senmiydin

senmiydin

Üye
24.05.2013
Er
377
Hakkında

#25.06.2013 09:24 0 0 0
#24.06.2013 12:14 0 0 0
#20.06.2013 09:33 0 0 0
#19.06.2013 14:12 0 0 0
  • ellerine saglık
    rahmet ve sagı ile anıyoruz Bülent ECEVİT ,i cennet mekanın olsun
#18.06.2013 14:50 0 0 0
#14.06.2013 15:08 0 0 0
  • Gaz bombasıyla olmadı, çareyi b.k atmakta arıyorlar!
    Tweet45Yorum: 9 14.06.2013 E-Posta: [email]mmutlu@gazetevatan.com[/email]

    Mustafa MutluNe Gezi Parkı'ymış be arkadaş! Devletin TOMA'ları, biber gazları teslim alamadı; şimdi de "b.k edebiyatı"na sığınmaya başladılar...

    Bu sözcüğü kullandığım için özür dilerim; ama suç benim değil.

    Önceki gün Necati Şaşmaz isimli komedyen (öyle değil miydi yoksa?) ile birlikte Başbakan'ı ziyaret eden Hasan Kaçan isimli "her şeyi kapan adam" kameraların karşısına çıktı ve aynen şunları söyledi:

    "Kasımpaşalıyım ve 51 yıldır Gezi Parkı'na giderim. Son 15 gündür gitmedim, orada olanları görmedim ama orası artık tuvalet gibi kokuyor. Çocuklar banyo yapamıyor. Her yer pislik içinde... Direnişçi kardeşlerimden rica ediyorum; bir an önce terk etsinler orayı... Çünkü çok fena kokuyor!"

    Hem on beş gündür gidip görmediğini söylüyor; hem de oradaki kokuyu sanki burnuyla koklamış gibi anlatıyor!

    Onun bu sözleri Başbakan'a da esin kaynağı oldu... O da dün yaptığı konuşmada aynen şunları söyledi:

    "Açık konuşacağım orası pislikten geçilmiyor. Sidik kokusundan geçilmiyor. Büyük abdestlerini oraya yapıyorlar."

    Hepiniz biliyorsunuz; Başbakan da oraya gitmedi.

    Hem de son on beş gündür falan değil; belki 1977'den beri gitmedi o parka!

    Onu en son orada görenler, "Akıncı Gençler"le birlikte 1976'da, o günlerde Park'ın girişinde yer alan İnönü Heykeli'ni taşladığını söyleyenler!

    Peki; o nereden biliyor, gidip görmediği parkta kimin nereye işediğini veya büyük abdestini yaptığını?

    Asla öyle bir şey yok!

    Onlar gitmedi ama ben son on beş günün on ikisini Taksim'de ve Gezi'de geçirdim. Doğal olarak herkes gibi ben de sıkıştım. Herkes gibi ben de parkın Ceylan Otel'in yanındaki bölümünde yer alan umumi tuvaleti kullandım. Bir kişinin bile parkın içine ne işediğini, ne de büyük abdestini yaptığını gördüm!

    Umumi tuvaleti kullanmak istemeyenler; çevredeki otellere, kafelere, lokantalara gitti.

    Kısacası Gezi için her şey dersiniz; ama asla "Pis, b.k kokuyor" diyemezsiniz... Çünkü o çocuklar, tam on beş gündür her sabah, evlerini temizler gibi temizliyorlar o parkı...

    Çöpleri topluyorlar, çiçek ve fidan dikiyorlar...

    Bunu söyleyenleri Allah'a havale edeceğim; ancak...

    Onun da bugünlerde o kadar çok işi var ki...
#14.06.2013 08:31 0 0 0
#14.06.2013 08:28 0 0 0
#13.06.2013 14:02 0 0 0
#13.06.2013 13:57 0 0 0
#13.06.2013 08:53 0 0 0
  • Konu: Menfaat
    ellerine saglık deniz
#13.06.2013 08:52 0 0 0
#12.06.2013 12:27 0 0 0
#12.06.2013 09:47 0 0 0
#12.06.2013 09:44 0 0 0
  • Meydanıma sahip olabilirsin ama ruhuma asla...

    Mustafa MutluPolis, yaklaşık iki haftalık bir aradan sonra dün tekrar Taksim Meydanı'na girdi... İktidar sahipleri bunu büyük bir "zafer" sevinciyle kutladı!

    Hatta Başbakan, partisinin grup toplantısında, Taksim Meydanı'nı "ele geçiren" İstanbul Valisi'yle İstanbul Emniyet Müdürü'nü tebrik etti!

    Günlerdir "Ya iktidarın başına bir şey gelirse, ne olur bizim hâlimiz?" diye korkulu rüyalar gören yandaş yazarlar, sevinç tweet'leri attı!

    Sözüm hepsine:

    Taksim'e sahip olabilirsiniz beyler; çünkü TOMA sizde, gaz sizde, güç sizde!

    Ancak...

    "Taksim Ruhu"na asla!

    Ne midir "Taksim Ruhu?"

    Anlatayım ama anlar mısınız bilmem?

    Sabır bardağının taşmasıdır; özetle!

    Babaların; "pısırık, duyarsız, hımbıl ve apolitik" sandıkları çocuklarına saygı duymaya başlamasıdır!

    Korku dağlarının altına açılan ve aydınlığa ulaşan kocaman bir umut tünelidir!

    Zulme ve zalime isyandır!

    Dayatmaya, "ben yaptım oldu"culuğa, "Hadi oradan" demektir...

    Bugüne kadar "dört yılda bir sandığa gidip oy kullanmak"tan ibaret sandığımız demokrasiyi yeniden keşfimizdir Taksim Ruhu!

    Direnişten dönen yorgun vatandaşların, direnişe gidenler tarafından vapur iskelelerinde, otobüs duraklarında marşlarla karşılanmasıdır... Yani coşkudur!

    Gecenin saat üçünde yollara düşüp, Boğaz Köprüsü'nü geçmektir bu ruh! Çağdaşlık yürüyüşüdür...

    Hazımsızların "gazını çıkartmaktır."

    Dayanışmadır ki; ölümüne!

    Daracık bir alandaki milyonlarca ayağın birbirine basmamasını sağlayan saygıdır!

    Tarihin görüp göreceği en büyük "insanlığa dönüş projesi"dir, kendiliğinden gelişen!

    Padişahlığa soyunanlara...

    TC'yi kaldıranlara...

    Bayramları yasaklayanlara...

    Atatürk'ü anmayı bile suça dönüştürenlere atılan okkalı bir tokattır!

    Sonra...

    Aşktır; Taksim Ruhu! Doğduğun, büyüdüğün topraklara, onun ağacına, kuşuna duyduğun aşkın ta kendisidir!

    Paylaşmadır, elbette! Başı örtülü kadınların, yaptıkları tepsi böreklerini "Devrim Market"e bağışlaması, şortlu kızların da afiyetle yiyip, o kadınların boynuna sevgiyle ve minnetle sarılmasıdır...

    "Erme"dir; bir anlamda... Milyonlarca insanın aynı anda "maddi varlık"tan, "manevi varlığa" dönüşmesidir!

    "Mizah"tır, "zeka"dır, "yaratıcılık"tır!

    "Ben"liği koruyup, gerektiğinde "biz" olabilmektir!

    Yorgun, orta yaşlı yazara; dinlensin diye sırtını dayayan 16 yaşındaki gencin, "Kaç yıldır devrimcisin amca?" diye sorduktan sonra, aldığı "35 yılı bulur herhâlde" yanıtı üzerine, "Ben salı günü devrimci oldum, bugün cuma... Sizin 35 yılda yapamadığınızı dört günde yaptım" yaptım diye dalga geçmesidir... Ve orta yaşlı yazarın, bu gururlu sataşmaya yanıt verememesidir. Yani "devrim"dir Taksim Ruhu!

    Mevlânâ gibi kucaklayıcı...

    Atatürk gibi kahraman...

    Deniz Gezmiş gibi delikanlı olabilmektir!

    Zamanında "üç fidanı"na sahip çıkamayanların, ağaç olmasıdır!

    Taksim Ruhu, emperyalizme ve vahşi kapitalizme dil çıkarmaktır!

    Taksim Ruhu, şenliktir...

    Taksim Ruhu, doğduğumuz gün üzerimize giydirilen üniformaları çıkarıp, sivilleşmemizdir!

    Beşiktaşlı-Galatasaraylı-Fenerbahçeli, Türk-Kürt, homoseksüel-heteroseksüel kardeşliğidir... Yani hoşgörüdür!

    Teknolojidir; adı "Twitter" olan...

    Taksim Ruhu, cesarettir, güzelliktir, sadeliktir!

    Özgürlük mücadelesidir, barıştır, yeniden doğuştur!

    İşte bu yüzden dün, "Taksim Meydanı'nı ele geçirdik" diye sevinen iktidar sahipleri ve onların yalakaları; sevinmeyin boşuna...

    Meydanımıza sahip olabilirsiniz ama...

    Ruhumuza asla!
#12.06.2013 09:42 0 0 0
#12.06.2013 08:06 0 0 0
#11.06.2013 12:46 0 0 0
#06.06.2013 12:47 0 0 0