Sual: (Tâbi olmak gibi üstünlük yoktur) sözü yanlış değil mi? Tâbi olunan daha üstün değil mi?
CEVAP
Tâbi olunan, elbette daha üstündür. Burada, tâbi olan daha üstündür denmiyor, tâbi olmanın önemi bildiriliyor. (Tâbi olmak gibi üstünlük yoktur) sözü yanlış değildir. Resulullah efendimiz, Allahü teâlâya tâbi oldu, en yüksek makama kavuştu. Bir âyeti kerime meali:
(Resulüm, elbette sen en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 4]
Eshab-ı kiram, Resulullah efendimize tâbi oldu, peygamberler hariç, insanların en üstünü oldu. Bir âyeti kerime meali:
([Resulullah'a tâbi olup] Mekke’nin fethinden önce Allah için mal veren ve savaşan Eshab-ı kiramın, fetihten sonra Allah için veren ve savaşan Eshab-ı kiramdan dereceleri daha yüksektir. Hepsinin derecesi eşit değildir, fakat hepsi için Hüsna’yı [Cenneti] söz veriyorum.) [Hadid 10]
Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Eshabım, [bana tâbi oldukları için] cin ve insanların hepsinden daha üstündür.) [Bezzar]
Eshab-ı kirama tâbi olanlara Tabiîn denildi. Bunlar da, Eshab-ı kiramdan sonra en yüksek makama ulaştılar. Bir âyeti kerime meali:
(Muhacir ve Ensar ile iyilikte onların [Eshabın] izinden gidenlerden, [onlara tâbi olanlardan] Allah razıdır. Onlar da, Allah’tan razıdır. Allah onlara Cenneti hazırlamıştır.) [Tevbe 100]
Bu zatlara tâbi olanlara da Tebe-i Tabiîn denildi, onlar da Tabiîn’den sonra en yüksek dereceye kavuştu. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olursanız hidayete erersiniz.) [Taberani, Beyheki, İbni Asakir, Hatîb, Deylemi, Darimi, İ. Münavî, İbni Adiy]
(İnsanların en hayırlısı asrımdaki Müslümanlar [Eshab-ı kiram]dır. Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenler [Tabiîn]dir. Onlardan sonra en iyileri, onlardan sonra gelenler [Tebe-i Tabiîn]dir.) [Buhari]
Bir Müslümanın da üstün bir şerefe kavuşması için, mezhebinin imamına, mezhebindeki âlimlere tâbi olması gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Âlimlere tâbi olun! Onlar, dünyanın ışığıdır.) [Deylemi]
Görüldüğü gibi dinimiz, baştan sona kadar tâbi olmanın faziletiyle doludur.
Sual: Bir hadiste, (Âhirette herkes, sevdiğiyle beraber olacaktır) deniyor. Bir kimse, birden fazla kişiyi severse, o zaman âhirette hangisiyle beraber olacaktır?
CEVAP
Sevgi ve beraber olmak ifadeleri bilinmediği için, yani sevgi denince hemen kadın erkek arasındaki şehvet anlaşıldığı için, beraber olmak denince de, karı koca olmak anlaşıldığı için böyle tuhaf sorular soruluyor. Hattâ gençlerin imanlarını çalıp onları Hristiyan yapmak isteyen bir yazar, Mevlid kitabındaki, Allahü teâlânın, (Habibim sana âşık olmuşam) ifadesini cahillerin anladığı gibi anlamış, (Bu yanlıştır) demiştir.
Hadis-i şerifte, Cennette beraber olacaktır denmiyor, ahirette deniyor. Bir kimse, dünyada ateistleri, dinsizleri, kâfirleri seviyorsa, ahirette onlarla birlikte Cehennemde olacak yani onlarla beraber azap görecek demektir. Demek ki, beraber olması, onlara ne yapılıyorsa, buna da aynı şey yapılacak demektir. İyilikse iyilik, kötülükse kötülük yapılacak demektir. Sevmesi, kaşını gözünü değil, itikadını, ahlakını, amelini, yolunu beğenmesi demektir.
Bir kimse, dünyada, Peygamberi, evliya zatları, salihleri seviyorsa, onların bildirdiği gibi inanıyor ve o şekilde yaşıyorsa Cennette onlarla beraber nimetlere kavuşacaktır. Bir kimse, onlar gibi inanmaz, onlar gibi yaşamaz, yani namaz kılmayıp, oruç tutmayıp, ben onları çok seviyorum derse, sözünde yalancıdır. Seven sevdiğinin yolunda olur. Sevdiklerinin yolunda olmayan da, ahirette onlarla beraber olamaz.
Hristiyanlar, İsa aleyhisselamı sevdiklerini söylüyorlarsa da, ona uymadıkları, onu ilah bildikleri için, Cennete giremeyecekleri Kur'an-ı kerimde bildiriliyor.
Hazret-i Ali’yi seviyoruz diyen Hurufiler de, onun yolunda gitmedikleri, bir kısmı onu Peygamber, bir kısmı da ilah bildikleri için, akıbetlerinin Hristiyanlar gibi olacağı din kitaplarında yazılıdır. Allahü teâlâ Musa aleyhisselamla Tur Dağı'nda konuştuğu için, hazret-i Ali’ye ilah diyenler, (Kamber'i gördüm çağında / Güller açar dost bağında / Musa ile Tur Dağı'nda / Ali’yi gördüm Ali’yi) türküsünü söylüyorlar. Yahudiler hazreti Üzeyir için Allah'ın oğlu diyor. Hristiyanların Hazreti İsa için de, hem Allah, hem Allah'ın oğlu gibi, acayip inanışları var. Bunlara Allah'ın oğlu veya Allah demekle, o zatlar sevilmiş olmaz. Sevmenin şartı, onların bildirdiği gibi gibi inanmak, onların yolunda olmaktır.