RedBull

RedBull

Üye
24.04.2007
Uzman Onbaşı
3.366
Hakkında

  • Maraş'ın bugünkü yerine taşınmadan önce iki kez yer değiştirdiği rivayet edilmektedir. Bunlardan birine göre ilk Maraş'ın bugünkü şehrin 20 km. güneyinde Erkenez Çayı kenarında Elmalar Köyü'ne yakın Himli Höyük civarında kurulduğu zannedilmektedir. Asuriler tarafından M.Ö.2500 yıllarında Maraş'ın burada kurulduğu iddia edilse de bunun böyle olmadığı, buradaki kalıntıları büyük bir şehir merkezinin harabelerinin olamayacağı ve muhtemel bir Asur ticarî koloni kasabasının Himli Höyük civarında olduğu tahmin edilmektedir. Maraş'ın ikinci yerinin bugünkü Karamaraş denilen ve Namık Kemal Mahallesi'nin bulunduğu yer olduğu söylenilmektedir. Maraş'ın, buraya Hamdanoğulları Hükümdarı Seyfüddevle tarafından (M.S. 944-967) taşındığı belirtilir. Şehrin şimdiki kale ve çevresine ise Dulkadiroğlu Alaüddevle tarafından taşındığı tahmin edilmektedir. Yukarda bahsedilen görüşlerin doğruluğu tartışılmaktadır. Maraş'ın bugünkü olduğu yerde ve bilhassa da Mağaralı Mahallesi'nin bulunduğu mevkide kurulduğunu öne süren araştırmacılar da bulunmaktadır.

    Mağaralı Mahallesi civarında bulunan arkeolojik bulgular da buranın çok eski dönemlerden beri yerleşim merkezi olduğunu ispatlamıştır. Ayrıca, kalenin de tarihi Hititlere kadar dayanmaktadır. Maraş'ı ilk fetheden Müslüman Arapların, fetihlerini belirten kaynaklar, Maraş'ın ortasında büyük bir kale olduğunu ve etrafının hendeklerle çevrilmiş bulunduğunu (hendeklerden kastedilen kalenin iki tarafındaki dere) açıklamaktadır. Ayrıca Maraş'ı kuran Hititlerin, Anadolu'ya Asurlar'dan önce sahip oldukları görülmektedir. Hitit tarihinin Anadolu'daki başlangıcı belli değildir. Ancak M.Ö.2000'li yıllarda yazılı belgeler sayesinde Hitit tarihi bilinmektedir.

    Maraş'ın yerinin, birkaç defa yer değiştirdiği görüşlerinin ortaya çıkmasının sebebi bilhassa Arap kaynaklarında buraların tarihi anlatılırken, Maraş'ı fetheden Müslüman komutanların şehri ele geçirdiklerinde "şehri yeniden bina etti" ifadesinin kullanılmasıdır. Bu ifade şehri tamir etti, onardı, yeniden inşa etti anlamlarına gelmektedir.
#13.09.2008 16:11 0 0 0
#13.09.2008 13:08 0 0 0
  • SAVAŞTEPE




    İlçenin tarihi insanlığın ilk dönemlerine kadar dayanmaktadır. Son yıllardaki araştırmalarla İlçenin kurulduğu bölgede yer alan geniş düzlük arazi içinden akan akarsuların kenarlarında Tunç Çağına ait kalıntılara rastlanmıştır. Bunlardan Sazlıdere Höyüğü önemli kalıntılar veren bir yapıya sahiptir.

    M.Ö. 5. ve 4. yüz yıllarda bölge kuzey ile güney arasında bir yol güzergahı olarak önem kazanır. Ticaret kervanlarının uğrak noktası oluşu sebebiyle, bugünkü ilçenin kurulduğu yerin 2 km. kadar doğusunda Halkapınar denilen yerde KERASAİ / KERASA adında kent kurulmuştur. Nitekim Savaştepe'nin eski adı Giresun olup bu ad ise Kerasai - Kerasa adından gelmektedir. Kalıntılarına bu gün bile rastlanan kentin adının Kerassai / Kerassa (Halkının Kenti ) (Ossa = Kenti) şeklinde yazılmasından anlaşılacağı üzere adının anlamı unutulmuş, kiraz ile ilgili bir ad bunun yerine geçmiş ve Kerasous / Kerasountaş şeklinde kullanılmıştır. İlçeye su sağlayan Halkapınar su tesislerinin bulunduğu arazinin su kaynağı bakımından zengin olması dolayısıyla bu İlkçağ kenti burada kurulmuştur. İlkçağın önemli HELEN yazıları Panopenisli Nonnos (Panapolis ,Mısır, M.S. V.yy ) Kerasai yani Kerasah "Halkının Kenti" diye anmaktadır. Ortaçağda ise Kerasai yada Kerasais adı Türklerin bölgeye hakim olmaları ile "Kiresin " yada "Kilesin" şeklinde , sonraları ise " Giresun" şekline dönüştüğü anlaşılıyor.

    10 Ekim 1934 tarihinden sonra 20 yıl bucak örgütü olarak kalır. 4 Mart 1954 tarihinde çıkarılan yasa ile 1 Haziran 1954 tarihinde Savaştepe ilçe merkezi haline gelir.

    Savaştepe, Marmara ve Ege Bölgesi'nin iklimi etkisindedir. İlçede yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. Ortalama 700-800 mm. yağış almaktadır. İlçede kar yağışlı gün sayısı merkezde 5 ile 7, dağlık kesiminde 10 günün üzerine çıkmamaktadır.

    Bitki örtüsü olarak fakirdir. Genel bitki örtüsü makidir. İlçenin verimli ormanları doğusu ve güneyinde yer almaktadır. İlçede çok çeşitli bitki türleri bulunmakla beraber çam ve meşe ağaçları çoğunluktadır.

    İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca ürünler buğday, arpa ve baklagillerdir.

    Savaştepe ilçesi ulaşım olarak birçok yolunun asfalt olması ile köylerde ilçe merkeziyle il merkezi arasındaki ulaşımı çözmüştür. Balıkesir - Soma yolu ilçe merkezinden geçtiğinden, ilçe halkının genel olarak ulaşım sorunu yoktur. İlçe sınırları içinden İzmir- Ankara -Bandırma demiryolu hattı geçmektedir.

    İletişim Bilgileri:

    Kaymakamlık : 0 266 552 10 03

    Belediye Başkanlığı : 0 266 552 10 08

    Emniyet Müdürlüğü : 0 266 552 11 11

    Jandarma Komutanlığı : 0 266 552 10 45

    Devlet Hastanesi : 0 266 552 11 28

    Otogar Müdürlüğü : 0 266 552 17 68



#13.09.2008 13:01 0 0 0
  • MARMARA




    TARİHÇE: Adada ilk yerleşme, antik çağda Miletoslularca olmuştur. Adada deniz kolonileri ile bağlanan yerleşim, 15.yy'dan itibaren de Türklerle devam etmektedir. Ada halkının çoğunluğu oluşturan Rumlar, yüzyıllarca Türklerle yan yana yaşamışlardır. Lozan Anlaşması Mübadele maddesi hükümlerince Rumlar, Yunanistan'a gitmek zorunda kalınca adaya özellikle Karadeniz Bölgesinden gelenler ile Girit Adası'ndan mübadele ile gelenler yerleştirilmiştir.

    Antik ismi Prokonnesos olan ada, Kyzikos ile birlikte Delos deniz birliğine bağlanmıştır. İlk çağlardan bu yana mermer yatakları nedeniyle ülkeyi imar etmek isteyen Roma ve Bizans İmparatorluğu'nun en ünlü komutanlarının ilgisini çekmiştir. Osmanlı döneminde de yapılan cami ve sarayların mermerleri buradan sağlanmıştır.







    Marmara Adaları Marmara Denizi'nin güneybatısında ada Kapıdağ Yarımadası ile Şarköy arasında sığ bir deniz alanında yer alır. Marmara Denizi'ndeki adaların en büyüğü, ismi mermer ve Marmor 'dan gelen Marmara Adası yaklaşık 110 km2 'lik bir alana sahiptir. Adanın en yüksek yeri, Radar Tepe olarak da bilinen İlyas Tepe'nin adeta denize kafa tutarcasına yükselişi, vahşi ve sarp görünümü yaşam dolu iklimi suyu, denizi ve nihayet denizle kaynaşmış insanıyla, özel bir konum ve niteliğe sahiptir. Marmara Adası 4 Temmuz 1987 yılına kadar Erdek ilçesine bağlı kalmış bu tarihten itibaren ilçe olmuştur. Marmara ilçesine bağlı 4 köy ve 2 beldesi vardır. Çınarlı Köyü, Gündoğdu Köyü Asmalı Köyü, Topağaç Köyü ile Saraylar ve Avşa Beldesi.







    Adanın doğal yapısını oluşturan mermer ilkçağdan günümüze kadar önemli bir ihraç ürünü olmuştur. Çınarlı Köyü, isminden de anlaşılacağı gibi yüzyıllara meydan okuyup günümüze kadar ayakta kalmayı başaran, tarihi eser niteliğindeki çınarlarıyla ünlüdür. Balıkçılık da oldukça ilerlemiştir.Asmalı Köyü, adanın son İstanbul çıkış noktası olması nedeniyle yat turizmine oldukça elverişlidir. Turizmin yanında zeytincilik ve balıkçılıkla oldukça gelişmiştir. Eski ahşap Rum evlerinin hala kullanıldığı Asmalı Köyü' nün birazı Pomak, çoğu Karadenizli olan sakinleri geçimlerini çam toplayarak ve balıkçılık yaparak sağlamaktadırlar. Rumlardan kalan bu eski tahta evler tarihten birer sayfa gibi duvarlarına yapılan resimleri asırlardır korumaktadırlar.Topağaç Köyü, adanın tarımsal faaliyetlerine en elverişli köyü olup, adanın sebze ihtiyacının önemli bir kısmını sağlamaktadır.

    Saraylar, başka bir deyişle mermerler kenti... İS.2-3. yüzyıllarına inen en erken buluntular, mermer ocaklarının tarihini Roma devrine kadar götürüyor. Yani 1800 yıldır mermer çıkarılıyor. Buradan çıkartılan mermerler dünyaca ünlüdür. Saraylar' da bir açık hava müzesi bulunmaktadır.

    Marmara İlçesi, sofralık zeytin üretiminde büyük gelişim sağlamıştır. Balıkçılık ise temel geçim kaynağıdır.

    İlçemizin ada olması nedeniyle sadece deniz ulaşımı mevcuttur. Marmara Adası'ndan Tekirdağ İstanbul ve Erdek 'e gemi ve motorlarla ulaşım sağlanmaktadır. Her gün Marmara'dan Erdek'e gemi seferleri düzenlenmektedir.

    Bilgi için: 0.266.885 50 70



    İletişim Bilgileri :

    Kaymakamlık : 0 266 885 50 06

    Belediye Başkanlığı : 0 266 885 54 89

    Avşa Adası Belediyesi: : 0 266 896 33 00

    Saraylar Belediyesi : 0 266 887 71 51

    İlçe Jandarma Komutanlığı : 0 266 885 54 31

    Sağlık Ocağı : 0 266 885 51 19


#13.09.2008 13:01 0 0 0
  • TARİHÇE:

    Coğrafyacı Strabon'a göre bu beldenin en eski sakinleri Dolionlardır. Eski ismi Milotopolis veya Pemaninos olan Manyas'ın Ergili Mevkii'nde yapılan kazılarında, 6. ve 7. yy'a ait Doğu Yunan seramik parçaları elde edilmiştir. 12. Asır sonunda Anadolu Selçuklu Devleti çökünce Karesi Bey, bu bölgeyi egemenliği altına almıştı. Manyas 1337 yılından sonra ise Osmanlı idaresine geçmiştir. 1877 Osmanlı - Rus harbi sonucunda Kırım Türklerinden 25 hane, bölgeye yerleşmiştir. Çevre halkı tarafından Tatar Köy adı verilen ve çeşitli göçlerle büyüyen yerleşim, Bandırma'ya bağlı Manyas nahiyesi olmuştur. 1936 yılında 3012 Sayılı Kanunla Balıkesir'e bağlı bir ilçe haline gelmiştir.







    COĞRAFİ YAPI: Yüzölçümü 586 km² 'dir. Kuzey kesimi ovalık olup, toplam yüzölçümünün %30'unu teşkil etmektedir. %70'ini kaplayan güney kısmı ise dağlık ve engebeli araziye sahiptir. 19.000 hektar ormanlık saha bulunmaktadır. İlçe Manyas Gölü'ne 10 km mesafede gölün güneyinde bulunmaktadır. İlçenin rakımı 55 m'dir.

    İKLİM: İlçemizin iklimi genelde ılıman olup, iklim geniş kuşaklarının etkisiyle Karadeniz iklimi de Akdeniz iklimi de görülmektedir. Bölgede hakim rüzgar yaz aylarında lodos, diğer aylarda poyrazdır.

    NÜFUS: En son Genel Nüfus Sayımına göre İlçemiz nüfusu toplam 25.148'dir.



    İDARİ DURUM: Merkez İlçe, Salur ve Kızılköy Belde Belediyesi ile 43 Köyü mevcuttur.

    SAĞLIK: 50 yataklı Manyas Devlet Hastanesi ve Merkez Sağlık Ocağı bulunmaktadır. Ayrıca İlçe Merkezine bağlı 3 ayrı yerleşim yerinde Sağlık Ocağı, 8 yerleşim yerinde de 8 Sağlık Evi mevcuttur.

    EĞİTİM: İlçemizde 12 İlköğretim Okulu, 4 Lise mevcuttur. Okuma - Yazma oranı %98.75'dir.

    TURİZM: ( TERMAL TURİZMİ); İlçe sınırları dahilinde bulunan kaplıcalar İlçemiz turizmine katkıda bulunmaktadır. Özellikle şeker ve prostat hastalıklarının tedavisi için tavsiye edilen kaplıcalarımız, yakın gelecekte İlçemizi kaplıca turizminin önemli bir merkezi haline getirecektir.

    TARIM: İlçe ekonomisinin %80'i tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Sulu araziden yılda 2 ürün alabilmek mümkündür. Yetiştirilen ürünler arasında buğday, ayçiçeği, şekerpancarı, domates, mısır, lahana başta gelmektedir. Küçükbaş hayvancılıkta merinos,kıvırcık türü koyun ve kıl keçisi beslenmektedir.

    Komşu ilçelerden ve ilimiz otogarından her saat kalkan otobüslerle ulaşım sağlanmaktadır.



    İletişim Bilgileri:

    Kaymakamlık 0 266 8181003

    Emniyet Müdürlüğü 0 266 8181075

    İlçe Jandarma Kom. 0 266 8181005

    Sağlık Ocağı 0 266 8183923

    Devlet Hastanesi 0 266 8181033

    SSK Hastanesi 0 266 8183410

    Otogar Müdürlüğü 0 266 8181061
#13.09.2008 12:59 0 0 0
  • KEPSUT


    TARİHÇESİ:

    İlçenin ne zaman ve kim tarafından kurulduğu bilinmemektedir. Kepsut'un Bergama Krallığı, Misyalılar devrindeki adı Hadri Anut veya Herun'dur. Şimdiki adı Kes-bit 'Kesildiğinde hemen yerine yenisi yetişen' anlamına gelmektedir. Arazinin verimli olması mahsulün çabuk yetişmesi nedeniyle Kesbit denilmiştir. Halk arasında söylenen "Arabamın espiti dolaşalım Kesbiti" Türküsüne bakılacak olursa isminin "Kesbit" ten geldiği varsayımı daha doğrudur. Bir başka varsayım da, (Kev-keb-i-sut) kelimesi faydalı yıldız demektir.

    1953 Yılına kadar ( KEPSÜT) olarak resmi yazışmalarda ismine rastlanan ilçemizin adı İlçe olması hakkındaki kanunda Kepsut yazıldığı için artık o günden sonra bu şekliyle söylenmeye başlamıştır. Kelimelerden hangisi olursa olsun bölgenin verimliliğini ifade ettiği bir hakikattir.

    1956 yılında bir arkeologun bu bölgede yaptığı incelemede bulduğu eserlerden bir kısmının Tunç devrine ait yortan tipi mezarların mevcut olduğu, bu mezarlardan çıkan seramiklerden anlaşılmıştır.







    İlçenin ova köylerinde Roma, Bizans devirlerine ait yazılı taşlara rastlanmaktadır. Dedekaşı Köyü hududu içinde büyük bir yığma mezar (Tümülüs) Akçaköy'de de devrin büyükleri için yapılmış mezarlar meydana çıkarılmıştır.Kepsut, Asya'yı Ön Asya ile Anadolu köprüsü üzerinden dünyanın batısına bağlayan en önemli kavşak bitimi olan bölgede yer alır..Osmanlılar devrinde Bursa vilayetine bağlı olan Kepsut, mülki teşkilatın kuruluşundan 1283 Rumi senesine kadar Bursa'ya bağlı bir kaza olarak kalmış, 1867 tarihinde nahiye olarak Balıkesir sancağına bağlanmıştır. 27.02.1953 tarih ve 6068 sayılı Kanunla 1.3.1953 tarihinde bugünkü konumu olan Balıkesir iline bağlı bir ilçe haline gelmiştir.

    Ayrıca ilçenin Tekkeışıklar Köyü'nde, Yıldırım Beyazıt'ın sancak beylerinden olan ve Ankara Savaşı'na katılan Ayni Ali Bey"in türbesi de tarihi önem taşır.

    COĞRAFİ DURUM:

    İlçenin kuzeyinde Susurluk, batısında Balıkesir Merkez İlçesi, güneyinde Bigadiç, doğusunda Dursunbey , kuzey doğusunda Bursa Mustafakemalpaşa vardır. Yüzölçümü 894 km2 olup, Balıkesir il merkezine uzaklığı ise 26 km dir.

    İKLİM:

    İlçede yazları kurak ve sıcak, kışları ılık ve yağmurlu geçer. Kışlar ova bölgesinde yağmur, dağlık bölgelerinde ise yağmur ve kar şeklinde görülür.

    İDARİ YAPI:

    Merkez İlçe Belediyesi, 63 Köy ve 12 Mahalleye sahiptir.

    NÜFUS:

    Son nüfus sayımına göre Merkez İlçe 5.545, Köyler toplamı 22.477'dir. yüzölçümü 894 km.2'dir. Rakım 106m.'dir.

    TARIM:

    İlçe ekonomisinin temeli tarım ve hayvancılıktır. Şeftali,çilek,elma ve çeşitli meyve üretimi yapılmaktadır.

    Şeftali Diyarı olarak bilinen ve yurdumuzun şeftali üretiminde büyük payı olan İlçemizde diğer meyve ve sebzelere göre daha az işçilik, daha az sermaye ile daha fazla kar ettiği şeftaliye rağbet her geçen yıl artmaktadır. Her yıl sulanabilir tarım arazilerine 15-20 bin şeftali fidanı dikilmektedir. 15 Haziran - 15 Eylül tarihleri arasında ilçemizde her zaman şeftali bulmak mümkündür. İlçemiz merkez, Hotaşlar, Tekkeışıklar, Şeremetler, Recepköy, Keçidere. Bağtepe, Akçaköy, Beyköy ve Karaçaltı Köylerinde olmak üzere 11 çeşidi Tüysüz Nektarin, 25 çeşit şeftali yetiştirilmektedir. İlçemizde yetiştirilen şeftalinin tadı, aroma, renk ve kalite açısından diğer bölgelerde yetişen şeftaliye göre daha farklılık göstermekte bu da toprak yapısından, tabii gübre kullanımından ve iklimden kaynaklanmaktadır.Ayrıca geleneksel hale gelen Şeftali Festivali Temmuz ayının son haftasında 13 yıldır kutlanmaktadır.Bunun yanı sıra ilçemizde çilek, vişne, erik kısaca her türlü sebze ve meyve üretilmektedir.

    İlçemize Balıkesir'e karayolu ile ulaşım sağlanmakta, İlden diğer illere karayolu ve demir yolu ulaşımı bulunmaktadır.



    İletişim Bilgileri

    Kaymakamlık : 0 266 576 1005

    Belediye :0 266 576 10 08

    Emniyet Amirliği :0 266 576 34 51

    İlçe Jandarma Komutanlığı : 0 266 576 17 95

    Sağlık Ocağı : 0 266 576 10 07

    Otogar Müdürlüğü : 0 266 576 11 33


#13.09.2008 12:57 0 0 0
  • İVRİNDİ


    TARİHÇE: Adının nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle beraber, İvrindi kelimesinin "Aya Rindi"

    kelimesinden ya da pınar anlamına gelen "Avrandi'' kelimesinden geldiği sanılmaktadır.

    Cumhuriyetin ilk yıllarında bucak olan İvrindi, 2 Ağustos 1944 tarihinde 4642 sayılı kanunla ilçe haline getirilmiştir.





    COĞRAFİ DURUM: İvrindi; Balıkesir'in güneybatısında ve 37 km. mesafede olup, Balıkesir-Edremit yolu üzerinde 35.km.den sonra 2 km. içeride kalmaktadır. İlçe 751 km2 alana sahip olup, denizden yüksekliği 190 metredir.

    İKLİM: İlçemizin iklimi yazları kurak ve sıcak, kışları ise soğuk ve yağışlı geçer. Yağışlar kış aylarında kar ve yağmur şeklinde olur.

    NÜFUS: 22 Ekim 2000 tarihinde yapılan Genel Nüfus Sayımına göre İlçemiz Merkez nüfusu 5.753, Bucak ve Köyler nüfusu 32.256 olup, toplam 38.009'dur. İlçemizin yüzölçümü 76.280 hektardır. 4 Beldesi, 61 Köy bulunmaktadır.

    EĞİTİM: İlçe genelinde 3 Lise, 1 İmam Hatip Lisesi, 1 Sağlık Meslek Lisesi, 17 İlköğretim Okulu, 11 Merkez İlköğretim olmak üzere 45 İlköğretim Okulu mevcuttur.

    SAĞLIK: 1 adet 30 yataklı Devlet Hastanesi, A.Ç.S.A.B. MERKEZİ ve 5 Sağlık Ocağı mevcuttur.

    TARIM: Halkımızın %90'ı çiftçilikle uğraşmaktadır. İlçede en çok tahıl yetiştirilir. Hububat, Bakliyat, Endüstri bitkileri, Sebzeler ve çeşitli meyvalar yetiştirilmektedir.

    İlçenin bitki örtüsünü %8.9 ile kızılçam, %26.7 ile karaçam, %1.0 ile kestane ve %63.4'dünü meşe-ardıç ve ibreli ağaçları kaplamakla beraber, diğer endemik bitkilerde bulunmaktadır.

    İlçe ormanlarında keklik, tavşan, bıldırcın üveyik, tilki, domuz gibi av hayvanlarının bulunmasının yanı sıra dağlık yüksek kısımlarda karaca ve ayı da bulunmaktadır.



    Balıkesir merkezinden kalkan minibüs ve otobüslerle ulaşmak mümkündür.







    İletişim Bilgileri:

    Kaymakamlık : 0.266 456 10 01

    Belediye Başkanlığı : 0.266 456 12 06

    Emniyet Amirliği : 0.256 456 19 91

    Jandarma : 0.266 456 10 17

    Devlet Hastanesi : 0.266 456 10 07

    Merkez Sağlık Ocağı : 0.266 456 10 07

    Otogar Müdürlüğü : 0 266 456 14 90

#13.09.2008 12:55 0 0 0
  • Anasayfaya Dön
    HAVRAN


    TARİHÇE: Çok eski bir yerleşim yeri olarak, Havran'nın bilinen ilk ahalileri Lelejler ve Pelasglardır. M.Ö.546 'da Lydia Devleti, Persler tarafından yıkılınca Havran Bölgesi de Pers egemenliğine girdi. M.Ö. 334 ilkbaharında Makedonyalı İskender ile Persler arasındaki savaştan galip çıkan İskender tüm Mysia Bölgesi 'nin ( Uludağ ile Kaz Dağları arasındaki bölge) hakimi oldu. M.Ö. 283 yılında kurulan Bergama Krallığı, bu bölgede hakimiyet kurdu.

    1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türklerin eline geçmiştir.

    1175 de Eskişehir Ovası'nda toplanan 100.000 Türkmen hiç bir sultandan emir almadan Muğla, Denizli, Bergama ve Edremit havalisine gelerek kıyı kentlerine yerleştiler.

    Bölgedeki dağlardan birine adı verilen Eybek Bey de bu akının içinde yer almıştır.

    1280 de Danişmend soyundan geldiği için bölgedeki Türkmenler tarafından büyük hürmet gösterilen Karesi Bey, kısa sürede bölgede hakimiyet kurdu.Böylece bölge kesin olarak Türklerin eline geçti.

    1402 Ankara savaşında Osmanlı ordusu yenilip geri çekilince Timur'un askerleri Bursa'ya girerek hazineye el koydu. Kazdağları'na saklanan Osmanlı askerlerini ele geçirmeye çalışan Timur'un torunlarından Şeyh Nurettin Mahmut emrindeki orduyla, bunları izleyip Havran'a geldi. Ele geçiremeyince de yıllardır barış içinde yaşayan ve zenginleşen Havran ve çevresini talan edip, yakıp yıktılar. Tahribat öylesine büyüktü ki, 1890'lara kadar Osmanlı belgelerinde Havran bölgesi; "Viraneli" kaydolundu. Daha sonraları onarılarak güzelleştirilen şehre 'Huriler Diyarı' anlamına gelen HAVRAN ismi verilmiştir.

    Antik dönemde Havranın adının " Aureline" altın ülkesi olarak anıldığı söylenir. Altının simgesi olan Au, Latince " Avrum" dan gelmektedir. Havran isminin zamanla Aureline' den 'Altın ülkesinden gelme' ihtimali de oldukça yüksektir.

    Osmanlı döneminde Havran Bölgesi, Edremit kadılığına bağlı büyükçe bir köy (kariye ) durumunda kalmıştır. Çanakkale Zaferinin kazanılmasında büyük katkısı bulunan ve 276 kg top mermisini kaldıran Koca Seyit Çavuş ile yine bu savaşta kahramanca mücadele eden Ömer Çavuş Havranlıdır.







    I.Dünya Savaşı sonrası Milli Mücadelede Havranlılar, Edremit Kuvâ-yi Milliye Teşkilatına bağlı olarak kurulan Havran Heyeti ile yer almış, Havran bölüğü ile Ayvalık cephesinde 172. Alay Komutanı Ali ÇETİNKAYA komutasında diğer körfez halkı ile birlikte düşmana karşı mücadele etmişlerdir. Buna rağmen 30 Haziran- 1 Temmuz 1919 gecesi Havran'a giren Yunan birlikleri, 6 Eylül 1922' de Balıkesir' i kurtaran Milli Müfrezenin Balya üzerinden körfez bölgesine hareket eden bir kolu tarafından 8 Eylül 1922' de düşman işgalinden kurtulmuştur.

    COĞRAFİ DURUM: Havran, Ege Bölgesi'nin Edremit Körfezi'ne doğru uzanan verimli bir ovası üzerine kurulmuş, denizden 33 m. yükseklikte bir yerleşim yeridir.

    İKLİM: İlçemiz iklim bakımından Akdeniz ve Marmara ikliminin hakim olduğu değişik özellikler gösteren bir bölge olarak dikkat çeker. Yıllık sıcaklık ortalaması yazın 20 0C, kışın 50C'dir.

    ULAŞIM: İlçemiz Balıkesir'e 80 km., Çanakkale'ye 144 km., İzmir'e 200 km. uzaklıktadır.

    İDARİ YAPI: 1873'DE Bucak olan, Havran 1 Nisan 1957 yılında 7033 sayılı kanunla İlçe olmuş, bu kanuna binaen 1959 yılında İlçe teşkilatı kurulmuştur. 1 Kasaba, 25 Köy, 7 Mezra ile İlçeye bağlıdır.

    NÜFUS: 22 Ekim 2000 Genel Nüfus Sayımına göre toplam 26.670'dir.Yüzölçümü 559km2'dir.

    EĞİTİM: Okur - Yazar oranı ortalama %90'dır. İlköğretim, Ortaöğretim ve liseler dışında Balıkesir Üniversitesine bağlı Havran Meslek Yüksek Okulu 3 bölümle( İşletmecilik, Pazarlama ve Bilgisayarlı Muhasebe)öğretim yapmaktadır.

    SAĞLIK: 1 Devlet Hastanesi, 1 Sağlık Ocağı, B.Dere Kasabasınsa 1 Sağlık Ocağı mevcuttur.

    SANAYİ: İlçenin sanayisi tarıma dayalı olup, Zeytin ürünleri ve sofralık zeytin alanında Türkiye İş Bankasına ait ANT GIDA( Fora Zeytincilik) firması büyük bir yatırım yapmış olup, önemli ölçüde Zeytin üretimi yapmaktadır. Dünyanın en modern ve büyük Zeytin işleme fabrikası özelliğini taşımaktadır. 2 adet Prina fabrikasın da ise Zeytinyağı fabrikalarında tamamen alınamayan yağlar benzol ile yıkama tekniği ile düşük evsafta zeytinyağı olarak elde edilmektedir. 1 adet Çiçek Yağı Fabrikası ham çiçek yağını işleyerek iç pazara sunmaktadır.








    TARIM: Toplam arazinin ancak %24'ü tarım arazisi olmasına rağmen Havran tipik bir tarım ilçesidir. Tarım arazilerinin en büyüğü zeytinlik arazilerdir. Üretimi yapılan diğer meyva türleri Armut, Ayva, Badem, Ceviz, Antepfıstığı, Elma, Kayısı, Şeftali, Nar, Kiraz, İncir, Vişne, Üzüm vb. olarak sıralanmaktadır.

    TURİZM: İlçemiz çok eski uygarlıklara yerleşim merkezliği yaptığı için Antik Mysia, Truva, Tehebe, Lyrnessos, Pers, İskender ve Helenistik devri, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemi Antik Kalıntılara, Türk- İslam dönemi yapılara, tarihi çeşmelere, anıt yapı ve meskenlere sahiptir. Şifalı Derman Kaplıcalarına, yeşilliği ile göz kamaştıran hanlar, Eybek kışlası ve serhat mesire yerlerine sahiptir.

    DOĞAL KAYNAKLAR: Doğuda bulunan Eymir Köyü civarında bol miktarda demir cevheri, Kuzeyde bulunan Eybek dağında linyit ve mermer yatakları, Küçükdere köyünde zengin altın madeni yatakları bulunmaktadır.

    İlçeye Balıkesir Merkez otogarından kalkan otobüslerle ulaşılabileceği gibi diğer komşu ilçelerden de kolaylıkla gidilebilir.



    İletişim Bilgileri:

    Kaymakamlık : 0 266 432 30 30

    Emniyet Amirliği : 0 266 432 11 24

    Jandarma Komutanlığı : 0 266 432 10 51

    Sağlık Grup Bşk. : 0 266 432 11 02

    Halk Kütüphanesi : 0 266 432 15 20

    Otogar Müdürlüğü : 0 266 432 12 12


#13.09.2008 12:55 0 0 0
  • GÖNEN


    TARİHİ:

    Kaplıcalar çevresinde yapılan hafriyatlar sırasında ortaya çıkan mozaikler, yazılı taşlar sütun başlıkları, madeni paralar gibi tarihi eserler Gönen'in, yerleşim yeri olarak kullanılmasının Milattan Önce'sine dayandığını göstermektedir.MS.II.yy. ait bulunan kitabelerde şehrin adı 'Sıcak Su Şehri, Thermi', hamamlarda 'Granikaion Hamamları' olarak geçmektedir. Bu kitabelerde, sıcak suyun şehir için önemli olduğu ve şifa dağıtan suyun insanlara sunulması için yardım yapan yönetici ve kişilerin isimleri belirtilmektedir.

    Uzun süre Bizans yönetiminde kalan bölge, 13.yy'da Anadolu Selçuklularının eline geçmiş, bu Devletin dağılmasından sonra Karesi Beyliği yönetiminde kalmış ve nihayet 1334 yılında Osmanlı idaresine katılmıştır.

    Doksan Üç Harbi denilen 1877-1878 Türk-Rus savaşının ardından Balkanlar'dan ve Kafkasya'dan çok sayıda Türk boyu göçmen olarak gelip Gönen'e yerleşmiştir.







    1881 yılında Erdek'ten ayrılarak ilçe yapılmış, 1885 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. 6 Temmuz 1920 de Yunan işgaline uğramış, 6 Eylül 1922 de kurtarılmıştır.



    COĞRAFİ DURUM:

    İlçenin yüzölçümü 1152 kilometrekare olup, arazi genellikle ovalık, batısı ve güneyi dağlıktır.

    Marmara Denizi'nin etkisinde kaldığından ılıman bir iklim hüküm sürmektedir. Yazlar sıcak, kışlar yağışlı ve ılıktır.



    İDARİ YAPI: İlçemize bağlı 1 adet Belde ve 89 adet Köy mevcuttur. Yüzölçümü 1.152 km2 ile geniş bir arazi yapısına sahiptir.



    NÜFUS: En son Genel Nüfus Sayımına göre Belde ve Köyler dahil 71.804'dür.

    EĞİTİM: Toplam 29 İlköğretim Okulu, 10 Lise ve Dengi Okul bulunmaktadır.

    YÜKSEK ÖĞRETİM: Balıkesir Üniversitesine bağlı olarak eğitim veren Meslek Yüksek Okulunda Muhasebe, Turizm ve Otelcilik, Doğal Gaz Isıtma ve Sıhhi Tesisat Teknolojisi, İklimlendirme ve Soğutma Teknolojileri ve Bilgisayar Programlama ve Teknolojisi Programları bulunmaktadır.

    KÜLTÜR VE TURİZM: Gönen'in kültür yaşamında en önemli yer tutan kişi kuşkusuz Ömer Seyfettin'dir. Her yıl Mart ayının ilk haftası '' Ömer Seyfettin Kültür Sanat Haftası'' kutlanmakta ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ömer Seyfettin'in 1884 yılında Gönen'de doğmuş ve çocukluğunun ilk dönemi Gönen^de geçmiştir. ''ANT'' ve ''KAŞAĞI'' isimli hikayelerinde Gönen'den hatırında kalan hikayelerini dile getirmiştir. Ayrıca yöremize özgü İĞNE OYASI çok ilgi gördüğünden Gönen Oya Çeyiz Fuarı düzenlenmektedir. Bu etkinlik aynı zamanda Gönen'in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olan 6 Eylül tarihini de içine alması nedeniyle dolu dolu bir kültür haftası yaşanmaktadır.

    SAĞLIK: İlçemizde 200 yataklı Devlet Hastanesi, 3'ü İlçe Merkezi, 1'i Sarıköy Beldesi ve diğerleri Tütüncü ve Buğdaylıda 6 Sağlık Ocağı, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi, Verem Savaş Dispanseri, Semt Polikliniği, 29 Sağlık Evi, Hastaneye entegre 112 Acil Merkezi hizmet vermektedir.

    EKONOMİK DURUM: Dünyaca ünlü kaplıcalarıyla turizminden; ham deri işleme tesisleri ve gıda sektörleri ile sanayisinden; et, süt gibi hayvansan ürünlerin yanı sıra büyük şehirlerde GÖNEN BALDOSU olarak tanınan ve aranan çeltik üretimiyle tarım ve hayvancılığından, iğne oyacılığı ile de ayrıca adından sıkça söz ettiren ilçemiz bölgesinde önemli bir ekonomik güce sahiptir.







    SANAYİ: Geçmişte ekonomisi yalnızca tarım ve kaplıca turizmine dayanan Gönen giderek bir sanayi kentine dönüşmektedir. Sanayileşmenin lokomotifi deri ve gıda sektörleridir.

    TARIM: Verimli topraklara sahip Gönen Ovasında tarım çağdaş tekniklerle yapılmakta, hemen her türlü sebze, hububat, bakliyat, endüstri ve yem bitkileri ile meyva yetiştirilmektedir.

    TURİZM: Gönen sahip olduğu şifalı sularıyla çok eskiden beri bilinen bir beldedir. Yurt içinden yılda 200.000'i aşkın insan başta romatizma ve kireçlenme rahatsızlıkları olmak üzere hastalıklarına şifa bulmak için İlçemize gelmektedir. İlçemizin turizmi kaplıcalara dayalıdır. Son yıllarda ''OYA PAZARI'' na alışveriş için gelenler İlçe turizmine hareketlilik getirmektedir. Özellikle yaz aylarında büyük ilgi gören Ekşidere köyündeki ''DAĞ ILICASI'''da büyük ilgi görmektedir. Alacaoluk Kalesi, babayaka Kalesi ve Güvercinli Köprü Gönen'in çevresindeki başlıca tarihi kalıntılardır.

    İlçeye ulaşım karayolu ile sağlanmaktadır. Bandırma 45 km mesafede olduğundan hızlı feribot ile İstanbul'a da ulaşım çok kısa zamanda yapılabilmektedir.



    İletişim Bilgileri:

    Kaymakamlık : 0 266 762 10 01

    Emniyet Müdürlüğü : 0 266 762 10 32

    İlçe Jandarma Komutanlığı : 0 266 762 10 04

    Devlet Hastanesi : 0 266 762 18 28

    I. Nolu Sağlık Ocağı : 0 266 762 99 85

    SSK Dispanseri : 0 266 762 47 99

    Otogar Müdürlüğü : 0 266 762 37 00

#13.09.2008 12:54 0 0 0
  • GÖMEÇ


    Antik adı 'Kisthene'dir. Yerleşim merkezinin kuzeyinde, deniz kıyısında, Eski Tunç Çağı'ndan itibaren kesintisiz yerleşilmiş Kızçiftliği Höyüğü vardır. Buradan çıkan seramik malzeme, ilçenin MÖ. 1200'den itibaren Ege Adaları ve Batı Ege Kıyıları ile sıkı ticari ilişkide olduğunu anlatmaktadır.





    İlçe merkezi 400-500 yıl önce 1 km. batıda, Balıbahçe mevkiinde 'Ağaköy' adı ile kurulmuş; daha sonra bugünkü yerine taşınarak, Emrutabat adı zamanla Armutova'ya dönüşmüştür. Merkezde yoğun arıcılık yapıldığından, merkeze bal peteği anlamında "Gömeç" adı verilmiştir. Gömeç adı Bucak Merkezi, Armutova adı ise, tüm Bucak'ın adı olarak kullanılmıştır. Gömeç I.Dünya Savaşı'nda Yunan işgaline uğramış, 6 Eylül 1922 tarihinde düşmandan kurtarılmıştır. Karaağaç Kasabamızda İstiklal Savaşı sırasında Ali ÇETİNKAYA'nın komutasında Karaağaç Cephesi Komutanlığı kurulmuş,



    savaş süresince görev yapmıştır



    Gömeç Belediyesi, 1913'de kurulmuş, 1928 yılında kaldırılmıştır. Daha sonra 16.12.1955 tarihli Müşterek Kararname ile kurulmuş; 1956 yılında faaliyete geçmiştir.



    İlçemizin kuzeyinde Edremit Körfezi ve Burhaniye İlçesi, doğusunda Burhaniye İlçesi, güneyinde Ayvalık İlçesi, batısında Edremit Körfezi bulunmaktadır.



    İlçemizin yüzölçümü 223 km2.dir.



    Merkezin rakımı 10'dur.



    Yıllık ortalama sıcaklık 15-16 derecedir.



    İlçemizin doğusunda Madra Dağı bulunmaktadır. İlçemizde akarsu olmayıp, arazinin % 70'i dağlık, %30'u ovalıktır.







    İlçemizin kıyı şeridi uzunluğu ;







    Merkez 4.400 m,



    Karaağaç 10.600 m,



    Keremköy 2.500 m.



    Toplam 17.500 m.dir.







    NÜFUS



    22 Ekim 2000 yılı genel nüfus sayımı geçici sonuçlarına göre;



    İlçe Merkezi: 4.102



    Karaağaç Beldesi: 2.436



    Köyler toplamı: 4.384



    İlçe genel toplamı: 10.922 kişidir.







    İDARİ DURUM



    İlçemizde;2 belediye, 9 köy,Merkezde 3 ve Karaağaç Beldesinde 1 mahalle bulunmaktadır.







    TARIM:



    İlçemiz, jeolojik yapısı itibariyle % 70 dağlık, % 30 ovalık bir görünüm sergilemektedir. Bu yapısı içerisinde yer alan kültür alanlarının yaklaşık;







    Tarımda ana ürün zeytindir.



    11.150 hektar zeytinlik arazi,



    1.250.000 adet zeytin ağacı mevcuttur.







    Elde edilen zeytinlerin sofralık olarak işlenen kısımları İlçe içinde ve dışında piyasaya sürülmekte, yağlık olanları da İlçemizde faal durumda bulunan 13 zeytinyağı fabrikasında işlenerek zeytinyağı olarak piyasaya sunulmaktadır.







    Sanayii bitkileri üretiminde, zeytin dışında 2005 yılı üretimi yaklaşık 1.808 dekar arazide 600 ton pamuk üretilmiştir.







    Sebze üretiminde domates, bakla, bezelye, patlıcan, pırasa, biber, salatalık, ıspanak, havuç, bamya ve lahana üretimi yapılmaktadır. Bu ürünler civar İlçelerde pazarlanmaktadır.







    SAĞLIK :



    İlçemiz merkezinde 1 adet Sağlık Ocağı,



    Karaağaç Beldesinde ise 1 adet Sağlık Ocağı



    olmak üzere 2 adet Sağlık Ocağı ve 2 adet Sağlık Evi bulunmaktadır.











    İlçemiz arazisinin % 70'i dağlık, %30'u ovalık olmak üzere 223km² olup, doğusunda Madra Dağı bulunmaktadır.



    İlçemizin yüksek kesimlerinde Kızıl çam yer yer fıstık çamı mevcut olup denize doğru Zeytin ağacı, tarım arazilerinde buğday, pamuk, domates fasulye, bezelye bamya ekimi yapılmaktadır.



    İlçemiz Çanakkale-İzmir (E-87) kara yolunun kıyısında yer almaktadır.Gömeç, İzmir'e 170 km Balıkesir'e 120 km uzaklıktadır.















    İletişim Bilgileri:



    Kaymakamlık : 0 266 3571545



    Belediye : 0 266 3571053

    Jandarma : 0 266 3571042



    Emniyet : 0 266 3571704-3571828



    Sağlık Ocağı : 0 266 3571027



    Otogar Müdürlüğü : 0 266 35712 34
#13.09.2008 12:53 0 0 0
  • ERDEK




    TARİHÇE: Marmara Denizi'nin güneyindeki Kapıdağ Yarımadasının (Antik Arktonnesos) Erdek ve Bandırma Körfezleri arasındaki bataklığın hemen kuzeyinde geniş bir alana yayılmış olan Kyzikos, bugün 'Belkıs' ve 'Balkız' olarak anılmaktadır. Bir yarımada olan Kapıdağ, antik çağlarda bir ada idi. Zamanla çökme ve dalgaların getirdiği çökeltiyle ada niteliğini kaybetmiştir. Hatta İÖ.334 yılında Büyük İskender'in buraya bir köprü yaptırdığı da antik kaynaklarda vardır. İzlenilen kalıntılara göre kentin yerleşim alanı kuzeyde Dyndimos Dağı(Ayı Dağı), Hamamlı ve Belkıs (Yeniköy) köyleri, batıda Erdek Körfezi ve Düzler Köyü, güneyde Erdek-Edincik karayolu; Doğuda Aşağı Yapıcı Köyü ve bandırma Körfezi ile çevrelenmiştir. Konumlandığı bölgeden de anlaşıldığı gibi Kyzikos, barındırdığı doğal limanlar ve verimli topraklarla Antik Çağda yörenin deniz ticaretini elinde tutmuş; zeytincilik, balıkçılık,kozmetik ve şarapçılıkta oldukça ileri bir düzeye erişmişlerdir.



    Tarih çağlarında, Artake'den ilk söz eden Herodot olmuştur. Artake, MÖ. 7. yy' başında Miletoslular tarafından kolonize edilmiş, MÖ. 361 yılından evvel bütün Kapıdağ ile birlikte Kyzikos'un egemenliğine girmiştir. Helenistik çağ boyunca sürekli olarak yükselip parlayan Kyzikos'un yanında gittikçe önemini yitiren Artake, Roma döneminde de bu sitenin bir dış mahallesi durumuna düşmüştür. Bizans çağıyla beraber limanları ihmal edilen, depremlerle yıkılan binalarının, taşları yağma edilen Kyzikos'un gerilemesiyle, gelişmeye başlamış ise de Kyzikos'un ününe yetişememiştir.

    Tarihçi Herodot, iktisadi durumunu da ele alarak üzümünü, şarabını, zeytin ve zeytinyağını methetmiştir.

    Artake, 1339 yılında Orhan Gazi' nin oğlu Süleyman Paşa tarafından fethedilip, Türk egemenliğine geçmiştir. 1807'de de Karesi Sancağına bağlanmıştır.









    COĞRAFİ DURUM: Erdek, Marmara Bölgesi'nin Marmara Denizi'ne doğru uzanan Kapıdağ Yarımadası'nda Erdek Körfezi'ndedir. Eski adı Arktonnesos olan Kapıdağ Yarımadası ile kuzey ve batı çevresindeki Marmara, Paşalimanı, Türkeli(Avşa), Ekinlik Adaları'ndan oluşmaktadır.

    Kapıdağ Marmara Denizi'nin güney kıyısı ortasında yaklaşık 300m2 lik üçgen şeklinde yarımadadır. Uzun bir kıyıya sahip olan Erdek'in sahilleri genelde kumsal ve doğal plajdır. Ayrıca ormanlarla kaplı olup, bütünüyle av koruma sahasıdır. Kestane ve zeytin ağaçları göze çarpmaktadır. Denizden yüksekliği 0-10 m 'dir.



    İKLİM: Tipik Marmara Bölgesi iklimi etkisi altında olan Erdek yazları fazla sıcak olmamakla beraber genelde yağmursuz, kışları ılık geçer. Yarımadanın kıyıya yakın kesimleri zeytinlik, orta kesimler makilik tepeler ve dağ kesimleri tamamen ormanlıktır.



    İDARİ YAPI: 2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre 32.442'dir. yüzölçümü 30.630 hektar olup, 2 Belde ve 20 Köyü bulunmaktadır.

    EĞİTİM: İlçemizde 3 Ortaöğretim kurumu mevcut olup, Okuma - Yazma oranı %99'dur. Ayrıca Balıkesir Üniversitesine bağlı Erdek Meslek Yüksek Okulunun Turizm ve Otelcilik Bölümü ile Yerel Yönetim Bölümü olmak üzere 2 bölümle yüksek öğretim hizmeti verilmektedir.

    KÜLTÜR: Erdek'in 10-12 km. dışında bulunan ve büyük medeniyetin yaşadığı Kyzikos(Kizikos) kentinde ilk yaşayanların Dolion'lar oldukları ve şehrin kurucusunun da Kral Kyzikos olduğu bilinmektedir. Kyzikos'dan geri kalan ve bilinen tarihi mimari zenginliklerini şöyle sıralayabiliriz; Hadrianus tapınağı, Kyzikos Amfitiyatrosu, Altıköşe kuleler, Bouleuterion, Bergama Kraliçesi Apoolonis'in adına oğulları tarafından yaptırılan tapınak, Kirazlı Yayla Manastırı

    İlçemizde 1990 yılından bu yana Erdek Belediyesince düzenlenen '' Erdek Şenlikler'' adı altında Kültür ve Sanat etkinlikleri yapılmaktadır.

    SAĞLIK: İlçemizde 25 yataklı bir Devlet Hastanesi ile 2 Merkez Sağlık Ocağı vardır.

    TARIM: İlçemizin en önemli tarımsal faaliyeti zeytinciliktir. Bunun yanı sıra kırmızı soğan üretimi de bol miktarda yapılmaktadır.

    TURİZM: 1959 yılından bu yana Türkiye'de Turizm hareketlerinin öncülüğünü yapan Erdek, sahilleri ve kumsalı ile ülkemizin en güzel plajlarından birine sahiptir. 12 km. uzunluğundaki sahil şeridinde turistik otel, motel ve dinlenme tesisleri mevcuttur.



    Erdek, Bandırma ve Gönen bağlantılı olarak İstanbul- Ankara,İzmir ve Bursa gibi büyük illerle ulaşım imkanı bulunmaktadır.







    İletişim Bilgileri:

    Kaymakamlık : 0 266 835 10 01

    Belediye Başkanlığı : 0 266 835 10 50-1062

    Emniyet Müdürlüğü : 0 266 835 33 55

    Jandarma Komutanlığı : 0 266 835 17 69

    Liman Başkanlığı : 0 266 835 10 44

    Sahil Güvenlik Bot Kom. : 0 266 835 10 70

    Otogar Müdürlüğü : 0.266.835 23 01


#13.09.2008 12:51 0 0 0
  • İlçe, Ege Bölgesi'nin kuzeyinde-Çanakkale-İzmir karayolunun üstünde Edremit Körfezi' nden 8 km. içerinde kurulmuştur. İzmir'e 200 km. ve Çanakkale'ye 135 km. uzaklıktadır.Ticaret merkezi olup zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere birçok ürün bulunmaktadır.

    Eski Edremit ;Adramut,Adramyttion,Landramytti,Edremittin gibi çeşitli adlarla anılmıştır.Kent Lidya Kralı Krezüs'ün eline geçtiğinde kardeşi Adremis tarafından yeniden



    yaptırılıp süslenir ve onun adını alır.Eski Edremit kenti, M.Ö.548'de Perslerin, 422'de Delolusların, 334'de İskender'in,132'de Romalıların eline geçer.Burada yapılan tersanelerde büyük gemiler yapılır.M.S. 600 yılında Adli teşkilatın merkezi olur.1076'da Selçuk Sultanı Süleyman Şah'ın hücumuna uğrar,halk çevreye dağılır.1099'da Edremit ve civarı Bizans İmparatoru Aleksi Kommen'in eline geçer.Edremit'in Türklerin eline geçmesi üç ayrı koldan

    Gerçekleştirilen mücadeleler sonucu olur.Sonuçta Türk akıncılarının komutanı Yusuf Sinan

    şehrin anahtarını alır ve bir hamam ile cami yaptırır.(Kurşunlu Camii)Osmanlı döneminde ise Edremit ve Akçay'daki tersanelerde, Kazdağları'ndan elde edilen kerestelerle gemiler yapılır.Midilli Adası'nın alınmasında Edremit Körfezi kıyılarında bir çok kahraman denizciler yetişmiştir. 9 Eylül 1922 tarihinde Edremit tam bağımsızlığına kavuşmuştur.







    COĞRAFİ DURUMU: İlçemizin yüzölçümü 708km2'dir. İlçe Merkezi deniz seviyesinden 16m. Yükseklikte olup, ilçe sınırları içinde en yüksek dağ olan Kazdağı'nın Sarıkız Tepesi 1.767 m. yüksekliktedir. Edremit Körfezi ile efsaneler dağı olan Kazdağı etekleri arasında oldukça geniş sayılabilecek verimli ve bereketli, sulanabilir Edremit Ovası vardır.

    İKLİM: İlçenin iklimi Akdeniz iklimi karakterindedir. Kışlar genellikle ılık ve yağışlı, yazlar sıcak ve kurak geçer. Deniz seviyesinden 500 m.'ye kadar genel olarak zeytin ağaçları, bundan sonra çam ağaçları ile kaplıdır. İlçemizin deniz kıyısı uzunluğu 35 km.'dir.

    NÜFUS: Edremit Merkez nüfusu 39.202, Akçay 9.039, Altınoluk Beldesi 11.028, Güre Beldesi 3.944, Kadıköy Beldesi 4.404, Zeytinli Beldesi 10.893, Köylerin toplam nüfusu 14.841'dir.

    İDARİ DURUMU: İlçemiz Merkez, Altınoluk, Güre, Zeytinlive Kadıköy, Akçay Kasabaları ile 20 Köyden oluşmaktadır.

    EĞİTİM: İlçemizde Eğitim, 23 adet Okul Öncesi Hazırlık Sınıfı, 36 adet İlköğretim Okulu, 2 adet Özel İlköğretim Okulu, 8 adet Orta Öğretim Okulu mevcuttur.

    YÜKSEK ÖĞRETİM: Balıkesir Üniversitesine bağlı Meslek Yüksek Okulu mevcuttur.

    KÜLTÜR:İlçemiz hudutları içindeki kalıntılar arasında; Altınoluk Kasabası çevresinde Şahin Kale Ören ve mahzenleri ve Antandros Kenti, Manastır Çayı dolaylarında bir sağlık merkezinin kalıntıları, Ortaoba köyü yakınlarında Paşasultan Zaviyesi(Diana Mabedi), eski Tekke dolaylarında taban mozaiki bir aslan kalıntıları mevcuttur. Osmanlı Dönemi zamanında, (XV). YY.'da Edremit'in tanınmış ulemalarından Yusuf Bin Habib için kesme taştan tek kubbeli olarak yaptırılan Kurşunlu Camii mevcuttur.

    TARIM: İlçemizin ekonomisi çok eski yıllardan beri zeytin tarımına dayanmaktadır. Bunun yanında Seracılık, Sebze ve Hububat, Meyva tarımı da yapılmaktadır. İlçemizin en önemli gelir kaynağını teşkil eden zeytinciliğin geliştirilmesi için İlçemiz Zeytincilik Üretme İstasyonu Müdürlüğünce standart ölçülerde zeytin fidanı üretilip çiftçilere satışı yapılmaktadır. Kültür arazilerinde üzüm, meyva, sebze, tarla ürünlerinden hububat ve baklagiller, sanayi bitkilerinden pamuk ve şeker pancarı, turunçgillerden mandalina üretimi yapılmaktadır. Akçay ve Altınoluk 'da balıkçılık önemli yer tutar.

    SAĞLIK: İlçemiz sağlık hizmetleri yönünden Körfezin merkezi durumundadır. Edremit Devlet Hastanesi, Kazdağı Devlet Hastanesi, diğer sağlık kuruluşlarıyla sağlık hizmetleri verilmektedir.

    TURİZM: İlçemiz 31 km.'lik sahil şeridi, kaplıcalar, dağ ve av turizmine müsait Kazdağı Milli Parkı ile yurdumuzun nadide turistik yörelerinden biridir.

    1671 hektarlık araziye yayılan ilçemizde; Kızılkeçili Çayı,Zeytinli Çayı,Edremit Çayı bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 300 m. sonra kızılçam ve sarıçam ormanları başlar. Beypınarı bölgesinde dünyada çok nadir görülen Kazdağı Göknarları mevcuttur.

    İlçe ekonomisinde Kazdağları Milli Parkı, Altınoluk ve Akçay önemli bir turizm potansiyeline sahiptir.

    Edremit - Merkez ve Akçay otogarından yurdun çeşitli yörelerine otobüs ve minibüs ile ulaşım sağlanmaktadır.

    Edremit'ten yaklaşık 7 km. uzaklıkta İzmir karayolu kenarında Körfez Havaalanı'ndan İstanbul'a yaz aylarında uçakla ulaşım sağlanmaktadır

    noimage

    İletişim Bilgileri:

    Kaymakamlık 0-266-373 10 78

    Edremit Belediye Başkanlığı 0-266-373 44 24

    Emniyet Müdürlüğü 0-266-373 44 73

    Jandarma Komutanlığı 0-266-373 10 89

    Akçay Belediye Başkanlığı 0-266-384 63 66

    Altınoluk Belediye Başkanlığı 0-266-396 15 64

    Güre Belediye Başkanlığı 0-266-387 30 71

    Zeytinli Belediye Başkanlığı 0-266-377 12 28

    Turizm Danışma Bürosu 0-266-384 11 13

    Sağlık Ocağı 0-266-384 20 60

    Otogar Müdürlüğü 0-266-373 10 70

    Körfez Havaalanı 0-266-376 13 36
#13.09.2008 12:49 0 0 0
  • Konu: Okumak Zor
    biz oturarak Okumuyoz Çoçuklar Oturmadan Okuyorlar
#12.09.2008 19:16 0 0 0
  • TARİHÇE: İlçemiz, tarihi olarak MİSYA Bölgesi önemli askeri geçit noktalarından birini teşkil etmektedir. Tarihi kaynaklara göre beş bin yıllık bir geçmişe sahip İlçemiz; Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Selçuklular, Karesi Beyleri ve Osmanlı devrini yaşamış ve bir çok değişikliklere uğramıştır. Bilhassa Karesi Beyliği ve Osmanlılar zamanında imar görmüş olup, önemli tarihi eserler meydana getirmiştir.

    Bigadiç tarihi gelişimi içerisinde "DİDİ MOTİ HE", "AKHYROUS", "BİGADİA" "BİGADOS", "BUGADIÇ", "BİGADİÇ" isimlerini almıştır.

    Karesi Beyliği tarafından imar edilen Bigadiç, bu beyliğin kervan yolları üzerinde idi. Ayrıca askeri amaçla da kullanılıyordu. Tarım alanları çok önemli olan Bigadiç,Osmanlılar zamanında daha merkezileşerek büyüdü, önemli bir kültür merkezi oldu. Bu dönemde cami, han, hamam ve medrese gibi bir çok eserler yapılmıştır.







    Meşrutiyet döneminde mülteci iskânına yerli halkın karşı çıkması üzerine zamanın padişahı tarafından ilçe statüsü Balya'ya kaydırıldı. 1942'de önemli bir depremle harap olan Bigadiç, yeniden imar edilerek 1943 yılında ilçe statüsüne dönüştürüldü.

    COĞRAFİ DURUM: İlçemiz Marmara ile Ege Bölgesi geçiş iklimi şartlarının etkisi altındadır. Genellikle yazları sıcak ve kurak, sonbahar mevsimi uzun ve ılık, kış ayları zaman zaman kar yağışlı, bazen kurak, ilkbahar kısa ve yağışlı geçmektedir.

    Bigadiç, Marmara Bölgesi, Güneydoğu Marmara alt bölgesi içinde Balıkesir İli'ne bağlıdır. Şehir eski Balıkesir-İzmir yolu üzerinde Balıkesir'e 38 km. mesafeye kurulmuştur. Denizden yüksekliği 180 m. yüzölçümü 1007 km2'dir.







    NÜFUS: 2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre toplam 49.957'dir.

    İDARİ YAPI: Bigadiç'e bağlı Çağış ve Yağcılar olmak üzere 2 Bucak Merkezi bulunmaktadır. Toplam 70 Köy ve 1 Kasaba'dan ibarettir.

    EĞİTİM: Merkezde 5 İlköğretim Okulu ve 2 Lise bulunmaktadır. Okuma - Yazma oranı %97'dir.

    SAĞLIK: 50 yataklı Devlet Hastanesi mevcuttur. 6 adet Sağlık Ocağı,15 Sağlık Evi Mevcuttur.

    EKONOMİK DURUM: İlçemiz ekonomisini tarım, hayvancılık, madencilik, orman, sanayi ve ticaret gibi başlıklar oluşturmaktadır.

    TARIM: İlçemiz hudutları içerisinden geçen Simav Çayı üzerinde kurulu bulunan Yörücekler Regülatöründen sulanan verimli Bigadiç Ovasında narenciye ve bağcılığın dışında her türlü tarım yapılmaktadır. Başlıca üretilen tarım ürünleri; tütün, pamuk, domates, ayçiçeği, kavun, soğan, sarımsak, patates, nohut, kuru fasulye, kiraz, ceviz, kestane olarak sıralanabilir. Hayvancılık ilçe ekonomisi için oldukça önemli yer tutmaktadır.

    MADENCİLİK: İlçemizde Bor İşletme Müdürlüğü tarafından işletilen Boraks madenleri Yurdumuza olduğu kadar, İlçemize de büyük bir kazanç getirmekte ve İlçe ekonomisine canlılık kazandırmaktadır.

    Bigadiç İlçesi orman yönünden zengindir. İğne yapraklılar en büyük paya sahiptir. Toplam arazisinin % 47'si ormanlık sahadır. İlçe çevresinde orman varlığı çok olmamakla birlikte Alaçam ve Ulus Dağı çam ormanları ile kaplıdır. İlçede orman ürünlerine dayalı mobilya, kereste ve doğrama sektörü gelişmiştir. İl ekonomisine katkı sağlamaktadır.

    İlçeye diğer komşu ilçelerden kolaylıkla ulaşılabileceği gibi il merkezinden her saat düzenli otobüslerle de gidilebilir.



    İletişim Bilgileri :

    Kaymakamlık :(0 266) 614 10 01

    Bigadiç Belediye Başkanlığı :(0 266) 614 12 09

    İlçe Emniyet Amirliği :(0 266) 614 10 49

    İlçe Jandarma Komutanlığı :(0 266) 614 10 03

    Bigadiç Devlet Hastanesi :(0 266) 614 13 00

    Bigadiç Müzesi :(0 266) 614 28 38

    Otogar Müdürlüğü :(0 266) 614 10 69

#11.09.2008 16:41 0 0 0
  • Vali İbrahim ÖZÇİMEN

    noimage
    ÖZGEÇMİŞ : 1960 yılında Denizli-Çivril'de doğdu. İlk ve ortaokulu Çivril'de, liseyi Uşakta, Yüksek Öğrenimini İ.Ü.Hukuk Fakültesinde tamamladı. 1982 yılında Uşak Kaymakam adayı olarak mesleğe başladı. Çankırı-Orta Kaymakam Vekilliği, İstanbul-Eminönü Kaymakam refikliği görevlerinden sonra 1984 yılında K.Maraş-Andırın Kaymakamlığına atandı.
    1988-1990 yıllarında Bingöl-Karlıova'da mahrumiyet hizmetini tamamladı. Daha sonra bir yıl süre ile İngilizce Öğrenimi amacı ile İçişleri Bakanlığınca gönderildiği ABD Wisconsin-Millwaukee'de kaldı. Dönüşte sıra ile 1991-92 yıllarında Bitlis-Ahlât, 1992-94 yıllarında Bilecik-Gölpazarı, 1994-96 yıllarında Kayseri-Yahyalı, 1996-1999 yıllarında Sakarya-Ferizli Kaymakamlıklarında bulundu. 12 Kasım 1999 Düzce depreminden sonra Sakarya Vali Yardımcısı olarak çalıştı. Ekim 2003'te Ankara Vali Yardımcılığına atandı. 2004 - 2008 yılları arasında Muş Valisi olarak görevine devam etti. 21.04.2008 tarihli ve 2008/13529 sayılı Kararname ile Burdur Valisi olarak atandı ve halen bu görevini sürdürmektedir. İyi derecede İngilizce bilmektedir. Evli ve üç çocuk babasıdır. Eşi öğretmen olarak çalışmaktadır.

#11.09.2008 16:38 0 0 0

  • Tarihçemiz


    İlin Tarih Öncesi Çağları

    İlimizin tarihi; Neolotik Çağa kadar inmektedir.1957-1960 yılları arasında Prof.J.Mellaart tarafından Hacılar'da yapılan kazılarda Neolitik kültürün bütün ayrıntılarını ortaya çıkarmıştır. Bu bulgular M.Ö.7000 yıllarına inmektedir. Yine 1978-1988 yılları arasında Kuruçay Höyükte ve 1989-1992 yılları arasında Bucak Höyücek Höyükte Prof.Dr.Refik DURU tarafından yapılan kazılarda da Neolitik çağın kültürüne rastlanılmıştır. Bu çağın en önemli özelliği: İnsanların,hayvanları evcilleştirmesi,çanak-çömlek yapımını öğrenmiş bulunmasıdır. Anadolu'nun ilk heykelcikleri olarak bilinen ANA İLAHE'yi temsil eden pişmiş toprak figürünler ve süs eşyaları Neolitik Çağda Hacıların en önemli eserleridir. </STRONG>
    Kalkolitik Çağ; Neolitik çağdan sonra gelen M:Ö.5400-3000 yılları arasındaki çağdır. Bu çağda taş,kemik ve ağaç aletlerin yanısıra,madenin de kullanılmaya başlamış olması en önemli özelliğidir. Kuruçay Höyükte bulunan madeni keskiler,ok uçları gibi aletler çağın özelliğini yansıtırlar. Ayrıca Uğurlu Höyük,Kızılkaya Höyük,Karamanlı Çamur Höyük,Tefenni Beyköy Höyükte bu çağı destekleyen malzemeler elde edilmiştir.M.Ö. 3000-2000 yılları arasına tarihlenen Eski Tunç Çağında,medeniyet daha gelişmiş,taş aletlerin yerini tunçtan yapılan aletler almıştır. Çağın özelliklerini yansıtan bir başka grup da,pişmiş toprak ve mermerden yapılmış keman tipi idollerdir. İlimizde Yassıgüme Höyük,Burdur Höyük,İncirdere Höyük,Tepecik Höyük gibi yerleşim yerlerinde eski tunç çağı malzemesi yaygın olarak tespit edilmiştir.İlimiz,Antik çağlarda. bugünkü sınırları ile Isparta ve Antalya illerini de içine alan antik PİSİDİA bölgesinde kalmaktadır. Bu bölge Pers döneminin ortalarına kadar karanlıkta kalmış,henüz aydınlatılamamıştır. Bölge, M.Ö. 2000 yıllarında ARZAVA konfederasyonunun siyasi merkezi olmuştur. Bu durum M:Ö. 1000 yılına kadar çeşitli toplumların yerleşmesiyle devam eder.M.Ö. 8.yy'da Pisidia'nın batı bölgesi Friglerin hakimiyetine girmiştir. Yarışlı Gölü'ndeki yerleşim yerinde Frig keramiklerinin bulunması bu tezi desteklemektedir. M.Ö. 696-676 Frig devletini yıkan Lidyalıların bölgeye hakim olduğunu görüyoruz.M.Ö. 546 yılında Lidyalıları yenen Persler,bölgeyi ele geçirmişlerdir. M.Ö. 334'te Büyük İskender,Biga Çayı kenarında Persleri mağlup eder ve Anadolu'ya yönelir. Önce Bodrum,Milet ve Phaselis'i alır. Daha sonra Perge,Side,Aspendos'u alır ve M.Ö.333'te de Sagalassos ve Kremna'yı da zapteder. Büyük İskenderin M.Ö. 323 yılında ölümü,imparatorluğun paylaşılmasına sebep olur.
    Bölgeye, M.Ö. 321 yılında komutan Antigonos hakim olur.Fakat M.Ö.301 yılında İpsos Savaşında Selefkoslulara yenilince ülkesini kaybeder. Selefkoslardan sonra bölge,Bergama krallığına ve daha sonra da Roma'ya bağlanır. Bu durum,M.S. 395 yılına kadar devam eder. Bu yıl Roma İmparatorluğu ikiye bölünür;bölge Doğu Roma(Bizans) idaresine girer. Bu durum M.S. Xl yy sonlarına kadar devam eder ve bu tarihten itibaren Türk hakimiyeti başlar. Roma çağında Psidia'nın her tarafında kesif bir yerleşme vardır. Bir çok yeni şehir kurulmuş, eski merkezler yeniden onarılmıştır.

    Burdur'un Türk Tarihi Dönemi


    1071 Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra ise bölge; sırasıyla Selçuklular, Hamitoğulları ve Osmanlıların hakimiyeti altına girmiştir.
    Anadolu'ya yayılan Oğuz boyları muhtemelen 1075'lerde o zaman Psidia diye adlandırılan bölgeye ve Burdur'a yerleşmeye başladılar. İlk yerleşim yerleri Şekerpınarı-Hamam bendi mevkii olmuştur. Çoğunluğu Kınalı aşiretinden olan Türkmenler, en az 2000 çadırdan meydana gelen bir toplulukla yerleşim yerleri kurmaya başladılar. Başlangıçta kendi başlarına hiçbir devlete bağlı olmadan ve komşuları olan Bizanslılarla mücadele ederek varlıklarını sürdürdüler. Bu mücadelelerin en önemlisi Dinar yakınlarında Bizanslı Manüel Kommenos komutasındaki orduyu yenmeleridir.
    Bilhassa Haçlı Seferleri döneminde Selçuklu Hükümdarı I. Mesut ve II. Kılıçarslan'ın Erle ovasında bu orduyu yenilgiye uğratması Selçuklu Hakimiyetini bu bölgede kolaylaştırdı. Selçuklu Hükümdarı II. İzzeddin Kılıçarslan Denizli, Uluborlu, Burdur ve Antalya'ya kadar olan bölgeyi ve Türkmen aşiretlerini idaresi altına aldı.

    Fakat Türkmen aşiretleri üzerinde tam bir otorite sağlayamadı. Bölge; 1219 ve 1236 yıllarında tekrar I. Keykavus ve Alaaddin Keykubat tarafından alındı. Böylece, bölge kesinlikle Selçuklu hakimiyetine girmiş oldu. 1257 yılında Selçuklu Devleti üç kardeş arasında pay edildi. Fakat II. Alaaddin Keykubat ölünce, II.İzeddin ve IV. Rukneddin Kılıçarslan arasında paylaşıldı. Ama iki kardeş arasında çıkan şavaşta Rukneddin yenildi ve Burdur kalesine hapsedildi. 1259 tarihinde hapisten çıkarak Selçuklu tahtına oturdu. Rukneddin Kılıçarslan hapis dönemi olaylarının intikamını almaya başladı. Bu yüzden huzursuzluk arttı. Bu arada Baba İlyas ve Baba İshak isyanları da devletin otoritesini sarstı. Ve nihayet Selçuklu Devleti 1303 yılında tamamen ortadan kalktı.
    Bu otorite boşluğundan istifade eden Selçukluya bağlı aşiret ve oymakların "Uç" Beyleri de kendi başlarına hükümet kurmaya başladılar.
    Antalya ve Denizli'nin Türk hakimiyetine girmesinden sonra akın akın gelen aşiret ve oymaklar, bilhassa Kayı, Avşar, Bayındır, Büğdüz, Yazır, Yiva ve diğerlerinin toplamı 200 bin çadıra ulaşmıştı. Bu türkmen nüfusunun merkezi de Burdur olmuştur. Celaleddin Harzemşah'ın komutanlarından ve Yomut kabilesinden olan Hamit Bey, Selçukluların döneminde Burdur ve Çığralı'ya kadar olan bölgenin sınır beyiydi. Selçuklunun yıkılma dönemine denk gelen Hamitoğulları Beyliğinin esas kurucusu Hamit Bey'in torunu olan Felekeddin Dündar Beydir. Bir "Uç" beyi olan Dündar Bey, beyliğini Burdur'da ilan ederek, beyliğini dedesinin adına hürmeten "Hamitoğulları" olarak duyurdu. Hamitoğullarının en parlak dönemi Dündar Bey'in zamanıdır. Beyliğin sınırları genişlemiş, Antalya, Gölhisar ve Korkuteli beyliğe katılmıştır. Burdur ili, dönemin en önemli merkezi olmuştur. Sanat, ticaret ve nakliye gelişmiştir.
    noimage
    İlhanlılar Anadolu'ya geldiğinde diğer beylikler gibi Hamitoğulları da bağlılıklarını Başvezir Emirçoban'a bildirerek, İlhanlı fırtınasını kazasız atlatma yoluna gitmiştir. Emirçobanoğlu Timurtaş'ı (Demirtaş), Anadolu Valisi olarak atamıştır. Timurtaş Anadolu'daki beylikleri tek tek ortadan kaldırmaya başlamıştır. Hamitoğulları'nın da üzerine yürüdü. Dündar Beyi 1323 yılında Antalya'da öldürdü ve Hamitoğullarının toprağını ilhak etti. Bu durum karşısında Dündar Beyin oğulları memleketten kaçtılar. Bu hakimiyet 1327 yılına kadar devam etti. Oğlunun yaptıklarını tasvip etmeyen Emirçoban, Anadolu'ya gelerek oğlunu ortadan kaldırmak istedi. Timurtaş Mısır'a kaçtı, fakat orada öldürüldü.
    Dündar Beyin oğlu Hızır Bey Eğirdir'e gelerek Hamitoğulları'nın topraklarının bir kısmında hakimiyet kurdu.
    Hızır Beyin ölümünden sonra yerine, Dündar Beyin diğer oğlu İshak Bey geçti. İshak Beyin Beyşehir ve Akşehir'e kadar beyliğin sınırlarını genişlettiğini görüyoruz.
    İshak Beyin 1335'te ölümünden sonra yerine oğlu Muzafereddin Mustafa Bey geçti. Onun da yerine oğlu Hüsameddin İlyas Bey 1349'da başa geçti. İlyas Bey Karamanoğullarıyla savaştı fakat, topraklarını kaybetti. Germiyanoğullarının yardımıyla topraklarını geri aldı.
    Yerine geçen Kemaleddin Hüseyin Bey, Karamanoğulları'nın saldırısına uğradı. Ama Osmanlılar ve Germiyanoğulları'nın yardımıyla kurtuldu.
    Bu sırada Anadolu'nun Söğüt Bölgesinde gittikçe büyüyen ve kuvvetlenen ve Osmanoğulları tarafından kurulan Osmanlı Devleti dikkat çekiyordu. Osmanlı padişahı Murat Hüdavendigar Kosova'da şehit olunca yerine oğlu Yıldırım Beyazıt geçmişti. Yıldırım Beyazıt'ın hükümdarlığını başta Karamanoğulları olmak üzere diğer beylikler de tanımadılar. Yıldırım Beyazıt Anadolu'ya geçerek bu beylikleri teker teker ortadan kaldırdı. Hamitoğulları Beyliğini de ortadan kaldırarak Anadolu Beylerbeyliğinin merkezi olan Kütahya'ya bağladı. (1391)
    Böylece Hamitoğulları ve diğer beylikler ortadan kalkmış ve Anadolu'da Türk Birliği sağlanmıştır. Hamitoğullarının son beyi Kemaleddin Hüseyin Beyin oğlu Mustafa Bey, Osmanlı komutanı olarak görev almıştır. Böylece Burdur'un Osmanlı Dönemi başlamıştır
    Osmanlı Şehzadelerinden I. Beyazıt ve ll. Selim Kütahya'da Beylerbeyi olarak bulundular. ll. Beyazıt zamanında Şah Kulu ayaklanması ortaya çıkmıştır. Şah Kulu Şehzade Korkut'un Antalya'dan Manisa'ya giden hazinesini yağmalamış, Antalya, İstanos, Elmalı, Burdur ve Keçiborlu'yu basarak, buraların kadılarını ve bir çok insanı öldürmüştür. Şah Kulu sonunda İran'a sığınmış ve böylece tehlike ortadan kalkmıştır.
    XVl. yy'a kadar Burdur'da önemli olaylar olmamıştır. 1522'de de Burdur Tirkemiş İlçesi merkezi durumundadır. Bu dönemde şehir eskiye nazaran daha gelişmiştir.
    XVl. yy'ın sonuna doğru şehir biraz daha büyümüştür. Ekonomi canlanmıştır. Bu bakımdan verilen vergiler fazlalaşmıştır.
    1839 Tanzimat hareketinden sonra Burdur, Kütahya ilinden ayrılarak Konya ilinin Isparta kaymakamlığına bağlandı. 1850 yılına kadar bu bağımlılık sürdü.
    Daha sonra başta Saden oğlu Hacı İsmail Ağa olmak üzere Burdur'un Sancak olması için uğraşmışlar ve 1872 yılında Burdur sancak olmuştur. Burdur'un ilk sancakbeyi Mehmet İzzet Paşadır.
    Osmanlı Devleti 1914'de 1. Dünya Savaşına katılınca bütün yurtta seferberlik ilan edilmiş ve aynı yıl Burdur'da şiddetli bir deprem olmuş, yaklaşık 4000 kişi ölmüş ve şehrin önemli dini yapıları bu depremde yıkılmıştır.
    Her iki felaket birleşmiş ve Burdurlular birkaç yıl bu kötü şartlar altında yaşamışlardır.
    1920 yılında müstakil mutasarrıflık olan Burdur, doğrudan hükümet merkezi olan İstanbul'a bağlanmıştır. 1.Dünya Savaşının yenilgi ile neticelenmesinden sonra İtalyanlar Antalya'ya asker çıkardılar. Burdur'a gelerek merkez komutanlığı kurdular. Burdur düşmanın yurttan atılmasından sonra kurulan yeni Türkiye Cumhuriyetinde 1923 yılında İl olarak yerini almıştır.
    noimage

#11.09.2008 16:37 0 0 0
  • Eski Valilerimiz

    noimage

    Sefa APAYDIN
    30.11.1921 - 22.09.1923



    noimage

    Faik ÜSTÜN
    1924



    noimage

    Mahmut Celal BERKER
    1925 - 1927



    noimage

    Süreyya YURDAKUL
    01.12.1928 - 17.10.1929



    noimage

    Hazım Bey
    26.11.1929 - 08.09.1934



    noimage

    Saip OKAY
    08.09.1934 - 28.06.1935



    noimage

    Abdülak SAVAŞ
    18.07.1935 - 11.09.1939



    noimage

    Sadri AKAY
    22.09.1939 - 14.04.1942



    noimage

    Haluk Nihat PEPEYİ
    27.04.1942 - 01.11.1942



    noimage

    Kamuran ÇUHRUK
    03.11.1942 - 12.04.1944



    noimage

    Nuri ATAY
    29.04.1944 - 16.07.1945



    noimage

    Rebii KARATEKİN
    14.07.1945 - 10.09.1947



    noimage

    Feyyaz BOSUT
    06.09.1947 - 22.07.1949



    noimage

    Şevket ÖZANALP
    16.07.1949 - 13.06.1950



    noimage

    Ali Eşref ERKUT
    26.09.1950 - 11.05.1951



    noimage

    Rauf İNAN
    21.05.1951 - 03.07.1953



    noimage

    Enver SAATÇIGİL
    07.07.1953 - 1955



    noimage

    Fevzi HAMURCULU
    24.04.1955 - 21.06.1956



    noimage

    M.Ali ÇELTİK
    16.07.1956 - 29.12.1957



    noimage

    Turan KAPANLI
    30.12.1957 - 19.10.1959



    noimage

    Ruhi ÇALIŞLAR
    31.10.1959 - 14.06.1960



    noimage

    Ziya ÖNDER
    14.06.1960 - 23.10.1961



    noimage

    Sadi Kasım SÜER
    15.12.1961 - 08.07.1963



    noimage

    Vefik KİTAPÇIGİL
    18.07.1963 - 21.01.1966



    noimage

    Şevket GÜRES
    03.02.1966 - 16.09.1970



    noimage

    Eşref AYHAN
    19.09.1970 - 19.06.1971



    noimage

    Ömer Naci BOZKURT
    04.07.1971 - 21.06.1975



    noimage

    M. Necat ELDEM
    21.07.1975 - 15.02.1978



    noimage

    İhsan DEDE
    15.02.1978 - 04.04.1978



    noimage

    A. Kemal YALÇIN
    10.04.1978 - 09.12.1979



    noimage

    M. Recai TOSYALI
    21.02.1992 - 17.04.1996



    noimage

    Ali İhsan UTKU
    26.06.1981 - 26.04.1984



    noimage

    M. Nermi ALYANAK
    01.05.1984 - 07.06.1985



    noimage

    İsmail GÜNİNDİ
    24.06.1985 - 05.08.1988



    noimage

    Memduh OĞUZ
    15.08.1988 - 20.08.1991



    noimage

    M. Bahrettin DEMİRER
    20.08.1991 - 29.01.1992



    noimage

    M. Recai TOSYALI
    21.02.1992 - 17.04.1996



    noimage

    Erhan TANJU
    19.04.1996 - 12.11.1997



    noimage

    Dr. Süleyman OĞUZ
    12.11.1997 - 14.01.1999



    noimage

    Necati DEVELİOĞLU
    04.02.1999 - 01.03.2000



    noimage

    Kaya UYAR
    28.04.2000 - 08.08.2000



    noimage

    Kadir KOÇDEMİR
    09.08.2000 - 06.02.2003



    noimage

    M. Rasih ÖZBEK
    10.02.2003 - 18.12.2003



    noimage

    Can DİREKÇİ
    22-12-2003 - 02-06-2006



    noimage

    M.Rasih ÖZBEK
    05-06-2006 - 08-05-2008



    noimage

    İbrahim ÖZÇİMEN
    12-05-2008 - ...
#11.09.2008 16:36 0 0 0
  • Eğitim Durumu

    2000 yılı yapılan Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre okur yazarlık durumu ve son bitirilen okula göre eğitim durumu aşağıdadır.


    TOPLAM
    ERKEK
    KADIN
    OKUMA YAZMA BİLEN
    209 213
    111 891
    97 322
    OKUMA YAZMA BİLMEYEN
    23 995
    5 134
    18 861
    Çizelge - Okur - Yazar Sayıları


    EĞİTİM DURUMU
    TOPLAM
    E
    K
    OKUL ÖNCESİ
    3495
    1818
    1677
    İLKÖĞRETİM
    28376
    14437
    13939
    GENEL LİSE
    6258
    2865
    3393
    MESLEKİ LİSE
    3661
    2240
    1421
    ORTA ÖĞRETİM TOPLAMI
    9919
    5105
    4814
    Çizelge - Eğitim Durumu

    EĞİTİM :

    İlde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak 157 İlköğretim Okulu, 156 Anasınıfı, 8 Bağımsız Anaokulu, Ortaöğretimde; 17 Genel Lise, 26 Meslek Lisesi, 4 Anadolu Lisesi, 2 Anadolu Öğretmen lisesi ve 1 Fen Lisesi olmak üzere toplam 51 Lise, bulunmaktadır.
    İldeki okullarda okul öncesinde 3495 öğrenci, 279 öğretmen, ilköğretim okullarında 28376 öğrenci, 1431 öğretmen, orta öğretimde 9919 öğrenci, 752 öğretmen, mevcuttur.
    Sınıf başına düşen öğrenci sayısı: Okul öncesi 14, İlköğretim 17, Orta öğretim 18'dir.
    İl'de okullaşma oranı: Okul öncesi % 49.33, ilköğretim % 99.20, ortaöğretim % 91.89, okur yazarlık oranı % 98'dir.
    Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı: Okul öncesi 14, ilköğretim 20, orta öğretim 13 öğrencidir.
    İl merkezine yatılı olmak kaydıyla 1 Sosyal Bilimler Lisesinin, 1 Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinin ve 1 Fen Lisesinin Bakanlık yatırımı olarak yapılması sağlanmalıdır.
    İlköğretimde taşımalı sistem çerçevesinde, il genelinde, 210 okuldan 49 okula 7660 öğrenci taşınmaktadır.
    Devam eden yatırımlar şunlardır:

    Merkez Kışla Mahallesi İ.Ö.Okulu yapım projesi
    Çeltikçi 75. Yıl İ.Ö.Okulu yapım Projesi
    Bucak Hürriyet İ.Ö.Okulu yapım Projesi
    Yeşilova 200 Öğrencilik Pansiyon yapım Projesi
    Çeltikçi Yunus Emre İ.Ö.O. Ek Bina Yapım Projesi
    Merkez Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi ek bina Yapım Projesi

    FAKÜLTE VE YÜKSEKOKULLAR:
    Burdur'da Mehmet Akif Ersoy Üniversitesine bağlı Eğitim Fakültesi, Veteriner Fakültesi, Burdur Ağlasun, Bucak (2) ve Gölhisar Meslek Yüksekokulları ile Sağlık Yüksekokulu, bulunmaktadır. Bu fakülte ve yüksekokullarda 204 akademik personel, 11818 öğrenci ve 88 idari personel bulunmaktadır. Fakülte ve yüksekokullardaki akademik ve idari personel ve öğrenci mevcudu aşağıda gösterilmiştir.

    OKULUN ADI
    AKADEMİK PERSONEL
    İDARİ PERSONEL
    ÖĞRENCİ SAYISI
    EĞİTİM FAKÜLTESİ
    92
    20
    3070
    VETERİNER FAKÜLTESİ
    34
    17
    232
    BURDUR MESLEK YÜKSEK OKULU
    26
    15
    2834
    BUCAK HİKMET TOLUNAY M.Y.O
    16
    8
    2568
    SAĞLIK YÜKSEK OKULU
    18
    15
    517
    GÖLHİSAR MESLEK YÜKSEK OKULU
    11
    5
    1378
    AĞLASUN MESLEK YÜKSEK OKULU
    4
    5
    875
    BUCAK EMİN GÜLMEZ MESLEK YÜKSEK OKULU
    3
    3
    344
    TOPLAM
    204
    88
    11818
    Çizelge - Fakülte ve Yüksekokullar
#11.09.2008 16:33 0 0 0