 aylar arasında ve erkek çocuklarda nispeten sık rastlanır. Olguların yaklaşık 3/4ünde etyolojik bir neden gösterilebilir. Bu semptomatik olarak adlandırılan West olgularında sık olarak saptanan faktörler hipoksik-iskemik ensefalopati (perinatal asfiksi), serebral malformasyonlar (özellikle tuberoz skleroz), merkezi sinir sistemi infeksiyonları ve çeşitli metabolik -toksik nedenlerdir. Kriptojenik olarak adlandırılan grupta ise yapılan tüm araştırmalara rağmen etyolojik bir faktör bulunmaz. Bu grubun %5 kadarında ailede infantil spazm öyküsü bulunmaktadır. Prognoz semptomatik grupta ve tedavi gecikmesinde özellikle daha belirgin olmak üzere genellikle kötüdür. İnfantil spazmlar antiepileptik ilaçlara genellikle direnç gösterirler. Steroid tedavi mekanizması bilinmemekle birlikte (ACTH veya prednison) daha iyi sonuçlar verir. Ancak son yıllarda özellikle vigabatrin tedavisi ile olumlu sonuçlar bildirilmektedir.
Nasıl Tanı Konur?
Bu sendrom bir süt çocuğunda hipsaritmi olarak adlandırılan EEG paterni ile birlikte myoklonik nöbetlerin varlığı sonucu tanınır. EEG paterni, tedaviye yanıtı ve sonuçlarının kötü olması nedeniyle diğer nöbetlerden ayrılır.Uyanıkken peşpeşe gelen myoklonik jerkler vardır. Baş, gövde ve kalçada fleksiyon yada ekstansiyon, yada sıklıkla baş ve gövdede fleksiyon, bacaklarda ekstansiyon vardır.Jerkler kümeler şeklinde gelir, otonomik bulgular yada ağlama nöbetlere eşlik edebilir. Olguların büyük çoğunluğu semptomatiktir, yani anormal gelişim gösteren bir beyne ait semptomlar vardır. Kriptojenik grupta MSS disfonksiyonu, gelişmenin gecikmesi ve anormal nörolojik muayene bulguları vardır, ancak tüm bunları açıklayabilecek neden saptanamaz.
Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Süt çocuklarında nadir görülen başka epilepsi sendromları da vardır.
Süt çocuğunun semptomatik myoklonik epilepsileri çok sayıda genetik geçişli lizozomal bozukluklar yada diğer enzim disfonksiyonlarına bağlı olarak görülebilir, bunlar dejeneratif hastalıklardır
West sendromu ilk kez bebeklik döneminde görülen bir epilepsi (sara) türüdür. Diğer bir adı da infantil spazmdır. En önemli etkileri spazm, zeka geriliğidir. Tanı bir nörolog tarafından EEG, kan testi gibi yöntemler sayesinde konulabilmektedir. Görülme sıklığı yılda yüzbin canlı doğumda 2.9-4.5 arasında değişmektedir.. Erkek çocuklarda kız çocuklara nazarn %60 daha çok görülmektedir.
Çocukluk çağında kötü gidişiyle bilinen west Sendromunun, tedavisi sorun oluşturmaktadır. Ancak tedavi amaçlı kullanılan ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar daha çok nöbetlerin sıklığını azaltmakta kullanılmaktadır, az bir vakada nöbetler önlenebilmektedir.
Sezonun en iddialı oyunu "BAY SLOANE'U EĞLENDİRMEK" Türkiye Prömiyeri öncesi, 16 özel seyircisini genel provasına bekliyor. ...
Oyunu izledikten sonra oyun hakkında ekiple sohbet etme imkanının da olacağı bu özel gösterim, 12 Eylül Cumartesi, saat 20:30'da
Desem Tiyatrosu - Tiyatro Oyun Kutusu Sahnesi'nde gerçekleştirilecektir.
Sadece 16 adet satılacak olan bu ön gösterim biletleriyle aynı zamanda oyunun Türkiye Prömiyeri'ne de "davetli" olarak katılma imkânını yakalayacak, böylece oyunun tamamlanmış halini izleme şansını da ilk siz elde edeceksiniz.
Oyunun içeriği açısından 18 yaş altı izleyicilerin oyuna alınması kesinlikle yasaktır.
"Genel Prova + Prömiyer Bileti" için lütfen rezervasyon yaptırınız.
554 734 1579 - 555 708 1069
"BAY SLOANE'U EĞLENDİRMEK"
Kara Komedi
TİYATRO OYUN KUTUSU bu sefer bir "Kara Komedi" ile tiyatro severlerin karşına çıkıyor.
Son yüzyılın modern tiyatro hareketleriyle yoluna devam eden Tiyatro Oyun Kutusu, oyunun içeriği ve görselliği ile seyirciyi sarsacak.
In Yer Face tiyatrosu, Komedi trükleri ve vahşet tiyatrosu öğelerini bir araya getiren oyun cesur ve sıra dışı, daha, önce denenmeyen yepyeni bir yorumla sahnelenecek.
Oyun; koyu Katolik olan bir ailenin orta yaşın üstündeki fertlerinin, genç bir delikanlıyı, cinsel ve psikolojik olarak istismar etmesini anlatıyor.
Oyun alanının içine yerleştirilen platformlardan bir evin içini gözetleyecek olan seyirci yine farklı bir deneyim yaşayacak
Yazan: Joe ORTON
Çeviren: Gülşen D. Akbaş
Uyarlayan - Yönetmen: Serdar Saatman
Oyuncular:
Alev Koçer
Bahadır Yüksekşan
Cana Gedik
Yarkın Ünsal
Yeni Aktüel'e Japon Ellerinden Yeni Bir Mantık Bulmacası Daha Geldi: Futoshiki
Futoshiki sudoku'yu döver mi?
Salgın hastalık gibi yayılan ve bağımlılık yaratan sudoku'ya kardeş geliyor. Eğer sudoku'dan başka oyun tanımam, diyorsanız, o zaman henüz futoshiki ile tanışmadınız. Futoshiki Japon işi yeni bir mantık bulmacası. Özellikle en zor sudoku'ları çözmek bile artık çocuk oyuncağıysa, sizin de futoshiki ile tanışma zamanınız geldi demektir. İşte size Yeni Aktüel'den her hafta cep sudokusu ve tam sayfa kakuro'nun yanında ünü Avrupa'yı çoktan sarmış bir güzellik daha!
Görünüm itibariyle futoshiki sudoku'nun küçük kardeşi gibi... Ama 3x3'lük toplam 9 blok ve 81 kareden oluşan sudoku'nun karmaşası futoshiki'de yok. Futoshiki sadece 5x5'lik tek bir bloktan oluşan 25 karelik bir tabloya sahip. Yalnız baştan uyaralım, çözerken sudoku'dan biraz daha fazla dikkat gerektiriyor.
Yaklaşık beş sene önce Japonya'da ortaya çıkan futoshiki, "eşit değil" anlamına geliyor. Oyunun özü de burada zaten; "büyüktür" (> ve "küçüktür" (< işaretlerine dayanıyor. Aslında futoshiki oynayabilmek için de sudoku'da olduğu gibi herhangi bir ekstra matematik bilgisi gerekmiyor. Tek bilmeniz gereken "büyüktür", "küçüktür" işaretleri ve tabii ki birden beşe kadar sayabiliyor olmak
Futoshiki'nin amacı birden beşe kadar sayıları her bir satırda ve sütunda tekrarlanmayacak şekilde yerleştirmek. İşte bu noktada bize "büyüktür" ve "küçüktür" işaretleri yol gösteriyor. Kutucuklar arasına yerleştirilen bu işaretler sayesinde bulmacayı çözüyoruz.
Futoshiki Tüyoları
- Futoshiki'nin en büyük ipucu öncelikle büyüktür işaretlerinin olduğu yerlerden başlamak. Hele hele yanında büyüktür işareti olan bir 4 gördüğünüzde sakın kaçırmayın!
- Büyüktür ve küçüktür işaretlerini karıştırıyor musunuz? Olabilir, insanlık hali< işaretinin önüne bir çizgi attığınızda "küçüktür"ün "k"si olur.
- Asla ama asla unutmamanız gereken şudur: Aynı satır ya da sütunda 1'den 5'e kadar olan rakamları sadece bir kere kullanabilirsiniz.
Merak edenler için ülkemizde ne kadar cep telefonu olduğunu açıklayalım. Türkiye'de 117 milyon cep telefonu var. Bunların yaklaşık 50 milyonu kullanılmıyor.
KAYBOLMA VEYA ÇALINMA
Cep telefonunuz kaybolursa ya da çalınırsa ne yapacağınızı biliyor musunuz?
"Canım sağolsun, yenisini alırım" demeyin. Olayın ciddi riskleri var.
Örneğin bulan ya da çalan kişi kendi kullanabileceği gibi, başka birine de verebilir.
Telefonunuzu kullanacak olan kişi, 2 bin 500 civarındaki abone merkezlerinden birine gider ve (sahte bir kimlikle) "sim kart" almak suretiyle, telefonunuzu kullanmaya başlar.
Telefonunuz; hırsızlık, tehdit, şantaj, terörizm veya yasa dışı başka bir olayda ya da eylemde kullanılırsa, IMEI denilen elektronik kimlik bilgisinden hareketle size ulaşılabilir...
Hemen ardından da haksız bir suçlama veya tutuklama ile karşılaşabilirsiniz.
NE YAPMAK GEREKİYOR?
Cep telefonunuzun kaybolması ya da çalınması halinde, sevimsiz bir suçlama veya tutuklama ile karşılaşmak istemiyorsanız;
1- Cep telefonunuzun IMEI numarasını, uygun bir yere kaydedin.
2- Cep telefonunuz kaybolduğunda veya çalındığında, Telekomünikasyon Kurumu Bilgi İhbar Merkezi'ni 444 97 77 veya 0312 232 23 23 numaralardan arayarak, kimlik bilgilerinizi doğrulatmak suretiyle, cep telefonunuzu geçici olarak kullanıma kapattırabilirsiniz.
3- Cep telefonunuzun IMEI numarasını bilmiyorsanız "* # 06 #" tuşlarına basın. Elektronik kimlik belgenizi ekranda göreceksiniz. O numarayı uygun bir yere kaydedin.
Çalınınca ya da kaybolunca Bilgi İhbar Merkezi'ne bildirip, olası tehlikelerden kurtulabileceksiniz.
4- Biraz daha zamanınız varsa, cep telefonunuzun arka kasasındaki IMEI numarasını bulun. İkisinin de aynı olması gerekir. Aksi halde, elinizdeki telefonun IMEI numarası klonlanmış (elektronik kimlik bilgisi değiştirilmiş) olabilir.
SATARKEN DİKKAT
Türkiye'de 50 milyon civarında daha önce kullanılmış, şu anda yenisi alındığı için kullanılmayan, cep telefonu var.
Bunların, elden üçüncü kişilere belgesiz satışı, son derece riskli. Telefonunuzu alan kişi veya onun sattığı kişi, yasa dışı bir olayda kullandığında, sizin başınız ağrır.
İkinci el telefonların, bunu alan firmaya "gider pusulası" karşılığı satılması gerekiyor.
Gider pusulasına, sattığınız cep telefonunun IMEI numarası da yazılacak bu da sizi satışı belgelendirme yönünden rahatlatacaktır.
İKİ ÖNERİ
Yukarıdaki sorunları çözmek için iki somut önerimiz var.
1. Kullanılmış cep telefonunun satışında KDV oranı yüzde 18 yerine yüzde 1 olsun.
Böylelikle, kullanılabilir olanlar kayıt altında ekonomiye kazandırılsın.
2. Cep telefonu satılırken, alıcıya telefonla birlikte cihazın marka, model ve IMEI numarasını belirten "mobil cihaz kimlik kartı" verilmesi zorunlu kılınsın.
Çalındığında ya da kaybolduğunda, cep telefonunun sahibi, bu numaraya göre bildirimde bulunsun.
Bakın işte, ne kadar pratik bir çözüm.
Bunun için bir genelge ve bir de kararname yeterli...
1935'te Kütahya'nın Emet ilçesinde doğdu. İstanbul'da Atatürk Kız Lisesi'ni bitirdi. Bir süre Hukuk Fakültesi'nde öğrenim gördü. Dışarıdan sınavlara girerek ilkokul öğretmeni oldu. On beş yıllık hizmetten sonra 1977'de istifa etti. Romanlar, öyküler, radyo ve televizyon oyunları yazdı. 1965'ten beri eğitim ve öğretim sorunlarıyla ilgili görüşlerini Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri ile çeşitli dergilerdeki yazılarıyla dile getiriyor. Daha çok çocuk edebiyatıyla uğraştı. 1963-1971 yıllarında çocuklar için, birer hikayelik yirmi altı küçük kitap yayınladı. Altı-dokuz yaş grubu için 20 kitaplık "Ece ile Yüce" isimli bir de dizi hazırladı
Eğitim ve öğretim-bel kemiği vatanın
Toprak ve doğal kaynak-okuyarak canlanın
Hayatın kaçınılmaz-vazgeçilmez unsuru
Öğretmen sayesinde-gerçek sağlamdır suru
Eğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır
Cahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır
Devletimin görevi-kanunu düzenlemek
Okuyan öğreteni-önem verip dinlemek
Millî değer uygarlık-temel sağlam olmalı
İlmî ve teknolojik-yönetmelik dolmalı
Eğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır
Cahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır
Ülkeler muhtaçtırlar-bilin birbirlerine
Siyasî ekonomik-taşlar konsun yerine
Dengeyi sağlamalı-sevmeliyiz milleti
Ortadan kaldırmalı-bölen yıkan illeti
Eğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır
Cahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır
Unutmamak gerekir-eğitim problemi
Hâlledilmesi gerek-yok edin ikilemi
Hedef savaşta değil-barışta korumalı
Vatanın kalkınması-olmamalı yamalı
Eğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır
Cahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır
Ulu Önder Atatürk-memleket kaderinde
Okudu ve öğretti-hiç durmadı yerinde
Adamıştır kendini-öğrenci ve okula
Teknik sanat ve spor-önem verdi akıla
Eğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır
Cahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır
".Dokuz Yüz Yirmi Sekiz-Yirmi Dört Kasım Günü'
Başöğretmen olmuştur- arşa çıkmıştır ünü
Evler ve apartmanlar-hele okullarımız
Saygı sevgi hayranlık-uzanır kollarımız
Eğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır
Cahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır
Vatanın bütünlüğü-gönül birliği görev
'Tek Bayrak Tek Bir Millet'-öğretilmeli ödev
Öğretmen Hasan Sancak-baş koymuştur bu yola
İhanet edenler var-olmayın bize belâ
Eğitim ve öğretim-öğretmenle sağlanır
Cahillik bilgisizlik-okullarda bağlanır
Tümgeneral Güler, Zafer Bayramı saat 07.00'de başlayacak. Daha sonra 08.30'da Ankara'daki Atatürk Anıtları'na çelenk konulacak. Anıtkabir'deki törenlerin ardından Genelkurmay Başkanı 09.45'de tebrikleri kabul edecek. Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) saat 11.00'deki geçit töreninden sonra saat 12.00'de 21 pare top atışı icra edilecek. Ayrıca, saat 15.00'de Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'ndan bir tabur, Alay Bandosu eşliğinde Sıhhıye-Kızılay-TBMM güzergahında bir yürüyüş yapacak. Saat 16.00'da ise Kara Harp Okulu diploma töreni var. Daha sonra ise saat 20.30'da Merkez Orduevi'nde 30 Ağustos Resepsiyonu yapılacak. Törenler, saat 24.00'da resmi olarak sona erecek.
Bu isim Latince deki costa (kaburga) ve Yunancadaki chondros (kıkırdak) sözcüklerinden gelmektedir. Bu hastalık kaburga kıkırdaklarını tutar. Kostokondrit, Tietze sendromu adıyla da bilinir.
Belirtiler
- Göğüste ağrı, özellikle göğüs kafesinin önünde
- Göğüs kemiğinin (sternum) çevresindeki dokularda şişme de olabilir.
Ağrı kaburgadaki bir iltihabın sonucu oluşur. İltihabın nedeni, göğüs kafesine gelen bir darbe olabilir, ancak çoğu kez neden bilinmemektedir. Ağrı, kaburgaların hareket ettirilmesi ya da hasta bölgeye doğrudan basınç uygulanmasıyla artabilir.
Ağrı ilk ortaya çıktığında, kalp krizi olasılığı akla gelebileceğinden endişe duyulmasına neden olabilir. Kostokondrit acil bir durum değildir, ancak göğüste ani ve şiddetli bir ağrı ortaya çıktığında, kalp krizi olasılığı nedeniyle hemen doktorunuza başvurun.
Teşhis
Kaburgaların birleşme yerinde, şişme ile birlikte ya da şişme olmadan oluşan hassasiyet ana belirtidir, ancak, herhangi bir kalp ya da akciğer hastalığı olmadığından emin olmak için göğüs röntgeni, elektrokardiyogram ve kan testleri gerekebilir.
Tedavi
Uygun dinlenmeyle, belirtiler zaman içinde ortadan kaybolabilir. Egzersiz belirtileri şiddetlendirebilir, bu nedenle şikayetleri artıran hareketlerden kaçının.
ilaç Tedavisi
Aspirin ve diğer antienflamatuar ilaçlar yararlı olabilir. Gerekirse, hasta bölgeye kortizon gibi steroid bir ilaç enjekte edilebilir.
Oruç tutanların genelde spordan uzaklaştığı ramazan ayında, bazı kurallara uyUludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Gür, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ramazan ayının, günün uzun ve havaların sıcak olduğu döneme denk geldiğini belirtti.
Bu dönemde, hangi spor dalıyla uğraşılırsa uğraşılsın, ciddi mineral ve su kayıplarının yaşanacağına dikkati çeken Gür, bunun da vücudun zayıf düşmesine neden olacağını ifade etti.
Gür, özellikle oruç tutanların, spor için serin saatleri tercih etmeleri gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
''Sabah saatleri serin olur ama sıvı ve mineral kaybının yanında yorgunluk ve bitkinlik hali nedeniyle günün geri kalanı zor geçer. Buna göre iftar saatinden bir, bir buçuk saat önceden başlayıp, iftardan sonraki zamana, uygun zaman diyebiliriz.''
-EN KOLAY VE İDEAL SPOR: YÜRÜYÜŞ-
İftar öncesi yürüyüş gibi ''hafif'' sporların yapılabileceğini dile getiren Gür, şöyle devam etti:
''Sağlıklı yaşam için en kolay ve ideal spor olan yürüyüşe, her gün başlangıçta 20-30, alıştıktan sonra ise 40-60 dakika ayrılmasını tavsiye ediyoruz. Egzersiz zamanı, iftar saatine göre ayarlanabilir. Böylelikle sporun ardından su içilip, yemek yenebileceği için aç karına egzersiz yapmanın olumsuz etkilerine en az şekilde maruz kalırız.''
Uzun açlığın ardından birden yüklenmemek açısından, iftarda bir-iki bardak su içerek, vücudun sıvı ihtiyacının giderilebileceğini ve tokluk hissinin yaratılabileceğini anlatan Gür, iftarda, aşırı yağlı, mideyi zorlayacak yemeklerden uzak durulması tavsiyesinde bulundu.
-YEMEKTEN SONRA SPOR, SPORDAN SONRA YEMEK-
Gür, iftar yemeğinin ardından, spor için en az bir saat geçmesi gerektiğine işaret ederek, şöyle konuştu:
''Sindirimi kolay besinler yedikten bir-bir buçuk saat sonra spor yapılabilir. Tavsiyemiz, sporun ardından da tekrar hafif şeyler yenmesi. Öğünlerin bölünmesi, hem spor yaparken olası olumsuzlukların önüne geçer hem de sahuru da düşünürsek metabolizma ve sindirim sistemi açısından daha ideal.''
Futbol gibi aşırı güç ve sıvı kaybına neden olan sporların, oruçluyken yapılması durumunda bünyeyi fazla zorlayacağına dikkati çeken Gür, bu tarz sporlardan, vücudun açlık ve susuzluğa alışması için gereken bir hafta-10 günlük sürede, iftardan sonra bile uzak durulması tavsiyesinde bulundu.
Gür, ramazan öncesi düzenli spor yapıp, ramazan boyunca spor yapmayı bırakanların, genel fizik ve kondisyonda yüzde 30'a varan kayıplar yaşayacağını belirterek, ''Bu nedenle spordan uzak durulmamalı. Yoksa kişinin bir aylık çalışma açığını kapatıp, eski haline dönmesi en az 5-6 hafta sürer'' dedi.
Hakan Gür, yürüme dışında aşırı terleme ve mineral kaybına neden olmayacak ''hafif'' koşu, yüzme ve bisiklet gibi sporların yapılmasını tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi.
Hurma, baştan başlamak üzere vücudumuzun birçok organına elle tutulur, gözle görülür bir yarar sağlar. Hurmada bulunan fosfor, beynin ihtiyaçlarını karşılar. Yorgunluğa iyi gelir.
DİNLENDİRİR
Hurmanın etkili olduğu bir diğer alan da sinir sistemimizdir. Hurmanın dinlendirici bir özelliği vardır. Hurmada aynı zamanda B1 ve B2 vitaminleri bulunuyor. Bunlar da zihni ve sinir sistemini dinlendirici özelliğiyle de dikkat çekiyor.
ÖKSÜRÜĞÜN EN İYİ İLACI
Meyve olarak en iyi göğüs ilacı hurmadır. Hurma balgama, nefes borusuna ve öksürüğe iyi geliyor.
DAMAR SERTLİĞİNİ ÖNLER
Hurma, kan damarlarını yumuşatır ve damar sertliğini engelleri. Ayrıca kanı temizler ve tansiyonu da düzenler.
KOLESTEROL
Kahve ve yağ kandaki kolesterolün yükselmesinde etkendirler. Araplar bol miktarda kahve yerler ve araştırmalarda Araplarda bu hastalıktan eser olmadığı ortaya çıkmıştır. Bunun nedenin araştıran uzmanlar, Arapların kahve ve diğer içeceklerin yanında mutlaka hurma yediklerini öğrenmişler. Bu çalışmalara göre hurma kolesterole geçit vermiyor.
BÖBREK TAŞINI ÖNLER
Hurma böbreklerin yıkanmasına da yardım ederek böbreklerin daha iyi çalışmasını sağlar. Mesane ve böbrek iltihabına şifa verir. Hurmanın suyu böbrek taşlarının da parçalanmasında çok faydalı olur. 6 - 7 hurma parçalanarak bir bardak suya konur birkaç saat sonra süzülür ve ısıtarak günde iki defa içilir. Bu 15 gün yapılırsa böbrek taşlarını yok eder.
ÇAM FISTIĞIYLA BİRLİKTE
Hurma çam fıstığıyla yenirse karaciğer, temizler ve kuvvetlendirir. Aynı zamanda Şafra taşını da yok eder.
ÇEKİRDEĞİNİ EMİN
Uzmanlar hurmanın aç karnına yenilmesinin daha sağlıklı olduğunu belirtiyor. Bunun yanı sıra kabuklarında ve çekirdeğine de bol miktarda vitamin olduğunu söyleyerek çekirdeğinin de emilmesini tavsiye ediyorlar.
GÖZLERE VE KULAĞA BiREBiR
A vitamini içeren hurma, gözleri kuvvetlendiriyor. Bazı kaynaklarda hurma yiyenlerde özellikle gece körlüğü ve diğer göz zaafiyetlerinin olmayacağı bilgisi yer alır. Hurmanın bunun yanı sıra göz sinirlerini kuvvetlendirici etkisi de bulunuyor. Her şeyin olduğu gibi hurmanın da fazla yenmemesi gerekiyor. İhtiyarlıkta oluşan kulak uğultusu duyma zafiyeti gibi kulak rahatsızlıklarında da faydalıdır.
iSHALE VE BASURA KARŞI!
Kişi ishal olduğu ve kustuğu zaman vücut çok su, tuz, potasyum, sodyum ve glikoz kaybeder. Hurmada ise bu unsurlardan bol miktarda bulunur. Böyle durumlarda hurma suyu hazırlanır. Ondan yeterli miktarda alınırsa kaybedilen minareller ve güç telafi edilmiş olur. Hurma'yı düzenli yemek aynı zamanda basuru da engeller. Basuru olanlara da şiddetinin hafiflemesine yardımcı olur.
Efendimiz,sirke,bal,zeytin yaği ve sebze gibi bazi yemekleri çok severdi.Bir gün Ümmü Hani'nin evine gitti ve "Yiyecek birşeyler var mi?"diye sordu.O da "Sirkeden başka bir şey yok" deyince,sirke olan evde hiçbir şey yok denemez,buyurdu.Arabistan'da "His" denen bir yemek türü vardir.Tereyağina peynir ve hurma konarak hazirlanir.Hz.Peygamber(s.a.v.)bu yemeği de çok severdi.Peygamberimiz soğuk ve tatli içecekten hoşlanirdi.Sütü de çok severdi.Sütü bazen katkisiz bazen de içine biraz su kariştirarak içerdi.Kayisi,hurma ve üzüm tanesinin de hoşafini içerdi.Sofraya gelen yemeği beğenmediği takdirde elini uzatmazdi.Ama hiçbir zaman da kötü demezdi.Önündeki yemeğe elini daldirip eliyle kariştirmazdi.Başkalarini da bundan menederdi.Hiçbir zaman bir yere dayanarak yemek yemezdi.Resulüllah,yemek yerken önünden yerdi.
Sen olmasan Allah'im
Doğru yolu bulamazdik
Sadaka veremez namaz kilamazdik.
Huzur indir üzerimize sabit kil ayaklarimizi
Karşilaştiğimizda saldirmak istiyor düşmanlar bize
Fitne çikarmaya çalişiyorlar onlar.
Fakat karşi koyuyoruz biz.
Yayımlanışından beri çok satanlar listesinin bir numarasına oturan Elif Şafak'ın son romanı Aşk'la ilgili ilginç bir gelişme var. Daha önce haberleri çıkmıştı, belki görmüşsünüzdür. Aşk'ın kapak rengi pembeydi. Bazı erkek okurlar pembe renkli bir kitabı umuma açık yerlerde, toplu taşıma araçlarında falan okumaktan utandıklarını dile getirmişlerdi. Eskiden sol içerikli kitaplarda olduğu gibi kapağı görünmesin diye gazeteyle kaplayarak yanlarında taşıyorlarmış romanı.