Gidiyorsun, gitmek için geldin
Her şeyi yıkıp deviren bir seldin
İçimdeki en büyük korkuları deldin,
Şimdi dönmemek üzere, gidiyorsun.
Sevdim seni gönülden, her şeye katlanarak
Uçtum hayalinle uzaklara, kanatlanarak
Kalbim hep seni inledi, parçalanarak,
Ve kapatılan bir pencere, gidiyorsun.
Sen gittiğinden beri aylar yıllar oldu
Senin sevdiğin çiçekler bile soldu
Hatırladığımda seni, gözlerim doldu,
Sevdirdin kendini bir kere, gidiyorsun.
Güller ağlıyor artık, bülbüller yasta
Seni seven bu gönül, yıllardır hasta
İnanmaz kimse yandığıma sana bu yaşta
Dolaşır gönül avare, gidiyorsun.
Denizler durulmuştu, şimdi tekrar bulandı
Seni özlemedim diyenlerin hepsi yalandı
Gittiğin uzak yerler, seni benden alandı,
Severek gittiğin yere, gidiyorsun...
Çözülmesi imkansız bir bilmece
Dayanılması güç işkencedir geceler
Yalnızların tek sığınağı
Garibin düşleri gibi karadır geceler
Günden ne getirdiği bilinmez
Matemiyle muammadır geceler
Vurur aşık adamın yüreğine
Bu kör geceler
Yıldız yıldız umutların üstüne
Amansızca çöker geceler
Hazin bir yalnızlığı anlatır
Yanar lambaları sokakların
Ayak sesleridir sadece geriye kalan
Ürkütür adamı geceler
Bazen ağıt yaktırır
Bazen umut ektirir
Bazen derde devadır geceler
Bir başınaysan dünyada
Ya da öyle hissediyorsan
Sinsice girer koynuna üşütür geceler
Bazen açar yüreğimdeki yarayı
Atar üstüme karanlığı
Tattırır o bildik acıyı geceler
Düşer birer birer
Kalemi savunan umuttan askerler
Mağlup döner aşk seferinden
Yenilmeyi öğretir geceler
Anarım ismini sustukça rüzgar
Çakallar inince savunmasız şehirlere
Baykuşlara türkü söyletir geceler...
Her zamanki gibi buluşmuştuk o yerde
Birkaç dakika öylece durduk
Yaprakların çıkardığı hışırtıdan Başka ses yoktu etrafta
Göz göze gelmekten korkuyorduk
Kelimeler çoktan bitmiş,
Konuşacak birşey kalmamıştı
Ayrılık soğuk bir rüzgarla geliyordu
Yavaş yavaş..
Etrafımızdaki herşey bize gülüyordu
Ağaçlar, bulutlar, kaldırımlar...
Yağan yağmur da sanki bizim için Ağlıyordu..
Bir an önce gitmek istiyordum
Ardıma bile bakmadan kaçmak
Bakışları bir uçurum gibiydi
Ben de bu uçurumun kenarında
Ölmekten korkmuyordum tabi
Ama yine de kaçmak istiyordum
Bir sınır gibi durmuştu önümde
Beni bırakmıyordu
Son bir kez uzattı ellerini
Uçurumdan düşmemi istemiyordu sanki
Son bir kez sarıldım boynuna,
Sıkı sıkı
Son bir kez içime çektim kokusunu,
doyasıya
Son, son bir kez öptüm dudaklarından
Birden yağmur durmuş, güneş açmıştı
Etrafımızda
Son kez baktım gözlerine
Ve kaçtım
Anılardan, hüzünden,
AŞKTAN...
Sabahların karanlığıyla geldin
Gecelerin efkarıyla ediyorsun veda
Hecelerin ortasında duran sendin
Kelimelerin kıyısında bekliyorsun seda
Sensizliğin sayısı aklımda bilmece
Denklemlerin çözülmez karmaşık
Uçamayan kuşlarının ayağındaki kelepçe
O ani düşmelerin yakaladığı sarmaşık
Sessiz gülüşmelerin dalgasında kalbim
Vedaların son kahkahasında ağlamakta
Ve aşkın yarımadasında sular almakta
Kırmakta kalplerini tüm sevdiklerinin
Yormakta bedenini sonu gelmez yollarda
Demini almakta molaların boşluğunda
Suçsuzluğumda hüküm giymişim
Kanunsuzluğunda tüm sevgilerin
Maddeler halinde erimişim
Hurafelere inanmış düşüncelerim
Hep yanlış yollarda yanlış yerdeyim
Yönüm sana dönük seni beklemekteyim
Bedenimi savuran rüzgarına karşı gelmekteyim
Yokluğunda güller açmamaya yemin etti
Sözler verdiler bir daha sen kokmamaya
Seni anlatan bütün şiirlerin dilinde tüy bitti
Ve gittiğinde gökkuşağı bütün renklerini kaybetti
PaCifiC
Bugünlerde bir başka haldeyim
Eylül de geçti ama
Ben hala kendime gelemedim
Son bir yıldır iyice boşladım her şeyi
Kimse halimi beğenmiyor
Artık kimi görsem sen oluyor
Parkta oturan,alışveriş yapan
Pencereden bakan ya da köşeden dönen
Sen gittiğin günden beri
Yüreğimdeki çiçekler solmakta
İçimde başka bir hüzün var
Bilinmez belki de ömür son saati vurmakta
Ama yine de umutlarım dimdik ayakta
Zaten tek onlar kaldı yıkılmayan hayatımda
Senin ellerini tutamadım ya
Gözlerine bakıp dalamadım ya
Sarıp göğsüme okşayamadım ya saçlarını doyasıya
Olsun be gülüm benim umudum var hala
Kavuşmak uzak bir ihtimal olsa da
Hatıralarımda yaşatırım seni sevdamın hatırına
Nereye gidersem gideyim aklım hep sende
Hayalin bırakmıyor beni ecel gibi peşimde
Sensizliğin buğusu gözlerimde
Yalnızlığın sancısı yüreğimde
Aldanmışlığın yangını ciğerimde
Sen o unutulmuş şehrin
Mavi gözlü güzel kızı
Sen arsız gönül hırsızı
Sen dermansız dertlerimin ilacı
Gittiğin günden beri içimde bir sızı
Usul usul bedenimi sarmakta
Kayboldum bu şehrin
Issız sokaklarında
Yüreğim tutuklu en karanlık zindanında
İsmin dua misali hep dudaklarımda
Bir tebessüm yeter acılarımı unutturmaya
Döneceksen dön gel artık
İnan bu can feda uğrunda
Var mısın yeniden aşk denizinde dalgalanmaya
Yetmedi mi ikimiz de ayrı yerlerde
Yazdığım ismin hala saklı buğulu camlarda
Bil ki yokluğun bir azap bir fırtına
Geleceksen gel artık
Bekliyorum gözüm yollarda
Göm günahlarını at geçmişi bir kenara
Takıver yüreğini bir martının kanadına
Bırak kendini aşk denizinin hırçın sularına
Korkma alabora olmaktan
Kır dümenini yüreğinin rotasına
Tekrar getirecektir seni
Issız bıraktığın o limana
O vakit ölüm bile vız gelir bu cana
Yine de sen bilirsin güzel kız
Hatıralarımda yaşatırım seni sevdamın hatırına
PaCifiC
Gittiğin yerdeyim hala
bıraktığın yerde
o ağaç gölgesinde
yapraklar yok şimdi
çiçekler yok
bahardı çünkü gittiğinde
şimdi sessiz sessiz ağlıyor ağaçlar
kuşlar sensizliğe uçuyorlar
gözlerim dikilmiş gittiğin yere
baharları sayıyorlar
şimdi sensiz yaşıyorum senle dolu geceleri
yokluğuna ağıt yakıyorum şimdi
yokluğun içimde ilk günkü gibi
öylece büyüyor öylece yakıyor her şeyi
gittiğin yerdeyim hala
bıraktığın yerde
o ağaç gölgesinde
çiçekler yine burdalar
dal vermiş ağaçlar
dallarda yapraklar
o en sevdiğin çiçeklerde burda
giderken çiğnemiştin hani
o çiçeklere bakıyorum şimdi
seni bekliyor onlarda
gelecektin hani
Belki bir gün
Biirisi uzaklardan gelerek
Sevdirecek kendini
Sevecek
Her gün güldürecek.
Unutulmaz olacak, unutulmayacak
Eşsiz olacak
Tutku olacak
Vazgeçilmez olacak
Kendine mecbur bırakacak
Bir gün değil
Her gün yaşanılacak
Ona karşı en saf duygular saklanacak
Onun geçtiği yollara güller koyulacak.
Belki bir gün
Birisi uzaklardan gelerek
Gittiği yerlere baharı götürecek
O baharda sevgi tek
Aşk tek, masumiyet tek
Her saniye kendini özlettirecek
Önceki sevgililerden
Daha fazla sevilecek
Eminimki daha fazla sevecek.
Sen benim çöl çiçeğimsin,
Sahra çölünün sıcağında,
Kum fırtınalarının tam ortasındasın,
Uçsuz bucaksız bir çöldesin,
Ne biri koparabiliyor,
Ne kokluyor,
Çünkü sen çöl çiçeğimsin.
Kum fırtınaları geçit vermez hiçbir insana,
Güneş eritir insanı içten dışa,
Çöl içine çeker insanı
Kimse gelemez yanına.
Sen çöl çiçeğimsin,
Dünyada ve her yerde teksin,
Ne güller senin kadar güzel kokar,
Ne de laleler senin kadar güzel açar,
Dedim ya sen teksin en güzel çiçeksin
Sen benim çöl çiçeğimsin.
Sadece ben verdim suyunu sana
Hatırlasana suyun içi aşk dolu
Nasılda içtin o aşk dolu suyu.
Getireceğim onu tekrar sana
Dipsiz kuyunun en dibinden
İçeceksin yine kana kana
Tabii içinde bir tutam aşkla.
Sen benim çöl çiçeğimsin,
Kutup soğuğuna dayanan
Çöl sıcağına aldırmayan
Tek ve en nadir çiçek.
Yalnız ben geliyorum senin yanına,
Aşarak dağları,
Aşarak çölleri ve fırtınaları,
Bu sefer yok yanımda dipsiz kuyunun suyu,
Bu sefer göz yaşlarımı getirdim sana
Geceler boyu senin için ağladığımda.
Hadi çöl çiçeğim al göz yaşlarımı yanına
Ah,keşke şu kalbimi de alsanda
Ölsem şuracıkta,
Artık özlem zor geliyor çöl çiçeğim,
Yaşamak zor geliyor,
Feleğin her gün vurduğu yetmiyormuş gibi
Senin hasretinde vuruyor.
Haydi çöl çiçeğim ayrılma vakti geldi buradan
Bakalım yine kaç yıl geçecek ardından
Bakalım bir daha ne zaman göreceğim seni
Seni çok özleyeceğim
Haydi elveda çöl çiçeğim.
Seni sevmek
Şiir tadıyla yaşamaktır gökkubbe altındaki tüm mısraları
Seni sevmek
Bıcır bıcır gülümseyen kızıldereli çocuklarla kırlarda delirmişçesine koşarak rüzgarla dans etmektir
Seni sevmek
Şeyh Bedrettin sabrıyla çile odalarında çile çekmektir
Hak yolunu bulabilmek için
Seni sevmek
Sen yokken eldeki kızıl kehribar tespiyle gecenin kuytuluğunda volta atmaktır tüm kutsanmışlar adına
Seni sevmek
Gece griliğinde çıkagelen bir ihanetin karşısına
Başı dik bir şekilde çıkıp
Umut türküleriyle
Direnç çiçeklerini dikebilmektir
seni sevmek
Göçebe ve mülteci sevdalarda dalıpdalıp gitmektir gurbete
Seni sevmek
Yüzyıllık bir haritada
Katıp bir kentin arayışına düşmektir ölümüne
Seni sevmek
Hayyam misali
Şarabın kızıllığına kapılıp
Çöle bir gözyaşı gibi düşerek
Al al gülleri yeşertebilmektir
Ölü topraklar üstünde
Tanrıdan habersiz
Seni sevmek
Yusuf misali
Kör kuyulara terkedilmişken
Yaratmaktır karanlıkta kendi umut ışığını
Seni sevmek
Bir şeman misali
Her şey gölgeleşirken
Hayatın gölgesine canvermektir
Kendi hayatından ömür çalarak
Seni sevmek
Akşamın nasırlı duygularıyla sarhoş oluşına aldırmayıp
Hoş geldin diyebilmektir yaşamama sebeb
Seni sevmek
Sen yokken
Direnmemektir sensizliğin kendisine
Gidiyorsun ya
Beni böyle bırakıyorsun ya
Artık gizemini yitirir sevdalar
Bu saatten sonra beni kim anlar
Yarım kalan sevdamı kim tamamlar
Söyle sen gibi kim canına sarar
Gidiyorsun ya
Gelmez artık sevdiğim o mevsim
Kararır gündüzlerim doğmaz güneşim
Kırılır kanatları kuşların
Öksüz kalır bahçemdeki güller
Ötmez artık sevdalı bülbüller
Susar içimdeki aşk nağmeleri
Şiirlerim hep yarım kalır
Silinir rengi gözlerimden denizlerin
Martılar yas tutar
Ayrılığın matemi sarar dört bir yanı
İhanet sarmaşıkları filizlenir içimde
Cevapsız kalır tüm sorular
Şaşırırım yolumu sendelerim
Hırçınlaşır sakin sular
Yakarım geceleri uyuyamam yokluğunda
Bu yaralı yüreği avutamam
İçimde ağlayan çocuğu susturamam
Avutmaz artık yeminler
Kandırmaz artık yalanlar
Dayanılmaz olursa hasretin
Çekerim silahı basarım tetiğe
Kalır vuslatım mahşere
Gidiyorsun ya
Yitiririm tüm umutlarımı
Solar gençliğim biter heveslerim
Çağlamaz artık içimde sevgiler
Sarar dağlarımı kara bulutlar
Eksik olmaz gözlerimden yağmurlar
Dinmez içimde kopan fırtınalar
Fayda etmez teselliler
Bil ki bu ateş seni de yakar
Bakmaz gözyaşlarına vurur anılar
Artık benim için uzak bir hayaldir
Sadece kokun kalır yadigar
Kimbilir belki gün gelir
Benim içinde bir türkü yakılır
Delikanlı sevdalara aşık
Nice yiğitler bir kenara atılır
Gün olur devran döner
İsyan eder seven yürekler
Bir meydanda aşk mizanı kurulur
Ve tüm zalimler kurşuna dizilir