sevo 67

sevo 67

Üye
14.04.2012
Onbaşı
789
Hakkında

#19.12.2012 21:40 0 0 0
#17.12.2012 22:28 0 0 0
  • evet vuka sana katılıyorum biraz değil baya terbiyesiz ama yine de çok tatlı ve yakışıklı
#17.12.2012 22:26 0 0 0
#30.11.2012 14:16 0 0 0
#01.11.2012 14:05 0 0 0
#01.11.2012 14:02 0 0 0
#01.11.2012 14:01 0 0 0
  • justin bieber hayatı,justin bieber ile ilgili bilgiler,justin bieber hakkında,justin bieber kimdir,justin bieber biyografi


    Gerçek adı Justin Drew Bieber olan şarkıcı,Atlanta'da yaşıyor,1 Mart 1994 Kanada doğumlu..
    Sanat kariyerine Youtube ile başladı, oraya Chris Brown'ın With You parçasını coverlayıp siteye yükleyerek ilgi çekti ve Scooter Braun tarafından keşfedilmiştir.


    Justin Bieber Çocukluğu

    Bieber 1 Mart, 1994'te, Stratford, Ontario'da doğdu. Annesi Pattie Mallete, ona hamile kaldığında 18 yaşındaydı. Birçok geliri az işte çalışan Mallete, Bieber'ı tek başına yetiştirdi. Yine de, Bieber babası Jeremy Bieber'la iletişimini kesmedi. Büyürken, Bieber kendi kendine piyano, bateri, gitar ve trompet çalmayı öğrendi. 2007'nin sonlarında, 12 yaşındayken, Bieber bir yerel şarkı yarışması için Ne-Yo'nun "So Sick" şarkısını söyledi ve ikinci geldi. Mallette arkadaşları ve ailesinin görmesi için YouTube'a performansının videosunu koydu. Siteye Bieber'ın değişik R&B şarkılarını söylediği videoları koymaya devam etti ve Bieber'ın sitedeki popülerliği arttıkça arttı.

    Değişik bir şarkıcının videolarını ararken, Scooter Braun, So So Def'in eski pazarlama yöneticisi, yanlışıkla Bieber'ın videolarından birine tıkladı. Etkilenen Braun, Bieber'ın gösteri yaptığı tiyatroyu buldu, Bieber'ın okulunun yerini tespit etti, ve en sonunda Mallette'le irtibata geçti. Mallette isteksizdi; şöyle dua ettiğini hatırladı, "Tanrı'm, onu sana verdim. Bana bir Hristiyan adam, bir Hristiyan plak şirketi gönderebilirsin!" Yine de, kilisenin yaşlılarıyla dua ettikten ve onların desteğini kazandıktan sonra, Braun'un o zamanlar 13 yaşında olan Bieber'ı Atlanta,Georgia'ya demo kaydetmek için götürmesine izin verdi. Gittikten bir hafta sonra, Bieber 2008 yılında Island Records'la anlaşma yapmasıyla sonuçlanan, Island Def Jam Group'ta bir seçme ayarlayan R&B şarkı yazarı/şarkıcı Usher'a şarkı söyledi. Justin Timberlake'in de Justin'le anlaşma yapmaya çalıştığı söylendi, ama o Usher'la kontrat imzalamayı seçti. Bieber ve annesi Atlanta'ya, Usher ve Braun'un da oturdukları yere, kariyerinin temelini atmak için taşındılar.

    Justin Bieber'ın ilk Single'ı One Time oldukça iyi bir çıkış yakalamış ve One Less Lonely Girl single ile birlikte Kanada Hot 100 de 15 e, Bilboard Hot 100 de ise ilk 20 ye girme başarısı elde etmiştir.

    Bieber'ın ilk albümü "My World" 17 Kasım 2009 da çıkmıştır. Ayrıca 2. devam albümü "My World 2" büyük başarı yakalamış, albümden çıkan ilk single Baby uluslararası başarı elde etmiştir, Baby klibi ile dünya'nın en büyük video paylaşım sitesi Youtube'de en çok izlenen video rekorunu kırmıştır. Yeni albüm ve klip çalışmaları devam etmektedir.

    En sevdiği renk mor.

    En sevdiği sayı 6. (Hokeyde takım numarası)

    15 yaşına kadar ailesi bir kızla çıkmasına izin vermiyordu. Annesi O'nun bir kız arkadaşı olduğunu öğrenince "Beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattın!" demiş. Sanıyorum ki şimdi çıkmasına izin veriliyor.

    12 yaşında Ontario'da gerçek bir şarkı yarışmasına katıldı ve ikinci oldu.

    One Time klibinde görünen Ryan Butler en iyi arkadaşı.

    Hockey, basketbol ve futbol oynuyor.

    Birkaç lakabı var; JB, JBiebs, Bieber Cash, J-cutie, JustinBiebs gibi..


    Müzik Videoları
    Year Song Director
    2009 "One Time" Vashtie Kola
    "One Less Lonely Girl" Roman White
    2010 "Baby" Ray Kay
    "Never Let You Go" Colin Tilley
    "Eenie Meenie" Ray Kay
    "Somebody to Love" Dave Myers
#01.11.2012 13:56 0 0 0
  • " Beni bekleyin!"
    Adımlarımı ne kadar çok hızlandırmaya çalışsam da giydiğime lanet okuduğum topuklu ayakkabılarım buna izin vermiyordu. Harry, benden aldığı evimin anahtarıyla çoktan caddenin karşına geçmişti. Zayn de bana yakın bir şekilde onu takip ediyordu. Daha sonra bana sabırsızlıkla uzanan bir el gördüğümde Zayn'in kibarlığına çok şaşırarak onu geri çevirmedim.
    Tutar tutmaz çekiştirmeye başladığında düşmemem için yardım etmesinden çok sanki düşmem için özellikle uğraşıyormuş gibi hissettim.
    " Yavaş ol! Topuklu ayakkabılarla buzda yürümenin ne demek olduğunu bilmezsin!"
    " Sen de bir gazetecinin istemediğin bir zamanda peşini kovalamasının ne demek olduğunu bilmezsin!"
    " Hayır, biliyorum ve siz neden korkmuş gibisiniz?"
    "Çünkü bu saatte ne işleri var bilmiyoruz. Umarım evine gazete bırakan birileri vardır."
    " Tabi ki var, hey canımı yakıyorsun!"
    " Üzgünüm ama çabuk ol."
    " Böyle yaparsak daha çok dikkat çekeriz."
    " Asıl acele etmezsek yakalanırız!"
    Hırsla ağzımdan büyük bir buhar kütlesi yayılırken Zayn'in sıktırdığı elimin bembeyaz kesildiğini gördüm. Sayesinde kalbim elime kan pompalamıyordu. Ve çekmeye çalıştığım her seferde daha fazla sıktırıyordu.
    Harry'nin iki katlı evimi bulup anahtarı kilide yerleştirdiğini gördüğümde evimi tarif ettiğimi hiç hatırlamadığımı fark ettim. Nereden biliyordu?
    İçeri girdiğimizde yüzümüze çarpan sıcaklıkla hepimizin gülümsediğini görebiliyordum.
    " Artık elimi bırakabilirsin."
    Harry, Zayn elimi suçluymuşçasına bırakırken bize bakıyordu. Sırıtıyor muydu? Hayır, dişlerini görememiştim. O zaman bu sinsi bakışları neye borçluyduk?
    Ceketlerimizi çıkardıktan sonra onları herhangi bir odaya yönlendirmediğimi anladım. Harry'ye dönüp bir şeyler söyleyecekken anahtarımı baş hizasında tutmuş küçük çocuklarınki gibi parlayan gözlerini iri iri açmıştı. Bu seferki sırıtışında düzgün dişlerini görebiliyordum.
    " Keşke evine gelmek için izin istemeseydik de sen davet etseydin. Yoksa ikinizin de ne kadar kötü komşular olduğunuzu düşünmeye başlamayacaktım."
    " Bunu düşünmekte geç bile kaldın."
    Sırıtan yüzüne daha geniş bir gülümsemeyle karşılık vermekten kendimi alamamıştım. Zayn'in neredeyse bize aval aval bakışını gördüğümde başımı ona doğru döndüm ama bunu yapmamla kafasını başka yere çevirdi. Anahtarları Harry'nin elinden alıp her zamanki porselen çanaktaki yerine attım. Çıkan ses kulaklarımda bir uğultuya sebep olmuştu.
    " Salon şu tarafta; istersen kanepede uyuyabilirsin. Gazeteler bir saat içinde çalan zille birlikte gelir ve o zamana kadar beklemek istemezsen bilgisayarı açabilirsin"
    Zayn'e söylediklerimin ardından Harry'ye döndüm.
    " Banyo üst katta ve ben de odama çıkacağım."
    Harry önde ben arkada yukarıya çıkarken merdiven başından, çoktan salona geçmiş olan Zayn'e seslendim.
    " Televizyonu açabilirsin ve her şey seninmiş gibi davranabilirsin."
    " Ne kadar misafirperversin (!)"
    Bunu ciddiyetle mi yoksa alayla mı söylemişti anlayamamıştım.
    " İyi ya işte sen de keyfini çıkar."
    " Emin ol öyle yapacağım. Bir daha böyle bir ev sahibi nerde bulurum(!)"
    Yine alay mı ya da ciddi mi belli olmayan ses tonuna bir anlam yüklemeye çalışmadan cevap vermedim ve konuşmamızın bitmesini bekleyen Harry'yle üst kata çıktım.
    Odamın kapısının önünde durduğumda işaret parmağımla banyonun olduğu yeri gösterdim.
    " Orada."
    ' Anlaşıldı' der gibi başını aşağı yukarı sallarken tebessüm ettim. Hızlı adımlarla ' banyoya kavuşurken' ben de odama girip üstümü çıkarmaya başlamıştım. Aslında belim için masaj salonuna gitmeyi ne kadar çok isterdim! Çünkü neredeyse hiç belimi oynatamıyordum. Biraz yumuşamasını umarak gevşetici kremle neredeyse yarım saat ovaladım. Yarı çıplak halde odamdaki küçük banyoya gidip lavaboda kremle yağlanan elimi yıkadım. O sırada komedi oyunlarındaki 'yatak odası sesi' tınısında bir ses " Jessica" diyordu. Hızlıca üzerime bir penye geçirerek odamın karşısındaki büyük banyodan gelen sesi dinlemeye devam ettim.
    " Hadi ama Jessie!"
    Odamdan tam çıkacakken yarı aralık duran kapıdan Harry'nin çıplak bedeniyle yüz yüze geldim. Ne yapacağımı bilemeyerek açtığım kapıyı kapattım. Normalde ağzımdan salyalar akmalıydı belki ama o sırada evimde iki erkekle yalnızken böyle fanteziler kurmamak büyük bir başarı olmalıydı.
    " Havlu isteyecektim. Eee, rahatsız olduysan özür dilerim."
    " Eee, hayır. Benim hatam. Vermeyi ben unuttum."
    Odama dönüp az önce gördüğüm sahneyi aklımdan silmeye çalışarak havluları kaptım. Odadan çıktığımda banyonun kapısının kapalı olduğunu görerek rahatladım. Kapıyı tıklatıp içeri bakmamaya çalışarak havluları uzattım.
    " Teşekkürler."
    Dişlerimin arasından pek de duyulmayan bir yükseklikte cevap verdim.
    " Ne demek."
    Aklımdan geçen, çoğu kızın hayalindeki gibi onu öyle görmüş olmanın verdiği mutluluk muydu? Öyle olsaydı bile ilk defa çıplak erkek görmüyordum. Utanmış olabilir miydim? Tabi ki, ne de olsa onlar mankenlik ajanslarındaki kendilerini bir şey sanan modeller değil; şu an benim misafirimdiler!
    Salonu birbirine bağlayan mutfağa inip bir bardak suyu hararetle içerken Zayn'in koltukta oturduğunu gördüm. Televizyonu açmış haberleri izliyordu. Az önce yukarıda olanlara tanıklık etmemiş olmasına şükrederek yanına gidip yüzünü görmeye çalıştım. Gözleri kapalıydı ve başı hafifçe önüne düşmüş bir şekilde uyukluyor gibiydi. Sessiz bir tonda ağzımı kulağına yaklaştırarak ona seslendim.
    " Zayn Zayn Oturacağına kanepeye uzansana! Zayn"
    Bir yastığı kanepenin koluna koyduktan sonra yanına gidip onu yatırmaya çalıştım. Başını yastığa gömdüğünde üzerini örtmek için bir şeyler almaya odama gittim.
    Üst kata çıktığımda Harry'nin " giyinik halde" banyodaki aynada saçını düzelttiğini gördüm.
    " Hiç kullanmadığım bir tarak getirmemi ister misin?"
    " Hayır, buklelerimin bozulmasını istemiyorum."
    Az önce olanları unutmuş gibi gülümsediğinde buna çok sevinmiştim.
    " Sen bilirsin."
    " Hayal meyal hatırlıyorum da benim için 'Bay Saçı Mükemmel' mi demiştin?"
    " Sanırım, evet. Öyle demiştim. Bu arada hazır sen soru sormuşken ben de sana sorayım."
    Ellerini hala saçlarında gezdirerek 'dinliyorum' der gibi başını eğdi.
    " Evimi tarif etmemiştim. Nerden biliyorsun?"
    " Hani Zayn'e ' ben senin komşunum şapşal!' demiştin ve eve gitmiştin ya İşte o zaman Zayn, arkandan küfürler savurup duruyordu. Onu içeri sokasıya kadar sen eve girmiştin; oradan hatırlıyorum."
    " Anlaşılan gerçekten kızdırmışım. Tek yaptığım da 'şapşal' demekti. Bunda ne var ki?"
    " Bilmiyorum ama ben olsam ben de kızardım."
    " Küfür edip o soğukta da bekler miydin?"
    Bunu şımarık kızlar gibi söylemenin aksine ima ederek söylemiştim.
    " Senin gibi ufak tefek ve yaşından oldukça küçük gösteren bir kız bu tepkiyi uyandırmada güçlük çektirmez."
    " Sorun her halükarda 'benim' yani?"
    ""
    " Tamam neyse, bundan şikayetçi değilim." Bir an duraksadım ve sonra devam ettim;
    " Bu arada niye ben onunla kavga ederken bölüyorsun? Ona gerektiği haddi verebileceğim kaçınılmaz."
    " Açıkçası bu konuda iyilik yaptığımı düşünüyorum. İkiniz de sokak kavgası yapar gibi birbirinize giriyorsunuz. Niye biraz Nasıl diyeyim Olması gerektiği gibi davranmıyorsunuz?"
    " Ben olması gerektiği gibi davranıyorum. O beni sinir etmeye çalışıyor ve ben de sinir oluyorum. Olması gerektiği gibi değil mi sence?"
    " Hiç konusu açılmamış gibi davransak, biraz sıkıcı da"
    Çabuk pes etmişti. Oysa daha fazla şeyler de sorabilirdim. Odaya girip bir battaniye alırken Harry de aşağıya iniyordu.
    Elimdekiyle aşağıya inerken Harry'nin Zayn'i uyandırmış olduğunu gördüm.
    " Hey, tüm gece senin gibi rahat uyumadı. Bırak da uyusun."
    Zayn, hafif kanlanmış gözlerini üzerime dikerken Harry telefonu gösterdi.
    " Onu ben uyandırmadım. Louis aramış."
    ' Ne demiş' der gibi Zayn'e döndüğümde dudaklarını büktükten sonra konuşmaya başladı.
    " Her biri nerdeyse orada tıkılı kalmış. Liam, Danielle ile oteldeyken bile nerde olduklarını bulmuşlar ve şimdi odalarından çıkamıyorlarmış."
    " Peki bu izdiham neden? Hem de hepinize birden?"
    " Lou, çalıştığımız kaset şirketinden kovulduğumuzla ilgili bir yalan haberden kaynaklandığını söyledi ama öyle bir şey olacağını sanmıyorum. Niall gaflete düşüp evinden çıkmış ama peşini bırakmıyorlarmış. Genelde yeni çıkacak olan kliple ilgili sorular soruyorlarmış. Bir de Harry'nin sözde yeni sevgilisi olayı var. Hepsini bugüne toplamışlar anlaşılan."
    " Aslında pek de önemli değillermiş ama yine de akşama kadar rahat bırakmazlar."
    " Büyük ihtimalle."
    " Uyumak isterseniz arkada daha rahat yataklar var. Zayn, sen de duş almak istersen yukarıya çıkabilirsin."
    " Benim uykum kaçtı ve duşumu da eve gidince alırım. Ya da otele giderim."
    " Liam'ın bir otelde tıkılı kaldığını söylememiş miydin az önce? Benim için hava hoş. Kimse sizin burada olduğunuzu bilmeden rahat rahat durun işte."
    " Zayn, inadı bırakıp kafanı çalıştırsan? Hem evden uzaklaştıklarını gördüğünde gidersin. Jessie bizim için bahçeden bakar."
    ' Bakarsın değil mi' der gibi kaşlarını havaya kaldırıp bana dönünce ben de onu savundum.
    " Evet, bakarım."
    " Tamam o zaman."
    Harry rahatlayarak bir nefes verdi. Gazetecilerle neden araları iyi değildi anlayamadım. Hem gazetecilerin pek de geçerli nedenleri yoktu. Onlar fark etmeden Marlyn'i arayıp durumu öğrenmem gerektiğini anladım.
    " Hadi sen de duş al, ben de kahvaltıyı hazırlayayım."
    Harry'nin birden sevinçle araya girmesine şaşırmıştım.
    " Kahvaltıyı memnuniyetle ben hazırlarım. Ama mutfağı tamamen bana vereceksin!"
    " Mutfağımı senden esirgemem ama ben yap"
    " Sen de git kendi odanda duş al! Ve mutfağını merak etme!"
    " Peki."
    Zayn yerinden kalkınca yukarıya çıktık. Tam banyodan girecekken onu durdurdum. Aynı hatayı ikinci kez yapmam hiç hoş olmazdı değil mi?
    " Dur! Sana havlu getireyim."
    " Tamam."
    Zayn'in çok durgun cevap verdiğini görünce anlattığından fazlasının olduğunu anlamak zor değildi. Ters giden neydi anlayamamıştım. Duşumu alınca Marlyn'i mutlaka ama mutlaka aramalıydım.
    Havluyu verirken işimin gerektirdiği ölçüde merak yetime engel olamadım.
    " Anlattığının fazlası var değil mi?"
    " Öyle olmalı, Louis her şeyi anlatmadı. Aslında bunu ilk defa yapmıyorlar ama ben bundan fazlasının olduğuna eminim.
    Sıkılgan ifadesine sesime kırgınlık katar gibi cevap vermiştim.
    " Umarım kötü bir şey yoktur."
    Zar zor bir tebessümle yanıt verdi.
    " Kötü ne olabilir ki? Ama 'umarım önemsiz bir şey değildir' desek daha doğru olur.
    Sen bilirsin der gibi başımı eğdim ve o banyoya ben de odama dönüp içeri girdik sessizce.
    'Kötü ne olabilir ki? Her zaman ki gazeteciler işte' dedim içimden. Tabi ya, bende bir gazeteciyim.

    Hızlıca duş alıp üzerime bornozumu geçirdiğimde telefonumu açıp Marlyn'i aradım.
    " Telefonun niye kapalı? Saatlerdir sana ulaşmaya çalışıyorum. Hemen şirkete gel acil bir toplantı yapıyoruz."
    " Ben gelemem şey"
    Marlyn'e Zayn ve Harry'nin burada olduğunu söylersem eğer Paparazzi'nin gazetecilerini geciktirmeden buraya göndereceği aşkardı.
    " Niye gelemezsin?"
    " Çok kötüyüm. Belim tutuldu ve yürüyemeyecek haldeyim."
    Aslında yürüyebiliyordum ama yine de bu tür durumlarda şirkete gitmezdim. Nasıl olsa aynı işi evimde de yapabiliyordum.
    " Bugünü mü buldun? Peki One Direction ile ne bulabildin? Zayn'in evine birkaç kişi gönderdim ama sanırım evinde değil."
    " Ne oldu bir sorun mu var?"
    " Sorun yok ama bir dergi One Direction ile ilgili bir çok şey paylaşmış ve kimse bunların doğru olduğuna inanmıyor. Onun için herkes kanıtlamaya çalışıyor."
    " Neyi?"
    " Zayn'in Müslüman olmadığını. Dergide bir piskoposun Zayn Malik hakkında sözleri geçiyor. Aslında Zayn Malik'in aforoz edildiğini, Hıristiyan olamadığı için de Müslüman olduğunu açıkladığını söylüyor."
    " Bu doğru mu?"
    " Biz de bunu öğrenmeye çalışıyoruz."
    Bunun nasıl gerçek olabileceğini idrak etmeye çalışırken bunun gerçek olmadığına kendimi inandırmaya çalıştım. Ona diğerlerini niye aradıklarını sormak istiyordum ama bildiğimi öğrenmemeliydi.
    " Peki nasıl bulmaya çalışıyorsunuz?"
    " Nerdeyse her şirket tüm grup üyelerini arıyor. Şimdiye kadar dışarıda görünen tek Niall oldu ve ondan da bir şey öğrenilemedi. Çocuk konuyu başka yönlere nasıl çekeceğini iyi biliyor."
    " Neden bir yalan haber olmasın?"
    " Sana piskopos diyorum Jessie anlamıyor musun? Rahip değil. Ve bunu sen bulacaksın tamam mı? Zayn 'in eve giriş çıkışlarını not edip bana e-mail atacaksın. Onun için nasıl olsa şimdi konuştuğumuza göre şirkete gelmene gerek yok. Ve bundan sonra tek işin Zayn olacak anlaşıldı mı? Ben sana söylemedikçe şirkete gelmene de gerek yok ve şu belinin hemen iyileşmesi için sana randevu alacağım masaj için hemen bugün. Oraya gittikten sonra hiçbir şeyin kalmaz ve hemen işinin başına geçersin tamam mı?"
    Bağırtısını ve kulak tırmalayan aşağılayıcı sesini sindirmeye çalıştığımı fark ettiğimde kendimden utandım. Onun karşısında nasıl sessiz kalmıştım? Ve şimdi ne yapacaktım?
    Hemen harekete geçme gereksinimi duydum ama ne için harekete geçecektim ki? Zayn'den gerçekleri öğrenmek için mi?
    Üzerime sade bir şeyler geçirip aşağı inince Zayn'in benden önce geldiğini görmüştüm. Onlar sofra mı kuruyorlardı? Hayır, Harry ocakta bir şeyler yapıyordu, Zayn de masayı hazırlıyordu.
    " Tanrım! Bunu gördüğüm için 'bir yaşıma daha girdim' demeliyim sanırım."
    Zayn, yine zar zor gülümsemeye çalışarak cevap verdi.
    " Evet, böyle misafirleri nerde bulacaksın? Tadını çıkar."
    Aynı onun gibi zorla gülümsediğimi fark ettiğimde bulunduğumuz durumun gerçekten de iç karartıcı olduğunu anladım. Ben onun basındaki başlıca düşmanıydım ve o, en zor durumunda bir paparazziye sığınıyordu. Ona -onlara- gerçekleri söyleme isteğiyle dolup taşarken bu durumda bunun hiç hoş karşılanmayacağı belliydi.
    Gelen kokuyla aynı anda başımızı ocağa döndürdük. Harry ise dalgın halde lavaboda bir şeyler yıkıyordu. Zayn sesini yükselterek Harry'ye döndü.
    " Harry! Krep yanıyor!"
    ***
    Biliyorum biraz basit bitti ama akşama yetiştirmek için uğraştım. Ve biraz daha uzun yazdım önceki bölümden. Aynı tempoda yorumlarınızı bekliyorum. Ve yorum yapan herkese ama HERKESE teşekkür ederim. Seviliyorsunuz
    Bu arada bugün rüyamda One Direction'ı gördüm, babam uyandırana kadar her şey çok heyecanlıydı L off neyse şimdi ergen triplerine girmeyeyim :D noimage
#01.11.2012 13:50 0 0 0
  • 2.Bölüm RÜYA
    Güneş daha tam olarak doğmamıştı ve pencereden içeriye yansıyan 'ne karanlık ne aydınlık' hava uykumu getiriyordu.Yorgun olduğumun farkına varmamı sağlıyordu.Bir moron gibi uçak yolculuğu boyunca İngiltere heyecanından hiç abartısız gözümü bile kırpmamıştım.Sanki şimdi ne değişmişti ? İngiltere'de nereye gittiğini bilmediğim son model bir arabada bana çok yabancı bir adam ile yolculuk yapıyorum ve tek istediğim şey uyumak.Araba otelin önünde sert bir frenle durur durmaz otelin önünde bekleyen siyah giyinimli güvenliğe benzeyen adamlar kapımızı açtı.Paul ile aynı anda inip,içeriye birlikte girdik.Hemen ardımdan valizlerimi getirdiler.Beş dakika içinde kendimi çok önemli biriymiş gibi hissettim.
    "Cordelia,çok yorgun gözüküyorsun.Çocuklar sabah kahvaltısı için kalkmadan önce dinlenmek istermisin?"dedikten sonra bana içten bir şekilde gülümsedi.Çocuklar derken neden bahsettiğini anlayamamıştım ama dediğim gibi sadece uyumak istiyordum.
    "Harika olur.Yolculuk boyunca hiç uyuyamadım"açık sözlü olduğum için kendimle anlamsız bir şekilde gurur duydum.
    Paul beni One Direction grubunun kaldığı kata çıkardı.Lobi bir sürü hediye paketleri,yemekler ve havuçlarla doluydu.Havuçlar mı ? tavşan falan besliyor olmalılar.
    "8 numaralı oda boş orada kalabilirsin"dedi paul ve bana odanın anahtarlarını uzattı.
    "teşekkürler , tanıştığıma memnun oldum paul"dedikten sonra anahtarı elinden aldım.
    "bende memnun oldum cordelia"
    ***
    Kafamı yastığa koyar koymaz uyuya kalmış olmalıydım.Çünkü babam tam karşımda bana gülümsüyordu ve elinde bir kağıt tutuyordu.Kağıdı elinden koparırcasına çekip aldım.İçinde ne yazdığı öğrenmek için küçük çocuklar gibi heyecanlanmıştım fakat bazı sesler beni rahatsız ediyor ve kağıdı açmak için konsantre olmamı engelliyordu.Fısıltılar gittikçe çoğalıp tartışmaya döndü.Delirmek üzereydim.Gözlerimi sıkıca yumup açtım.Hala oteldeydim ve yattığım yerden bana verilen 8 numaralı odanın tavanına bakıyordum.Rüya veya kabus bitmişti.Bundan artık emindim ama sesler daha net ve gürültülü bir hal almıştı.
    "Uyandı !"dedi bir ses
    "Bence paul karısının dırdırına dayanamadı ve bir kız kılığına girdi"
    "saçmalama louis !"
    "ama güzel bir kız olmuş"
    "menejerime mi asılıyorsun harry ?"
    "O hepimizin menejeriydi zayn ! Bilmem farkında mısın ?"
    "Kendinize gelin ve saçmalamayı bırakın"herkes birden sustu."Bence bu kız bir zombi ve Paul'un beynini yedikten sonra onun odasında şekerleme yapıyor !!!"diye devam etti ve anında odanın her yeri erkek çığlıklarıyla doldu.Yattığım yerden doğrulup onlara sinirli bir şekilde bakınca sustular.Paul çocuklar derken neden bahsettiğini şimdi anlıyordum.Beş koca bebek gibi duruyorlardı.Derin bir sessizlik olmuştu ve başım zonkluyordu.Ayağa kalktım.
    "Merhaba"deyip gülümsedim.
    #crazystupidlove

    4 months ago
    [h=1]LMLY / Let Me Love You 1.Bölümnoimage
    1.BÖLÜM
    Güneş doğar doğmaz uyanıvermiştim. Bu benim değişik alışkanlıklarımdan sadece bir tanesiydi ve bunun Damon Salvatore'a olan hayranlığımdan kaynaklanmadığına emindim. Kalkıp giyindim ve evden çıktım. Etrafta tek tük insanlar vardı. Hepsi de işe gitmek için erkenden uyanmış olan yaşlı insanlardan oluşuyordu. Kıyafetleri şık ve zarifti. Burayı sevmemin başka bir nedeni de buydu işte. İnsanlar her zaman iyi giyinirlerdi.
    Her sabah yaptığım gibi fırıncıya girdim ve kahvaltı için ekmek aldım. Fırıncı Bay McGuain beni gördüğünde her zaman ki gibi gülümsemişti. İnsanların üzerinde yatıştırıcı bir etkim olduğuna inanıyordum. Tabi yine belirteyim, bu o vampir romanlarından kaynaklanmıyordu.
    "Paradise!" fırından çıktığımda duyduğum bu sesle irkildim ve arkama döndüm. Gülümsemem yüzüme yayılırken o bana doğru yaklaştı.
    "İnanamıyorum Kevin! Bu.. Bu.. Olamaz!" derken ona sarılmıştım bile. Kevinla 5 yaşındayken tanışmıştım ve o ailesiyle birlikte 11 yaşlarımızdayken buradan taşınmıştı. O günden sonra bir daha onu görmemiştim.
    Geri çekilip yüzüme baktı her zaman ki gibi etkileyici sırıtışlarından birini takınarak. Bense kaşlarımı çatıp baktım. Ona gittiğinden beri ulaşmaya çalışıyordum oysa şimdi karşıma çıkıp sırıtabiliyordu. Harika.
    "Bana bir haber vermeye bile gerek duymadın" dedim dik dik baktım ve ekledim. "5 yıldır sana ulaşmaya çalıştım biliyor musun? Ah tabi umurunda olmamıştır"
    Bunun üzerine kaşlarını çatma sırası ona geçmiş gibiydi. Mavi gözleri o kadar delici bakıyordu ki bir an yine ona kanabileceğimi hissettim. İstemsiz olarak onu şöyle bir süzdüm. Teni her zamankinden biraz daha esmerdi ve saçları her zamankinden biraz daha kirli bir sarıydı. Saçlarını uzatmıştı ve bu onu daha bir karizmatik gösteriyordu ki bunları neden düşündüğümü bilmiyorum.
    "Gitmem gerekiyordu" diyebildi sadece. Haksız olduğunu bildiğinden benimle tartışma girişimine bile girmedi.
    "Gitmiş olmana bir sözüm yok. Bana bir e-mail atmadın, aramadın bile. Bundan daha yakın olduğumuzu düşünmüştüm" dedim geri çekilirken.
    Bir şey demedi ve bende arkamı dönüp tekrar eve gittim. Eve girdiğim de hiç ses yoktu. Cumartesi günlerinde genellikle uyurlardı. Her zaman ki gibi erkenci olan bendim. Tabii bu düşüncelerim salondan gelen televizyon sesiyle değişti.
    "Evet benim. Evet.. Bunu öğrenmesi onun için iyi olmaz. Tanrı aşkına o daha 16 yaşında!" Kapıya yaklaştığımda bu sözleri duşmuştum. Bu teyzem Tricia'nın sesiydi.
    "Bak Tris 18 yaşına geldiği zaman zaten her şeyi öğrenecek. O zaman bize kızacaktır" dedi Yasir dayımın sesi.
    Meraklı biriydim. İç güdülerim buradan kaçıp gitmemi haykırsa da bir türlü gidemiyordum. Kulak kesilmeye devam ettim.
    "18 yaşına geldiğinde her şeyi öğrenecek zaten. Psikolojisini daha şimdiden bozamayız. O benim biricik.." derken telefon çalmaya başladı ve Tricia teyzem sustu.
    Ben de tam o sırada oradan tüymem gerektiğini anladım ve ekmekleri mutfağa bırakıp odama gittim.

    ***
    "Vas happenin!" diye bağırdı Zayn bugün olanları anlattığımda. Açıkcası Kevin meselesine mi yoksa Tricia teyzemlerin aralarında ki konuşmalara mı gelmişti bu tepkisi, bilmiyordum.
    "Neye 'Vas happenin!'?" diye sordum taklidini yaparak. Kaşlarını çattı.
    "Kevin'a tabiî ki. Bizi arayıp sormadı bile! Bir de çocukluk arkadaşımız olacak" dedi gözlerini ovuşturarak.
    Saat 4 civarıydı ve Zayn ben yatağına çıkıp zıplamasaydım hala uyuyor olacaktı. Zayn şu zamana kadar tanıdığım en uykucu kişiydi ve bu sinirlerimi bozuyordu. Bazen sırf bana inat olsun diye uyuduğunu düşünüyordum çünkü benle inatlaşmak hoşuna gidiyordu. Her kulvarda.
    "Bence annenler senin hakkında konuşuyordu. Bu ailenin biricik erkek çocuğu sensin. 16 yaşında olan da sensin.." diye tahmin yürüttüm elimde ki kırmızı elmayı yerken.
    Elmaları her zaman sevmişimdir. Hele ki kırmızı elmaları. Tricia teyzem kırmızı elmaların yanakları kırmızılaştırdığını anlattığı günden beri asla yeşil elma yememişimdir. Tabii bunları ben 6 yaşındayken söylemişti.
    "16 yaşında olan bir tek ben değilim" dedi imalı bakışlarıyla. Bana herhangi bir bakışta bulunmasından nefret ediyordum çünkü bu bakışları istemsiz olarak içime işliyordu. Gözlerimi kaçırdım.
    "Saçmalama Zayn neden ben olayım? Ben bilmem gereken her şeyi biliyorum nasıl olsa. Bence bu konu seninle ilgili ve bunun üzerinde durmalıyız" dedim ayağa kalkarken.
    Elmamı bitirmiştim ve elimde yapış yapış olmuştu.
    "Haydi, kalk ve giyin. Sonra da mümkünse içeriye gel" dedim ve odasından çıktım.
    Elmanın çöpünü çöpe attıktan sonra sandalyeye oturdum. Ev bugün gerçekten sessizdi. Küçük Safaa'nın bile sesi çıkmıyordu. Genelde onunla evcilik oynardık. Hatta Zayn'i doktor kendisini anne yapardı ve beni ufak küçük hasta kızı yapardı.
    Aynı zaman da zeki bir çocuktu. Yaşıtlarına göre o kadar mantıklı konuşuyordu ki ağzım açık kalıyordu. Waliyha'ya gelecek olursak, ortancalardandı. Ve yaşıma en yakın olanı. Bütün dertlerimi ona anlatırdım ve Zayn'e karşı hissettiklerimi bir o bilirdi.
    Zayn'nin eve getirdiği ilk kız olayında yine o vardı yanımda. Ben ağlarken bana sarılan yine oydu. Zayn ağladığımı fark ettiğinde kızı bırakıp yanımıza gelmişti.
    "Neyin var?!" diye sormuştu korkuyla.
    "Yine rüyalardan birini gördü" demişti hemencecik Waliyha ve ilk kez o zaman Waliyha ile yakınlaşmıştık belki de.
    Zayn'nın elinde telefonla yarı çıplak bir şekilde odaya dalmasıyla bütün düşüncelerim dağılıverdi. Gözleri her zamankinden daha da kocaman olmuş ve her zamankinden daha endişeli bakıyordu.
    "Tamam geliyoruz" dedi Zayn ve telefonu kapattı. Bana döndüğünde gözleri doluvermişti ve kesinlikle ağlayacak gibiydi. Ayağa fırladım hemen.
    "Zayn neler oluyor?" dedim o şaşkınla. Zayn kolay kolay bir şeye bu kadar üzülmezdi ki üzüntüsünü de insanlara pek yansıtmazdı. Bana bile.
    "Waliyha'yı hastaneye kaldırmışlar"
    yazar: @zaynmylove1d (twitter hesabı) / yorumlarınızı @1dhikayeler (twitter hesabı) hesabımıza bekliyoruz.


    #letmeloveyou

    4 months ago
    [h=1]LMLY / Let Me Love You Tanıtımnoimage
    TANITIM
    Her yer o kadar karanlıktı ki gözlerimi açamıyordum. Nasıl etraf bu kadar karanlık olabilirdi ki? İstemsizce adım attım ve önümde ki herhangi bir şeye tutunmak için elimi önüme doğru salladım. Bu hareketlerin hiçbirini planlayarak yapmıyordum. Vücudum benim isteklerime itaat etmiyordu. Yanlış giden bir şeyler vardı.. Ve işte o an da anladım. Bu o rüyalardan sadece biriydi. Sıcaklık yine artmaya başlamıştı. Birazdan olacakları bildiğimden çaresizce çıkış yolunu aramaya başlasam da vücudum bana itaat etmediğinden tek yapabildiğim içimden bağırıp çağırmak oldu.
    **
    "Ben buradayım.. Şhh.." dedi bir ses. Sıkı kollarını bana sarmış bir o yana bir bu yana sallanıyordu. Bir annenin çocuğunu dizginlemeye çalışırmış gibi bir hali vardı. Derin bir nefes aldım ve o sırada yüzümde ki ıslaklığı fark ettim.
    "Yine aynı rüya mı?" diye sordu kahramanım. Yutkundum. Bu hareketimden aynı rüya olduğunu anlamıştı ve yüzüme baktı.
    Ela gözleri her zaman ki gibi ciddi, utangaç ve endişeli bakıyordu. Normal de o horul horul uyuyan bir insandı. Ama ne zaman çığlık atarak uyansam yanımda ilk onu buluyordum ve bir anlamda o benim hayata tutunmamın kaynağıydı.
    "Saat kaç?" diye sordum gözlerimi silerken. İnsanların önünde ağlamaktan nefret ederdim. Hele ki o insan 5 yaşından beri aşık olduğum kişi Zayn Malik olunca iyice kendimden tiksiniyordum.
    "Daha saat gecenin 2'si ve ben bu saatte ayaktayım" dedi kendini beğenmiş bir yüz ifadesiyle. Kaşlarımı çattım.
    "Ayakta olacaksın tabii benden daha önemli ne işin olabilir?" diyerek oyunu sürdürdüm. Onunla çekişmeyi dalga geçmeyi her zaman severdim. O bu yönlerini sadece bana gösterirdi. Diğerlerine sorsanız Zayn'i utangaç olarak size tanımlarlardı.
    "Zaten sana bakmaktan ihtiyaçlarımı gideremiyorum.." derken kafasına yastığı geçirdim. O böyle şeyler söylediği zaman üzerine çıkıp tepinesim gelirdi ve o da bunu gayet iyi biliyordu ve bunu kardeşsel bir kıskançlığa bağlıyordu.
    Oysa benim kıskançlığım çok daha farklıydı.
    "Çok uykusuz kalmışsın Zayn. Bence hemen uyu yoksa ikincisi de gelmek üzere" dedim tehditkar bir ses tonuyla.
    Başını iki kere aşağı yukarı salladı ve geri çekilip yataktan kalktı. O an gitmemesi için bağırıp çağırabilirdim ama her zaman ki gibi yapmadım. O bana iyi geceler dilerken sadece başımı salladım. Odadan çıktı ve beni düşüncelerimle yalnız bıraktı.
    Benim adım Paradise. Ailem araba kazasında öldüğünden beri Tricia teyzemlerde kalıyorum. Bana kendi ailelerinden biriymişim gibi davranıyorlar. Teyzemi annem gibi, Yasir eniştemi babam gibi görsem de hiçbiri gerçek ailemin yerini tutamaz. Görmemiş olsamda..
    İçimde ki özlem o kadar derin ki bazen hiç olmadık bir an da ağlayasım geliyor. Ama tek yapabildiğim şey başka bir konuya odaklanarak o an ki acıyı sonlandırmak.
    Ve şu an da tek yapabildiğim şey de, sızmak oldu.


    Yazar: @zaynmylove1d (twitter hesabı) / Yorumlarınızı @1Dhikayeler (twitter hesabı) hesabımıza bekliyoruz.


    #letmeloveyou

    4 months ago
    [h=1]CSL / Crazy Stupid Love 1.Bölümnoimage
    1.Bölüm İNGİLTERE
    Her şey elimde duran beyaz ve küçük zarfa bağlıydı.Büyükannemin dırdırından kurtulmam , etrafımdaki insanların bana artık acıyan gözleriyle bakmamaları , her şeye rağmen hala işe yaradığımı bilmem ve bunun bana verdiği mutluluğu yaşamam ama en önemlisi hayallerimin başlangıcı tam da bu zarfın içindeydi.Sevinmek aklımın ucundan geçmiyordu çünkü bu zarfı açtığımda sonuç kötüde olabilirdi.Kabul edilmemiş olabilirdim fakat gerçeklerden de kaçamazdım.Derin bir nefes alıp yatağımın üstüne oturdum.Zarfı dikkatlice açtıp içinden düzgün şekilde katlanmış olan kağıdı çıkarttım.Uzun bir metin yazıyordu galiba şirketin tanıtımıydı.Göz gezdirip koyu renkle yazan üç kelimeye odaklandım 'Başvurunuz Kabul Edilmiştir' kağıdın sonunda ne zaman , nerede olacağım yazıyordu.Her şey mükemmel işliyordu ve bu mükemmellikten sevinmeye bile fırsatım yoktu.Şirket İngiltere'nin en ünlü şirketlerindendi.Tabiki benim hayalim kendini beğenmiş bir ünlünün asistanı veya menejeri olmak değil.Benim hayalim sesim ile bir yerlere gelebilmek.İngiltere de Elton John'nun kadın versiyonu olmak.Hedeflerimi büyük tutmam biraz ürkütücü olabilir fakat hayallerimi gerçekleştirmek şu Dünya daki tek amacım.Bunun için New York gibi şehirlerde maddi sıkıntım olmadan gezebilmem lazım ve bu şirket bir çok ihtiyacımı karşılıyordu.Konaklama , ulaşım ve maaşıda çok iyi.Ayağa kalktım ve kalkmam ile birlikte zarfın içinde uçak bileti düştü.Uzanıp aldım saatlerine baktım bu gece ingiltere'ye gidiyordum.Her şey çok hızlıydı.Vay canına.Büyükanneme haber vermeliydim.Üzlücekti..onun üzülmesine dayanamazdım ama beni anlamalıydı her dakika başımı şişirmekle meşgul olsada beni ondan fazla kimse anlayamazdı.Ondan fazla kimsenin üzerimde emeği yoktu.Babam ben çok küçükken öldürülmüştü ve annemi 5 yıl önce en son gördüğümde iş görüşmesine gitmek için evden çıkıyordu. Kafamdan bu düşünceleri hemen şimdi çıkartmalıydım büyükannemi daha fazla üzmeme gerek yoktu.Elimdeki zarfı büyükanneme salladım yalancıktan bir gülüş ekledim.
    "Kabul edilmişim !"ayağa fırladı.
    "İnanamıyorum ! aman tanrım !"dedi mutlu olduğunu göstersede içten içe üzüldüğünü mavi gözleri ele veriyordu.Ona koşup sarıldım.Bir kaç dakika sonra ayrılmak için ittirdi beni yumuşacık elleriyle.O güzel gözlerinin altı kızarmıştı ve gözleri dolmuştu.
    "Baban seninle gurur duyardı"bana doğru eğilip fısıldadı. "bende seninle gurur duyuyorum"gülümsedim kendimi sonu gelmeyen 10 sezonluk dram dizilerinde gibi hissettim.Gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
    ***
    Güneş doğarken,uçak İngiltere'ye iniş yaptı.Yol boyunca gözüme uyku girmemişti ama benim aksime neredeyse herkes yapılan anonslara rağmen horul horul uyumayı sürdürüyorlardı.Kemerimi açtım.El çantamı koluma takıp kaçarcasına çıkış kapısının yanında duran hostestin yanına gittim.Bana baktı ve güldü.
    "İlk defa mı geliyorsunuz ?"dedi yüzünde kocaman bir gülümseme ile birlikte.Bu ne samimiyetti böyle ? anlam verememiştim fakat heyecanımı birileriyle paylaşmak için can atmıyor değildim.
    "Evet"istemsizce güldüm."çok mu belli ediyorum ?"diye ekledim.
    "birazcık"diyerek sorumun cevabını yine anlam veremediğim bir heyecanla yanıtladı.Cevap vermedim ve gözlerimi kapıya çevirmemle birlikte kapı açıldı.
    "İngiltere'ye hoş geldiniz"dedi yanımdaki fazla sevecen olan hostest ve beni kapıya doğru yönlendirdi.Tanrım ! ne acayip insanlar var şu Dünya da.Aşağı iner inmez telefonumu açtım.En az 5 kere Ajansdan aramışlar.Sanki uçakta olduğumu bilmiyorlar.Uçak biletlerini ben ayarlamış olsam yine bir şey demeyeceğim ama kabul mektubu ile uçak biletini kendileri yolladı.İçeri giriş kapılarının üstünde yazan 'London Heathrow Havaalanı' ve 'İngiltere'ye hoş geldiniz' yazılarını okudum.Derin bir nefes aldım.Buranın havası bile iyi anlamda değişikti.Telefonum çalmasıyla derin düşüncelerimden ayrılıp içeri girdim.Telefonu açtım.
    "Merhaba..Cordelia Langston ile mi görüşüyorum ?"
    "Evet ben cordelia..merhaba"diye bildim sadece
    "Ben Sarah ajansdan"dedikten sonra boğazını temizledi."Sizi görüşme için almaya geliyorlar"
    "Görüşme ?"bunu öksürerek söylemiştim çünkü bir karış su da boğuluyor gibi hissettim.
    "Evet çok şanslısınız."dedi şans mı ? ne şansı ? böyle bir şey olucağı aklımın ucundan bile geçmemişti.
    "Çok erken değil mi ?"
    "Hayır.Buraya çalışmaya geldiniz.Bunun için kabul edildiniz.Görüşmek üzere bayan Langston"telefonu yüzüme kapattı.Şimdi buradan kaçmak aklıma gelen en mantıklı planlar arasındaydı ama şunu da biliyorum ki param olmadığı için açlıktan ölürdüm.İyi tarafından bakarsak uçak biletleri bedavaya gelmişti.Kafamı iki yana salladım.Kimi kandırıyordum ? Kafamı eğip bu görüşmeye gitmek zorundaydım.Valizlerimin gelmesini beklerken kuzenim aklıma geldi.O ne çok isterdi ingiltere'ye gelmek.Nedenide şu an adını bir türlü aklıma getiremediğim müzik grubu içindi.İç çektim.Onu ve salaklıklarını şimdiden özlemiştim.İki kırmızı valizimi alıp çıkışa doğru ilerledim.Bir sürü insan üstünde şirket isimleri ve normal isimler yazan kartonları tutuyorlardı.Teker teker kendi ismimi bulmak için bakındım.İri yarı,güler yüzlü bir adamın elinde ki kartonda benim adım yazıyordu.Tereddütle yanın yürüdüm.Benim Cordelia olduğumu fark etmiş olmalıki gülümseyerek elini uzattı.
    "Merhaba ben Paul , One Direction grubunun menejeri"dedi uzattığı elini sıktım.Şimdi kuzenimin hayran olduğu grubu hatırlamıştım.One Direction.Haberi olsa kuduracağından eminim.
    "Bende Cordelia memnun oldum"gülümsedim.
#01.11.2012 13:47 0 0 0
#01.11.2012 13:46 0 0 0
  • 13 Haziran 2012 ÇarşambaReckless-2.Bölüm


    Uzuun süre sonra 2. bölüüm :)


    2.BÖLÜM
    Louis'in ağzından:
    Konuyu anlayamamıştım ama
    -Evet.(neyaniünlülerhastaolamazmı?)
    Sanırım Becky'de sınıf farklılıklarına inanalardan.Kural 1:Tanınan insanlar-yani ünlüler- sıradan insanlar gibi davranmaz(hasta olmaz,evlerinde takım elbiseyle dolaşır vb)Ama ben hiçbir zaman buna inanmadım.Belki gün gelir bir hayranıma aşık olurdum.Kim bilirTabi şuan birine aşıktım:Havuçlarıma.Ve Eleanor'a:9 O tanıdığım kızlardan çook farklı.
    Katie'nin ağzından
    Daha 1 gün önce bana Zaynle tanışmak sana mı kaldı diyen kız şimdi şaşkın şaşkın Lou'ya bakıp duruyordu.
    -Eee Beck nasıl oldun?
    -Imm gayet iyim.Abim nasıl?
    -O gayet iyi.Hatta senden daha iyi evin yolunu tuttu bile.
    Ona döndüm ve -beniaslavazgeççiremezsin- bakışı attım.
    Becky'nin ağzından
    Ne saçmalıyorsun yine Kat?Ooolamaz!Ne olur düşündüğüm şey olmazsın?
    Katie:Diğer grup üyeleri nerde Lou?
    Eeevet!Düşündüğüm şeydi.Kat Lou'yu kullanarak Zayn'le tanışacaktı ve hatta belki de(düşüncesi bile kötü)Çünkü en son Kat'in aşık olduğunu gördüğümde takıntıları olurdu.Çok kıskançlık yapardı,ama sonunda da kendisi üzülürdü.Onun üzülmesini istemiyorum.O ben üzüldüğümde hep yanımda oldu.Bu sefer ben onun yanında olacağım




    Lous'in ağzından:
    Hastaneden çıkmalıydım.Telefonumu aldım ve rehberden Harry'i buldum
    -Alo Kıvırcık?Burdan çıkmam lazım dostum.Beni kurtar.
    -Lou hemen geliyorum Caroline'lardaym da.
    -Demek beni satıyorsun ha(gülerek)
    -Ya ama öyle deme sen benim Lou'm sun ben senin Harry'in.
    -Seni seviyorum.
    -Bende seni şapşal,hemen geliyoruumm.
    Telefonu kapatıp,Kat'e baktım.
    -Imm.Kat?Sanırım taburcu oluyorum.
    -Aaaa?Öyle mi?Ama söz verdim yarın ki partiye geliyoruz.
    Becky'nin ağzından:
    Ne saçmalıyorsun Kat???Kat'e dönüp :
    -Biz bir lavaboya gidelim Katciğim.
    -Tamam Beckciğim
    Dışarı çıktım kapıyı kapattım ve:
    -Ne halt yiyosun.Partiye falan gidemem ben
    -Duymadın mı çocuğa söz verdim
    -Banane
    -Ne yani şimdi gidip çocuğa "Lou özür dilerim biz yarın gelemicez çünkü Beck benim Zayn'le tanışmamamı istiyor. dün bana bunun mümkün olamayacağını söyledi.Şimdi de konsere gelirsek ben kazanırım.AMA BAYAN BECK HER ZAMAN BENİM DEDİĞİM DOĞRU DİYOR" mu diyeceğim.
    -Kat Zayn'in senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum.Fakatt ..-ben senin üzülmeni istemiyorum.-
    -Fakat ne?Hiçbir şey bilmiyorsun Beck.Çünkü sen senn.
    -Ben..
    -Sen hiçbir zaman aşık olmadın.Her zaman kendi halinde asi bir kız oldun.Eğer dönüp bir de dünya da neler oluyor diye merak etseydin.Beni anlardın.Şimdi beni anlıyormuş gibi davranmayı kes.
    -Kat ben ne diyeceğimi bilemiyorum.-
    -Ben biliyorum.Tek duymak istediğim "Yarın seninle partiye gelicem"
    -Peki.Seni seviyorum,küs değiliz di mi?
    -Ben de seni seviyorum.One Direction'u da
    Arkadan bir ses geldi.
    -Biz de sizi seviyoruz.
    Arkamı döndüm ve baktım.Bu Harry'di.
    -Selam kızlar.Sanırım konuşmanıza kulak misafiri oldum.Bu arada ben Harry.Biliyorsunuzdur ama ben söyleyeyim.
    Dedi.Ve 32 dişini gösterek güldü.
    -Lou nerde kızlar?
    İkimizde elimizle odayı gösterdik
    Harry'nin ağzından
    Ne garip kızlar.Ama tatlılar.( Harry,sevgilin var :D)Odanın kapısını açtım:
    -Lou,dostum senin için çok endişelendik.
    -Belli gruptan kimse yok burda en azından ben göremiyorum sen görebiliyor musun?Liam,Niall,Zayn..
    -Herkesin işi var Lou,bunu biliyorsun.
    Lous'in ağzından:
    -Genelde sıradan insanlar arkadaşları hastalandıklarında yanlarında bulunup duygusal konuşmalar yapar.(Beck gibi konuştum sanırım)Sana o duygusal filmleri neden izletiyorum sanıyorsun?(Sırıtarak)
    -Hadi huysuz Lou gidiyoruz
    Diyerek beni arkasından sürükledi.Sürüklenirken kızlara doğru bağırıp:
    -Kat,yarın bekliyorum telefon numaramı odaya yazdım ara beni konserden önce sizi tanıştırmam gerekn arkadaşlarım var....
#01.11.2012 13:43 0 0 0
#18.10.2012 17:28 0 0 0
  • Liam'ın babası grubun adını "Status Single" olarak önermiş ama Zayn bunun korkunç bir isim olduğunu düşünmüş.

    -Harry ve Louis birkaç yıl önce henüz hiç tanışmadan Manchester'da The Script konserine gitmişler.

    -JLS, Harry ve Caroline ilişkisini ciddiye almıyor ve Harry'de bunu söylemişler.

    -Bir radyo programında Harry'e ailesi tarafından yakalanan en kötü yaramazlığı sorulmuştu ve Harry "Buna bir radyoda cevap veremem." demişti.

    -Harry ve Louis telefonda konuştuktan sonra kapatmadan önce Louis, "Seni seviyorum Harry." demezse Harry sinirleniyormuş.

    -Harry lavabodan çıktığında bir fan "Ellerini yıkadın mı?" diye sormuş ve Harry hayır diyerek ellerini kızın yüzüne sürmüş.

    -Harry bir kez tuvaleti kağıt ile doldurmuş ve sifona bastığı zaman gitmeyince "Boğulacağız!" diye bağırmaya başlamış.

    -Harry kanser hastası olan bir hayranı ile tanışmış ve onu kucağına alıp "Nasıl bu kadar güzel olabiliyorsun?" demiş.

    -Louis uyurgezer ve bir gece yarısı Niall onu salonda "The Jungle Book" söylerken bulmuş.

    -Niall yemek yerken fanlarının çığlık atmasından hoşlanmıyor.

    -Harry kıvırcık saçları olmadan çirkin görüneceğini düşünüyor ama bir yardım kampanyası için saçlarını kazıtabilirmiş.
#18.10.2012 17:26 0 0 0
  • Birkaç One Direction Diyaloğu :)

    Gerçek olup olmadıklarından emin değilim ama komikler :)





    Louis: "Zayn her zaman 'Tanrım çok seksiyim. Şu kızlar benimle fantazi yapıyor olmalı modunda.'
    Zayn: "Kapa çeneni lütfen !" :D

    noimage

    Liam : Bazen Niall'ın yaptığı hareketlere anlam veremiyorum, yerli yersiz çok değişik hareketleri var.
    Niall : Biz buna doğal olmak diyoruz babacık.
    Zayn : Ben kısacası dengesiz diyorum.

    noimage

    "Bir gün çiftliğe gitmiştik ve ata binmeyi teklif ettiler. Ama sadece dört tane at vardı. Bu yüzden Harry bir ineğe binmek zorunda kaldı." -Liam Payne.

    noimage

    Niall: "Kendi içimde Superman'im!" Louis: "Bende Pokemon." Harry: "Ben seksiyim." Liam: "Tapılası bir şeyim." Zayn: "Ben sadece Zayn'im." :)

    noimage

    En çok korktuğum şeylerden biride.. Hayranlarımızın bir gün bizi bırakabileceği."-Zayn Malik.

    noimage

    Hayran: Fotoğraflarının neredeyse hepsinde dilin ağzından dışarda!
    Zayn: Ne diyebilirim ki? Dışardayken çok daha rahat hissediyorum.

    noimage

    -Sahneye atılan şeyler hakkında ne düşünüyorsunuz? Herhangi rastgele bir şeylerin yağmuruna tutulduğunuz çok oldu mu?
    Louis: Kısa pantolon, südyen.
    Niall: Aslında çok fazla kısa pantolon.
    Harry: Bir tampon yüzüme çarptı.
    Liam: Harib!

    o
#18.10.2012 17:24 0 0 0
#18.10.2012 17:22 0 0 0
#18.10.2012 17:22 0 0 0
#11.08.2012 23:46 0 0 0
#28.07.2012 22:46 0 0 0