Karia bölgesinin en önemli koloni kentleri Halikarnassos(Bodrum) ve Knidos(Datça)'dır.
Karia bölgesindeki diğer kentler Güllük körfezi kıyısındaki Bargylia(Asarlık), İasos(Kıyıkışlacık), Bodrum yarımadasının batı ucundaki Myndos(Gümüşlük), yarımadanın iç kesimlerindeki Pisada ve Theangela, Gökova körfezinin güneyindeki Keramos(Ören) ve Kedrai(Sedir adası), iç kesimlerde Mylasa(Milas), Mylasa'ya 14 km'lik kutsal yolla bağlı Labraunda, Mylasa'nın kuzeyinde Euromos(Ayaklı), Marsyas ırmağı(Çine çayı) yakınlarında Alabanda(Araphisar), Alinda, Gerga, Yatağan yakınlarında Stratonikeia ve Lagina, güneybatısında eskiden deniz kenarında olan ancak Dalyan çayının getirdiği alüvyonlarla içeride kalan Kaunos(Dalyan), doğu sınırında bugün Aydın sınırları içinde olan Aphrodisias ile Tralleis(Aydın), Nysa(Sultanhisar) ve Akharakha(Salavatlı) idi.
Lykia'nın Muğla sınırları içinde kalan bölümünde ise Telmessos(Fethiye), Tlos, Pınara ve Letoon antik kentleri bulunmaktaydı.
Yöredeki ilk yerleşmelerin ilk tunç çağında (MÖ 3500-2000) kurulduğu sanılıyor.
Antik çağda Muğla sınırlarının büyük bölümü, Karia bölgesi olarak anılıyordu. Karia'nın sınırları, kuzeyde Büyük Menderes ile güneyde Dalaman çayı arasındaki bölgeyi içine alıyordu. Bu bölgede bugünün Muğla merkezi, Kavaklıdere, Yatağan, Ula, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca, Bodrum ve Milas ilçeleri bulunmakta. Karia bölgesinin doğusu Frigya, kuzeyi Lydia, güneydoğusu Lykia ile çevrelenmişti. Muğla'nın Dalaman ve Fethiye ilçeleri Lykia Bölgesi sınırları içindeydi.
Karia halkları
Karia adı Kar'lardan geliyor. Bölgenin yerli halkı Luvi'ler. Luvi'lerin MÖ 2000'lerden beri bu bölgede yaşadıkları biliniyor. Luvi dilinde Kar, doruk-uç anlamında kullanılıyor. Karia ise Helen ağzında "doruklar ülkesi"ni tanımlıyor.
Karia'lılar kendilerini Anadolu'lu sayıyorlar.
Bölgenin yazılı tarihi Halikarnassos'lu ünlü tarihçi Heredot ile başlıyor. Tarihçi Heredot'a göre ise Kar'lar Ege adalarından gelip bu bölgeye yerleşiyor ve yerli halkla kaynaşıyor. Kısacası, bölgede yaşayanlar, göçlerle birlikte gelenlerle kaynaşıp MÖ. 1000 yıllarından itibaren Karia'lılığı oluşturuyorlar. Bodrum yarımadasının dağlık yerlerinde yaşayan Leleg'ler de Karia halklarının bir bölümüydü ve taşlık kayalık yerlerde oturdukları için de Lelegler olarak biliniyordu. Bilge Umar, Leleg adının onların bu özelliğine işaret ettiğini düşünüyor.
Mugla tarihi M.Ö. 3000 yillarina kadar uzanir. Ilk çaglarda bu bölgeye Karia''lilar yerlestigi için Karia adi verilmis. Ilin bilinen tarihi ise Hitit''ler ile baslar. Hitit''ler bu bölgeye Lugga derlermis. Imparatorlugun parçalanmasindan sonra Frig''ler egemen olmus, daha sonra Lydia''lilar bölgeyi ele geçirmisler, bu arada Dor''lar ve Ion''lar da yöreye göç etmisler. Bölge M.Ö. 546 yilinda Pers''lerin, M.Ö. 334 yilinda (Halikarnassos/Bodrum ve civari) Makedonya Krali Büyük Iskender' in, M.Ö. 189 da Bergama Kralliginin, M.Ö. 133 de Roma Imparatorlugu''nun, Roma''nin ikiye bölünmesiyle de, Dogu Roma Imparatorlugu''nun hakimiyetine girmis. Türklerin eline geçmesi Uç Beylerden Mentese Bey tarafindan 1284 de gerçeklesmis. Bölge 1391 yilinda, Yildirim Bayezit, tarafindari Osmanli topraklarina katilmis, 1402 de Timur'un hakimiyetine geçmis, Timur bu yöreyi tekrar Mentese Beyligi''ne vermis, daha sonra 1425 de II Murat zamaninda, Mentese Bölgesi tümüyle Osmanli Imparatorlugu''nun egemenligine geçmis. Mentese ogullari zamaninda Yunanistan, Mugla kiyilari ve adalarina çikmis, Rodos adasini bir süre egemenlikleri altina almislar. Bu dönemde Rodos adasina yerlesen Sait Jean sövalyeleri Osmanlilar ve Mentese ogullari ile savasmislar, Bodrum kalesini de bir süre ellerinde tutmuslardir. Ancak 1522 de Kanuni Sultan Süleyman tarafindan hem Rodos adasi hem de Bodrum Kalesi Osmanli Imparatorlugu'na katilmis.
Mugla ilinin merkezi Mentese Beyligi zamaninda Milas''ti; Mugla, Osmanli Imparatorlugu döneminde merkez olmus.
"Mugla" adinin nereden geldigi konusunda çesitli söylentiler bulunur. En yaygin söylentiye göre ilin adi, Selçuklu Sultani Kiliçarslan'in komutanlarindan "Muglu" Beyi adindan gelmekte. Büyük olasilikla burayi Muglu Bey fethettigi için bu komutanin adi verilmis, "Muglu" zamanla Mugla''ya dönüsmüs. 1889 Aydin Vilayet salnamesinde rastlanan "Mobella" adi ise kentin ortaçagdaki adidir
Kurtulus savasi sirasinda, Mugla ve yöresini 11 Mayis 1919 tarihinden itibaren isgale baslayan Italya, Menderes''in güneyinde filizlenen ulusal güçlerle pazarlik ve anlasma yapmak zorunda kalmis. Italya, Yörük Ali Efe''nin Mugla''dan , Demirci Mehmet Efe''nin de Nazilli''den yönlendirdikleri ulusal direnis çalismalari karsisinda silahli bir çatismayi göze alamamis. Isgal üzerine tüm Anadolu''da mitinglerin düzenlenip direnme örgütlerinin kurulmasi için Izmir''den gelen telgrafa, Muglali Kocahan Mitingi''ni düzenleyerek cevap vermis. Aldigi kararlarin ardindan Vatan Müdafaa Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Mugla Kuvayi Milliyesi gibi direnis komiteleri kurulmus. 1920''de Ankara''da açilan 1. Dönem BMM''nde 6 milletvekiliyle ulusal mücadelede üzerine düseni layikiyla yapan Muglali, olusturdugu direnis gruplarinda yer alan gönüllerini Yunanlilara karsi Aydin cephesine göndermis. Ege''de 57. Tümenden kalanlarla birlesen gönüllüler, Aydin çarpismalarinda düsmana agir kayiplar verdirmisler. Ege illeri arasinda Mugla isgal sirasinda en fazla sehit veren il olmus. Iç durumun karisikligi, Yunanlilar ve isgal ettigi yörelerde ekonomik egemenlik kurma düsüncesine dayanan Italyan politikasini Mugla halki isgal süresince kurnazca degerlendirmis, iki ates arasinda kalmaktan kurtulmus. Anadolu''daki durumun kötüye gittigini anlayan Italya, 2. Inönü Zaferi kazanildiktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarini öne sürerek 5 Temmuz 1921''de Mugla''dan ayrilmis. Mugla özgürlügüne böylece kavusmus.
Kütahya ilinde ortalama yükselti 1.200 metredir. Dağların ve platoların ağırlıkta olduğu ilimizde yeryüzü şekillerinin %57,5'ini dağlar, %11 'ini ovalar, %31,5'ini platolar oluşturmaktadır. Kütahya tek kütlevi dağlardan ve sıradağlardan oluşan yeryüzü şekillerinden ibaret değildir. Dağların uzanış biçimleri sistematik dağılış göstermez. Kütahya; kuzeydoğusunda Türkmen Dağı, batısında Karlık Tepe, kuzeybatısında Eğrigöz Dağı, güneybatısında Şaphane Dağı, güneyinde Murat Dağı ile çevrilidir. İlin önemli ovaları, Kütahya Ovası, Yoncalı Ovası , Köprüören Ovası, Aslanapa Ovası, Altıntaş Ovası, Tavşanlı Ovası, Örencik Ovası ve Simav Ovasıdır. Akarsuları: Felent Çayı, Porsuk Çayı, Murat Çayı, Kureyşler Deresi, Kokar Çayı, Avşar Deresi, Gediz Çayı, Emet Çayı, Bedir Deresi, Tavşanlı Çayı, Simav Çayı, Kocaçay'dır. İlin tek doğal gölü Simav Gölü; baraj gölleri ise Porsuk, Enne, Kayaboğazı, Söğüt ve Çavdarhisar baraj gölleridir. Göletler; Pazarlar, Çalköy, Belkavak, Sofular, Karagür, Çerte ve Kuruçay göletleridir.
a. Dağlar :
Akdağ: Simav çöküntü ovasının kuzeybatısında yeralan kütle, Simav çöküntü oluğunun tabanından 1300 m yüksekliktedir. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Akdağ'ın en yüksek noktası 2089 m'dir. Dağın kuzey kesimlerinde yükselti azalır. Bu kesim akarsularla derin bir biçimde yarılmış bir yayla görünümündedir. Dağın doğu ve güney kesimleri daha yüksek olup, yine akarsularla parçalanmış durumdadır. Bu yamaçlarda yükselti, kademeli olarak düşer ve kademeler Simav çöküntü oluğuna doğru eğimlidir.
Eğrigöz Dağı: Dağın güney uzantılarını oluşturan Katran ve Gölcük Dağları, Simav çöküntü oluğunu, kuzey-güney doğrultusunda uzanan Emet çöküntü oluğundan ayırır. Akdağ kütlesinde Kocadere Vadisi'yle ayrılan kütlenin doruğu 2181 m'ye ulaşmaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda olan Akdağ'ın kuzeyden güneye doğru, özellikle Simav çöküntü oluğuna dönük olan, batı ve güney-batı yamaçları derin vadilerle parçalanmıştır. Eğrigöz Dağı akarsularca derince yarılmış yanlarıyla bir plato özelliği gösterir.
Yellice Dağı: Merkez ilçenin hemen güneyinden geçen fay çizgisinin gerisinde bulunan 1100 m. ortalama yükseltili dar plato alanının kıyısında yükselir. Dağın en yüksek noktası İncebel Tepesi'dir (1764 m). Genel görünümü ile üst kesimi hayli düz olan Yellice kütlesinin üzerinde, doğu-batı doğrultusunda dizilmiş bir takım tepeler mevcuttur. Bunlar, İncebel Tepesi'nin doğusundaki İminicik Tepesi (1699 m), batısındaki Bakırtepe (1758 m) dir.
Gümüşdağ: Yellice Dağı'ndan bir plato alanını oluşturduğu boyun noktası ile ayrılan Gümüşdağ'ın en yüksek noktası Nalbant Tepesi'dir (1872 m). Dağın diğer önemli yükseltileri Karlıktepe (1890 m), Arapdede Tepesi (1872 m), Çayırgöztepe (1796 m), Almaalan Tepe (1731 m) ve Çalkıran Tepe (1762 m) dir. Doğu-batı doğrultusunda sıralanan bu tepeler, Kirazlı Köyü doğrultusundan başlayarak daha alçak ikinci bir tepeler dizisi ile güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanır. Böylece, Gümüşdağ kütlesinin asıl yönü olan kuzeybatı-güneydoğu doğrultusu ortaya çıkar. İkinci diziyi oluşturan bu tepelerin başlıcaları, Gölgeliktepe (1760 m) Çatalçamtepe (1758 m),Böğülcektepe (1749 m) ve Oyuktepe (1774 m) dir.
Yeşildağ: Kütahya, Köprüören ve Tavşanlı ovalarının kuzeyindeki en önemli yükselti Yeşildağ kütlesidir. Bu dağın yükseltisi olan Tepelcetepe 1533 m.dir. Diğer önemli tepeler doğudan batıya doğru; Sarıtaştepe (1346 m), Çıplaktepe (1430 m), Kocaeyrektepe(1426 m) ve Küçükhasantepe (1342 m.) dir. Yeşildağ, batıya doğru yükseltisi daha az tepelik bir alana dönüşür. Yeşildağ kütlesi, Porsuk Çayı'nın kuzey ve güneyden gelen kollarınca parçalanmıştır. Kuzey yamacında bu parçalanma daha belirgindir.
Türkmen Dağı: İlin doğu kesiminde olan Türkmen Dağı'nın en yüksek noktası 1826 m dir. Kütlede kuzey-güney doğrultusunda dizilen tepelerin en önemlileri; Tekketepe (1429 m), Kocataştepe (1519 m), Tokmaklıtepe (1395 m), Sansartepe (1669 m), Kalegüneytepe (1693 m), Damlakale Tepesi (1631 m), Deliksınırtepe (1694 m), Yongalıgeyik Tepesi (1682 m), Ardıçlıktepe (1673 m) ve Kızılsivritepe'dir.
Simav Dağları: Simav çöküntü ovasını güneyden sınırlayan bu dağlar, Saruhan-Menteşe eski kütlesinin kuzeyindedir. Bu dağların batı kesimleri Sındırgı'ya kadar uzanmakta ve burada Demirci dağları adını almaktadır. Simav dağları, kütlesel ve yüksek görünümdedir. Dağın Simav çöküntü alanının tabanına göre yükseltisi 800 m'yi bulur. Simav dağlarının doruğu olan Ziyaret Tepesi (1800 m) bu kesimdedir. Eteklerinde çöküntü alanına adını veren Simav ilçesi kurulmuştur. Simav kütlesinin yükseltisi doğudan batıya ve kuzeyden güneye doğru azalır. Bu eğimlere uyan akarsular kuzey yönünde akar. Simav Drenaj Kanalı ve Simav Çayı'nı besleyen bu akarsular dar ve derin vadiler açmıştır.
Murat Dağı: Kütahya İlinin güneyinde, Gediz ve Altıntaş ilçeleri ile Uşak ili arasında doğu-batı yönünde uzanır. İlin en yüksek dağıdır (2309 m). İlin önemli kaplıcalarından olan Murat Dağı Kaplıcaları, dağın batı yamaçlarında ve 1550-1570 m. yüksekliklerinde bulunmaktadır.
Fotoğraflarla Coğrafi Yapı
Kütahya ili toprakları, çok sayıda akarsu vadisiyle parçalanmıştır. İl alanının %11'ni kaplayan ovalar ise geniş tabanlı çöküntü alanları özelliğindedir. Ovalar; Porsuk Çayı Vadisi, Kocasu Vadisi ve Simav Çayı Vadisi içinde değerlendirilebilir.
Kütahya Ovası: İlin kuzeydoğusunda geniş bir çöküntü alanının tabanında yeralan ova, 93 km2 lik bir alan kaplamaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 930 m'dir. Yer yer genişleyen ve daralan Kütahya Ovası'nın en geniş yeri Merkez İlçenin yer aldığı Plato kıyısı ve Porsuk Çayı'nın ova dışına çıktığı kesim arası olup, yaklaşık 5.5 km'dir. Doğuya doğru gittikçe daralan ovanın genişliği İkizhöyük ve Siner köyleri arasında 1 km'ye iner. Ova ve çevresinde geçim kaynağı tahıl tarımı ve bir ölçüde hayvancılıktır. Ova ve çevresi yağış rejimi ve kurak dönem süresi açısından Marmara Bölgesi, bitki örtüsü bakımından ise Ege, Marmara ve İç Anadolu Bölgesi özelliklerini taşır.
Yoncalı Ovası: Kütahya Ovası'ndan alçak tepelerle ayrılan Yoncalı Ovası'nın ortalama yükseltisi 1000 m'dir. Ovadaki sıcak su kaynakları, orta kesimlerdeki kuzey ve güney doğrultulu kırık hat boyunca sıralanmıştır. Ova düzlüğü, Felent Çayı ve kolları tarafından önce doğu-batı, sonra kuzey-güney doğrultusunda aşındırılmıştır.
Köprüören Ovası: Kütahya Ovası'nın kuzeybatısında ve yine bu ova gibi kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan, buna karşılık daha küçük ve genişliği ile uzunluğu arasındaki fark daha az olan (uzunluğu 6 km, genişliği 4 km) Köprüören Ovası'nın yükseltisi 1000 m civarındadır. Felent Çayı ile sulanan ova, çayın güneyden gelen kollarının oluşturduğu birikinti konileri nedeniyle kuzeye doğru hafifçe meyillidir.
Aslanapa ve Altıntaş Ovaları: Porsuk Çayı tarafından sulanan bu ovalar, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanır. Aslanapa ve Altıntaş ovaları geniş bir çöküntü alanının tabanında gelişmiştir. Altıntaş Ovası'nın ortasını kaplayan bataklık sonradan kurutulmuştur.
Tavşanlı Ovası: Kütahya'nın kuzeyindeki Tavşanlı Ovası, Köprüören ve Kütahya ovalarından daha alçaktır. Ovanın denizden yüksekliği 840 m'dir. Akarsu ağının sıklığı, Tavşanlı Ovası'nın doğu kesiminin fazla girintili çıkıntılı olmasına yol açmıştır.
Örencik Ovası: İlin orta kesimindeki bir çöküntü alanına yayılan bu ova, Aslanapa Ovası'ndan bir eşikle ayrılır. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan bu ovadan Kocasu kaynaklanır.
Simav Ovası: Kütahya'nın güneybatısında yer alan Simav Ovası, bir çöküntü alanının tabanında oluşmuştur. Ova; kuzeyden Akdağ, doğudan Eğrigöz, güneyden ise Simav dağları ile çevrilidir. Uzunluğu 90 km olan ovanın Çaysimav - Kalkan köyleri arasındaki uzunluğu 15.5 km, bu kesimdeki genişliği ise 8.5-9 km'yi bulmaktadır. Ovanın en dar yeri 3 km ile Yeşilköy - Gökçeler köyleri arasındadır. Yükseltisi yaklaşık 800 m olan Simav Ovası'nın en çukur kesimini Simav Gölü'nün tabanı oluşturur.
Platolar
Yeryüzü şekilleri bakımından çeşitlilik arz eden Kütahya yöresinde, üç tane plato vardır.
Sabuncupınar Platosu: Kütahya Ovası ile Eskişehir Ovası arasında bulunur. Bu plato üzerinde Frig Vadisi yer alır.
Yazılıkaya Platosu: Kütahya ile Afyon illeri arasında yer alır. Sabuncupınar ve Yazılıkaya platoları Porsuk Çayı kolları tarafından parçalanıp meydana gelmişlerdir.
Özbek (Sazak) Platosu: Merkez ilçenin güneyinde bulunan Yellice Dağı'nın eteklerinden itibaren başlayan Aslanapa Ovası'na kadar devam eden platodur. Yapısı kalkerli yapıdan meydana gelmiştir.
c. Akarsular:
Kütahya il alanı, Susurluk, Sakarya ve Gediz havzalarında kalmaktadır. Su toplama alanı 22.399 km2 olan Susurluk Havzası'nın yıllık ortalama su hacmi 4.16 milyar m3 dür. 529.455 hektardır. Ovalık alanı bulunan Susurluk Havzası'nda sulanabilecek alan miktarı 396.073 hektardır. Su toplama alanı 58.160 km2 olan Sakarya Havzası'nın yıllık ortalama su hacmi 4.09 milyar m3 tür. Havzanın ovalık alanı 2.075.100 hektar civarındadır. Gediz Havzası'nın su toplama alanı 18.000 km2, yıllık ortalama su hacmi 2.22 milyar m3 tür. 521.172 hektar ovalık alan bulunan havzada 386.013 hektar Sulanabilecek alan bulunmaktadır.
Felent Çayı:Köprüören Havzası'nın kuzeybatısından Şahmelek yöresinde doğar, Enne Baraj Gölü'ne ulaşır. Daha sonra Kütahya'nın kuzeyinden Porsuk Çayı'na ulaşır. Uzunluğu 35 km, ortalama debisi 0.56 m3/s'dir.
Porsuk Çayı: Porsuk Ovası'nın en önemli akarsuyu Porsuk Çayı'dır. Havza dışından doğan ve Çat Tepenin güneyinde havzaya giren Porsuk Çayı havza dahilinde Güvezdere, Çaydere ve Değirmendere'yi alarak Porsuk Baraj Gölü sahasına ulaşır. Porsuk Barajından çıktıktan sonra Kargın Deresi, Uludere ve Musaözü Deresini de alarak havzayı terk eder. Kuzeybatıda bulunan Koca Dere, Güvernaz Dere ve Kapaklı Dere, Yeniköy'de birleşir ve baraj gölü sahasına girer.
Murat Çayı (Oysu): Murat Dağı'nın kuzeyinden doğar. Gediz Çayı'na ulaşır. Uzunluğu 35 km, ortalama debisi 2.5 m3/s'dir.
Kureyşler Deresi: Yellice Dağı'nın batı eteklerinden doğan küçük debili kaynaklardan oluşur. Kuzeyden gelen Mantarlık, Kuruçayır, Oluklu, Eyrek ve Güvem derelerini içine alarak, Kureyşler Köyü'ne ulaşır. Bu noktadan sonra Çukurcaadaköy Boğazından Altıntaş Ovası'na ulaşır. Debisi 0.178 m3/s'dir.
Kokar Çay: Dumlupınar ilçesi civarından başlar, Kızılca, Selkisaray ve Yıldırım Kemal İstasyonuna kadar batı-doğu yönünde akar. Daha sonra yön değiştirerek güneyden kuzeye akmaya başlar ve Beşkarış Köyü'nden ovaya ulaşır. Debisi 0.423 m3/s'dir.
Avşar Deresi: Allıören Köyünün 3 km güneyindeki Karapınar ve Gökpınar kaynaklarından doğar. Zafertepeçalköy'ün doğusunda ani bir dirsek çizerek kuzeye doğru akmaya başlar. Bu noktada Çatak Deresi ismini alır, Karakaya ve Ürkmez Dere ile birleşerek Avşar Deresi ismini alır. Genişler Köyü ve Altıntaş ilçesinin 2 km kuzeybatısından Altıntaş Ovası'na ulaşır. Debisi 0.026 m3/s'dir.
Gediz Çayı: Akkaya Köyü civarından doğar ve Akyarmadenoğlu ve Dereoğlu dereleri ile birleşerek Ege Denizi'ne ulaşır. İl sınırları içersindeki uzunluğu 45 km, ortalama debisi 82.5 m3/s'dir.
Emet Çayı: Saruhanlar ve Aşıkpaşa köyleri yakınındaki kaynaklardan oluşup Kocadere adını alır. Doğanyakası Deresi ile Kayaköy altında birleşip Emet Çayı adını alır. Hisarcık, Emet ilçelerinden geçerek Uluçam Köyü yakınlarından il topraklarını terk eder. Uzunluğu 90 km, ortalama debisi 130 m3/s'dir.
Bedir Deresi: Bedir Deresi güneybatı-kuzeydoğu yönünde akar. Yenisusuz'un 1 km kuzeyinden Çavdarhisar'dan geçerek, Zobu'nun 1 km güneydoğusundan akar. Barağı Deresi, İmam Deresi ve Çat Deresi ile birleşir. Ortalama debisi 0.178 m3/s'dir.
Tavşanlı Çayı: Esatlar Köyü yakınındaki kaynaklardan doğar. Gökler Köyü'nün 2 km batısında Bedir Deresi ile birleşir, buradan kuzeye doğru akarak Tavşanlı Ovası'na ulaşır. İl sınırları içindeki uzunluğu 65 km, ortalama debisi 8 m3/s'dir.
Simav Çayı: Gökçeler ve Muradınlar köylerinin güneyinde Kalkan Çayının bittiği yerden başlar, Beciler Köyünden sonra il sınırlarını terk eder. İl sınırları içindeki uzunluğu 40 km, ortalama debisi ise 68 m3/s'dir.
Hamzabey Çayı (Kocaçay): Naşa kasabasının 5 km güneyinden doğar. Bedirler Köyü yakınlarında il sınırını terk eder, daha sonra Emet Çayı'na dökülür. Uzunluğu 45 km, ortalama debisi 31.46 m3/s'dir.
4. İklimi :
Kütahya ili; Ege Bölgesi'nde yer almasına rağmen, denizden uzaklık ve yükseltiye bağlı olarak iklimi kıyı Ege'den daha farklıdır. Kütahya ve çevresinin iklimi Ege, Marmara ve İç Anadolu Bölgeleri arasında bir geçiş tipidir. İklim ve sıcaklık şartları bakımından, her üç bölgenin özelliklerini taşır. Sıcaklık şartları İç Anadolu, yağış şartları Marmara Bölgesi tesiri altındadır.
a. Sıcaklık : İlde yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Kütahya 'da yıllık sıcaklık ortalaması 10,5º dir. En sıcak aylar, temmuz ve ağustos, en soğuk aylar ocak ve şubattır. İlimizde ölçülen en yüksek sıcaklık, 38,6º dir. En düşük ölçülen sıcaklık ise -28,1º dir. Buradan da anlaşılacağı gibi, yıllık sıcaklık 66,7º ile büyük bir fark gösterir.
b. Yağışlar: Kütahya'da yağışlar, karasal iklime bağlı olarak, kış, ilkbahar ve sonbaharda görülür. Yazları genellikle kuraktır. Yıllık ortalama yağış miktarı 565 mm.dir. En yağışlı ay aralık, en kurak ay ağustostur. Yağışların %38,8 i kış, %29,4 'ü İlkbahar, %12,5 'i yaz, %19,3 'ü sonbahar aylarında düşer. Kış aylarında, sıcaklığın düşük ve yükseltinin fazla olması nedeniyle yağışlar, genellikle kar şeklinde, diğer mevsimlerde yağmur şeklindedir. Kar yağışlı günlerin, yıllık ortalama sayısı 19 gündür. Kar kalınlığı ortalama 12 cm civarındadır.
c. Basınç ve Rüzgarlar: Kütahya çevresinde ortalama hava basıncı, 904,7 milibardır. En düşük hava basıncı 873 milibar, en yüksek hava basıncı 928,4 milibardır. Kütahya, yaz aylarında bir alçak basınç merkezi olduğu için, özellikle kuzey sektörlü rüzgarlara açıktır. Kütahya'da hakim rüzgâr yönü, kuzeydir. Yıldız adlı kuzey rüzgârı, her yıl ortalama 2944 kez eser. Bunu kuzeybatıdan esen karayel izler. Daha sonra güneybatıdan esen lodos rüzgârı görülür. İlimizde ortalama rüzgar hızı 1,7 m/sn dir. Ölçülen en yüksek rüzgâr hızı değeri, kuzeybatıdan esen karayele ait olup 27,6 m/sn.dir.
d. Göller ve Baraj Gölleri :
Simav Gölü: İlimizin tek doğal gölüdür. İlçenin kuzeybatısında 5 km2 lik bir alana sahip olan gölün bir kısmı sazlık ve bataklıktır.
Porsuk Baraj Gölü: Sulama ve taşkınları önleme amacı ile Porsuk Çayı üzerine kurulmuştur. Bir bölümü Eskişehir il sınırları içerisinde kalır. Yüksekliği 49,70 m. ve su depolama hacmi 525.000.000 m3 tür.
Enne Baraj Gölü: Porsuk Çayı'nın bir kolu olan, Felent Çayı üzerinde kurulan Enne Barajından içme suyu olarak yararlanılmakta olup, Seyitömer Termik Santrali'nin soğutma ünitelerinde de kullanılmaktadır. Yüksekliği 24,50 m. olup, su depolama hacmi, 7.000.000 m3 tür.
Kayaboğazı Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılan baraj göldür.
Söğüt Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılan baraj göldür.
Çavdarhisar Baraj Gölü: İçme ve sulama amaçlı kullanılan baraj göldür.
Yukarıda sözü edilen baraj göllerinin kapladığı alanlar iklime bağlı, yağışlar ve kar erimeleri miktarı ile orantılı olarak yıldan yıla değişmektedir.
5. Bitki Örtüsü :
İlimizde yer alan doğal bitki örtüsü Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinin özelliklerini taşır. Kütahya'da kuru ormanlar çoğunluktadır. Bunu bozkır bitki toplulukları takip etmektedir. İlimiz ormanları, daha çok dağ eteklerindeki platolarda yer alır. Yerleşim birimlerine yakın ormanlık alanlar çeşitli amaçlarla bilinçsizce tahrip edilmiştir. Bu oran %2-3 civarındadır. Kütahya 1.279.000.000 hektarlık yüzölçümüne sahip olup bu alanın 611.592.000 hektarlık bölümü, orman sahasıdır. Sevinerek söyleyebiliriz ki, ilimizin %52,97'sini ormanlık alanlar oluşturmaktadır. Orman alanlarımızın 296.464.000 'lik hektarı, %48'lik ekonomik değeri olan verimli ormanları oluşturur. Geri kalan kısmı ise, bozuk orman özelliği taşır.
Kütahya'da Yer alan Ağaç Türleri
%48 karaçam, %5 kızılçam, %1 kayın %14 meşe (Baltalık), %6 ardıç, %25 karışık orman, %1 sedir, kızılağaç, kestane, Kavak, köknardan ibarettir. Kütahya'da orman altı alanlarında toprak şartlarından dolayı bozkır bitki örtüsü hakimdir. Bozkır bitkileri içerisinde gelincik, yavşan, kuzukulağı, çoban çantası, aslanağzı gibi doğal bitkiler yer almaktadır.
Kütahya'nın Jeolojik bakımdan oluşumu çok eskilere dayanmaktadır. I.Jeolojik zaman ve III. Jeolojik zamanda bugünkü şeklini almıştır. Bu devirlerde çökmelere, yer yer volkanizmaya ve kıvrılmalara uğramıştır. Kıvrılmaya dayanamayan tabakalar kırılarak fay hatlarını oluşturmuştur. Kütahya il merkezi ve doğusu II.derece deprem kuşağı, merkezin batısında yer alan ilçeler I.derece deprem kuşağı içerisinde yer almaktadır. Bu fay hatlarının sonucu olarak, ilimiz yeraltı sıcak suları bakımından güçlü bir potansiyele sahiptir. Kütahya ilinin arazi yapısında kireç taşı, kil, kum taşı tabakaları oldukça yaygındır. İlimizin jeolojik yapısını oluşturan yer katmanları daha çok yatay ve yataya yakın şekilde sıralanmıştır.
Kütahya, Ege Bölgesi'nin İç Batı Anadolu Bölümü'nde yer alır. İç Anadolu Bölgesi ile denize kıyısı olan Ege Bölümü arasında geçiş alanıdır. Kütahya ili, 38 derece 70 dakika ve 39 derece 80 dakika kuzey enlemleri ile 29 derece 00 dakika ve 30 derece 30 dakika doğu boylamları arasındadır. İlimiz 11.875 km²'lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %1,5'nu kaplamaktadır. Kütahya, kuzeyinde Bursa, kuzeydoğusunda Bilecik, doğusunda Eskişehir ve Afyon, güneyinde Uşak, batısında Manisa ve Balıkesir illerimizle çevrilidir
Denizli'nin Tarihçesi
Denizli şehri, ilk defa bugünkü şehrin 6 km. kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında kurulmuştur. Bu şehir M.O.( 261 - 245 ) yılları arasında, Suriye Kralı II. Antiyokustheos tarafından kurulmuş ve karısının adına izafeten LAODICIA denilmiştir. Türkler Denizli havalisini zaptettikten sonra, şehrin suyunun bol bulunduğu bugünkü Kaleiçi mevkiine naklettirmişlerdir.
Denizli adına, tarihi kaynaklarda başka başka isimler olarak rastlamaktayız. Selçuklu kayıtları ve Denizli mahkemesi serciye sicilleri (Ladik) ismini vermektedir. Ibni Batuta'nın seyahatnamesi (Tunguzlu) denilmektedir. Mesalikullebsar'da da (Tunguzlu) olarak kaydedilmiştir.
Timurlenk'in zafer namesini yazan, Ser afettin Zemdi (Tenguzlug) ve (Tonguzlug) gibi iki isimden bahsetmektedir. Tensiz kelimesi eski Türkçe'de Deniz demektir. Tunguzlu ise bugünkü imlasıyla Denizli demektir. Netice olarak Denizli adi, Tunguzlu ve Tunguzlu kelimelerinin zamanla ağızdan agıza, Denizli kelimesi haline gelmesinden bugünkü seklini almıştır.
Güzel ve geniş bir bahçe içindeki modern müze binasıyla 1959 yılında kurulan Aydın Müzesi, çeşitli lahitler, mezar taşları, sütun başlıkları ve mimari parçaları açık havada sergilemektedir.
Aydın Müzesi içinde gezilebilecek bölümler Arkeoloji Salonu, Sikke Salonu ve Etnografya Salonudur.