1972 yılında Eskişehir’ de doğdu. Eğitimine 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde başlayıp, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümünde tamamladı .1995 – 1997 yılları arasında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalıştı. 1997 yılından bu yana Kocaeli Şehir Tiyatrosu’nda sürdürdüğü görevine 2008/2009 sezonu itibariyle ara vermiş olan Serhat Tutumluer halen istanbul'da kurucularından biri olduğu TALİMHANE TİYATROSU'nda oyunlar oynamaktadır. .
Görev Aldığı Yapımlar:
Sinema Filmi:
2008 Devrim Arabaları (Tolga Örnek) 14. Sadri Alışık En İyi Erkek Oyuncu Ödülüne Tüm Oyuncular layık görüldü
2007 Ara (Ümit Ünal) İstanbul Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu Ödülüne layık görüldü
2006 Cenneti Beklerken (Derviş Zaim)
Televizyon:
2008 Ayışığı (star tv - Taylan Biraderler)
2007 Ezo Gelin (Show Tv - Onur Tan)
2006 Erkekler Ağlamaz (Atv - Sadullah Çelen)
2006 Esir Kalpler (Kanal D - Taner Akvardar)
2004 Sahra (Kanal D - Volkan Kocatürk)
2004 Kasırga İnsanları (Show Tv - Nihat Durak)
2003 Çaylak (Show Tv - Nihat Durak)
1995-96 Tersine Akan Nehir ( TRT - Fatih Arslan)
Tiyatro Oyunları:
Yastık Adam (Talimhane tiyatrosu-Mehmet Ergen)
Kız Tavlama Sanatı(Talimhane Tiyatrosu-Mehmet Ergan)
Oyunun Oyunu (İstanbul BKM - Mehmet Ergen)
Bir Sevda Türküsü (Ankara Devlet Tiyatrosu – Ejder Akışık)
Budala (Ankara Devlet Tiyatrosu – Bozkurt Kuruç)
Giordano Bruno (Ankara Devlet Tiyatrosu – Erhan Gökgücü)
Küçük Nasrettin–Kukla Oyunu (Ankara Devlet Tiyatrosu – Soner Ağın)
Aşk Delisi (Aksanat - Mehmet Ergen)
Bir de Yolluk (Aksanat – Mehmet Ergen)
Küller Küllere (Aksanat – Mehmet Ergen)
Hamlet (İzmit Şehir Tiyatrosu – Işıl Kasapoğlu)
Sokağa Çıkma Yasağı (İzmit Şehir Tiyatrosu – Cüneyt Çalışkur)
Hakimiyet-i Milliye Aşevi (İzmit Şehir Tiyatrosu – Cüneyt Türel)
Nasrettin Hoca (İzmit Şehir Tiyatrosu – Işıl Kasapoğlu ve Melih Düzenli)
Kuvayi Milliye Destanı – Kukla Oyunu (İzmit Şehir Tiyatrosu – Melih Düzenli)Üç Kuruşluk Opera (İzmit Şehir Tiyatrosu – M.Kith Kay)
Karar Kimin (İzmit Şehir Tiyatrosu – Şakir Gürzumar)
İsli Sisli Pis Puslu (İzmit Şehir Tiyatrosu – Yaşar Özveri ve Yücel Ertan)
Bahar Noktası (İzmit Şehir Tiyatrosu – Yücel Erten )
Şahmeran Hikayesi – Gölge Kukla Oyunu (İzmit Şehir Tiyatrosu – Ebru Kara Dehekli)
Cimri (İzmit Şehir Tiyatrosu)
Yedi Cüceler ve Dev ( Eskişehir - çocuk oyunu )
1933’de Adana’da doğdu. Küçük yaşlardan itibaren bulaşıkçılık, garsonluk, pamuk işçiliği. seyyar satıcılık gibi çeşitli işlerde çalıştı. Diyarbakır İlköğretmen Okulu’nu bitirdi. Çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1979’da emekliye ayrılarak sadece yazılarıyla ilgilendi. İlk mizah yazıları Akbaba dergisinde yayınlandı. Özel tiyatrolarda oynanan, radyolarda yayınlanan oyun ve skeçleriyle ün yaptı. Ulusal ve uluslararası düzeyde pekçok ödül kazandı. Eserlerinde güldürmekten çok düşündürmeyi amaçlar. Toplumsal çarpıklıklara sınıfsal açıdan bakarak Anadolu insanının sorunlarını kara mizah yöntemiyle yansıtır.
ESERLERİ
ÖYKÜ-MİZAH:
Bando Takımı (1975)
Donumdaki Para (1977)
Deliye Her Gün Bayram (1980)
Sen Kim Hovardalık Kim (1980)
Her Eve Bir Karakol (1980)
Devlet Babanın Tonton Çocuğu (1981)
Lüplüp Makinesi (1982)
Kasabanın Yarısı (1982)
Demokrasimiz Kaç Para Eder (1988)
ROMAN:
Gecekondu (1970)
İlyas Efendi (1971)
Halo Dayı (1973)
ÇOCUK KİTAPLARI:
Bülbül Düdük (Çocuk romanı, 1980)
Ekmek Parası (1979)
Çizmeli Osman (1980)
Pazar Kuşları (1980)
Uctu Uçtu Ali Uçtu (1980)
ÖDÜLLERİ:
1977 Nasrettin Hoca Gülmece Öykü Yarışması’nda üçüncülük, "Hıdır Baba" öyküsüyle
1977 Milliyet Sanat Dergisi Gülmece Öyküsü Yarışması’nde ikincilik, "Anayasa Hangi Anayasa" öyküsüyle
1978 Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü, Donumdaki Para ile
1980 Bulgaristan Altın Kirpi Gülmece Ödülü, Bülbül Düdük ile
Nurullah Ataç (d. 23 Ağustos 1898 - ö. 17 Mayıs 1957). Gerçek ismi Nurullah Ata dır.Türk eleştirmen, denemeci, yazar. Cumhuriyet döneminde eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen eser vermeyen sayılı yazarlardan biridir.
Nurullah Ataç, 23 Ağustos 1898'de Hammer'in Osmanlı Tarihi isimli kitabı Türkçe'ye çeviren Mehmet Ata Bey'in oğlu olarak İstanbul'da doğdu. Nurullah ataç'ın babası Mehmet Ata başarılı bir öğretmen idi.[1] İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'nde 4 yıl okudu. Daha sonra eğitimine İsviçre'de devam etti. [2] Babasının ölümünün ardından 1919'da İstanbul'a döndü. [3]1922 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne devam etti fakat tamamlayamadı.[4] Fransızca öğretmenliği ve mütercimlik yaptı. 1945'den sonra Cumhurbaşkanlığı çevirmeni olarak görev yaptı. [1]
1926 yılında Leman Ataç ile evlendi. [5] Bu evlilikten , daha sonra babasının hayatından kesitleri anlattığı kitabı "Babam Nurullah Ataç"'ın yazarı Meral Ataç Tolluoğlu 1926'da doğar. [6] [7]
TDK yayın kolu başkanı oldu. İlk şiirleri Dergah'ta yayımlandı. Fransız, Latin ve Rus klasiklerinden çeviriler yaptı. Gazete ve dergilerde eleştiri ve deneme türünde yazılar yazdı. Eleştiri yazılarıyla Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verdi. Akşam'da tiyatro eleştirmenliği, Hakimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri Türk Dili, Varlık, Yedigün, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler dergilerindedir.[1]
Edebi tarzı
Dilde sadeleştirme ve özleştirme hareketinin savunucularındandır. Türkçe'deki yabancı kelimeleri kullanmamış, dille düşünce arasında dolaysız bir ilişki olduğunu, somut düşünme geleneğinin doğabilmesi için kavramların saydam, hangi kökten geldiklerinin anlaşılır olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yol da, Ataç'a göre, Latince, Grekçe, Farsça, Arapça gibi yabancı dillerin eğitimini zorunlu kılmak başarılamayacağına göre, bunlardan alınan kelimelerin Türkçe'leştirilmesinden geçer:
“ Uydurma dil dediler mi, bir şey söylediklerini sanıyorlar. Söyleyim ben size; Bu uydurma sözünü, Türkçecilik akımına karşı bir silah diye kullanmaya kalkanlardan ne dediğini bilen, şöyle gerçekten düşünerek konuşan bir tek kişi tanımıyorum. Evet, uyduracağız, bizim yaptığımız, uydurduğumuz kelimeler de yavaş yavaş halka işleyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin işlediği gibi. Onların yerini tutacak.[8] ”
Bazı yazılarında arı Türkçe kullandığı için anlaşılmaz olarak eleştirilmiştir. Onu eleştirenler arasında Attilâ İlhan, Halit Fahri Ozansoy gibi isimler vardır.[3]Divan Edebiyatı geleneğini iyi bildiği anlaşılır, kişisel olarak zevk aldığını da belirtir, fakat zamanını doldurmuş bir edebiyat olduğu görüşündedir. Yazı diliyle konuşma dili arasındaki uçurumu kapatma çabasının bir parçası olarak özgün Türkçe'yi ve devrik cümleyi kullanmasıyla döneminin yazarlarını da, daha sonraki kuşaklarıda etkilemiştir.
“ Oysaki ben, öz Türkçe için nice kazançları teptim, rahatımı kaçırdım, üzdüm kendimi, adımı deliye çıkarttım. Hepsi de ne dediklerini bilmez, kafalarına düşüncenin gölgesi bile girmemiş birer alıktır bana deli diyenler. Öz Türkçeye özenişim de duygularımın etkisiyle değildir. Latince, Yunanca öğretilmeyen bir ülkede tek doğru yolun, tek usul (akla uygun) yolun öz dile gitmek olduğunu düşüncemle anladım da onun için o yolu buldum.[9] ”
Tiyatro eleştirileri
1921 - 1957 yılları arasında (1931'de bir süre ara vermiştir) Son Havadis, Ulus, Ülkü, Akşam, Hakimiyeti Milliye, Milliyet, Dergah gibi yayınlarda birçok tiyatro eleştirisi yayımlanmıştır.[4]
Ölümü
1953 yılında şeker hastalığı ortaya çıktı. Eşinin 1955 yılında ölümünün ardından karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları başladı. 17 Mayıs 1957 yılında İstanbul Numune Hastanesi'nde öldü. [2]
Ölümünden sonra birçok edebiyat ve sanat dergisinde kendisi için özel sayı çıkartılmıştır ve hakkında 2 kitap hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 1959'da Tahir Alangu'nun hazırladığı Ataç'a Saygı isimli, O'nun için yazılmış yazıların derlendiği bir kitaptır. İkincisi ise, Türk Dil Kurumu'nun 1962'de Ankara'da çıkardığı Ataç isimli kitaptır.[4]
Eserleri
1. Bütün kitapları Can Yayınları'ndan çıkmıştır. Varlık Yayınları'ndaki ilk baskılar:
2. Karalama Defteri-Sözden Söze (1952)
3. Ararken-Diyelim (1954)
4. Söz Arasında (1957)
5. Okuruma Mektuplar (1958)
6. Günce (1960)
7. Prospero ile Caliban (1961)
8. Söyleşiler (1962)
9. Günce 1-2 (1972)
10. Dergilerde (1980)
26 Kasım 1968'de Adana’nın Yüreğir ilçesinde doğdu. İlkokulu Sabancı İlk Öğretim Okulu'nda okudu. Adana Atatürk Lisesi'nden mezun oldu. Sonra sırasıyla Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Mühendisliği,Ankara Üniversitesi Kastamonu Meslek Yüksek Okulu Bilgisayar Programcılığı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Muhasebe bölümünde kısa zamanlar öğrencilik yaptı. Üniversite giriş sınavlarını kazanıyordu ama eğitimini istikrarlı bir şekilde ilerletemiyordu. Bu durumda ailesinin maddi sıkıntıları da önemli bir rol oynuyordu.
Sınavlarla geçen bu yıllar içinde ticaretle uğraşan Haluk Levent, başarısız bir ticaret adamı olarak Adana'dan ayrıldı ve kendini yollara verdi. İlk albümünün “Yollarda" adını alması da bugünlerdeki deneyimlerin sebebidir. Birçok şehirde dolaşıp şarkı söyledi. Kimi zaman hasta bir kız çocuğu için sokak sokak dolaşıp şarkı söyleyerek para toplamaya çalıştı. Bu çabaların bazılarında başarılı oldu.
1992 yılında İstanbul'a geldi. Ortaköy'de çeşitli barlarda çalıştı. Yıldıray Gürgen ile tanıştı.Bununla beraber Serdar Öztop ve Akın Eldes gibi kaliteli müzisyenlerle çalışıp albümlerinin kalitesinin artmasını sağladı 1990’da başladığı albüm çalışmaları zahmetli ve yıldırıcı üç yılın ardından meyvesini verdi. 1993 Temmuz'unda "Yollarda" albümünü çıkarttı. Bu albüm aynı zamanda Anadolu Rock müziğinin ortaya çıktığı 70’lerden sonra ikinci yükseliş döneminin ilk eserlerindendi. Aynı yıl Moğollar da 20 yıl aradan sonraki ilk albümünü çıkartmıştır. “Yollarda” hiç beklenmedik bir şekilde yaklaşık ikiyüzbinlik satış rakamına ulaştı. Bu, Türkiye Müzik piyasasında açılan yeni bir kulvarın ardından milyonları sürükleyeceğine dair ilk işaret gibiydi.
İlk albümün ardından 1995 Ekim'inde "Bir Gece Vakti" bir milyona yaklaşan satış rakamıyla müzik gündemine bomba gibi düştü. Yine 1996'nın hemen sonunda “Arkadaş” albümü piyasaya çıktı. Bu albümle sanatçı, Anadolu Rock müziğin müzikal anlamda en başarılı örneklerinden birine imza atmıştır. Sanatçı “Arkadaş” albümü için "Bu albümle dünya standartlarını yakaladım" demektedir.
1997’nin Ağustos ayında cezaevine girdi. Yaklaşık on yıldır kurtulamadığı ticari bir dava yüzünden 9 ay cezaevinde kaldı. Cezaevindeyken uzun saçlarını kesip Akkuyu’ya, yapılması düşünülen Nükleer santral projesinin protesto gösterilerine yolladı. Cezaevine girmeden önce oluşturmuş olduğu kayıtlarla “Mektup” albümünü çıkarttı. “Mektup” içeriden dışarıya yazılmıştı ve dışarıda bu “Mektup”u yüz binlerce kişi okudu. İçerde boş durmadı “Kedi Köprüsü” adlı ilk kitabını yazdı. Gözleri kör eden ışıklardan kurtulmuş ve her ne kadar yüz bin mektup almış olsa da sonunda kendisine kalmıştı. Bu “kendinelik” bir kitapla somutlaştı.
Cezaevinden çıktıktan sonra yeni albümünü hazırlamak için çok az bir vakti vardı. Çünkü 18 aylık askerlik görevi bekliyordu. Bu koşullar altında 1998 Eylül'ünde “Yine Ayrılık” albümünü çıkarttı ve askere gitti. O askerdeyken bedelli askerlik çıktı. Anlamlı bir talihsizlik oldu. Askerdeyken Türkiye’nin daha önce hiç gitmemiş olduğu yerlerinde konserler verdi. Bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konserler verdi. 1999 depreminin ardından İzmit’te kurulan Çadır kentlerde bizzat çalışıp çadırlar kurdu. Depremzedeler yararına konserler verdi. Askerdeyken izin günlerinin hepsini stüdyoda geçirdi. 2000'in hemen başında “leyla.com”u çıkarttı. Gittikçe dijitalleşen bir dünyada duyguların da dijitalleştiğinden dem vuruyor, “Kamyoncunun Türküsü” şarkısıyla Susurluk’a gönderme yapıyordu.
Askerlik görevinin ardından sırasıyla 2001 Şubat'ında “Kral Çıplak”, 2002 Ekim'inde “Bir Erkeğin Günlüğü” , 2004 Eylül'ünde “Aç Pencereni” 2005 Nisan'ında “Annemin Türküleri” adlı albümlerini piyasaya sürdü. Ayrıca ikinci deneme kitabı olan “Moritos’un Düşleri” ni yayımladı.
Sanat yaşamının on beşinci yılına (2005) adım atan sanatçı, bu geçen on beş yıl boyunca yurtiçinde ve yurtdışında yaklaşık on bin konsere çıktı. Türkiye’de en çok konser veren sanatçıların başında gelen Haluk Levent, bu konserlerin çok önemli bir kısmından para almamış, konserin gelirini ihtiyacı olan hastalara vakfetmiştir. Yardımsever Rock’çı tanımının yakıştırılması bu sebeptendir.
Aynı zamanda Çevre Sorunlarına karşı duyarlılığıyla ön plana çıkan sanatçı, hemen hemen her albümünde çevre bilincini aşılama yolunda şarkılara yer verdi. Türkiye’nin değişik bölgelerinde çevre katili projeler aleyhine davalar açtı ve açılan davalara müdahil oldu. Mersin’in Kazanlı ilçesindeki Caretta Caretta Kaplumbağalarının soyunun tükenmemesi için protesto gösterilerinde bulundu.
Kısa sanat yaşamına on iki albüm, on bin konser, iki kitap yüzlerce ödül, yardım konserleri, iki tane rekor konser (on iki saatlik), onlarca çevre davası sığdıran Haluk Levent, yürüdüğü yolda olgun ve emin adımlar atmaya devam ediyor.Nesrin Yanarlar ile evli olup Ela ismide bir kız çocuğuna sahiptir.
Anlaşıldı, bilgisayarında virüs barınıyor şu işlemleri yaparsan değiştirebilirsin.
Başlat -> Çalıştır -> Regedit -> HKEY_CURRENT_USER -> Software -> Microsoft -> Internet Explorer -> Main / açılan bölümde Start Page Buluyoruz ve oradan Değer Verisi yazan yere google adresini yazıyor.
Ama yinede en iyisi bir virüs programıyla virüslerini silmek
Umut Kaya Kimdir - Umut Kaya Resimleri - Umut Kaya Biyografisi - Umut Kaya Hakkında
Umut Kaya, son dönemde müzik dünyasına önemli sanatçılar kazandıran İzmir’den çıkan en taze isim O’nu en iyi şu üç kelime anlatıyor: “Alternatif Alaturka Rock” Alternatif Rock, çoğu müzikseverin aşina olduğu üzere, ana akımdan farklı bir duruşu ve sound’u tanımlıyor Ancak Umut Kaya’nın en önemli farkı, “Alaturka”lığı Alaturka kelimesi, O’nun içe kapanık değil dışa dönük, ve arabeskleşmeden yerelleşebilmiş olan müziğini temsil ediyor Daha iyi anlamak için ülkemizin önde gelen müzik yazarı ve eleştirmenlerinden Tolga Akyıldız’a kulak verelim: “Umut Kaya, gitar-bas-davul duruşunu bozmayan basit sound'u, cazip gırtlak nağmeleri, damardan sözleri ile kısa sürede sevilecek”
Umut Kaya müzik hayatına lise orkestrasında çalarak başladı Özellikle Mevsimler Geçerken ve Mor Yazma adlı parçaları İzmir dinleyicisi tarafından Bornova marşları olarak nitelendirilir hale geldi Grup, 2007’de gerçekleşen 12 Yaban Gülü dizisinin 13 bölümünde canlı performans sergiledi Umut Kaya’nın aynı zamanda Benim Annem Bir Melek dizisinin jenerik müziğinde imzası bulunmakta Sert sound'una rağmen içki sofrasında bile dinlenebileceğine inandığım albümün bence en büyük başarısı da bunu sırtını arabeske dayayarak yapmaması, kendi kıvamını bulması Çıkış parçası Mevsimler Geçerken, Aralık itibarıyla müzik kanallarında yayımlanmaya başladı İzmir’de Türkçe canlı müzik geleneğini başlatan Detone isimli grubuyla kısa zamanda hem cover parçalarla, hem de kendi parçalarıyla ün kazandı Roxy Müzik Günleri’nde özel ödüle layık görüldü
Mevsimler Geçerken isimli albümün içeriği;
1. Artık
2. Bana Kelime Yapma
3. Ben Seni Sevemedim
4. Bilmem
5. Mevsimler Geçerken
6. Mor Yazma
7. Senin gibi olsun.
8. Senin
9. Ver O Gözlerinden Birini
10. Yanımda Yataydı
Eskiden neşemiz vardı
gülümserdik hergün
uzaktaydı hüzün
hayallerimiz vardı
uçurtmalar geçen içinden
cumartesi öğlen
boyalarımızla oynardık
rengarenkti herşey
karanlığı boyardık
ve birden büyüdük aniden
ve birden küçüldü hayaller
büyüdükte sanki ne oldu
çocukluğu unuttuk yalanlara boğulduk
büyüdükte sanki ne oldu
umutları kuruttuk savaşta vurulduk
büyüdük aniden
büyüdük aniden
koşardık bayırlarda
ağaç evler kurardık
bedavaydı çiçekler taçlar yapardık
düşsek bile olsun
yeniden kalkardık
acıtmazdı hayat
ve birden büyüdük aniden
ve birden küçüldü hayaller
büyüdükte sanki ne oldu
çocukluğu unuttuk yalanlara boğulduk
büydükte sanki ne oldu
umutları kuruttuk savaşta vurulduk
büyüdük aniden
büyüdük aniden
ve birden büyüdük aniden
ve birden küçüldü hayaller
ve birden uzaklaştı gökyüzü
ve birden gömüldük dertlere
büyüdükte sanki ne oldu
çocukluğu unuttuk yalanlara boğulduk
büyüdükte sanki ne oldu
umutları kuruttuk savaşta vurulduk
büyüdük aniden
büyüdük aniden
büyüdük aniden
küçüldü dünyamız...
Ekran çıktıktan sonra çarpıya basıp ekranı kapatıyoruz ve bilgisayarımızı açıp kapatıyoruz(restart).
Bilgisayarım'a giriyoruz, aşağıdaki gibi sanal disk oluşmuş olması gerekiyor;
Daha sonra aşağıdaki resimdeki gibi bir pencere açılacak;
Username: Gmail kullanıcı adınız
Password: Gmail kullanıcı şifreniz
Autologin: işaretlerseniz hesabınıza otomatik olarak bağlanırsınız.
Daha sonra "ok" butonuna basıyoruz ve aşağıdaki resim gibi gmail hesabınıza bağlanıyorsunuz.
Daha sonra herhangibir dosyayı veya resmi artık atmak istediğiniz herneyse, sürükleyip veya sağ click yaparak gönder seçeneğinden GMail Drive 'a tıklayıp gönderiyoruz;
Ve bu şekilde gmail hesabımıza istediğim herneyse yüklemiş oluyoruz.
Gmail.com 'a girip hesabınıza bağlanıp "Taslaklar" bölümünden attığımızı görebiliyoruz.