Vatan dedik,millet dedik
Çıktık yola
Dönemem geri belki ana
Hakkın helal et bana
Belki son görüşmemiz olur
Belki şehit belki gazi olurum
Sakın ağlamayın ardımdan
Gözüm kalır arkada
Hiç kimse üzülmesin
Çünkü biz vatan için savaşıyoruz
Vatan için can veririz
Oğlun şehit olursa
Ağlamayın anam çünkü
Şehit ölmez
ŞEHİTLER ÖLMEZ ANAM!!!
Mehtap
Karanlık sokakta, sessiz ve yavaş adımlarla ilerliyordum. Geçmişini bilmeyen bir insanın, geçmişini düşündüğü andaki gibi dalgındım. Ben yürümeye ederken bir anda yağmur yağmaya başladı. Sırılsıklam olmama rağmen hiçbir şeye aldırmadan yürümeye devam ettim. Etrafta hiç kimse yoktu.
Yürümeye devam ettim. Bir anda arkamdan birinin geldiğini hissettim. Evet, doğruydu. Çünkü, önüme geçti. Hiç merak etmeyen ben, bir anda onun kim olduğunu merak ettim. Ve onu takip etmeye karar verdim. Sanki takip etmemi istiyormuş gibi adımlarını benim adımlarıma göre ayarlamaya çalıştığını hissettim. Biraz dinlenmek istedim ama onu kaybettim. Tam vazgeçmiştim ki tekrar bana gözüktü. Bundan emindim, kendisini takip etmemi istiyordu. İyice meraklandım. En sonunda seninle ayrıldığımız o yere geldik ve bir anda durdu. Kim olduğunu merak ettiğim için sürekli ona bakmaya devam ettim. Ve bir anda yüzünü döndü evet o sendin. Neye uğradığımı şaşırmış bir vaziyette sana baktım. O anda gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Sanki bana inat olsun diye sürekli gülümsüyordun. En sonunda fark edebildim elindeki silahı. Yavaşça elini kaldırdın kafana götürmeye başladın tam sana dur diyecektim ki tetiğe bastın. Şimdi karşımda cansız bedenin vardı. Olduğum yere yığıldım. Kendime gelir gelmez polisi aradım. Hala yağmur yağıyordu ve göz yaşlarım yağmura karışmış bir vaziyette akıp gitti. Polisler geldi olanları anlattım. Senin yanından gelen polis elindeki bir kağıtla yanıma geldi. Adımı sordu bende söyledim. Ve elindeki kağıdın bana ait olduğunu bildirdi. Kağıdı aldım okumaya devam ettim her satırında daha çok ağlıyordum. Çünkü kağıtta;
"Yağmurlu bir günde
Sende benim için ağlarsın belki
Ama benden senin için
Ağlamamı bekleme çünkü
Ben o görevi çoktan yaptım"
Hıçkırıklarım bir tülü durmuyordu. Yazdıkların devam ediyordu. Şimdi anlıyordum niye ağlamayıp da güldüğünü. Yazdıkların devam ediyordu:
"Hep böyle bir yağmurlu günü bekleyip senin yalnız dışarı çıkmanı bekledim. Çünkü ayrıldığımızda da böyle yağmur yağıyordu. Eğer şuan benim için ağlıyorsan, beni hala seviyorsun demektir. Eğer beni seviyorsan senden son bir isteğim var cansız bedenimde, alnıma sadece bir buse kondurman."
Dediğini yaptım. Çünkü seni hala çok seviyorum. Keşke bunların hiçbiri olmasaydı. Ben bunları söylerken polisler senin cansız bedenini gözlerimin önünde alıp götürdüler. Ben hala ağlamakta ve yaptığım yanlışları, sana karşı acımasızlılarımı ve daha nicesi bunların en kötü olanı da vicdan azabıydı. Artık ağlamaktan başka yapabileceğim hiçbir şey yoktu.
MEHTAP
[main-arkaplan-muzik]261[/main-arkaplan-muzik]
Lazın biri bir gün içindekilerin hepsinin Kayserili olduğu bir uçağa biniyor.Uçağın pilot bir anos yapıyor."uçağımız düşmek üzere lütfen gereksiz eşyaları atın"herkes geereksiz eşyalarını attıyor.bir anos daha eliyor"uçağımız düşmek üzere lütfen bütün eşyalarınızı atınız" bütün eşyaları atıyorlar.bir anos daha geliyor "uçağımızın altı düşmek üzere herkes üste tutunsun herkes" tutunuyor ve uçağın altı düşüyor. ve son bir anos daha geliyor. "aranızdan bir kişi atlayacak yoksa uçağımız yere çakılacak" diyor. herkesin gözü lazın üstünde ve lazda" tamam ben atlarım ama hani alkış"..........