RedBull

RedBull

Üye
24.04.2007
Uzman Onbaşı
3.366
Hakkında

  • Konu: NarCicegi
    Nasılsın iyiMisin NArçiçegi
#15.09.2008 16:16 0 0 0
  • Konu: TİLKİ
    Tilki, bir gün başı*nı alır, gezmeye çı* kar. Köyün mey* danına varır. Bir duvara çıkar, çev* reyi seyre dalar. Oradan geçen köy muhtarı şaşırır: — Aaa, bir tilki!.. Köyün hocası camiye giderken duvardaki tilkiyi gö- rür: — Aaa, tilkiye bak!.. Bakkal da oradan geçerken bağırır: — Hay
#14.09.2008 08:29 0 0 0
  • 1100 metre yükseklikte, etrafı çam ağaçlarıyla örtülü Toros dağlarında Mersin'in bir yaylasıdır. Eskiden kalma bir gözetleme kalesi de mevcuttur. Korum yolu üzerinde bir kaya üzerinde Arami dilinde yazılmış bir kitabe bulunmaktadır.

    Çandır Kalesi:

    Sarp bir kayalığın üzerine inşa edilmiş kalede sarnıç ve mimari kalıntılar vardır.
#13.09.2008 21:50 0 0 0
  • Kent merkezindeki Kültür Merkezi'nin doğu cephesindedir. Arkeolojik ve etnografik eserler üç ayrı salonda teşhir edilmektedir. Taş eserlerin sergilendiği birinci salonda; Roma dönemine ait mermer insan başları, heykel ve steller ile anforalar yer almaktadır. Pişmiş kilden (Terracota) yapılmış terliksi formdaki mezarlar, Pompeipolis antik kentinde bulunmuştur. İkinci salonda; Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden Yumuktepe ve Gözlükule kazılarından çıkarılan Yeni Taş, Bakır Taş ve Eski Tunç dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Bunlar iki kulplu kaplar, ikili, üçlü, dörtlü sepet kulplu fincan şekilli kaplar, gaga ağızlı testiler ve çeşitli boyalı kaplardır. Ayrıca Eski Tunç, Urartu, Helenestik, Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli çanak, çömlek, cam ve bronz eserler, bronz, gümüş ve altın sikkeler bu salonda sergilenmektedir.
    İ.Ö. ikinci bine ait kurşun figür, Hitit İmparatorluk dönemine ait mühürler dikkat çeken eserlerdir. Hayvan başlı gümüş, Urartu bilezikleri ve çeşitli dizi boncuklar, klasik ve Helenestik Çağ'a ait Lechyos, Kylix ve Sigilatalar ile Roma dönemine ait çeşitli form ve büyüklükteki cam eserler, altın diadem ve küpeler sergilenmektedir. Etnoğrafik eserlerin bulunduğu üst kattaki üçüncü salonda; gümüş süs eşyaları, tesbihler, işlemeli kadın elbiseleri, peşkirler, ağaç ve bakır eşyalar, kilimler, nazarlıklar ile tabanca, kama ve barutluklar yer almaktadır. Müze bahçesinde ise çeşitli dönemlere ait taş eserler ile Pithoslar sergilenmektedir. İçel müzesinde 999 sikke ve 446 etnografik eser bulunmaktadır.
#13.09.2008 21:49 0 0 0
  • Viranşehir (Pompeipolis / Soli)

    Mersin'in 14 km batısında, deniz kenarında bulunan Soloi antik kenti, MÖ 7. Yüzyılda Rodoslu koloniciler tarafından kurulmuş, kente güneş anlamına gelen Soloi adı verilmiştir.

    Darius( MÖ 521-485) zamanında, Klikyayı ele geçiren persler için Soloi önemli bir liman kenti olmuş ve adına sikke darbedilmiştir. Pers- Yunan savaşları sırasında , MÖ 449 yılında Klikyayı bir süre işgal eden Atinalılar, Soloi'yi yönetim merkezi yapmışlarsa da , bir yıl sonra yapılan Kilyos Barışı ile burayı Perslere geri vermişlerdir. MÖ 333 de Asya seferine çıkan Aleksander, Soloi yi Pers işgalinden kurtarmıştır. Filozof Chrysippoz ile takım yıldızları ve Fenomenler hakkında öğretici şiirler yazan matamatikçi ve astronom Aratos,MÖ 3. Yüzyılda Soloi'de yaşamışlardır.

    Soloi antik çağlarda Kıbrıs Adası ve Mısır'a yapılan ticaretle zenginleşti.Kent Seleukos Krallığı'nın son yıllarıda Klikya korsanlarının denetiminde kaldı. Roma yönetimi Akdenizdeki korsan faaliyetlerine son vermek amacıyla , MÖ 64 yılında Pompeius'u görevlendirdi, İtalya'dan başlayarak Yunanistan ve Kilikya'ya kadar olan bölgelerde korsan faaliyetlerine son vererek Soloi'ye geldi.Burayı da korsanlardan temizledi. Yürüttüğü büyük operasyonun zaferi anısına, kenti yeniden imar ederek, adını Pompeipolis olarak değiştirdi.

    Bizans döneminde, Hristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinin ardından , Soloi, Piskoposluk merkezi yapıldı.Kent 527 yılında meydana gelen büyük yer sarsıntısı ile tamamen harap oldu.Yeniden inşa edilmeye çalışılsada bu yüzyıldan sonra yoğunlaşan Sasani ve Müslümün Arap akınları nedeniyle yeniden eskisi gibi imar edilemedi ve terk edildi.Bu nedenle ören yerine Viranşehir de denilmektedir.

    Pompeipolis kentinde liman, sütünlu cadde, tiyatro, Roma hamamı, kent duvarları, nekropol su kemeri gibi yapılar bulnmaktaydı.Günümüzde dağ kapısından deniz kapısına kadar uzanan korint başlıklı 200 sütunlu yoldan, 41 adet sütun ayakta kalmıştır. Bunlardan 33 adeti başlıklı olup insan aslan ve kartal kabartmaları ile süslenmiştir. Ayrıca liman , hamam kalıntıları, su kemeri bugüne kadar ulaşabilmiş kalıntılar arasındadır.

    Mersin Müzesinde kente ait eserler sergilenmektedir. Petersburg Hermitage Müzesinde, Bizans dönemine ait bir kiliseden götürüldüğü anlaşılan altın ve gümüş objeler bulunmaktadır.
#13.09.2008 21:48 0 0 0
  • Yumuktepe
    Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Sistemli arkeolojik kazılar İngiliz John Garstang başkanlığında 1936-1937 yıllarında yapılmıştır. II. Dünya Savaşı'nın başlaması nedeniyle ara verilen kazılar 1946'da yeniden başlanıp 1947'de sonuçlanmıştır. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi ve Roma Üniversitesi işbirliği ile hazırlanan "Yumuktepe Arkeolojik Kazısı" 1993 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Yaklaşık 15 yıl sürecek kazı çalışmaları yaz aylarında sürdürülmektedir.
    Yumuktepe'de ilk yerleşme Neolitik dönemde başlamış ve kesintisiz olarak kalkolitik, Tunç, Hitit, Bizans ve İslami devirlerde de devam etmiştir. 33-25 katmanlar Neolitik döneme aittir. Bu dönemde taş temelli evler, yün eğirmeye yarayan kirmenler, bakır oltalar, obsidyen ve akmak taşından yapılmış araçlar, taş mühür, ok uçları, dokumacılıkta kullanılan ağırsak, çanak, çömlekler bulunmuştur. 29-13 katmanlar ise Kalkolitik dönemi kapsar. Yapı tipleri taş temelli evler ile yuvarlak temelli silolardır. Son Kalkolitik dönemde savunma duvarlarıyla çevrili köy tipi yerleşime geçilmiştir. Askerlerin oturduğu sura bitişik evlerde fırın, yerel kaplar, temellerin altında seramik ve özel eşyalı mezarlar vardır. Orta Tunç çağı ise 12-9. katmanları kapsar ve İÖ 2000-1500'e tarihlenir. Bıçak, mızrak, mühür, kadın heykelciği, ayaklı kadeh ve gaga ağızlı testicikler bulunmuştur. Hitit dönemi ise 7-5. Katmanlar arasında ve İÖ 1500-1200'e tarihlenir. Sur duvarları testere biçimindedir. Evler Sokaklar vardır. En üst katlar Grik, Bizans ve İslami dönemi kapsar. Grek katmanında Kıbrıs tipi seramik Bizans ve İslami katmanda ise sırlı seramik bulunmuştur.
    Höyüğün 2.5 m. derinliğinde bulunan bir kale harabesi Boğazköy'de bulunan kale harabesinin küçük bir örneği olup, Poligonal tarzda inşa edilmiştir.
    Yumuktepe'den çıkarılan yüzlerce eser, İçel Müzesinde sergilenmektedir.
#13.09.2008 21:47 0 0 0
  • Karaduvar

    Kalıntıları Mersin kentinin doğusunda olan bu antik yerleşim yeri için Strabon, Aristobulos'u kaynak göstererek, Asur Kralı Sardanapal'ın Tarsus ile birlikte Anchiale'yi bir gün içinde inşa ettiğini yazar.Gezgin Coğrafyacı bu abartılı bilgi nakline devamla:" Sardanapal'ın mezarının burada olduğunu ve sağ elinin parmaktlarını şaklatır durumda bir taş heykelinin bulunduğunu ve Asur dilinde yazılmış bir kitabede" Anakyndarakes oğlu Sardanapal , Anchiale'yi ve Tarsos'u bir günde kurdu. Ye, iç, neşelen, çünkü diğer şeyler bundan daha değerli değildir." Şeklindeki metnin ,parmakların anlamını açıkladığını söyler.
    Anchiale,M.Ö.333 tarihinde Pers Kralı 3.Darıus ile yapmış olduğu İssos savaşından hemen önce Alexander tarafından alınmıştı.Burada su kemerleri, yapı kalıntıları,bir höyük,Romalılardan kalma Mozaikli bir hamam kalıntısı vardı
#13.09.2008 21:46 0 0 0
  • Mersin İli doğusunda Adana, batısında Antalya, kuzeyinde Konya, Karaman, Niğde İlleri ile Güneyinde Akdeniz ile çevrilidir. İlin yüzölçümü 15853 km2 olup topraklarının %49.5'i ormanlıktır. İlin Akdeniz kıyısında 321 km'lik kıyı şeridi bulunmaktadır.



    İlin kuzeyi orta Toros Dağlarıyla çevrilidir, Bolkar Dağı Medetsiz Tepesi İlin en yüksek tepesini oluşturmaktadır.



    Tarsus ve Mersin'in bir kısmı Çukurova'nın devamı niteliğinde olup ilin en geniş düzlükleridir. Batıya doğru Silifke ve Anamur dışında ovalar daralmaktadır.



    İlin başlıca akarsuları Berdan, Efrenk, Göksu, Anamur, Lamas ırmak ve çaylarıdır.



    İlin kıyı kesiminde tipik Akdeniz iklimi hakimdir. Sahilden iç kesimlere yükseldikçe iklim karasal iklime dönüşmektedir.



    Torosların eteklerine kadar uzanan kıyı kesimlerinde tabii bitki örtüsü makidir. Toroslar ise zengin ormanlar ile kaplıdır. Ormanları çam, ladin, köknar gibi ağaç türleri oluşturur.



    İlin doğusunda Gülek Boğazı, batısında Sertavul geçidi ili Orta Anadolu'ya bağlayan iki önemli ve tabii geçittir.


    Alp sistemi içindeki Toros daglari, içel'de genis bir payanda duvari gibi Akdeniz kiyilarindan yükselerek Anadolu platosuna destek verir. Üstte: Göksu Deltasi.
#13.09.2008 21:44 0 0 0
  • Kentin kuzeyindeki Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda birçok katman ortaya çıkarılmış. Bunların en eskisi, M.Ö. 6300'lere, en yenisi ise Selçuklu dönemine tarihleniyor. Kazılardan çıkarılan eserler, Adana Arkeoloji Müzesi ve Mersin Müzesi'nde sergileniyor.Mersin'in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlıyor. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapıyor ve adını da bu aşiretten alıyor.
    Özellikle Amerika iç savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova'da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866'da demiryolu ağına bağlanması, Mersin'in kaderini değiştiriyor... Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova'nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline geliyor.
    Şehrin bugünkü durumuna gelmesinde, şu anda çok küçük bir azınlık olsalar da Hıristiyan Levantenlerin önemi yadsınamaz. Şehirde halen Levantenlere ait iki kilise bulunuyor; Latin-İtalyan Kilisesi ve Arap-Ortodoks Kilisesi.

    Günümüzde Mersin:
    Hızla hayata geçirilen GAP Projesi, Ataş Rafinerisi ve sahip olduğu geniş hinterland sayesinde Mersin Limanı, Türkiye'nin Akdeniz'deki en büyük limanı olma özelliğini taşıyor. Limanda bulunan 27 iskelenin 8'i birbirlerine raylı bir sistemle bağlanmış. 1991 Körfez Savaşı'ndan bu yana yaklaşık 85 milyon dolar harcanarak yenilenen Mersin Limanı'nın kapasitesi, son üç yıldır her sene %10 oranında artmış.

    Kentin ticari açıdan önemi göz önüne alınarak, Türkiye'nin dört serbest bölgesinden birisi burada kurulmuş. 785.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulan Mersin Serbest Bölgesi, başta tekstil firmaları olmak üzere yaklaşık 250 şirkete ev sahipliği yapıyor...
    Ayrıca, Mersin-Adana karayolu üzerinde cam, soda, gübre, tekstil, meyve suyu gibi sektörlerde faaliyet gösteren birçok önemli fabrika da bulunuyor.

    Damak tadı:
    Mersin'in geç gelişmesinin nedenlerinden biri olan, halkın deniz kıyısı yerine dağ tarafında yerleşmiş olmasının etkileri, şehrin yemek kültürüne de yansımıştır. Bugün bir kıyı kenti olmasına rağmen, Mersin'de deniz ürünleri tüketimi, et tüketiminden çok daha azdır. Bu noktada şehre özgü bir yemekten, tantuniden bahsetmemek olmaz. Tantuni, etin kuşbaşı halinde doğrandıktan sonra, önce haşlanıp sonra kavrulmasıyla yapılan bir çeşit dürümdür. Her ne kadar basit tarifli bir yemek gibi görünse de, önemini, şehrin hemen her köşesinde bulunan tantuni lokantalarından anlayabilirsiniz. Canınız tatlı çekerse, Antakya'da yapılandan farklı bir tarifle hazırlanan künefeyi önerebiliriz.
#13.09.2008 21:43 0 0 0
  • TARİHİ: 17'nci asrın son yarısında, Derviş Paşa'nın isyan eden, Tecirli Aşireti'ni bu bölgeye yerleştirmeye zorlamasıyla, aşiretlerden Mirza Ağa, Mid-i Ali ailesi, Gövceler ailesi gibi belli aşiretler yerleşmişler ve buraya Eloğlu adını vermişlerdir. 1944 yılında Eloğlu Köyü, 1960 yılında da Türkoğlu adını alarak ilçe merkezi olmuştur.

    COĞRAFİ DURUMU: İlçe, Akdeniz Bölgesi'nin doğusunda yer alır. Kahramanmaraş ilinin 20 kilometre güneyindedir. İlçe sınırlarının kuzeydoğusunda Pazarcık, kuzeybatısında Andırın, güneyinde Nurdağı ilçeleri bulunmaktadır. İlçe merkezi, kuzeyinde Güneydoğu Toroslar'ın doğu uzantısı olan, İmalı Dağı'nın güneydoğusu ile, güneyi ise geniş ve verimli ovalarla çevrilidir.

    İKLİMİ: İlçenin iklimi tipik Doğu Akdeniz iklimi özelliklerini taşır. Kışları ılık ve yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. Sıcaklık, kışın 0 derecenin artına pek düşmez. Yazları ise 35-40 derece kadar yükselir. Çevredeki baraj sayısının artması genel olarak ilçenin nemlilik oranını arttırmaktadır.

    TURİZM FAALİYETLERİ: İlçede, kültürel ve turizm faaliyetleri olmadığından bugüne kadar yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmemiştir.

    ULAŞIM: Adana-Kahramanmaraş yolu üzerinde bulunmaktadır. Kahramanmaraş'a 20 kilometre uzaklıktadır. Doğu ve batı illerimize uzanan karayolları ilçe merkezinden geçmektedir. Bu nedenle ulaşım imkanı oldukça yüksektir. Köyleriyle olan ulaşım bağlantısı çok kolaydır.

    ÇEVRE ÇEKİCİLİKLERİ

    Doluca Kalesi: Bu kalenin tarihi belli değildir. Ancak, köylülerin rastlantı bulguları sonucunda kale içinde az sayıda ele geçen madeni paraların, Hitit-Roma ve Selçuklular'a ait olduğu söylenmektedir. Kalenin büyük bir bölümü harabe durumundadır. Duvarlarının büyük bir kısmı tarihi varlığını korumaktadır. Rivayete göre kale Kralının, Örçin adından bir kızı varmış. Kız bir hastalıktan dolayı ölmüş. Kızının ölümü üzerine kral, kaleye çıkıp eliyle doğuyu göstererek Örçin diye bağırmıştır. Bundan dolayı kale, Örçin adını almıştır. Kale altının dört yönünde tünel uzantılarının bulunduğu söylenmektedir. Ayrıca taştan oyulmuş mağaralar ve insan iskeletleri bulunduğu söylenmektedir.

    Kılılı Köprüsü: Gâvur Gölü'nden gelen Avın Deresi üzerine kurulmuştur. 1920 yılında Türkoğlu'nu işgal eden Fransızlar, bu köprüden geçerek gelmişlerdir. Hatta Muallim Hayrullah Bey de köprünün yanındaki Danışmen Tepesi'nde şehit edilmiştir.

    GEZİ VE MESlRE YERLERİ: İlçe çevresinde bulunan Hodu Yaylası ve Çataloluk Yaylaları, Yeşilyöre Kasabası'nda Irmasan, Sıtma Pınarı olarak bilinen mesire yerleri vardır.

    FOLKLORİK DEĞERLER: İlçe merkezine normal giysiler giyilmektedir. Dağ köylerinde ise, geleneksel giysiler olan, poşu, yazma, şalvar, hedik, börk ve keçe, yaşlı kişiler tarafından halen kullanılmaktadır.

    EKONOMİK VE SOSYAL YAPI: Ekonomisi tarıma dayalıdır. İlçede okuma yazma oranı yüksek olup üniversite mezunu oldukça fazladır.

    KONAKLAMA VE YEME İÇME TESİSLER: Türkoğlu'nda konaklama ile ilgili yeterli tesisler yoktur. Alışveriş ve ticaret amacı ile gelenler için yeteri kadar belediye belgeli yeme içme tesisi mevcuttur.
#13.09.2008 21:38 0 0 0
  • TARİHİ: Nurhak ilçesi çok eski bir yerleşim yeridir. Tarihi İpek Yolu'nun ilçe içerisinden geçtiği eski tarihi harabeler halen görülmektedir. Bölge 15 Nisan 1277 yılına kadar İlhanlı İmparatorluğu hakimiyeti altında kalmış, bu tarihte Elbistan Ovası'nda Memluklular ile İlhanlılar arasında yapılan savaşta İlhanlılar'ın mağlup olmasıyla İlhanlı hakimiyeti son bulmuştur. İlhanlı İmparatorluğu bünyesindeki tüm beylikler bağımsızlıklarını ilan etmiştir. Sonuç olarak bölgeye yerleşen Moğollar'ın Taraklı oymağından gelen Halil Beyliği 60 yıl bölgeye hakim olmuştur. 1336-1337 yıllarında Anadolu Selçuklu Devleti'nin zayıflamasından yararlanan Halil Beyliği, Elbistan'ı zaptederek kendisine bağlamıştır. Ancak bu uzun sürmemiş, bir yıl sonra Dulkadiroğlu Beyliği'ne mağlup olarak bölgenin hakimiyeti bu beyliğe bırakılmıştır.

    COĞRAFİ DURUMU: İlçe, adını bölgedeki dağdan almaktadır. İlçe merkezi 3090 metre yüksekliğindeki Nurhak Dağı eteklerinde kurulmuştur. Geceleri dağın parlaması "Nur var" olarak nitelenmiştir. Nur Dağı diye anılmaya başlanmıştır. Daha sonra bölge Nuruhak, Nurhak adını dilden dile dolaşarak almıştır. İlçe Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kuzeyindedir. Kahramanmaraş kent merkezinin ise kuzeydoğusuna düşmektedir. İlçenin kuzeyinde Sivas, doğusunda Malatya, güneydoğusunda Gaziantep ve Adıyaman illeri bulunmaktadır. Yeryüzü şekilleri oldukça engebelidir. İklimi karasaldır, kışları soğuk ve kar yağışlıdır.

    EKONOMİK VE SOSYAL YAPI: İlçenin toplam nüfusu 1990 Yılı Genel Nüfus Sayımına göre 14 bin 990'dır. Bu nüfusun 7 bin 87'si ilçe ve kasabalarda 7 bin 903'ü ise köylerde yaşamaktadır. İlçenin 2 belde ile 4 köyü mevcuttur. İlçenin 4'ü ilçe merkezinde, 7'si de belde belediyelerinde olmak üzere toplam 11 mahallesi bulunmaktadır. İlçe halkı genelde hayvancılıkla geçinmektedir. Tarım da, hayvancılığa oranla az da olsa ikinci derecede en önemli geçim kaynağıdır. Halkın büyük kısmı yaz aylarında mevsimlik işçi olarak diğer ilçelere ve komşu illere çalışmaya gitmektedir. Yurt dışında işçi olarak çalışan çok sayıda Nurhak'lı da bulunmaktadır.
#13.09.2008 21:36 0 0 0
  • TARiHi: İlçenin tarihi: M.S. 300'üncü yıllara kadar uzanır. Tarih sırasına göre Roma dönemi, Bizans dönemi, Haçlılar dönemi, Ermeniler dönemi Türkler dönemi, Osmanlılar döneminin yaşandığı, tarihi kalıntılardan ve çeşitli kaynaklardan anlaşılmaktadır. Türkler dönemi, 26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra başlar. Türk boyları akın akın ilerleyerek 1076'da Kayseri'ye, oradan da Göksun'a girerek aşiret ve boylar halinde bu yörede yaşamışlardır. Asıl merkezi idareye katılma Osmanlı'ların yükseliş devrinde olmuştur. Osmanlılar döneminde Birinci Selim'in son zamanlarına doğru önemli bir eşkiya harekatı mevcuttur.

    Birinci Selim, isyanı bastırmaya Kayseri Beylerbeyi Şehsuvaroğlu Ali Bey'i memur etmiştir. Daha sonra Göksun'un sarp ve ormanlık bölgelerini kendine üst edinen bu tip isyancıları Kuyucu Murat Paşa Göksun'da kıstırıp kanlı bir savaştan sonra imha etmiştir. Göksun, Çukurova Antakya havalisindeki aşiretlerin yazlık yaylalarıydı. Göksün halkı kuruluş döneminde Erzincan'ın Kemah ilçesinden, Erzurum, Malatya ve Ağrı'dan boy boy aşiretlerin gelmesiyle oluşmuştur. İlçe 1908 yılında Maraş sancağına bağlanmıştır.

    COĞRAFİ DURUMU: İlçe, Binboğa Dağı eteklerinde, Törbüzek Çayı ve Kayseri-K.Maraş yolu üzerinde, 1240 metre yükseklikte, Göksun Ovası'nda kurulmuştur. Doğusunda, Kahramanmaraş ile Elbistan ilçesi, batısında Adana'nın Saimbeyli ve Tufanbeyli ilçeleri, kuzeyinde Afşin ve Kayseri'nin Sarız ilçesi, güneyinde Andırın ilçesiyle çevrilidir. 1920 kilometrelik yüzölçümüne sahiptir. Toros Dağları'nın uzantısı olan, sıra dağların orasında bulunan Göksun Ovası bir erozyon ovasıdır. İlçenin etrafını dağlar sırasıyla, güneyde Kireç ve Keman Dağları, Batısında Meryemçil ve Çamurlu Dağları, doğusunda Çardak Bucağı, yakınlarında Berit ve Tünce Dağları, kuzeyinde ise, Afşin-Kayseri ve Sarız ilçesi arasında uzanan çevrenin en yüksek ve en büyük dağı olan Binboğa'dır. Ovanın içinde karlık ve çalılık tepesi gibi küçük yükseltilere de rastlanır.

    İKLİMİ: Akdeniz Bölgesi'yle iç Anadolu arasında yer alan ilçede, geçiş bölgesi iklim özellikleri görülür. Ancak, iklim daha çok karasaldır. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır.

    TURİZM FAALİYETLERİ: İlçenin folklorik değeri olan halk oyunlarını, yöresel kıyafetler ve yöresel el sanatlarını yaşatmak ve devamını sağlamak için, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nce çalışmalar yapılmaktadır. Yol güzergâhında bulunan ilçeye turistler zaman zaman uğramaktadırlar.

    ULAŞIM: İlçe, karayol ulaşım bakımından elverişli bir yerdedir. Günün her saatinde, Göksun-Kayseri, Ankara, Afşin, Elbistan ve Kahramanmaraş'a ulaşım rahatlıkla yapılabilmektedir. Karayolu dışında ulaşım aracı bulunmamaktadır.

    TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLER: İlçe ve çevresinde höyükler, kale harabeleri bulunmaktadır. Bunlardan Maltepe Höyüğü: Aslanbey Çiftliği'nin doğusunda yer almaktadır. Camız Höyüğü: İlçenin güneydoğusunda yer alan tepededir. Bozhöyük: Bozhöyük köyünün içindedir. Çardak Höyüğü: Çardak Kasabası'ndadır. Çataltepe Höyüğü: Yantepe Köyü'ndedir. Kızıl Kale: Fındıklıkoyak Koyu sınırları içindedir. Gerdek Kalesi: Küçükçamurlu Köyü'ndedir. Akçakalesi: Hacıkodal Köyü'nde bulunmaktadır. Kaya Mezarları: Küçük Çamurlu Köyü'nde su sarnıcının bulunduğu yerlerdir. Çakır Mağaraları: Çardak Bucağı'nda ve Göcüksu Köyü'nde, Hitit Harabeleri bulunmaktadır.

    Göksun Büyük Kızılcık İçmesi: Göksun ilçesine 16 kilometre uzaklıkta Büyük Kızılcık Köyü yakınındadır. Sindirime ve idrar yollarına, yıkanmak suretiyle cilt hastalıklarına ve böbrek hastalıklarına iyi geldiği tesbit edilmiştir.

    GEZİ VE MESİRE YERLERİ: İlçe merkezinin dışında dağların arasında hayvancılık yapmaya elverişli olan önemli yaylaları da vardır. Bunlardan Mazgaç, Arpalık, Meryemçil, Taşoluk, Aloçat, Çatak, Üçpınar, Kozcakoz, Kavşut, Binbağa yaylaları önemli mesire yerleri arasındadır.

    KONAKLAMA VE YEME İÇME TESİSLERİ: İlçede, konaklamayla ilgili yeterli tesisler yoktur. Alışveriş ve ticaret amacıyla gelenler için, yeterli belediye belgeli yeme içme ve konaklama tesisleri bulunmaktadır.

    EKONOMiK VE SOSYAL YAPI: İlçe halkının yüzde 70'i köyde yaşar. Çoğunluğu hayvancılık ve çiftçilikle uğraşır. Okuma-yazma oranı yüksektir.

#13.09.2008 21:36 0 0 0
  • TARİHİ: İlçenin ilk kuruluş yeri bugünkü ilçe merkezinin kuzeyinde bulunan "Pamuk" denilen yerdir. Eski yapılarda kullanılan çok büyük ağaçların, evlerin yakınında olduğu için ya da temel kazıları sırasında kesildiği anlaşılmaktadır. Buda bize ilçe merkezinin kurulduğu yerin ormanlık olduğunu göstermektedir. Ancak doğal kaynak sularının burada olması yerleşim yerinin buraya taşınmasına neden olmuştur. İlçenin adını, Oğuzların "Ceritoğullar" kolundan aldığı sanılmaktadır. Bir rivayete görede 12 yüzyılda Cengİzhan'ın Anadolu'yu istila etmesi sırasında yerleşenlerin, akarsularının bol olmasından dolayı buraya Çağlayancerit dedikleri ifade edilmektedir. Küçükcerit, Yumaklıcerit köylerinin buradan gidenler tarafından kurulduğu bilinmektedir.

    COĞRAFİ DURUMU: Çağlayancerit ilçesi; kuzeyde Elbistan, güneyde Pazarcık, doğuda Adıyaman ili, Gölbaşı ilçesi, batıda Kahramanmaraş ile çevrilidir. İlçenin kurulduğu yer çok dağlık bir arazi yapısına sahiptir. Tarıma elverişli ova ve düzlükler çok azdır. Çağlayancerit, merkez ilçenin kuzey doğusunda kalan Öksüz Dağı'nın kuzeyi ile Engizek Dağı'nın güneyinde kalan oldukça geniş bir vadide kurulmuştur. İlçe topraklarının yüzde 60'ı dağlık ve verimsiz alanlarla kaplıdır.

    İKLİMİ: Yer yer Akdeniz ikliminin etkisinde kalmakla beraber karasal iklim hüküm sürer. Kışları oldukça soğuk ve yağışlıdır.

    TURİZM FAALİYETLERİ: İlçe, genelde yayla özelliği gösterir. Ormanlar ve yeşil alanlar oldukça çoktur. Bunlar içerisinde piknik ve rekreasyon alanı olarak; Gözpınar ve Aksu gözü dikkat çeker. İlçe merkezindeki Büyük Cami tarihi bir özellik arzetmekle beraber ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

    ULAŞIM: İlçe, il merkezine iki taraftan karayolu ile bağlanmaktadır. Doğu istikametinde izleyen yol, Çağlayancerit'ten Pazarcık ilçesine, daha sonra da Kahramanmaraş'a bağlanır ve uzaklığı 112 kilometredir. Sürekli çalışmaktadır. Batı yönündeki yol ise köylerin birbirlerine bağlanması ile il merkezine ulaşmaktadır. Çağlayancerit'ten sonra sırasıyla; Boyalı, Beşenli, Peynirdere, Yusufhacılı ve Dereköy'ü birleştiren yollar il merkezine 65 kilometredir. Bu yol kış aylarında zaman zaman kapanmaktadır.

    ÇEVRE ÇEKİCİLİKLERİ: İlçenin doğal yapısı yayla özelliği göstermektedir. Su kenarları yeşil alanlar, halkın piknik ihtiyacını karşılayacak önemli yerleridir.

    EKONOMİK VE SOSYAL YAPI: İlçenin ekonomik potansiyeli tarım ve hayvancılıktır. Arazinin dağlık olması hayvancılığı ön plana çıkarmaktadır. Vadi tabanları ve su kenarlarındaki arazilerde meyvecilik ve sebzecilik yapılır. İlçe nüfusunun önemli bir kısmı köylerde yaşamaktadır.
#13.09.2008 21:34 0 0 0
  • TARİHİ: Afşin'in bilinen tarihi, Etiler zamanına rastlamaktadır. Deprem kuşağında yer aldığından, zaman zaman yerleşim yerinin yer değiştirdiğini görürüz. Afşin'in tarihi Bizans döneminden sonraki yıllar itibariyle daha iyi bilinmektedir. Bu dönemde ilçe "Arabissu" adıyla bilinmektedir. Afşin daha önce Arebesus, Arabsus, Ebsus, Efsus ve Yarpuz isimlerini almıştır. Tarihçi Prof. Osman Turan'ın, Selçuklular Tarihi kitabında belirttiğine göre, Selçuklu komutanlarından Afşinbey'in adını daha sonraki dönemlerde almıştır. İlçenin genel nüfus yapısını oluşturan insanların, Türklerin, Kınık, Kayı ve Avşar boylarından olduğu sanılmaktadır. 2 Ağustos 1944 tarih ve 4642 Sayılı Kanun ile Afşin ilçe olmuştur.

    COĞRAFİ DURUMU: Kahramanmaraş'ın kuzeyinde yer alır. Kuzeyinde Sivas, batısında Kayseri ile güneybatısında Göksun ve doğusunda Elbistan ilçesiyle çevrilidir. İlçe toprakları genellikle Doğu Anadolu Bölgesi içerisinde yer alır. Binboğa Dağları'nın alt eteklerinde orta yerinde ova ve plato görünümlü bir ilçedir.

    İKLİMİ: Karasal iklime geçiş özellikleri göstermektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Yağış yeterli değildir. Sulama probleminin çözümü için Adatepe ve Karakuzu barajları yapımı programlanmıştır.

    TURİZM FAALİYETLERİ: Afşin ilçesinin çeşitli uygarlık dönemlerine ait tarihi eserleri ve doğal zenginlikleri vardır. Bunlardan tarihi eserler olarak Dedebaba Türbesi, Afşin Kalesi, Hurman Kalesi, Tilavşin Kalesi, Pirali Camii Minaresi ve Eshab-ı Kehf Külliyesi önemli olanlarıdır. Doğal güzellik olarak Tanır, Ayrandede, Emirilyas Köyü Mağara Gözü, Eshab-ı Kehf Park ve Ormanlığı dikkat çeker. Ayrıca Afşin-Elbistan Termik Santrali de turizm açısından önemlidir.

    ULAŞIM: Afşin ilçesi, karayolu ile her yöne ulaşma imkanına sahiptir. Özellikle Kahramanmaraş-Kayseri, Sivas ve Malatya illeri istikametlerinde ulaşım yoğunlaşır. Afşin'den İstanbul, Ankara ve Antalya yönüne doğru yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.

    ÇEVRE ÇEKİCİLİKLERİ: Afşin ilçesinde Eshab-ı Kehf ve Mağarası'nın bulunması burayı turizm açısından oldukça önemli bir hale getirmektedir. Ayrıca ormanlık alanları her türlü kampçılığa uygundur. Örneğin, Yazıköy, Çamiçi, Örenderesi ve Binboğa'nın ormanlık alanları gibi.

    TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLER
    Kaşanlı Köyü Kabartması: Afşin'e 35 kilometre uzaklıktaki kabartma, Kızoğlu Kayası olarak da bilinir. Kaya kabartmasının 7 metre üstünde gömüt şapeli vardır. Bizans sanatının bir örneği olan kabartmada İsa, Meryem ve Aziz Yohannes betimlenmiştir.

    Hurman Kalesi: Morabız Köyü'nde Hurman Çayı'nın kuzeyindeki sarp kaya üstündedir. Yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak tekniğinden Bizans döneminden olduğu sanılmaktadır. 10-15 metre yüksekliğindeki surlar, sekiz burçla güçlendirilmiştir. Kalenin kapısı batıdadır. İçinde su ve yiyecek depoları, asker barınakları ve kilise vardır.

    Afşin Ulu Camii: Yazıtında 1570'de Danişmentliler'den Pir Alioğlu Muhammed'in yaptırdığı bildirilmektedir. Son cemaat yeri 1717'de mescide dönüştürülmüştür. Ana mekan kuzey ve güney duvarlarına sivri kemerlerle bağlanan üç sütunla netlere ayrılmıştır.

    Kuruhan: XI yada XII yüzyıl Selçuklu yapısı olduğu sanılmakta, giriş doğudandır. Giriş sağındaki duvarlar onarılmıştır.

    GEZİ VE MESİRE YERLERİ: İlçe genel olarak yayla özelliği göstermektedir. Özellikle Yazköy, Çamiçi, Örenderesi ve Binboğa Dağları yaylacılık açısından çok önemlidir. Binboğa Dağları'nın tepelerinin üzerinde ve ormanlık alanlarda av potansiyeli oldukça yüksektir. Bu yüzden buralar, yaylacılığın yanı sıra avcılığa da elverişlidir.

    FOLKLORİK DEĞERLER: Afşin yöresi, halk dansları ve köçekleme dalları ile yörede çok önemli bir yere sahiptir.

    KONAKLAMA VE YEME İÇME TESİSLERİ: Afşin'de konaklama ile ilgili yeterli tesisler yoktur. Alışveriş ve ticaret amaçlı gelenler için yeteri kadar belediye belgeli yeme içme tesisleri mevcuttur.

    EKONOMİK VE SOSYAL YAPI: İlçenin ekonomik yapısı genel olarak tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Afşin-Elbistan Termik Santrali yöre halkının en önemli ekonomik potansiyelidir.
#13.09.2008 21:33 0 0 0
  • Kahramanmaraş üç ayrı coğrafi bölgenin (Akdeniz Bölgesi ,Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ) birbirine en çok yaklaştığı alanda yer alır . Coğrafi konumu ve diğer faktörlerinde etkisi ile üç farklı iklim tipi arasında "Bozulmuş Akdeniz İklimi''ne daha yakın bir iklim özelliği gösterir. Kahramanmaraş merkezde görülen iklimin aksine kuzeye doğru gidildikçe yükseltiye bağlı olarak tamamen karasal iklim özellikleri görülür.
    Kahramanmaraş'ın iklim özelliklerini ortaya koyabilmek için meteoroloji istasyonu bulunan yada DSİ tarafından kısa süreli rasatlar yapılan ilçelerin iklim değerleri karşılaştırmalı olarak incelenmelidir

    Kahramanmaraş'ın yıllık ortalama sıcaklık değeri 16,5 °C,Pazarcık'ta 14,8°C Andırın da 13 C° iken Elbistan da bu değer 10,3 °C ye düşer.Yıllık ortalama sıcaklıklar güneyden-kuzeye, batıdan doğuya doğru yükseltiye bağlı olarak karasallığında etkisiyle bariz bir şekilde azalma göstermektedir.

    Aylık ortalama sıcaklıların yıl içinde dağılışı ise ,Kahramanmaraş'ta 4,5°C Pazarcıkta 4,2 °CAndırında 3,2 °C, Elbistan da -3,7°C en soğuk ay ocaktır.

    Aylık ortalama sıcaklıkların en yüksek olduğu ay Kahramanmaraş' ta 28 °C,Pazarcık'ta 27,6°C ,Andırında 22,9 °C ile Ağustos,Elbistan'da 23 °C ile Haziran ayıdır.Aylık ortalama sıcaklıklar Ocak ayından Ağustos ayına kadar artmakta,daha sonraki dönemde Ocak ayına kadar düşmektedir. Kahramanmaraş'ta yılın dört ayında sıcaklık ortalamaları 23 °C nin üzerindedir.Bu özelliği ile merkez "Akdeniz termik rejim tipi'' nin etkisi altındadır. Kuzey ve kuzeydoğusu ise "Karasal termik rejim tipi'' özelliğine sahiptir.Bu durum kış mevsimi ılık yaz mevsimi ise sıcak olan Merkez ilçeyi "Denizel Akdeniz Termik Rejimi'' n den "Karasal Akdeniz Termik Rejimi''ne yaklaştırır.

    Bitki Örtüsü

    Kahramanmaraş, Akdeniz ile İran-Turan Fito Coğrafya Bölgelerinin geçiş kuşağında bulunur.Buna karşılık Kahraman Maraş'ın bazı bölgelerinde Avrupa-Sibirya Fito Coğrafya Bölgesine ait relik tarzda bitkileri de görebiliriz.

    Kahramanmaraş'ta yükseltiye bağlı olarak bitki örtüsü de değişmektedir.Çalı Formasyonu,Orman Formasyonu ve Alpin Formasyonu olarak üç çeşit bitki formasyonu görülmektedir.Bunlardan Çalı Formasyonu 500-1200 metreler arasında yer almaktadır. Karışık çalılardan meydana gelen bu bitki örtüsüne Maki Formasyonu denir.Maki Formasyonu içinde , Kermes meşesi, (Quercus coccifefa) Mazı meşesi (Q. İnfectoria), Laden (Ciftus salvifolius), Sandal (Arbutus andrachne), Zeytin (Olea europa), Diş budak (Fraxinus ornus), Sumak (Rhus coriaria), Akça Kesme (Phillyrea latifolia), Karaçalı (Paliurus spinachristi), Erguvan (Cercis siliquatrum) gibi bitki türlerine rastlanır. Kızılçam ormanlarının tahripleri sonucunda ortaya çıkan Kermes meşeleri daha çok plato alanlarında görülen Maki Formasyonunun önemli bir üyesidir.

    900 ile 2000 metrelere kadar olan kısımlarda kuru ve yarı nemli olarak ayıra bileceğimiz Orman Formasyonu vardır.Burada iğne yapraklı ağaçlardan Kızılçamlar bol miktarda bulunmaktadır.Kızılçamların arasında kışın yaprağını döken ağaçlara da rastlanmaktadır.1400-2000 metreler arasında Karaçam (P.N igra), Göknar (Abief cilicica), Sedir (Cedrus libani), Ardıç türleri Meşe türleri , kızılçamların arasında karışık halde bulunmaktadır.

    2000 metrelerin üzerinde ise Alpin Ot Formasyonunu görebiliriz. Geven(Astragalus) ,Burçak(Coronilla.sp), Menekşe(Viola.sp), Gelincik(Papaver.sp) ,Yumak(Festuca.sp) ,Çoban Yastığı(Acanthalimon.sp) gibi türlerin hakim olduğu bu formasyon Ahır ve Çimen dağının yüksek kısımlarında görülür.Kahramanmaraş da halen görebildiğimiz relik bitkilerden de anlaşılacağı gibi doğal bitki örtüsü ülkemizin her yerinde yüzyıllardır süren insan tahribiyle yok edilmiştir.Oysa bilinçli insanlar tarafından bilinçli bir şekilde korunsa gelecek için şimdiden iyi bir yatırım yapmış oluruz.
#13.09.2008 21:31 0 0 0
  • Toplam uzunluğu 425 km olan Ceyhan Nehrinin 190 km'lik kısmının il sınırları içerisinde bulunması ve bu nehrin dar ve derin vadiler içinde akıyor olması hidroelektrik santrali yapımı için çok elverişli bir durum yaratmıştır. Bu su kaynağımız değerlendirilmiş ve il sınırları içerisinde bu nehir üzerinde 3 adet hidroelektrik santrali kurulmuştur. Bu santrallerin en büyüğü olan Menzelet, 1992 yılında tamamlanarak enerji üretimine başlamıştır. 1991 yılında üretime başlayan Sır Barajı ve HES, Çukurova Elektrik A.Ş tarafından özel sektör eliyle işletilmektedir. 1958 yılında elektrik üretimine başlayan Ceyhan Hidroelektrik Santrali, ilimizin en eski hidroelektrik santralidir.

    Ayrıca Sır ve Menzelet Barajları arasında, il merkezinin 18 km kuzeybatısında Kılavuzlu Barajı ve HES inşa edilmektedir. Tamamlandığında Hatay İl Merkezine kadar uzanan 107.650 hektar tarım arazisinin sulanması ve yıllık 144 Milyon kwh enerji üretimi amaçlanmaktadır. 1994 yılında yer teslimi yapılarak inşaatına başlanmıştır.

    Sır Barajı: Kahramanmaraş İlinin 33 km batısında Ceyhan Nehri üzerinde inşa edilen Sır Barajı, yılda 725 GWh (Giciwatt) enerji üretmektedir. Yıllık ortalama enerji üretimi 725 milyon Kilowattsaattır. Sır Barajı ve HES tesisleri Çukurova Elektrik A.Ş. tarafından 1991 yılından itibaren işletilmektedir.

    Menzelet Barajı: Kahramanmaraş İlinin 26 km kuzey batısında Ceyhan Nehri ile Güredi Çayının birleştiği yerin 2,5 km mansabında inşa edilen Menzelet Barajı yılda 515 GWh (Giciwatt) enerji üretim kapasitesine sahiptir. Toplam göl hacmi 2.088 hm3, kurulu güç 124 MW. olan baraj faaliyettedir. Yıllık ortalama enerji üretimi 575 Milyon kilowattsaat.

    Kartalkaya Barajı: Kahramanmaraş İli Pazarcık İlçesinin 5 km kuzeybatısında Aksu çayı üzerinde inşa edilen ve 1971 yılında işletmeye açılan Kartalkaya Barajı ile Narlı ve Kahramanmaraş Ovalarında toplam 22.810 hektar alan sulanmaktadır. Ayrıca Gaziantep İlinin içme, kullanma ve endüstri suyu için yılda 47 hm³ su verilmektedir.

    Ayvalı Barajı : İl Merkezinin 23 km kuzeydoğusunda, Erkenez çayı üzerinde inşa edilmekte olan Ayvalı barajı ile, Kahramanmaraş'a içme, kullanma ve endüstri suyu olarak yılda 52 hm³ su verilecek, brüt 1.680 ha. arazinin sulanması sağlanacak ve taşkın zararları önlenecektir. Toplam göl hacmi 80 hm3 olan baraj tamamlandığında İl Merkezinin 2025 yılına kadar içme suyu karşılanacaktır. Ayvalı Barajı 02 Aralık 1992 tarihinde ihale edilmiş ve 14.01.1993 tarihinde işe başlanmıştır.

    Proje kapsamında 3 km uzunluğunda ENH Rölekasyonu, Ayvalı Barajı Yukarı Havza Islahı, müteferrik işler, 10.100 m. uzunluğunda ve 1.400 mm. çapında isale hattı, 210 m3/gün su arıtma tesisi yapımı da vardır. İsale hattı ve depoları ihale kapsamına dahil edilmiştir. Arıtma tesisleri henüz ihale edilmemiştir.

    Bu güne kadar toplam 2.851.122 m3 kazı, 3.703.485 m3 dolgu ve 63.580 m3 beton imalat yapılmıştır. Ayrıca 133 ton daimi teçhizat ve 33.056 m. enjeksiyon yapılmıştır. Son altı ay içerisinde isale hattı inşaatına başlanılmış ve 168.000 m3 kazı, 522.000 m3 dolgu ve 80 m3 beton imalatı yapılarak isale hattının 2500 m.lik kısmı tamamlanmıştır. Depoları ile arıtma tesisleri işinde herhangi bir faaliyet olmamıştır.

    Proje için 2002 yılı yatırım programında 9.163.428.000.000 TL. ödenek öngörülmüştür. 2002 yılı sonu itibariyle 8.997.335.000.000 TL. harcama yapılarak, %24 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

    Kılavuzlu Barajı ve HES : Kahramanmaraş İlinin 18 km kuzeybatısında Ceyhan nehri üzerinde inşa edilmektedir. Tamamlandığında Hatay İl Merkezine kadar uzanan 96.963 ha. tarım arazisinin sulanması ve 54 MW kurulu gücü ile yıllık 100 Milyon kwh enerji üretimi amaçlanmaktadır. Sulamanın 27.818 hektarı İlimiz sınırları içerisindedir. 12.08.1993 tarihinde ihale edilmiş olup, 05.01.1994 tarihinde yer teslimi yapılmıştır.

    2002 yılı ilk altı ay itibariyle 15.233 m3 stabilize, 15.000 m3 kil dolgu, 5.000 m3 kum ve çakıl, filtre dolu savakta 30.651 m3 beton, 40 ton kapak kaldırma tertibatı, su alma yapısında 93.000 m3 kazı ile dolu savak ve gövde inşaatı tamamlanmıştır.

    Kılavuzlu Sulaması I. Kısım İnşaatında 2001 yılı sonuna kadar 919.790 m3 kazı, 5 adet ASG, 125 m3 dolgu, 4.019 m3 beton imalat yapılmıştır. Ayrıca Kılavuzlu Köprüsünün kanat betonu yapıldı. Km 4+800'e kadar ana kanal kazısı tamamlandı. Kamulaştırma ve tatbikat proje çalışmaları devam etmektedir. 2002 yılı ilk altı ay içerisinde 130.730 m3 kazı ve 23.000 m3 dolgu yapılmıştır.

    209.913.549.000.000 TL. keşif bedelli proje için 2002 yılı yatırım programında 18.618.000.000.000 TL. ödenek öngörülmüştür. 2002 yılı sonu itibariyle 18.511.324.000.000 TL. harcama yapılarak %21 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.

    Adatepe Barajı : Kahramanmaraş İli Göksun İlçesinin 20 km. kuzeydoğusunda Göksun Çayı üzerinde inşaa edilmektedir. Barajın 04.11.1994 tarihinde ihalesi yapılarak işe başlanmıştır. Baraj ve sulama tesisleri tamamlandığında Afşin-Elbistan Ovalarında 44.030 ha. arazi sulanacaktır.

    Bugüne kadar baraj gövdesinde 825.930 m3 kazı ve 1.251 m. kotuna kadar toplam 1.096.915 m3 dolgu yapılmıştır. Derivasyon tünelinde 26.656 m3 kazı, 8.531 m3 beton imalat yapılarak tünel tamamlanmış ve tünele su çevrilmiştir. Dolusavakta 724.541 m3 kazı yapılmıştır. Dolusavak sağ, orta ve sol ayakları tamamlanmıştır. 2001 yılında 2.664 m3 beton imalatı yapılmıştır. Toplam uzunluğu 1.168 m. olan sulama tünelinde 98.048 m3 açık kazı yapılmıştır.

    İşin muhtevasında bulunan karakol binası ve 10 daireli lojman inşaatı bitirilerek teslim edilmiştir. Proje kapsamında ayrıca ENH rölekasyonu (3 km. uzunluğunda ana hat ve 2 km. uzunluğunda köy ENH rölekasyonu), PTT hattı rölekasyonu (3 km.) ve müteferrik işler yapılmaktadır.

    268.650.900.000.000 TL. keşif bedelli proje için 2002 Yılı Yatırım Programında 6.041.270.000.000 TL ödenek öngörülmüştür. 2002 yılı içerisinde 6.020.665.000.000 TL. harcanarak %6 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.
#13.09.2008 21:30 0 0 0
  • İlimiz 14.346 km²'lik yüzölçümü ile Türkiye'nin 11. büyük vilâyeti durumundadır. 37-38 kuzey paralelleri ile 36-37 doğu meridyenleri arasında yer alır. Merkez ilçe deniz seviyesinden 568 m. Yükseklikte olup, ilin kuzey kesimleri oldukça dağlıktır. Yeryüzü şekilleri genellikle Güneydoğu Torosların uzantıları olan dağlarla bunlar arasında kalan çöküntü alanlarından oluşmaktadır. Arazi yüksekliği 350 metreden 3000 metreye kadar çıkan ilimizde geniş ovalar vardır. Bunlar; Gâvur, Maraş, Göksun, Aşağı Göksun, Afşin, Elbistan, Andırın, Mizmilli, Narlı ve İnekli Ovalarıdır.
    İlimizin belli başlı dağları ise; Nurhak, Binboğa, Engizek, Uludaz ve Ahırdağıdır. Ceyhan nehri ile Aksu, Bertiz, Erkenez, Göksu, Göksun, Hurman, Körsulu, Sarsap ve Söğütlü çayları ilimizin başlıca akarsularıdır.
    Toprakların %59,7'sini dağlar, %24'ünü platolar ve %16,3'ünü de ovalar teşkil eder.

    Dağlar
    İl kapsamı içinde belli başlı dağlık alanlar genellikle Güneydoğu Torosların uzantılarıdır. Bunlar Engizek dağı, Ahırdağı, Amonos ( Nur) dağları, Nurhak dağları, Kandil dağları, Sarımsak dağı, Düldül dağı ve Binboğa dağlarıdır. İl kapsamındaki dağlar üçüncü zamanın Alp sistemi kıvrım dağlarındandır.Bunlar çeşitli aşınmalarla düzleşmiş ve Neojen sonunda yükselmiş kırıklı ve kıvrımlı dağ sıralarıdır.

    Hidrografya
    Hidrografik açıdan en önemli akarsu Ceyhan nehridir. İlk kaynak yerleri Elbistan ovasını çevreleyen dağlardır.Uzunluğu 509 km. dir. Orta Toroslarda Nurhak dağından Söğütlü deresi adı ile çıkar. Hurman ve Göksun çaylarının birleşmesinden sonra Ceyhan adını alır. Engizek ve Ahır dağlarındaki boğazlardan geçerek Çukurova'ya girer. Misis tepelerini çevirdikteen sonra İskenderun körfezine dökülür. Yol boyunca bir çok dereleri toplar. Bunlardan Göksun çayı 115 km. lik uzantıya sahiptir. Binboğa dağlarından inen Kömürsuyu ile başlar. Ceyhan nehrinın bir diğer kolu ise Aksu çayıdır (150 km). Bu çay havzanın güneyinde Engizek dağlarında yer alan Kaya dibi mevkiinde , Küçükcerit köyünün doğusunda, kuvvetli bir kaynaktan çıkar.Erince dağının güneybatisından bir yarma boğaz vadi'den geçerek ve Sarayköyü yakınında Gölbaşı deprasyonuna açılır. Gölbaşı deprasyonunun taban sularınını da alan Aksu çayı İnekli gölünden itibaren güneybatıya yönelerek Pazarcıkta yer alan Kartalkaya Barajına dökülür. Aksu çayı daha ileride yan derelerden gelen sularıda toplayarak Kahramanmaraşın güneybatısında Sır Barajına dökülür. Kahramanmaraş ilinde Ceyhan nehri ve Aksu çayı dışında kalan sular genellikle Ceyhanın kolları olan küçük akarsulardır.İl'deki diğer akarsular arasında merkez ilçe'deki Deliçay, Erkenez çayı, Körsulu çayı, Peynir dere, Kerhan, Geben, Nurhak, Söğütlü, Hurman, Üngüt, Mismilli, Göksu ve Türkoğlunda yer alan Gökpınar gibi akarsular sayılabilir.

    Göller
    Kahramanmaraş ilinde doğal göl yoktur. Havzanın bataklık durumunda olan Gavur Gölü ise D.S.İ. tarafından kurutulmuştur . İl merkezinin kuzeyinde Ahır dağlarında ise mevsimlik olarak tektono-karstik özellikte Karagöl ve Küçük Göl bulunur.Ayrıca Kahramanmaraş ovasında Humaşır kaynağında küçük bir göl ve etrafında sazlık-kamışlık yer alır.

    Baraj Gölleri
    İl alanında Kartalkaya Barajı (Aksu çayı üzerinde,sulama amaçlı ve taşkınların korunması amaçlı, bitmiş durumda), Sır Barajı (Ceyhan nehri üzerinde, enerji üretim amaçlı,bitmiş durumda), Ayvalı Barajı ( Erkenez çayı üzerinde, içme ve sulama amaçlı, yapımı devam etmekte ve Kılavuzlu Barajı (Ceyhan nehri üzerinde,enerji üretimi amaçlı,yapımı devam etmekte), Menzelet Barajı (Ceyhan Nehri üzerinde, enerji üretim amaçlı) Berke Barajı (Ceyhan Nehri üzerinde, enerji üretim amaçlı) yer alır

    Ovalar
    Ovalar il alanının % 16.3'lük bir bölümünü kaplamaktadır.Ceyhan vadisi boyunca sıralanan bu ovaların başlıcaları Elbistan ovası ,Göksun ovası ve Kahramanmaraş ovalarıdır.

    a) Elbistan Ovası
    Elbistan ovası Kahramanmaraş İlinin kuzeyinde Binboğa,Nurhak ,Engizek ve Berit dağları arasında yer alan bir çöküntü ovasıdır. Yükseltisi 1100m.-1150m. Dir. Uzunluğu 50km. kuzey-güney doğrultusunda eni ise en çok 20 km. dir.Ova karasal Kuaterner tortullar (alüvyonlar) ile kaplıdır. Çevresi türlü yapıdaki Eosen flişleri,Kretase tabakaları ve serpantin kütlelerinden oluşan dağlarla, doğusu ve batısı Permo-Karbonifer katmanları, kristalin kalkerleri ve mermerlerden oluşmuş dağlarla, güneyi ise serpantin kütlelerinin geniş yer tutuğu yükseltiler ile çevrilidir. Ova kuzeyden Hurman çayı ve Söğütlü çayları ile beslenmektedir. Ovaya güneyden ise bir çok gür kaynaklar iner.

    b) Kahramanmaraş Ovası
    Güneyde yer alan Kahramanmaraş ovası tektonik kökenli alüvyal bir ovadır. Kahramanmaraş ovası, Afrika Göller bölgesindebn başlıyarak Kızıl deniz Lut Gölü ve Amik ovası boyunca uzanan Ürdün Graben sisteminin bir devamıdır. Ova çevresindeki tepeler ve dağlar 4. zamanda oluşmuştur. Kahramanmaraş ovasında 4. zaman yaşlı alüvyonlar yanında 3. zaman yaşlı alüvyonlarda vardır. Kahramanmaraş ovasının yükseltisi 450m.- 500m. dir.Ahır dağı ve Çimen dağı arasında yer alan Kahramanmaraş ovasının uzunluğu 40km., kuzey-güney doğrultusundaki genişliği ise yaklaşık 20 km.dir.

    c) Göksun Ovası
    İlin kuzey batısında yer alır. Ceyhan ırmağının kolları ile ova sulanmaktadır. Kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanım gösterir. Yükseltisi 1000m.-1100m. dir. Ovanın uzunluğu 30km., kuzey-güney doğrultusundaki genişliği ise 20km. dir.Ova Dibek, Binboğa, Delihöyük, Berit, ve Armutyücesi dağları ile çevrilidir.
#13.09.2008 21:28 0 0 0
  • 12 Şubat 1920 tarihinde Maraş Fransız işgalinden kurtulduğunda yakılıp yıkılması sebebiyle harap durumdaydı. Fransızlara karşı Maraş'ı savunan çetelerin ve Kuva-i Milliyeciler'in yurdun savunulması için cephelere koşmalarından dolayı şehrin işgal günlerindeki harabe halini düzeltmek için bir çaba gösterilmedi. 1920'li yıllarda Maraş şehrinin nüfusu 20.000 civarındaydı. İşgal yıllarında işgalci Fransız ve yerli Ermeni baskı ve zulümleriyle halkın bir kısmı köylere gitmişlerdi. Kurtuluş Savaşı'nın başarı ile sonuçlanması üzerine göç eden halk tekrar evlerine döndü.

    24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış anlaşmasının imzalanması ile ülkede barış sağlandı ve 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde Türkiye'nin her tarafında büyük bir kalkınma hamlesi başlatıldı ve çağdaş uygarlık seviyesine çıkmak için köklü inkılaplara girişildi. Türkiye'de meydana gelen bu gelişmelerden Maraş'ta nasibini almaya başladı. Eğitim ve Öğretimi geliştirmek için okullar açılmaya başlandı. Yeni devlet daireleri inşa edildi ve şehir içi ulaşım imkanları genişletildi. Maraş halkı da evlerini ve iş yerlerini tamir ederek hayat standartlarını iyileştirmek için adımlar attılar.

    Türkiye'nin bir çok yerlerinde olduğu gibi Maraş'ta da yeniliklere ve inkılaplara karşı çıkan bazı kişiler oldu. Bilhassa 1925 yılında başlatılan kılık kıyafet düzenlemelerinin bir başlangıcı olan şapka inkılabına Maraş' ta bir takım kişilerin karşı olması nedeniyle isyan çıktı. Şapka giyilmesine karşı çıkmak amacıyla 27 Kasım 1925 Cuma günü Ulu Camii'de toplanan halk Hükümet Binası'na yürüdü. Ceza evinin kapıları kırıldı ve 200 mahkumun dışarı çıkmasına neden olundu. Şapka isyanı olarak bilinen bu olayda 7 kişi idam, 9 kişi onar yıl kürek cezasına çarptırıldı ve 44 kişi de beraat etti.

    Maraş şehrine Cumhuriyet'in ilk yıllarında herhangi bir devlet yatırımı yapılamadı. Daha çok Maraşlı girişimciler ve halk birtakım küçük sanayi ve imalathaneler kurdu. Maraş verimli tarım alanları, hayvancılığı, ormanları ve oldukça fazla kaynak ve akarsuları ile kendine yeterli bir yerdir. Şehirde bilhassa ziraat gelişmiş çeltik ve kırmızı biber ekimi yapılmaktadır. Bu ürünlerin işlenmesi için küçük imalathaneler kurulmuştur.

    1933 yılında Atatürk, demiryolu ile Türkoğlu üzerinden Narlı'ya geldi. Maraş Valisi ve halk tarafından büyük sevgi gösterileri ile karşılandı. Burada bir süre dinlendikten sonra Gaziantep'e gitti.

    1933 yılından itibaren Avrupa da II. Dünya Savaşı'nın çıkacağı belirtilerinin görünmesinden dolayı Türkiye'de bir ekonomik durgunluk yaşanmaya başlandı. Bu durum II.Dünya Savaşı'nın sonuna kadar devam etti. Bundan dolayı sözü edilen dönemde Maraş' ta fazla bir ekonomik canlanma olmadı.

    II. Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle 1945 yılından itibaren Türkiye' de yatırımlar hızlandı ve ülkenin ekonomisi gelişmeye başladı. Bunların sonucu olarak 1948 yılında Malatya demiryolu hattı üzerinde olan Köprüağzı İstasyonu'ndan Maraş'a bir demiryolu hattı bağlandı. Böylece Maraş'ın çevre illerle olan demir ve kara yolu bağlantıları genişletildi. Ulaşım imkanlarının artması, şehirde sanayi ve ticaret etkinliklerinin ilerlemesine neden oldu. 1955 yılında Maraş'ın ilk önemli tesisi olan Sümerbank Pamuklu Dokuma Endüstrisi kurulmaya başlandı ve 1965 yılında üretime açıldı.1960'lı yıllarda Maraş'ta ekonomik yönden önemli gelişmeler oldu. 7 Şubat 1973 yılında Maraş şehrine TBMM kahramanlık unvanını vererek şehrin adını Kahramanmaraş olarak değiştirdi. 1970'li yıllarda Maraş'ta özel teşebbüsün yaptığı fabrikalar açıldı. Sanayileşmenin başlamasıyla birlikte köyden şehre doğru göç arttı. Bunun sonucu olarak nüfusta 100.000'i geçti.

    1975 yılından itibaren Türkiye' de başlayan anarşik olaylar Maraş'ta da etkili oldu. İç ve dış mihrakların kışkırtmalarıyla Türkiye kaos ortamına sürüklenmek istenmişti. Türkiye'yi yıkmak ve parçalamak isteyen güçlerin tezgahladığı en büyük anarşik olay 1978 yılının sonlarında Maraş'ta ortaya çıktı. Tarihe Maraş olayları diye geçen bu olayda 118 kişi hayatını kaybetti.

    Maraş'ta ekonomik ve sanayi alanındaki esas gelişmeler 1980' li yıllardan sonra başladı. Birçok tekstil fabrikası açıldı ve bunun sonucu olarak şehrin nüfusu hızla arttı. Ayrıca şehrin yerleşim alanı genişledi ve yeni konut alanları kuruldu.

    1926'da Maraş Ticaret ve Sanayi Odası, 1947'de Maraş İl Müzesi kuruldu. Aynı yıl Maraş Lisesi açıldı. 1949'da Maraş Devlet Hastanesi hizmete girdi. Eloğlu Nahiyesi, 1960'da ilçe haline getirilerek ismi Türkoğlu olarak değiştirildi. 1961'de Telefon Santrali kuruldu. 1973'te şu anda Üniversite Rektörlüğünün bulunduğu binada Kahramanmaraş Eğitim Enstitüsü açıldı. 1975 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Gaziantep Mühendislik Fakültesi'ne bağlı olarak Kahramanmaraş Meslek Yüksek Okulu kuruldu. 1989'da Gaziantep Üniversitesi'ne bağlı olarak Ziraat Fakültesi açıldı.

    11.07.1992 tarih ve 2282 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 03.07.1992 tarih ve 3837 yasa ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi kuruldu. Üniversite 1993 yılında eğitim-öğretime başladı. 1995'te İlahiyat ve Mühendislik fakülteleri açıldı. 2001-2002 öğretim yılında 7 fakülte, 10 meslek yüksek okul, 4 yıllık 2 yüksek okul ve 3 enstitü ile öğretime devam etmektedir. Akademik birimlerde 26 Profesör, 23 Doçent, 133 Yardımcı Doçent, 218 Öğretim Görevlisi, 65 Okutman,177 Araştırma Görevlisi, 20 Uzman olmak üzere 662 akademik personel, üniversitenin çeşitli birimlerinde toplam 501 idarî personel görev yapmaktadır. Toplam öğrenci sayısı 11.097'dir. Aynı dönemde Tugay Komutanlığı'nın kurulmasıyla şehirdeki askeri personel sayısı arttı. Bunların sonucu olarak Kahramanmaraş'ta alışveriş ve hizmet sektörleri gelişti.
#13.09.2008 21:25 0 0 0
  • Maraş'ın Kurtuluş Savaşın'da şehir halkı ile birlikte topyekün direniş göstermesi ve çevre Vilayetlerinide yardımına koşması büyük takdir toplar . Ve Kurtuluş Savaşı sonrasında Maraş'a bir yazı gönderilerek ,Milli Mücadeleye katılanların listesi istenir . Şehrin ileri gelen yönetiçileri toplanır ,bir durum tesbiti yapar . Sonun da Ankara ya " Maraş ta Milli Mücadeleye katılmayan tek fert bile yoktur " cevabı verilir.Bunun üzerine 5 Nisan l925 yılında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Madalyası'nın Ma-raş ta fertlere değil , Şehir halkına verilmesi kararlıştırılır . Ve Maraş 'a bir adet Kır7mızı Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir . Maraş şehri yine Milli Mücadeledeki fedakarlığından ötürü TBBM . tarafından 7 Şubat l973 tarihinde de " Kahramanlık " payesiyle de ödüllendirilir . Kahramanmaraş'lı 1925 yılından beri her yıl Kurtuluş günü olan 12 Şubat Bayramında İSTİKLAL Madalyasını Şanlı Bayrağına törenle takarak , geçmişini yad eder ...
#13.09.2008 21:24 0 0 0