Üzerine daha bir tek kelime yazmadan birazdan buruşturup atacağını bildiğin
beyaz bir kağıt duruyordur önünde. Elinde ise çocukluktan kalma bir alışkanlıkla
arkasını kemirdiğin kara bir kalem. Kara, kapkara, tıpkı içinde bulunduğun oda
gibi...
Bıçak gibi bir gidişti
Arkanı döndüğünde
Sallanmadı sardunyalarımın yaprakları
Kesin ve net
Sadece bitti
Bir ağırlık çöker üzerine, bulunduğun yere sığamazsın. Görünürde hiçbir neden
yoktur ortada. Boğazına sarılanın kim, içini daraltanın ne olduğunu bilemezsin.
Ama bildiklerin de vardır elbette; yalnızsındır, için daralıyordur, yüreğin
burkuluyor ve savunmasızsındır...
Bekledim
Bekleyişler içinde
Kayboluşumu seyrettim
Seni sevmek
Yeniden var olmaktı
Ben sensizlikte zamana yenildim
Hiçbir sesin anlamı yoktur. Çalan telefonlara aldırmazsın. Konuşmak bir
eziyettir ve derdini anlatmanınsa hiç ama hiçbir anlamı yoktur. Bakışların
boshtur. Kendine bile katlanacak durumda değilsindir. Hiçbir şeyin o anda seni
mutlu edeceğine inanmıyorsundur...
Güneş
İnat etmiş bir kere
Doğmamak için
Doğmayacak işte
İlahi bir güç, hayatında değer verdiğin her kavramın içi boshaltılmıştır sanki.
Yaşadığın kente de, o kentte yaşayan dostlarının da, yakınlarının da
yabancılaştığını düşünürsün. Hiçbir şey gözetmeden, hiçbir şey beklemeden
açtığın, hançerlenmiş yüreğinin kabuk tutmuş yarası da, o yürekte duyduğun sızı
da önemsizdir o an senin için...
Güneş bu elbette doğacak
Başka suların
Başka kuşların
Kanına karışacak
Sadece zamanını bekliyor
Hayatımı tam da sorgulama zamanı diye düşünür, bilmem kaçıncı kez ruhunla
giriştiğin savaşa hazırlanırsın önce. Ama anında vazgeçersin. Çünkü bir daha
böyle bir savaşa girecek ne gücün vardır, ne de o savaşta arkanı yaslayacağın
yüreğine ve beynine güvenin...
Dünya var oldukça sürecek
Bir MaSaLın kahramanlarıyız biz.
Birbirimizin farkındayız
Ve bu farkındalık
Can yakıyor...
"Neyse ya boshwer" dersin. "Boshwer" irsin... Kırarsın kalemi, buruşturursun
kağıdı, koca bir yudum alırsın kadehindeki zehirden, yaslanırsın arkana ve
gülümsersin...
Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan:
"Önemli olan 'zamana bırakmak' değil,
'zamanla bırakmamak'tir.."
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...
SEVDİM BİRTANEM
Sevdim seni birtanem
Düşünmedem umutsuzca
Hep sen vardın hayalimde
Sevdim seni birtanem
Sende imkansızlıgı sevdim
Sonu olmayan bir düşü
Bazen tek kelimeyle yıkıldım
Yanağımdan düşen iki damla oldun
Bazen mutlu etti tek kelimen
Bir tebessüm oldun yüzümde
Karanlık gecelerde seni çektim
Nefes nefes içime
Haykırdım defalarca kendime
Neden neden seviyorum diye
Biliyorum yollarımız ayrı seninle
Söz dinletemedim şu garip gönlüme
SEVDİM SENİ BİRTANEM ÇOK SEVDİM