Şirin Ebadi Kimdir - Şirin Ebadi Hakkında - Şirin Ebadi Biyografisi
Şirin Ebâdî (Farsça: شیرین عبادی (d. 21 Haziran 1947, Hemedan), İranlı avukat, yazar, insan hakları savunucusu. Özellikle kadın ve çocuk hakları alanındaki çalışmalarıyla, 10 Aralık 2003'te Nobel Barış ödülünü aldı. Ebâdî bu ödülle Nobel alan ilk İranlı ve ilk Müslüman kadın oldu.
Hemedan'da ticaret hukuku profesörü bir babanın kızı olarak 1947'de doğan Ebadi, 1965'de Tahran Üniversitesi hukuk bölümüne girdi, 1969'da okulu bitirdikten sonra hakimlik sınavını kazanarak 1970'de stajyer hakim olarak göreve başladı. Bu arada Tahran Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimine devam etti ve 1971'de diplomasını aldı. 1975'de İran'da yasama organının başına geçen ilk kadın olduysa da 1979 İran Devrimi'nden sonra rütbe-i tenzil edildi.
İran'ın Hamadan kentinde doğdu, babası şehrin baş noteri ve ticaret hukuku profesörüydü. Ailesi 1948'de Tahran'a göç etti. 1965'te Ebadi Tahran Üniversitesi Hukuk fakültesine kabul edildi ve 1969'da mezun oldu. Hemen ardından yargıç olamak için gereken sınavları başarıyla tamamladı ve 6 ay stajyerlikten sonra yargıç oldu. Bu arada eğitimine devam edip Master yaptı ve 1971'de mezun oldu. 1975'de İran'ın ilk kadın mahkeme başkanı oldu.
İran islam devriminden sonra muhafazakâr mollalar İslam'ın kadınların yargı makamında bulunmalarını yasakladığını ileri sürerek Ebadi'nin derecesini başkanlık ettiği kurumda sekreterliğe düşürdüler. Tüm kadın yargıçlar bu durumu protesto ettiler ancak insan yerine konmadan küçümsendiler ve sonunda Ebadi erken emekliliğini istedi.
Mükerrer müracaatlarına gelen ret cevaplarına karşılık 1993'e kadar hukuk adına yapabileceği işler için izin alamadı ve o bu boş zamanını İran'ın dergilerinde yazılar yazmakla geçirdi ve bu yazılar onun bilgilerinin genişlemesini sağladı.
Artık Ebadi üniversitede hukuk dersi veriyordu ve kadın ve çocuk hakları adına kampanyalar düzenliyordu.
Bir avukat olarak Ebadi her zaman kirli yargı sistemine karşı görüşleri ve Liberal bakış açısıyla bilinir. O Dariush Fouruhar'in ailesinin avukatlığını yaptı. Dariush Fouruhar Iranın entelektüel politikacılarındandı ki evinde bıçaklanmış ve öldürülmüştü. Karısı Parvaneh Eskandari de aynı olayda öldürülmüştü. Muhalif çevreler ölümünde İslam Cumhuriyeti'nin istihbarat bakanlığının parmağı olduğunu düşünüyorlardı. Aynı görüşlerde olan insanlar benzer olaylarda istihbarat bakanlığının teröristlerince feci bir şekilde öldürülmüşlerdi. Muhafazakârlar özgür konuşma rüzgârlarını besleyen Cumhurbaşkanı Khateminin girişimlerinin daha fazla ilerlemesini engellemek istiyorlardı. Katiller istihabarat bakanlığının bir takımı tarafından işe alınmışlardı. Saeed Emami hapishanede mahkemeye çıkmadan önce intihar etti. Ebadi, Ezzat Ebrahim-Nejad'ın da avukatlığını üstlendi. 1999'daki üniversite öğrencilerinin gösterilerinde resmi olarak kabul edilen tek ölümdü o.
Nobel Barış Ödülü
10 Kasım 2003'te Ebadi Nobel barış ödülünü özellikle kadın ve çocuk hakları olmak üzere demokrasi ve insan hakları adına cesur girişimleri adına kazandı. Jüri onun cesareti ve tehditlere asla kulak asmamasını övdü.
İslam rejiminin kendi elinde tuttuğu İran medyası Ebadi'nin Nobel ödülü aldığını duyurmadı. Uzun bir süre sustular, en son radyoda küçük bir haber ve ertesi günkü gazetelerde iki satırlık küçük bir haber olarak duyurdular. Makamlar onu kutlamadılar, İslam rejimi özellikle Nobel töreninde onun saçlarını örtmemesine kızmışlardı. Cumhurbaşkanı Khatemi bile Nobel'in bilimsel nitelikli olan ödüllerinin önemli olduğunu ve Barış ödülünün çok bir önemi olmadığını, ödülün ona siyasi nedenlerden dolayı verildiğini ifade etti. Onu sadece Cumhurbaşkanı yardımcısı Mohammad Ali Abtahi kutladı.
Nobel Ödülünden Sonraki Hayatı
Nobel ödülünden sonra Ebadi dünyanın çeşitli üniversitelerinde hukuk dersi vermek için yolculuk etmeye başladı. 2008'de Ebadi Reuter's haber ajansına son iki senede (yani Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanı olduğu dönemde) İran'daki insan haklarının gerilediğini ifade etti. Ve daha sonraki konuşmalarında kendisi ve ailesine gelen ve yurtdışında yaptığı konuşmaları hedef alan tehditlerin arttığını söyledi. Ancak 7 Ağustos 2008'de Ebadi yine de İslam rejimi makamlarınca tutuklanan 7 Bahaî liderinin savunmasını üstleneceğini açıkladı. İslam rejimi Bahaî mezhebini sapkın bir mezhep olarak değerlendiriyor ve bu mezhebe mensup olanları idam istemiyle yargılıyor.
Kitapları:
İran İnsan Haklarının Tarih ve Belgelemesi
Çocuk Hakları, İran'daki Çocuk Haklarının Yasal Görüşleri Üzerine Bir Araştırma (Tehran, 1994)
İran'ın Dirilişi, Bir Devrimin ve Bir Umudun Biyografisi
Modern İran'da Demokrasi, İnsan Hakları ve İslam. Psikolojik, Sosyal ve Kültürel Bakış Açıları
Tombala, torbadan numaralı taşlar çekilerek üzerinde numara yazılı kâğıtlarla oynanan bir şans oyunudur. Ayrıca bu kartta bütün numaraların doldurulmasıyla kazanılan en büyük ödüle ya da bütün numaraların kapatılmasına da "tombala" denir. Kelime, Italyanca kökenli olan "tombola"dan dilimize geçmiştir.
Oyun İtalya'nın güneyindeki çoğu şehirde eldeki kazancı yükselterek hayır yapmak ya da gelir elde etme amaçlı olarak çıkmıştır.
Avustralya ve Minnesota'da, "et tombalaları" gece kulüplerinde oynanır. Deniz mahsulü ya da et dolu tepsiler tombala ödülü olarak verilir.
Tombala; piknikler, karnavallar, fuarlar, otomobil gösterileri ve buna benzeyen etkinliklerde de oynanmaktadır. Çoğu insanın çeşitli ödüller için şansını denemesini sağlar. Ayrıca her yerde satılan veya evde yapılabilen bir oyun olma ayrıcalığından dolayı diğer pahalı şans oyunlara karşı tercih edilebilmektedir.
Oynanışı
Genellikle bezden yapılan bir torbaya 1'den 90'a kadar rakamların yazılı olduğu taşlar ya da küçük ve eşit büyüklükteki kâğıt parçaları konur. Ayrıca bu rakamların rastgele yazılı olduğu 24 veya 30 dikdörtgen biçimli kart oynayanlara 1 veya daha fazla sayıda dağıtılır. Bu kartlardaki sayılar genellikle üç satırdan oluşur. Oyunda bir kişi tombala torbasını alır ve sırayla sayı çekmeye başlar. Bu kişi de karta sahip olabilir ve numaraları kendi kartından takip eder. Torbadan çekilen her sayı yüksek sesle okunur ve eğer kartında bu numaraya sahip olan varsa numaranın üzeri küçük ve boş kâğıt parçasıyla kapatılır. Torbadan çıkan hiçbir sayı karttakiyle uyuşmayabilir, bu durumda oyuncu kazanamaz, ancak tombala bitinceye kadar oyuna devam eder. Bir kart üzerindeki bir satır tamamen kapatılırsa buna "birinci çinko" denir ve kişi isterse bunu yüksek sesle duyurur. İkinci sıra dolduğunda "ikinci çinko", kâğıdın tamamındaki numaralar kapatılırsa ise "tombala" diye bağırılır. Tombala diyen ilk kişinin kartı kontrol edilir ve varsa ödül verilir. Aynı anda tombala yapan kişiler ödülü paylaşır.
Oyunda temel noktalardan biri, tombala torbasının iyi sallanarak numaranın çekilmesidir; aksi halde sıralı sayılar üst üste gelebilir.
Türkiye'de tombala
Türkiye'de özellikle yılbaşı ve kış geceleri ile ramazan aylarıyla bağdaştırılan tombala, aynı zamanda köy kahveleri ya da eğlence mekânlarında da oynanır. Ayrıca, tombalacılığı meslek edinmiş kişiler de genellikle kahvelere girerek bu oyunu bir nevi kumar şeklinde oynatırlar. Ancak bu çeşit tombala torbalarında içerisine yapılmış ek bir hile gözü bulunabilmektedir.
Tombala, çocukken hemen hemen herkesin oynadığı ve eğlendiği, çoğunlukla yılbaşı gecelerinin değişmez oyunudur. Bununla beraber, ilerleyen yaşlarda, çocuklara eşlik etmek adına rutin olarak oynadığında yetişkinlere sıkıcı gelebilmektedir. Ancak, yaşlılarca, torunlar ile çocukları bir araya getirebilen ve maziyi hatırlatan güzel bir oyun olarak da akıllarda kalabilmektedir.
Yılmaz Erdoğan, Ersin Korkut ve Büşra Pekin
bu Cuma "Beyaz Show"a konuk oluyor!
"Beyaz Show"a bu hafta; halen vizyonda olan ve büyük gişe başarısı yakalayan "Neşeli Hayat" filminin başrol oyuncusu Yılmaz Erdoğan ile aynı filmde rol alan BKM Mutfak oyuncularından Ersin Korkut ve Büşra Pekin konuk oluyor.
Yılmaz Erdoğan, Ersin Korkut ve Büşra Pekin programda hem "Neşeli Hayat" merak edilenleri anlatacaklar, hem de esprili ve neşeli sohbetleriyle geceyi renklendirecekler.
Programda ayrıca, Histandup, Beşi Bir Yerde, Şomağızlılar, Şarkı Saçlamatmaca, B.A.S (Birbirimizin Arkasına Saklanmayalım) ve Gaku bölüm ve köşeleri de ekrana gelecek.
Epilepsi - Epilepsi Nöbeti - Epilepsi Nöbetini Nasıl Anlarız
Halk arasında sara olarak bilinen epilepsinin en sık görüldüğü grup çocuklar. Belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilen epilepsinin teşhis ve tedavisi çok özen gerektiriyor.
Halk arasında sara olarak bilinen epilepsinin en sık görüldüğü grup çocuklar. Belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterebilen epilepsinin teşhis ve tedavisi çok özen gerektiriyor. VKV Amerikan Hastanesi'nde kullanılan Pediatrik EEG ile çocuktaki nöbetler izlenerek doğru teşhise daha kolay ulaşılıyor.
Pediatrik Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Serap Uysal, epilepsinin tedavi edilebilir hastalık olduğunu vurgulayarak ''Doğru teşhis edilmiş ve nedene yönelik araştırması yapılmış bir epilepsi hastasının kullanılacak doğru ilaçlarla tedavisi mümkün olmaktadır'' diyor. Epilepsi ya da halk arasında bilinen adıyla sara, insanlık tarihi kadar eski bir rahatsızlık. Pek çok edebiyat öyküsünde, sinema filminde epilepsi hikayeleri kullanılsa da aslında toplum tarafından pek de iyi bilinmiyor. Araştırmalara göre toplumun binde 8-10'unda görülen epilepsi en sık çocuklarda görülüyor. Pediatrik Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Serap Uysal, epilepsinin belirli bir yaş grubunda görülmediğini belirterek ''Bebeklerden başlayarak, çocuklar, ergenler yaşlılar dahil her yaşta rastlanabilir. Ancak epilepsinin en sık görüldüğü yaş gurubu çocuk grubudur. Epilepsinin yüzde 70'i 17 yaş öncesinde görülüyor. Daha sonra azalma gösteriyor. Yaşlılık döneminde yeniden bir artış oluyor. Özellikle çocukluğun ilk yılları epilepsinin en fazla görüldüğü yıllardır'' diyor.
Gelişmiş ülkelerde daha az
Epilepsi rastlanma oranı ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre de€i?iklik gösteriyor. Uysal, bunun nedenini şöyle anlatıyor: ''Gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelerde akraba evliliklerinin çok olması ve ayrıca bebeklerin bir takım hastalıklarla doğmuş olmaları, erken doğmuş, doğum travması geçirmiş bebekler epilepsinin görülme sıklığını artırıyor. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde bu tip hastalıklar daha az. Gelişmiş ülkelerdeki oran binde 1 ile 5 arasında. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu oran binde 5-10 arasında değişiyor. Yani her yıl 30-40 bin epilepsi hastası topluma katılmış oluyor. Türkiye'de ise 700 bin civarında hasta olduğu tahmin ediyor.'' Prof. Dr. Serap Uysal, her epilepsi hastalığının nedeni kesin olarak bilinmese de bebeklerde en sık görülen nedenin beynin oksijensiz kalması olduğunun altını çizerek nedenleri konusunda şunları söylüyor: ''Doğum öncesi ve sonrasında çeşitli nedenlerle beyin travması yaşamı bebekler riskli grubu oluşturuyor. Ancak daha ileri ya?larda farklı tablolar ortaya çıkıyor. Örneğin akraba evliliklerinin bazı bölgelerde çok fazla olması ve bunların neden olduğu doğumsal metabolik hastalıklar epilepsiye neden olabiliyor. Yetişkin döneme girildikçe nedenlerin hepsini gösteremeyebiliyoruz. Ancak yetişkinlerde beynin damar yapılarındaki tıkanmalar, epilepsi nöbetleri, felçler şeklinde kendini gösterebilir.''
Bir çoğunda neden bulunamıyor. Epilepsinin nedenleri gibi belirtileri de her çocukta farklı olabiliyor. Prof. Dr. Serap Uysal, belirtileri şöyle sıralıyor:
''Bebekte pedal çevirme gibi ayak hareketleri, anormal ağız ve dil hareketleri, gözlerdeki dönmeler, çırpınma gibi belirtileri görebiliyoruz. Yaş büyüdükçe daha farklı belirtiler ortaya çıkıyor. Mesela konuşurken aniden duraklama, halüsinasyonlar, cisimleri olduğundan büyük veya küçük görme, aniden saniyelik kopmalar, farklı koku hissetmek gibi belirtiler olabiliyor.
Epilepsi belirtileri görüldüğü gibi son derece zengindir ve yaşlara göre farklılık gösterir.'' Nöbetin süresinin uzamasının beyine zarar vereceğinin altını çizen Prof. Dr. Serap Uysal, ''Nöbetin süresi genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasındadır. Eğer 10 dakikadan daha uzun sürerse beynin zarar görmesine neden olur. Ani bilinç kaybı da olduğu için kişi düşebilir, fiziksel yaralanmalar söz konusudur.''
Her nöbet epilepsi değildir
Genellikle havale nöbetleri ile epilepsinin birbirine karışştırıldığını söyleyen Uysal, ''Her nöbet epilepsi değildir'' diyerek ikisi arasındaki farkı şöyle anlatıyor:''Nöbet dediğimiz şey halk arasında havale olarak bilinir. Beynin herhangi bir bölgesinden çıkan elektriksel boşalımla çocuğun vücudunun bir kısmında ya da tamamında ritmik kasılma şeklinde kendini gösterebiliyor. Bunun nedeni ateşli bir hastalık, travma, ya da aniden kan ıekerinin düımesi olabilir. Nöbet tek bir kere olur. Her insan için hayatının herhangi bir döneminde nöbet geçirme riski yüzde 10 civarındadır. Nöbet tekrarı olursa epilepsi söz konusudur. Gerçek nöbet olmaksızın bazı durumlar epileptik nöbeti taklit edebilir. Örneğin bebek ağlarken nefesini tutar ve kasılır. Biz bunlara soluk tutma nöbeti deriz. Ama bunun epilepsi ile hiçbir ilişkisi yoktur. Bunun dışında çocuklarda gece terörü dediğimiz uykudan çığlıkla uyanma şeklinde bir uyku bozukluğu vardır. Bunlar epilepsi değildir.
Pediatrik EEG teşhisi kolaylaştırıyor
Epilepsinin tedavisine geçebilmek için önce teşhisin doğru konabilmesi gerekiyor. Çocuğu izlemek bu noktada büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Serap Uysal, VKV Özel Amerikan Hastanesi'nde uyguladıkları Pediatrik EEG işlemiyle çocukları uzun gözlemleme imkanları olduğunu söylüyor:
''Çocukluk, yeni doğmuş bebekten 18 yaşına kadar olan dönemi kapsıyor. Dolayısı ile çocukluk çağı epilepsisi dediğimizde de yeni doğan bebekten 18 yaşına kadar olan dönemi kastediyoruz. Çocuk erişkinin küçültülmüş hali değildir. Her şeyi ile farklıdır. Çocuk gelişim sürecindedir. Dolayısı ile bu hastalar pediatrik nöroloji tarafından izlenmelidir. Biz VKV Amerikan Hastanesi'nde uzun süreli video EEG çekimleri yapıyoruz. Bu çok önemli bir işlem. Doğru teşhis için ailenin anlattıkları bizi yönlendirir ancak doktor olarak kesin kanıtlara ihtiyaç duyarız. Örneğin ailelelerden çocuğun nöbetlerini mümkünse videoya çekip bize göstermelerini istiyoruz. Tanıda eş zamanlı video çekimli EEG çok yardımcı. Böylece nöbet anını yakalayabilirsek onu videodan görürken aynı anda beyin dalgalarını da izleme imkanına sahip oluyoruz. Tedavi aşamasında ilaç ve cerrahi olmak üzere iki seçenek var. Ama bilinmesi gereken en önemli nokta, hastalarımız doğru tedavi ile yüzde 70-80 oranında ilaçlara yanıt veriyor, tedavi olabiliyor. Kişi ilaç tedavisine cevap vermezse epilepsi cerrahisi uyguluyoruz.''
Ailelere uyarı: Çocukları kısıtlamayın
Epilepsili çocukları olan aileler çocuklarına kısıtlama getiriyor. Ancak bu doğru değil. Çünkü bu çocukların da normal bir hayatı olmalı. Ailede aşırı koruyuculuk öne çıkıyor. Bu durum da çocuğun sosyalleşmesini önlüyor. Psiko-sosyal zarar veriyor. Ailelerin tedirginlikleri nedeniyle aşırı koruyucu davranmaları yerine çocuğu uzaktan izlemeleri çocuğun psikolojisi açısından önem taşıyor. Ayrıca tedavi uzun bir dönemi gerektirdiğinden hasta-doktor-aile işbirliği ve uyumu tedavide başarıyı getirir.
Yapılmaması gereken sporlar
Skuba dalışı
Paraşütle atlama
Dağcılık
Boks
Karate gibi sporlar
VKV Amerikan Hastanesi
Pediatrik Nörolog
Prof. Dr. Serap Uysal
Deneme Sınavları - Deneme Sınavı Önemi - Sınavlara Hazırlık
FEM Dershaneleri Rehberlik Bölümü Zümre Başkanı Faruk Ardıç, deneme sınavlarında gerçek sınavın provasının yapıldığını söyledi.
SBS ve ÖYS'ye iyi hazırlanmak isteyen öğrenciler, sık sık deneme sınavlarına girerek, hatalarını ve eksiklerini görebilir. Deneme sınavları maç öncesi yapılan antrenman gibidir. FEM Dershaneleri Rehberlik Bölümü Zümre Başkanı Faruk Ardıç, bu sınavlarla gerçek sınavın provasının yapıldığını söyledi. Ardıç, öğrencilerin deneme sınavlarını göz ardı etmemelerini ve bu sınavlardan ders çıkarmalarını önerdi.
Sınavlara hazırlanan öğrencilerin başarılı olmak için izlemesi gereken yollardan birisi de düzenli olarak deneme çözmektir. Deneme sınavına giren öğrenci, bu sayede eksiklerini belirler, soru tiplerini kavrar, zamanı nasıl kullanması gerektiğini öğrenir, gelişimini takip eder, bilgiyi kullanma yeteneğini geliştirir, sınav sistemini özümser. Kısacası asıl sınava hazır hale gelir.
Denemelerin gerçek sınavın bir provası olduğunu söyleyen FEM Dershaneleri Rehberlik Bölümü Zümre Başkanı Faruk Ardıç, "Bir sporcu asıl karşılaşmaya çıkmadan önce nasıl defalarca antrenman yaparak eksiklerini tamamlar, yeni taktikler kazanırsa öğrenciler de aynı şekilde gerçek sınavın bir provası olan deneme sınavlarıyla çeşitli taktikler kazanır." dedi. Denemelerin, öğrenciler için bilgi, beceri, yeni stratejiler kazanma ve zaman kullanma becerilerini geliştirme açısından çok önemli bir fırsat olduğunu belirten Ardıç, "Denemeler öğrencilerde gerçek sınav hakkında sağlıklı bir kanaatin oluşması için yapılmış hazırlık çalışmasıdır." şeklinde konuştu. "Mart ayı sonuna kadar tüm konuları özümsemiş olmalı." diyen Ardıç, ocak ayından itibaren öğrencilerin sık sık deneme çözmesini tavsiye etti.
Konu eksiklerinizi belirlersiniz: Eksik konu, öğrencinin daha önce hiç çalışmadığı konu anlamına gelmez. Öğrenci konuyu önceden çalışmıştır. Ancak o konuyla ilgili karşılaştığı tüm soruları çözemiyordur. Dolayısıyla çalıştığı konuya dönerek tüm eksiklerini gidermeli, unuttuklarını hatırlamalıdır. Denemeler, eksikleri görme açısından çok önemlidir.
Zamanı iyi kullanmayı öğretir: Öğrenciler deneme sınavları sayesinde zamanı nasıl kullanacağını öğrenir. Bu sınavlarda kendi durumunu değerlendiren öğrenci hangi bölüme ne kadar zaman ayırması gerektiğini, soru dağılımlarını, hangi konudan kaç soru geleceğini, sınav sırasında yaptığı strateji hatalarını somut örneklerle görür.
Sınav kaygısını yenmeyi sağlar: Orta derecedeki ideal kaygıya sahip öğrencinin dikkatini yoğunlaştırması daha kolay olur. Kaygının hiç olmadığı durumlarda dikkatsizlik ortaya çıkar. Deneme sınavları kaygıyı dengede tutmayı sağlar.
Deneme sınavları yol göstericidir: Denemeler, yeni sınav sistemindeki soruların benzeri olacağından öğrencinin soru tipini kavraması açısından önem kazanır. Bu nedenle çözülemeyen soruların göz ardı edilmemesi, sınavdan sonra yeniden gözden geçirilmesi gerekir.
Deneme çözmek öğrenmenin bir başka yoludur: Öğrenciler soru çözerek de öğrenebileceklerini unutmamalıdır. Deneme sınavları, öğrencilere son aşamada çalışma planını hazırlarken yol gösterici olur. Bu nedenle sınavlardan sonra adaylar, yanlışlarını veya yapamadıkları soruları tek tek gözden geçirmeli, konu eksiklerini belirlemelidir.
Deneme çözerken nelere dikkat edilmelidir?
Deneme sınavlarına mutlaka hazırlıklı gidilmeli.
Deneme çözerken hangi dersin testine ne kadar zaman ayrılacağı belirlenmeli ve belirlenen sürede sorular çözülmeli.
Adaylardan gerçek sınavda hangi kurallara uyması isteniyorsa adaylar deneme sınavlarında da bu kurallara özen göstermeli.
Hesap makinesi, cep telefonu, cetvel vb. materyaller kullanılmamalı.
Deneme sınavlarının sonrasında yanlışlar hemen kontrol edilmeli, sorular ve cevaplarıyla alakalı bir analiz çalışması yapılmalı. Eksik konular tespit edilerek hemen tamamlanmalı.
Denemeleri çözerken hazırlamış olduğunuz fiziksel şartlar gerçek sınavı mutlaka çağrıştırıyor olmalı. Denemeye başlandığında bitimine kadar araya bir başka etkinlik konulmamalı.
Deneme sınavlarına girerken rahat bir giyim tarzı tercih edilmeli. Denemeye başlamadan önce tüm ihtiyaçlar giderilmeli.
En zor durumlarda bile denemeye başlandığında mutlaka bitirmeyi hedeflemeli.